Bugünkü (20 Kasım 2016) FETÖ haberleri

0

21‘Fethullah Gülen’in iadesi CIA’in pozisyonuna darbe olur’

Rusya Başbakanlığı’na bağlı Finans Üniversitesi Siyaset Bölümü’nden Doç. Dr. Gevork Mirzoyan’ın ABD’nin Fethullah Gülen’in Türkiye’ye olası iadesine değinerek, “Bu CIA’in pozisyonuna darbe olur” dedi.
Rus NTV kanalının Mesto Vstreçi (Buluşma Yeri) programında konuşan Rus uzman şu ifadeleri kullandı: “ABD’nin 45. başkanı Donald Trump’ın önemli yandaşlarından biri (Ulusal Güvenlik Danışmanı Korgeneral Micheal Flynn) Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi gerektiğini söyledi. Gülen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başlıca düşmanı. Bu çok ciddi bir açıklama.

‘GÜLEN CIA İLE SIKI BAĞLANTILI’

Çünkü Gülen CIA ile sıkı bağlantılı. Onun kurumları CIA ile çalışıyor. Bu da (iade) CIA’in pozisyonuna yönelik darbe olur. Gülen gibi konularla böyle kolay açıklama yapılmaz. Peki, Erdoğan bunun karşılığında Washington’a ne verebilir? Bu güzel soru. ABD istiyor ki Erdoğan Suriye’de Washington’a engel olmasın. ABD istiyor ki Erdoğan Amerikan dış politikasındaki faal konumuna geri dönsün. Daha önce Erdoğan bu konumunu terk etmişti.” (Sputnik)

Kaynak: Hürriyet ve Akşam ve Akit

20HSYK’nın pastalı börekli Fetullah Gülen toplantıları

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) 2010-2014 yılları arasında Başkanvekilliği görevini yürüten Ahmet Hamsici’nin Etkin Pişmanlık Yasası hükümlerinden yararlanarak yaptığı itiraflar, Türkiye’de “Yetmez ama evet” sloganları altında gerçekleşen 2010 Anayasa referandumu sonrası Türkiye’yi yeni bir bakışla okumak için kritik bir önem taşıyor. Hamsici’nin 31 sayfa tutan ifadesi, Fethullah Gülen cemaatinin referandum sonrasında HSYK’nın oluşumu ve HSYK üzerinden Türkiye’nin yakın tarihi üzerinde icra ettiği rolün anlaşılabilmesi bakımından son derece çarpıcı veriler sunuyor kamuoyuna.
FİDAN HAMLESİNDEN SONRA HAMSİCİ’NİN DURUMU

Bu itiraflarda Gülen cemaati ile lise yıllarından itibaren ilişki içinde olan, bu ilişkisi zaman zaman gevşek bir şekilde seyreden ancak özellikle hâkimlik kariyerinde yükselmeye başladıktan sonra giderek kuvvetlenen bir hukukçu profili çıkıyor karşımıza. Özellikle HSYK Başkanvekilliği’ne giden süreçte cemaat ile blok bir şekilde hareket eden bir Ahmet Hamsici görüyoruz. Bu ifadelerde Gülen cemaatinin 2012 yılında MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı hedef alan hamlesinden sonra Hamsici’nin cemaat ile ilişkisinin sancılı bir seyir izlemeye başladığı, kendisinin hükümet ile cemaat arasında sıkışıp kaldığı görülüyor.

Bu itiraflar üzerinden 2010-2014 döneminde cemaatin yargı üzerinde oynadığı rolü, yargı üzerinden tarihin akışına yaptığı müdahaleleri okuyabilmek için önce 2010 referandumundan sonra şekillenen yeni HSYK’nın yapısının bir röntgenini çekmek gerekiyor. Yeni HSYK 22 üyeden oluşuyor. Adalet Bakanı aynı zamanda kurulun başkanı. Bakanlık müsteşarı da üye. İlk dönemdeki uygulamada genel teamül bakan ve müsteşarın toplantılara katılmaması yönündeydi. Bu durumda kararlar büyük ölçüde üç daire halinde çalışan ve hepsi bir şekilde seçilerek kurula gelmiş olan 20 üye tarafından belirleniyordu.
Toplam 20 üyeden 7’si seçimle adli yargıdan, 3’ü ise idari yargıdan seçilmişti. Hamsici’nin itirafları bu gruptaki toplam 10 üyeden 9’unun cemaat kontenjanından seçildiğini ve bir blok olarak hareket ettiklerine işaret ediyor. Yargıtay’ın 3 kişilik kontenjanı var. Bunun için 2’si asil, 1’i yedek 3 kişi seçildi. Yargıtay kontenjanından bir koltuğu ilk iki yıl eski dönemden kalan Ali Suat Ertosun doldurdu. Süresi dolunca yerine 2010’da yedek seçilen üçüncü isim Ulvi Yüksel geldi. 2010 seçiminde Danıştay’dan da iki üye seçildi: Ziya Özcan ve Zeynep Kavlak. Önemli olan nokta, hepsi laik çizgide tanınan bu isimler cemaatçi grup ile birlikte hareket etmedi ve genelde cemaat çoğunluğuna karşı blok muhalefet oyu kullandılar.

GÜL’ÜN SEÇİMİNDE ALTI ÇİZİLMESİ GEREKEN NOKTA

Bir kontenjan Adalet Akademisi’ne ayrılmış. Buradan seçimle HSYK’ya gelen kişi, akademinin başkanı olan Ahmet Hamsici’den başkası değildi. Böylelikle cemaat blokunun oyu 10’a çıkmış oldu.

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de yeni 4 üye seçti HSYK’ya. Altı çizilmesi gereken nokta, bu 4 üyeden 3’ü muhafazakâr olmakla birlikte kurulda cemaat bloku dışında kaldı. Ancak Hamsici’ye bakılırsa, bu 4 isimden biri katıksız cemaatçi çıktı: Polis Akademisi’nde öğretim üyesi olan Prof. Bülent Çiçekli. Bu üye de cemaatçilerle tam bir uyum içinde hareket etti. Bu durumda blokun sayısal gücü 11’e çıkıyor. Yani bakan-müsteşar hariç tutulduğunda, kalan 20 kişilik kurulda çoğunluk 11/9 dengesiyle cemaate geçiyor.

PENSİLVENYA’DAN EŞARP GELEN 2. DAİRE BAŞKANI

İşte bu denge içinde cemaat her üç dairenin başkanlıklarını da ele geçirdi. Birinci dairenin başına İbrahim Okur, İkinci Daire’nin başına Fetullah Gülen’in Pensilvanya’dan eşarp ve imzalı kitap gönderdiği Nesibe Özer ve Üçüncü Daire’nin başına da Ahmet Hamsici geldi. Hamsici, aynı zamanda Başkanvekilliği’ni üstlendi. Ancak HSYK’nın işleyişinde asıl ipleri elinde tutan operasyonel aktörün İbrahim Okur olduğu anlaşılıyor.

