Özerkliklere bağımsızlık dalgasının en fazla vuracağı ülke, Rusya’dır!

    0
    Sevil Nuriyeva
    Star

    Rusya’nın federal yapısı; Sovyetler Birliği döneminde halklara bu kadar haklar tanınan düzeyde değildi. Federatif yapı içerisinde Sovyetler döneminde de, özerklikler mevcut idi. Bu esasında çok milletli yapının getirdiği göstermelik hakların tanınması seviyesinde idi. Evet, her özerk bölgenin parlamentoda temsilcisi var idi. Herkes kendi bölgesinde yerel dilde yayınlar yapabiliyordu.

    Sovyet sistemi içerisinde, sisteme uyumlu olan her kişiye yükselme şansı ziyadesiyle verilirdi.

    Aynı durum, şimdiki bağımsız Rusya Federasyonu içerisinde de devam ediyor. Lakin Yeltsin döneminde Tataristan çok ciddi hamle yapabildi. O zamanki Tataristan Başkanı Mintimer Şaymiyev, Yeltsin’e vereceği destek karşılığında, özerkliğe ciddi özgürlükler talep etti. Yurtdışında temsilcilikler açmak ve bağımsız ekonomik politikalar uygulamak da bu özgürlüklere dâhil oldu. Yani her özerk bölge merkeze tabi iken, Şaymiyev o dönemde Rusya’nın mevcut durumunu kullanarak, iyi bir hedefe varmış oldu. Tam da bu noktada, “tarihte şahsiyetlerin rolü inkâr edilemez” tezini hatırlatmak isterim. Tataristan; Rusya içerisinde ikinci etnik yapıdır. Hem demografisi, hem de Rusya içerisindeki etkisi, Tataristan’ı Rusya’nın esas ana damarı olarak tanımlattırıyor.

    Şaymiyev şu anda yönetimde değil, lakin Tataristan’ın aksakalı olarak devam ediyor.

    Yeltsin döneminde alınan haklara, Putin son iki senedir kısıtlama getirdi. Merkezi hükümete bağlılığı ciddileştirme adına, ekonomik ve siyasi kısıtlamaları bu günlerde dile getirmemin nedeni; “Irak’taki referanduma ve sonuçlarına Putin’in neden mesafeli duracağını ve neden biraz da zinde tutacağını hatta köprüyü yakmayacağını, lakin bağımsızlığa yanaşmayacağını” argümanlarla yazıya dökmek istedim.

    Tataristan nüfusu, esasen Müslüman ve etnik yapısı Türk’tür.

    Rusya için bu iki gösterge, ciddi konudur. Türkiye’nin bu iki mesele üzerindeki alakasını ve Tataristan gibi Rusya içerisindeki diğer özerk bölgelerin de, Türkiye’ye olan duygusal bağlarını herkes bilmektedir.

    Her ne kadar da bu coğrafya insanı, uzun yıllar Rusya etkisinde olmasıyla yapısal olarak seküler ve Rusyacı olmuş olsalar bile, ana damarda etnik kimlik ve dini mensubiyet, bu coğrafyadaki halkların bu durumu ezecek ortamlara tepkilerini ortaya koymaya mecbur edecek seviyededir.

    Dolayısı ile Türkiye’nin Rusya üzerindeki bu anlamda üstünlüğü söz konusudur. Türkiye bu durumu hiç kullanmasa bile, bu durum hep orada varlığını devam ettirmektedir.

    Rusya; Türkiye’yi ve içerisindeki halklara etkisini, Osmanlı döneminden iyi biliyor. Rusya; tarih kitaplarında, tüm arşivlerindeki belgelerde, Türkiye karşıtı çalışmalarını, Ermeni kökenli vatandaşlara ve âlimlere teslim etmesinin altındaki neden ise, meseleye tarihsel argümanlarla değil, siyasi ve kasıtlı bakmayı Ermeni âlimler kadar zinde tutacak yapısının olmamasına bağlıydı.

    Rusya’nın en fazla Türkoloji âlimlerinin Türk tarihçilerinin esasını, Ermeni kökenli bilim adamlarının oluşturması da, benim söylediklerimi teyit niteliğindedir.

    Yazının devamı için