Sayın iktidarımız neden sokaktan korkar?

    0
    Mehveş Evin
    artigercek.com

    Gezi üzerinden 5.5 yıl sonra örülmeye çalışılan son 3K (kuşatma/karalama/kriminalize etme) harekâtı devam ederken dünyadaki gelişmelere bakmakta fayda var.

    Doğru, toplumsal hareketler ve sokak eylemleri, her coğrafyanın kendine özgü sorunlarından doğuyor ve şekilleniyor.

    Ancak son yıllarda yerkürenin çok farklı noktalarında bile giderek ortaklaşan dertler ve taleplerle karşılaşır olduk. Özetle, neoliberal sistemin krizi bu.

    Zira ekonomik krizler, sosyal haklarda kesintiler, özelleştirmeler, güvencesiz işler, iklim değişikliğinin savsaklanması, işsizliğin artışı, göçmen nüfusunun patlaması, vergilendirme politikaları, eğitim ve sağlığa erişimde yaşanan sorunlar, neoliberal sisteme eklemlenmiş her yerde patlak veriyor.

    Demokrasi kültürünün olmadığı veya çok az olduğu yerlerde öylesine büyük bir baskı ve cezalandırma mekanizması var ki sokak hareketliliği yok gibi. Sokağı geçtik internet sansürleniyor, ifade ve basın özgürlüğü ciddi bir tehdit altında.

    Zira ceberrut yönetimlerin ortak politikası, en küçük bir isyan dalgasını daha doğmadan bastırmak, karalamak, hatta daha düşünce aşamasında her türlü örgütlenmeyi ezmek. Bakınız Rusya, Çin ve Orta Doğu diktatörlükleri.

    SARAY MEDYASI VE İKTİDARIN KODLARI

    Demokrasinin beşiği Avrupa’da insanlar hâlâ sokağa çıkabiliyor ama beklenmedik engellemeler (orada değil burada yürüyün) ve polis şiddetiyle karşılaşabiliyor.

    Avrupa’da her cop kalktığında Saray medyasının sevinçten çığlık atmasınabakmayın.

    Batı’da uygulanan orantısız şiddetin boyutu, Türkiye gibi ülkelerle karşılaştırılamaz. (Sadece Gezi isyanındaki şiddeti, yaralanma ve ölümlerin sayısıyla biçimini anlamak için: (Polis Destan Yazdı, İletişim Yayınları, 2015)

    Fransa’ya bakalım: Sarı Yelekliler hareketinin haftalarca süren protestolarının sonucunda hükümet geri adım atmış görünüyor.

    Peki bu zafer mi, değil. Hareketin 30 bin kişiyle anket yaparak belirlediği 42 talebi karşılamaktan çok uzak. Bu nedenle akaryakıta ek vergi ve Varlık vergisiyle ilgili erteleme kararı, Macron’un sokağın ateşini dindirmek için yaptığı bir hamle.

    Yedi mi, yemedi. Sarı Yelekliler eylemlere devam kararını verdi.

    Bu noktada, Paris sokaklarındaki ‘vandalizmi’ ve polis şiddetini şehvetle aktaran, ‘Fransa’ya OHAL geldi geliyor’ manşetleri atan, Fransız ana akımının meseleyi ele alışına zevkten dört köşe olan Saray medyasına dönüp bakalım. Ragıp Duranartigercek’teki yazısında konuyu değerlendirmişti. İzlemeye devam etmekte fayda var çünkü iktidarın kodları, bu yayınlara birebir yansıyor.

    Hatta bazen tersi olabiliyor, zira Saray medyasının iktidarın dikkatini çekme, gözüne girme, akıl verme gibi görevleri de üstlendiğini söyleyebiliriz.

    Dünkü yayınların pek çoğunda Sarı Yelekliler ya yok, ya pek minikti. ‘Geri adım da ateşi söndüremedi’ gibi küçük puntolarla bir-iki gazetenin ilgisine mazhar olabilmişti.

    Ayrıca birkaç gün önce vandalizm ve şiddet örnekleri üzerinden Gezi’ye atıf yapan yayınlarda Sarı Yelekliler’in 42 talebine dair de birşey göremedim.

    Allah muhafaza, vergi eşitsizliğinden Cumhurbaşkanı’nın ödeneğine, olur olmaz (!) isteklerle halkımızın kulağına kar suyu kaçırmayalım hesabı…

    Yazının devamı için