O kampın dehlizlerinde 2 saat

    0
    Nagehan Alçı
    Habertürk

    Bazı anlar insana temel kavramları düşündürür. O andan sonra başkasındır artık. Çarşamba gününden beri insan hayatında çok nadir olan böyle anlardan üst üste yaşıyorum. Dün bu köşede Kutupalong Kampı’ndan ilk izlenimleri okudunuz, Emine Erdoğan ve beraberindeki heyetin fotoğraflarını gazetede gördünüz. Ama gerçeğe dokunmak için çoğu zaman ona uzaktan bakmak yetmez, tekil hikâyelere inmek gerekir.

    Bangladeş için apar topar bavulumu yaparken bunu düşünüyordum. Seyahat çok kısa sürede organize edilmiş, Türkiye’nin hem Myanmar’da bu katliamın yaşandığı bölgeye hem de Bangladeş’e sığınan Arakanlılara ulaştıracağı yardımlar belli olduktan sonra o yardımlarla birlikte Emine Erdoğan’ın da oraya gitmesi fikri doğmuştu. Hatta her şey öyle hızlı oldu ki biz Yeşilköy’de uçağın içinde beklerken rotamızın üzerindeki ülkelerden uçuş izni henüz geliyordu. 7 saati aşkın süren bir yolculuğun ardından Bangladeş’in başkenti Dakka’ya vardık ve kapılar açılır açılmaz feci bir nemin içine düştük. Saat sabahın 3’üne yaklaşıyordu ve ertesi sabah 9’da yeniden bir uçak yolculuğu bizi bekliyordu.

    BİTMEYEN YOLCULUK

    Yazının devamı için