Savaştan yana yer almak..

    0
    Hakkı Öcal
    Milliyet

    ABD’nin birinci ve ikinci Irak harekatlarıyla, Barzani’nin Kürtlerin Irak’tan ayrılmasıyla sonuçlanabilecek bir bağımsızlık referandumun yol açabileceği askerî gelişmelere ilişkin ihtimalleri aynı saymak, ve bu ihtimallerin çoğunu imkansız hale getirecek bir askerî pozisyon almayı bir tutmak, hatalıdır.
    O iki harekattan yana olmak veya olmamak, bugünkü durumunuzu tayin etmez, etmemelidir. Tabii eğer mantık ve Reelpolitik denen şeylerle ilgileniyorsanız.

    ABD Başkanı George Bush’un Kuveyt Savaşı ile, onun oğlu olan Başkan George H. W. Bush’un Bağdat Savaşı’na katılma veya katılmama kararlarını, bu savaşların sonuçlarına bakarak değerlendirmek mantık hatasıdır; çünkü Türkiye bu iki harekata katılmadığı için her iki savaşın sonuçları, Türkiye katılmış olsa idi ne olacak idi ise ondan farklı olmuştur.

    Bu biri reel diğeri muhayyel iki “şey” birbirini ile kıyaslanıp, “Oh, ne iyi oldu!” veya “Ah, çok kötü oldu!” denemez.

    Kaldı ki, olmuş bir işin başka bir türlü olabilme ihtimali yoktur.

    “Ben o zaman bu iki savaşa karşı idim; şimdi de bir Irak savaşına karşıyım” tarzındaki bir tutum, bugün Türkiye’nin olması ihtimali bulunan birden fazla savaşı önleme çabaları karşısında takınacağı tutumu da belirlemek için kriter olamaz. Birinci ve İkinci Irak koalisyonlarına katılmamış olmak sanki iyi bir şeymiş gibi sunularak, bunun mantıksal uzantısı olarak “Ben hala savaşlara karşıyım” demek, önce MGK tavsiyesi, Bakanlar Kurulukararı ve TBMM olmamasında esas olan değerlendirmeleri doğrudan savaş yanlısı olarak takdim etmek olur ki, bu siyaset bilimi ile bağdaşmaz.

    Burada bir parantez açıp, özellikle ikinci Irak harekatına katılmamış olmanın Türkiye’yi bu anda kurulu Irak ve Suriye’yi yeniden tanzim masalarına oturmaktan mahrum bıraktığını da hatırlatmak lazım. Ama bugün konu artık o değil. Türkiye o masaya, Astana’da bir surette oturdu.

    Yazının devamı için