Bugünkü (21 Kasım 2016) FETÖ haberleri

0

19FETÖ üst yönetimi revize etti iddiası

AA’nın haberine göre FETÖ üst yönetimi ve yurtdışı yapılanması deşifre olunca, örgüt bu isimleri revize ederek 14 kişiden oluşan yönetimi 11 kişiye indirdi. Yeni yönetime, Naci Tosun, Reşit Haylamaz, Mustafa Yeşil, Sadık Kesmeci, İrfan Yılmaz gibi isimler eklendiği öne sürülüyor.
AA’nın güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberine göre deşifre olan FETÖ, üst yönetimi ve yabancı ülkelerdeki sorumlularını değiştirdi.

Örgüt içerisinde “Türkiye imamı” olarak bilinen Mustafa Özcan’ın başkanlığındaki revize edilen üst yönetime, Naci Tosun, Reşit Haylamaz, Mustafa Yeşil, Sadık Kesmeci, İrfan Yılmaz gibi isimler eklendi. Avrupa, Asya, Asya Pasifik, Avustralya, Afrika, Güney Amerika ve Kuzey Amerika’da faaliyet gösteren ve küresel bir tehdit oluşturan FETÖ’nün Amerika sorumlusunun İsmail Büyükçelebi, Avrupa sorumlusunun Abdullah Aymaz olduğu öğrenildi.

11 KİŞİYE DÜŞÜRÜLDÜ

FETÖ üst yönetimi, Fetullah Gülen’den sonra gelen Mustafa Özcan’ın başkanlığında 14 kişiden oluşurken, yeni yönetim 11 kişiye düşürüldü.

Üst yönetimde yer alan ve kamuoyunda “baş yüceler şurası” olarak bilinen bu isimler şöyle; Mustafa Özcan, İsmet Aksoy, Naci Tosun, Şerif Ali Tekalan, İrfan Yılmaz, Reşit Haylamaz, Abdullah Aymaz, Mehmet Erdoğan Tüzün, Mehmet Ali Şengül, Mustafa Yeşil, Sadık Kesmeci.

Üst yönetimdeki isimler, 2014 yılında Türkiye’den ayrılarak yurt dışında yaşamaya başlarken, bu kişilerin halihazırda hangi ülkede oldukları bilinmiyor.
Mustafa Özcan’ın örgüt içerisinde Fetullah Gülen’den sonra gelen ilk isim olduğu ve “Türkiye imamlığı” yaptığı belirtiliyor. 2007 yılında Balkan ülkelerinde FETÖ’ye bağlı okulların sorumluluğunu üstlenen Özcan’ın şu an hangi ülkede yaşadığı bilinmiyor.

Yurt dışında yaşayan üst yönetimde yer alan isimlerden ikisinin yabancı ülkelerden vatandaşlık hakkı kazandığı ortaya çıktı. Naci Tosun’un, Türk vatandaşlığından çıkarak Güney Afrika Cumhuriyeti vatandaşlığına geçerken, Mustafa Yeşil’in ise Türk vatandaşlığının yanında İngiltere ve Kuzey İrlanda vatandaşlığı da bulunduğu belirtildi.
30 AVRUPA ÜLKESİNDE FAAL

FETÖ’nün Avrupa sorumlusunun, aynı zamanda üst yönetimde de bulunan Abdullah Aymaz olduğu belirtilirken, Süleyman Tiftik’in Batı Avrupa sorumlusu, Naci Güven’in ise yardımcısı olduğu öğrenildi.   “Terörden arananlar” listesinde kırmızı kategoride yer alan Abdullah Aymaz, örgütün Almanya’da faaliyet gösteren örgütün üst düzey mensupları arasında yer alıyor ve Aymaz’ın hangi ülkede yaşadığı bilinmiyor. 30 Avrupa ülkesinde faaliyet gösteren FETÖ’nün Almanya sorumlusunun Hayrettin Özkul, İngiltere sorumlusunun Adnan Azak, Fransa sorumlusunun Hüseyin Karakuş, Belçika sorumlusunun Davut Yalçın olduğu kaydedildi. 20 Asya ülkesinde de etkin bir şekilde faaliyetlerini yürüten FETÖ’nün İsrail sorumlusunun Harun Tokak, Suudi Arabistan sorumlusunun Mevlüt Boztaş, Japonya sorumlusunun Mustafa Arslan, Çin sorumlusunun Levent Oğuz, Pakistan sorumlusunun Ünal Toşur olduğu iddiaediliyor.  “Terörden arananlar” listesinde yeşil kategoride bulunan sözde “İsrail imamı” Harun Tokak, Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY’nin finans ayağına yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede “iki numaralı” şüpheli olarak yer alıyor.

FETÖ’nün Güney Amerika’daki yapılanması kapsamında, Kolombiya sorumlusunun Yunus Yaman, Venezuela sorumlusunun Eyyup Mahmut Günel, Brezilya sorumlusunun Hamdullah Bayram Öztürk, Şili sorumlusunun Sadi Şen, Arjantin sorumlusunun Mustafa Eker olduğu belirtildi. FETÖ’nün Kuzey Amerika’da ABD sorumlusu İsmail Büyükçelebi, Kanada sorumlusu İsmail Nazlı, Meksika sorumlusu Osman Karaca, Dominik Cumhuriyeti sorumlusunun ise Mehmet Ünalan olduğu kaydedildi.

“Terörden arananlar” listesinde kırmızı kategoride bulunan İsmail Büyükçelebi’nin, 1997 yılında Çin sorumlusu olarak örgütsel faaliyetlerde bulunduğu belirtildi. FETÖ’nün stratejiyi belirleyen İstihbarat Birimi Üst Yönetimi içerisinde “Yurtdışı sorumlusu” olarak görev yapan Büyükçelebi’nin, 2010’da örgütün ABD sorumlusu olarak görevlendirildiği tespit edildi. Afrika ülkelerinde faaliyetlerini sürdüren FETÖ’nün, 20 Afrika ülkesinde sorumlusu bulunuyor. Terör örgütünün Mısır sorumlusunun Orhan Keskin, Libya sorumlusunun Nurettin Kaya, Tunus sorumlusunun Ali Kökten, Cezayir sorumlusunun Hamit Olgun olduğu iddia ediliyor.

FETÖ, Malezya, Singapur, Tayvan, Hong Kong, Vietnam, Filipinler, Endonezya, Laos, Papua Yeni Gine gibi Asya Pasifik ülkelerinin yanı sıra Avustralya’da da faaliyet gösteriyor.

FETÖ’nün üst yönetimindeki isimler “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs”, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin”, “dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık” dahil pek çok suçtan sanık sıfatıyla aranıyor.

“Terörden arananlar” listesi kırmızı, mavi, yeşil, turuncu ve gri olmak üzere 5 kategoriye ayrılırken, ihbarcılara ihbarda bulundukları isimlerin kategorisine göre ödül verilecek. Bu kapsamda ihbarda bulunanlara kırmızı listede yer alan isimler için 4 milyon liraya, mavi listedeki isimler için 1 buçuk milyon liraya, yeşil listedekileri için 1 milyon liraya, turuncu listedekiler için 600 bin liraya, gri listedekiler için ise 300 bin liraya kadar ödül verilecek.
Bahse konu teröristlerin isimleri ve kategorileri “www.terorarananlar.pol.tr” internet adresinde yer alıyor.

Kaynak: Hürriyet ve Yeni Şafak ve Takvim

18Hulusi Akar’dan çok sert cevap

FETÖ’NÜN DARBE GİRİŞİMİ

“FETÖ’nün darbe teşebbüsünün arkasında olduğuna dair delillerin neler olduğu, bunların yargılamada ne zaman görüleceği”ne ilişkin sorular üzerine Akar, Almanya, Hollanda, İspanya, ABD gibi ülkelere, hava savunmasına gösterdikleri NATO çerçevesindeki fedakarlıklarından dolayı teşekkür etti.
Akar, asker ilişkilerinde başarılı geleceğe yönelik NATO’nun güvenliğinin sağlanması konusundaki sürecin devam ettiğini söyledi.

15 Temmuz darbe girişiminin artık yasal süreç haline dönüştüğünü, mahkemelere intikal ettiğini, hakimlerin, mahkemelerin, savcıların bu konuda çalıştığını belirten Akar, şöyle konuştu:

“Bütün deliller toplanıyor. Ciddi, son derece somut deliller var. İddianamelere konulmaya başlandı bunlar. Mahkeme sürecinde bunu herkes görecek ve kendini savunacak. Niye böyle 50 senede bu kadar tekrar ediyor? Bu istenmeyen bir durum. Bununla ilgili devletimizi hükümetimiz, Genelkurmay Başkanlığı elinden gelen her türlü gayreti gösterip alınması gereken tedbirler üzerinde yoğun bir şekilde çalışılıyor. Yasal düzenlemeler yapılıyor. Tamamen demokratik çerçevede, siyasi direktifin doğrultusunda bir daha bugünlere dönülmemesi konusunda çalışmalar sürüyor.”

FETÖ’nün 40 seneden beri devam eden, insanların hücrelerine nüfuz eden organize bir proje olduğunu ve bunun sonucunda 15 Temmuz’a gelindiğini vurgulayan Akar, bunun başlangıçtaki tespitinin güçlükler doğurduğunu, başlangıçta bu girişimin engellenmesinin mümkün olmadığını dile getirdi.

Akar, 15 Temmuz öncesindeki örgütün, teröristlerin varlığının bir şekilde hissedildiğini ancak yasalara bağlı kalmaktan dolayı, yasalara göre ilerlemek hassasiyeti nedeniyle böyle bir durumun ortaya çıktığını ifade ederek, bu noktalara gelmemek için gerekli önlemlerin alındığını vurguladı.

Yürütülen çalışmaların tamamen yasalar çerçevesinde olduğuna işaret eden Akar, “Gerçekten elimizde çok ciddi kanıtlar var. İtiraflar, fotoğraflar, filmler var. Bunların hiçbiri saklı kalmayacak. Hepsi, benim kişi olarak ifadelerim dahil, 15 Temmuz’da yaşadıklarım dahil hepsi savcılıklarda mevcut. Derlenip, toparlanacak, sizin ülkelerinizde olduğu gibi yasal mevzuat, demokratik esaslar ve anayasa çerçevesinde mahkemeler işlevlerini yerine getirecekler ve suçlular cezalarını alacaklar. Buna hiç kimsenin şüphesi olmasın.” diye konuştu.

 

Kaynak: Hürriyet

17FETÖ’nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonunun ilk tespitleri

Meclis FETÖ’nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, bazı kurumlara ilişkin tespitler yaptı. Komisyonun Sözcüsü ve AK Parti İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır, TÜBİTAK, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bazı kurumlardan istedikleri bilgilerin gelmeye başladığını, çalışmalarını sürdürürken FETÖ yapılanmasına ilişkin tespitler yaptıklarını söyledi.
Komisyon olarak ilk tespitlerinin TÜBİTAK, Diyanet İşleri Başkanlığı, YÖK ve TSK’ya dair olduğunu belirten Satır, TÜBİTAK’ın “üzerine vazife olmamasına rağmen” kamu kurum ve kuruluşlarına yazılım hazırladığını bildirdi.

Satır, FETÖ yapılanmasının TÜBİTAK’a nokta atışı yaptığına işaret ederek, “Örgüt, TÜBİTAK’ta bir sistem kurmuş. Bilim ve teknoloji adına çalışma yapması gereken kurum, tutmuş kamu kurum ve kuruluşlarına yazılım yapmış. Çalıştığı kamu ya da yarı kamu kuruluşları olduğunu için bunun pazarlığını da yapmamış; bir liraya yapılması gereken işi 10 liraya yapmış. TÜBİTAK’taki paraların nereye gittiği de esasen araştırılmalı. Bu yazılımlarla kamuda usulsüzlüklerin de araştırılması gerekiyor. Biz bunu araştıracağız. ” diye konuştu.