Hamsici’nin itiraflarını okuduğumuzda şu ilginç durumlarla karşılaşıyoruz.

Birincisi, referandumdan sonra 17 Ekim 2010 tarihinde yargıda yapılacak seçimlere katılacak olan iktidar yanlısı listenin belirlenmesinde, bunun kulisinin yapılmasında yine Hamsici’nin ifadesinde adı geçen bu isimler belirleyici olmuş. Listenin hazırlanmasında başı çekenler İbrahim Okur, Teoman Gökçe, Ahmet Kaya, Ahmet Berberoğlu, Birol Erdem ve Resul Yıldırım olarak görünüyor. Bu isimler bir anlamda kendi önlerini de açmış oluyorlar.

İkinci önemli saptama, HSYK’da Yargıtay’ın 160 yeni üyesinin belirlenmesiyle ilgili hazırlıklarda bu 11 kişilik blokun birlikte hareket ettikleri ortaya çıkıyor. Örneğin cemaat yöneticisi konumundaki abilerin evlerinde yapılan ve onay için Pensilvanya ile irtibat kurulan toplantılarda yine bu isimler bir araya geliyor. Daha çarpıcı bir durum, bu isimlerin aynı zamanda resmi toplantılar dışında evlerde de düzenli cemaat toplantılarına katılmaları. İşin ilginç tarafı, bu cemaat toplantılarını HSYK’nın Genel Sekreteri Muzaffer Bayram’ın düzenliyor olması. Yani Genel Sekreter, yalnızca kurulun idari işlerini görmüyor, cemaat çerçevesindeki toplantıları da organize ediyor.

17. SAYFADAN: MUZAFFER BAYRAM BİR EVE ÇAĞIRIRDI

Hamsici, ifadesinin 17’nci sayfasında bakın neler söylüyor:

“Muzaffer Bayram’ın çağrısı üzerine sohbet yapılacak bir kurul üyesi arkadaşın evine gidiyorduk. Bu sohbetlere İbrahim Okur, Teoman Gökçe, Nesibe Özer, Ömer Köroğlu, Hüseyin Serter, Ahmet Kaya, Birol Erdem, Bülent Çiçekli, Ahmet Berberoğlu, Resul Yıldırım katılıyordu. Bu sohbetler çoğunluk yemekli oluyor, eşler katılmıyordu. Sohbet toplantıları daha önce katıldığım Fetullah Gülen cemaat toplantıları ve sohbetleri şeklinde değil, daha çok dini sohbetler, Fetullah Gülen sohbetleri şeklinde gelişiyordu. Risalei Nur okunmuyordu. Namaz kılma bu sohbetlerde topluca yapılmazdı. Ancak bunların Fetullah Gülen sohbetleri olduğunu hepimiz bilirdik. Amaç bizi bir araya getirip maneviyatı yükseltmek ve birlikteliği korumak olduğunu anladım. Muzaffer Bayram bana gelip ‘Abi sizin evde bu akşam toplanabilir miyiz’ diye sorardı. Ben de eşime sorardım, müsaitse Bayram’a bildirirdim. Evde mutlaka yemek yenmezdi, pasta-börekli şeklinde de yapılmaktaydı.”

HAMSİCİ BU İFADELERDEN SONRA SERBEST BIRAKILDI

15 Temmuz sonrası tutuklanan Hamsici, 4 Kasım tarihinde bu ifadeyi verdikten sonra serbest bırakıldı. Bu yazıda adı geçen Hamsici’nin “Cemaatçi” olarak adını verdiği isimlerin büyük çoğunluğu bugün tutuklu. İstisnalar kimler diye merak edilebilir. Biri Birol Erdem’den başkası değil. 17-25 Aralık sonrası cemaatten koptuğu ve hükümet safına geçtiği anlaşılan Birol Erdem, Başbakanlık Başmüşavirliği’nden sonra Adalet Bakanlığı’na geçti. Diğer istisna ise adı ‘firariler’ listesinde yer alan Prof. Bülent Çiçekli.

MAKLUBE MUAMMASI

HAMSİCİ, cemaatin maneviyat toplantılarında “Mutlaka yemek yenmediğini, zaman zaman pasta – börek ikram edildiğini” anlatıyor. Cemaatin ev toplantılarında Fetullah Gülen’in en sevdiği yemek olan maklube ikram edilip edilmediği hususunda Hamsici’nin ifadelerinde herhangi bir bilgi yer almıyor.

HSYK’YI ANLAMA KILAVUZU

2010 HSYK’SININ ÜYELERİ

Adalet Bakanı: Sadullah Ergin

Müsteşar: Ahmet Kahraman

ADLİ YARGIDAN SEÇİLENLER

1- İbrahim Okur / CEMAATÇİ

2- Teoman Gökçe / CEMAATÇİ

3- Nesibe Özer / CEMAATÇİ
4- Ömer Köroğlu / CEMAATÇİ

5- Hüseyin Serter / CEMAATÇİ

6- Ahmet Kaya / CEMAATÇİ

7- Edirne Hâkimi İsmail Aydın

İDARİ YARGIDAN SEÇİLENLER

1- Ahmet Berberoğlu/ CEMAATÇİ

2- Birol Erdem/ CEMAATÇİ

3- Resul Yıldırım/ CEMAATÇİ

YARGITAY KONTENJANINDAN SEÇİLEN ÜYELER:

1- Zeynep Nilgün Hacımahmutoğlu

2- Ahmet Karayiğit

3- Ulvi Yüksel (2012’ye kadar eski üye Suat Ertosun)

DANIŞTAY KONTENJANINDAN SEÇİLEN ÜYELER:

1- Ziya Özcan

2- Zeynep Kavlak

11’İNCİ CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’ÜN SEÇTİKLERİ

1- Prof. Dr. Ahmet Gökçen

2- Prof. Dr. Bülent Çiçekli / CEMAATÇİ

3- Ali Aydın

4- Rasim Aytin

TÜRKİYE ADALET AKADEMİSİ’NDEN SEÇİLEN

1- Ahmet Hamsici / CEMAATÇİ

(NOT: Ahmet Hamsici’nin itirafları esas alınmıştır)

İSMAİL AYDIN FARKI

NOT: 2010’daki seçimde adli yargıdan 7’nci sıradan HSYK’ya giren hâkim İsmail Aydın, Hamsici’nin ifadesinde cemaatçi olarak gösterilmiyor. Buna karşılık 2014 sonrası HSYK’da görev yapan ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra tutuklanan Kerim Tosun, itirafçı olduktan sonra 2010 seçiminde İsmail Aydın’ın da cemaatin adayı olarak seçildiğini ileri sürmüştü.

