İlişkilerde yeni meydan okuma: Trump’ın İran stratejisi

    0
    Burhanettin Duran
    Sabah

    Türkiye ve ABD arasındaki vize krizi bir komisyon kurularak aşılmaya çalışılırken ikili ilişkilerde yeni bir meydan okuma ortaya çıkıyor. İran‘ın Ortadoğu’da nasıl sınırlandırılacağı ve Türkiye’nin tavrının ne olacağı. Trump yönetiminin kapsamlı yeni İran stratejisi dün açıklandı. Bu satırlar yazıldığında henüz Başkan Trump konuşmasını yapmamıştı.
    Trump’ın gönlünün 90 günde bir onay için önüne gelen İran nükleer anlaşmasını onaylamamaktan yana olduğu biliniyor. Zaten Trump genel olarak çok taraflı anlaşmalara değil iki taraflı anlaşmalara sıcak bakıyor.
    TPP ve Paris iklim anlaşmalarına bakışına paralel olarak İran anlaşmasını da böyle görüyor. Ancak Savunma Bakanı Mattis ve Dışişleri Bakanı Tillerson nükleer anlaşmanın onaylanmasını istiyor. Onaylanmamayı İran’ın daha hızlı şekilde nükleer silah sahibi olacak bir süreci başlatacağını düşünüyorlar.

    ***
    Obama’nın İran ile imzaladığı bu anlaşmayı “ABD’nin en kötü anlaşması” olarak gören Trump’ın önünde iki seçenek var.
    İlki onaylamayarak Kongre’nin önüne götürmek ve 60 gün içinde İran’a yeni yaptırımlar getirilip getirilemeyeceğini görmek. İkincisi bir kere daha onaylamak ancak anlaşmayı yenileme gereğini gündemde tutmak.
    İran’ın anlaşmanın kurallarına uyduğunu ABD kurumları bile kabul ederken Trump’ın onaylamamayı seçmesi Avrupa’nın, Rusya ve Çin’in karşı çıkması ile sonuçlanacaktır.
    Trump’ın basına sızan kapsamlı İran stratejisinin diğer unsurlarına bakalım.

    ***
    Metne göre Trump, “İran hükümetinin istikrarsızlaştırıcı etkisini nötralizeetme,” “saldırganlığını” ve “Devrim Muhafızları üzerinden terörizme verdiği desteği engellemeye” odaklanacak.
    Yine bölgede “daha istikrarlı bir güç dengesini restore etmek” ve “İran yıkıcılığını engellemek için ABD’nin “geleneksel ittifakları ve bölgesel işbirlikleri canlandırılacak.
    Metinde, Obama yönetimlerinin yanlış çekilme” politikaları yüzünden İran’ınboşluklardan” istifade ederek “kötücül aktivitelerini” artırdığı öne sürülmüştür.
    İran’ın diğer yıkıcı aktiviteleri şunlar: “Balistik füze geliştirilmesi, terörizme maddi-mali yardım, Esad rejiminin zulmüne destek, İsrail’e düşmanlık, İran körfezinde gemi ulaşımını tehdit etmek, ABD, İsrail ve Ortadoğu’daki diğer ABD müttefiklerine siber saldırılarda bulunmak, insan hakları ihlalleri ve ABD vatandaşları dahil yabancıların keyfi olarak tutulması.” Bir diğer vurgu dikkat çekici: “15 yıldır ABD yönetimleri kısa vadeli Sünni aşırıcılık tehdidine odaklanırken uzunvadeli İran destekli militanlaşmayı ihmal etmiştir.” Trump’ın hedefi öncelikle Suriye, Irak ve Yemen çatışmalarında yer alan ve Suudi Arabistan ile BAE’yi tehdit eden “Devrim Muhafızları’nı sınırlandırmak.

    ***
    Trump’ın İran politikasının uygulama şeklinin ABD’nin Ortadoğu’daki müttefiklerine “ciddi yükler” getireceği kanaatindeyim.
    İran’ı sınırlandırma politikasını gönülden destekleyen İsrail, S.Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri için bu kapasite ile alakalı.
    Zira Trump, İran karşıtlığında uluslararası bir dayanışma kuramadığı durumda ağırlıklı yük bölgesel müttefiklerin üzerine kalacaktır.
    Burada Türkiye’nin tavrı kritik olacak.

    Yazının devamı için