Akademik personelin yükselmesi için İngilizce sınavlarını geçmeleri gerektiğini hatırlatan Satır, ancak YÖK’te özellikle 2013-2015 arasında doçentlik sınavlarına İngilizce sınavlarında sistem değişikliğine gidildiğine dikkati çekti.

Satır, “10 kez İngilizce sınavlarına girip kazanamayanlar var ama FETÖ’ye ait vakıf üniversitelerinde sınav sistemi değişikliğiyle İngilizce sınavını geçip önce doçent, sonrasında 5 yıl bekleyip profesör olmuşlar. FETÖ’cüleri kamudan, üniversitelerden, kuruluşlardan temizlemenin yolu bu sınavlarda soru çalıp belli makamlara gelenler ve sistem değişikliği yapılarak sınavları geçenleri tespit edip bunlar için gerekenin yapılmasıdır. Artık bundan eminimiz.” değerlendirmesini yaptı.

“Niye gidiyorsun diye sormamışlar”

FETÖ’nün darbe girişiminde önemli isimlerinden Adil Öksüz’ün 15 Temmuz’dan önce yurt dışına 100 kere gittiğini belirten Satır, şöyle devam etti:

“Normal şartlarda bir devlet memuru yurt dışına, hatta şehir dışına çıkarken uyması gerken prosedürler var. Amirine haber verip izin alması gerekiyor. Ama FETÖ’cüler hiçbir şekilde haber vermeden, izin almadan çıkmış. Üniversitelerde, izin prosedürü işletilmemiş. Konuyla ilgili sorumluluk sadece
siyasetçiler veya yöneticilerde değil, her kurum yöneticisinindir. Üniversitede bölüm başkanının elemanın nereye gittiğini takip etmesi lazım. Yasa gereği bildirim yapıp çıkması gerekiyor ama bunlar yapılmamış, takip edilmemiş, Adil Öksüz 100 kez yurt dışına gitmiş. Kimse ‘niye, nereye gidiyorsun?’ diye sormamış. Bunların sorumlusu siyaset kurumu değil, kurumların idari amirleri.”

Komisyona gelen bazı komutanların “biz uyardık, şunları yaptık” demelerinin bir anlamı olmadığına işaret eden Satır, kendilerinin idari soruşturma açmak, takip etmek ve sonucuna göre ceza verme veya ihraç etme yetkisi bulunduğunu bildirdi.

Satır, Diyanet İşyeri Başkanlığında da tespitleri olduğuna değinerek, “FETÖ’cü olduğu 17-25 Aralık’tan sonra tespit edilen kişiyi valilik marifetiyle görevden alıyoruz, Diyanet İşleri Başkanlığı şehir merkezinden alıp o kentte bir köye gönderiyor. Sorumluluk bir kişi veya kurumun değil, tüm kurumlarındır.” dedi.

“Her kuruma sızmış bir yapı…”

Komisyonun soruşturma değil, araştırma komisyonu olduğuna işaret eden Satır, durum tespiti yapıp bir daha aynı durumla karşılaşmamak için öneriler getirmek üzere kurulduğunu, bunu da raporu yazmadan yapmaya başladıklarını ifade etti.

FETÖ yapılanmasına ilişkin halen operasyon, soruşturma, kovuşturma ve yargılamaların sürdüğünü vurgulayan Satır, yapılanlara destek anlamında hazırlayacakları raporda önemli tespit ve önerilerin olacağını belirtti.

“Her ne kadar muhalefet konuyu medya malzemesi yapmak, günlük siyasete alet etmek istese de bizim amacımız bu değil. Amacımız darbe girişiminin sebeplerini sonuçlarını tespit etmek ve bir daha karşılaşmamak için kurumlara önerilerde bulunmak.” diyen Satır, şu anda bile nokta atışı yapılmış konuların olduğunu bildirdi.
CHP’nin, “Akar ve Fidan dinlensin” talebine cevap
Satır, komisyonda dinlenecek kişilerle ilgili tartışmalar yaşandığını, CHP’nin, özellikle Başbakan Binali Yıldırım, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın dinlenmesini istediğini belirterek, “Türkiye bir kaç cephede terörle mücadele ederken bu insanları siyaset malzemesi yapmayı doğru bulmuyoruz. Bu kişilere geçmişte diğer komisyonlarda olduğu gibi yazılı olarak sorularımızı gönderip yanıt isteyebiliriz.” dedi.

Komisyonda dinlenmesi istenen kişiler arasında 15 Temmuz gecesini yaşayan şehit yakınları ve gaziler ile ailelerinin yanı sıra bazı komutanların
olduğunu anlatan Satır, çatışmaların yaşandığı Ankara Gölbaşı Polis Harekat Merkezine gidilmesini, Muğla Valisi ve komutanın davet edilmesini önerdiğini anlatan Satır, ayrıca yapının ekonomik yönüyle ilgili de dinleme yapacaklarını ifade etti.

“CHP’den öneri bekliyoruz”

“CHP’den, konunun araştırılmasına yönelik gerçekten faydalı olacak isimlerle ilgili öneriler bekliyoruz.” diyen Satır, konunun medya malzemesi yapılmasına karşı olduklarını vurguladı.

Satır, “FETÖ Türkiye’nin her yerinde… Her kuruma bir şekilde sızmış bir yapı. Yurt dışında faaliyetleri de ciddi şekilde devam ediyor. Darbeyi yurt dışında oyun olarak gösteriyorlar.” dedi.

Kaynak: Hürriyet

16FETÖ’cü gizli tanıktan flaş Akın Öztürk iddiası

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında, örgütte 22 yıldır yer alan bir subayın ifadeleri ortaya çıktı. Gizli tanık olan örgüt üyesi, örgütte yer alan ve ismini verdiği kişilerden birinin, darbe girişimine ilişkin soruşturmada tutuklanan eski YAŞ üyesi olan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk’ün emir subaylığını yaptığını söyledi.
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen subay, “gizli tanık” olarak savcılığa örgüt ve kendisinin örgütün talimatıyla yaptığı eylemlere ilişkin çarpıcı ifadeler verdi. Gizli tanık “Sel” ifadesinde, 22 yıldır örgüt içerisinde bulunduğunu, ilk olarak İstanbul’da ortaokul sıralarında FETÖ ile tanıştığını belirterek, “Cemaatten bir abi ile tanıştım. Bana ‘Başarılı bir öğrencisin, seni fen lisesi imtihanlarına çalıştırayım’ dedi. Ben de babamın ilgisizliği, alkol alışkanlığı nedenleriyle bu teklifi kabul ettim. Cemaatin evine ders çalışmak için gidip gelmeye başladım. Babam öğrenince çok kızdı ama ben gizli gizli ders çalışmak gitmeye devam ettim.” bilgisini verdi.

‘OKULDA BİRBİRİMİZİ TANIMIYORDUK’
Sınava girmeden önce kendisine askeri lisede okumak isteyip istemediğinin sorulduğunu, kendisinin de teklifi kabul ettiğini ifade eden Sel, şunları anlattı:
“Teklifi yapan abi bana formları getirdi. Formları doldururken cemaate ne derece bağlı olduğumu anlamak için beni teste tabi tuttular. Abi bana ‘Hoca Efendiyi korumak için elinde bir el bombası olsa onun pimini çeker misin? Kendini hoca efendi için feda eder misin? diye sordu. Ben de evet dedim. Daha sonra formaları doldurduk ailemin doldurması gereken yerlerde de vardı. Onlar da itiraz etmeden doldurdu. Formları abiye verdim, o götürdü ve teslim etti. Nereye götürdüğünü de bilmiyordum. 1994 yılında Kuleli Askeri Lisesi sınavına girmeden iki gün önce abiler bana sınavda çıkacak 50 soruyu getirdiler. Soruyu çöz cevabını ezberle dediler. Sınavda çıkan sorular abilerin getirdiği sorular ile aynıydı. Sınavdan, asil listeden kazanacak şekilde puan aldım. Abiler beni tebrik ettiler ve iki haftada bir sivil kıyafetler ile eve gelip gitmemi söylediler. Abiler, ‘Gözle namaz kılın, ortama ayak uydurun, kendinizi belli etmeyin, sizin gibi olan öğrencilerden uzak durun, sizden kimse yok orada. Eve gelirken farklı yolları kullanın’ şeklinde telkinlerde bulunuyorlardı.”
Gizli tanık Sel, askeri lise eğitimi boyunca gizliliğe dikkat ettiğini, gözüyle namaz kıldığını ve ortama ayak uydurduğunu dile getirerek, “O dönemde askerin ve istihbaratın araştırması, aile üyeleri üzerinden yapılıyordu. Babam sınav formuna dahi içki kullandığını yazmıştı. Babamdan dolayı benim sakıncalı biri olmayabileceğim düşünülmüştür.” değerlendirmesini yaptı.

Askeri lisesinin son sınıfında “abi”lerin kendisine hoşlanmadığı birilerinin var olup olmadığını sorduklarını, bunun üzerine birkaç isim verdiğini aktaran Sel, bu süre zarfında ilk defa aynı okulda okuyan ve örgütten olan M.D.Ö ve İ.Ö ile tanıştırıldığını, bu iki ismin de Ankara’da subaylık yaptığını ancak darbe girişiminin ardından gözaltına alınıp alınmadığını bilmediğini aktardı.

Gizli tanık Sel, örgütün yaz kamplarına ailesi yüzünden çok katılmadığını çünkü ailesinin hala bu ilişkisini bilmediğini belirterek, askeri liseden sonra Hava Harp Okuluna geçtiğini ve FETÖ ile ilişkisinin burada da sürdüğünü, sadece kendileriyle ilgilenen kişilerin değiştiği ifade etti. Hava Harp Okulunda okuyan ve örgütten olan öğrencilerle tanıştıklarını ancak okulda birbirlerini tanımayacak şekilde davranışlarda bulunduklarını aktaran Sel, okul bittikten sonra teğmen olarak İstanbul’da göreve başladığını dile getirdi.

ÖRGÜT ASKERİ MAHKEMEYE MÜDAHALE ETMİŞ

Maaş almaya başladıktan sonra ücretinin yüzde 10’nunu “himmet” adı altında örgüte teslim ettiğini, Zaman ve Sızıntı Dergisine abone olduğunu ancak sadece parasını verdiğini gazete ve dergilerin başka adreslere gittiğini aktaran Sel, şöyle devam etti:

“İstanbul’daki yeni görevimde, abiler bana ‘Ortama ayak uydurarak aşırıya kaçmadan alkol almamı, günahının kendilerine olduğunu’ söylüyorlardı. 28 Şubat sürecinde sırf eşi başörtülü diye ordudan atılanların olduğunu anlattıkları için ben de bu gelişmeleri görüp ordudan atılmamak için aslında mantıklı gelmeyen ‘abilerin’ tavsiyelerine uydum.” diyen gizli tanık Sel, emekli Orgeneral İbrahim Fırtına’nın da bir yıl boyunca korumalığını da yaptığını daha sonra kendi isteğiyle Hava Harp Okuluna tayinin çıktığını kaydetti.

