Bugünkü (17 Kasım 2016) FETÖ haberleri

0

30Emre Uslu ABD’de görüntülendi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) firarisi Emre Uslu, ABD’nin başkenti Washington’da görüntülendi.
Hakkında birden fazla yakalama kararı bulunan FETÖ firarisi Uslu, Washington’da bir düşünce kuruluşunun toplantısının kulisinde Türkiye hakkında soru sorarken ortaya çıktı.

15 Temmuz darbe girişimi öncesinde “görsel ve sosyal medyada darbeye zemin hazırladığı, darbe girişimi gecesi ise darbeye karşı konulmaması yönünde açıklama yaptığı” iddiasıyla hakkında birden çok soruşturma olan ve ifade vermeye gitmeyen FETÖ firarisi Uslu’ya savcılık tarafından “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” suçlaması yöneltildi.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Akşam ve Takvim

29Gizli tanık her şeyi ağlayarak anlattı! ‘Geceleri başörtüsüyle uyuyorduk çünkü…’

FETÖ terör örgütünün kullandığı yöntemlere ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıkıyor. FETÖ’cü bir subayın eşi olan kadın ‘gizli tanık’ sıfatıyla ifade verdi. Evlendikten sonra eşinin kendisinden başını açmasını istediğini anlatan kadın, “Işık evlerinde Peygamberimiz geziyor dedikleri için geceleri başörtüsüyle uyuyorduk” dedi
FETÖ’nün 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından yürütülen soruşturma kapsamında, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen bir subay eşi, “gizli tanık” olarak savcılığa ifade verdi.

GİZLİ TANIK ‘MAVİ’ ÖYLE ŞEYLER ANLATTI Kİ

Gizli tanık “Mavi” ifadesinde, üniversite sınavına “cemaate” yakın olduğunu bildiği bir dershaneye giderek hazırlandığını ve Marmara Üniversitesi bilişim ve öğretim teknolojileri öğretmenliğini kazandığını anlatarak, babasının maddi durumu iyi olmadığı için kredi yurtlar kurumuna başvurduğunu kaydetti. Bu sırada dershanede öğretmen olan Fatma A’nın kendisine yardımcı olabileceğini, “cemaate” ait bir yurt veya ev ayarlayabileceğini, böylece ailesine de külfet olmayacağını söylediğini aktardı.

“CEMAAT BANA SÜREKLİ BURS VERDİ”

Bu teklifi kabul ettiğini belirten gizli tanık, “Bu öğretmen bana o dönem yardımcı olmak için para verdi. İstanbul’da dediği yurda gittim. Orada evde kalıp kalmayacağımı sordular. Ben de kalabileceğimi söyledim. Üniversite hayatım boyunca cemaatin evinde kaldım ve burada bir dönem ‘abla’ olarak görev yaptım. Ev hayatım boyunca cemaat bana sürekli burs verdi. Evde sohbetler yapardık, teypten Gülen’in kasetleri dinlerdik ve kitaplarını okurduk. Eve ilk taşındığımda başörtüsü takmaya başladım. Evde sohbetlerin haricinde ibadetlerimize dikkat etmemiz gerektiği söylenirdi.” diye konuştu.

FETÖ BİR SUBAY İLE EVLENDİRİYOR

Gizli tanık “Mavi” ayrıca eve gelen ortaokul ve lise çocuklarına ders çalıştırdıklarını anlatarak, son sınıfa geldiğinde örgütte görevli Fatma isimli bir ablanın, evlenmek isteyip istemediğini sorduğunu, kendisinin de olumlu cevap verdiğini ifade etti.

“EVLENDİKTEN SONRA KOCAM BAŞIMI AÇMAMI İSTEDİ”

Gizli tanık, evlilik sürecini şöyle anlattı: “Vesikalık fotoğrafımı istediler, verdim. Bundan yaklaşık 8 ay sonra bana bir talip olduğunu söylediler. Ancak mesleğini söylemediler. Zaten inançlı bir koca istiyorduk. Aynı düşünce yapısına sahip olmamız yeterliydi ve Allah rızasını düşünüyorduk. Fatma isimli bayan, eşim ile tanışmak üzere İstanbul Ümraniye’de bir eve götürdü. Eşim ile ilk burada tanıştık. İlk görüştüğümüzde eğitimci olduğunu söyleyen eşim evlendikten sonra başımı açmamı, bunun kutsal bir dava ve önemli bir hizmet olduğunu anlattı. Ben de kabul ettim. Eşimle ikinci görüşmemizde bana harp okulunda görevli subay olduğunu söyledi. Sigara içtiğini, ara sıra nadiren alkol de aldığını söyledi. Sonuçta eşimle görüşerek evlendik.”

ÇOCUKLARININ ADLARINI FETÖ KOYMUŞ

Evlendikten sonra 2009’da KPSS’ye hazırlandığını ve bu sırada İstanbul Bağcılar’da cemaate ait bir eve gidip geldiğini belirten gizli tanık, “Burada Müşteba isimli biri, KPSS sorularının tamamını, Kur’an-ı Kerim’e el basıp, yemin ettirerek bana vermişti. Eşim de bu sırada yanımdaydı. Ancak bu soruların çok az bir kısmında yanlışlıklar vardı. Bu yanlışların bilinçli yapıldığını düşünüyorum. Tam puan almamız cemaatçe istenmemişti. Dikkat çekilmemesi düşünülmüş olabilir. Daha sonra öğretmen olarak atandım.” ifadelerini kullandı.

MAAŞLARININ YÜZDE 10’UNA HİMMET KESİNTİSİ

Eşi ve kendisinin maaşlarının yüzde 10’unu “himmet” adı altında örgüte verdiklerini anlatan gizli tanık, eşi ile sürekli bulundukları illerde sohbetlere katıldıklarını belirterek, “Bu evleri eşim bilirdi. Sohbetlerde Gülen’in kitapları okunurdu. Eşim bana Amerika’ya görev için gittiği sırada Fetullah Gülen’le bir kez görüştüğünü anlatmıştı. Yine çocuklarımızın isimlerini, eşim bana Gülen’in koyduğunu ve Amerika’dan bunun kendisine ulaştırıldığını söylemişti.” dedi.

“TEDBİR ALMAYAN YA HAİNDİR YA DA APTALDIR”

Üniversitede okuduğu sırada kaldığı arkadaşlarının ikisinin de eşinin asker olduğunu bildiğini söyleyen gizli tanık, üniversiteden mezun olduktan sonra bu arkadaşlarıyla görüşemediklerini kaydetti. Gizli tanık, “Çünkü cemaat evlendikten sonra görüşmemize izin vermiyordu. Aksi durum ihanet olarak değerlendiriliyordu ve buna da ‘tedbir’ denilmekteydi. Gülen’in söylediği beyan edilen ‘Tedbir yapmayan ya hain ya da aptaldır’ sözünü çok sık kullanırlardı. Hatta bu konuda Abdülhamid Han zamanında cereyan eden ve Peygamberimizin de içinde olduğu bir rüyadan bahsedilirdi.” diye konuştu. “Ev ablalığı” görevini yaptığı sırada çeşitli evlere ders vermeye gittiğini aktaran gizli tanık “Mavi”, bu evlerden birine gittiği sırada tedbirli davranmadığı için kendisine bir daha görev vermediklerini iddia etti.

“PEYGAMBERİMİZİN IŞIK EVLERİNDE GEZDİĞİ SÖYLENİRDİ”

“Cemaatten ayrılırsak dinden çıkacağımızı ve Peygamberimizi üzeceğimizi düşünüyorduk. Hatta Peygamberimizin ışık evlerinde gezdiği, dolaştığı söylenir ve sürekli evde yatarken dahi eşarp takardık.” diyen gizli tanık, kendilerine yüzyılda bir müceddid geldiğini, bu yüzyılın müceddidinin de Fetullah Gülen olduğunun söylendiğini anlattı. Gizli tanık, genel olarak “cemaat” evine özellikle babasının fakirliği ve dini konuları öğrenme düşüncesiyle gittiğini söyleyerek, yaşanan bu olayların kendisini ve ailesini çok mağdur ettiğini, ailesinin bu yapılanma içerisinde olduklarından haberi olmadığını öne sürdü. Darbe girişiminin olduğu gece eşiyle görümcesinin evinde olduğunu kaydeden gizli tanık, “Silahlı kalkışmanın Gülen cemaatinin yaptığını öğrenince hamile olduğum için üzüntüden doğum sancısı dahi tutmuştu. Çünkü bize öğretilen cemaat düşüncesinde karıncayı dahi incitmeyen bir öğreti sözde anlatılıyordu. Gerçek yüzlerini o zaman anladım. Kandırıldım. Pişmanım, pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istiyorum.” dedi.

Gizli tanık “Mavi”nin, ifadesi sırasında ağladığı da tutanağına geçirildi.

