Motorlu Taşıtların ÖTV Oranları Değişiyor

0

Geçen hafta motosikletlerin ÖTV oranlarıyla ilgili bir yazı yazmıştım burada. Çevreci yasalar yüzünden değişen motorlu taşıt sektörünün gerisinde kalmamak için ülkemizde de vergilendirme oranlarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunmuştum.

Dün bir gelişme oldu ve Bakanlar Kurulu’na, motorlu taşıtların ÖTV değerlerinin belirlenmesinde rol oynayan kriterlerin artırılması üzerine yetki verildi. Buna göre artık herhangi bir motorlu taşıtın ÖTV’si sadece motor hacmine göre değil;

  • Aracın satış bedeline,
  • Cinsine,
  • Sınıfına,
  • Üst yapı gövde tanımına,
  • Emisyon türüne,
  • Yolcu ve yük yaşıma kapasitesine

göre belirlenecek olup, EURO normlarına uyum sağlamış araçların ÖTV’sinin ise yarıya kadar indirilmesinin önü açıldı.

Eğer bu imkan; devlete ek kazanç getirilmesi için suistimal edilmez, onun yerine toplumun ulaşım alışkanlıklarını, yine toplumun genelinin faydasına yarayacak şekilde kullanılırsa bu yetkiyi son derece olumlu karşılayabiliriz.

Şöyle ki; devletin vatandaşları daha çevreci ve daha az yakıt harcayan araçlara karşı teşvik etmesi gerek. Her ne kadar yüksek vergilendirme olsa da yüksek yakıt sarfiyatı cari açığımızı artırıyor. Çünkü akaryakıtta maalesef dışa bağımlıyız.

Sadece yakıt sarfiyatı da değil, egzozundan zehirli gazlar kusan araçlar yüzünden özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerin üzerinde hava kirliliğinin ne kadar ileri boyuta ulaştığını gösteren kahverengi bir gaz birikintisi var. Şehir dışı seyahatlerden dönerken, özellikle Trakya tarafından İstanbul’a girerseniz buna siz de şahit olabilirsiniz.

Türkiye'nin hava kirliliği haritası. NASA'ya göre İstanbul'un havası son 10 yılda %50 oranda daha fazla kirlenmiş.
Türkiye’nin hava kirliliği haritası. NASA’ya göre İstanbul’un havası son 10 yılda %50 oranda daha fazla kirlenmiş.

Ayrıca yine İstanbul ve Ankara gibi park yeri ve yoğun trafik sorunu yaşanan büyük şehirlerde haddinden fazla yer işgal eden, beş kişilik araçlarda edilen tek kişilik seyahatler de çoğu insanın farkında olmadığı bir problem. Ülkemizde maalesef büyük araba kullanmak prestij meselesi olmuş. Küçük arabalar kimseye cazip gelmediği gibi üstelik cinsiyetçi bir dille “kadın arabası” olarak da adlandırılıyorlar.

Halbuki mantıklı bir çerçeveden bakarsak;

  • EURO 6 normlarına uyan (dolayısıyla çevreye yaydığı zehirli gaz miktarının minimum olduğu),
  • İki kişinin rahatlıkla ulaşımını sağlayabileceği büyüklükte (örneğin Fiat 500, Smart ForTwo vb.),
  • Şehir içi ulaşımda gayet yeterli olacak 1000 cc’nin altındaki motor hacmine sahip (böylelikle yakıt sarfiyatı da düşecek)

araçların ÖTV’leri olabildiğince indirilir, hatta tamamen kaldırılırsa insanlar yüksek vergi ödememek için bu tip araçlara yöneldiğinde park yeri ve trafik sorunu da, hava kirliliği de, akaryakıttaki dışa bağımlılığımız da önemli ölçüde azalır.

smart-parking
Akıllıca (Smart) bir park örneği.

Basit bir hesap yapalım. Uzunluğu 5 metreye yaklaşan ve genellikle şirket aracı olarak tercih edilen sedan otomobiller yerine; uzunluğu ortalama 3 metre olan ve iki kişinin şehir içi ulaşımını rahatlıkla sağlayan otomobiller tercih edilse, araç sayıları aynı kalsa bile trafikte ve park yerlerinde kapladıkları alan %40 oranında azalır. Bu oran da küçümsenmeyecek kadar yüksek bir orandır.

Umarım Bakanlar Kurulu; bu fırsatı iyi değerlendirerek insanların israfa ve gösterişe olan düşkünlüğünü, yapacağı maddi teşviklerle kırarak zaman içinde ortadan kaldırabilir ve Türkiye’nin ulaştırma alanında 21. yüzyıla yakışan yeni bir sayfa açabilir.

CEVAP VER