O bayrağı neden salladılar?

    0
    Yıldıray Oğur
    Karar

    Bu soruya cevap vermeye çalışmadan önce biraz mıntıka temizliği yapmalıyız.

    Hayır, Irak’ta Kürtlerin yaşadığı yerler “vaad edilmiş topraklar” ya da ‘arz-ı mevdud’un sınırları içinde değil.

    ‘Vaad edilmiş topraklar’ın neresi olduğuyla ilgili de iki yorum var.

    İlk yorum Tevrat’ta Tekvin Bab 15’e dayanıyor: “ O gün Rab, Avram’la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: “Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları senin soyuna vereceğim.”

    Bu yoruma göre ‘vaad edilmiş topraklar’ın sınırları Nil’den Fırat’a kadar uzanan topraklar. Yani ne Türkiye ne de Irak Kürdistan’ı bu toprakların içinde. Tabii bunu bilmek için Fırat’la Dicle’yi karıştırmayacak kadar coğrafya bilgisine sahip olmak yeterli.

    Ayrıca, Tevrat’ta bu hitabın muhatabı olan Avram da Hz. Musa değil, Hz. İbrahim. Hz. İbrahim’in de iki eşinden iki oğlu var. İshak ve İsmail. Yahudilere göre kendi soyları Hz. İshak’ın oğlu Hz. Yakup (İsrail diye anılıyor) ve onun oğlu Yehuda’dan geliyor. Hz. İsmail ise Arapların atası. Yani aslında Tevrat’ta Avram’ın soyuna ‘vaad edilmiş topraklar’ sadece Yahudilere değil, Araplara da vaad edilmiş.

    Esas olarak Siyonistlerin de ‘vaad edilmiş topraklar’ olarak kabul ettiği harita ise Tevrat’taki başka bir ayete dayanıyor.

    Bu vaad edilmiş topraklar, Hz. Musa’nın Yahudileri Mısır’da Firavun’un zulmünden kaçırıp getirdiği coğrafya. Yani Kenan diyarı. Tevrat’ta çölden kaçışın anlatıldığı ‘Çölde Sayım’ bölümünün 34. Bab’ının 1’de şöyle deniyor: “İsrailliler’e de ki, ‘Mülk olarak size düşecek Kenan ülkesine girince, sınırlarınız şöyle olacak.’ Buradan  12’inci baba kadar bu sınırlar ayrıntılarıyla tarif edilmiş. Tarif kuzeyde Lübnan Dağları, doğuda Ürdün Nehri ve güneyde Sina Çölü’nü yani neredeyse bugünkü İsrail’e uyuyor.

    ***

    Hayır, Beşiktaş’a asılmış o pankartta yazıldığı gibi Barzani ailesi Yahudi değil.

    Mezapotomya’da 2500 yıldır Yahudiler yaşıyor. İstanbul, İzmir, Edirne’de olduğu gibi Bağdat, Erbil, Süleymaniye’de yaşayan Yahudiler de var. Hatta Hakkari’de 20. Yüzyılın başlarına kadar Yahudi aşiretler bile vardı. İstanbul’da yaşayanlara Türk Yahudileri denildiği gibi Bağdat’ta yaşayanlara Arap, Erbil’de yaşayanlara da Kürt Yahudileri deniyor. Herkes yaşadığı yerin dilini konuşuyor.

    Kürt Yahudiler 16. Yüzyıldan itibaren Filistin’e doğru göç etmeye başlamışlar. Kalanlarsa 20. Yüzyılın başından itibaren Yahudileri İsrail’e çağıran Siyonist hareketlerin etkisiyle, İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve sırasında yükselen Yahudi düşmanlığı ve Yahudilere karşı saldırılar sonucunda ve tabii ki 1948’de İsrail’in kurulmasından sonra Filistin topraklarına doğru göç ettiler.

    En büyük göç dalgası 1951 yılında yaşandı. İsrail,  Irak’taki 130 bin Yahudi’yi, Kıbrıs ve o sıralardaki müttefiki İran üzerinden uçaklarla İsrail’e taşıdı. (Operasyona Eski Ahit’te Yahudileri Babil’deki esaretten kurtarıp İsrail’e göç ettirdiği anlatılan peygamberlerden hareketle Ezra (Üzeyr) ve Nehemya adı verilmişti)

    Filisitin’e 16. Yüzyılda göç etmeye başlayan Kürt Yahudilerinden geri kalanlar da 1948 ve 1951 arası bu göçlere İsrail’e yerleştiler. Bugün İsrail’de İstanbul’dan, Edirne’den göç etmiş Türk Yahudileri gibi Kürt Yahudileri de yaşıyor ve nüfuslarının 200 bin civarı olduğu tahmin ediliyor.

    Kürt Yahudilerin bir kısmının yaşadığı yer Erbil’in kuzeyinde Zap Nehri’nin kenarındaki Barzan şehriydi. Hatta 16. Yüzyılda yaşamış ilk kadın Yahudi Rabbi kabul edilen Asenath Barazani de buralı. 1940’larda İngilizlere karşı İsrail’in kurulması için silahlı mücadele veren Lehi’nin kurucularından Moshe Barazani de, 1920’lerde Irak’tan İsrail’e göç etmiş, Barzanlı bir Yahudi aileden geliyordu.

    Soyadlarındaki Barzani adı, Abdülkadir-i Geylani, Mevlana Halid-i Bağdadi gibi doğdukları yerden geliyor.

    Tıpkı Molla Mustafa Barzani, Mesud Barzani’nin adının geldiği gibi.  Buradan hareketle Barzani’ye Yahudi diyenler için hikayenin bundan sonrası biraz acıklı olabilir.

    Yahudilerin çok uzun yıllar Barzan’da rahatça yaşamalarının sebeplerinden biri burada yüzyıllardır bulunan Nakşi tekkesinin sağladığı hoşgörülü ortamdı.

    Barzânî ailesine mensup Nakşi-Hâlidî şeyhlerinin ilki olan Şeyh Tâceddin’in kurduğu Barzan Tekkesi’nde postnişine silsile halinde Şeyh Abdurrahman, Şeyh Abdullah, Şeyh Abdusselam, Şeyh Muhammed oturdular. Sonra sırasıyla oğulları Şeyh Abdusselam, ardından kardeşi Şeyh Ahmed geldi. Şeyh Abdüsselam ittihatçılar tarafından asılınca, kardeşi Şeyh Ahmed 1932’de İngilizlere başkaldırdı. Yanında da onun tedrisatında yetişmiş küçük kardeşi Molla Mustafa Barzani vardı. Molla sıfatı da buradan geliyor.

    Barzanilerin Yahudi olması şöyle dursun, bunu iddia edenlerin pek çoğundan daha eski ve köklü sağlam İslam bağları olan, bölgedeki en etkili Nakşi-Halidi dergahlarından birinin başındaki bir aileden bahsetmekteyiz.

    ***

    Hayır, Barzaniler  bir Aşiret ya da Kabile de değiller, o yüzden onlara aşiret ya da kabile reisi de denemez.

    Yazının devamı için