Sizce akıllı mıyız?

    0
    Etyen Mahçupyan
    Karar

    Hayat aklın temel göstergesi olarak mantık yürütme ve analiz yeteneğini öne çıkarır. Ancak daha genel bir tanım arayışıyla biyoloji alanına ve beyin araştırmalarına göz atarsak, arka planda şu basit saptamanın yattığını görürüz: Akıl bir canlının, kendisi ve türü için iyi olanı yapma veya onu sağlama becerisidir… Buradan hareketle ‘akılsızlığı’ da bir canlının kendisi ve türü için iyi olanı yapamama veya onu sağlayamama hali olarak görebiliriz.

    Öte yandan akıl, uygulandığı alana göre farklı nitelikler sergilemek zorunda olan bir yeti. Örneğin ticari ve siyasi aklın benzer yönleri olduğu gibi, kendine has özellikleri de var. Diğer deyişle ortak bir mantıksal ‘öze’ dayansa da, hayat farklı alan becerilerine sahip muhtemel akılların varlığını ortaya koyuyor.

    ***

    Başarının da büyük ölçüde söz konusu akıl becerilerinin sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Tabii ki yeterli koşulu değil, ama bazı tesadüfi sonuçları bir tarafa bırakırsak gerekli koşulu… Velhasıl örneğin dış politikada da başarılı olmak istiyorsak o alanı kavramaya uygun ‘siyasi akla’ sahip olmamız, kendimiz ve türümüz (ülkemiz, milletimiz) için ‘iyi’ olanı yapabilmemiz, kendimize yarayan sonuçları alma başarısı göstermemiz lazım.

    Bu açıdan Irak ve IKBY politikamıza bakalım… Karşımızda çift eksenli bir durum var. PKK ile Barzani’nin ikisi de Kürt, ama ideolojileri tümüyle zıt. Dolayısıyla Kürt kimliğine karşı olmadan, ancak bunlardan birinin ideolojik tutumunun desteklenmesiyle, Türkiye kendi sınırları dışında kendisi için ‘iyi’ olanı sağlayabilir. Nitekim AK Parti hükümetlerinin geçmişte tutumu buydu ve Türkiye söz konusu jeopolitik dengeden en kazançlı çıkan ülke durumundaydı. Sonradan Barzani karşıtı olduk ve onları tamamen manipülatif nedenlerle PKK ile ortak olmakla suçladık. Diğer deyişle ideolojileri arasında ayrım yapmaktan vazgeçip hepsini Kürt olmakta buluşturduk. Ne var ki böylece bölgede Kürtlüğün birleştirici unsur olarak ortaya çıkmasına katkıda bulunduk. Şimdi Barzani de zayıflayınca IKBY’nin PKK ile gerçekten ortak olma yolu açıldı… Acaba akıllı mı davrandık, akılsız mı?

    Yine geçmiş AK Parti hükümetlerinin Kerkük için bir tezi ve stratejisi vardı. Buna göre çok kimlikli toplumsal yapı eşit temsile dayalı bir mantık içinde siyasete yansımalı ve kent çoğulcu yönetim altında özerk statüye kavuşmalıydı. Türkiye bu amaçla Irak merkezi hükümeti ile IKBY arasında denge unsuru oldu. Bu sayede Türkmenlerin Şii/Sünni ayrışması ikinci planda kaldı ve etnik kimlik siyasi bir öğe olarak kabul gördü. Bütün bunlar Türkiye için ‘iyi’ sonuçlardı ve bir aklın uzantısıydı.

    Sonra birden ‘Kerkük düştü düşecek’ çizgisine geçildi, tüm ağırlık Irak lehine kondu, bu minvalde Türkmenler Şii siyasetin parçası olmaya itildi ve nihayette Kerkük İran’a kaybedildi. Şimdi Barzani kazanamadı ve bizi dinlemeyip cezasını buldu diye seviniyoruz. Ataerkil zihniyetin kendisine ne olduğunu es geçerek, ‘yoldan çıkan çocuğun’ cezalandırılmasından manevi tatmin alma halini yaşıyoruz… Acaba akıllı mı davrandık, akılsız mı?

    Yazının devamı için