Kaynak: Hürriyet ve Akşam

28HSYK eski Başkanvekili’nden FETÖ itirafları, flaş iddialar…

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen FETÖ/PDY yapılanması soruşturması kapsamında, tutuklandıktan sonra etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak, itirafçı olan HSYK eski Başkanvekili Ahmet Hamsici’nin ifadeleri örgütün yargı içerisindeki etkisini ortaya koydu. 2011 yılındaki Yargıtay ve Danıştay üyelerinin seçimleriyle ilgili itiraflarda bulunan Hamsici, “Seçim sonucu Fethullah Gülen cemaatinin daha önce belirlediği 108 adaydan 107 kişi aynen Yargıtay üyesi seçildi. Danıştay’da ise cemaatin belirlediği tüm adaylar seçilmiş oldu” dedi.
Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik soruşturma kapsamında bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen eski Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Ahmet Hamsici, “Ben, Fetullah Gülen cemaati mensupları sayesinde altın bir neslin yetişeceğini, bu kişilerin ülkesine ve vatanına faydalı bir insan olacağını düşünmüştüm. Bu nedenle bu kişiler arasında yer aldım. Cemaatin beni kullandığını gelinen noktada anladım. Bu kişilerin altın nesil değil, katil bir nesil yaratmak amaçları olduğunu 15 Temmuz 2016’dan sonra anladım.” dedi.

Hamsici, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadede, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirtti ve itirafçı oldu. Fetullah Gülen cemaatiyle 1977’de tanıştığını ifade eden Hamsici, imamlık yapan babasının arkadaşı tarafından cemaatin kamplarına götürüldüğünü anlattı. Üniversite hayatı boyunca cemaat mensuplarıyla bir araya gelmediğini savunan Hamsici, hakimlik stajına başladığı Ankara’da tekrar cemaatle irtibatlı kişilerle buluşmaya başladığını kaydetti.  Hamsici, 1997’de Adalet Bakanlığında tetkik hakimi olarak göreve başladığını, burada eski Adalet Akademisi Başkanı Hüseyin Yıldırım ile aynı odada çalıştığını, Yıldırım’ın yanına sık sık ziyarete gelen İsmail Köse’yle de burada tanıştığını söyledi.

NASIL SEÇİM YAPTIKLARINI ANLATTI

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak ve Başsavcıvekili Hakan Pektaş, koordinesinde süren soruşturma kapsamında, HSYK eski Başkanvekili Hamsici’nin 3 Ekim günü yeniden ifadesi alındı. 31 sayfalık ifadesinde, FETÖ ile lise ve üniversite yıllarında tanıştığını anlatan Hamsici, 2011 yılında Yargıtay ve Danıştay üyelerinin nasıl seçildiğini şöyle anlattı: “2010 yılında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirlendikten sonra dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve müsteşar Ahmet Karaman bana, ‘yeni kanun hazırlığı var en az 50 Danıştay üyesi ile 150 Yargıtay üyesi seçilecek’ diyerek hazırlık yapılmasını istediler. Bu konuyu HSYK Genel Kurulu’nda belirttim. Bu konuşmadan kısa süre sonra genel sekreter Mehmet Kaya bizi kendi evinde yemeğe çağırdı. Eve kurul üyeleriyle gittiğimizde o dönem tetkik hakimi olduklarını ve Fethullah Gülen Cemaati üyeleri olduklarını bildiğim Salih Özaykut, Önder Ataç, Aydın Boşgelmez, Nazmi Dere ile genel sekreter yardımcıları Muzaffer Bayram ve Engin Durnagöl’ün de olduğunu gördük. Tektik hakimlerinin o evde bulunmamaları gerektiği yönünde görüş bildirdik. Ancak Teoman Gökçe bizlere ’Bu arkadaşlar Yargıtay’ı iyi bilen kişiler, bu nedenle çağırdık’ dedi. Bu hareketin Fethullah Gülen cemaatinin bize bir emrivakisi olduğunu anladık”

“CEMAATİN KİMLERİ İSTEDİĞİNİ O EVDE ÖĞRENDİK”

O evdeki toplantının ardından, cemaatin kimleri istediğini öğrendiklerini belirten Hamsici, “Yemek yedikten sonra Mehmet Kaya’nın evinde kurulan projektör ile Yargıtay ve Danıştay üyesi olabilecek yasal şartlara sahip hakim ve savcıların listesi yansıtıldı. Bu yansıtılmadan önce İbrahim Okur söz alarak, ’arkadaşlar isimler belirlendikten sonra kesinlikle sayılmayacak, bu belirlediğimiz isimleri, ben Bakan ve müsteşar bey karşısında savunacağım’ dedi. Yargıtay tetkik hakimlerinin ismi geçince evde bulunan cemaat mensubu tektik hakimler ile Fethullah Gülen cemaati mensubu olan Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri bu kişi hakkında olumlu ya da olumsuz görüş belirtiyordu. Ancak olumlu görüş belirttiklerinin hepsinin cemaat mensubu olduklarını gördüm. Cemaat mensubu olmayan ancak seçtirmek istediklerini anladığım tetkik hakimleri hakkında da olumlu konuşuyorlardı” diye konuştu.

“HOCA EFENDİYE DANIŞILMIŞ, 140’TAN AŞAĞISI OLMAZ”

Hamsici, şöyle devam etti: “Toplantıda kurul üyeleri, seçilenlerden cemaat üyesi hakim ve savcıların kaç kişi olduğunu saymak istediler ancak İbrahim Okur, ben Birol Erdem buna karşı çıktık. Bu belirlenen isimlerin cemaatin istediği isimler olduğunu bu şekilde öğrendik. Bizim karşı çıkmamıza rağmen belirlenen hakim ve savcılar sayıldı. Sayının 80 civarında olduğu anlaşıldı. Bunun üzerine toplantıda bulunan Fethullah Gülen Cemaatine mensup kurul üyesi Ahmet Berberoğlu ile birlikte Salih Özyurt, Önder Ataç, Mehmet Kaya evin holüne doğru gittiler, yaklaşık 3-4 dakika sonra geri geldiler. Ahmet Berberoğlu bize dönerek, ’Hoca efendiye danışılmış, arkadaşların 140’tan aşağı razı olmaması gerektiğini…” belirten söz sarf etti. Bu nedenle tartışma çıktı. Tartışma sırasında Nesibe Özer kapıyı çarparak evi terk etti. Belirlenen hakim ve savcılar listesi İbrahim Okur’da kaldı, biz de evden ayrıldık”

MÜSTEŞAR: ORTAKLIĞI BOZAMAYIZ, ANLAŞIN

Hamsici, 2 ay boyunca süren toplantılarda sayı konusundaki tartışmalar nedeniyle bir sonuç alamadıklarını belirterek, şu açıklamalarda bulundu: “Bunun üzerine ben, İbrahim Okur ve Birol Erdem müsteşar Ahmet Kahraman’ın evine gittik. Ona cemaatin en az 140 kişiyi Yargıtay üyesi istediklerini, Danıştay’a ise 37 bin sicillilerin üye yapılmasını istediklerini belirtip, cemaat mensubu olmayan kurul üyeleri ile Ömer Köroğlu’nun yanımıza alarak bizim istediğimiz hakim ve savcıları seçebileceğimizi ve bu şekilde objektif bir seçim yapabileceğimizi belirttik. Hatta onlara makul bir sayı verebileceğimizi belirttik. Ahmet Kahraman bize ‘anlaşın’ dedi. Biz ona cemaatin Yargıtay’a 80 kişiye bile razı olmadığını en az 140 kişi istediklerini belirttik. Ahmet Kahraman bu konuşmamamıza rağmen ‘ortaklığı baştan bozamayız, önümüzde 4 yıl var. Anlaşın’ dedi”

CEMAAT ÜYELERİYLE 3 DEFA BİR ARAYA GELDİK

Bu görüşmenin ardından Fethullah Gülen cemaati üyeleriyle tekrar bir araya geldiklerini ve 108 üyeye razı olduklarını anlatan HSYK eski Başkanvekili Hamsici, şu ifadeleri kullandı:
“Cemaat üyeleri ile hakimevinde 3 defa bir araya geldik. Bu toplantılarda da sayıyı Yargıtay için 160’a, Danıştay için 54’e indiremedik. Cemaatin belirlediği isimler Yargıtay için 108 kişi aynen kendini korudu. Bizim ve diğer üyelerin belirlediği bazı isimler de listeye girince sayı 180’e kadar çıktı. Ancak resmi seçim sonucu cemaatin daha önce belirlediği 108 adaydan 107 kişi aynan Yargıtay üyesi seçildi. Danıştay’da ise cemaatin belirlediği tüm adaylar seçilmiş oldu. Danıştay’ın üyesini şu an tam olarak hatırlamıyorum”

MİT MÜŞTEŞARININ İFADEYE ÇAĞRILMASI

O dönemde cemaatle ayrı gayrı olmadığını ve kendisinin de cemaate sempati ile baktığını belirten Hamsici, “MİT müsteşarının İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmak istenilmesi ve çağrılmanın Fetullah Gülen Cemaatinin o dönemde Türkiye’de gerçekleştirilmek istenilen barış sürecine karşı olmaları ve bu süreci engellemek için MİT müsteşarını şüpheli sıfatıyla çağırmaları benim Fettullah Gülen cemaati mensupları hakkında tekrar düşünmeye başladım. Daha önceden bakanlıktan tanıdığım özel yetkili Cumhuriyet Savcısı olan ve aynı zamanda Fetullah Gülen Cemaati mensubu olarak bildiğim Fikret Seçen’i telefonla aradım. Yapmış olduğum konuşmada bu çağırmayı cemaat mensuplarının bilerek yaptığını, devletin terörle mücadele politikasını etkilemeye çalıştıklarını ve bunu cemaat mensuplarının talimatı ile yaptıklarını anladım. Bu kişilerin, bu nedenle MİT müsteşarını kasıtlı olarak çağırıp, barış sürecini etkilemeye çalıştıkları kanaatine vardım” dedi.

