Yalnız kurtmuş, şuymuş buymuş, geçiniz

    0
    Haşmet Babaoğlu
    Sabah

    Uzun yoldayım…
    Barselona’nın terör saldırısına uğradığını öğrenince arabanın radyosunu açıyorum.
    Tv kanallarındaki tartışmalar o sırada radyolardan canlı yayınlanıyor.
    Dinliyorum…
    Ne müthiş!
    Uzmanıyla, sunucusuyla olay hemen çözümlenivermiş…
    Neymiş?
    Umutsuz, umarsız, yalnız eylemciler” varmış.
    Öyle “akıllarına estiği gibi” ve birbirlerinden bağımsız eylem yapıyorlarmış…
    Hatta bilgisayarının başında sessiz bir komşu çocuk gelecekte bir gün birdenbire karşımıza terörist olarak çıkacakmış…
    Dünya egemenleri medyaya ve akademi dünyasına böyle ezber hapları yutturuyor, şaşmamak gerek.
    Sonra eve geliyorum…
    Sabah bir sunucu uzman konuğuna şöyle soruyor: “Bir gün terörsüz, huzur dolu, sakin bir dünyada yaşayabilecek miyiz?” Anlayacağınız, zokayı çoktan yutmuşuz!
    Belli ki, dünyanın nasıl sefil bir şiddet içinde yüzdüğünü her gün biraz daha unutuyoruz, çünkü aklımız fikrimiz dünyanın merkezinde (Batı’da) olup bitenlerde.

    ***
    Terör iğrenç.
    Terör korkunç.
    Öldürüyor, sakatlıyor, yıkıyor, dağıtıyor ve adı üstünde işte; yıldırıyor.
    Ama şu nokta da hafife alınmamalı…
    Terör toplumları “sersemleştirme” işlevi görüyor.
    Nasıl mı?
    Kısaca özetleyeyim…
    İnsanların sorgulamayı kesip kendilerini genel söylemin akışına bırakmasıyla…
    Düşünmeye, “ne oluyor yahu!” deyip sorgulamaya çalışanı, terör aynasının arkasındaki “sır“ı kazımaya çalışanları medyada “cahil komplocular” olarak yaftalayarak…
    Kendini çaresizlik ve kaygının kollarına bırakanların halini sosyal medyada “insancıl” tutum olarak alkışlayıp yücelterek…

    Yazının devamı için

    ***