Nerede o eski bayramlar nostaljimiz

    0
    Mustafa Öztürk
    Karar

    Yaş kemale erdikçe, “Nerede o eski bayramlar!” diye dile gelen özlemimiz kesifleşir. Peki, bu özlem sırf eski bayram özlemi midir? Bugünküyle kıyaslandığında eski bayramlar çok daha güzel mi yaşanırdı? Yoksa güzel olan şey geçmiş yıllarımız mıydı? Kendi hayat hikâyem ve hissiyatıma istinaden diyebilirim ki yaş ilerledikçe daha çok özlem duyulan şey eski bayramlardan ziyade, mazide kalan mutlu anlar ve zamanlardır. Hemen herkes için mutlu zamandan maksat çocukluk çağı olmalıdır. Çünkü çocukluk bu dünyada kısa ömürlü yalancı bir cennet, hatta “dünya sanki insanoğlu çocukluk denen doyumsuz mutluluğu yaşasın diye yaratılmış” gibi naif bir düşünceyi zihne düşüren bir çağdır.

    Çocukluk yıllarını bugünkü Myanmar Arakan, Suriye, Filistin gibi coğrafyalarda olduğu gibi adeta cehennemde yaşar gibi yaşamış sayısız insan da var kuşkusuz; fakat yine de çocukluk insan hayatındaki mutluluğun nirvanasıdır. Çocuklukta yaşanan doyumsuz mutluluk belki her şeyden çok masumiyet, saflık, temizlik, yani şer ve günahtan bihaber olmak ve pisliğe bulaşmamakla alakalıdır. “Nerede o eski bayramlar” nostaljisi de kanımca eski zamanlardaki bayram âdetlerinin daha sıcak olmasından ziyade, çocukluk dönemindeki masumiyete ve henüz kirlenmemişliğe duyulan özlem olmalıdır. Bu özlem eski dostluklar, eski arkadaşlıklar, eski aşklar diye de çoğalır. Ayrıca geçmişe duyulan özlem, erişkinlik çağlarında kire bulaşma katsayısıyla doğru orantılıdır.

    ***

    Ömür sermayesi suyunu çekip bir ayak çukura basar hale gelip ölümün soğuk yüzü kendini fark ettirince çocukluktaki masumiyete duyulan hasret iç geçirme şeklinde belirir ve onulmaz yara gibi acı verir. Kirlenmişlik duygusu ise özellikle ramazan ve kurban bayramları gibi manevi havası yoğun iklimlerde ince bir sızı gibi hissedilir ve bu sızı ister istemez çocukluk masumiyetine dair büyük bir özleme dönüşüverir. Öte yandan, yıllar ilerleyip yaş kemale erdikçe sayısız pisliğe bulaşıp kir pas içinde kalmak hayat memnuniyetini azaltır. Memnuniyetsizlik azalınca bezginlik, bıkkınlık, yorgunluk hissiyatı çoğalır. Hayat hengamesinde bir taraftan sorumlulukların ezici hale gelmesi, sukût-i hayaller ve kederlerin üst üste binmesi, diğer taraftan yıpranmış bünyemizin sık sık alarm vermesi, hastalıkların yakamızı bırakmaz hale gelmesi, keza yaş kemale erdikçe algı kadrajımıza yeni ve güzel şeylerin pek girmemesi ve her yeni günün adeta usandırıcı bir tekrar haline gelmesi gibi durumlar da hayat memnuniyetinin azalmasında önemli rol oynar. Fakat yine de en başat faktör çocukluk çağındaki masumiyetin kaybolması ve bu büyük kaybın heyhatlar, nedametler eşliğinde derin bir mutsuzluğa yol açmasıdır.

    Yazının devamı için