CEMAATE BAKIŞ AÇIM DEĞİŞMEYE BAŞLADI

MİT müsteşarının ifadeye çağrılmasının ardından rahatsızlığını dile getirmeye başladığını söyleyen Hamsici şunları söyledi: “Bu dönemde Balyoz davası olarak bilinen davada, cemaat mensubu olduğunu bildiğim hakim ve savcıların yargı yetkilerini kötüye kullanıp 300’e yakın asker ve diğer şahısları tutuklamalarından dolayı cemaate bakış açım değişmeye başladı. Bu kanaatin benim vardığım gibi, birlikte çalıştığımız Birol Erdem ve İbrahim Okur’da da oluştuğunu biliyorum. Bu olaylardan sonra ben, Birol Erdem ve İbrahim Okur, HSYK’da oluşan Fetullah Gülen cemaati sohbetlerine katılmamaya başladık.”

Hamsici, “Peki cemaat üyelerinin hukuka aykırı işlerine karşı neden hareket etmediniz?” sorusuna ise, “O tarihte bu olaylar gelişmesine rağmen gerek siyasi, gerekse bürokraside bu cemaat mensuplarına karşı bir duruş yoktu. Hatta iktidar partisi milletvekillerinin bazıları halen cemaatin liderine karşı ilgi duyuyorlardı. Ben o tarihte kesin bir kopukluk olmadığı için sadece bu cemaatin sohbetlerine gitmemeye başladım” diye cevap verdi.

İLHAN CİHANER DAVASINDAKİ GİZLİ TANIK

Hamsici, İlhan Cihaner davasında gizli tanık olan ancak ismini hatırlayamadığı hakimin mesleğe tekrar dönmek için dilekçe verdiğini belirterek, “Ben buna karşı çıktım ancak yapılan oylamada bu kişinin mesleğe kabulü yapıldı. Ben bu kişinin daha sonra cemaat mensubu olduğunu öğrendim. Bu kişinin daha sonra disiplin cezası olduğunu öğrendik. Ben bu durumu bakan beye ilettim. Ve bu kişinin mesleğe kabulüne bakan bey itiraz etti. Biz daire olarak tekrar toplanıp, bu kişinin mesleğe kabulünü kaldırdık” dedi.

“ZEKERİYA ÖZ’ÜN DAVRANIŞLARI SONRASI, CEMAAT EYLEMLERİNE KARŞI TAVIR ALDIM”

İfadesinde 2013 Aralık ayında hazırlanan Adli Kolluk Yönetmeliği ile ilgili HSYK genel kurul kararının hazırlanmasını ve 17-25 Aralık soruşturmalarını yürüten savcı Muammer Aktaş’ın İstanbul Adliyesi önünde basın mensuplarına dağıttığı bildirinin perde arkasını da anlatan Hamsici, “HSYK Genel Sekreteri Muzaffer Bayram cemaatin almış olduğu tavır ve hareketleri beni herhangi bir şekilde ikna edip yönlendirerek oyuna getirmiştir” diyerek şöyle devam etti: “Bu olayların akabinde Zekeriya Öz’ün Cumhurbaşkanımıza karşı tavırları, attığı tweet’ler, selam tevhit dosyası ile ilgili bir çok kişinin usulsüz dinlenmesi olayları ortaya çıkınca ben cemaati eylemlerine karşı çıkıp tavır aldım. Benim gibi Ömer Köroğlu, Ahmet Karayiğit ve Zeynep Kavlak’ta benim yanımda yer alıp 3. Daire olarak cemaat mensubu olan hakim ve savcıların hakkında soruşturma yapılmasını ve müfettiş görevlendirilmesini sağladık.”

Hamsici, ifadesinin ardından savcılık soruları üzerine Yargıtay ve Danıştay’da bildiğini söylediği 94 FETÖ üyesi hakim ve savcının ismini verdi.

Kaynak: Hürriyet ve Cumhuriyet ve Yeni Şafak ve Takvim ve Akit

27Almanya’ya NATO üssünde görevli Türk askerlerinin iltica başvurusu yaptığı iddia edildi

Almanya’da NATO üssünde görevli Türk askerlerin siyasi iltica talebinde bulunduğu öne sürüldü.
Alman SWR yayın kuruluşunun bildirdiğine göre, Rheinland-Pfalz Eyaleti’nin Kaiserslautern kenti yakınlarındaki Ramstein kasabasında bulunan NATO Üssü’nde görevli Türk askerleri, Almanya’ya iltica başvurusunda bulundu. SWR, Türk askerlerinin iltica başvurusu yaptığının Kaiserslautern Kaymakamlığı tarafından da doğruladığını yazdı.

İltica başvurusu yapan askerlerin görev süresinin yakında dolacağına vurgu yapılan haberde, kaç askerin iltica başvurusunda bulunduğu konusunda ise “verilerin korunması zorunluluğu” nedeniyle bilgi verilmediği belirtiliyor.

TÜRKİYE’DEKİ SİYASİ DURUMU GEREKÇE GÖSTERDİLER

SWR’e konuşan Kaiserslautern Kaymakamlığı’ndan bir yetkiliye göre, iltica başvuruları Federal Göç ve Mülteciler Dairesi BAMF’da inceleniyor. Askerlerin sığınma taleplerinin kabul edilip edilmeyeceği ve ne zaman cevap alacakları ise belli değil.

İltica başvurusu için askerlerin Türkiye’deki siyasi durumu gerekçe gösterdiği öğrenildi. 500 dolayında NATO askerinin görev yaptığı Ramstein Üssü’nde 30-40 arasında Türk askerinin görev yaptığı belirtiliyor.

Kaynak: Hürriyet ve Cumhuriyet ve Sabah ve Takvim ve Türkiye

26Gülen’in İzmir’deki avukatı Fetih Ün, tutuklandı

Fetullah Gülen’in yaklaşık 24 yıldır avukatlığını yapan İzmir Barosu’na kayıtlı Fetih Ün, FETÖ/PDY örgüt üyesi olduğu suçlamasıyla İzmir’de tutuklandı.

Fethullah Gülen’in Türkiye’de 24 yıl önce vekalet verdiği kişi olan avukat Fetih Ün, geçen ay Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından, FETÖ/PDY üyesi olmak suçundan gözaltına alındı.

2014 yılından bu yana Gülen’in yaşadığı Pensilvanya’ya 6 kez gidip geldiği ve görüştüğü belirtilen avukat Ün, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından denetimli serbestlik ile tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Olayı soruşturan Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı, hakimliğin verdiği karara itiraz edip, tutuklanmaya yönelik yakalama kararı talebinde bulundu. Bir üst sulh ceza hakimliği talebi yerinde gördü. Hakkında tutuklama kararı bulunan Fetih Ün, dün duruşmaya girmek için Bayraklı Adliye Sarayı’na gelince, adliye karakolunda görevli polisler tarafından yakalanıp gözaltına alındı.

4. Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkartılan Fetih Ün’ün yüzüne karşı tutuklanma kararı okundu. Ün, daha sonra polis tarafından cezaevine götürüldü.

Kaynak: Hürriyet ve Cumhuriyet ve Sabah ve Takvim

25İzmit’te FETÖ şüphelisi 5 kadın öğretmen adliyeye sevk edildi (2)

1 TUTUKLAMA
İzmit’te adliyeye sevk edilen 5 kadın öğretmenden 1’i tutuklanırken, 4’ü ise adli kontrol şartı ile serbest kaldı.

Kaynak: Hürriyet

24Fethullah Gülen’in yeğenine PKK operasyonu

İzmir’de temizlik ve insan kaynakları alanlarında faaliyet gösteren bir firmaya, terör örgütleri PKK ile FETÖ’ye destek verip bu iki örgüt adına faaliyet gösterdiği gerekçesiyle polis tarafından operasyon düzenlendi. Aralarında firma yöneticisi Erhan K.’nın da bulunduğu 16 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin arasında FETÖ lideri Fethullah Gülen’in yeğeni Feride G.’nin de bulunduğu, ayrıca Erhan K.’nın ’Bylock’ kullandığı öğrenildi.
İzmir Emniyeti’ne bir süre önce işadamına yönelik bir ihbar geldi. İhbarı değerlendiren Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri yapılan çalışmaları derinleştirince işadamının sahibi olduğu temizlik ve insan kaynakları şirketlerinde hem FETÖ hem PKK bağlantısı tespit etti.  Yapılan çalışmalarda şirket sahibi Erhan K. ve birçok çalışanın FETÖ üyesi olduğu, örgüt adına faaliyet yürüttüğü belirlendi.

Kaynak: Hürriyet ve Takvim

23İtirafçı olan 5 işadamına tahliye, 3 işadamına ret

FETÖ/PDY örgütüne finans sağladıkları gerekçesiyle tutuklanan 8 iş adamı için savcılık “itirafçı” oldukları gerekçesiyle tahliye istedi. Ancak şüphelilerden 5’ini tahliye eden hakimlik 3 şüphelinin verdiği bilgileri yeterli bulmayarak tahliye etmedi.
Fethullahçı Terör Örgütüne finansal destek sağladıkları iddiasıyla Akfa Holding ve holdinge bağlı 44 şirkete operasyon düzenlenmişti. AnadoluCumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 102 kişi gözaltına alınmış yapılan sorgulamalar sonrasında 39 kişi tutuklanmıştı. Hakimlik gözaltına alınan 44 işadamının ise mal varlıklarına el koyma kararı vermişti.

