Terör ve şeker kutusu

    0
    Rıza Türmen
    T24.com.tr

    OHAL rejimi Türkiye’nin üzerine bir karabasan gibi çöktü. OHAL KHK’larıyla hukuk devletine son verildi. Ortaya bir hukuk boşluğu çıktı. Bu boşluk iktidar tarafından keyfi bir biçimde dolduruluyor.

    Bugüne dek yirmi sekiz OHAL KHK’sı çıkarıldı. Yüz elli bin kamu görevlisinin meslekleriyle ilişkisi kesildi. Sorgusuz sualsiz, gerekçe gösterilmeden, somut bir veri olmadan, savunmaları alınmadan. Bunlardan elli bine yakını tutuklu.  Yüzlerce dernek, vakıf, üniversite, gazete, televizyon kanalı kapatıldı. Yüzlerce akademisyen ihraç edildi. Parti eş başkanları, milletvekilleri, muhalif gazeteciler tutuklandı. İfade ve basın özgürlüğü, toplantı özgürlüğü, kişi özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlükler kitlesel bir biçimde ihlal edildi. Muhalefet üzerinde demokrasiyle yönetilemeyen devletlerde görülen bir baskı kuruldu.

    İşin ilginç yanı, OHAL KHK’ları, OHAL ile ilgili olmadığı, kalıcı düzenlemeler getirdiği, TBMM’ye sunulmadığı için Anayasa’ya aykırı. Başka bir deyişle, Türkiye, hukuka aykırı KHK’larla hukuka aykırı işlemlerin gerçekleştirildiği ve bunlara karşı yargı yolunun kapalı olduğu bir ülke.

    Bütün bunları haklı göstermek için siyasal iktidarın gösterdiği tek bir gerekçe var: Terörizmle mücadele ediyoruz. O zaman akla şu soru geliyor: Terörist kimdir? Terör örgütlerine karşı kesin bir zafer kazanılana dek OHAL rejimi sürecek mi? Örneğin, PKK ile 30 yıldır mücadele ediliyor. Şimdi bir de FETÖ ve DAEŞ var. Kürt sorununun, başka devletlerin yaptığı gibi, barışçı yollardan çözülmesi daha akılcı olmaz mı? Demokrasiyle yönetilen devletlerde terörle mücadele ile temel hak ve özgürlükler arasında denge nereden geçer?

    Terörist kimdir?Terörle Mücadele Kanununda (TMK) yapılan tanım uluslararası standartlara uymuyor.Devlete karşı yapılan eylemleri içeriyor. Oysa terör eylemleri öncelikle sivil halka karşı yapılan eylemler. Ayrıca, tanım belirsizliklerle dolu, öngörülebilir değil ve iktidarlar tarafından kendi amaçları için kullanılabilecek nitelikte. Bu yetmiyormuş gibi, TMK ve TCK’deki maddelerle daha da genişletiliyor ve belirsizleşiyor. Örneğin, suç işlemese dahi örgüt mensubu olanlar ya da terör örgütüne mensup olmasa da örgüt adına suç işleyenler ya da örgüte yardım edenler de terörist sayılıyor. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde yüzünü kapatanlar, slogan atanlar, terör örgütüne ait amblem, resim, işaretlerin bulunduğu üniforma giyenler  de terörist sayılıyor. Terör örgütünün propagandasını yapanlar da terörist sayılıyor. O zaman siyasal iktidarın hoşlanmadığı düşünceleri söyleyen ya da yazan herkesi terörist saymak olanağı doğuyor. Zaten olan da bu. OHAL KHK’larıyla yeni bir kavram daha getirildi: “Terör örgütlerine iltisak (yani yakınlığı) ya da irtibatı belirlenenler”. Bunu belirleyecek olan çalıştığı kurumlar. Somut bir kanıta da gerek yok.

    Yazının devamı için