Döviz açığımız 390 milyar dolar

    0

    Döviz yükümlülüklerimiz ile döviz varlıklarımız arasındaki fark (basit anlatımıyla, ekonomimizin birikimli döviz açığı) 390 milyar dolara yükseldi.

    Uluslararası değerlemelerde ülkenin döviz durumu “Uluslararası Yatırım Pozisyonu” adı verilen bu açık rakamına bakılarak değerlendiriliyor.

    Olağan döviz gelirlerimiz ile olağan döviz giderlerimiz arasındaki açığı aylık olarak “Ödemeler Bilançosu”ndan izliyoruz.

    Aylık döviz hareketi açık verince “cari açık” ortaya çıkıyor. Sermaye hareketiyle de aylık ve yıllık açıkları finanse ediyoruz.

    Cari açığı finanse etmek için yurda değişik kanallardan giren dövizi kullanıyoruz, yetmeyince döviz kredisi alıyoruz.

    Bunun sonucu kamunun ve özel sektörün bir borç birikimi oluşuyor. Yabancıların borsadaki, borçlanma senetlerindeki yatırımları nedeniyle alacakları oluşuyor.
    Bütün bunlara karşı, vatandaşlarımızın da yurtdışında bankalarda paraları var.

    Yatırımları var. Alacakları var. Çift yönlü döviz hareketi sonucu ülkenin döviz varlıkları ve de yabancılara karşı döviz yükümlülükleri oluşuyor. İşte bu yükümlülükler ile varlıklar arasındaki farka “Uluslararası Yatırım Pozisyonu” deniliyor.

    Net borç yükü

    Ödemeler bilançosundaki cari açık döviz hareketindeki açığı, uluslararası yatırım pozisyonundaki açık stoktaki açığı gösteriyor.

    Uluslararası Yatırım Pozisyonundaki açık, cari açıkların birikimidir.

    Merkez Bankası üçer aylık dönemlerde Türkiye’nin uluslararası döviz pozisyonunu açıklıyor

    Uluslararası Para Fonu her ülkenin döviz pozisyonunu gösteren toplu bilgiler yayımlıyor.
    2016 yılı eylül ayı sonu itibarıyla döviz yükümlülüğümüz 610 milyar dolar. Döviz varlığımız 220 milyar dolar. Döviz pozisyonumuz net 390 milyar dolar açık veriyor.
    Varlığımız yükümlülüğümüzün yüzde 36’sı dolayında.

    Dışarıdan ekonomiyi izleyenler, yıllar itibarıyla varlıkların ve yükümlülüklerin nasıl arttığına bakarak değerleme yapıyorlar.

    Döviz varlığımız 2012 yılında 214 milyar dolardı, 2015 yılında 230 milyar dolar oldu. Bu eylül ayında 220 milyar dolara geriledi.

    Döviz varlığımızın ana kalemleri döviz rezervimiz, yurtdışındaki bankalardaki dövizler ve başka ülkelerdeki yatırımlarımız.

    Varlığımız artamıyor

    Döviz varlığı artmazken, doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları ve dış kredilerden oluşan yükümlülüğümüz arttığı için, döviz pozisyonu açığı 2010 yılında 361 milyar dolardan 2014 yılında 443 milyar dolara kadar yükseldi. 2015 sonunda 380 milyar dolardı. Eylülde 390 milyar dolar oldu.

    Dokuz ayda varlıklarda 10 milyar dolar, yükümlülüklerde 20 milyar dolar artış gerçekleşti.

    Döviz pozisyonundaki 390 milyar doların TL karşılığını hesaplayan yabancılar döviz fiyatlarındaki artışın ekonomiye getireceği yükü hesaplarken şöyle bir değerleme yapıyorlar:

    “Dolar/TL yılbaşındaki 2.9214 seviyelerini koruyor olsaydı, uluslararası yatırım pozisyonu açığının TL karşılığı 1 trilyon 138 milyar TL tutarında olacaktı.
    3.47 TL’yı aşan dolar fiyatıyla yatırım pozisyonu açığı 1 trilyon 350 milyar TL’ye yükseldi.

    Yılbaşından bu yana Türkiye’nin uluslararası yatırım pozisyonundaki kur farkı zararı yaklaşık 215 milyar TL’ye ulaştı.”

    Açık anlatımla, döviz pozisyonu açığımız dolar olarak büyük olduğu için, dolar fiyatında kısa sürede hızlı artış, açığın TL karşılığını tırmandırdığı için, döviz yükümlülüklerinin ödenmesinde risk ortaya çıkarıyor.

    Uluslararası yatırım pozisyonunda, cari fazla veren Almanya, Belçika, Danimarka, Norveç, Japonya gibi ülkeler dışında başta ABD olmak üzere çok ülkenin de açığı var. İspanya’nın açığı 1.3 trilyon dolar, Portekiz’in 270 milyon dolar, İtalya’nın 600 milyon dolar, Yunanistan’ın 300 milyon dolar dolayında.