Ekonomik büyüme tartışması

    0
    Seyfettin Gürsel
    T24.com.tr

    TÜİK hafta başında 2. çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı. GSYH yıllık artışını (2016 2. çeyreğine kıyasla) zincirleme hacim endeksi yöntemiyle yüzde 5,1 olarak hesaplıyor. Nedense bu büyüme hem içerde hem dışarda hiç olmadığı kadar sert eleştirelere ve küçümsemelere yol açtı. Adeta fırtına koparıldı. Bana sorarsanız tepkiler ve yorumların önemli bölümü nesnellikten ve ekonomik gerçeklerden kopuk; Büyümenin niteliği ve geleceği ile ilgili benim de söyleyeceklerim var ama polemik topuna girmek istemiyorum.

    Bir hatırlatmayla başlamakta yarar var: 2016 üçüncü çeyreğinden bu yana ulusal hesaplarda yeni bir yöntem ve yeni veri kaynakları kaynakları kullanılıyor. Öncesinde seçilen bir baz yılının fiyatları izleyen yıllarda sabit tutularak mal ve hizmet miktarları hesaplanıyor ve “sabit fiyatlarla reel GSYH” adı altında açıklanıyordu. Sabit fiyat dayalı hesap nispi fiyat değişimlerini göz ardı ettiği için sorunluydu ve çoğu ülkede çoktan terkedilmişti. Yeni yöntemde baz yılının fiyatları yerine her yıl için bir yıl öncesinin fiyatları kulanılıyor. Buna da Zincirleme Hacim Endeksi deniliyor. Nispi fiyatlardaki değişimlir yıldan yıla çok değşimeyeceği için bu yöntem daha sağlıklı.  Eurostat da TÜİK’e bu yönteme geçmesi için bastırıyordu.

    Geçen aralık ayında açıklanan yeni ulusal hesaplarda geçmiş büyüme oranları neredeyse iki katına çıkarılınca küçük bir kıyamet koptu. Yeni büyüme rakamları sadece yöntem değşimine değil yeni idari verilerin kullanılmasına da dayanıyordu. TÜİK epey çaba gösterdi ama herkesi tam olarak ikna edemedi.

    Bu tartışmaya bu yazıda yer yok. Şahsi fikrimi sorarsınız.özetle şunu söyleyebilirim: TÜİK doğru bir iş yapıyor. Ama bu hesaplara onun da henüz tam hakim olamadığı, alt harcama kalemlerinin geçmiş büyüme oranlarında yaptığı büyük çaplı revizyonlardan anlaşılıyor. Dahası harcamalar yönünden hesapların unusrlarından stok dteğşimi halen açıklanmıyor. Ancak bu revizyonların GSYH değşimine etkisi şimdilik sınırlı. Örneğin 1. çeyrekte yıllık büyüme yüzde 5’den 5,2’ye yükseltildi.

    Yüzde 5,1’lik büyümeye gelince. Bu benim için bir sürpriz değildi. Hatta biraz daha yüksek gelmesini bekliyordum. Büyümeyi iki kalem sırtlamış görünüyor: Yüzde 9,5 artan sabit sermaye oluşumu ve yüzde 10 artan ihracat. Yüksek ihracat artışının iki kaynağı var: TL’nin hacimli değer kaybı ve AB ekonomisinde görülen canlanma. İkincisi daha önemli ve sürecek gibi duruyor. TL ise enflasyonu dizginlemek adına sıkı para-yüksek faiz sayesinde değer kazanıyor. Bu da ayrı bir tartışma konusu.

    Yazının devamı için