Gizli tanık Sel, evlenmek istediğini örgütteki “abilere” söylediğini, bunun üzerine bir eve götürüldüğünü ve buraya evlendiği eşinin de örgütteki “ablalar” tarafından getirildiğini belirtti. Eşiyle tanıştıklarını, daha sonra da birkaç kez görüştükten sonra 2008’de yılında evlendiklerini aktaran Sel, “Abiler düğün yapmamı istemediler. Sadece yemek verin diye tavsiyede bulundular. Ailem karşı çıktığı için düğün yaptık. Ancak düğünüme cemaatten kimse gelmedi. Abiler bana evlenirken, Fetullah Gülen’in giyilmiş bir atletini hediye olarak vermişlerdi. Beni koruyacağını söylemişlerdi. Ben de özel günlerimde beni koruması için bu atleti giydim.” ifadelerini kullandı.

Düğünün ardından görev yaptığı sırada telsizinin çalındığını ve askeri mahkemede “askeri eşyayı kaybetme” suçundan kendisine dava açıldığını aktaran gizli tanık Sel, “Bu suçtan ceza almam durumunda kurmay olmam mümkün değildi. Bunu ‘abilere’ söyledim. ‘Çok sıkıntı olmaz, hallederiz’ dediler. Dava sonunda ‘askeri eşyayı kaybetme’ suçundan değil ‘eşyanın bedelinin tazmin edilmesine’ yönelik bir ceza aldım.” ifadelerini kullandı. Harp Okulunda görev yaptığı dönemde “abilerin”, kendisinin timinde bulunan ve FETÖ’ye karşı olan askerlerin isimlerini verdiklerini aktaran gizli tanık Sel, bu askerlerin hatalarını affetmediğini ve daha ağır cezalar verdiğini dile getirdi.

Sel, “abilerin'” okuldaki öğrencilerle çok ilgilendiklerini, buna dair birçok taleplerinin olduğunu, kendisininde okuldan aldığı isim listelerini ve askerlerin disiplin durumlarını “abilere” verdiğini ifade etti. Gizli tanık Sel, MİT müsteşarının ifadeye çağrılması olayından sonra 2012’de yaşananlar nedeniyle bazı askeri öğrencilerin FETÖ’yü terk etmeye başladıklarını “abilerin” kendisine söylediğini, bu öğrencilere de olumsuz yaklaşımlar sergilediğini anlattı.

EŞİNE DE KPSS SORULARI VERİLMİŞ

Gizli tanık Sel, kazandığı İstanbul Harp Akademisinde 2 yıl görev yaptığını, akademide görevliyken kendilerine makale sunma ve bu kapsamda yurt dışında çalışma imkanının sunulduğunu ifade ederek, devletin imkanıyla 2014’te ABD’ye gittiğini ve örgüt elebaşısı Fetullah Gülen’i ziyaret ettiğini belirtti.
Ziyarete gitmeden önce “abilerden” bilgi aldığını aktaran Sel, “Amerika’ya vardıktan sonra Pensilvanya’ya geçtim. Ziyaret öncesinde Gülen’in odasına girmeden önce nasıl davranmam gerektiği söylemişlerdi ve ‘Nereden geldiğin sorulursa Dört Levent’ten geldiğini söyle’ demişlerdi. İçeri girdikten sonra Gülen ‘Nereden geldiğimi sordu? Ben de Dört Levent dedim. Gülen de ‘Allah muvaffak etsin’ dedi. Dört Levent’in anlamı askeri akademinin 4. Levent’te olmasından dolayıdır. Kısa süren ziyaretin ardından Pensilvanya’dan ayrıldım.” bilgisini verdi.

Gizli tanık Sel, İstanbul Harp Akademisinin ardından tayin olduğu Adana’da görev yaptığı sırada bir komutanıyla yaptığı ilginç görüşmeyi de şöyle anlattı:
“Bu komutan ile telefon görüşmemizde bir firmanın komutanlığa malzeme getirip getirmediği sordum. O da bana ‘Ben sana bu konuyu söylemiş miydim?’ diye sordu. Ben de hangi konuyu deyince, ‘Gel bunu sonra konuşalım, telefonda konuşulmaz’ dedi. Müsait bir zamanda yanına gittim. Konuya ‘Sen FETOŞ musun?’ diyerek başladı. Ben önce tedirgin oldum. Ancak belli etmemeye çalıştım. ‘Hayır’ cevabı verdim. Bu kez ‘Üs komutan FETOŞ mu?’ dedi. ‘Bilmiyorum’ dedim. ‘O zaman niye bu firma ihaleleri alıyor?’ dedi. Ben de bir Hava Kuvvetleri Komutanı ile konuşulanları duyduğumda bu firmanın diğer firmalara göre fiyatı düşük tuttuğunu bu nedenle tercih edilmiş olabileceğini söyledim. Komutan da bana bu firmanın sahiplerinden birinin yurt dışına kaçtığını, firmaya da operasyon yapılacağını duyduğunu anlattı. Böyle bir şeyin olması halinde kendisi ile destek grup komutanı ve üs komutanın yanacağını söyledi. Ben de bu konuşmayı ‘abiye’ anlattım. Abi bana ‘Demek ki üsteki cemaatçileri tespit etmek için bir faaliyet yürütülüyor’ dedi. Ben de ona ‘Firmanın adamı bizden ise bir daha üsse gelmesin. Üs komutan da bizdense ona da söyleyelim zarar görmesin’ deyince ‘Üs komutanı bizden değil’ dedi.”

İfadesinde eşiyle ilgili de bilgiler veren gizli tanık Sel, eşinin 2009 KPSS’de öğretmenlik sınavını kazanmasında “abilerin” faydasının olduğunu belirterek, “Eşime, Kuran’a el bastırılarak yemin ettirildi ve sınavda sorulacak tüm soruların beş altı tanesini yanlış cevaplı olarak bize verdiler. Yüz alınmasını istemiyorlardı.” beyanında bulundu.

Bu yıl Türkiye genelinde Hava Kuvvetlerince alınacak uzman çavuşların, alım heyetinde görev aldığını dile getiren gizli tanık Sel, “Bu alımdan önce bir ‘abiyle’ buluştuk. Bana uzman çavuşluk aday bilgi formundan bir tane örnek gösterdi. Bu formda yer alan çaprazlama boydan boya devam eden filigramın son iki rakamı ile belgede sağ üst köşede yer alan grup numarasının son iki rakamının aynı olan adayların menfi olduğunu ve bunların kabul edilmemesi gerektiğini bana Kuran’a el bastırarak anlattı. Daha sonra yapılan uzman alımı sınavında, böyle gördüğüm adaylara düşüp puan vererek, kabul etmedim. Düşük puan verdiğim adaylar kazanamadı.” ifadelerini kullandı.

Gizli tanık Sel, örgüt elebaşısı Fetullah Gülen’in “bir duası üzerine ordudan atılan bir subaya” ilişkin bir abinin kendisine bir anektod anlatıldığını beyan ederek olayı şöyle aktardı:

“Cemaatten bir ‘abi’nin bana anlattığı olaya göre, İstanbul Hava Harp Okulu Komutanlığında kendilerinin ‘menfi’ olarak belirttikleri ve cemaat aleyhine bilgi topladıkları bir subay varmış. Yine örgütten olan bir subayın Amerika’ya gittiğinde bu konuyu Fetullah Gülen’e aktarmış. Gülen de ‘dua edelim, bu menfi personel 10-15 güne kadar atılsın’ dediğini ve gerçekten de kısa bir süre sonra bu ‘menfi’ personelin komutanlıktan atıldığı söylenmişti. Atılan kişinin adını hatırlamıyorum ama kayıtlardan bakılabilir. Bu olayı yine örgütte yer aldığını tahmin ettiğim başka bir subaydan daha dinlemiştim. Bu subayda bana, söz konusu kişiyi ordudan ‘uygunsuz davranışlar’ gerekçesiyle tutanak tutup nasıl attığını anlatmıştı.”

Hava Harp Okulunda birlikte çalıştığı ve daha sonra darbeye teşebbüsten dolayı açığa alınan subay E.Ş’nin, halen askeri hakim olarak görev yapan F.A ve şu an nerede görev yaptığını bilmediği ancak bir ara MİT’te asker olarak çalıştığını duyduğu bir subayın, Hava Harp Okulunda birlikte gezerek personelin eksiklerini aradıklarını, bulduklarında disipline sevk ederek ceza almalarını sağladıklarını duyduğunu anlatan gizli tanık Sel, “2006 yılından itibaren İstanbul Hava Harp Akademisinden mezun olan kurmayların büyük çoğunluğunun yüzde 90 oranında cemaatçi olduğunu tahmin ediyorum.” iddiasında bulundu.

Suriye sınırında Suriye uyruklu bir savaş uçağının 2014 yılının mayıs ayında TürkSilahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından düşürüldüğünü anımsatan gizli tanık Sel, “Bundan birkaç ay sonra da bir helikopter düşürülmüştü. Uçağı ve helikopteri düşüren pilotlar sonradan kurmaylığı kazandı. İstanbul’da konuştuğum cemaat abisi bunların da cemaatten olduğunu bana söylemişti.” bilgisini verdi.

‘AKIN ÖZTÜRK’ÜN EMİR SUBAYI FETÖ’CÜ’

Gizli tanık Sel, örgütteki “abi” diye tabir edilen kişilerin, 17-25 Aralık olaylarından sonra hangi bazı mağaza-marketlerden alışveriş yapılmaması gerektiği yönünde talimat verdiğini, bu süreçte gizlilik ve daha dikkatli olunması gerektiği yönünde telkinlerde bulunduklarını belirterek, “Ben kurmay bir üst rütbeli askerim. 22 yıldır da bu cemaatin içindeyim. benim şahsi kanaatime göre bu silahlı kalkışma eyleminin benim gibi daha evvelden TSK bünyesine yerleştirilen FETÖ/PDY mensuplarınca planlandığını ve uygulandığını düşünüyorum.” bilgisini verdi. Etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla birçok itiraflarda bulunan gizli tanık Sel, görev yaptığı tüm illerdeki FETÖ’cü olarak bildiği subay-astsubay ile örgütteki “abi” diye tabirlerin isimlerini savcılığa tek tek vererek, şahısları fotoğraftan da teşhis edebileceğini aktardı. Sel, örgütte yer alan ve ismini verdiği kişilerden birinin FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturmada tutuklanan eski YAŞ üyesi olan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk’ün emir subaylığını yaptığını öne sürdü.

Gizli tanık Sel, darbe girişimi sonrasında kendisiyle ilgili delilleri nasıl yok ettiğini de şöyle anlattı:

“Darbe girişimi nedeniyle soruşturmalar başlayınca benim de bu faaliyetlerimin tespit edilmesi durumunda ordudan atılabileceğim düşüncesi beni korkuttu. Önce ne yapacağıma karar veremedim. Abiler ‘cemaat’ üyelerine ve yaptıkları görüşmelere dair kayıt tutarlar. Bu veri tabanı o ‘abinin’ bilgisayarında kayıtlıdır. Bizim görev yaptığımız birlikler ve görevli kişilere ilişkin tüm bilgiler yer alır. Darbeye karışan kimselerin evlerinde arama yapıldığını basından duydum. Benim de evde bulunan Harp Okulunda kullandığım bilgisayarımda ve bir flash bellekte ‘cemaate’ ilişkin bilgiler vardı. Bunların aleyhimde delil olarak kullanılabileceğini düşünerek, akıllı cep telefonlarım dahil hepsini kırarak çöpe attım.”