“İTİRAFÇI OLDULAR TAHLİYE EDİN”

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Örgüt, Kaçakçılık ve Mali Suçlar Soruşturma Bürosu mal varlıklarına el koyulan 8 işadamının tahliye edilmesi yönünde  Anadolu 1. Sulh Ceza Hakimliği’ne talepte bulundu.

İşadamları Y.C., S.K., N.H., M.O.,  A.R.K., N.E., H.H.A. ve H.U.’nun etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandıklarını ve örgüte ilişkin bildiklerini anlattıklarını gerekçe gösteren savcılık bu isimlerin tahliye edilmesini istedi.

Kaynak: Hürriyet

22TMSF, Kavuklar ve Küçükbay’ın ticari faaliyetlerini canlandırmaya çalışıyor

İZMİR’de FETÖ/PDY soruşturması kapsamında sahipleri tutuklanan Kavuklar Grup ile Küçükbay Şirketler Grubu’na TMSF tarafından atanan kayyum heyetinde bulunan Avukat Mustafa Gedikoğlu, bankalarla tek tek görüşerek şirketlerin duran ticaretini aktif hale getirmeye çalıştıklarını söyledi. Kavuklar’da Point Bornova üzerindeki konutlar tamamlanacak tapular teslim edilecek.

İzmir’de FETÖ/PDY soruşturması kapsamında geçen ağustos ayında sahipleri tutuklanan Kavuklar Grup ile Küçükbay Şirketler Grubu’na kasım ayı başında, TMSF tarafından kayyum atandı.

Dokuz kişilik kayyum heyetinden biri olan AK Parti eski İzmir İl Başkan Yardımcısı Avukat Mustafa Gedikoğlu, iki şirketin de soruşturma nedeniyle duran ticari faaliyetlerini canlandırmaya çalıştıklarını söyledi.

İzmir’de akaryakıt, otomotiv, beton, prefabrik, gayrimenkul geliştirme, sigortacılık, gıda, matbaa ve mürekkep olmak üzere bir dizi sektörde faaliyet gösteren Kavuklar’ın özellikle otomotiv ve konut ticareti durdu.

Gedikoğlu, sorşuturma nedeniyle bankaların bu iki gruba negatif pozisyon aldığını belirterek, “Bankalarla tek tek görüşüyoruz ve onlara ’Biz TMSF olarak buraya el koyduk ve ticareti aktif hale getireceğiz’ diyoruz. Sonuçta bu şirketler ekonominin millideğerleri, ancak sahiplerinin tutuklu olması nedeniyle devamlı bankacılık sistemi durmuş. Kavuklar’da özellikle otomotiv, sistemin durmasından çok etkilenmiş.

Küçükbay’da durum nispeten daha iyi, yağ üretimi devam ediyor. Kavuklar’da Point Bornova üzerindeki konutları tamamlayarak tapularını teslim edeceğiz. Bir yandan da kaynak oluşturmaya çalışıyoruz” dedi.

Kaynak: Hürriyet

20İhraç edilen öğretmen sayısı 30 bine yakın

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, FETÖ’nün darbe girişiminin ardından 30 bine yakın öğretmenin ilişiğini kesmek zorunda kaldıklarına belirtti. Yılmaz, “Ama inanın ki yüzde 1 bile hata yoktur. Bunu çok net söyleyeyim” dedi.
Bakan Yılmaz ayrıca, kapatılan üniversitelerin öğrencilerinin durumuyla ilgili olarak da, “Darbe girişiminin ardından 15 üniversite kapatıldı. Bu üniversitelerde öğrenim gören 64 bin 533 öğrenciden, 20 bin 110’u devlet üniversitelerine, 25 bin 732’si vakıfyükseköğretim kurumlarına olmak üzere toplam 45 bin 979 öğrencinin yerleştirme işlemleri tamamlandı. Bunun dışında kalan öğrenciler de kendi istekleriyle yatay geçişleri gerçekleştirildi ya da tercih yapmadılar” dedi. Yılmaz, öğretmen atamalarıyla ilgili de Maliye Bakanlığı ile görüşeceklerini söyledi.

Kaynak: Hürriyet

19HSYK, 203 yargı mensubunu meslekten ihraç etti

HAKİMLER ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), 149 hakim ve 44’ü de Cumhuriyet savcısı olmak üzere toplam 203 kişiyi meslekten çıkardı. Karar Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Kaynak: Cumhuriyet ve Akşam ve Akit

18“FETÖ’cülerin bombaladığı TBMM’nin onarımını FETÖ’cü müteahhitler yapıyor”

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker yaptığı basın açıklamasında 15 Temmuz gecesi bombalanarak hasar gören TBMM’nin FETÖ’cü müteahhitler tarafından onarıldığını söyledi

Kaynak: Cumhuriyet

17‘FETÖ mağduruyum’ gerekçesi tutmadı

Gezi Parkı eylemlerinin ‘Kırmızılı Kadın’ı olarak bilinen akademisyen Ceyda Sungur’a biber gazı sıkan polis memuru Fatih Zengin’in “FETÖ mağduru” olduğu iddiasıyla yaptığı yeniden yargılanma talebi reddedildi.

Kaynak: Cumhuriyet

16AB’den FETÖ itirafı

AB Komisyonu’nun Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, FETÖ’nün darbe girişiminde rol oynadığına dair artan işaretler bulunduğunu söyledi. Belçika’da haftalık dergi Knack’a konuşan Timmermans, “Darbe girişimine ilişkin çok az empati gördükleri söyleyen Türkler haklı. Desteğimizde daha cömert olabilirdik” dedi. Avrupa’nın darbe girişimini hafife aldığını kaydeden AB yetkilisi, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gülen hareketinin darbe girişimindeki rolüne ilişkin açıklamalarının tamamen manasız olmadığı artık açık. ABD’deki araştırmalar temelinde, hareketin darbede rol oynadığına ilişkin işaretler var” dedi. Böylece ilk kez bir üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi, FETÖ’nün darbe girişimdeki rolünü kabul etmiş oldu. Dergi ise, “Gülen’in günleri sayılı. Trump, Gülen hareketinin liderini iade edebileceğini söyledi” yorumunu yaptı. Röportaj üzerine Belçika ve Hollanda’daki FETÖ’cüler de, sözlerini geri alması için Frans Timmermans’a baskı yapmaya başladı.

Kaynak: Sabah

15FETÖ mağdurları için Ankara devrede

FETÖ/PDY soruşturması kapsamında el konularak kayyum atanan Vera Denizcilik Şirketi’ne borçları sebebiyle Cezayir’de rehin kalan ait ‘Sea Honust’ adlı gemideki mürettebat için Türkiye’nin devreye girdi.

Star’ın dünkü sayısında ‘FETÖ, Türk denizcileri Cezayir’de rehin bıraktı’ başlıklı haberinin ardından Dışişleri Bakanlığı, Ulaştırma ve Habercilik Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı harekete geçti.

Geminin borçlarının ödenerek kurtarılması için yapılan girişimlerin yanı sıra, 4 kişilik Türk mürettebatın da değiştirilmesine çalışıldığı öğrenildi. Uluslararası denizcilik kuralları gereği, kaptan Turgut Akdağ gemiden ayrılamıyor. 4 Türk personelin Türkiye’ye getirilmesi için izin alındı. Gemide kalan diğer 4 Türk ve 15 Hintli personelin ihtiyaçlarının da karşılanmaya çalışılıyor.

Kaynak: Star

14FETÖ firarisi TİB elemanı sahte kimlikle yakalandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, AYM Başkanı Haşim Kılıç, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ve MGK üyelerine ait kriptolu ve normal telefonların usulsüz dinleyen ekipte yer alan firari TİB çalışanı Cüneyt Koç, yurt dışına kaçmak isterken yakalandı.

Ödemiş’te’ yakalanan örgüt üyesinin Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Başbakan Davutoğlu, AYM Başkanı Kılıç, Genelkurmay Başkanı Özel ve MGK üyelerine ait kriptolu ve normal telefonların usulsüz dinleyen ekibin içerisinde görev yapıyordu.

TİB de çalıştığı en son Başbakanlık sektörel izleme değerlendirme raportörü iken ihraç edilen ve Tayfun Yıldırım adına düzenlenmiş sahte kimlikle yakalanan Cüneyt Koç’un, Ödemiş’ten yurtdışına kaçacağı öğrenildi.

Kaynak: Star ve Akşam

13Denizli’de 2’si müdür 26 polis açığa alındı

Denizli İl Emniyet Müdürlüğü personeline yönelik FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, 2’si müdür 26 polis açığa alındı.

İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Denizli İl Emniyet Müdürlüğü’nden 2’si müdür 26 polis, bugün açığa alındı. Çeşitli şubelerde görevli polislerin, örgütün kriptolu iletişim programı olan ‘ByLock’u kullandıklarının tespit edildiği öğrenildi.

Kaynak: Star

12Turgutlu’da FETÖ’ye Bayrak operasyonunda 3. dalga

Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ’ye yönelik yürütülen Bayrak operasyonunda 3.dalga yapıldı.

Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı Kuddusi Sönmez’in terör örgütü FETÖ/PDY üyelerine yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında, Turgutlu merkezli eşzamanlı olarak Turgutlu, İzmir, Gördes ve Salihli’de, ilçe emniyet müdürlüğü ekipleri tarafından 7 ayrı noktada operasyon yapıldı

1- H.H (Devlet Hastanesi İhraç Memur)

2- Ö.Ç. (Devlet Hastanesi İhraç Diyaliz Teknisyeni)

3- Ğ.Y(Devlet Hastanesi İhraç Anestezi Teknikeri)

4 – S.E.  ( İhrac Aile Sağlık Hekimi)

5-Y. T (Üniversite Öğrencisi)

6- E. B’nin (işçi ) yakalanarak gözaltına alındığı yapılan aramalarda dijital materyallere el konulduğu öğrenildi

Kaynak: Star

11Hatay’da ByLock’çu 3 polis gözaltında

Hatay’da FETÖ soruşturması kapsamında kriptolu yazışma programı ByLock’u kullandıkları tespit edilen 3 polis gözaltına alındı.

Hatay Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şubesi ekiplerince, FETÖ’nün haberleşme ağı “ByLock” programını kullandıkları belirlenen polislere yönelik operasyon düzenlendi.

Gerçekleştirilen operasyonda daha önce haklarındaki soruşturma nedeniyle açığa alınan 2 şube müdürü ve 1 komiser gözaltına alındı.

Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.

Öte yandan dün aynı soruşturma kapsamında aralarında emniyet amirlerin de bulunduğu 25 poliste gözaltına alınmıştı.

Kaynak: Star

10Zonguldak’taki FETÖ soruşturmasında 7 tutuklama

Zonguldak’ta, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında 7 kişi tutuklandı.

Alınan bilgiye göre, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması kapsamında, FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınan, aralarında Kanun Hükmünde Kararname ile açığa alınan vergi denetmeni ve öğretmenle görevdeki 7 doktorun bulunduğu zanlıların emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan 6’sı doktor 7 kişi tutuklanırken, 2 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kaynak: Star

9Gülen’den Clinton’a 1 milyar dolarlık himmet

Bir dönem FETÖ lideri Fethullah Gülen’in kara kutusu olarak bilenen gazeteci Nurettin Veren paralel yapının hain planlarını Aksam.com.tr’ye anlattı.

Mehmet Bayar / aksam.com.tr-ÖZEL

FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’in sağ kolu olan ve 1970’li yıllarda örgütün iki numaralı ismi gazeteci Nurettin Veren, FETÖ’nün doğuşunu ve örgütün nasıl devleti nasıl ele geçirmeye çalıştığını Aksam.com.tr’den Mehmet Bayar’a anlattı. 17-25 Aralık sonrası FETÖ’nün Türkiye’de kan kaybetmesi üzerine örgütün finansman desteği hakkında önemli açıklamada bulunan Veren; “180 ülkede aynı Türkiye’deki gibi planlanmaları olduğunu düşünün. Belki daha fazla gelirleri var. Çünkü o ülkedeki getiriler Türkiye’deki gibi önü kesilebilecek bir durumda da değil. FETÖ herkese yeşil ışık yakan bir örgüt bir ülkede ne örgüt varsa bundan yararlanacak bir yapı.” ifadelerini kullandı.

Öte yandan ABD’de Kasım ayında yapılan başkan seçimlerinde, Demokratların başkan adayı olan Hillary Clinton’ın seçim kampanyaları boyunca FETÖ’nün bir numaralı sanığı Gülen’den 1 milyar dolarlık destek aldığı ortaya çıktı. Veren ”Gülen, Clinton’a 1 milyar dolar yardımda bulunduğunu söylüyor. Elemanlarının hepsi 180 ülkeden gelen aktif elemanlar destek verdiler” açıklamasında bulundu.

1 MİLYAR DOLARLIK SEÇİM YARDIMI

FETÖ-Clinton arasındaki bağ nedir?

Gülen, Clinton’a 1 milyar dolar yardımda bulunduğunu söylüyor. Elemanlarının hepsi 180 ülkeden gelen aktif elemanlar destek verdiler. Türkiye-Obama ilişkisinden farklı bir şey olacağını düşünüyorum. FETÖ-Clinton arasında açık açık bir ilişki var.

FETÖ, 17-25 Aralık sonrası finansal desteği nereden sağlıyor?

Çok rahat o yönde bir sıkıntı yok. 180 ülkede aynı Türkiye’deki gibi planlanmaları olduğunu düşünün. Belki daha fazla gelirleri var. Çünkü o ülkedeki getiriler Türkiye’deki gibi önü kesilebilecek bir durumda da değil. FETÖ herkese yeşil ışık yakan bir örgüt bir ülkede ne örgüt varsa bundan yararlanacak bir yapı. Vietnam’da ne olabilir? Vietnam’da olanlar bundan çok yararlanabilir. Çünkü Vietnamlılar İngiltere arasında, Amerika ile Küba arasında, Kenya ile Sudan arasında köprüler kurabilecek bir sistemden bahsediyoruz. FETÖ herkese kendini kullandırır ve FETÖ herkesi kullanabilir. Güney Afrika’da şimdi Ali Katırcıoğlu 1 milyar dolarlık yatırımda bulundu. 1 milyar dolarlık bir külliye yaptı. Hem de o kadar masum ve güven verici ki. Bir tane Selimiye camisi yaptı 40’a 40, 30’a 30 .Yani Selimiye caminin masrafını bir düşünün buna dahil edeceğiniz ilahiyat fakülteleri, hastaneler, AVM’ler, üniversiteler, helikopter pistleri bunu hibe olarak yapıyor. Bir ülkede uçak satılacak bunların referansına ihtiyaç var. Bir ülkede petrol satılacak bunların referansına ihtiyaç var. İki ülke arasındaki randevularda tesis ediyorlar. Dolaysıyla bu iş oldu bitti kolunu kırdık diye düşünmek sistemi tanımamaktan kaynaklanıyor. Bu seferde öyle bir şey oraya çıkıyor. Nurettin Veren acaba Gülen’i boş yere mi haddinden fazla mı büyütüp şişirip de korku mu salmak istiyor ve onun propagandasını mı yapmak istiyor. Hayır. Gülen’in bu gücünü ve bu sistemi ne kadar tehlikeli olduğunu iyi anlatmak lazım ki tedbirimizi ona göre alalım.

GÜLEN HAKİMİYET KURMAK İSTİYOR

Fethullah Gülen sohbetlerinde ağır dil kullanmasının sebebi nedir?

Gülen özellikle yapıyor bunu. Kendisinin toplumda olağan üstü bir bilgi birikimi olan farklı bir kişilik olduğunu öne sürüyor. Zaten sizin yarısını anlayıp yarısını anlamadığınızın farkında. Özellikle bu üslubu kullanıyor ki kendinde çok büyük bir bilgi birikimi var. Sizde kendinizi ezik hissediyorsunuz. Oda bunu bastıra bastıra kullanıyor. Hatta bunun ötesinde astronomiden Freud, Auguste, Comte ve Konfüçyüs gibi değişik din mensuplarından kısasalar anlatıyor. Bazen de tıptan konuşuyor. Bu dediğiniz Arapça ve Farsçayla beraber modern ilimlerle beraber sizin üzerinizde hakimiyet kuruyor. Sizde diyorsunuz ki işte benim aradığım misyon lideri adam bu. Bununla beraber amacı sizin üzerinizde hakimiyet kurmak. Onunla görüşüp geldikten sonra gelen kişiler onun propagandasını yapmaya başlıyor. Baş edilemez bir ilim sahibi ve hayatında çok dikkatli oturup kalkıyor. Yanındakiler bunu ezik hissediyor.

Fethullah Gülen 75 yaşında olması ve evlenmemesinin sebebi nedir?

İlk başlarda iken onu hizmete mani olur işte ben bunu davamı engeller diye idi. Onun mazereti buydu. İlk bunu bize söylediği zaman ikinci benim kazancımla ben aile geçindiremem devletten aldığım maaşla din adamı hüviyeti adıyla maaş alıp bununla geçimimi sağlamam caiz değil diyerek takva gösteriyordu. Çok aşırı dindarlığını öne sürüyordu.

Peygamber efendimiz evlendi ama…

Evet ama Gülen daha sonra işime mani olur kendimi ilime vermiş birisiyim diyordu. Kendisine gelen evlilik tekliflerini geri çeviriyordu. Hz. Yahya’da evlenmemiş dedi ve kendine bir dayanak buluyordu. Daha sonrada üstadı gösterdi yahu zaten üstadın evlenecek hali kalmamış ikinci cihan harbinde gönüllü alay komutanlığı yapıyor. Ondan sonra Ruslara esir düşüyor. Oradan döndükten sonra Türkiye’de 30 yıl esir kalıyor. Üstadın evlenmeye değil de yaşamaya vakti kalmamış. Onu da kendine bir maske yapıyordu.  Gülen gayet kendinden emin bir şekilde halen ilerlemeye devam ediyor. Türkiye’de 15 Temmuz yaşandı ama halen orada matrak geçmeye devam ediyor.

‘HAYAL ETTİKLERİNİN 1000 KAT ÜSTÜNDEYİM’

Nasıl kendinden bu kadar emin olabiliyor?