Kaynak: Hürriyet

19FETÖ’den mağdurdu şüpheli oldu

Toygun ATİLLA/İSTANBUL

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturmalarında tutuklanan polisler tarafından telefonları yıllarca yasadışı dinlenen eski Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş, 29 Ekim’de çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile FETÖ/PDY örgütüyle irtibatlı olduğu iddiasıyla rütbeleri sökülerek sosyal hakları elinden alınan 798 emniyet müdürü arasında yer aldı.
Şammaz Demirtaş, 2003-2006 yılları arasında İstanbul’un İstihbarat, Organize Suçlarla Mücadele Şubeleri’nin başındaki isimdi. Terfi ettikten sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize’de 5 yıl emniyet müdürlüğü yaptı. Uşak İl Emniyet Müdürlüğü’nün ardından, emniyet müşaviri olarak Hollanda’da çalıştı. 2015’te emekli oldu. Demirtaş’ın, 2007 – 2010 arasında telefonlarının yasadışı olarak dinlendiği ortaya çıktı. 2011-2013 arasında ise telefonlarının takip edildiği, detay kayıtlarının incelendiği belirlendi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen ‘telekulak soruşturması’ kapsamında mağdur olarak 2016’nın ilk aylarında ifade verdi. Kendisini dinleyen FETÖ’cü polislerden şikâyetçi oldu.

HAYATIMIN ŞOKU

29 Ekim’de çıkarılan KHK ile 798’i emniyet müdürü 1082 polisin, sosyal hakları alınarak rütbeleri söküldü. Listeleri incelemek için bilgisayarının başına oturan Demirtaş, kendi ismini listede gördü. Şikâyetçi olduğu eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek gibi isimler ile aynı listedeydi. O anı, “Hayatımın en büyük şokunu yaşadım” diye anlatan Demirtaş, Başbakanlık makamına dilekçe yazdı, hukuki mücadele başlattı.

Kaynak: Hürriyet

18CHP ve MHP’ye koruma şoku

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin korumaları “ByLock”tan açığa alındı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun koruma ekibinde yer alan İ.Ü. ile MHPGenel Başkanı Devlet Bahçeli’nin koruma ekibinde yer alan M.A. FETÖ’nün haberleşme programı ByLock kullandıkları iddiasıyla açığa alındı.

SON LİSTEDE İSİMLERİ ÇIKTI

İçişleri Bakanlığı, FETÖ ile bağlantılı olduğu değerlendirilen Emniyet Genel Müdürlüğübünyesinde 12 bin 801 polisi açığa almıştı. Yapılan soruşturmanın ardından bu polislerden 3 bin 181’i göreve iade edilmişti. Görevlerine iade edilen bu polislerden 2 bin 200’ünün, FETÖ’nün deşifre edilen haberleşme programı ByLock kullandıkları belirlenince yeniden açığa alındılar.

KILIÇDAROĞLU VE BAHÇELİ’NİN KORUMASI DA VAR

Ankara Emniyet Müdürlüğü kadrosunda açığa alınan polisler arasında siyasi liderlerin koruması olan 2 polis memurunun da bulunduğu öğrenildi. Kılıçdaroğlu’nun korumalarından İ.Ü. ile Bahçeli’nin koruma ekibinde yer alan M.A.’nın, ByLock kullandıkları, deşifre edilen listede isimlerinin yer aldığı bildirildi.

Kaynak: Hürriyet ve Akşam ve Yeni Şafak

17Bakan Işık: PKK, FETÖ ülkenin bütünlüğüne asla zarar veremeyecek (2)

TÜRKİYE BÜYÜDÜKÇE BİRİLERİ BUNDAN RAHATSIZ OLUYOR
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, 218 milyon liraya ihale bedeli olan İzmit- Kandıra yolu ve Otogar Köprülü Kavşağı temel atma törenine katıldı. Törende konuşan Fikri Işık, Türkiye’nin ilerlemesinden rahatsızlık duyanlar olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Türkiye’nin nereden geldiğini gösteren en güzel örneklerden biri şu temelini attığımız hizmet. Buranın ihale bedeli 218 milyon lira. Yani il merkezi ile ilçe merkezini birleştirmek için devlet bir kalemde 218 milyon lirasını harcıyor. 15-16 sene önce bu kadar yatırım yapmayı bırakın inanın 2 milyon liralık yatırım almak büyük meseleydi. Her açıdan Türkiye büyüyor, güçleniyor. Ama Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe, ilerledikçe birileri de bundan fena halde rahatsız oluyorlar. Fena halde Türkiye’nin huzuru, birilerinin huzursuzluğu anlamına geliyor. Türkiye’nin huzurundan, Türkiye’nin refahından hiç kimse rahatsız olmasın. Çünkü Türkiye hiç kimsenin kötülüğünü isteyen bir ülke değil. Türkiye aksine bölgesinde ve dünyada huzuru, refahı isteyen bir ülkedir. Bütün çalışmalarımız buna yöneliktir.”
“TÜRKİYE’NİN BAŞINA ÇORAP ÖRMEYE ÇALIŞTILAR”
Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan ise, “Sadece Kocaeli’nde ulaştırma alanında yaptığımız proje bedeli 6.5 milyar lira. Elbette ki Kandıra’ya da 218 milyon liralık proje yapacağız. Fakat Kandıra yolu özellikle yazın hiç yetmiyor. Bu yolu 2 gidiş 2 geliş yapıyoruz” dedi.
Türkiye’nin daha fazla büyümesi, pastadan daha fazla pay alıp insanlarının refah seviyesini yükseltmesini istemeyenlerin Türkiye’nin önüne engel çıkarmaya başladığı görüşünü savunan Arslan, “Türkiye’nin başına çorap örmeye çalıştılar. En son çorabı da 15 Temmuz da ördüler. Ama bir şeyi hesaba katmadılar. Bu milletin el ele, gönül gönüle birlikte kızıyla, genciyle, annesiyle, babasıyla, dedesiyle, nenesiyle meydanlara çıkabileceğini ve birlikte hareket edebileceğini hesaba katmadılar. İşte o zaman bizim başımıza örmek istedikleri çorap tam tersine onların başına geçti” diye konuştu.

