Şüpheden kim yararlanır?

    0

    Duayen bir avukat. İslami camia içinde. Tweet’i şöyle:

    – Şüpheden devlet yararlanır!

    Evrensel kural şu oysa:

    – Şüpheden sanık yararlanır.

    İroni var tweet’inde. Günümüzdeki yargı uygulamalarında yaşanan sıkıntıyı anlatmaya çalışıyor.

    Aynı avukat, yarın 700 – 800 milyar doları bulacak tazminat davaları ile karşı karşıya kalınacağını ifade ediyor.

    ***

    Hanefi Avcı’yı dinledim bir kaç TV programında. Sol ile mücadele eden bir emniyet görevlisi olarak Devrimci Karargâh davasında yargılanmış, yıllarca cezaevinde kalmıştı. Ne zaman? Yargıda FETÖ’nün esip gürlediği zaman. Diyor ki:

    – FETÖ ile mücadele onbinlerce insanı cezaevine sokmakla olmaz.

    Böyle bir mücadelenin yarın ortaya çıkaracağı sosyal sorunlara işaret ediyor.

    Hanefi Avcı’nın FETÖ’yü koruması diye bir şeyden söz etmek mümkün değil. Ancak bence yine devlet-toplum ilişkilerinde ortaya çıkacak sancıları dikkate alarak, teröristlerle akıntıya kapılanları birbirinden ayırma noktasında daha makul çözümler aranması gerektiğine işaret ediyor.

    ***

    Pek çok insan, bir yandan Ergenekon- Balyoz davalarında yaşanan hukuksuzlukların yol açtığı insan hakları ihlallerine bir yandan da herkesi aynı çuvala doldurmak yüzünden gerçek darbecilerin yargılanmaktan kurtulmasına işaret ediyorlar.

    ***

    Kimi üst seviye yöneticilere yakın ya da varlıklı kişilerin tahliyesi ayrı bir tartışma alanı olarak devam ediyor. Acaba parasal girişimler ya da siyasal kayırmalarla bir özel koruma mı söz konusu?

    ***

    İddianamesi bile yazılmadan yaşanan uzun tutukluluklar peşin bir cezalandırma süreci olarak devrede. Herkes suçluluğu ispat edilinceye kadar suçsuzdur kuralı da nerdeyse OHAL’e kurban gitmiş durumda, şüpheden sanık yararlanır, kuralı da… Suçsuzluğu ispat kuralı işliyor ya da şüpheden devlet yararlanır, kuralı.

    ***

    Cezaevinde büyüyen çocuklar sorunu belki Türk ceza sistemi için kadim bir sorun. Ancak son süreçte “Ablalık vs.” gibi FETÖ ile “iltisak” gerekçesiyle o kadar çok kadın, belki genç kadın tutuklandı ki, 500 kadar emzikli çocuğun anneleriyle birlikte cezaevlerini paylaşmaları durumu ortaya çıktı.

    ***

    Cezaevi şartları ayrıca yoğunluk sebebiyle ciddi bir sorun teşkil ediyor. Her şeyin varıp “OHAL uygulaması” ile meşrulaştırıldığı bir süreç yaşanıyor.

    ***

    Geçmişte HDP’li belediye başkanlarının kelepçelenmiş elleri ve sıraya dizilmiş halleri ile medya önünde fotoğraflanması bir provokasyon olarak nitelenmişti. Bugün “Çatı davası sanıkları”nın “İdam” sloganları atan kitleler önünden geçirilmesi ve üzerlerine urgan atılması yargı süreci açısından uluslararası algıya nasıl bir malzeme sunmuş oluyor?

    ***

    Medya alanında yaşananlar “FETÖ bağlantısı” gerekçesinin gelişigüzel kullanımı açısından ayrı bir yargı sorununu ortaya çıkarıyor.

    ***

    Bir de kayyım tayin edilen şirketlerin nasıl işletildiği – ya da işletilmediği sorunu yaşanıyor alttan alta. O alanın nasıl denetlendiğine, bir bakmak lazım açıkça.

    ***

    OHAL komisyonu denen hadise… İtiraz komisyonu ya da… Ne zaman işleyecek, nasıl işleyecek, işleyişte etkili çevrelerin müdahalesi olacak mı, bir yerlere ulaşıp iş bitirenler oralarda da ulaşma kanalı bulacaklar mı ya da hiç kimseyi bulamayanlar adaleti daha çok çok mu bekleyecekler? Bu iş dereye su gelinceye kadar kurbağanın gözü pörtler noktasına mı gelecek?

    ***

    İhraçlar ve açığa almalar ayrı bir feryadı figan alanı. Binlerce insanın kapısının tıpkı benim gibi “Bende o 14 maddeden hiçbirisi yok ama ihraç edildim, açığa alındım” diye çalındığını tahmin etmek zor değil.

    Yazının devamı için