Kendisinden şöyle emin kendisinin doğru yaptığına inanıyor. Dünyayla oynuyorum bunlar aptal diyor. Türkiye’de bana mukavemet etmekle bana  bir şey yaptıklarını zannediyorlar.  Ben ise onların hayal ettiklerinin 1000 kat üstündeyim diyor. Geçen bir videoda ne diyor? Beni güya Türkiye’ye gidip devleti ele geçirecek ve mehdilik yapacak falan bunlar ahmak benim için bulunduğum makamdan 1000 basamak aşağıya inmek demektir.  Amerika cumhurbaşkanlığı bana teklif edilse ayağımın ucuyla iterim ne ki o diyor. Bu tarz kendinden emin. Ben onun her anlamından mana çıkardığım için neyi kastettiğini neden böyle konuştuğunu da biliyorum. ABD’de Clinton ile bağlantı kurup ABD seçimlerini etkilemek küçük bir şey mi? Türkiye’de siyasi partiler 20 yıllık liderler var bir yere adım atamamış bu adam ilkokul mezunu bir cami hocası dünyanın siyasetiyle siyasetçileriyle oynuyor. Adamlarını istediği yere koyuyor. İstediği adamı yukarı istediği adamı aşağıya indiriyor.

Gülen neden sizi öldürmek istedi?

ABD’de öldürmek istediği bir cinnet halini gördüm. Benim oraya suikast yapmaya gittiğimi inandırmışlar ona. Belki ben orada bir ay kaldım. O esnada ona bir bilgi gelmiş. Nasıl bir bilgi gelmiş ise bilmiyorum.

Hangi yılda oluyor bu olay?

2001 yılında Pensilvanya’da gerçekleşti.

ABD’ye neden gittiniz sebebi neydi?

Ben oraya şunun için gittim. Benim aleyhime Türkiye’de NTV ve ATV’deki kaseti Nurettin Veren medyaya verdi diye yaymışlar. Bende bunun iftira olduğunu söylemek için Amerika’ya gittim.

‘CIA VE MOSSAD’A ÖLDÜRÜN EMRİNİ VERDİ’

Ne kaseti bunlar?

Askeri yargı ve mülkiyeyi ele geçirin diye bir kaset yayınlandı. Halbuki bu her yerde var olan bir kaset ama medyaya düşünce bunu Nurettin Veren yaptı diye beni boy hedefi göstermişti. Bende gidip buna nasıl inanırsın buyur geldim hadi beni infaz et dedim veya beni sorgulayın. Orada o esnada demek ki ona bir bilgi gitti ki buraya sen bana suikast yapmaya geldin diyerekten bir vehme kapıldı ve cinnet halini gördüm. Bana oradan talimatla CIA ve MOSSAD’a öldürün emrini verdi.

Sizin yanınızda mı bu emri verdi?

Evet 50 tane şahit var. Tabi ki o şahitler konuşmuyor. Belki birisi bir gün konuşacak. Sonrada bizi oradan yaka paça bir arabaya bindirip gece vakti sokağa attılar. Eşyalarımı dahi almadan Türkiye’ye geri döndüm.

6 ÇOCUĞUMU KAYBETTİM

Gülen ile yaşadığınız dönemde sinir uçlarınıza dokunan bir olay oldu mu?

2002 yılında 6 çocuğumla ailemi kaybettim. Ondan gelen talimat ve güvenceyle biz seninle yaşamak istemiyoruz. Gülen ile aranızda yaşanan durumdan dolayı ne olur ne olmaz diyerek mahkemeye verdiler. İlk duruşmada beni boşadılar. 15 yıldır hiç biriyle en ufak bir irtibatımız yok. Onların verdiği talimatlarla ve verdiği paralarla yaşadılar ve yaşıyorlar. Tespit ettik belgeleri de ortaya koyduk. Bu cezalandırma hemen Amerika dönüşünde oldu. Öldürmekten beter edelim biz bunu dediler. Bu adam ya kendini bir yerden atar ya da ailesini öldürür 30 yıl sonra eşinin ve çocuklarının kendisini terk etmesi bir adamın hastalığa veya cinnet getirmesine sebep olur diyorlar zaten Gülen neden seni cezalandırmadı?  Bende diyorum ki bundan daha ağır bir ceza olabilir mi?

Gülen’den sonra gelecek ikinci bir isim var mı?

Gülen’den sonra onun yerini dolduracak bir kişi olmaz. Fakat sistem devam eder.

GÜLENİZM ARTIK BİR AKIM HALİNE GELDİ

Nasıl peki?

Çünkü bu fikri bir akım haline geldi yani Gülenizm oldu. Nasıl ki bir mezhep tarikat binlerce yıl fikri bir biçimde devam ediyorsa Gülenizm’de dünyaya vahabilik gibi dünyaya bir fikri akım olarak girdi. Gülen’in ölmesiyle o boşluk doldurulamaz ama onun açtığı bu fikri akım eder. Çünkü yetiştirdiği adam çok fazla zaten parasal sıkıntıda yok. Ayrıca bütün dünya milletleri de İslam coğrafyasına karşı bu fikirleri kullanma arayışı içinde. Bu arayış devam ettiği müddetçe ve bu dünyada da petrol olduğu müddetçe bu İngiliz anahtarlarına her zaman ihtiyaç var.

TÜRKİYE’NİN BÜYÜMESİNİ ENGELLEMEK İSTİYORLAR

Son olarak FETÖ hakkında değerlendirmeniz nedir?

Devlet bu güne kadar yaptığı şeyi acilen yapmalı. Bu siyasetçilerin, siyasi kurumların, hukuk mensuplarının, yargı mensuplarının ve emniyet mensuplarının çözebileceği bir iş değil bu. Çünkü fikri bir akım. Kalplerde beyinlerde yapılan bir deformasyon var. Kuran anlayışında yapılan büyük bombardıman var. İnancı ve kalbiyle oynanan bir nesil var. 50 yıllık deformasyon olan bir nesil var. Bu yapılan operasyonlar işin sadece fiziki boyutuyla ilgili cezalandırma kamu görevlerinden bunları koparma kısmı peki bu koparılanlar. Kalben, ruhen ve fikren değişiyor mu? Aynı fikri devam ettiriyor. Hatta daha hınçla bilenmiş bir şekilde bu fikri akımı yaygın hale getiriyor. Dış lobileri arkasına alıp daha hınçla saldırıyor ve saldıracak. Siber saldırıları biz anlattık uyuyan hücreler dedik ikincisi siber saldırılar üçüncüsüde dış lobileri kullanarak Türkiye’yi her cepheden sıkıştıracaklar. 180 ülkede lobi var. Türkiye aleyti 180 ülke demek hem Moody’s’ten tut bilmem neyden bunların maksatı Türkiye’nin ekonomisini çökertmek. Geçen bir Fransız diyor ki İstanbul’da 7.8 şiddetinde bir deprem olabilir. Neden diyor bunu? Çünkü emlak konut satışları patladı. Köprüler havalimanları ile yatırımlar gözler önünde. Bunlar Türkiye’nin kalkınmasını engellemek  istiyorlar.

Kaynak: Akşam

8Barondan Öz’e 300 bin euro

İhbar mektubu: Firari Zekeriya Öz tahliye ettirip Ergenekon’da gizli tanık yaptığı İranlı uyuşturucu baronu Zindaşti’den, 300 bin euro para aldı

Sabah’ta yer alan habere göre; FETÖ’nün firari savcısı Zekeriya Öz’ün, cezaevinden çıkartıp Ergenekon’da gizli tanık yaptığı İranlı uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti’den 300 bin euro aldığı ortaya çıktı. 2014’te mafya hesaplaşması sonucu Zindaşti’nin kızı Arzu Zindaşti ile eşinin yeğeni Devrim Öztünç’un içinde bulunduğu cip, Büyükçekmece’de tarandı. Araçtakiler öldü.

1.1 TON EROİNLE YAKALANDI

Yunanistan’da 1.1 ton eroinin yakalatılması sonucu baronlar arasında hesaplaşma nedeniyle işlendiği belirtilen cinayetlerle ilgili davada, FETÖ izleri ortaya çıktı. A.Ç. adlı bir şahıs ihbar mektubunda, Naci Zindaşti’nin FETÖ tarafından nasıl korunduğunu anlattı. Buna göre Zindaşti, ülkesinde uyuşturucu suçundan idam cezası aldı. İran’daki cezaevinde kaçarak yakını olan Kemal Şerifi Seydani’nin kimliğiyle Türkiye’ye girdi. 24 Eylül 2007’de İstanbul’da 75 kilo eroinle yakalanıp Maltepe Cezaevi’ne konuldu. Zekeriya Öz’ün Ergenokon ve Balyoz’da gizli tanıklık teklifini, ‘tahliye’ şartıyla kabul eden Zindaşti, 2010’da tahliye edildi ve ‘Terazi’ kod adıyla ifade verdi. İddiaya göre Öz’e de 300 bin euro (1 milyon lira) ödendi. Hedef, Balyoz soruşturmasını yürüten İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi ile Ergenekon’a bakan 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ni ele geçirmekti. Zindaşti ifadesinde, 10. Ağır Ceza Mahkemesi hâkimi Erkan Çanak ve 14. Ağır Ceza Mahkemesi hâkimi Zafer Başkurt’u hedef alan açıklamalar yaptı.

O HAKİMLERE KUMPAS KURULDU

Zekeriya Öz de, bu ifadeleri bahane ederek “hukukçular soruşturması”nı başlattı. HSYK, müfettiş raporlarına dayanarak, söz konusu davalarda tahliye yönünde tavır koyan Başkurt ve Çanak’ı başka yerlere tayin etti. Yerlerine ise FETÖ’cü Ömer Diken getirildi.

