Bugünkü (22 Kasım 2016) FETÖ haberleri

0

31Son dakika haberi: TSK’dan 1988, Emniyet’ten 7586 ihraç

OHAL kapsamında yeni Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) yayınlandı.

TSK’dan 1988 kişi, Emniyet’ten 7586 kişi ihraç edildi. Kamu kurumlarında görevli 5434 kişi görevden uzaklaştırıldı, bazı kamu kurum ve kuruluşlarından daha önce ihraç edilen 157 kişi mesleğe iade edildi. 550 dernek, 9 basın yayın kuruluşu ve 19 özel sağlık kuruluşu kapatıldı.
TSK’DAN 1988, EMNİYET’TEN 7586 KİŞİ İHRAÇ EDİLDİ

* Resmi Gazete’de yayımlanan 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye (KHK) göre, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda bin 259, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda 391, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda 338, Jandarma Genel Komutanlığında 403, Emniyet Genel Müdürlüğünde ise 7 bin 586 personel ihraç edildi. Diğer bazı kamu kurum ve kuruluşlarında da meslekten ihraçlar oldu.

KAMUDA 5434 GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA

* Kamu kurumlarında görevli 5434 kişi görevden uzaklaştırıldı.

KAMUDA 157 KİŞİ MESLEĞE İADE EDİLDİ
* 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye (KHK) göre, bazı kamu kurum ve kuruluşlarından daha önce ihraç edilen 157 kişi mesleğe iade edildi.

550 DERNEK, 9 BASIN YAYIN KURULUŞU KAPATILDI

* Kararnameye göre “terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı” olduğu iddiasıyla 550 dernek, 9 basın yayın kuruluşu ve 19 özel sağlık kuruluşu kapatıldı.

677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye (KHK) göre, İçişleri Bakanlığı ve bağlı kurumlarında 2 bin 696, Yükseköğretim Kurulunda (YÖK) bin 184, Sağlık Bakanlığında 752, Maliye Bakanlığında 526, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında 131, Milli Eğitim Bakanlığında 119, Diyanet İşleri Başkanlığında 94, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında 73, Orman ve Su İşleri Bakanlığında 52, TRT’de 45, Milli Savunma Bakanlığında 23, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) 15, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığında (AFAD) 14, Gençlik ve Spor Bakanlığında 13, Kültür ve Turizm Bakanlığında 11, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansında (TİKA) bir olmak üzere toplam 5 bin 749 kamu çalışanı görevlerinden ihraç edildi.

550 DERNEK, 9 BASIN YAYIN KURULUŞU KAPATILDI

Kararnameye göre “terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı” olduğu iddiasıyla 550 dernek, 9 basın yayın kuruluşu ve 19 özel sağlık kuruluşu kapatıldı.

DİĞER KAMU KURUM VE KURULUŞLARINDA MESLEKTEN İHRAÇLAR

İçişleri Bakanlığı ve bağlı kurumlarında 2 bin 696, Yükseköğretim Kurulunda (YÖK) bin 184, Sağlık Bakanlığında 752, Maliye Bakanlığında 526, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında 131, Milli Eğitim Bakanlığında 119, Diyanet İşleri Başkanlığında 94, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında 73, Orman ve Su İşleri Bakanlığında 52, TRT‘de 45, Milli Savunma Bakanlığında 23, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) 15, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığında (AFAD) 14, Gençlik ve Spor Bakanlığında 13, Kültür ve Turizm Bakanlığında 11, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansında (TİKA) bir olmak üzere toplam 5 bin 749 kamu çalışanı görevlerinden ihraç edildi.

157 KİŞİ GÖREVE İADE EDİLDİ

Daha önce yayımlanan 672 ve 675 sayılı KHK’lar ile AFAD’da iki, Diyanet İşleriBaşkanlığında 36, TİKA’da bir, Vakıflar Genel Müdürlüğünde bir, Sosyal Güvenlik Kurumunda (SGK) 41, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında 10, Orman ve Su İşleri Bakanlığında bir, Sağlık Bakanlığında 18, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığında 31, yükseköğretim kurumlarında 16 kamu çalışanı görevlerine iade edildi.

 678 sayılı KHK’da ise güvenlik korucularının yaş kriterleri, Kimlik Bildirme Kanunu ve askeri yasak bölgelerle ilgili düzenlemelere yer verildi.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Star ve Akşam ve Yeni Şafak ve Takvim ve Türkiye ve Akit

30Sabaha karşı cezaevi ve Telekom operasyonu

Bylock kullandığı tespit edilen cezaevi çalışanlarına ve Telekom çalışanlarına sabaha karşı operasyon yapıldı. Gözaltına alınanlar arasında Silivri Açık Cezaevi 1. Müdürü ve 22 üst düzey Telekom yöneticisi de var.
Fethullahçı Terör Örgütü’ne yönelik Kartal, Maltepe, Silivri ile Bakırköy KadınCezaevlerine yapılan 2. Dalga operasyon kapsamında 25 infaz koruma memuruhakkında yakalama ve arama kararı verildi. İstanbul Cumhuriyet Bassavcı vekillerinden Zafer Koç tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tamamı ‘Bylock’ kullandığı tespit edilen cezaevi personeline yönelik 2.dalga operasyon düzenlendi. Silivri Açık Cezaevi 1. Müdürü Hasan Topaloğlu’nun gözaltında olduğu belirtildi. Soruşturma kapsamında daha önce de 230 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. Bunlardan 17’si tutuklandı.

