“Vatan savaşı ‘vize’ dinlemez”

    0
    Akif Beki
    Karar

    Başlıktaki cümle, dün Aydınlık gazetesinin sürmanşetindeydi.

    Söz konusu vatansa gerisi teferruat elbette. Allah ne verdiyse vatan müdafaasına koşarsınız. ‘Düşman’dan vize arayacak, onay bekleyecek haliniz yok.

    Elhak da…

    ABD ile girdiğimiz ‘vize restleşmesi’, kopmakta olan bir savaşın işaret fişeği midir?

    Hele el yükseltmek, çıtayı kafadan ‘savaş çığırtkanlığı’ seviyesine çekmek, vatan savunması namına bir yararlılık, bir kahramanlık göstergesi midir?

    Yoksa Rusyacılık, Avrasyacılık oynamak adına ucuz bir fırsatçılık mı?

    Vize hamlesine mütebakiliyet uygulamak, anında karşılık vermek isabetli bir tavırdı, amenna.

    Fakat ne kadar ileri gideceğimiz belli mi? İncirlik’i de kapatacak mıyız, NATO’dan çıkmayı da göze alacak mıyız?

    Kontrollü bir gerilimin tarafı olmak başka, nerede duracağını bilemediğimiz bir kavgaya kaçınamadan sürüklenmek başka.

    Alternatif mücadele planlarımız hazır mı yani? Bir çıkış senaryomuz, bir final öngörümüz var mı?

    Aydınlık’ın estirdiği hamaset rüzgarlarına kapılıp sonunu kestiremediğimiz bir belirsizliğe mi itiliyoruz mesela? Tam bağımsızlığa kavuşacağımızı zannederken Rusya’ya mahkumiyet çizgisine mi çekilmek isteniyoruz?

    İPİN UCU KİMDE?

    Hakkımızı, hukukumuzu çiğnetmemek için ne tedbir lazımsa almak hükümetin boynunun borcu. O tedbirlerin arkasında yekvücut kenetlenmek de her bir vatandaşın görevi.

    Sorun kontrol ve inisiyatifin kimde olduğu. Biz milli yararları için aksiyon alan taraf mıyız, yoksa tepkisel hareket eden, reaksiyoner davranan taraf mı?

    Kazanma ve kaybetme şartlarımız belirlendi mi?

    Perinçek’in kayığına atlayanların vehmettiği gibi, emrpeyalizme karşı bir tam bağımsızlık savaşına dalıyorsak, sonu müphem.

    Emperyalizmi yendiğimizi ve kesin bir zafer elde ettiğimizi nasıl anlayacağımızı, ne zaman ve ne şekilde bu savaşın sona ereceğini baştan netleştirmek zor.

    Sulh şartlarımız nelerdir, hangi koşullarda masaya oturup barış yapacağız mesela?

    ‘Emperyalizm’i yok edip haritadan silmek değil herhalde nihai hedef.

    Kılıçları çekip şakırdatmaya başlamadan önce bu savaşın hedefini ve anlaşma şartlarını doğru tayin etmeyecek miyiz?

    Sonunu öngöremiyorsak, sonuna kadar gidip gitmediğimizi kim söyleyebilir bize…

    RUSYA’YLA UÇAK KRİZİ ÖRNEĞİ

    Yazının devamı için