Kaynak: Hürriyet

16Sahte istihbaratçı muhtar tutuklandı

Burdur’da  kendini ’İstihbarat elemanı’ tanıtan mahalle muhtarı tutuklandı. Muhtarın evinde istihbarı nitelikte belgeler ele geçirildi
Burdur Cumhuriyet Başsavcısı Sadi Doğan tarafından yapılan açıklamaya göre, kendisini istihbarat elemanı olarak tanıtan merkez Şirinevler Mahalle Muhtarı A.E. hakkında, bazı kamu görevlilerine FETÖ/PDY soruşturması kapsamında görevden ihraç edileceğine ilişkin önceden bilgi verdiği iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Muhtarın ev ve işyerinde yapılan aramada FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında hazırlanan istihbarı nitelikte belgeler ele geçirildi. Polisin gözaltına aldığı A.E., ’devletin gizli kalması gereken bilgilerini temin etmek, bulundurmak ve açıklamak’ suçlarından tutuklanırken, bu bilgileri nasıl edindiği araştırılıyor.

Kaynak: Hürriyet

….

15Erzurum-İzmir polemiği

TBMM Plan Bütçe Komisyonu görüşmelerinde Fetullah Gülen’in memleketi üzerinden AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ile CHP İzmirMilletvekili Murat Bakan arasında polemik yaşandı.
AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, TBMM Plan Bütçe Komisyonu görüşmelerinde, FETÖ/PDY’nin elebaşı Fetullah Gülen’in hain olduğunu vurgulayarak, “Malumunuz Erzurum doğumlu. Ama bir kentte doğmuş olmak o kentli olmak için kafi gelmiyor. Zaten öyle olduğu için bundan birkaç sene önce bir konuşmasında ’Ölürsem beni İzmir’e gömün’ demişti” değerlendirmelerinde bulundu. Gülen’in milletvekili seçildiği il olan Erzurum’a aidiyetini kabul etmediğini ifade eden AK Parti’li Aydemir’e, CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan cevap verdi.

İzmir’e aidiyetin gereklerini sıralayan Bakan, “İzmir’e aidiyet için, İzmir’e defnedilmek yetmez. İzmir’e aidiyet için önce Cumhuriyet’in değerlerine, ilkelerine inanacaksın, Atatürk ilke ve devrimlerine inanacaksın, demokrasiye inanacaksın, özgürlüklere inanacaksın ve bunları savunacaksın. İzmir’e aidiyet için, bunların mücadelesini vereceksin. Bunu savunmayan, bu ilkelere, bu değerlere inanmayan kimse İzmir’e defnedilmek üzerinden böyle bir aidiyet beklemesin” diye konuştu.

Kaynak: Hürriyet

14Maliye Bakanlığı’na “ByLock” operasyonu

Ankara Emniyet Organize Şube Müdürlüğü’nce yürütülen FETÖ operasyonu kapsamında hakkında gözaltı kararı çıkartılan 105 maliye müfetişi ve denetmenden 56’sı gözaltına alındı.
Şüphelilerin, örgütün haberleşme programı olan “ByLock” kullandıkları ve ByLock listesinde isimleri bulunduğu öğrenildi. Gözaltına alınanlar arasında KHK ile ihraç edilen 2 daire başkanının da bulunduğu öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet ve Takvim

13İstanbul’da son durum: 2225 FETÖ tutuklusu

İstanbul’da 15 Temmuz darbe girişiminin ardından “FETÖ/ PDY Silahlı Terör Örgütü’ne” yönelik soruşturmalar kapsamında şu ana kadar 53 dava açıldı. Darbe girişimine ilişkin ölümle sonuçlanmayan soruşturmalarda ise sona yaklaşıldı. Soruşturmalar kapsamında 2225 kişi tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’ndan Sorumlu Başsavcıvekili İsmail Uçar koordinesinde yürütülen “FETÖ/ PDY Silahlı Terör Örgütü’ne” yönelik soruşturma kapsamında, bugüne kadar 53 kamu davası açıldı. Bu davalardan 43’ü İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 10’u ise İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanacak. Darbe girişimine ilişkin ise öncelikle ölümle sonuçlanmayan soruşturmalara davalar açılacak. Yıl sonuna kadar tüm soruşturmaların tamamlanması bekleniyor.

“FETÖ/ PDY Silahlı Terör Örgütü’ne” yönelik tüm soruşturmalar kapsamında aralarında asker, akademisyen, öğretim üyelerinin bulunduğu toplam 7 bin 277’i şüpheli hakkında işlem yapıldığı, 2 bin 225’inin tutuklandığı, bin 602 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildiği belirtildi.15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili olarak meydana gelen olaylarla ilgili tutuklu dağılımı şöyle:

-TRT binasının işgal edilmesi olayı 24’ü tutuklu, 26 şüpheli.

-TRT Ulus, Digitürk ve Vodafone binasının işgal edilmesi olayları 56’sı tutuklu 105 şüpheli.

-İMKB binasının işgal edilmesi olayı 11’i tutuklu, 13 şüpheli.

– AK Parti İl Binası’nın işgal edilmesi olayı 11’i tutuklu 74 şüpheli.

-Taksim Bölgesi’nde meydana gelen olaylar 12’si tutuklu 86 şüpheli.
-Seyrantepe Bölgesi’nde meydana gelen olaylar 13’ü tutuklu 17şüpheli.

-Okmeydanı Bölgesi’nde meydana gelen olaylar 4’ü tutuklu 9 şüpheli.

-Atatürk Havalimanı’nda meydana gelen olaylar 5’i tutuklu 6 şüpheli.

-Haliç Köprüsü’nde meydana gelen olaylarla ilgili 1’i tutuklu 24 şüpheli.

-15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Selimiye Kışlası, Telekom, Çengelköy, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Kartal Köprüsü, Sabiha Gökçen Havalimanıve diğer yerlerde meydana gelen olaylar 706’sı tutuklu, 1103 şüpheli.

-Baştabya Kışlası, Atatürk Havalimanı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Belediye Lojistik Destek Üssü, AKOM, Bayrampaşa Çevik Kuvvet, İstanbul Valiliği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Hasdal Kışlası, Mahmutbey Gişeler, Esenler Birlik Köprüsü, CNN Binaları’nda meydana gelen olaylar 260’ı tutuklu 1200 şüpheli.-Ankara ve İstanbul İlleri başta olmak üzere yurt geneli ile ilgili yürütülen “Abi-Abla” diye tabir edilen örgüt mensuplarıyla ilgili 201’i tutuklu, 304 şüpheli.Bu soruşturmalar dışında, örgüt ile iltisaklı olduğu yönünde şüpheler bulunan akademisyenler, emniyet mensupları, gazeteciler gibi değişik meslek grupları ile ilgili soruşturmaların ise halen devam ettiği belirtildi.