TELEKOM’DA DA OPERASYON

FETÖ’nün Telekom yapılanmasına yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 22 üst düzey Telekom yöneticisine hakkında gözaltı ve yakalama kararı çıkarıldı. 4 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen operasyonlarda 12 şüphelinin gözaltına alındığı, diğerlerini yakalama çalışmalarının devam ettiği öğrenildi. Soruşturma kapsamında daha önce 144 şüpheliden 63’ü terör örgütü üyeliği suçundan tutuklanmıştı. Tutuklananların 57’sinin Bylock kullandığı ortaya çıkmıştı.

Kaynak: Hürriyet

2919 ilde FETÖ operasyonu: 60 kişiye gözaltı kararı

Konya’da yürütülen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında, Konya merkezli 19 ilde HavaKuvvetleri Komutanlığında görevli, aralarında pilotların da bulunduğu 60 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY faaliyetlerine iştirak edenlere yönelik başlatılan soruşturma kapsamında, örgütle bağlantısı olduğu değerlendirilen kişilere yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu kapsamda Konya merkezli 19 ilde Hava Kuvvetleri Komutanlığında görevli, aralarında pilotların da bulunduğu 60 kişiyi yakalamak için İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, eş zamanlı operasyon gerçekleştiriyor.

Kaynak: Hürriyet

Adil Öksüz’ün yeni görüntüsü ortaya çıktı

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan adli soruşturmalar kapsamında yeni bir görüntü ortaya çıktı. Dosyaya giren görüntüde Adil Öksüz bir arabanın içinde görülüyor.

Darbe girişiminin kilit isimlerinden Adil Öksüz’ün özel aracıyla Ankara’ya gelişinin görüntüleri ortaya çıktı.

Darbe girişimini tüm boyutlarıyla yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Adil Öksüz’ün faaliyetleri üzerine yoğunlaştı. Yapılan araştırmalar sırasında, darbe girişimi planını değerlendirmek için sık sık Ankara’ya geldiği belirlenen firari Öksüz’ün Mart ayından itibaren 5 kez 34 SIR 49 plakalı özel aracıyla Ankara’ya gelip döndüğü saptandı.

Milliyet gazetesinden Tolga Şardan’ın haberine göre, Ankara’da TSK içinde görevli üst düzey komutanlarla darbe girişimi için hazırlık toplantıları yaptığı anlaşılan Öksüz’ün, kendi aracıyla gelişlerinin kamera görüntüleri, soruşturma savcılığı tarafından elde edilerek dosyaya konuldu.

Öksüz’ün darbe girişimi öncesinde kendi aracıyla Ankara’ya son gelişinin görüntüsü dosyaya girdi. Ankara’daki koordinasyonu sağlamak amacıyla geldiği değerlendirilen Öksüz’ün 15 Haziran günü 18.01’de Ankara’ya giriş yaptığı anlaşıldı. Öksüz’ün tek başına geldiği görülen görüntünün Ankara’nın otoyol üzerindeki giriş noktası olan Akıncılar-Mürted’den elde edildiği öğrenildi. Öksüz’ün aynı seyahatinde ertesi gün 12.05’te yine aynı noktadaki otoyol kameralarına girdiği ve Ankara’yı terk ettiği anlaşıldı.

GÜNEŞLİKLE GİZLENMİŞ

Öksüz’ün, araç kullanırken elde edilen bazı görüntülerinde ise kameralara yakalanmamak için araçtaki güneşliği açarak kendisini gizlemeye çalıştığı görüldü. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak’ın koordinesinde yürütülen soruşturmada, Öksüz’ün kendi aracıyla 30-31 Mart, 5-6 Mayıs, 27-28 Mayıs, 4-5 Haziran ve son olarak 15-16 Haziran’da Ankara’ya gelip gittiği ortaya çıktı. Öksüz’ün, darbe girişiminden bir gün önce Ankara’ya geldiği anlaşılmış, darbe girişimi sonrasında 18 Temmuz sabahında yine uçakla Ankara’dan ayrıldığı ortaya çıkan Öksüz kayıplara karışmıştı.

Kaynak: Cumhuriyet

28Cihan Medya Dağıtım A.Ş. TMSF’ye devredildi

İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, kapatılan Cihan Medya Dağıtım A.Ş.’nin de aralarında bulunduğu 6 şirkete atanan kayyumların görevlerine son verilmesine ve kayyumlara ait tüm yetkilerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmesine karar verdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcılığı, Sulh CezaHakimliği’ne yazı yazarak, Cihan Medya Dağıtım A.Ş., Fia Prodüksiyon Radyo TV Reklam Org., İletişim Sanayi Tic. Ltd. Şti, Poyraz Matbaacılık A.Ş., Seyhan Matbaacılık A.Ş., Etiler Matbaacılık Yayıncılık A.Ş.’nin TMSF’ye devredilmesini talep etti.

