Partileri kim kurar, kim kapatır?

    0
    İbrahim Kiras
    Karar

    Her yeni siyasi girişim bazıları için ümit, bazıları için korku kaynağı gibi görülür. Oysa siyaset toplumdan bağımsız gerçekleşen bir süreç değil. Topluma rağmen yapılan bir etkinlik değil. Siyasette yaşanan değişimler, dönüşümler toplumun talebi ve arzusu olmadan gerçekleşmez. Toplumun talebi ve arzusu olması için de kitlelerin böylesi bir değişime ihtiyaç hissetmesi gerekir.

    Yalnızca yönetimlerin demokratik mekanizmalarla belirlendiği ülkelerde değil, az çok zorun hâkim olduğu ülkelerde bile bu kuralın şaşmadan işlediğini tarihe ilgisi olanlar iyi bilirler. Ülkede işler kötüye gidiyorsa mutlak güce sahip bir hükümdarın bile durumu düzeltmek ve halkını memnun etmek için çeşitli girişimlere başvurduğuna dair sayısız örnek var tarih kitaplarında. Vezirlerini değiştirmekten vergi politikalarını düzenlemeye, savaş halindeyken barışa veya barıştayken savaşa karar vermeye kadar birçok “çözüm” girişimi…

    Elbette halk iradesinin yönetime daha doğrudan etki edebildiği günümüzün demokratik toplumlarında “çözüm” daha acil şekilde bulunabiliyor ama temel kural değişmiyor: Bir yönetim toplumun yeterince geniş kesimlerinin onayını, rızasını ve desteğini alabiliyorsa alternatif değişim talepleri marjinal kalmaya mahkûm olur.

    ***

    Teoriden pratiğe dönecek olursak… Bugün Türkiye’nin siyasi gündeminde Meral Akşener liderliğinde kuruluşu açıklanan İyi Parti var. Asıl itibarıyla MHP’de siyaset yapma imkânı ellerinden alındığı için yeni bir oluşuma yönelen bir kadro, görülebildiği kadarıyla, şimdi toplumun daha geniş kesimlerine hitap ederek iktidar alternatifi olma hedefiyle yola çıkmış bulunuyor.

    Parti henüz kuruldu, onun için bu aşamada “hayırlı olsun”dan fazla bir şey söylemek erken sayılabilir. Elbette bu oluşumu kendi açılarından hayırlı bulmayanlar tepkilerini ifade edecekler. Keza ümit besleyenler sempatilerini ve desteklerini açıklayacaklar. Zaten bu yapılıyor. Ancak iki grup arasında daha ilk günden özellikle sosyal medya kanallarında başlayan tartışmanın hiçbir önemi olmadığını görmek lazım. Çünkü aslında “partileri millet kurar, millet kapatır.” Yani bir parti toplumun ihtiyacına cevap veriyorsa, toplumun beklentisini karşılıyorsa millet tarafından kurulmuş demektir. Ama milletin taleplerinden bağımsız olarak belirli bir kesimin, belirli bir grubun sübjektif siyasi amaçları adına yola çıkılmışsa bu iş olmaz. Tabiri caizse siyasette de arz ile talebin denk gelmesi gerekir. İki sene önce ihtiyaç duyulan bir ürünün yüzüne bugün kimse bakmayabilir. Üç sene sonra ihtiyaç duyulacak bir mamulün de bugünden müşterisi bulunamaz. Demek ki siyasette zamanlama önemli.

    Hatırlayın, geçmişte en parlak isimlerden kurulu kadrolar en sıkıntılı (gibi görünen) zamanlarda ortaya çıktıkları halde toplumdan destek bulamadılar. Çünkü doğru zamanda ortaya çıkmadılar.

    ***

    Farzımuhal, 15 yıldır iktidarda bulunan AK Parti kurulduğu tarihten bir sene önce veya iki sene sonra siyaset sahnesine adım atmış olsaydı herhalde aynı desteği alamaz, aynı başarıyı elde edemezdi. AK Parti girişimi “zamanı gelmiş fikir” olduğu için başarılı oldu.

    Yazının devamı için