Sel, 22 yıl boyunca içinde bulunduğu FETÖ’de yer alan tüm şüphelilerin isimlerini savcılığa bildirdi. Tanığın ifadesini alan savcılığın, ifade tutanaklarını ve verdiği isimleri ilgili makamlara gönderdiği öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet ve Yeni Şafak ve Türkiye ve Akit

15165 bin ByLockçu’dan 18 milyon mesaj

FETÖ üyelerinden ele geçirilen 4 konteynır dolusu dijital materyal mercek altına alındı. AK Parti’nin 1 Kasım zaferi sonrası örgütün yaşadığı panik de ByLock mesajlarında çok net görülüyor
15 Temmuz sonrası başlatılan soruşturmada, MİT’in bugüne kadar 165 bin FETÖ militanının 18 milyonluk mesaj trafiğini çözdüğü belirlendi. Darbecilerden ele geçirilen 4 konteynır dolusu dijital materyalin de inceleniyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, kriptolu haberleşme programı ByLock’u kullanan 165 bin kişinin kimliği tespit edildi.
TSK, emniyet, yargı, bürokrasi ve iş dünyasından isimlerin bulunduğu listedekilerin 18 milyonluk mesaj trafiği de deşifre edildi. Örgüt içi yazışmalarda bazı mesajların da kendi içinde şifrelendiği dikkat çekti.

DİJİTAL VERİLER İÇİN 150 CİHAZ
1 Kasım’da AK Parti’nin yüzde 49.5 oy alması üzerine FETÖ’cülerin yaşadıklarıpanik, “İşimiz çok zor”, “Şimdi bütün şirketlerimize kayyum atanır” şeklinde mesajlarla yansıdı.

Yine deşifre edilen mesajlarda örgüt mensuplarının kendi haklarında yürütülen soruşturmalara ilişkin, emniyet ve savcılıklardaki köstebekleri sayesinde bilgi sahibi oldukları belirlendi. Hakkında soruşturma olduğunu öğrenenlerin bir kısmına “Yurtdışına çık” şeklinde talimat mesajları gönderildi.

Kripto programı kullanan 25 bin kişinin ise konumlarını saklamak için VPN (Virtual Private Network) satın aldığı belirlendi. FETÖ’cüler, Hollanda, Belçika, Norveç gibi ülkelerden 1 ve 2 dolar karşılığında satın aldıkları VPN aracılığıyla programa giriş yaptı.

Cuntacılardan ele geçirilen 8 bin cep telefonu ile yüzlerce flaş bellek ve taşınabilir hard diskin içinde yer aldığı 4 konteynır dolusu dijital verinin çözülmesi için Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) tarafından Japonya menşeli 150 adet cihaz alınarak Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığın’a teslim edildi.

Kaynak: Sabah ve Yeni Şafak ve Takvim ve Takvim

14100 defa yurtdışına çıktı, kimse sormadı

Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu tespitleri: TÜBİTAK üzerine vazife olmadan kamuya yazılım hazırlamış. Firari FETÖ imamı Adil Öksüz 100 kez yurtdışına çıkmış ama kimse ‘Nereye’ dememiş
Meclis FETÖ’nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, bazı kurumlara ilişkin tespitler yaptı. Komisyon sözcüsü ve AK Parti İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır, komisyon olarak ilk tespitlerinin TÜBİTAK, Diyanet İşleri, YÖK ve TSK’ya dair olduğunu belirtti. Satır, TÜBİTAK’ın “üzerine vazife olmamasına rağmen” kamu kurum ve kuruluşlarına yazılım hazırladığını bildirdi.

DİYANET İŞLERİ TESPİTİ

Satır, FETÖ yapılanmasının TÜBİTAK’a nokta atışı yaptığına işaret ederek, “Örgüt, TÜBİTAK’ta bir sistem kurmuş. Bilim ve teknoloji adına çalışma yapması gereken kurum, tutmuş kamu kurum ve kuruluşlarına yazılım yapmış. Çalıştığı kamu ya da yarı kamu kuruluşları olduğu için bunun pazarlığını da yapmamışlar; bir liraya yapılması gereken işi 10 liraya yapmış. TÜBİTAK’taki paraların nereye gittiği de esasen araştırılmalı” dedi. Satır, Diyanet İşyeri Başkanlığı’nda da tespitleri olduğuna değinerek, “FETÖ’cü olduğu 17-25 Aralık’tan sonra tespit edilen kişiyi valilik marifetiyle görevden alıyoruz, Diyanet İşleri Başkanlığı şehir merkezinden alıp o kentte bir köye gönderiyor” dedi. Komisyona gelen bazı komutanların “Biz uyardık” demelerinin bir anlamı olmadığına işaret eden Satır, kendilerinin idari soruşturma açmak, takip etmek ve sonucuna göre ceza verme veya ihraç etme yetkisi bulunduğunu kaydetti.

SORUMLULUK KURUM YÖNETİCİSİNDE
FETÖ’nün darbe girişiminde önemli isimlerinden Adil Öksüz’ün 15 Temmuz’dan önce yurtdışına 100 kere gittiğini belirten Mihrimah Belma Satır, şöyle devam etti: “Normal şartlarda bir devlet memuru yurtdışına, hatta şehir dışına çıkarken uyması gerken prosedürler var. Amirine haber verip izin alması gerekiyor. Ama FETÖ’cüler hiçbir şekilde haber vermeden çıkmış. Konuyla ilgili sorumluluk sadece siyasetçiler veya yöneticilerde değil, her kurum yöneticisinindir. Adil Öksüz 100 kez yurt dışına gitmiş. Kimse ‘Niye, nereye’ diye sormamış.” FETÖ’nün her kuruma sızmış bir yapı olduğuna işaret eden Satır, CHP’nin, özellikle Başbakan Binali Yıldırım, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın dinlenmesini istediğini belirterek, “Türkiye bir kaç cephede terörle mücadele ederken bu insanları siyaset malzemesi yapmayı doğru bulmuyoruz. Bu kişilere yazılı olarak sorularımızı gönderebiliriz” diye konuştu.

DOÇENTLİK SINAV SİSTEMİNİ DE DEĞİŞTİRMİŞLER
Akademik personelin yükselmesi için İngilizce sınavlarını geçmeleri gerektiğini hatırlatan AK Partili Mihrimah Belma Satır, ancak YÖK’te özellikle 2013-2015 arasında doçentlik sınavlarına İngilizce sınavlarında sistem değişikliğine gidildiğine dikkati çekerek şöyle konuştu: “10 kez İngilizce sınavlarına girip kazanamayanlar var ama FETÖ’ye ait vakıf üniversitelerinde sınav sistemi değişikliğiyle İngilizce sınavını geçip önce doçent, sonrasında 5 yıl bekleyip profesör olmuşlar. FETÖ’cüleri kamudan, üniversitelerden, kuruluşlardan temizlemenin yolu bu sınavlarda soru çalıp belli makamlara gelenler ve sistem değişikliği yapılarak sınavları geçenler için gerekenin yapılmasıdır.”

Kaynak: Sabah

13FETÖ’den, tarihin en büyük siber casusluğu

Genelkurmay’dan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na Emniyet’ten Havelsan’a kadar pek çok stratejik kurumun mahrem bilgileri, FETÖ’cü bilişim şirketlerince ele geçirildi. FETÖ, bu çok gizli bilgileri yabancı ülkelerde de servis etti
SABAH, FETÖ’cü bilişim şirketlerinin devlet kurumları ve özel sektördeki şirketleri nasıl teknik ablukaya aldığını gözler önüne seren istihbarat raporuna ulaştı. Darbe girişimi sonrası ortakları yurtdışına kaçan FETÖ’cü bilişim şirketleriyle ilgili çok önemli bilgiler yer alan rapora göre, Genelkurmay’dan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB), Emniyet’ten Havelsan’a kadar pek çok stratejik kurumun mahrem bilgileri bu bilişim şirketleri üzerinden FETÖ’nün eline geçti.

KOZMİK MERKEZ ENDER SYS BİLİŞİM
Tarihin en büyük teknik casusluğunun detaylarıyla anlatıldığı rapora göre FETÖ, hem devletin belleğini yok etti, hem de mahrem bilgileri yabancı istihbarat teşkilatlarına servis etti. SABAH Özel İstihbarat’ın ulaştığı 93 sayfalık raporda adı geçen şirketlerden Endersys Bilişim, FETÖ’nün kozmik teknik istihbarat faaliyetlerinin merkezi konumunda. Endersys, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, ÖSYM, Sosyal Güvenlik Kurumu, TİB, Türksat ve üniversiteler gibi önemli kurumlara iş yaptı. Ayrıca TÜBİTAK, Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK), Roketsan ve Havelsan’la da çalıştı. Bu kurumlara Linux işletim sistemleri entegrasyonu, siber güvenlik, veri loglama, toplu SMS, bilgisayar ağı yönetimi gibi stratejik hizmetler verdi. Ve bütün faaliyetleri FETÖ’nün TÜBİTAK’ta etkin olduğu dönemde, bu kurumun desteğiyle gerçekleştirdi.

“FETÖ’YE KARŞI TÜM DÜNYA ÇAPINDA MÜCADELE EDİLMELİ”TİB OPERASYON ÜSSÜ HALİNE GELDİ
Bilişim güvenliğini sağlamakla görevli firmaların yaptığı tüm bu yazılımlar, izlemedinleme faaliyetleri için kullanıldı. Böylece devletin tüm teknik hafızası FETÖ’cülerin kontrolüne geçti. Ülke güvenliğini sağlamak amacıyla teknik istihbarat faaliyetleri yürütmek üzere kurulan TİB; FETÖ’nün, devletin gizli bilgilerini çaldığı ve kişilerin özel hayatına girdiği bir ‘operasyon üssü’ne dönüştürüldü. Yaklaşık 2 milyar saatlik dinleme kaydını arşivleyecek hafızaya sahip TİB’de 130 milyon saatlik ses datası kayboldu. TİB, bu nedenle 15 Ağustos’ta resmen kapatıldı.

BYLOCK ‘TİLKİ’Sİ ATALAY CANDELEN
İNTERNET GÖRÜŞMELERİNE TAKİP
FETÖ’cü Endersys, TİB tarafından bir dönem kullanılan Voitap adlı özel dinleme yazılımını üretti ve TİB üzerinden Türkiye’de hedeflediği internet görüşmelerini izleyip dinledi. Voitap, Endersys’in ortaklarından olan Murat Balaban’ın geliştirdiği bir yazılım. Voitap’ın özelliği, internet üzerinden yapılan konuşmaları dinleyip kaydedebilmesi.

ELEKTRONİK CASUSLUK YAPTILAR
Voitap, 2007-2014 arasında TİB tarafından kullanıldı. Bu da FETÖ’nün TİB gibi dinleme üssü olan bir devlet kurumu üzerinden o tarihlerde internetteki telefon trafiğini kontrol ettiği anlamına geliyor. Voitap programında hedeflenen hatlar IP bazlı olarak dinlenerek kayıt altına alınıyor. Bu yazılımla yurtiçi ve dışında yapılan görüşmeler kaydedilebiliyor. Endersys’nin asıl amacı ise, kendi teknik takip sistemlerini hedef kurum ve firmalara kurup buralardan veri toplamaktı.

165 BİN BYLOCKÇU’DAN 18 MİLYON MESAJ
FETÖ SEMPATİZANI İSTİHBARAT UZMANI
MİT’in bir raporunda Voitap’ı geliştiren Murat Balaban’ın Gülen sempatizanı olduğu belirtiliyor. Boğaziçi Üniversitesi mezunu Balaban, yazılım mühendisliği ve teknik istihbarat konusunda uzman bir isim. Aynı raporda böcek davası sanığı FETÖ’cü Hasan Palaz, Barış Şimşek, İsmail Yenigül, İsmail Kokuroğlu, Sadettin Özkan, Erdal Çoban ve Ömer Faruk Şen de FETÖ’nün bilişim uzmanları olarak nitelendiriliyor. Raporda ayrıca Hasan Palaz’la iltisaklı olan FETÖ’cü bilişim şirketi Martin Telekom’un internet ve uydu üzerinden izleme-dinleme yaptığı ve Eskişehir merkezli Ülkem bilişim firmasının da FETÖ lehine teknik casusluk faaliyetleri yürüttüğü kaydediliyor.