Talebi değerlendiren İstanbul 8’inci Sulh Ceza Hakimliği, kararında Başsavcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında Feza Gazetecilik A.Ş. ve Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş.’ye Sezai Şengönül, avukat Tahsin Kaplan, avukat Metin İlhan’ın yönetim organının tüm yetkilerini kullanmak ve yeni yönetim kurulu oluşturmak üzere kayyum olarak atandıklarını hatırlattı.

Kararda, Feza Gazetecilik A.Ş., Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş. ve Irmak Radyo Televizyon A.Ş.’ye ait tüm mal varlıklarının OHAL kapsamında Kanun Hükmünde Kararname ile Maliye Bakanlığına devredildiği, bu şirketler yönünden kayyumlara yüklenen yetki ve sorumlulukların sona erdiği anlatıldı.

Kararda, “OHAL kapsamında çıkarılan ve 1 Eylül 2016 tarihinde yayınlanan KHK uyarınca mevcut kayyumların tüm yetkilerinin TMSF’ye devredilmesine karar verildiği anlaşılmakla talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir” denildi.

İstanbul 8’inci Sulh Ceza Hakimliği; Cihan Medya Dağıtım A.Ş., Fia Prodüksiyon Radyo TV Reklam Org., İletişim Sanayi Tic. Ltd. Şti, Poyraz Matbaacılık A.Ş., Seyhan Matbaacılık A.Ş., Etiler Matbaacılık Yayıncılık A.Ş. için görevlendirilen kayyumlara ait tüm yetkilerin TMSF’ye devredilmesine karar verdi. Hakimlik, devir işlemi tamamlandıktan sonra mevcut kayyumların görevlerinin sonlandırılmasına hükmetti.

Başsavcılığın talebi üzerine kayyum atanmıştı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Zaman gazetesinin de bünyesinde faaliyet gösterdiği Feza Gazetecilik A.Ş’ye 4 Mart 2016 tarihinde 3 kayyum atanmış, kararı veren İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği şirketin çıkardığı Zaman gazetesinin FETÖ/PYD örgütünün amacı doğrultusunda yayınlar yaptığını belirtmişti.

Kaynak: Hürriyet ve Akşam

27Aranan 6 darbeci komutan

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında aranan 6 firari subayın fotoğraflarını basınla paylaştı. Bu kişiler, Kara Harp Okulundan firari olan ve meslekten ihraç edilen Yarbay Atakan Adaşoğlu, Albay İlhami Polat, Yarbay Sait Tosun, Yüzbaşı Ömer Ergenekon, Yüzbaşı Abdullah Beyazkürk ve Yüzbaşı Güven Günindi. Firari subaylar hakkında yakalama kararı çıkartıldığı belirtildi. Ömer Ergenekon’un, darbe girişimi gecesi Kara Harp Okulu’ndaki kamera kayıtlarını yok etmeye çalıştığı bildirildi. Soruşturma kapsamında şu ana kadar 4 bin 533 rütbeli asker tutuklandı. Güvenlik güçleri, darbe girişimin ardından firar eden 154 komutanın yakalanmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 100 subay ile 12 astsubay, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 18 subay ile 9 astsubay ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 4 subay ve 4 astsubay firariler arasında yer alıyor. Firari komutanlar arasında 15 Temmuz’da 28. Mekanize Tugay Komutanlığı’ndan tank ve zırhlı araçları Ankara merkeze gönderme emri veren Tuğgeneral Ali Kalyoncu, İzmir’in Buca ilçesinde yakalanan Tuğamiral İrfan Arabacı’nın emir subayı Fatih Alyaprak, darbecilerin sözde atama listesinde TÜRKSAT’ta görevlendirilen Albay Yıldıray Hazır, askeri savcı Kurtuluş Kaya ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan Mahmut Arduç da bulunuyor.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Yeni Şafak ve Türkiye ve Takvim

26Akın Öztürk’ün emir astsubayı adliyeye sevk edildi

Kayseri’de, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınan, HavaKuvvetleri eski Komutanı ve Yüksek Askeri Şura eski üyesi tutuklu Akın Öztürk’ün eski emir astsubayı Ali Ü., adliyeye sevk edildi. Ali Ü’nün adliyeye gülerek gelmesi dikkat çekti.
15 Temmuz darbe girişiminin sorumluları arasında yer aldığı gerekçesiyle tutuklanan eski Hava Kuvvetleri Komutanı ve Yüksek Askeri Şura üyesi Orgeneral Akın Öztürk’ün, Kayseri’de Tümgeneral rütbesiyle görev yaptığı sırada emir astsubaylığını yapan emekli astsubay Ali Ü.’nün emniyetteki sorgusu tamamlandı. Sağlık kontrolü için Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki adli tabipliğe getirilen emekli astsubay, ardından mahkemeye çıkarılmak üzere adliyeye götürüldü. Emekli astsubay A.Ü.’nün darbe gecesi Orgeneral Akın Öztürk ile yaptığı görüşmeler nedeniyle Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından 11 Kasım Cuma günü gözaltına alındığı ifade edildi.