Kaynak: Hürriyet

12Cumhurbaşkanı Erdoğan, CBS kanalına konuştu

Amerikan CBS kanalında yayınlanan “60 Dakika” programına özel mülakat veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk-Amerikan ilişkilerinden Suriye’ye, Fetullahçı Terör Örgütü’nden (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine kadar birçok konuda önemli açıklamalar yaptı.
Erdoğan, programda Steve Croft’un Türk-Amerikan ilişkilerine dair sorularını yanıtladı.

Son dönemdeki bazı Amerikan politikalarından dolayı “hayal kırıklığına uğradığını” söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD başkanlığına seçilen Donald Trump yönetimine dair beklentilerini de anlattı.

FETÖ elebaşı Gülen’in iadesi ve Suriye

Darbe girişiminde bulunan FETÖ’nün elebaşı Fetullah Gülen’in ABD’de herhangi bir soruşturmaya tabi olmadan yaşamını sürdürmesi nedeniyle bu ülkenin yönetimini eleştiren Erdoğan, Gülen’in hâlâ ABD’de kalmasının tüm Türk halkını rahatsız ettiğini vurguladı.

Barack Obama yönetiminin Suriye’deki krizi ele alma biçiminin de rahatsızlık kaynağı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, bu politikaların, Türkiye’nin güney sınırlarında güvenlik tehditlerinin ortaya çıkmasında rol oynadığına işaret etti.

Suriye ile ilgili konuları hem ABD Başkanı Obama’ya hem de Başkan Yardımcısı Joe Biden’a aktardığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak bu konuları ciddi bir şekilde ele almada başarısız oldular ve bu bizi rahatsız etti” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuk olduğu program, ABD doğu saatiyle pazar akşamı 19.30’da (TSİ 21 Kasım Pazartesi 03.30) yayınlanacak.

Kaynak: Hürriyet

11Cezaevleri ve adliyelere özel ilgi

Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında 26 yaşındaki astsubay F.Ö’nün anlattıkları son günlerde cezaevlerinde alınan geniş güvenlik önlemlerinin sebebini ortaya çıkardı. Örgütün gardiyan, katip ve mübaşir olacaklara özel ilgi gösterdiğini anlatan F.Ö, örgütün kendi üyelerini nasıl fişlediğini de anlattı.
Ağrı Doğubayazıt’taki FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyen f.Ö, KPSS’ye girecek olan örgüt üyeleri üzerinde özel bir çalışma yapıldığını anlattı.

“DEVLETİN HANGİ KURUMUNDA EKSİK VARSA RAPORLANIR”

Kendisinin de eskiden ‘ev abisi’  olarak görev yaptığını anlatan F.Ö, “KPSS’ye girecek şahıslarla yakından ilgilenmemizi isterlerdi. Bu şahısların bilgileri daha önceden alınırdı” dedi. Örgüt içindeki bir kişinin devletin hangi kurumunda ne kadar memuraçığı olduğunu araştırdığını ve raporlar yazdığını anlatan F.Ö, sınava giren kişilerin bu raporlara göre yönlendirdiklerini anlattı.

GARDİYANLARA ÖZEL DERS
Astsubay F.Ö, örgüt üyelerini cezaevlerinde ve adliyelerde çalıştırmak için, infaz koruma memuru, mübaşir ve zabıt katibi olmaları yönünde ayrı bir çalışma yapıldığını da belirtti. Bu mesleklere hazırlanan kişilere özel bir bölümde ders verildiğini anlatan F.Ö, “Meslekleri kazanan şahıslar ile nereden geldiğini bilmediğim üst düzey şahıslar gelerek konuşma yaparlardı. Konuşmalar ile bu meslek gruplarına atanan kişilerin atandıkları yerlerde bu yapı ile irtibatlı olmaları sağlanıyordu” dedi. Yabancı dil bilenlere ve polis olacak olanlara da ayrı eğitim verildiğini söyleyen F.Ö bu kişilerin tüm bilgilerinin de rapor haline getirildiğini ve Ankara’ya gönderildiğini anlattı.

 

FİŞLEME İÇİN ÖZEL BİLGİSAYAR

İfadesinde ayrıca örgütün kendi içindeki fişleme yöntemini de anlatan F.Ö, “Her ilde sıfır bir bilgisayar alınır. Alınan bilgisayarlara doysa ve disk şifreleme programı True Crypt isimli program indirilirdi. Aynı zamanda Micro sd karta da aynı program yüklenir. Bu kartlar içerisinde tüm ilin kendi evlerinde kalan öğrenci bilgileri, KPSS puanları, memuriyet kazanan şahıslar veya hazırlanan şahısların bilgileri bulunur” dedi. KOD ADLARI DA GİZLİBirkaç kişi de bulunan bu kartların 17-25 Aralık’tan sonra sadece bir kişide toplandığını anlatan F.Ö, “Bunlar her bölgede bulunan ancak kimlik bilgileri, hatta kod adları dahi çok saklı tutulan kişilerdi. Bu kişilerin kim olduklarını yani gerçek kimliklerini il ağabeyleri dahi bilmezler” dedi.

17-25 Aralık’ın ardından örgütten ayrıldığını anlatan F.Ö, sorgusunun ardından hakimlik tarafından serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

10FETÖ’den tutuklanan öğretmen intihar etti

Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik soruşturma kapsamında daha önce meslekten ihraç edilen ve 2 gün önce tutuklanan öğretmen B.E (43) cezaevinde kendini asarak intihar etti.
Daha önce meslekten ihraç edilen B.E, yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında 2 gün önce çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Karabük T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na götürülen B.E, bu sabah saat 07.00 sıralarında tutuklu bulunduğu koğuşun tuvaletin camına ayakkabı bağcığı ile kendini asarak intihar etti. Diğer mahkumlar tarafından asılı vaziyette bulunan ve gardiyanlara haber vermesi üzerine yapılan incelemede B,E’nin hayatını kaybettiği belirlendi.
İki çocuk babası B.E’nin cesedi daha sonra otopsi yapılmak üzere Ankara’ya götürülürken, hemşire olan eşinin de FETÖ kapsamında daha önce meslekten ihraç edildiği öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet

9FETÖ’cü intihar etti

Karabük’ün Eskipazar İlçesi Kaymakamı Murat Irgatoğlu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırıldı. Karabük’te, FETÖ’den tutuklanan 43 yaşındaki öğretmen Behçet Emdi ise cezaevinde koğuş tuvaletinde kendisini ayakkabı bağıyla asarak intihar etti..