Kaynak: Akşam ve Takvim

7Amerikalı savcıdan FETÖ’ye hizmet

İşadamı Rıza Sarraf’ın davasına bakan ABD’li savcı Bharara’nın son kumpası FETÖ’ye hizmet ettiğini resmen kanıtladı. Bharara, FETÖ’nün polislerinin hazırladığı 17 Aralık fezlekesini delil sayarak mahkemeye sundu.

New York’ta devam eden İran asıllı Türk işadamı Rıza Sarraf’ın davasına bakan Savcı Preet Bharara apar topar yeni bir kumpasa imza attı. FETÖ ile bağlantıları ortaya çıkan savcı Bharara davanın görüldüğü New York Güney Bölge Mahkemesi’ne 17 Aralık hükümete darbe girişiminin ardından, çoğu firarda olan FETÖ polisleri tarafından hazırlanan fezlekeyi birebir delil olarak sundu. Bharara ayrıca Sarraf’ın e-postalarını okumak için mahkemeden izin de aldı. Savunmanın itirazlarına karşın bildiğini okuyan savcı görülmekte olan davaya ilişkin niyetinin Türkiye aleyhtarlığı olduğunu da ortaya koymuş oldu.

HUKUKU AYAKLAR ALTINA ALDI

İtirazlar dolayısıyla mahkemenin bu ay sonunda görülmesi beklenirken FETÖ’yle çalışan savcı Bharara ise savunmanın itiraz gerekçelerini bile duymazdan geldi. . Bharara, mahkemeye sunduğu toplam 398 sayfa ve iki bölümden oluşan savunmasına davayla alakasız bir şekilde eski Bakanlar Zafer Çağlayan, Egemen Bağış gibi isimlerin görüşmelerini bile koydu. 31 sayfalık ek iddianame de hazırlayan Bharara, Sarraf’ın telefonuna zorla el koyan FBI ajanlarını savunarak hukuku açıkça çiğnedi.  İşadamı Sarraf’ın elektronik posta hesaplarına sızdığını da itiraf eden Bharara dava dosyasında Sarraf hakkındaki Can Dündar’ın haberlerini kullandı ve FETÖ’cülerin hazırladığı 17 Aralık dosyasının “ABD kolluk kuvvetlerinin bağımsız soruşturması ile doğrulandığını” iddia etti. Bharara bir başka hukuksuzluğu da itiraf ederek FETÖ’nün 17 Aralık fezlekesinin ‘İstanbul’daki FBI görevlileri tarafından incelendiği ve doğrulandığını’ vurguladı.

Savcı Bharara, 15 Kasım’da  sisteme giren 2 sayfalık dilekçesinde ise açıkça hukukun dışına çıkarak  Türkiye’nin siyasi yapısına yönelik üst aklın yürüttüğü algı operasyonlarına yer verdi.

AKŞAM BHARARA’NIN FETÖ İLİŞKİLERİNİ ORTAYA ÇIKARMIŞTI

AKŞAM gazetesi daha önce 17 Aralık’ta hükümeti devirmek isteyen hainlerin başarısız olmalarının ardından ellerindeki belgeleri Savcı Preet Bharara’ya elden ulaştırdıklarını okuyucularına duyurmuştu. Bharara’nın karanlık ilişkileri de burada da bitmiyor. AKŞAM daha önce bazı odaklar tarafından Türkiye karşıtı propagandanın yıldızı haline getirilen ‘şerif’ lakaplı ABD’li Savcı Bharara’nın paralel yapı ile sıkı ilişkileri olan New York Senatörü Charles Schumer’in eski başdanışmanı olduğu ortaya çıkmıştı. Ne tesadüftür ki Senatör Schumer’in eski danışmanlarından Jason Abel ise FETÖ lideri Gülen aleyhine Pensilvanya’da açılan davanın düşürülmesi için hukuk mücadelesi veren hukuk şirketin danışmanı konumunda.

Kaynak: Akşam

6Çilingir gizli tanık, Deniz Baykal’a yapılan kaset kumpasını anlattı

Gizli tanık “Kılıç”, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın istifasına neden olan gizli kamera kumpasına ilişkin de önemli itiraflarda bulundu

Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile bazı eski MHP milletvekillerine kurulan kaset kumpası soruşturmasında sona gelindi. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nce hazırlanan fezleke Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Fezlekede, Ankaralı işadamı Yusuf Ziya Y.’nin “Hizbut Tahrir” üyesi olduğu iddiasıyla İstihbarat Daire Başkanlığı’nda görevli FETÖ’cü polisler tarafından mahkeme kararı olmaksızın teknik takibe alındığı belirtildi. Bu konuyu araştıran polis, bir gizli tanığın ifadesine başvurdu. Bu isim çilingir olan, gizli tanık “Kılıç” idi. Kılıç ifadesinde, “İstihbarat Dairesi’nde görevli polisler bir gün sabaha karşı beni evden aldılar, Turan Güneş Bulvarı üzerinde bir apartmanın en üst katına çıkardılar. Görevliler dairenin kapısını açarken, kilidin içerisinde maymuncuk kırıldı. Kırılan parçayı çıkardım, kapı çalışır hale geldi” dedi.

“SİYASİLERE YÖNELİK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”

Bu ifade üzerine adrese giden polis, söz konusu daireyi işadamı Y.’nin kiraladığını tespit etti. Şüphelilerden N.S. de ifadesinde, Şube Müdürvekili’nin emri ile 15-20 polisle birlikte daireye giderek TV’ye kamera yerleştirmeye çalışırken ev sahibinin gelmesi üzerine apar topar daireden çıktıklarını anlattı. N.S., polislere yakalandığını, ancak dönemin İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Gürsel Aktepe’nin devreye girmesiyle bırakıldığını söyledi. İşadamının şüpheli polislerce 15 ayrı mahkeme kararı ile 21 ay Hizbut-Tahrir suçlamasından dinlemeye ve 9 ay da teknik takibe alındığı anlatılan fezlekede, 59 ismin işadamı Y. olayına karıştığı kaydedildi. İfadesi alınan Y. de “İşyeri olarak kullandığım adreste o dönem hükümette yer alan bakan ve bazı siyasilerin gelip gitmişliği vardır. Bu çalışmanın siyasilere yönelik olduğunu düşünüyorum” dedi.

BAYKAL’A KUMPAS KURAN POLİSLERİN KİMLİKLERİ BELİRLENDİ

Gizli tanık “Kılıç”, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın istifasına neden olan gizli kamera kumpasına ilişkin de önemli itiraflarda bulundu. Kılıç, Baykal’ın Ankara Angora Evleri Sarmaşdolaş Sokak’taki evine gizlice giren 2’si komiser 4 istihbaratçı polisin, gizli kamera ve ses kayıt cihazları yerleştirdiğini söyledi. Kumpasçı istihbarat polislerinin kimlikleri de belirlendi.

‘BÖCEK’ TUTUKLULARINA ‘KASET’ TUTUKLAMASI

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve bazı MHP’lilere ait görüntülerin kaydedilerek, internette yayınlanmasına ilişkin soruşturma kapsamında eski polisler İlker Usta ve Sedat Zavar tutuklandı. Usta ve Zavar, Başbakanlığı döneminde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çalışma ofislerine dinleme cihazı konulmasıyla ilgili dava kapsamında halen tutuklu bulunuyor.

HABERTÜRK

Kaynak: Akşam

5FETÖ burada yargılanacak

15 Temmuz darbe girişimine katılan Fethullahçı Terör Örgütü şüphelileri hakkındaki davaların duruşmaları Silivri’de yapılacak. Silivri Cezaevi Kampusu’nun karşısındaki 17 dönüm tarla üzerine inşa edilen bina, 3’ü bodrum katı olmak üzere 5 katlı. Bin 500 metrekarelik salon, 976 kişi alabiliyor.