Kaynak: Hürriyet ve Star ve Akşam ve Takvim ve Türkiye ve Akit

25FETÖ çatı davası bugün: Avukatı çekildi

FETÖ/PDY çatı davası kapsamında, Fetullah Gülen’in de aralarında bulunduğu 73 kişinin yargılanmasına bugün başlanıyor. Duruşma öncesinde sürpriz gelişme oldu. Gülen’in zorunlu müdafiliğini yapmakla görevlendirilen avukatın davadan çekilme talebini mahkeme kabul etti.
ANKARA Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında Fetullah Gülen’in de bulunduğu 73 sanık hakkında Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ‘Anayasayı ihlale teşebbüs etmek, silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek, hükümeti yıkmaya teşebbüs etmek’ suçlarından dava açtı. Bugün başlayacak davanın 5 gün sürmesine karar verildi.

NASIL SAVUNAYIM
Dava tarihinin belirlenmesi üzerine Ankara Barosu CMK servisi de Fetullah Gülen’i savunması için avukat Alihan Uncu’yu görevlendirdi. Gülen’i savunmak istemeyen avukat Uncu’nun davadan çekilme talebini Ankara Barosu reddetti. Uncu da bunun üzerine Ankara Barosu aleyhine Ankara 12. İdare Mahkemesi’nde ‘Gülen’in avukatı olarak görevlendirme işleminin’ yürütmesinin durdurulması ve iptaline ilişkin dava açtı. Başvuru dilekçesinde özetle şöyle denildi: “Tüm kamuoyunca yurtdışında bulunduğu bilinen ve ülkemize iadesi talep edilen bir şahsa CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) kapsamında zorunlu müdafi görevlendirmesi de hukuken mümkün değildir. Bilindiği üzere zorunlu müdafi ancak ve ancak hazır bulunan şüpheli veya sanıklar bakımından uygulanabilmektedir. Her şeyden önce avukatın, sanıkla görüşmeksizin bir savunmada bulunması düşünülmeyeceği gibi sanığın ne şekilde savunma yapacağını, atılı eylemleri inkâr mı yoksa ikrar mı edeceğini, yahut yalınca bir kısım suçlamaları mı kabul edeceğini de bilmesi mümkün değildir.”
GÖREVİM ASKIYA ALINDI
Avukat Uncu, Hürriyet’e yaptığı açıklamada, mahkemenin kararıyla müdafilik görevinin askıya alındığını belirterek şöyle konuştu: “Bu nedenle du-
ruşmalara katılmayacağım. FETÖ çatı davasına bakacak mahkemenin yeni bir müdafi talebinde bulunup bulunmayacağı kendi takdirleridir. Mahkeme istese de baro yeni bir müdafi görevlendirir mi onu duruşma anında göreceğiz. Ancak idare mahkemesinin kararıyla benim müdafilik görevim askıya alınmış durumda.”

MAHKEME: HAKLI
ANKARA 12. İdare Mahkemesi 4 Kasım tarihinde, avukat Alihan Uncu’nun dava ettiği Ankara Barosu işleminin yürürlüğünün durdurulmasına karar verdi. Kararda, “Bu durumun maddi ve manevi telafisi güç ve imkânsız zararlara sebebiyet vereceği yönündeki iddiaların ciddi görülmesi göz önüne alındığında, yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne oybirliği ile karar verildi” denildi.

Kaynak: Hürriyet ve Akit

 

24Son dakika haberi: TSK’dan 1988, Emniyet’ten 7586 ihraç

OHAL kapsamında yeni Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) yayınlandı. TSK’dan 1988 kişi, Emniyet’ten 7586 kişi ihraç edildi. Kamu kurumlarında görevli 5434 kişi görevden uzaklaştırıldı, bazı kamu kurum ve kuruluşlarından daha önce ihraç edilen 157 kişi mesleğe iade edildi. 550 dernek, 9 basın yayın kuruluşu ve 19 özel sağlık kuruluşu kapatıldı.
TSK’DAN 1988, EMNİYET’TEN 7586 KİŞİ İHRAÇ EDİLDİ

* Resmi Gazete’de yayımlanan 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye (KHK) göre, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda bin 259, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda 391, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda 338, Jandarma Genel Komutanlığında 403, Emniyet Genel Müdürlüğünde ise 7 bin 586 personel ihraç edildi. Diğer bazı kamu kurum ve kuruluşlarında da meslekten ihraçlar oldu.

KAMUDA 5434 GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA

* Kamu kurumlarında görevli 5434 kişi görevden uzaklaştırıldı.

KAMUDA 157 KİŞİ MESLEĞE İADE EDİLDİ
* 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye (KHK) göre, bazı kamu kurum ve kuruluşlarından daha önce ihraç edilen 157 kişi mesleğe iade edildi.

550 DERNEK, 9 BASIN YAYIN KURULUŞU KAPATILDI

* Kararnameye göre “terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı” olduğu iddiasıyla 550 dernek, 9 basın yayın kuruluşu ve 19 özel sağlık kuruluşu kapatıldı.

