Şifreli paranın piyasa değeri 150 milyar doları aştı

    0
    Güven Sak
    Dünya

    Dünyanın iki gündemi var: Biri yalancı, öteki sahici. Türkiye’nin de iki ayrı gündemi var: Biri yalancı, öteki sahici. Eskiden kente gelen panayırlarda, yankesiciler, “Cambaza bak cambaza, aman şimdi düşecek!” diye insanların dikkatini bir yalana odakladıktan sonra ceplerinden cüzdanlarını çekerlermiş. Vaziyetimiz ayniyle vaki.

    Son 15 yıldır dünyanın hakiki gündemi nedir? Teknolojik değişimdir. Bütün sektörleri aynı anda dönüştürme kabiliyetine sahip yeni teknolojilerin, alıştığımız iş yapma biçimlerini değiştirmesidir. Bu hakiki gündem. Peki, koca koca insanlar, koca koca ülkeler nasıl olur da bu hakikat karşısında afyon yutmuş gibi oturup kalırlar? En iyi niyetli olanlarının “Durun bakalım, önce şu yeni teknolojiler bir otursun, ne yapılacağına karar verilsin, ondan sonra devreye gireriz. Daha işin başındayız, şimdi yeni teknolojiler için deneme tahtası olmayalım” dediğine şahidim. Halbuki bu matbaa ya da içten yanmalı motor gibi bir şey değil, mirim. Sonucunu bekleyince, iş işten geçmiş, sektörler hep birlikte dönüşmüş olacak. Türkiye, son 15 yılda, dünya değişirken, sanayisinin teknolojik altyapısını yenilemekte neden başarısız olmuştur? Her ne yaptıysa neden hep yanlış yapmıştır? İşte bundan.

    Amerikan The Atlantic Monthly dergisinin Eylül sayısında “Venezuela’nın esas gündemi: Bitcoin madenciliği” (Big in Venezuela: Bitcoin mining) başlıklı bir makale yayımlandı. Konu, Venezuela’nın ve dünyanın hakiki gündemi üzerineydi. İçinde öyle Venezuela’nın manasız siyasi itişmelerle dolu yalancı gündemi; aman iktidar senin, yok benim konuları yoktu. Zaten sorsan herkes demokrasiyi çok seviyor, ötekilerden tam da onu korumaya çalışmıyor mu? Aynen. Bazı Venezuelalılar ise, ülkenin yıllık enfl asyon oranı yüzde 1600’e doğru giderken, bankasız şifreli para, işine girmişlerdi. Bitcoin kazanıyorlardı.

    Ucuz elektrik fiyatlarından istifade ederek, güçlü bilgisayarlarının fazla kapasitesini, şifreli para (cryptocurrency) ile gereken blok zincirlerini (blockchain) kurmak için kiralıyorlardı. Bitcoin bu şifreli paraların 2008 yılında çıkan ilki, ATM yerine bir nevi bankamatik der gibi, bitcoin diyoruz aslında. Peki, ne yapıyordu Venezuelalılar? İşleme konu olacak bankasız şifreli paranın kimliğini doğrulayan sanal muhasebe kayıtlarının tutulduğu blok zincirinin kurulmasına katkı veriyorlardı. Böylece bitcoin ile yapılan bir işlemde malı teslim edecek kişi, teslimat karşılığında ödemeyi ne ile aldığını görüyor ve işlem tamamlanıyordu. Blockchain ilgili şifreli paranın kimden kime nasıl geçtiğinin, ne zaman geçtiğinin kayıtlarından oluşuyordu. Ne kadar uzunsa, o kadar güvenliydi.

    Önce bankasız paranın nasıl işlediğini anlatayım, sonra da dönüp bunun iş yapma ve yaşama biçimimizi nasıl değiştireceğine azıcık değineyim. Bugünlerde hepimizin internet üzerinden yaptığı bir alım-satım işlemi ile şifreli parayla yapılan işlem neden farklı? İnternetten mal almak istediğinizde, ödemeyi kredi kartınız vasıtasıyla yapıyorsunuz. Orada satılan bir dizi mal var. Hangisini istediğinizi işaretliyorsunuz. Sonra bir dizi arka oda işlemi başlıyor, başlattığınız işlemin tamamlanması için. Kredi kartınıza bakıp, bu işlemi tamamlayacak ödeme gücüne sahip olup olmadığınızı kontrol ediyorlar. Ödeme aracınız hangi para cinsinden ise, dolarları ya da liraları bir kullanıcının hesabından diğer kullanıcının hesabına aktarıyorlar. Bu noktada araya bankalar giriyor. Hesaplar değişiliyor. Gerekirse, bankalar merkez bankasına da uğruyorlar yeterince dolar ya da liraları yoksa.

    Yazının devamı için