Kitaplarla barışmadan başaramayız

    0
    Ahmet Talimciler
    T24.com.tr

    Yaşadığımız bütün olumsuzluklar karşısında kendi dışımızdakileri suçlama alışkanlığımız oldum olası işimize geliyor. Buna karşın sorumluluk alma ve neden böyleyiz sorularının yanıtlarını arama meselesine odaklandığımız zaman işler değişmeye başlıyor. Her şeyden önce okuma ve düşünme ile kurduğumuz ilişki daha en başından itibaren son derece sakat bir zemin üzerinde yürüyor. Böyle olduğu için de son derece pragmatist bir anlayış üzerinden olup bitenleri kendi çıkarları doğrultusunda görme eğilimli kitleler yetiştirmeyi matah bir şey sanıyoruz. Öte yandan veriler her geçen yıl var olan kötü konumumuzun daha da kötülediği bir tabloyu önümüze koymayı sürdürüyor.

    Eğitim sistemimiz içerisinde birer papağan pozisyonuna indirgediğimiz ve sadece zaman doldurmaları için okullara kapattığımız çocuklarımızın, sınav sonuçları maalesef tam anlamıyla fecaat. Uzun bir süredir sadece test çözen ve bunu ne kadar çok hızla yaptığını ortaya koyabilen öğrenciler yetiştirmeyi hedefledik. Okulun, gündelik hayat içerisindeki öğrenme ve eğlenme fonksiyonu dışarıda bırakılırken robotlaşan bir anlayışla verilen dersler ön plana çıkartılmaya başlandı. Tablet ve akıllı telefonlarla farklılaşan kuşaklar ardı arkasına gelmeye başladıkça eğitim sistemimizin alarm çanları daha da hızlandı. Sadece ilkokullarda, ortaokullarda veya liselerde değil üniversitelerde de ellerinden telefonu düşürmeyen bir kitle ile karşı karşıya kaldık.

    Gelen dalganın ne kadar yıkıcı olabileceğini öngöremediğimiz için de her zaman olduğu gibi yine hazırlıksız yakalandık. Kitap okumanın öneminden istediğiniz kadar bahsedin artık bu durumun gündelik hayatta bir karşılığı olduğuna inanmayan çok büyük bir kitle var karşımızda. Böyle olduğu için de gelecekle kurulan irtibat dünyasında, eğitim eskisine oranla çok daha aşağılarda bir yerlerde kendisine yer bulmaya zorlanır hale geldi.

    Uluslararası yayıncılar birliğinin 2016 yılı verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen kitap sayısı 8,4 olarak gösteriliyor. TÜİK verilerine göre ise, kitap okumak ülkemiz insanlarının ihtiyaç listesinde 235.sırada zorlukla yer buluyor. Ülkemizde basılı kitap sayısı artıyor buna karşın kitap okuma oranı ise yükselmiyor. Yani yeni nesillerin kitapla kurmuş olduğu bağlantıda bir kopukluk söz konusu ve bu kopukluğu gideremediğimiz takdirde işimiz önümüzdeki elli yıl içerisinde çok daha zor olacak. TÜİK verilerini okumaya devam ettiğimizde karşımıza çıkan rakamlar durumun vehametini ortaya koyma açısından adeta ibretlik bir tablo görünümündeler.

    Kitap okumaya ayırdığımız süre ortalama sadece bir dakika ile sınırlı iken televizyon izlemeye ortalama 6 saat ve internette gezmeye 3 saat ayırıyoruz. Türkiye, kitap okuma oranını dayalı ülke sıralamasında; binde bir oranla dünya genelinde seksen altıncı sırada yer alıyor. Buna karşın en fazla kitap okuyan ülkeler ise yüzde 21’er oranla Fransa ve Britanya. Dünyada kişi başına kitap harcaması 1.3 dolar; ülkemizde ise bu rakam sadece 25 sent. Kitap okuyucularımızın yüzde 65’i aşk, yüzde 24’ü siyasi, yüzde 13’ü düşünce ve yüzde 7’si ise kişisel gelişim kitaplarını tercih ediyorlar. En son ve durumumuzu en iyi anlatan istatistik ise çocuklara kitap hediye edilmesi sıralamasında 180 ülke içerisinde 140.ıncı sırada yer alıyoruz.

    Yazının devamı için