677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye (KHK) göre, İçişleri Bakanlığı ve bağlı kurumlarında 2 bin 696, Yükseköğretim Kurulunda (YÖK) bin 184, Sağlık Bakanlığında 752, Maliye Bakanlığında 526, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında 131, Milli Eğitim Bakanlığında 119, Diyanet İşleri Başkanlığında 94, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında 73, Orman ve Su İşleri Bakanlığında 52, TRT’de 45, Milli Savunma Bakanlığında 23, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) 15, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığında (AFAD) 14, Gençlik ve Spor Bakanlığında 13, Kültür ve Turizm Bakanlığında 11, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansında (TİKA) bir olmak üzere toplam 5 bin 749 kamu çalışanı görevlerinden ihraç edildi.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Star ve Akşam ve Yeni Şafak ve Takvim ve Türkiye ve Akit

23Hakan Şükür’ün uğrak mekanı himmetin merkezi çıktı

FETÖ davasında eczacı Denizhan Akaltun’un eczanesinin örgütün himmet merkezi olarak kullanıldığı ve Hakan Şükür’ün de buraya sık sık geldiği belirtildi.
Ortaköy Özsüt’ün de sahibi olan Akaltun’un eczaneye sadece hasılatı ve örgüt adına toplanan paraları almak için uğradığı kaydedildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianameye göre Denizhan Akaltun Güngören Eczanesi’nin, eşi Pelin Akaltun da Akaltun Eczanesi’nin sahibiydi. Başta ABD ve Afrika olmak üzere sık sık yurtdışına giden Denizhan Akaltun eczanesine örgüt abla ve abilerinin getirdiği paraları toplamak için uğrardı. Çiftin evlerinde örgüt dökümanları bulundu. Denizhan Akaltun’un FETÖ elebaşısını ziyaret ettiği de belirlendi.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Akit

22İngiliz milletvekilinden Avrupa’ya Gülen uyarısı

İngiliz Muhafazakar Parti Milletvekili Daniel Kawczynski, 15 Temmuz darbe girişimi ve Türkiye’nin AB üyelik süreci başlıklarında önemli açıklamalarda bulundu. 15 Temmuz’un arkasında Gülen hareketinin olduğunu belirten Kawczynski, darbe girişimin ardından Avrupa’nın Türkiye’ye yeterli desteği vermediğini söyledi.
İngiltere Parlamentosu Muhafazakar Parti Milletvekili ve Meclis Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Daniel Kawczynski, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimini ve darbe girişiminin ardından Batılı ülkelerin Türkiye’ye yönelik tutumunu TRT World’e değerlendirdi.

Darbe girişiminin arkasında FETÖ’nün olduğuna inandığını vurgulayan Kawczynski, Türkiye’nin FETÖ ile mücadelesinde yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin İngiltere için çok saygın bir NATO müttefiki olduğunu, darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında yaşanan gelişmelerin bu olayın araştırılmasını kaçınılmaz kıldığını belirten Kawczynski, “Biz şimdi bunun için çok titiz bir çalışma başlattık. İngiltere’den ve diğer ülkelerden bir çok uzmanla mülakatlar yapıyoruz. Ocak ayında Türkiye’ye bir ziyaretimiz olacak ve darbe teşebbüsünde hasar gören yerleri kendimiz göreceğiz. Bu meseleyi hakikatle ele almak istiyoruz. Çünkü benim izlenimlerime göre, Türkiye’de yaşanan darbe teşebbüsüne, bazı Avrupa başkentlerinin tamamen sessiz kalması karşısında Türk dostlarımız en hafif ifadeyle, büyük bir hayal kırıklığı içerisinde.” diye konuştu.

Türkiye’nin darbe girişiminden sonra Batı’dan yeterli desteği göremediğine işaret eden İngiliz parlamenter, “Bu olay herhangi bir Avrupa ülkesinde yaşansaydı, AB ve NATO üyelerinin o ülkeye büyük destek vereceklerine şahit olurduk.” ifadelerini kullandı.

Kawczynski, Türkiye’nin FETÖ ile mücadelesinde yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak, Türkiye’nin yabancı güçler tarafından istikrarsızlaştırılmasının İngiltere’nin stratejik menfaatleri açısından korkunç sonuçlar doğuracağını belirtti.

Paris saldırılarını örnek göstererek, Batı ülkelerini ve medyayı olaylar karşısında çifte standart uygulamakla suçlayan Kawczynski, şunları kaydetti:

“Mesela dün biz Paris’teki korkunç terör saldırısında hayatını kaybedenleri andık. BBCbu trajik saldırı ile ilgili haberlerle doluydu. Ama ben kendi yayın kuruluşlarımızda, 15 Temmuz’da hayatını kaybeden insanlara dair çok az şey gördüm. Kanaatimce bizim toplumumuz Türkiye’nin cumhurbaşkanına ve başbakanına peşin hükümlü davranıyor. Kendi ajandaları var. İngiltere’de 241 vatandaşımız, kendi meclisimizi hedef alan ve İngiliz halkının demokratik iradesini devirmek isteyen güçler tarafından katledilseydi ne olurdu? Bence gerçekten durup düşünmeleri gerek.”

