Mücadele ettiğin şeye dönüşmek

    0
    Yusuf Ziya Cömert
    Karar

    Bugün uzun zamandır görüşmediğimiz eski bir dostum beni aradı. Biraz hasbihal ettik.

    70’lere uzanır mı bilmiyorum, ama 1980’lere uzanır dostluğumuz.

    Şimdi adını ansam, bir sürü spekülasyon olur.

    Dedi ki, sohbetimiz arasında, “Diyelim, bize yasaklanmış bir meyve var. Burada yetişmeyen bir meyve. Biz o meyveyi yemiyoruz. Çünkü yok. Şimdi, o meyveden yeme imkanına sahip olmadığımız için, o meyveyi yememekle iftihar edebilir miyiz?”

    “Bizim imtihanımız kolaydı eskiden. Elimizde bir şey yoktu. Biz, Allah’tan bizi büyük şeylerle imtihan etmesini istedik. Parayla, güçle, makamla, kadınla, iktidarla… Allah da bize istediğimiz imtihanı verdi. Sonunda, zorla talep ettiğimiz imtihanı kaybettik.”

    ***

    Hatırladım, başımızdan geçmemiş, dolayısıyla muvaffak olmadığımız bir imtihan hakkında, hatta başkasının kaybettiği bir imtihan hakkında ileri geri konuşmaktan bile sakındığımız zamanları.

    “Yaptığımız işleri söylemedik, reklamını yapmadık. Yanlış mı yaptık acaba?” diye sordu.

    “Allah rızası için yaptığın şeyin reklamını yapmana lüzum yok” dedim. “Allah görür. Ama rızayı başkasından bekleyenin reklam yapması lazım.”

    Son zamanlarda, bizim insanlarımızın arasında böyle özeleştiri konuşmalarının yaygınlaştığını görüyorum.

    Eğer bu özeleştiriler davranışlarımıza yansırsa, iyiye alamettir.

    Yoksa, gide gide, sevmediğimiz, kaçtığımız, sakındığımız şeylere dönüşmek gibi bir afetle karşı karşıya geliriz.

    Yoksa geldik mi?

    Yazının devamı için