15 Temmuz darbe girişimine katılan Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) şüphelileri hakkındaki davaların duruşmaları, İstanbul Adalet Sarayı’ndaki salonların küçük olması ve güvenlik nedeniyle Silivri’de yapılacak. Duruşmalar, FETÖ’nün “17-25 Aralık 2013 paralel yargı darbe girişimi” öncesinde inşa edilen, FETÖ firarisi Savcı Fikret Seçen’in bizzat ilgilendiği, 2013 Mayıs’ında yapımı tamamlanan; Türkiye’nin hâlâ en büyüğü niteliğindeki büyük duruşma salonunda gerçekleştirilecek. 15 Temmuz darbe girişimi sanıklarının yargılanacağı büyük salonlar; Silivri Cezaevi Yerleşkesi’nde ve Ergenekon ile Balyoz davalarının yapıldığı salonun karşısında yer alıyor. Binada büyük salonun dışında, 2 ayrı küçük duruşma salonu daha bulunuyor.
İlk duruşma 27 Aralık’ta
Salonda, darbe girişiminde Tarabya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne Özel Harekât timinin götürülmesi emrini yerine getirmeyen helikopter pilotunun da aralarında bulunduğu 25’i tutuklu 29 polis hakkında açılan davanın duruşması görülecek. 27 Aralık’taki davanın görülmesi için duruşmaların il sınırları içinde mahkemenin olduğu yer dışında görülmesine olanak sağlayan yasa tasarısının kabul edilmesi gerekiyor. Yasanın önümüzdeki günlerde kabul edilmesi bekleniyor.
Firari Savcı Fikret Seçen’in 2 kez yıktırdığı kürsü.
Firari Savcı Fikret Seçen’in 2 kez yıktırdığı kürsü.
Firari Seçen kürsüyü 2 kez yıktırdı
Darbe girişiminin ardından yurtdışına kaçan firari FETÖ şüphelisi eski özel yetkili Başsavcısekili Fikret Seçen’in, salonun inşaatıyla bizzat ilgilendiği, kürsüyü 2 kez yıktırıp yeniden yaptırdığı belirtildi. Seçen’in yaptırdığı, sütunları olan kürsü de dikkat çekiyor. 2013 yılı rakamlarıyla 23 milyon TL harcanan ve 14 ay süren inşaat, 17-25 Aralık 2013 paralel yargı darbe girişiminden 6 ay kadar önce tamamlandı. Salon yapılırken, kumpas olduğu daha sonra ortaya çıkan Balyoz davasında 21 Eylül 2012’de mahkûmiyet kararı verildi. Salonun inşaatının tamamlandığı Mayıs 2013’te, Ergenekon davasında ise son savunmalar yapılıyordu. 5 Ağustos’ta Ergenekon davasında karar açıklandığında, salon tamamlanmış durumdaydı. Salonda sadece, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın sanık yapılmaya çalışıldığı KCK davasının duruşmaları görüldü. Şimdi bu spor salonundan duruşma salonuna dönüştürülen bölümde duruşma yapılmıyor.
3’ü bodrum, 5 katlı ve en büyük salon bin 500 metrekare
Silivri Cezaevi Kampusu’nun karşısındaki 17 dönüm tarla üzerine inşa edilen bina, 3’ü bodrum katı olmak üzere 5 katlı. Bin 500 metrekarelik salon, 976 kişi alabiliyor. Habertürk’te yer alan habere göre 345’er kişilik, 635’er metrekare büyüklüğünde 2 ayrı duruşma salonu daha bulunuyor. Büyük salonda 330 sanık, 400 avukat, 216 izleyici, 30 da basın ve milletvekili sandalyesi var. Binada salonların haricinde, bodrum katında nezarethane, baro odaları, kafeterya, basın odası, hâkim ve savcı odaları, mahkeme kalemleri, hâkim ve savcılar için yemekhane ile kafeterya yapıldı.
Bekleme salonu.
Bekleme salonu.
Bodrumdan salona
976 kişi kapasiteli en büyük duruşma salonuna sanıklar binanın bodrum katından merdivenlerle, bazı futbol sahalarında olduğu gibi duruşma salonunun ortasındaki “çıkış tüneli” gibi zeminden giriş yapıyor. Mahkeme heyeti ile cumhuriyet savcısı ayrı kapıdan, izleyiciler ile basın ise ayrı kapılardan salona alınıyor.
Binlerce kişi yargılanacak
15 Temmuz darbe girişiminden sonra tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konulan yaklaşık 2 bin 500 şüpheliden 2 bin 300’ü, Silivri’de yargılanacak. 300 şüpheli hâkim ve savcının soruşturma dosyası, yetkisizlik kararıyla Ankara’ya gönderildi. Yargılamalar, halen yapımı süren ve 900 sanığın aynı anda yargılamasının yapılacağı Sincan’daki duruşma salonunda gerçekleşecek. Sincan’daki salon tamamlandığında ise Türkiye’nin en büyüğü olacak. Darbe girişiminin ardından tutuklanan ve soruşturmaları süren sanıklar, haklarında dava açılması halinde, bu duruşma salonunda yargılanacak. O isimler arasında eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, FETÖ üyeliğinden tutuklanan polis müdürleri Dinçer Ay, Hasan Taşgıran, Ramazan Karaoğlan, baklavacı Faruk Güllü, işadamları Ömer Faruk Kavurmacı ve Fikret İnan, eski Adli Tıp Kurumu Başkanı Haluk İnce gibi isimler de bulunuyor.

Kaynak: Yeni Şafak ve Akit

4Trump geldi FETÖ’cü Kanter kaçıyor

15 Temmuz’daki darbe girişiminin sorumlusu olan Fetullah Gülen’e biat yemini eden Enes Kanter, ABD seçimlerinde Demokrat lider Hillary Clinton’ı desteklemişti. Cumhuriyetçi lider Donald Trump’ın seçimlerden zaferle ayrılması sonrası ise Kanter, transfer yoluyla Amerika’dan kaçıyor.

FETÖ’ye yakınlığıyla bilinen Enes Kanter’in transfer yoluyla Amerika’dan ayrılabileceği aktarıldı. Amerikan basınından HNGN’nin haberine göre; Toronto Raptors, iki oyuncusu karşılığında FETÖ’ye yakınlığıyla bilinen Enes Kanter’i Oklahoma City’den transfer edecek.
Kanada ekibinin Enes Kanter için fPatrick Patterson ve Terrence Ross’u Oklahoma’ya göndermeyi düşündüğü ve takas için transfer görüşmelerinin başladığı aktarıldı.
Amerikan kaynaklı haberlerde FETÖ’ye yakınlığıyla bilinen basketbolcunun Oklahoma ve Toronto kulüplerinin kararı doğrultusunda transferinin gündeme geldiği belirtilse de Kanter’in Trump’ın başkan seçilmesiyle birlikte Kanada’ya yerleşmeyi düşündüğü ifade edildi.
Bilindiği üzere ABD’nin yeni başkanı Donald Trump, FETÖ yapılanmasına uzak duran bir politika anlayışına sahip.

Kaynak: Yeni Şafak

3Hepsini Adil Öksüz seçti!.

FETÖ’nün askeri okullara öğrenci yetiştiren yapısı Kahramanmaraş Elbistan’da yuvalandı. Buna göre fakir ailelerin çocukları memleketi Kahramanmaraş olan TSK’nın Hava İmamı Adil Öksüz tarafından tek tek seçildi. Bu çocuklar İzmir’deki bir evde eğitildi. Tüm çocukları çeşitli testlere tabi tutan Öksüz, bu testlerin sonuçlarına göre hangi genci nereye yerleştireceğine karar veriyordu. Gençler bu karara göre hava, kara ve deniz okullarına yönlendiriliyordu.

Kaynak: Takvim

2Gülen’in günleri sayılı

AB Komisyonunun Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) kesinlikle darbe girişiminde rol oynadığına dair artan işaretler bulunduğunu söyledi.
Haftalık dergi Knack’a konuşan Timmermans, “Darbe girişimine ilişkin dışarında çok az empati gördüklerini söyleyen Türklerin bu konuda haklılık payı var. Desteğimizde daha cömert olabilirdik. Darbe girişimini hafife aldık. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gülen hareketinin darbe girişimindeki rolüne ilişkin açıklamalarının tamamen manasız olmadığı artık açık. Hareketin darbede kesinlikle rol oynadığına ilişkin artan işaretler var” diye konuştu. Timmermans’ın açıklamalarıyla üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi, ilk defa FETÖ’nün darbe girişimdeki rolünü kabul etmiş oldu. Knack dergisi ise, “Gülen’in günleri sayılı” yorumunda bulundu. Öte yandan röportajın yayımlanmasının ardından Belçika ve Hollanda’daki FETÖ mensupları, sözlerini geri alması için Timmermans’a baskı yapmaya başladı.

Kaynak: Türkiye ve Akit

1MİT’İn kitabından kilit isimler çıktı

FETÖ’ye yönelik 24 Haziran 2004 tarihli MGK’da hem Genelkurmay Başkanlığı hem de MİT tarafından yapılan kapsamlı sunumların ardından 1999 yılına ait bir başka belge çıktı.

15 Temmuz darbe girişiminin düzenleyicisi olduğu belirtilen FETÖ’ye yönelik 24 Haziran 2004 tarihli MGK’da hem Genelkurmay Başkanlığı hem de MİTMüsteşarlığı tarafından yapılan kapsamlı sunumların ardından 1999 yılına ait bir başka belge çıktı.

Gazeteci Nedim Şener’in komisyona sunduğu belge, MİT Müsteşarlığı Yıkıcı-Bölücü Faaliyetler Eğitimi Bölümü Başkanlığı’nın 1999 tarihli ‘İrticai Faaliyetler’ başlıklı kitabında yer alan ‘Fetullah Gülen Grubu’ bölümünü içeriyor.

‘BATIDAKİ KAMPLARA’

MİT Müsteşarlığı Yıkıcı-Bölücü Faaliyetler Eğitimi Bölümü Başkanlığı’nın 1999 tarihli ‘İrticai Faaliyetler’ başlıklı kitabında, grubun kıta bazlı yapılanma gerçekleştirmeye başladığı, bu çerçevede Orta Asya’dan Naci Tosun, Uzakdoğu’dan ise İsmail Büyükçelebi’nin sorumlu olduğu bilgisi yer alıyor.

Kitapta, “Grup taban genişletme çalışmalarında ayrım gözetmeksizin ortam ve imkân bulduğu her vasatı değerlendirmektedir. Bu çerçevede, Alevi kesime mensup öğrencilere cemaat yurtlarında yüzde 10 civarında kontenjan ayrılmakta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki Kürt orijinli gençler için yurt ve okul yaptırılmakta, bu gençler cemaatin batı illerinde tertiplediği kamplara götürülmektedir” notu yer alıyor.

5 SAYFA AYRILDI

İlgili kitapta 5 sayfa ayrılan Gülen grubuna yönelik şu tespitler dikkat çekiyor: “Nurcu kesimin en organize grubudur. Öğrenci kesimini hedef alan ve

Kaynak: Akit

CEVAP VER