“DARBE TEŞEBBÜSÜNÜ DURDURAN TÜRK HALKIYDI”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Türk halkının darbenin yaşandığı gece sergilediği kararlı tutuma dikkati çeken Kawczynski, “Cumhurbaşkanının Türk halkını sokağa davet etmesi gerçekten çok cesaret verici bir hareketti ve benzeri görülmemiş şekilde devasa bir kalabalık sokağa döküldü. Darbe teşebbüsünü durduran Türk halkıydı. Sandık başında verdikleri kararın hedef alındığını çok iyi anladılar. Türk halkına hayran kaldık.” dedi.

Darbe girişiminin ardından Türkiye’de başlatılan soruşturma sürecine ilişkin eleştirileri değerlendiren Kawczynski, “Açıkça ifade etmeliyim ki, Türkiye’yi en yüksek sesle eleştiren ve kınayan Avrupa ülkeleri, Türkiye’nin içinden geçtiği süreci hiç yaşamadı. Kendi tepkinizin ne olacağını ancak bu ölçüde bir olayı yaşadıktan sonra bilebilirsiniz. Eminim ki, Avrupa’daki bütün siyasiler de öncelikli olarak demokrasiyi savunmak için yapılabilecek her şeyi yaparlardı. Tankların caddelere çıkmasından bahsediyoruz. Birçok insan kanının son damlasına kadar demokrasiyi savunurdu. Siyasiler bile.” şeklinde konuştu.
“DARBE GİRİŞİMİNİN ARDINDA GÜLENCİ HAREKETİN OLDUĞUNA İNANIYORUM”

FETÖ’nün sadece Türkiye için değil birçok ülke için tehlikeli olduğuna dikkati çeken Kawczynski, “Darbe girişiminin ardında Gülenci hareketin olduğuna inanıyorum. Bundan şüphem yok.” diye konuştu.

Kawczynski, “Gülenci hareket sadece Türkiye sınırları içinde faaliyet göstermiyor, Türkiye dışında birçok yerde de faaliyetleri var. Böylesine bir olay bugünTürkiye’de yaşanıyorsa, yarın herhangi bir Avrupa ülkesinin de başına gelebilir.” ifadesini kullandı.

ABD başkanlığına seçilen Donald Trump’ın 20 Ocak’ta göreve başlayacağını hatırlatan Kawczynski, ABD’nin, NATO müttefiki olan Türkiye’nin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in iade edilmesi talebine kulak vermesi gerektiğini belirtti.

“TÜRKİYE’Yİ STRATEJİK ORTAK OLARAK KAYBETMEK AVRUPA İÇİN FELAKET OLUR”

Darbe girişiminin ardından Türkiye ve Batı ülkeleri ilişkilerini değerlendiren Kawczynski, “Türkiye’nin istikrarını ve NATO’ya olan sadakatini hafife almamamız gerekir. DEAŞ’ın Avrupa’ya ilerleyişini engelleyecek tek ülke Türkiye’dir. Türkiye’yi stratejik bir ortak olarak kaybetmek, Avrupa için felaket anlamına gelir.” dedi.

“AB’NİN ‘DUR KALK- DUR KALK’ TAVRI UTANÇ VERİCİ BİR TUTUM”

AB’nin, Türkiye’nin güvenini kazanmak için yapması gereken çok şey olduğunu belirten Kawczynski, şöyle devam etti:

“AB’nin Türkiye’nin üyeliğine yönelik ‘dur kalk-dur kalk’ tavrı utanç verici bir tutum. Ben Türklerin bu konuda AB’ye karşı tabiri caizse evliya sabrı gösterdiklerine inanıyorum. Bugüne kadar Avrupa’da barışı sağlayan güç NATO olmuştur ve Türkiye çok önemli bir NATO üyesidir. Avrupa’da Türkiye’siz barış ve istikrarın sağlanması mümkün olamaz. Brüksel’deki bazı bürokratlar, bir Avrupa ordusu kurulmasından ve Türkiye’nin AB’nin dışında bırakılmasından bahsediyorlar. Bu kesinlikle kaotik bir duruma sebebiyet verir. Türkiye’nin dışlanması bölgede daha büyük bir istikrarsızlığa sebep olur. Türkiye eğer mülteci krizine el atmasaydı Avrupa’nın başı çok büyük belada olacaktı. Bunu asla unutmayalım. Avrupa’ya yönelecek muhtemel mülteci akınını durduran ülke Türkiye’dir. Dolayısıyla Avrupa’nın Türkiye ile stratejik ortaklığını sürdürmesi şarttır.”

Kaynak: Hürriyet ve Takvim

21Malatya’da 9 asker tutuklandı

Malatya’da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen 9 asker tutuklandı.
Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında polistarafından düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 27 şüpheliden 12’si, sorgularının ardından adliyeye sevk edildi.

