Oğuz Atay’ı kim öldürdü?

    0
    Ahmet Kekeç
    Star

    Sabah yazarı Hasan Bülent Kahraman’dan cesaret alarak yazıyorum:

    Bir vakitler, “Ne buluyorlar şu Borges’te?” diye bir cümle kurmuştum da, okur-yazarlığı tescilli arkadaşlardan tepki görmüştüm.

    Ne bulduklarını gerekçelendirecek donanıma sahip kişilerdi ama “bulduklarını”zannettikleri şey konusunda bugüne kadar ikna edici bir gerekçe koyamadılar ortaya.

    Söylenenler, edebiyat “kanon”u tarafından bolca kullanılmış ve tüketilmiş genelgeçer tanımlamalardan fazlasını içermiyordu.

    Peki, ben ne aramıştım da bulamamıştım?

    Doğrusu Borges okurken (aşağı yukarı Türkçede yayımlanmış bütün öykülerini okudum), bir “tatmin” peşinde olmadım. Herkes okuduğu ve çokça bayıldığı için okuduğum/okumak zorunda kaldığım bu “dev yazar”ın tadımlık kabilinden sunduğu (Doğu anlatılarında fazlasını bulacağımız) “hikmet kırıntıları” beni çekmedi.

    Hele o sürreel öyküler…

    İnsanı ve hayatı kendi “gerçekliği” içinde anlatan hikâyeleri daha çok seviyorum galiba… “Kazık” tabir edilen metinlerden, sözgelimi Faulkner ve Woolf’un yazdıklarından hoşlanıyorum, modern edebiyatın verimlerini daha “çekilir” buluyorum ama modern ötesini de kurcalayan Borges’e tahammül edemiyorum.

    Başıma bir şey gelmeyecekse, Kafka’nın romanlarını da sevmiyorum.

    Harikulade öyküleri vardır ama romancı olarak Kafka bana bir şey söylemiyor ve çoğunluğun (mesela) “Gregor Samsa”da ne bulduğunu anlayamıyorum.

    Yine başıma bir şey gelmeyecekse, John Fowles’ı, ikonlaştırılmış birçok romancıdan (o romancıların ismini sayamam, gerçekten de başıma bir şey gelir) daha başarılı buluyorum.

    Girişte, Hasan Bülent Kahraman’dan, “Sabah yazarı” diye söz etmiştim. Haksızlık olmasın. Yetkin bir yazar ve eleştirmendir aynı zamanda; “ders” niteliğinde okumaları vardır. Biraz da onun seçiciliğine güvenerek ve “dokunulmazlığının” gölgesine sığınarak bu lafları ediyorum.

    Şimdi büyük varoluşçu filozof Sartre’ın, özelikle bir kuşağı etkilemiş romanlarından bahis açsam ve “Bir Sartre romanı görürseniz, kaçın” desem, en hafifi, “Hadi oradan, sen ne anlarsın” olan bir dizi tepkiyle karşılaşacağım.

    Yazının devamı için