İstanbul’un Taksi Sorunu ve Bir Çözüm Önerisi

1

İstanbul’da taksicilik yapıp da şikayet etmeyeni duydunuz mu? Ya da taksiye binen yolcuların yüksek memnuniyete dair beyanlarıyla karşılaştınız mı hiç?

Şahsen benim taksilerle ilgili duyduğum şikayetler genelde ya şoförlerden ya da yolculardan geliyor. Plaka sahiplerinin herhangi bir serzenişini duymadım. Neden şikayet etsinler ki? Çoğunluğu bundan 30-40 yıl önce bir otomobil fiyatına, daha yakın tarihtekiler ise İstanbul dışında satılan bir oda bir salonluk ev fiyatına; yatırım olsun diye plaka satın almış kişiler. Yine aynı çoğunluğun taksicilikle alakası yok, çünkü taksi plakası kendilerine miras olarak kalmış durumda.

İstanbul’un merkezi için konuşursak bir taksi plakası 1.600.000 TL’ye (yazıyla bir milyon altı yüz bin Türk Lirasına) satılıyor. Son 12 yılda taksi plakasının fiyatında %470’lik bir artış söz konusu. Bu yapay artış tabii ki yine plaka sahiplerini mutlu ederken gerçekten taksicilik yapan şoförleri ve müşterileri ise genelde mağdur ediyor. Niye mi?

İstanbul'daki güncel taksi plakası fiyatları.
İstanbul’daki güncel taksi plakası fiyatları.

Şoförlerin ve müşterilerin mağdur olduğu denklemde plaka sahiplerinin haricinde mutlu olan bir kesim daha var; o da plakayı sahibinden kiralayıp yine aynı plakayı genelde iki, bazen daha fazla şoföre kiralayan aracılar. Yazımın başında bahsettiğim, miras sonucu plaka sahibi olan insanlar taksicilikle ilgili bilgi sahibi olmadıkları için plakalarını bu aracılara kiralıyorlar. Aracılar ise bir kere suyu sıkılmış portakalın posasını ise gececi ve gündüzcü olmak üzere iki farklı şoföre kiralayıp “al bu posanın suyunu da sen sık” diyerek herhangi bir meslekte tutunamadığı için taksi şoförlüğü yapmak zorunda kalan insanların sırtına gerçeküstü bir yük bindiriyorlar.

Rakamlarla konuşmak gerekirse; aracı, plaka sahibine aylık 7.000 TL kira öder. Gececi ve gündüzcü şoförlerden ise toplamda aylık 12.000 TL alarak arta kalan 5.000 TL ile taksinin masraflarını öder ve evini geçindirir. Gördüğünüz gibi kirası 7.000 TL olan plaka bir anda suni olarak aylık 12.000 TL kazandırmaya başladı. Ancak bu 12.000 TL’yi gececi ve gündüzcü şoförler her biri kendi günlük vardiyası boyunca kazanmak zorunda olduğu 200 TL ile çıkarmaya çalışırlar. 200 TL’nin üzerine kazandıkları para, taksiyi bir sonraki şoföre teslim ederken yakıt deposunu doldurma ve yıkatma masrafı haricinde ceplerine kalır. Bu işi düzenli olarak yapmak isteyen bir taksi şoförünün, masraflar hariç her gün 100 TL kazanması gerekir. Yani gececi veya gündüzcü bir taksi şoförünün aylık 3.000 TL civarında bir geliri olur. İki şoför toplamda aylık 6.000 TL kazanç sağlar.

Fark ettiniz mi? 7.000 TL’lik bir bedelle kira yolculuğuna başlayan bir taksi plakasının aylık kazandırdığı para, aracının ve şoförlerin geliri ile 18.000 TL’ye dayandı. Bu üçlü arasındaki en rahat taraf plaka sahibidir, çünkü hiç çaba sarf etmeden para kazanmaktadır. Aracılık yapan kişi ise şoförlere nazaran daha rahattır, çünkü şoförleri ve taksinin zorunlu trafik sigortası dahil diğer masraflarını iyi yönetebildiği takdirde yine fazla emek harcamadan gelir elde etmektedir. Buradaki en büyük ağırlık şoförlerin üzerindedir. Aracıya ödeyecekleri günlük meblağın üzerine çıkmaya çalışırlar ki o gün eve para kazanarak gidebilsinler.