İŞTE RAPORDA ADI GEÇEN O ŞİRKETLER
Rapor da adı geçen şirketler şunlar: İsim Tescil Bilişim AŞ, İsim Tescil İnternet Teknolojileri AŞ, Fins Bilişim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, BS Bilgi Teknolojileri AŞ, Ölçü Bilişim Limited Şirketi, Empatel Telekom Hizmetleri Sanayi ve Limited Şirketi, Omtinel Telekomünikasyon Limited Şirketi, Endersys Bilişim Anonim Şirketi, Inforcept İletişim Teknolojileri Bilgisayar Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Vizyon Arge Teknoloji Anonim Şirketi, Inceptra Yazılım AŞ.

YARIN: FETÖ’NÜN TEKNİK CASUSLUK İMAMI

Kaynak: Sabah ve Takvim ve Akit ve Star

12FETÖ çatı davasında ilk duruşma yarın

FETÖ lideri Fetullah Gülen ve 72 kişinin yargılanacağı FETÖ/PDY çatı davası yarın başlıyor. Hidayet Karaca, Ekrem Dumanlı ve Önder Aytaç da şüpheliler arasında
Fetullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/ PDY) çatı davası kapsamında, terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen’in de aralarında bulunduğu 73 kişinin yargılanmasına yarın başlanacak. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu’nda görevli Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun’un yürüttüğü soruşturmada iddianame, 14 Temmuz’da tamamlanarak Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti. İlki yarın yapılacak duruşmaların 3 gün devam etmesi planlanıyor. Sanıklar, “Anayasayı ihlale teşebbüs etmek, silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek, hükümeti yıkmaya teşebbüs etmek, terör örgütü faaliyeti çerçevesinde siyasi ve askeri casusluk, hukuka aykırı olarak kişisel verileri ele geçirme ve kaydetme, nitelikli dolandırıcılık, kamu kurumuna karşı dolandırıcılık, nitelikli zimmet, resmi belgede sahtecilik ve suç gelirlerini aklama” suçlarından yargılanacak.

61’İNCİ HÜKÜMET ‘MAĞDUR’
İddianamede, aralarında Fetullah Gülen, Hidayet Karaca, Ekrem Dumanlı, Dilaver Azim, Önder Aytaç, Mehmet Hanefi Sözen, Hamdi Akın İpek’in de bulunduğu 73 şüpheli bulunuyor. İddianamede, 2002’de öldürülen yazar Necip Hablemitoğlu’nun eşi Şengül Hablemitoğlu, eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, eski Ankara ve Kayseri Emniyet Müdürü Orhan Özdemir’in de arasında bulunduğu bazı kişiler, “mağdur” ya da “şikâyetçi” olarak yer alıyor. 61. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Maliye Hazinesi de iddianamede “mağdur” olarak gösteriliyor.

Kaynak: Sabah

11FETÖ’nün ekonomik kaynakları kurutuldu

FETÖ’nün Türkiye içinde ekonomik kaynaklarının tasfiye edildiğini söyleyen Başbakan Yardımcısı Canikli, “FETÖ darbesi olmasaydı daha hızlı büyürdük” dedi

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, FETÖ’nün Türkiye içindeki ekonomik kaynaklarının tümüne yakınının tasfiye edildiğini açıkladı. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından bu şirketlere atanan kayyumlar hakkında da bilgi veren Canikli, “Şirkete değil gruplara kayyum atanıyor. 600 şirket 30 grup var. Kayyum grubun içindeki şirketlerin de başına geçmiş oluyor. Kayyumlar her bir şirket için ayrı ücret almıyor. Kayyumlar 2 bin lira ile 8 bin 500 lira arasında ücret alıyor” dedi.

TMSF PİYASAYA GÜVEN VERDİ

FETÖ bağlantısı olduğu gerekçesiyle TMSF’ye devredilen şirket sayısının 600’ü geçtiğini belirten Başbakan Yardımcısı Canikli şunları söyledi: “Büyük firmalar var. 100 binin üzerinde istihdam sağlayan şirketler grubu söz konusu. Dolayısıyla bunların bu süreçte faaliyetlerinin bozulması ve iflas durumuna gelmeleri ekonomiye bir zarardır. TMSF’ye aktarıldıktan sonra bu şirketlerin bozulmaya yüz tutmuş mali yapıları, ticari faaliyetleri hızla düzelmeye, borsa değerleri de hızla artmaya başladı. TMSF’ye aktarılmaları güven verdi. Bu süreçte bu şirketlerin yaşadıkları sıkıntıların hepsi çözüldü. Artık çok daha profesyonelce yönetiliyorlar.”

EKONOMİNİN İSTİKRARI HEDEF ALINDI
Örgütün ekonominin dengesini ve istikrarını hedef aldığını belirten Canikli, “Türkiye bu hadiseleri yaşamamış olsaydı bugün ekonomik alanda, siyasi alanda, bölgesinde ve uluslararası arenada çok daha önemli noktalarda olurdu. Yine de beceremediler, sadece hızlı yürüyüşümüzü bir miktar yavaşlattılar” dedi.

Kaynak: Sabah

10Türk Amerikan derneklerinden FETÖ’ye karşı mücadele sözü

ABD’de yerleşik Türk-Amerikan toplumu üyeleri ve Türk toplumuna hizmet veren Türk Amerikan dernekleri, FETÖ’nün ABD’deki faaliyetlerine karşı güç birliği yapmak üzere, Türk-Amerikan Yönlendirme Komitesi (TASC) önderliğinde bir deklarasyon yayımladı.

ORTAK DEKLaRASYON
Maryland eyaletinde yer alan Amerika Diyanet Merkezi’nde (DCA) gerçekleştirilen ve 14 farklı eyaletten gelen 25 Türk- Amerikan dernek temsilcisinin katıldığı toplantıdan FETÖ ile ortak mücadele kararlılığı çıktı. Toplantının sonucunda FETÖ ile daha organize bir şekilde mücadele etmek üzere ortak bir deklarasyon yayımlandı. Deklarasyonda, “ABD’de yerleşik Türk-Amerikan toplumu üyeleri ve Türk Amerikan derneklerinin yöneticileri olarak, anavatanımız Türkiye ve ABD toplumları arasındaki iletişimin geliştirilmesi, Türk örf ve adetlerinin ABD’de yaşatılması ve genç nesillerimize aktarılması noktasında, özellikle ise 15 Temmuz’da yaşadığımız hain darbe girişimini ABD’de Türk olmayan Müslüman toplumuna doğru şekilde aktarılması konusunda ortak çalışma kararı almış bulunmaktayız” denildi.

Kaynak: Sabah

9FETÖ’den itirafçılara 9.5 milyon dolar sus payı

Havaalanında yakalanan FETÖ’ye ait 9.5 milyon doların sırrı çözüldü. Paranın, tutuklanan ve işsiz kalan örgüt üyelerinin konuşmasını önlemek için gönderildiği tespit edildi.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra on binlerce üyesi deşifre olan ve tespit edilen tüm mal varlığına el konulan Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ), son zamanlarda yüksek yargıda artan itirafların ardından diğer kritik kurumlarda görevli olup henüz itirafçı olmayanların konuşmasını engellemek ve dışarıda işsiz olan örgüt mensupları ile ailelerinin ihtiyaçlarını karşılamak için para gönderdiği ortaya çıktı. İstanbul Atatürk Havalimanı’nda FETÖ’nün yurt dışından gönderdiği 9.5 milyon dolara el konulurken bundan sonra denetimlerin daha da yoğunlaşacağı öğrenildi.

PARANIN KANYAĞI BELLİ

İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün havalimanında yurda girip çıkan paraları kontrol altında tutmak için yaptığı denetimler sırasında bavullar içerisinde yurda sokulmaya çalışılan 9,5 milyon dolar tespit etti. Paranın kaynağını ve niçin gönderildiğini araştıran polis 2 kurye ve paranın sahibi olduğu belirlenen 5 şüpheli üzerinde çalışmalarını derinleştirdi. Parayı getiren şüphelilerin FETÖ/PDY ile irtibatı tespit edilince savcılık devreye girdi.

FETÖ’CÜLER İÇİN GELMİŞ

İstanbul Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nun talimatıyla şüpheliler A.U., H.Ö., H.A.K., Z.K., B.S., D.T. ve T.K. gözaltına alındı. Emniyet’e getirilen şüpheliler, sorguya alındı. Suça konu 9,5 milyon dolara ise el konuldu. Olayla ilgili başlatılan adli tahkikat devam ederken ilk bulgulara göre paranın krize giren FETÖ’cüler için geldiği belirtildi.

Kaynak: Star ve Akşam ve Akit

8Kılıçdaroğlu’na kardeş isyanı

Terör örgütü FETÖ yanlısı politikalara CHP tabanı isyan etti. İlk sert çıkışı ise CHP Liderinin kardeşi Celal Kılıçdaroğlu yaptı. Kılıçdaroğlu’nun, “FETÖ operasyonlarına destek için yürüyüş yapacağım. Ancak CHP kayıtsız kalıyor.” dediği öğrenildi. .

CHP, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantıları ile FETÖ’cüleri himayesine aldı. Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin bu tavrına örgüt isyan bayrağını açtı. İlk açıklamayı ise Kılıçdaroğlu’nun Aydın’da yaşayan kardeşi Celal Kılıçdaroğlu yaptı. Celal Kılıçdaroğlu, terör örgütü FETÖ’ye yönelik operasyonlara destek vermeyen ağabeyinin başında bulunduğu anamuhalefet partisini suçladı. AK Parti ve MHP’nin FETÖ temizliğine karşı net tavır aldığını kaydeden Kılıçdaroğlu, CHP’nin ise bu vatan mücadelesinde sınıfta kaldığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın FETÖ’ye karşı verdiği mücadeleyi desteklediğini de kaydeden Kılıçdaroğlu, CHP’yi topa tuttu: “CHP, FETÖ/PDY temizlik operasyonlarının neresinde? FETÖ operasyonlarına neden kayıtsız kalıyor? CHP’li belediyeler ve başkanlar, eğitim, seminer, danışmanlık adı altında örgüte tonlarca para aktarıyor. Bütün bunlar belgeleriyle ortadayken, CHP Genel Merkezi’nin bu kayıtsızlığının faturasının ağır olacağını düşünüyorum. Didim Belediyesi de Erkan Karaarslan’dan eğitim ve danışmanlık almış belediyeler arasında yer alıyor. Başkan Deniz Atabay’ın şaibeli işlerle anılıyor olması, başlı başına bir sorun. Temiz toplum, temiz yönetim istiyorsak, işe yolsuzluklarla adı anılan Didim Belediyesi ve başkanından başlanılmalı. Ailemle yürüyeceğim. Yürüyüşe destek için katılmak isteyenlere de kapım açık.”

“KEFEN GİYİP GELECEĞİM”

Geçtiğimiz yıl CHP Didim İlçe Başkan adaylığını açıkladıktan sonra arabasının camları kırılan ve arabanın içerisine iki kurşun bırakılan Ali Sakaroğlu da yürüyüşe katılacak. Yürüyüşe kefen giyerek katılacağını kaydeden Sakaroğlu, “AK Parti ve MHP FETÖ’ya karşı tavır alırken CHP neden almıyor. Onlarca belge varken CHP neden kendi içerisinde çalışma yürütmüyor. Neden düğmeye basılmıyor. Ben ailecek CHP’liyim, Atatürkçüyüm. Partimin FETÖ’dan temizlenmesini istiyorum. Bu anlamda yürüyüşe katılacağım” dedi.