Kaynak: Takvim

8Kayseri’de FETÖ ablası 13 öğretmen gözaltında

Yurt çapında FETÖ ve darbe girişimine yönelik operasyonlar ve soruşturmalar dün de devam etti.
Ankara: Haklarında gözaltı kararı çıkarılan Maliye Bakanlığı personeli 60 kişiden 36’sı gözaltına alındı. Zanlıların örgütün şifreli haberleşme programı ByLock’u kullandığı öğrenildi.
Kayseri: Darbe girişiminin ardından görevlerinden ihraç edilen ve örgütün ablaları oldukları belirlenen 13 öğretmen gözaltına alındı. Şüphelilerin örgüt adına himmet topladıkları belirlendi.
Nevşehir: FETÖ soruşturması kapsamında 7’si öğretmen 8 kişi tutuklandı.
İstanbul: FETÖ/PDY’nin ‘Marmara imamı’ olduğu ileri sürülen ve Kocaeli’nde din öğretmeni olduğu öğrenilen H.D. gözaltına alınarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
Kars: 4 esnaf gözaltına alındı.
Karabük: Eskipazar İlçesi Kaymakamı Murat Irgatoğlu, FETÖ/ PDY soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırıldı. Aynı soruşturma kapsamında tutuklanan öğretmen 43 yaşındaki Behçet Emdi, cezaevinde koğuş tuvaletinde kendisini ayakkabı bağıyla asarak intihar etti.

BAYBURT İL İMAMI TUTUKLANDI
Gaziantep: 9 şüpheli gözaltına alındı.
Elazığ: Gözaltına alınan 32 şüpheliden 20’si tutuklandı, 12’si adli kontrol şartı ile serbest kaldı.
Bayburt: Örgütün sözde “il imamı” tutuklandı.
Erzincan: 7 ilde düzenlenen operasyonda örgütün okul ve yurtlarında görev yapmış 14 kişi gözaltına alındı.

Kaynak: Sabah

7FETÖkent

FETÖ’nün en önemli merkezlerine tek tek el konuldu. Ancak geçmişte örgütün temellerinin atıldığı yerlere bir tek Yaz-Boz ulaştı. İstanbul’da Çamlıca bölgesini karargah olarak kullanan FETÖ’nün en önemli adamlarının evlerini Nurettin Veren gösterdi, Yaz-Boz görüntüledi.

Türkiye’nin gündemini belirleyen aHaber’in ezberleri bozan Yaz-Boz programı FETÖ’nün temellerinin atıldığı merkezlere, tam manasıyla inlerine girdi. Yıllarca Pensilvanyalı sahtekar Fetullah Gülen’in en yakınındaki isim olan Nurettin Veren, İstanbul – Çamlıca’daki FETÖ noktalarını tek tek gösterirken örgütün en önemli isimlerinin ve karargahlarının nereler olduğunu gösterdi. Altunizade’deki eski FEM Dershanesi’nin bölgedeki örgüt merkezi olduğu ve Gülen’in İstanbul’daki yıllarında burada ikamet ettiği bilinirken; Nurettin Veren örgütün daha önce hiç bilinmeyen merkezini Yaz-Boz’da gösterdi. Çamlıca Camii’nin yanındaki Akademi olarak bilinen bina FETÖ’nün en önemli toplantılarının yapıldığı yerdi. Buradaki gizli toplantılarda Türkiye ve dünyadaki imamların performansları değerlendiriliyor ve imamların tayin-görevden alma-görev değişikliği gibi kararlar veriliyordu. 4 katlı ve Boğaz manzaralı karargahın kubbeli olan en üst katı en yüksek derecedeki gizlilikteki toplantılar için kullanılıyordu.

YILLARCA SAKLANAN KÖŞK
Örgütün bir diğer önemli merkezi ise Ali Katırcıoğlu’nun eviydi. Yine Çamlıca’da bulunan Boğaz manzaralı köşk, örgütün yıllarca saklanması için kullanıldı. Gülen’in İstanbul’a geldiği yıllarda en gizli toplantılar bu evde yapıldı ve FETÖ’nün gizli olarak büyümesi burada sağlandı. Çamlıca’daki FETÖ merkezleri bu karargahlarla sınırlı kalmadı. Örgütün ABD’De bulunan en önemli iki ismi de yıllar boyunca aynı bölgede ikamet etti. Gülen’in en yakın isimlerinden olan Naci Tosun ve Mustafa Özcan’ın evleri aynı sokakta ve karşı karşıya bulunuyordu. İki evin bölgedeki diğer FETÖ karargahlarına yakınlığı da dikkat çekti.
İşte FETÖ’nün ilk terör karargahı

ALİ KATIRCIOĞLU’NUN 4 KATLI KÖŞKÜ
Çamlıca’daki bu köşk ise örgütün yıllarca en gizli buluşma yeri oldu.
Haber Müdürümüz Mevlüt Yüksel, yıllar önce örgütten ayrılan Nurettin Veren’le (sağda) FETÖ’nün en gizli noktalarına girdi..

Kaynak: Takvim ve Sabah

6Darbeci askere İstanbul’da ilk iddianame

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı darbeci askere yönelik ilk iddianamesini tamamladı. Sabiha Gökçen’i ele geçirmeye kalkan 62 asker için, 3 kez müebbet ve 15’er yıla kadar hapis isteniyor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı darbeci askerlere yönelik ilk iddianamesini tamamladı. İstanbul Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcıları Hikmet Pak ve Bülent Başar tarafından hazırlanan iddianame 189 sayfa… Darbe girişiminden yaklaşık 4 ay sonra tamamlanan iddianamede Sabiha Gökçen Havalimanı’nı ele geçirmeye çalışan 62 asker şüpheli olarak yer alıyor… Şüpheli askerlerin 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nda görevli yüzbaşı, astsubay, uzman çavuş ve erlerden oluştuğu öğrenildi.

MÜŞTEKİ BULUNMUYOR
Müştekinin yer almadığı öğrenilen iddianamede, cuntacı askerlerin 15 Temmuz gecesi Sabiha Gökçen Havalimanı’nı kontrol altında tutmak istedikleri ve havalimanına ulaşamadan polisler ve vatandaşlar tarafından durdurulduğu anlatıldı.

İŞTE SUÇLAMALAR
İddianamede şüphelilere; anayasayı ihlal, yasama organına karşı suç, hükümete karşı suç, silahlı örgüte üye olma suçlamaları yöneltildi. İddianame Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’ndan sorumlu Başsavcı Vekili İsmail Uçar’ın onayına sunuldu. İddianame kabul edilirse şüpheliler, 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 15’er yıla kadar hapis istemiyle hâkim karşısına çıkacak. 15 Temmuz gecesi Sabiha Gökçen Havalimanı’na 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nca gönderilen askeri birliklerle, direnen vatandaşlar ve polisler arasında çatışmalar yaşanmıştı.