Savcılıktaki işlemlerinin ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen 9 askertutuklanırken, biri polis, 2’si asker 3 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Gözaltındaki diğer şüphelilerin sorgularının ise devam ettiği öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet ve Akşam

20AK Partili eski başkana FETÖ’den gözaltı

Cevdet ŞEN/BERGAMA(İzmir), (DHA)-İZMİR’in Bergama İlçesi’nde, AK Parti Bergama İlçe eski Başkanı Mustafa Durmaz, bu sabah FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alındı.
Geçen eylül ayında AK Parti İzmir İl Başkanlığı tarafından istifası istenince yönetim kurulu üyeleri ile birlikte istifa eden AK Parti Bergama İlçe eski Başkanı Mustafa Durmaz, bu sabah FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alındı. Aynı zamanda AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi olan Durmaz, İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Kaynak: Hürriyet

19İzmir’de FETÖ operasyonu: 42 gözaltı

İzmir merkezli 2 ilde, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda 42 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimler arasında AK Parti Bergama eski ilçe başkanı M.D.’nin de olduğu öğrenildi.
Alınan bilgiye göre, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, “Yeğen” kod adlı gizli tanığın verdiği bilgiler doğrultusunda 44 kişi hakkında yakalama kararı verdi. İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince aynı soruşturma kapsamında gerçekleştirilen 4. dalga operasyonda İzmir ve Balıkesir’de 42 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler arasında eylülde görevden alınan eski AK Parti Bergama İlçe Başkanı M.D’nin de olduğu öğrenildi.

Şüphelilerin, FETÖ/PDY’nin toplantılarına katıldıkları, örgüte finans sağladıkları, kurban adı altında vatandaşlardan para toplandıkları ve bunları da yurt dışı seyahatlerinde kullandıkları tespit edildi.

Kaynak: Hürriyet

18“Kuyumcu Himmeti”ne iki tutuklama

Ümit TÜRK/İSTANBUL,(DHA) Fetullahçı Terör Örgütü soruşturması kapsamında, İstanbul’daki Kuyumcukent’te himmet adı altında para topladığı belirtilen 9 kişi gözaltına alındı.

TAMAMININ TUTUKLANMASI İSTENDİ

Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Mehmet Şenay Baygın tarafından sorgulanan şüphelilerin tamamı tutuklanmaları talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

2 TUTUKLAMA, 7 “ADLİ KONTROL” LE SERBEST

Hakimlikte ifadeleri alınan şüphelilerden biri Kuyumcukent’te kuyumcu olan 2 kişi, “Terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklandı. Hakimlik, 7 şüpheli hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verdi.

“KUYUMCUKENT İMAMI” FİRARDA

Bazı kuyumcuların “tanık” olarak dinlendiği soruşturmada şüphelilerin, kuyumculardan “himmet” adı altında topladıkları paralarla FETÖ’ye finans desteği sağlandıklarının tespit edildiği belirtiliyor. Öte yandan soruşturma kapsamında, örgütün “Kuyumcukent imamı” olduğu belirlenen bir kişinin ise firari olarak arandığı belirtildi.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah

17Sakarya’da FETÖ şüphelisi 11 kişi adliyeye sevk edildi

SAKARYA’da, Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında gözaltına alınan 5’i kadın 11 kişi adliyeye sevk edildi.
Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın FETÖ/PDY soruşturma kapsamında operasyonlar sürüyor. Sakarya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin operasyonu ile örgütle bağlantılarının olduğu iddiasıyla 11 kişi gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerin ardından 5’i kadın 11 kişi bu sabah adliyeye sevk edildi. Maliye Bakanlığı’nda uzman yardımcısı olan B.H., Milli Eğitim Müfettişleri A.E.T ile M.E.T, öğretim görevlisi G.Ç, memurlar K.Ö. ile S.Ş, eczacı G.Ş, diş hekimi V.E, öğretmen E.S.T, ev kadını N.Ş. ve F.O. adliyeye sevk edilirken, kamu kuruluşlarında görevli kişilerin daha önce meslekten ihraç edildikleri, bazı kişilerin Bylock kullandıkları belirtildi.

Kaynak: Hürriyet

16TRT’de Gülen’i canlandıran oyuncu evden çıkmaya çekinir oldu…

TRT 1’de yayınlanan ‘Sevda Kuşun Kanadında’ dizisinde Fetullah Gülen’in gençliğini ‘Fethi’ karakteriyle canlandıran oyuncu Kürşat Kurnaz, kendisine gelen tepkilerden çekindiği için “Evden dışarıya tebdil-i kıyafetle çıkıyorum” diyor.
TRT 1’de yayınlanan dizide FETÖ’nün 70’li yıllardaki köküne iniliyor. FETÖ lideri Fetullah Gülen’in gençliği ve planları Fethi karakteri üzerinden izleyicilere anlatılıyor.

Rolü kabul ederken tedirgin olduğunu söyleyen Kurnaz, “Bu rolü kabul etmeden önce halkın gerçekleri sayemde göreceğinin farkına vardım. Bence bu önemli. Özellikle bir oyuncu için daha önemli. Role hazırlanırken Gülen’in videolarını izlediğimde, Türkiye’yi ta 20’li yaşlarında ele geçirmek istediğini öğrendim. Kanım dondu” dedi.