İstanbul'daki taksilerin çoğunun hasarlı ve kalitesiz arabalardan oluştuğunu gözlemlemek zor değil.
İstanbul’daki taksilerin çoğunun hasarlı ve kalitesiz arabalardan oluştuğunu gözlemlemek zor değil.

Şoförün üzerindeki bu yük de yoğun bir stres kaynağı haline gelmektedir. Kısa mesafe için müşteri almak istememeleri, yoğun trafiğin olduğu bölgelere gitmek için ayak diremeleri veya trafiğe girmemek için yolu iki kat uzatarak ara sokaklardan gitmeleri bu yüzdendir. Aslında aracıya, plaka sahibine ve genel olarak sisteme karşı olan öfkelerini müşteriye yönlendirmek zorunda kalırlar ve bu yüzden ne müşteri para karşılığı aldığı hizmetten memnun kalır ne de şoför yaptığı işten keyif alır.

Sorunu detaylıca anlatabildiğimi umuyorum. Şimdi sıra çözüme geldi. Müşteri memnuniyetini ve çalışanların refahını artırmak için her alanda olduğu gibi kurumsallık gereklidir. İstanbul gibi dünyanın en büyük ve en yoğun şehirlerinden birinde taksicilik sektörünün son derece kurumsal 3-4 firmanın elinde olması gerekir. Mobil iletişim sektöründeki Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom’u örnek verirsem sanırım zihinlerde oluşan görüntü daha da belirginleşir.

Almanya'da taksilerin çoğunluğu lüks araçlardan oluşuyor.
Almanya’da taksilerin çoğunluğu lüks araçlardan oluşuyor.

İhaleyle ve ihalenin gerektirdiği kurumsal yeterliliklerle belirlenecek bu 3-4 firma, taksimetrenin açılış bedelini ve kilometre başına düşen ücreti kendi aralarında oluşturacakları rekabet ortamında serbest bir şekilde düzenleyebilirler. Müşterisinin memnuniyetini en üst düzeyde tutmak isteyen bir firma, son model bir Mercedes E sınıfı aracı taksi yapıp şoförünü de üniversite mezunu ve en az bir yabancı dil bilen biri olarak çalıştırabilir. Uygun fiyata ortalamanın üzerinde hizmet vermeye çalışan diğer firmalar da eli yüzü düzgün araçların şoför koltuğuna dürüst ve insani ilişkileri kuvvetli insanları oturtarak ve taksimetrenin açılış ve artış bedelleri üzerinde fiyat kırarak rekabet yaratabilir.

Tabii bunların hepsi devletin teşviki ile olabilir. Eylül ayında yapılan düzenlemeyle artık taksi olarak çalışacak arabalardan ÖTV alınmayacak olması başlangıç olarak iyi bir teşviktir. Ancak Türkiye’nin en büyük firmalarını bu sektöre çekebilmek için daha büyük teşvikler gerekir. Böyle bir ortam sağlandığında taksici olarak çalışan şoförlerin de profili bir anda değişecek, daha insani şartlarda belki daha iyi paralar kazanabilecek ve dolayısıyla müşteri de memnun bir şekilde şehir içinde daha kaliteli ve konforlu bir taksiyle ulaşımını sağlayabilecek. Taksicilikle alakasız plaka sahiplerinin ve işi fırsatçılığa vardıran aracıların bu denklemden çıkması İstanbul’un taksi sorununu çözecektir.

1 YORUM

  1. Birçok alanda olduğu gibi, olaya rant gözü ile bakıp, oluşumu mafyanın eline teslim etmek kötü sonuçlar doğuruyor. Kapitalizmin ahlak freni olmaz, tüm öncelik ve beklentisi para olan tüm alanlarda sonuç bu, bence koşula göre iyi durumdayız.

CEVAP VER