İSTENEN CEZALAR
Anayasayı ihlal TCK Madde 309- (1) Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Yasama organına karşı suç TCK Madde 311- (1) Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
Hükûmete karşı suç TCK 312- (1) Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
Silâhlı terör örgütü TCK 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kaynak: Sabah

5Emre Kınay FETÖ’cü hackerı şikâyet etti

Oyuncu Emre Kınay, sosyal medya hesabını ele geçiren ve kendisi adına paylaşımlarda bulunan Muhammet Varol A. adlı kullanıcı hakkında şikâyette bulundu. Kınay, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na avukatı aracılığı ile şikâyet dilekçesi verdi. Şüpheli, Kınay’ın kız arkadaşı ile yaptığı yazışmayı paylaşarak özel hayatının gizliliğini ihlal etmekle suçlanıyor. Dilekçede “Şüpheli hesabı iade etmek ve suçun sonuçlarını ortadan kaldırmak için ise şantaj yolu ile para istedi. Pazarlığı kabul etmiş gibi şüpheliden hesap numarası istedik. Şüpheli de Bank Asya’ya ait bir IBAN numarası gönderdi. Şüpheli Paralel Yapı ve devlet yönetimi ile ilgili paylaşımlarda bulunan biri. Underground@ ug-t3eam ve herkulfoundation@ gmail.com hesapları incelenmeli. Şüphelinin IP adresi ise Florida” dendi.

Kaynak: Sabah

43 ilde ByLock operasyonu: 10 gözaltı

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na yönelik soruşturma kapsamında Sakarya merkezli 3 ilde gerçekleştirilen ’ByLock’ operasyonunda 10 kişi gözaltına alındı.

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosunca yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri örgütün şifreli haberleşme programı ByLock’u kullandıkları tespit edilen şüphelilere yönelik Sakarya, İstanbul ve Tekirdağ’da operasyon yaptı. Operasyonda Maliye Bakanlığında Maliye Uzman Yardımcısı olarak görev yaparken açığa alınan B.H, milli eğitim müfettişleri A.E.T. ve M.E.T. ile kamudan ihraç edilen 7 memur gözaltına alındı.

Kaynak: Akşam

3Akkuş Kaymakamı Hüseyin Atila açığa alındı

Ordu’da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında Akkuş Kaymakamı Hüseyin Atila açığa alındı.

FETÖ ile mücadele kapsamında söz konusu terör örgütüyle ilgisi olduğu değerlendirilen kamu çalışanlarına yönelik soruşturma çerçevesinde Akkuş Kaymakamı Hüseyin Atila, görevlerinden uzaklaştırıldı.

Kaymakam hakkında idari soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.

Öte yandan Atila, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:

“Bugün Ordu Valiliğinden aldığım tebligat doğrultusunda İçişleri Bakanlığı tarafından Akkuş Kaymakamlığı görevinden açığa alınmış bulunmaktayım. Hakkımdaki suçlamaların yanlışlığının bir an önce ortaya çıkması temennisiyle, tüm Akkuş halkımıza ve tanıdıklarıma önemle duyurumdur.”

Kaynak: Akşam

2FETÖ’ye acımasız olmaya mecburuz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu terörist yapılanmayla mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeye, üzerine acımasızca gitmeye mecburuz. Bu mücadeleyi tabii ki hukuk içerisinde, tabii ki adil biçimde yapacağız” dedi. Örgüt için mağduriyet görüntüsü verilmeye çalışıldığına dikkat çeken Erdoğan, “Suç işleyen bedelini ödeyecek” ifadesini kullandı.

Kanlı darbe girişiminin FETÖ’nün gerçek yüzünün görülmesini sağladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu terörist yapılanmayla mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeye, üzerine acımasızca gitmeye mecburuz. Bu mücadeleyi tabii ki hukuk içerisinde, tabii ki adil biçimde yapacağız” dedi. Bu örgüt için mağduriyet görüntüsü verilmeye çalışıldığına dikkat çeken Erdoğan, “Suç işleyen bedelini ödeyecek” ifadesini kullandı. Pakistan ve Özbekistan’ı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dönüş yolunda gezisini takip eden gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.
TOZ KONDURMAYAN ARKADAŞLAR VARDI
FETÖ’yle tam anlamıyla mücadele verebiliyor mu? Mücadele hangi noktada?
17-25 Aralık ile 15 Temmuz iki farklı süreç. Zaten 17-25 Aralık sürecinde tüm arkadaşlarımız bizi tam anlamış olsaydılar 15 Temmuz belki olmayabilirdi. Fakat anlayamadılar. Anlayamadıkları gibi bu alçaklara o dönemde toz kondurmayan; onların böyle kötü niyetlerinin olmadığından bahseden arkadaşlarımız da vardı. Halbuki ben Başbakanlığımın ilk dönemlerinden itibaren bu dershaneler meselesine olumsuz yaklaşan birisiyim.
NABİ BEY’LE BİRLİKTE BAŞARDIK
O zamandan itibaren gelen bakan arkadaşlarıma (Milli Eğitim Bakanlarını kastediyor) hep bunu söylemişimdir. “Gelin bu dershaneleri kapatalım” diyordum. Yani, ya okul, ya dershane… Yani, millet niçin iki yükü birden çeksin. Böyle birşey olamaz. İlla takviye verilecekse, takviyeyi de sen yap devlet olarak. Nitekim şimdi yapıyoruz. Maalesef Nabi Avcı’nın Milli Eğitim Bakanlığı dönemine kadar bunu gerçekleştiremedik. Nabi Bey’le birlikte olan süreçte, “Artık bu işi halletmemiz lazım” dedik. Tepkilere rağmen halletmeyi başardık.
DERSHANE DERDİNDEN KURTULDUK
Bu dershaneler kapandıktan sonra bizim çocuklarımızın geleceği mi karardı? Elbette hayır. Tam tersine, milyarlarca lira bu alçaklara gideceğine, çoluk çocukları için her şeyini feda eden garip gurabanın, fakir fukaranın cebinde kaldı. Bu uğurda ahırından davarını satmak durumunda kalan vatandaşımın davarı ahırında kaldı. Eskiden kolundaki bilezikleri çıkarıp satmak durumunda kalanlar, bu dertten kurtulmuş oldular.
MİT’İ YIPRATMA GAYRETİ İÇİNDELER
15 Temmuz, bahsettiğimiz arkadaşların da bunları tanımalarını sağladı. Onlar da, insanlarımızın çoğu da bunların ne olduklarını anladı. Peki hala anlayamayanlar yok mu? Var… Ama bu terörist yapılanmayla mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeye; buraların üzerine acımasızca gitmeye mecburuz. Bu mücadeleyi tabii ki hukuk içerisinde, tabii ki adil biçimde yapacağız… Mağduriyet iddiasıyla, bazıları özellikle MİT’i yıpratmanın gayreti içerisindeler. Bylock meselesinin aslında hikaye olduğunu ileri sürenleri kastediyorum. Bylock hikaye değil, bal gibi de var… MİT bunu ortaya çıkarınca, hepsi iyot gibi ortaya çıktı. Deşifre oldular. Kim kimdir öğrenildi.
100 BİNE YAKIN KİŞİ GÖREVDEN ALINDI
Yüzde 10’luk bir hata payı bile olsa, çok ciddi kişiler yakayı ele verdi. Bu onları ciddi manada rahatsız etti. MİT’in başarısı attığı adım, onları ciddi sıkıntıya soktu. Ha, deniliyor ki 100 bine yakın görevden alınma var. Belki daha da fazla olacak. Suç işleyen bedelini ödeyecek. Hukuk gerekeni yapacaktır. Durduramayız. Mesela, Doğu Almanya ile Batı Almanya’nın birleşmesi sırasında 600 bin kişiyi görevden aldılar. Bize geliyorlar yurtdışından, “kusura bakmayın. Siz bizim iç hukukumuza karışamazsınız” diyoruz.

