İdlib, denize çıkmak ve analiz sorunu

    0
    Nihat Ali Özcan
    Milliyet

    Geçen hafta Özel Kuvvetler, zırhlı, topçu ve komando birliklerinden oluşan unsurlar Suriye sınırına intikal ettiler. Bazıları “Gerginliği Azaltma Bölgesi” oluşturmak için İdlib’e girdi. Önümüzdeki günlerde diğer birlikler de peyderpey girecekler.
    Güvenlik ortamının belirsizliği, İdlib’in iç çeperlerinde görev yapacak birliklerin yanı sıra takviye birliklerin de sınırda yığınak yapmasını gerektiriyor. Tehdidin ölçeği, görevin karakteri, coğrafya, cepteki nüfus yoğunluğu dikkate alındığında, görevin uzun zaman alacağını, kuvvetin ise hatırı sayılır ölçekte olması gerektiğini söylemek abartı olmaz.
    Açıklamalara göre, İdlib harekâtının birden fazla politik amacı var. Biri de, PKK/PYD’nin Akdeniz’e ulaşarak bir terör koridoru kurmasına mani olmak. Buna göre, PKK/PYD’nin mevcut koşullarda batıya ilerleyerek denize çıkmasına ramak kalmış durumda. Gerçekten de çeşitli renklerde boyanmış orta ölçekte bir Suriye haritasına, sosyal medyaya, söylemlere, arzulara, hırslara bakınca bunun mümkün olduğunu düşünebiliriz.
    Oysa Ortadoğu’da olup bitenler, mevcut veriler soğukkanlı olarak ele alındığında söz konusu analize dair kuşkular artıyor. Hatalı analizlerin, hatalı kararlar alınmasına neden olacağı, Türkiye’yi yanlış hedeflere sevk edeceği, kaynaklarını ve kuvvetlerini hatalı kullandırabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.
    PKK terör örgütü, İran, Irak, Suriye ve Türkiye’yi bir bütün olarak okur. Bununla birlikte her zaman stratejik önceliğini Türkiye’ye vermiştir. Ancak, Irak’ın işgali ya da Arap Baharı gibi yeni gelişmeler, yeni fırsatlar ortaya çıkardığında örgüt sıklet merkezini hızla ve geçici olarak değiştirir.
    Bugün sadece PKK için değil, tüm aktörler için çok daha karmaşık ve belirsiz bir tablo olduğunu söyleyebiliriz.

    Yazının devamı için