Yargıtay’ın Bylock kararı

    0
    Kazım Güleçyüz
    Yeni Asya

    Yargıtay 16. Ceza Dairesinin tutuklu iki hâkim hakkında verdiği kararda Bylock’u örgüt üyeliği için yeterli delil saymasına temyiz yoluyla itiraz edilince konu Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gitmişti.

    Oradan çıkan karar da aynı yönde oldu. Ama kararla ilgili açıklamanın, önceden Adalet Bakanınca yapılması, olaya siyaset gölgesi düşürdü.

    Aslında bu kararda da şu detay önemli:

    “Bylock, örgüt talimatıyla bu ağa dahil olunup, gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tesbiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır.”

    Örgüt tanımıyla ilgili mülâhaza ve itirazlarımızı mahfuz tutarak soruyoruz:

    Yargıtay Bylock’un delil olmasını, “her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tesbit” şartına bağlıyor; peki bu tesbiti kim hangi kriterlerle nasıl yapacak? Hele servis sağlayıcılar tarafından verilen bilgilerin güvenilirliği bunca tartışmaya konu oluyorken…

    İşin asıl önemli tarafı ise, terör örgütü üyeliği ithamının dayandırıldığı kıstaslar.

    Bu kıstaslar Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 1995/9306 E. 1995/383 Sayılı kararında şöyle tanımlanıyor ve sıralanıyor:

    “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçu, “silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyip gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle; eylemin iradî olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle” hareket edilerek “kasten” işlenen bir suçtur.

    Yazının devamı için