Nedim’in en büyük marifeti

    0
    Yusuf Ziya Cömert
    Karar

    Bugünden bakınca tarihteki iniş ve çıkışları teşhis etmek kolaydır.

    Kronoloji önümüzde. İşte, Viyana önlerine kadar varmışız.

    Sonra da geri geri, İstanbul varoşlarına kadar çekilmişiz.

    Demek ki önce ilerlemişiz, sonra gerilemişiz.

    Ulan kolaymış bu tarih!

    Değil.

    Niye değil olduğunu geniş zamanda anlatırım.

    Büyük şairimiz Nedim’in yaşadığı zamanlar, bugünden bakılınca, ‘duraklama devri’ dediğimiz yıllara rast geliyor.

    Fakat, tarihin içinde yaşayanlar nasıl fark etsin, duraklıyor muyuz, geriliyor muyuz, ilerliyor muyuz?

    ***

    En azından, Nedim, nasıl fark etsin?

    Her şey iyi. Kavga gürültü yok.

    “Gülelim, eğlenelim, kam alalım dünyadan.”

    Başka yapacak ne var?

    “Gidelim serv-i revanım yürü Sa’dabade.”

    O günlerdeki sefahati görüp ‘başımıza taş yağacak’ diyenler mutlaka olmuştur.

    (Sonradan yağdı taş. Her taraf hak ile yeksan oldu. Adını biliyorsunuz, Patrona Halil.)

    Sadabad gecelerinde, sırtlarına mum dikilmiş kaplumbağalar rengarenk lale bahçelerinde kaplumbağa adımlarıyla yürürken, kimin aklına gelir Patrona Halil?

    “Erişdi nevbahar eyyamı açıldı gül-i gülşen

    Çerağan vakti geldi lalezarın didesi Ruşen.”

    Böyle bir havada, kim dinler ‘başımıza taş yağacak’ diyeni?

    (Bu arada, Patrona Halil’in Bayazıt’taki hamamının çok kötü, çok beceriksizce restore edildiğini de söyleyeyim.)

    Herkes, güçlü vezir Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın peşine katılmış gidiyor.

    Nedim de dahil.

    Yok garezim Nedim’e. Şu fani dünyada şiirden aldığım hazzın hatırı sayılır bir kısmını Nedim’e borçluyum.

    Nedim o devirde kurulan tercüme heyetlerinde vazife yapmıştır. Bir müderristir aynı zamanda. Yani, ilim, irfan sahibidir.

    (Sakın Nedim’den bir molla çıkarmaya çalıştığımı düşünmeyin. ‘Nim sun peymaneyi, saki tamam ettin beni’ diyebilen bir adamın molla olma ihtimali pek zayıftır.)

    Lale Devri’ne de garezim yok.

    Lale Devri’nin laleye ve Sadabad’a indirgenmesi haksızlıktır.

    İpin ucu kaçmasaydı, bir imar ve restorasyon devri olarak geçebilirdi tarihe.

    Olmadı. Zıvanadan çıktık.

    Yazının devamı için