Karar’a nasıl geldim?

    0
    Akif Beki
    Karar

    Bizim mesleğin erbabına yapılacak en ahlaksız teklif, vicdana sadakatsizlik istemektir. Doğru bildiklerine ihanet etmesini beklemektir. Yani gerçeği başkalaştırmasını, gördüğünden farklı bir şeymiş gibi göstermesini talep etmektir. O da kalemini satması demektir.

    Gerçeğe gözlerini kapamasını, kulaklarını tıkamasını, resmi görüşlere uymayan fikirlerini kendine saklamasını istemek bile bunun yanında hafif kalır.

    Görmezden, duymazdan gelmek hiç değilse pasif aldatmaya girer. Uyuyanları uyandırmaz ama uyanık bilinçleri aldatmacayla, kandırmacayla uyutmaktan bir derece daha masumdur.

    Oysa hakikatin başkalaştırılmasına aktif katkı, meslek ahlakına, fikir namusuna taammüden ihanet…

    ŞAHISLAR ALINMASIN SÖZÜM ATMOSFERE

    Bu ahlaksız teklifin illa bir pazarlık masasında, karşınıza oturan birileri tarafından harfi harfine söze dökülerek yapılması gerekmez.

    Vicdana sadakatsizliği reddetmek hıyanet sayılıyorsa, o baskı altında her söz sahibi zaten zorunlu olarak bu teklife muhataptır.

    Hatta en ufak bir eleştiri kriminalize ediliyorsa…Özgür bir tartışma ortamını savunmak hainleştirilme gerekçesi oluyorsa… İtiraza ihanet, çok sesliliğe de fitne deniyorsa ortada başka bir teklif zaten yoktur. Kabule zorlandığınız tek seçenek, bu tekliftir.

    Ve mecbur tutulduğunuz bu dayatmayı reddetmek, artık mimlenmekle, damgalanmakla başlayan otomatik bedeller üretiyordur. Şucusunuzdur, bucusunuzdur, ya o aklın veya bu aklın uşağısınızdır…

    Sonuçta çatlak ya da aykırı ses çıkarıyorsanız, muhakkak düşmanla bir şer ittifakınız, bir dış bağlantınız, bir şeytani planınız vardır.

    Düşünce özgürlüğü böyle böyle el konulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez tabii bir hak, meşru bir ferdi eylem olmaktan çıktı, adeta örgütlü suça girdi.

    BÜTÜN SUÇ VASATTA

    Yazının devamı için