Krizleri anlama ve çözme sorunu

    0
    Kemal Öztürk
    Yeni Şafak

    Çok değil bundan üç-dört yıl önce “son dakika” dediğimiz acil kodlu haber yayını ender olurdu. Krizimiz ve büyük sorunlarımız azdı çünkü.

    Şimdi neredeyse saat başı telefonumuza “son dakika” alarmı düşüyor. Hepsinde hop oturup hop kalkıyoruz.

    İki sebebi var bu durumun:

    Birincisi, dünyanın ve ülkenin uğraştığı krizler, sorunlar çok arttı. Gerçekten de insanı alarma geçirecek gelişmeler yaşıyoruz.

    İkincisi, “son dakika” uyarısının suyunu çıkardılar. Her şey ve her gelişme acil koduyla yayınlanıyor ki, tam rezalet. Bu yüzden alıştık, sadece hop oturuyoruz.

    Şimdi son on günde yaşadığımız krizlere bakalım:

    K. Irak referandumu.

    İdlip’e operasyon.

    Afrin’e operasyon.

    Suriye’de çatışmasızlık alanları için Astana görüşmeleri.

    Almanya ile kriz.

    TEOG’un kaldırılması.

    Tüm bu konular hepimizin gündeminde. Bu yüzden de her saat başında bir son dakika düşüyor.

    Peki bu kriz konularını nasıl okuyoruz? Nasıl analiz ediyoruz ve çözümlüyoruz? Sonunda sağlıklı bir çözüme kavuşuyor muyuz? En azından anlıyor muyuz?

    Benim gördüğüm krizi anlama ve çözümlemede sorunlarımız var. Kriz türleri ve dereceleri farklı farklı olsa da, sorunu çözümleme konusunda yaşanan problemler ortak.

    Benim tespit ettiğim ortak nedenler şunlar:

    DOST-DÜŞMAN TANIMLAMASINDAKİ SORUN

    Eğer uluslararası siyaseti, global kurallara göre oynayacaksak (ki oynamak zorundayız, aksi duruma gücümüz yetmiyor), o zaman en başta dost ve düşman tanımlarını yeniden yapmalıyız. Ne dostluklar, ne de düşmanlıklar bakidir. Bugün dost olduğunla yarın düşman olabilirsin ya da tam tersi. Hatta aynı anda hem dost, hem düşman da olabilirsin.

    O zaman buna göre davranmak, buna göre konuşmak, buna göre strateji belirlemek lazım. Aslında dostluk değil, müttefiklik vardır. Düşmanlık değil, çıkar çatışması olur. Böyle tanımlamak zorundayız.

    DUYGUSAL TEPKİLER

    Rusya ile bozuştuğumuzda, eteğimizdeki tüm taşları döküp, ne kadar düşman olduklarını dünya âleme anlatmak da, barıştığımızda ‘Putin Reis çok yaşa’ demek de aynı derece yanlıştı. Amerika, Almanya, Hollanda, K. Irak, Suriye, İran, İsrail, Suudi Arabistan ile yaşanan krizler de aynı sorun ortaya çıktı.

    Duygusal tepkiler, duygusal demeçler, duygusal kararlar en büyük problemimiz oldu. Söylediklerimizin tersini yapmak zorunda kaldığımızda, önümüze düşen haber kupürlerinin tamamı duygusal tepkilerden oluşan demeçlerdi.

    POPÜLİZM, HAMASET, SLOGAN

    Yazının devamı için