Türk Dış Politikasında Yeniden Revize Edilen Türk Milliyetçiliği

0

Foreign Policy (FP) dergisi birkaç haftadan beri Türkiye’nin Musul’un DEAŞ’ın elinden alınmasında oynamak istediği rolden ötürü Ankara ile Bağdat arasında ortaya çıkan çatışmanın son zamanlarda Türk yetkililerin irrdentist söylemleri ile endişe verici bir duruma geldiğini ileri sürmüştür. FP’de  Nick Danford’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Lozan anlaşmasına yönelik eleştirilerinden yola çıkıarak yaptığı Türkiye’nin son zamanlarda izlediği dış politkaya yönelik analize yer verilmiştir. Danford, Türk milliyetçiliğinin, tarihin yeniden revize edilip biraz da dini unsurların eklenmesi ile tekrar canlandırıldığını ileri sürmüştür.

Danford, Lozan Anlaşması’nın Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı ile elde ettiklerini gerçekçi olmayan hırslar yüzünden kaybetmemek için imzaladığı vurgulayıp bu davranışı pragmatik bir yaklaşım olarak nitelendirmiştir. Almanya ve İtalya gibi diğer ülkelerin savaş sonrası çizilen sınırları tekrar belirlemek istemelerinin kendilerine felaket getirdiği hatırlatılmıştır.

Lozan Anlaşmasını eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vatansever bir liderin anlaşmadan daha karlı çıkmak için elinden geleni yapması gerektiğini düşündüğü ve bu yüzden de Atatürk’ün Lozan’daki pragmatik tutumunu farklı algıladığı ifade edilmiştir. Son günlerde Erdoğan’ın Misak-ı Milli’yi yeniden biçimlendirmeye çalışmasının Türkiye’nin komşuları tarafından iyi karşılanmadığına dikkat çekilmiştir. Misak-ı Milli’nin Cumhurbaşkanı tarafından kullanılmasının Türkiye’deki İslamcıların ülkenin laik milli tarihini inkar yerine sahiplendiğine dikkat çekilmiştir.

Diğer yandan, Cumhurbaşkanın Suriye ve Irak’ta PKK’yı yenmek için Türk dış politikasının geleneksel milliyetçi araçlarını inşa ederek komşu ülkelerde yaşayan Türk azınlıkları harekete geçirdiği vurgulanmıştır. Bölgede yaşayan Türkmenlerin bu bağlamda değerlendirildiğine dikkat çekilerek Türkmenlerin Suriye’de hem Esad’a hem de PKK’ya karşı Ankara’nın askeri varlığı oldukları ifade edilmiştir. Yazıda, Türk özel kuvvetlerinin Iraklı Türkmenlerle 2003 yılından beri işbirliği yaptığı hatırlatılmıştır. Ayrıca, son zamanlarda yürütülen dış politikada Sünni mezhepçiliğinin ön plana çıktığı ve bunun en iyi Musul’da görüldüğü ifade edilmiştir. Etnik, mezhepsel tarihi bağların yanı sıra Türkiye’nin Irak ile sınırının da Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye’nin Musul’a müdahil olmak için kullanıldığı belirtilmiştir.

CEVAP VER