4 GÜN YÜRÜYECEK

FETÖ’ye yapılan operasyonlara destek vermek amacıyla Söke-Didim arasını dört günde kat edeceğini açıklayan Celal Kılıçdaroğlu, yürüyüşünü Didim Belediyesi önünde bitireceğini söyledi..

Kaynak: Star ve Takvim

7Kendini Gülen için feda eder misin?

FETÖ soruşturması kapsamında itirafcı olan bir subay, ‘abilerin’ kendisine ‘Hoca Efendi’yi korumak için elinde bir el bombası olsa onun pimini çeker misin?’ diye sorduğunu aktardı.

FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında, örgütte 22 yıldır yer alan bir subayın ifadeleri ortaya çıktı.

Ölümü göze alar mısın?

Gizli tanık “Sel” ifadesinde, 22 yıldır örgüt içerisinde bulunduğunu, ilk olarak İstanbul’da ortaokul sıralarında FETÖ ile tanıştığın, askeri liseyi de örgütün verdiği sorularla kazandığını söyledi. Askeri lise sınava girmeden önce kendisine askeri lisede okumak isteyip istemediğinin sorulduğunu, kendisinin de teklifi kabul ettiğini ifade eden Sel, ”Teklifi yapan abi bana formları getirdi. Formları doldururken cemaate ne derece bağlı olduğumu anlamak için beni teste tabi tuttular. Abi bana ‘Hoca Efendiy’i korumak için elinde bir el bombası olsa onun pimini çeker misin? Kendini Hoca efendi için feda eder misin? diye sordu. Ben de evet dedim” dedi.

Deşifre olma, içki iç günahı bize

”İstanbul’daki yeni görevimde, abiler bana ‘Ortama ayak uydurarak aşırıya kaçmadan alkol almamı, günahının kendilerine olduğunu’ söylüyorlardı. 28 Şubat sürecinde yaşananları göz önüne aldım. Aslında mantıklı gelmeyen ‘abilerin’ tavsiyelerine uydum.

Gülen’in atleti hediye edilmiş

Sel, ”abilere” ve “ablalar” tarafından tanıştırıldığı kişiyle evlendiğini belirtip, “Abiler bana evlenirken, Fetullah Gülen’in giyilmiş bir atletini hediye olarak vermişlerdi. Beni koruyacağını söylemişlerdi. Ben de özel günlerimde beni koruması için bu atleti giydim” ifadelerini kullandı.

Devlet imkanıyla Pensilvanya’ya

Devletin imkanıyla 2014’te ABD’de Gülen’i ziyaret ettiğini anlatan Sel, Gülen ‘Nereden geldiğimi sordu? Ben de Dört Levent dedim. Gülen de ‘Allah muvaffak etsin’ dediğini aktardı. Dört Levent’in anlamının ise askeri akademinin 4. Levent’te olması olduğu bildirdi.

Öztürk’ün emir subayı da FETÖ’cü

Sel, görev yaptığı illerdeki bildiği FETÖ’cülerin isimlerini savcılığa tek tek vererek, teşhis edebileceğini aktardı. Tutuklanan eski YAŞ üyesi olan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk’ün emir subaylığını yaptığını öne sürdü.

Kaynak: Akşam

6‘PKK, FETÖ ve DEAŞ, taşeronluk yapıyor’

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Eker, “Türkiye Ortadoğu’daki zulme itiraz ediyor. İtiraz ettiği için de şu anda terör örgütü marifetiyle bizi istikrarsızlaştırma çabası var. PKK, FETÖ ve DEAŞ eliyle yapılan budur” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker, Türkiye’nin Ortadoğu’daki zulme itiraz ettiğini belirterek, “İtiraz ettiği için de şu anda terör örgütü marifetiyle bizi istikrarsızlaştırma çabası var. PKK, FETÖ ve DEAŞ eliyle yapılan budur.” dedi.

AK Parti Esenyurt İlçe Teşkilatını ziyaret eden Eker, burada yaptığı konuşmada, 1916 yılında Osmanlı mülkü üzerinde Sykes-Picot Anlaşması’yla çok sayıda devletin kurulduğunu anlattı. Bölgenin bölünüp yönetildiğini anımsatan Eker, bugün de anlaşmanın 100. yılında bu haritaların güncellenmek istediğini söyledi.

AK Parti yönetimindeki Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu duruma itiraz ettiğini ifade eden Eker, şöyle devam etti:

“Türkiye Ortadoğu’daki zulme itiraz ediyor. İtiraz ettiği için de şu anda terör örgütü marifetiyle bizi istikrarsızlaştırma çabası var. PKK, FETÖ ve DEAŞ eliyle yapılan budur. Üçü aynı amaca hizmet ediyor. Üçü de taşeronluk yapıyor. FETÖ tarafından 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbenin de sebebi bu. O darbe teşebbüsü bir iktidar değişikliği talebi değildi. Onların amacı, Türkiye’yi çökertmekti ve çöken Türkiye, uluslararası müdahalelere açık hale gelsin. Sonra iç harp çıksın ve uluslararası güçler çıksın gelsin ‘burada çatışma var, Avrupa’nın güvenliği için biz buraya el koyuyoruz’ desinler ve ondan sonra şekillendirsinler. Gayeleri, hedefleri, amaçları buydu. Daha önce yapılan tüm darbelerin bir lideri vardı. 15 Temmuz FETÖ darbe girişimin lideri yok. Buradaki amaç, gerçek bir yönetim değişikliği değil. Liderinin olmayışı, bunun en güçlü delili.”

“Türkiye, koalisyon hükümetleriyle güçlenmedi”

Eker, Türkiye’nin bölgede güçlü olması için reforma, sistem değişikliğine gidilmesi gerektiğini belirterek, “Türkiye güçlü olmalı. Kendi silah sanayisi olmalı ama Türkiye koalisyon hükümetleriyle güçlenmedi. Türkiye Rahmetli Özal’la istikrarı yakaladı. Özal’dan sonra, tekrar koalisyonlar dönemi başladı. 1990’lı yıllar, Türkiye’nin kayıp yılları. 10-11 yıl Türkiye kaybetti. Türkiye’nin güçlenmesi için reforma, sistem değişikliğine ihtiyacı var. Yanlış anlaşılmasın, CHP Genel Başkanı’nın dediği gibi, bizim demokratik rejimi değiştirme niyetimiz, talebimiz asla yoktur. Bu bühtandır ve iftiradır. Rejimimiz demokrasidir ve demokrasi olarak kalacaktır. Karar da söz de milletindir. Bu da demokrasidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin güçlenmesi için istikrara ihtiyacı olduğunu dile getiren Eker, “İhtiyaç nedir? Cumhurbaşkanı halk tarafından seçiliyor. Bir de başbakan var. Bu sistemin AK Parti dışında sürekli arıza çıkarma ihtimali var. Sayın Ahmet Necdet Sezer ve Bülent Ecevit hükümeti arasında yaşananlar net. Türkiye’nin bir anayasa değişikliğine ihtiyacı var. Şu an bu çalışma devam ediyor. Önümüzde bir süreç var. Cumhurbaşkanlığına dair bir anayasa değişikliği şu an gündemde. Muhalefet partileri, cumhurbaşkanlığı siteminde yüzde 50 oyu aşamayacaklarını bildikleri için bu sisteme yanaşmıyorlar.” diye konuştu.

“PKK’nın elebaşları üst akla hizmet etti”

Eker, terör örgütü PKK’nın uluslararası akla hizmet ederek, çözüm sürecini bozduğunu söyledi.

Çözümü istemeyen bazı güçlerin Gezi Parkı olaylarıyla birlikte sürece müdahale ettiklerini anlatan Eker, şunları kaydetti:

“Biz Kürt meselesini barış içerisinde çözelim, kavga etmeden, demokratikleşme ve sivilleşme yoluyla Kürt kardeşlerimizin kültürel haklarını, yani Kürtçe’yi kullanmak gibi, demokratik hakları biz tesis edelim diye bu yola girdik. Belli bir mesafe kat ettik, baktılar ki Türkiye bu işi kavgasız, gürültüsüz çözüyor, ‘bir dakika’ dediler, ‘biz bu işi sana çözdürmeyiz’ dediler. PKK onlara hizmet etti. Kürt meselesinin çözülmesini istemeyenlere, barış olsun istemeyenlere, PKK yardımcı oldu. Çünkü PKK’nın elebaşları üst akla hizmet ettiler, onların fısıltılarını dinlediler. Gezi olayları bunun en önemli aşamasıydı. Yani tam iş çözülecek, Gezi olayları çıkarıldı. PKK silahlarını alıp gidiyordu, o şekilde bir ortam olmuştu ve PKK’nın kulağına eğildiler dediler ki ‘bu silahları alıp buradan götürmeyin, bu silahlar sana lazım olacak çünkü biz AK Parti’yi düşürüyoruz’ ve PKK onlara uydu. Ondan sonra Kobani olayları, şehirlere barikatlar, çukurlar kazmalar falan başladı. PKK uluslararası aklın oyuncağı ve piyonu haline geldi.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Eker, daha sonra, Kıraç Kapalı Pazar Yeri ve Esenyurt Termal Tesisi’ni ziyaret etti, Esenyurt’taki Erzurumlular Derneği binasında İl Dernek Başkanlarıyla bir araya geldi.AA

Kaynak: Akşam

 

54 konteyner dijital incelenecek

15 Temmuz’un ardından cuntacılardan ele geçirilen 8 bin cep telefonun da bulunduğu 4 konteyner dijital malzemenin incelenmesi için özel ekip kuruldu. Siber Suçlar Daire Başkanlığı bünyesinde oluşturulan özel ekip, Japonya menşeli bir cihazla incelemelerini yapıyor. Ekip, günde 150 telefonun çözümünü tamamlıyor.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturmalar çok yönlü devam ediyor. En kapsamlı darbe soruşturmasının yürütüldüğü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinesinde MİT’in oluşturduğu özel ekibin, ByLock’un deşifresine yönelik çalışmaları da sürüyor. Özel ekip, cuntacılardan ele geçirilen dijital malzemeyi de inceliyor. Soruşturmaların en önemli delilleri arasında yer alan dijital materyallerin incelenmesi için titiz bir çalışma yürütülüyor.

