Fakirimiz neden arttı?

    0
    Esfender Korkmaz
    Yeniçağ

    Ekonominin üç ayağı var… Üretim, istihdam ve gelir dağılımı. Bu üçünün dengeli gitmesi gerekir.

    Ekonomi yönetiminin işi gücü algı yaratmaktır. Bunun için büyümenin olduğu dönemlerde, ekonomiyi göklere çıkarıyor.

    Gerçekte ise büyüme var ve fakat işsizlik azalmıyorsa, gelir dağılımı daha çok bozuluyorsa, büyümenin bir önemi yok demektir.

    Yine büyüme dış borçla finanse ediliyorsa, dış borç da yatırım için alınmıyorsa,  gelecek imkanlarımızı bugünden kullanıyoruz demektir.

    Büyüme işsizliği azaltmıyorsa, bunun nedeni üretimde ithal girdi oranının yüksek olmasıdır. Büyüme ithalatı artırıyor. Ara malı ithal ettiğimiz ülkelerde istihdam yaratmış oluyoruz.

    Kaldı ki kapasite kullanım oranı düşük olduğu için, üretim artışı yeni yatırım gerektirmiyor. Dahası Türkiye’de yatırım ortamı yoktur.

    Öte yandan, büyümeden işçi ve memurun da pay alması gerekir. Ancak gördüğümüz gibi siyasi iktidar yalnızca enflasyona ezdirmeyeceğiz sloganı ile işçi ve memura büyümeden pay vermiyor. İşçi ve memur yoksullaşıyor. Bu gerçeği geçen sene TÜİK gelir dağılımı araştırmasından görmüştük.

    2001 krizinden sonra yapılan güçlü ekonomiye geçiş programında memur  maaşları hedef enflasyona bağlandı. Gerçekleşen enflasyon ise hedefin iki katına çıkıyordu. Aynı şekilde bu program çerçevesinde çiftçiye verilen destekler yarı yarıya düşürüldü ve faiz sübvansiyonları kaldırıldı. AKP iktidarından sonra da çiftçiye eski destek verilmedi.

    AKP iktidarının gelir dağılımı anlayışı farklıdır. Bu konuda bir plan ve programı mevcut değildir. Siyasi iktidar yoksul popülizmi yapıyor. Yani gelir dağılımını istihdam yaratarak değil, bütçeden mali veya maddi imkan dağıtarak yapıyor.

    Bunun içindir ki fiilen işsiz sayısı 5.5-6 milyona yükseldi. İşsizliğin artması gelir dağılımını bozuyor. Bütçeden dağıtılan parayı, aylık ücretle aynı kefeye koymak doğru değildir.

    Vergilemede adalet giderek bozuluyor… Örneğin ÖTV ve KDV gibi zengin ve fakirin aynı oranda ödediği dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı, AKP iktidarında üçte ikiyi geçti.

    Yap işlet devret yatırımlarında, siyasi iktidar yoksulun vergisi ile, zenginin arabasını finanse ediyor. Köprülerden verilen geçiş garantisi nedeniyle, 2018 bütçesini kriter alırsak, her sene bunlara 1 milyar dolar ödeniyor. Eğer bu ödeme olmasaydı, zengin arabası için daha fazla geçiş ücreti ödeyecekti.

    Oligopol piyasa yapısı kartelleşme , stokçuluk, spekülatif kârlara neden oluyor  gelirlerin belirli ellerde toplanmasına yol açıyor.

    Kayıt dışı istihdam nedeniyle, çalışanlara düşük ücret ödeniyor. Bu hem diğer firmalara karşı haksız rekabet yaratıyor. Hem de çalışanın eline daha düşük  ücret geçiyor.

    Özelleştirme nedeniyle kamu altyapı yatırımları yerli veya yabancı özel sektörün eline geçti. Özel sektör aynı hizmeti daha pahalı satıyor.

    Yazının devamı için