Evrim teorisi mi cihat mı okutulmalı?

    0
    Ömer Dinçer
    Habertürk

    SON günlerde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı yeni müfredat tartışılıyor. Bakanlığın evrim teorisiyle ilgili kazanımları azaltması, cihat kavramını müfredata alması, eski Türkiye’yi hatırlatan tartışmalara neden oldu.

    Taraflar, ideolojik bir tavırla, sanki bu iki konu birbirinin alternatifiymiş gibi tartışıyor. Doğrusu bu tür bir ideolojik tartışmanın tarafı olmak niyetinde değilim. Sadece hararetle bu tartışmayı yapanlara birkaç soru sormak istiyorum:

    “Evrim teorisi kazanımları artırılsa ve cihat vb. kavramlara hiç yer verilmese (ki bu dönemler yaşandı), bu müfredat uygun ve yeterli olacak mıydı?” veya “Yeni programda evrim teorisi tamamıyla çıkarılsa, cihat vb. kavramlar çok daha etkin bir şekilde işlenseydi, her şey yoluna mı girecekti?”

    Sorun, işlenecek konular ve kazanımlardan ibaret değil. Esas sorun toplum olarak eğitim zihniyeti ve yaklaşım tarzımız.

    1945 yılından beri, zaman zaman müfredat değişikliği yapılır ve bazı kazanımlar eklenir veya çıkarılır. Şimdi de benzer şekilde, müfredatta sadeleştirme ve bilgi yoğunluğunu azaltma amacıyla yola çıkıldı ve bazı değişiklikler yapıldı.

    Eğitim anlayışımız, çevre değişikliklerine duyarsız (kapalı) ve aynı etkiye hep aynı tepkileri veren (mekanik) bir sistem iken, benzer usullerle değişiklik yaparak farklı sonuçlar almaya çalışıyoruz. Çünkü,

    – Müfredata bakış ve yaklaşım tarzı değiştirilmedi. Müfredatın ideolojik ve kural koyucu (normatif) yapısı bilgiyi dayatıyor.

    – Mümkün olduğu kadar fazla kazanım hedefleniyor. Çoğu kez, müfredat yenileme bazı kazanımları çıkarmak, bazılarını ortak başlık altında birleştirmek ve yeni kazanımlar eklemek şeklinde yapılıyor. Halbuki bu yöntem öğrenim programlarında bilgi yoğunluğunu azaltmıyor. Kazanımlar azalsa bile bu derslerin içeriğine veya kapsamına bir eksilme olarak yansımıyor.

    – Uluslararası karşılaştırmalara göre, daha az ders saatinde çok daha fazla kazanım sağlanmaya çalışılıyor. Bu durum, suyu bardağa kovayla dökmeye eşdeğer bir tutum.

    Yazının devamı için