Kaynak: Yeni Şafak

1Gülen’in ByLock’taki kullanıcı ismi belli oldu

İzmir’de Fetullahçı Terör Örgütü’nün ‘Karşıyaka eyalet yapılanması’nın deşifre edildiği operasyonda, örgütün kriptolu yazışma programı ByLock’un ekran ara yüzü ortaya çıkarıldı.
FETÖ’ye yönelik mayıs ayında gerçekleştirilen operasyon öncesinde İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde ifade veren ‘Yeğen’ kodlu gizli tanığın beyanları doğrultusunda, örgüt üyelerinin ByLock adlı gizli yazışma programını kullandığı tespit edildi.

Gizli tanığın ifadesi sonrasında Şubat 2016’da İzmir’de deşifre edilen ByLock’un tüm Türkiye’deki istihbarat, emniyet ve savcılık makamlarına bildirildiği öğrenildi.

FETÖ üyelerinin ByLock’un deşifre olması nedeniyle aynı amaç doğrultusunda ‘Eagle IM’ isimli programı da kullanmaya başladıkları, bu programın geliştirilmesinin ardından ByLock’un aktif olarak kullanılmadığı belirlendi. İtirafçı ve bazı zanlıların beyanlarında da ByLock’u mart ayına kadar aktif olarak kullanan örgüt üyelerinin ByLock’tan yapılan duyuru sonrası Eagle IM’i kullanmaya başladıkları bilgisi yer aldı.
GİZLİ TANIK İTİRAF ETTİ

Gizli tanık Yeğen’in itirafları ve İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesince yapılan çalışmalarla, örgütün gizli yazışma programı ByLock’un ekran ara yüzü ortaya çıkarıldı. İtiraflarda bulunan gizli tanık Yeğen’in “Bylock’ta çevrimiçi olan ve ‘Hoca Efendi’ olan kayıtlı kullanıcı Fethullah Gülen’di” ifadeleri emniyet kayıtlarına geçti.

Gizli tanık beyanlarına göre yapılan çözümlemede, ByLock ana ekran ara yüzünde ‘Friends (9/27)’ olarak görülen üst kısım 27 kullanıcının bulunduğu, grupta yeşil renkte ve çevrimiçi olan 9 kişiden birinin ‘Hoca Efendi’ isimli kullanıcı olduğu tespit edildi.

ByLock’un ekran arayüzünde sarı renkte görünen kullanıcıların gelen mesajlara göre anlık çevrim içi, gri renkte olanların ise çevrimdışı oldukları belirlendi.

EAGLE ÜZERİNDEN KONUŞMA

Ekran ara yüzünde bazı kullanıcıların örgütün kullandığı bir başka gizli yazışma programı olan ‘Eagle’ kullanıcı adlarını ve şifrelerini grupta herkesin gördüğü profil ana ekranında paylaştıkları, örgüt mensuplarının bu sayede diğer kullanıcılarla Eagle üzerinden de görüşme yaptıkları tespit edildi. Bir kullanıcının ise örgütün yayın organı Zaman gazetesinin logosunda yer alan kum saatini profil ekranına yansıttığı belirlendi. Emniyet kayıtlarına geçen ByLock yazışmalarına göre, ‘Asrın hatibiyle aynı anda’ başlığıyla 8 Şubat 2016’da yapılan paylaşımda, “Hamlar haslardan tamamen ayrılsın” ifadeleri yer alıyor.

KARŞIYAKA’DA OPERASYON

İzmir’de 17 Mayıs’ta 73 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda, örgütün ‘okullar ve dershaneler Türkiye sorumlusu’ olduğu ileri sürülen, Fethullah Gülen’in yeğeni Mehmet Mezher Gülen, teğmen M.A.T., örgütün ‘Bergama emniyet imamı’ Sinan Özmen, ‘Bergama Işık evleri imamı’ Mehmet Öksüz, ‘Bergama diyanet imamı’ Celal Döner, ‘Kınık ilçe imamı’ Harun Yeşil, Ovacık Altın Madeni İşletme Müdürü Cemalettin Çetin’in de aralarında bulunduğu 36 kişi gözaltına alınmış, daha sonra gerçekleştirilen operasyonlarla birlikte 79 zanlı tutuklanmış, 54 şüpheli adli kontrol ve yurt dışı yasağıyla serbest bırakılmış, 8 kişi de serbest bırakılmıştı

Operasyonda ele geçirilen kayıtlar ve muhasebe takip programları üzerinde yapılan incelemede, örgütün sözde eyalet yapılanmasındaki Karşıyaka bölgesinden sağladığı gelirler ve bunların dağıtımına ilişkin bilgilerin ayrıntılı şekilde yer aldığı saptanmış, İzmir’in kuzeydeki ilçelerinin yer aldığı bölgeden ‘kurban, burs ve himmet’ adı altında bir yıl içerisinde yaklaşık 330 milyon lira gelir sağlandığına ilişkin bilgilere ulaşılmıştı. Elde edilen gelirin dağıtımına ilişkin bilgilerin de bulunduğu kayıtlarda, bu gelirden yüzde 15’lik payın Fethullah Gülen’e aktarıldığı ve ‘Pensilvanya’ diye kayda geçirildiği iddia edilmişti.

Kaynak: Türkiye

 

 

CEVAP VER