ÖZEL CİHAZLAR ALINDI

15 Temmuz’un püskürtülmesinin ardından yakalanan cuntacılardan şu ana kadar 8 bin cep telefonu ele geçirildiği bildirildi. Telefonlar ile flaş bellek ve bilgisayarların aralarında bulunduğu 4 konteyner dijital malzemenin incelenmek üzere emniyette tutulduğu kaydedildi. Bu kapsamda, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) Japonya menşeli 150 adet cihaz aldığı ve Siber Suçlar Daire Başkanlığı’na gönderdiği ifade edildi. Söz konusu cihazlarla günde 150 telefonun çözümünün yapılacağı belirtildi. Siber Daire bünyesinde oluşturulan özel ekibin inceleyeceği bu dijital malzemelerden çıkarılacak suç unsuru veriler ise hazırlanacak iddianamelere eklenecek.
FETÖ’nün VPN hilesi
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyelerinin, Virtual Private Network (VPN) hizmetlerini kullanarak kendilerini sakladıkları ortaya çıktı. Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Başkanı İlker Tabakçı, FETÖ’cülerin “VPN” adlı programı izlerini kaybettirmek için kullandıklarını belirterek, “Kendi aralarında haberleşme ağı olarak kullandıkları ‘Eagle, Kakao Talk, ByLock’ gibi uygulamalar üzerinden yaptıkları yazışmaların konumunu değiştiriyorlar. Yazışmaları Türkiye içinde yapmalarına rağmen bu program ile dünyanın herhangi bir yerinden haberleşiyorlarmış gibi yapıyorlar” ifadelerini kullandı.BULUNDUĞU YERİ GİZLİYORFETÖ’cülerin “VPN” programını Facebook, Twitter, Instgram gibi sosyal mecralardan yaptıkları paylaşımların konumunu değiştirmek için de kullandıklarını aktaran Tabakçı, “Bu uygulama aktif haldeyken Twitter, Facebook, Instgram gibi sosyal mecralar üzerinden yaptığınız paylaşımlar da başka bir ülkeden paylaşılıyormuş gibi görünür” diye konuştu.İŞBİRLİKÇİSİ OLURSUNUZVPN’nin kapalı, korumalı ağların içine girmek için kullanılan tünel gibi bir uygulama olduğunu ifade eden Tabakçı, şunları kaydetti: “Bu örgüte mensup kişiler YouTube’nin yasaklandığı zamanlarda bile VPN üzerinden girip Türkiye’de oldukları halde kendilerini Amerika’da, İngiltere’de, Almanya’da gibi göstererek söz konusu sitelere erişim sağlayıp konulan yasakları ihlal ettiler. Bu gibi yazılımlardan uzak durmak gerek. VPN kullanmanın bizi bu suçluların iş birlikçisi durumuna düşürme ihtimali de vardır.”İnternet kesintilerinde ‘VPN’ tehlikesi
25 BİN BYLOCK’ÇU VPN İLE GİZLENMİŞ

Soruşturma kapsamında MİT’in yaptığı inceleme sonucu şu ana kadar örgütün kripto haberleşme programı ByLock’u kullanan 125 bin FETÖ’cüden 100 bininin kimliği deşifre edildi. 25 bin ByLock kullanıcısının ise Belçika ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerinden 1 ya da 2 dolar karşılığında satın aldıkları Virtual Private Network (VPN) aracılığıyla bağlantı kurdukları tespit edildi. Söz konusu 25 bin ByLock kullanıcısıyla ilgili inceleme devam ederken, FETÖ’cülerin VPN ile yazışmaların konumunu değiştirdiği, bulundukları yeri gizledikleri belirtildi.

18 MİLYON MESAJ TRAFİĞİ

Kullanıcıları tespit edilen 100 bin kişinin mesaj trafiği de mercek altına alındı. Buna göre, bu kullanıcıların kendi aralarındaki mesaj trafiğinin 18 milyon civarında olduğu kaydedildi. Söz konusu mesajlar da tek tek incelenirken, yıllardır takiyye yaparak tüm devlet kurumlarına sızan FETÖ’cülerin ByLock’tan yaptığı bazı konuşmaların dahi şifreli olduğu ortaya çıkarıldı. Deşifre edilen kullanıcılara ait mesajların hakkında soruşturmanın yürütüldüğü ildeki başsavcılıklara gönderildiği belirtildi.
‘Üç renk’ FETÖ hainliği
FETÖ/PDY üyelerinin kullandığı anlaşılınca istihbarat, Türkiye’de kriptolu haberleşme sistemi ByLock yüklü hatları 3 kategoride tasnifledi. Uygulamayı yoğun kullandığı tespit edilen ve kullanıcı kimlikleri de belirlenenler, kırmızı listede yer aldı. “Hata payı en az liste” notu düşüldü.Binlerce kişiye soruşturmaTuruncu listede, uygulamanın kullanıldığı ama kullananın net tespit edilemediği hatlar yer aldı. Mavi liste, uygulamayı kullanmış olabileceklerden oluştu. “Önemsiz bir hat, önemli bir başkasınca kullanılmış olabilir” denilen raporla, binlerce kişi soruşturuldu, gözaltına alındı.FETÖ/PDY’nin gizli yazışmaları için kullandığı Bylock’u deşifre eden istihbarat birimleri, uygulamayı kullananlar üzerinden ‘kırmızı’, ‘turuncu’ ve ‘mavi’ liste oluşturdu. ‘Kırmızı’ listedeki isimlerin, FETÖ ile yüzde 99 bağlantısı olduğu raporda yer aldı.15 TEMMUZ darbe girişiminin ardından, FETÖ üyelerinin kendi aralarında kullandıkları kriptolu haberleşme sistemi ‘ByLock’ istihbarat birimleri tarafından incelemeye alınarak deşifre edildi. İstihbarat birimleri, tüm ByLock kullanıcılarını 3 kategoriye ayırdı. Kırmızı, turuncu ve mavi liste adı verilen kategorilere göre de gözaltı işlemleri başlatıldı. O sivil Mayıs’ta emekli olmuş İstihbarat birimlerinin hazırlamış olduğu ByLock’la ilgili rapora ulaşıldı. Habertürk’ün haberine göre; raporda ByLock kullanıcıları şöyle sınıflandırıldı:Kırmızı liste: Listelerde kırmızı olarak işaretlenen kişilerin uygulamayı kullandığı teyit edildi. Kullanıcı kimlikleri de belirlendi. Hata payının en az olduğu kırmızı listede hata tespit oranının yüzde 1 ile binde 1 oranında olacağı kaydedildi.Turuncu liste: Listelerde turuncu olarak işaretlenmiş kişilerin uygulamayı kullandığı belirlendi. Kişinin uygulamaya ait hangi kimliği kulandığının tespitine imkân vereceği veri elde edilemedi. Mavi liste: Bu listede yer alan kişilerin uygulamayı kullanmış olabilecekleri değerlendirilmekle birlikte teyit ve tekzip etmeye imkân sağlayacak ölçüde veri kaydı elde edilemediği yer aldı.’Yakını olabilir’Raporda yer alan tespitlere göre, kullanıcı tespit aşamasında, kimin hangi hat üzerinden ne tür bir bağlantı yaptığı bilgileri de incelendi. Kendi üzerine alınan ADSL ve GSM hatları belirlendi. ADSL hattının kablosuz internet üzerinden paylaştırıldığı dikkate alınarak abonelik sahibinin bir yakını olabileceği de değerlendirildi. Bazı kişilerin kendisini kamufle edebilmek adına, üzerine kayıtlı olmayan hatları kullanıyor olabileceği de öngörüldü. Raporda ayrıca, “Önemsiz görülen bir kişiye ait hattın önemli başka bir kişi tarafından kullanılmış olma ihtimali de dikkate alınmalıdır” değerlendirmesine yer verildi. İstihbarat birimlerinin hazırlamış olduğu rapor doğrultusunda binlerce kişi hakkında soruşturma açıldı ve gözaltı kararı alınarak operasyonlar başlatıldı. Şimdiye kadar ByLock kullanan binlerce kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Şifreli yazışmaBYLOCK resmi olarak Google Play Store’da olmayan anlık bir mesajlaşma uygulaması. WhatsApp, Viber ve Tango uygulamaları gibi çalışıyor. Ancak ByLock’un en büyük farkı şifreli ve kriptolu yazışmaların yapılmasına olanak sağlaması. ByLock üzerinden yapılan yazışmalar, sadece mesajı gönderen ve alan kişiler tarafından belirlenen şifre girildiği takdirde görülebiliyor. Aksi halde yazışmaların okunması ve ele geçirilmesi mümkün olmuyor. Eagle uygulaması da güvenlik düzeyi yüksek mesajlaşma seçeneği sunuyor. Farklı şifreleme yöntemleri ile haberleşme sağlanıyor.Bylock’tan aramayan haindir 56 bin FETÖ’cü deşifre oldu FETÖ’nün haberleşme ağı ‘By Lock’ adım adım böyle çözüldü
KAÇIN, TALİMATI

Bazı ByLock kullanıcıların emniyetteki FETÖ’cüler sayesinde hakkında soruşturma yürütülen örgüt mensuplarına bilgi verdiği, hatta yurt dışına kaçması için talimatlandırdığı belirlendi. Yapılan araştırmada, mesajları deşifre edilen ve hakkında soruşturma bulunan birçok FETÖ’cünün aldığı talimatın ardından yurt dışına kaçtığı anlaşıldı. Darbe girişimi soruşturması kapsamında tutuklanan, eşi hakkında da 2010 KPSS soruşturması kapsamında dava açılan Yüzbaşı Cemil Çetin, ifadesinde, “2015 yılı Ocak ayında benim Etimesgut’taki evime Murtaza kod adlı gerçek ismini bilmediğim cemaat abisi geldi. Cep telefonumu benden aldı. Yanında getirdiği bilgisayara benim cep telefonumun harici hafızasını taktı ve benim gözümün önünde ByLock isimli programı kurdu. ByLock’u nasıl kullanacağımı tek tek anlattı. Sisteme şifreler girerek beni dahil etti. Sistemdeki ismim ‘Freedom’ idi. Bu programı kurarken bana ‘KPSS soruşturması devam ediyor, sizin de orada adınız geçiyor, operasyonlarda isminiz geçerse biz size buradan bilgi vereceğiz’ dedi” şeklinde itiraflarda bulunmuştu.

Seçim paniği!
Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, 1 Kasım 2015’teki seçimlerin ertesi günü örgüt mensuplarının ByLock’taki mesaj trafiğinin de arttığı öğrenildi. AK Parti’nin zaferle çıktığı seçimin ardından umduklarını bulamayan FETÖ’cülerin yaşadığı panik ve korkunun mesajlara yansıdığı belirtildi. Bazı FETÖ’cülerin “İşimiz çok zor”, “Şimdi bütün şirketlere kayyum atanır” şeklinde yorumlar yaptığı kaydedildi. 1 Kasım seçimlerinden hemen önce FETÖ’nün en büyük finansörü Akın İpek’in şirketi Koza-İpek AŞ’ye kayyum atanmıştı.

Kaynak: Yeni Şafak

4Paralel yapı

TAKVİM, FETÖ’nün İstanbul’daki inlerine girdi. Örgütün en önemli toplantı merkezinden Pensilvanya’ya bağlılık yemini etmiş işadamları çıktı. Örgüte yardımı hiç kesmeyen patronların tamamının 15 Temmuz öncesi kaçtığı belirlendi

TAKVİM, İstanbul’da FETÖ’nün yıllardır en önemli merkezleri olarak kullanılan inlerine girdi. Çamlıca’da bulunan Nurbaba Camii’nin yanında bulunan Akademik Araştırmalar ve İnternet Vakfı ile Kaynak Holding’in ek binası, örgütün en önemli ve gizli toplantılarının yapıldığı yerdi. Buradaki gizli toplantılarda Türkiye ve dünyadaki imamların performansları değerlendiriliyor ve imamların tayin-görevden alma-görev değişikliği gibi kararlar veriliyordu.
İşte FETÖ’nün ilk terör karargahı
ATAMALAR BURADAN
4 katlı ve Boğaz manzaralı karargahın kubbeli olan en üst katı en yüksek derecedeki gizlilikte yapılan toplantılar için kullanılıyordu. Bu bilgilere ulaşan TAKVİM, 17-25 Aralık darbe girişimi sonrası bu gizli karargaha giren, FETÖ’nün müdavimlerini de görüntüledi. Birçok iş adamı Pensilvanya’ya bağlılığını burada bildirirken, 17 Aralık sonrasında da hem himmetlere hem de örgüte hizmete devam etti. TAKVİM’in ulaştığı görüntülerde, örgütün iki numarası olarak bilinen Mustafa Özcan’ın buradaki toplantılara başkanlık yaptığı görüldü. Özcan’ı ziyaret eden isimlerin başında ise işadamları bulunuyordu. Şirinevler’deki eski FEM Dershanesi’nin mülk sahibi ve taş ocağı işletmecisi olan Hüseyin Yaman, geçen yıl ölen iplik ve tekstil yatırımcısı Sezai Postacı, Afşar Mobilya’nın sahibi Celal Afşar, İstanbul-Londra Camping ve TIR Filosu sahibi Hüseyin Döğme gibi isimlerin sık sık FETÖ üssüne geldiği görüldü. FETÖ’ye himmet yardımını hiç kesmeyen bu isimlerin hepsinin 15 Temmuz öncesinde yurt dışına kaçtığı ve şu an firari olduğu belirlendi. Bu isimlerin dışında FETÖ medyasının gazetecilerinden Erkam Tufan Aytav ve Ali Bulaç’ın da Akademi’deki gizli toplantılara iştirak ettiği tespit edildi.
* Haber Müdürümüz Mevlüt Yüksel, FETÖ’nün kozmik odasına girdi.
* İşadamı Hüseyin Yaman da FETÖ üssünün müdavimlerindendi.
* FETÖ karargahını ziyaret eden isimlerden Sezai Postacı (solda gri ceketli) geçen yıl öldü. Hüseyin Döğme (Ortada mavi gömlekli) ve Celal Afşar (Döğme’nin sağında) ise 15 Temmuz öncesi yurt dışına kaçtı.

