Post-referandum döneminin opsiyonları

    0
    Galip Daday
    Karar

    Post-referandum döneminde Türkiye’de yapılan tartışmalar iki seçenek üzerinde ilerliyor: Bağımsızlık veya daha önceki statüko. Bu tartışmalara da gittikçe kabaran bir öfke dalgası eşlik ediyor. Siyasal karar alıcılar da bu seçenekler ve öfke hali üzerinden söylem üretiyor. Referandum neredeyse bir dış politika başlığı olmaktan çıkıp çoktan bir iç politika gündemine dönüştürülmüş durumda. Tıpkı diğer birçok dış politika başlığı gibi. Devlette çok üst perdeden bir söylem kullanılıyor. Mesela, Türkiye’nin kullandığı söylemi, bu referandumdan en az Türkiye kadar hatta ondan daha fazla rahatsız olan İran’ın söylemiyle karşılaştıralım. Hamaney, Ruhani veya Zarif’ten kaç tane yüksek perdeden, hakaretamiz açıklama geldi? İran, adım atmıyor mu? Atıyor. Zaten, referandumdan önce herkes İran’ın bundan rahatsız olacağını ve buna sert bir reaksiyon göstereceğini biliyordu. Asıl belirsizlik Ankara’ya ilişkin yaşanıyordu.  Ama iki aktörün bu meselede tutturdukları söylem dahi aralarındaki ciddiyet derecesini gözler önüne seriyor. Ankara’da adeta bağırmanın, hakaretin ve tehditin  diplomasinin yerine ikame edildiği bir anlayış hakim. Belki de dış politikadaki vizyon eksikliğini bu şekilde kapatmaya çalışıyoruz.

    Referandum kararında ve sürecinde yapılan hatalar zinciri bizi bulunduğumuz noktaya getirdi. Barzani başta olmak üzere Iraklı Kürt liderler, Irak’ın toprak bütünlüğünü savunan ülke ve  liderlerin sayısının umduklarının çok üstünde olduklarını keşfetmek zorunda kaldılar. Türkiye’yle herhangi bir koordinasyona girmeden attıkları bu adımın kendilerine epey maliyet üretebileceğini yeni idrak ediyor gözüküyorlar. IŞİD’le mücadele sonucunda elde ettikleri fiili statükonun kırılganlığı da daha bir gün yüzüne çıkıyor. Milliyetçi duyguları kabartınca, bunun belli bir aşamadan sonra epey yıkıcı olabileceğini ve bunu kabartan aktörün de bunu kontrol etmekte güçlük çekeceğini bir kez daha görüyoruz. Kürt milliyetçiliğinin siyasal iddiaları Türk, Arap ve Fars milliyetçiliklerini kamçılıyor. Bu yükselen milliyetçi dalganın da bölgeyi nereye götüreceği belirsiz bir hal almış durumda. Referandum kararıyla, Irak Kürdistanı büyük bir belirsizliğe adım attı. Bundan sonraki ana tartışmayı bu belirsizliğin nereye doğru evrileceği oluşturacaktır.

    Benzer şekilde, bölgesel ve uluslararası aktörler de bu süreci yönetmekte epey zaaf gösterdiler. Yanlış okumalar yaptılar. Birçok siyasal aktör veya analist Barzani’nin blöf yaptığına inandı. Hatta bunların bazıları referandumun ertelenmesinin an meselesi olduğunu iddia ettiler. Sistematik bir şekilde artırılan baskı ile verilen ültimatomların Barzani’nin kararını revize etmesine yol açacağı düşünüldü. Fakat bu yaklaşım umulanın tam tersi bir sonuç doğurdu. Barzani’nin referandumdan vazgeçmesi için Irak’a arda arda sunulan destekler Irak’ın müzakere iştahını azalttı. Buna karşın, peş peşe verilen ültimatomlarla yapılan tehditler ise Barzani’nin referanduma gitme kararını daha da perçinledi. Dış tehdit algısıyla bezenmiş referandum süreci Iraklı Kürt seçmenler nezdinde bir konsolidasyonun sağlanmasına yol açtı. Örneğin, referandumdan haftalar önce birçok karar alıcı veya analist referandumun en fazla yüzde 70 civarındaki oy oranıyla geçeceğini ve katılımın da yüzde 50 bandında kalabileceğini düşünürken, referanduma katılım yüzde 72 oranında, destek de yüzde 92 oranında gerçekleşti. Yani referandumun yapılmaması yönünde verilen ültimatomlar ve savrulan tehditler referandumun daha yüksek bir oy oranıyla kabulüne yol açtı. Aslında bu siyasetin hangi sonucu doğuracağını kestirmek güç değildi. Ama ne yazık ki ülkemiz (diğer aktörleri şimdilik bir kenara koyalım) sonucu önceden kestirilen hataları yapmakta mahir. Post-referandum döneminin tartışmaları da benzeri bir hatalı zeminde ilerliyor.

    Referandumun yapıldığı güne kadar bu referandumun yapılmasındaki irrasyonelliğe, hesap hatasına vurgu yapılması makuldü. Buradaki zaman ile zeminin yanlışlığına dikkat çekilmesi normaldi. Fakat referandum yapıldıktan sonra tartışmanın zemini değişmek durumunda.

    Yazının devamı için