Kaynak: Takvim

3Kaçak hat!

Almanya’ya sığınan firari eski savcı Zekeriya Öz ile ailesinin adına kayıtlı 13 telefon tespit edildi. Bir GSM şirketine ait hatların iptali için geçtiğimiz günlerde İstanbul’daki bir notere başvuru yapıldığı belirlendi…

Fetullahçı Terör Örgütü’nün bir numaralı savcısıydı! Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında yer aldı. Ancak FETÖ’nün hainlikleri ortaya çıkınca kaçtı! Firari eski savcı Zekeriya Öz’ün kaçak hatları ise ortaya çıktı. Öz’ün sır 13 telefon hattının bulunduğu anlaşıldı. Öz ve ailesi adına kayıtlı 13 hattın iptali için geçtiğimiz günlerde İstanbul’daki bir notere başvuru yapıldığı saptandı. Başvuruyu yapan avukat Mustafa Gedik gözaltına alındı. Gedik ifadesinde, Öz’ün avukatı Ulvi Murat Atabay’ın yetki vermesi ile geçtiğimiz yıllarda Zekeriya Öz’ün tazminat davalarına bakmaya başladığını anlattı.

AVUKAT GEDİK TUTUKLANDI…
Geçtiğimiz günlerde de Zekeriya Öz’ün oğlu Talha Öz’ün iptalleri yapmak üzere Çağlayan’daki ofisine gittiğini vurguladı. Hatları Talha’nın getirdiğini ve Beyoğlu 57. Noteri’ne başvuru yaptığını açıkladı. Kırmızı listede ByLock kullanıcısı çıkan avukat Murat Gedik, silahlı terör örgütü üyeliği suçlaması ile tutuklandı. Söz konusu avukatın örgüt yöneticilerinden emir ve talimat aldığı vurgulandı. Firari Öz’e ait söz konusu hatlar ise incelemeye alındı. Öz’ün bu hatlar ile yaptığı görüşmeler araştırılıyor..

Kaynak: Takvim

2Erbakan: FETÖ Mossad’ın CIA’in emriyle askeri kalkışma yaptı

Erbakan Vakfı Genel Başkanı Fatih Erbakan, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin, “Adamlar bizzat Mossad’ın, CIA’in emriyle Türkiye’de askeri kalkışma yapmaya kalktı. Aynen Erbakan Hocamızın söylediği gibi siyonizmin askeri oldular.” dedi.
Erbakan Vakfı Şanlıurfa Temsilciliğince Mehmet Akif İnan Konferans  Salonunda “Siyonizmin Planları ve Bu Planlardan Kurtulmanın Yolları” konulu  konferans düzenlendi.

Konferansta konuşan Fatih Erbakan, Arap Baharı’nın İslam ülkelerinde  coşkuyla karşılandığını belirtti.

Eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın Arap Baharı hakkındaki görüşleri  sorulduğunda “Arap Baharı dedikleri olay, dünya siyonizminin yeni dönemdeki kadro  değiştirme operasyonudur. Bundan hiçbir hayır gelmez” yanıtını verdiğini aktaran  Erbakan, bu sözün bugün doğru çıktığını belirtti.

Necmettin Erbakan’ın Türk halkını FETÖ’ye karşı da uyardığına dikkati  çeken Erbakan, şöyle devam etti:

“Bundan 20-30 sene evvel Erbakan Hocamız ‘bunların sohbetlerine,  dersine, dershanesine, okuluna çocuklarınızı gönderirseniz bu çocuk ilerde  siyonizmin askeri olur.’ derdi. O dönemde bu sözleri duyanlar içlerinden bir şey  diyemezlerse bile Erbakan Hocayı yadırgıyorlardı. İşte 15 Temmuz gecesi gördük.  Adamlar bizzat Mossad’ın, CIA’in emriyle Türkiye’de askeri kalkışma yapmaya  kalktı. Aynen Erbakan Hocamızın söylediği gibi siyonizmin askeri oldular.”

Ortadoğu’daki savaşların dış güçler tarafından bölgede bulunan petrol  yatakları yüzünden çıkarıldığı algısının yanlış olduğunu belirten Erbakan, petrol  yataklarının savaşların sadece bir sebebi olduğunu ve asıl sebebin ise büyük  İsrail devletinin kurulması projesi olduğunu kaydetti.
Kaynak: Türkiye ve Akit

1FETÖ’cüler cezaevlerinde de rahat durmuyor

Bakan Bekir Bozdağ adına, genel müdür yardımcısının imzasını taşıyan 19 Kasım tarihli yazıda, FETÖ’nün, önümüzdeki birkaç gün içinde cezaevlerinde yaşanması olası gelişmelerle ilgili yeni bir iddiayı gündeme getirdiğine atıf yapılarak, bu istihbarat paylaşıldı.

15 Temmuz’dan bu yana yurt genelinde ‘darbe girişimi’ merkezli başlatılan FETÖ soruşturmaları ve operasyonları devam ediyor.

Kesin olmamakla birlikte FETÖ’den tutuklananların sayısı 40 bini aştı.

Başarısız darbe girişimi sonrasında, öncelikle darbe girişimine katılan başta alt seviyedeki şüpheliler olmak üzere gözaltına alınıp tutuklandı.

Ancak, alt kadroların verdiği ifadeler doğrultusunda yavaş yavaş üst düzey isimler de gözaltına alınıp tutuklanmaya başlandı.

Hem devlet kadrolarında hem de özel sektörde faaliyet gösteren ve şimdiye kadar varlıkları bilinmeyen ‘mahrem imamlar’ deşifre ediliyor. Alt kadroların verdiği ifadelerle birlikte, FETÖ lideri Gülen’in özellikle ‘yapılanma’ oluşturulmasını istediği MİT, Türk Silahlı Kuvvetleri, yargı ve emniyet teşkilatıyla bağlantılı hareket eden ‘mahrem imamlar’, ‘ev imamları’, ‘il ve ilçe imamları’, ‘abiler/ablalar’ yakalandıkça tutuklanıyor.

FETÖ’nün sadece alt kadrolarda görev alan ‘uygulayıcı’ları değil, karar verme ve talimatlandırma sistemi içindeki üst düzey isimleri de cezaevlerine konuluyor.

Böylelikle FETÖ’nün ‘beyin takımı’ olarak tanımlanabilecek isimleri de cezaevlerine konuldu.

Örgütün tepeden aşağıya doğru önemli isimlerinin cezaevinde olması, cezaevlerini de sürekli bir gündem haline getirdi.

FETÖ’cülerin rüya yorumlarıyla morallerini yüksek tutma çabaları, cezaevlerinde birbirleriyle temas kurma çabaları aralıklarla gündeme geliyor.

Örgüt, özellikle cezaevine konulan üyelerinin umudunu diri tutabilmek için sık sık belirli tarihler belirleyip, bu tarihte gelişmeler olabileceği gibi iddiaları da ortaya atıyor.

Darbe girişiminden bu yana örgütün bu yola sıkça başvurduğunu gördük.

Her birinde devlet gerekli önlemleri aldı ancak FETÖ’nün iddialarının kaynağının olmadığı da anlaşıldı.

Gerçek şu ki darbe üzerine darbe alan örgüt, buna rağmen, yine farklı tarihlerde olağanüstü gelişmeler olacağı iddialarını kulislere yaymaktan geri durmuyor.

Devlet birimleri, bunun nedenini bilse de gerekli tedbirleri de elbette alıyor.

22 Kasım alarmı

Bu çerçevede Adalet Bakanlığı da sürekli ceza ve tevkifevleri üzerinde kontrolünü sürdürüyor.

FETÖ’nün tüm faaliyetleri, iletişim çabaları yakından takip ediliyor.

Bakanlık bünyesindeki Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, tatil olmasına karşın önceki gün başsavcılıklara bu kapsamda önemli bir yazı gönderdi.

Bakan Bekir Bozdağ adına, genel müdür yardımcısının imzasını taşıyan 19 Kasım tarihli yazıda, FETÖ’nün, önümüzdeki birkaç gün içinde cezaevlerinde yaşanması olası gelişmelerle ilgili yeni bir iddiayı gündeme getirdiğine atıf yapılarak, bu istihbarat paylaşıldı.

Cezaevleri yönetimlerini alarma geçiren söz konusu yazıda, cezaevlerinde kalan FETÖ üyesi tutukluların, yan odalarda kalan adli hükümlü ile tutuklulara, 21-22 Kasım’da olay çıkartacaklarını ve destek olmalarını söylediklerinin tespit edildiği açıklandı.

FETÖ üyesi tutukluların, uzun süredir 22 Kasım’a yoğunlaştırdıkları söylemlerin dikkate alınması gerektiği vurgulanan yazıda, alınması gereken önlemler özetle şöyle sıralandı:

1. Ceza ve tevkifevlerinde bugünden (19 Kasım) başlayarak 21-22-23 Kasım tarihlerini özellikle kapsayacak şekilde “ikinci bir talimata kadar” güvenlik tedbirlerini artırılacak, özellikle gece vardiyaları güçlendirilecek.

2. Özellikle ‘rehin alma’ olaylarına karşı hazırlıklı ve tedbirli olunacak.

3. Jandarmanın bu tarihlerde etkinliği artırılacak, yedek kuvvetlerin cezaevlerinde ya da yakınında bulundurulmaları sağlanacak.

4. Kurumlarda, en az bir itfaiye aracı hazır bulundurulacak.

5. Kampüs alanlarında acil müdahale ekipleri 24 saat esasına göre planlanacak.

6. Kurum içi istihbarata önem verilecek ve kamera kontrol odalarındaki izlemeler aralıksız yapılarak olağandışı tüm durumlar zamanında tespit edilecek.

7. Olağandışı tüm gelişmeler en hızlı biçimde Ankara’ya aktarılacak.

8. İçeride ve dışarıda yaşanması muhtemel durumlara karşı valiliklerle irtibata geçilecek, emniyet birimlerinin de kurumlarda veya hemen destek verebilecekleri konumlarda hazırlıklı olmaları sağlanacak.

Adalet Bakanlığı, her ihtimale karşı, bütün önlemleri alıyor.

Türkiye’nin darbeler ve müdahaleler tarihine bakıldığında, bugün ders çıkartılması gereken süreçlerin yaşandığı görülür.

15 Temmuz’da ağır darbe alarak hüsrana uğrayan FETÖ’ye yönelik önlemlerin her koşulda ciddi biçimde alınması gerekiyor.

Kaynak: Akit

 

CEVAP VER