Kurnaz, şöyle konuştu: Herkes önce bir ‘nasıl yani?’ dedi. Sonra da ‘kendine dikkat et, gerçeği yurt dışına kaçtı, gelmiyor, seni bulup dövebilirler’ dedi. Ailem hala tedirgin. Fakat onlar benim oyunculuğu neden seçtiğimi iyi biliyor. Tanınmamak için de evden dışarıya tebdil-i kıyafetle çıkıyorum; şapka takıyorum, atkı doluyorum ve montu kafama kadar geçiriyorum. Ama yine de tanıyanlar oluyor. Karar

Kaynak: Hürriyet ve Akit

15Operasyonda 4’üncü dalga

İZMİR’de, Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, ‘Yeğen’ kod adlı gizli tanığın verdiği bilgiler doğrultusunda polisin düzenlediği operasyonun 4’üncü dalgasında, 39 kişi gözaltına alındı.
İzmir Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında ‘Yeğen’ kod aldı gizli tanıdığın verdiği bilgiler doğrultusunda düzenlediği operasyonların 4’üncü dalgasını bugün sabah saatlerinde yaptı. İzmir CumhuriyetBaşsavcılığı’nın 44 kişi hakkında gözaltı kararı verdiği operasyon kapsamında şu ana kadar aralarında, devlet memuru ve esnafın da bulunduğu 39 kişi gözaltına alındı. Yakalanan kişilerin evlerinde yapılan aramalarda, çok sayıda örgütsel doküman ve dijital malzemelerin ele geçirildiği bildirildi. Ayrıca, gözaltına alınan kişilerin örgüt toplantılarına düzenli olarak katılıp himmet adı altında terör örgütüne finanssağladığı, kurban adı altında vatandaşlardan para toplayıp bu paraları yurtdışı seyahatlerinde kullandıkları öne sürüldü.

Kaynak: Hürriyet

14İşte teknik casusluk kadrosu

SABAH’ın ulaştığı rapora göre FETÖ’cü bilişim şirketlerini yöneten isimlerden olan Salih Sarıgül, Türkiye aleyhine teknik casusluk faaliyetlerinin imamı. Raporda şirketleri yöneten üç ismin özellikle önemli olduğu belirtiliyor. Bu isimler, Abdullah Büyük, Salih Sarıgül ve Nurullah Bayram.
FETÖ’cü bilişim şirketlerini yöneten isim olan Salih Sarıgü’ün örgütün Türkiye aleyhine teknik casusluk faaliyetlerinin imamı olduğu öğrenildi. SABAH’ın ulaştığı istihbarat raporunda şirketleri yöneten üç ismin özellikle önemli olduğu belirtiliyor. Bu isimler, Abdullah Büyük, Salih Sarıgül ve Nurullah Bayram. Kod adı Ferhat Tunalı olan Abdullah Büyük, bir himmet soruşturmasında yakalanıp serbest bırakıldıktan sonra Bulgaristan’a kaçmış ve 10 Ağustos’ta Bulgaristan’ın FETÖ’cüleri iade stratejisi kapsamında Türkiye’ye iade edilmişti. Nurullah Bayram ise kurumlararası köprü görevi gören eski bir Kaynak Holding muhasebe sorumlusu. Bayram, ifadesinde şu anda Bosna Hersek’te olduğunu söylediği Ceyhan Ulkar’ın talimatlarıyla hareket ettiklerini beyan etti. Raporda Bayram için “Bank Asya hissedarı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı Salih Sarıgül tarafından yönlendiriliyor, onun talimatlarıyla birçok şirkette yönetim kurulu üyeliği ve ortak olarak görev yapıyor denildi.

FETÖ’DEN, TARİHİN EN BÜYÜK SİBER CASUSLUĞUERDOĞAN’DAN SİBER SUÇLA MÜCADELEDE KARARLI ADIM

EFENDİMİZ KODLU TRANSFER
Bayram’dan elde edilen bir diskte yer alan dokümanlarda örgütün nerelere para gönderdiği yazılmış. En önemli para transferi, listeye ‘efendimiz’ olarak yazılan birine yapılmış. Efendimiz dediği de elbette teröristbaşı Fetullah Gülen. Gülen’in de aralarında bulunduğu pek çok isme 23 Mayıs 2006’da yapılan para transferi o dönemin parasıyla toplam 16 milyar 561 milyon lira. Aynı dokümanlarda 2016’da Bulgaristan’daki İsim Tescil ve ABD’deki FBS firmasına yapılan transferler var. Dekontlara göre dört kere 200 bin dolar gönderilmiş. Bayram’ın özel disklerinde FETÖ elebaşısının fotoğrafları, katıldığı sempozyum ve konferansların listesi bulunuyor. Bu sempozyumlar 2001-2012 arası yapılmış. ABD’den İngiltere’ye, Almanya’dan Avustralya’ya, Mısır’dan Malezya’ya, Kolombiya’dan Etiyopya’ya pek çok ülkede yapılan sempozyum ve konferanslar bunlar.

ÖZEL DİNLEME YAZILIMI
Hazırlanan istihbarat raporuna konu olan şirketler, stratejik devlet kurumlarının yanı sıra özel şirketlere de hizmet veren bilişim firmaları. Endersys ile aynı alanda faaliyet gösteren Inforcept İletişim, Vizyon Arge ve Inceptra Yazılım; TİB, Bilgi Teknolojileri Kurumu gibi kurumlara internet üzerinden konuşmaların dinlenmesi, e-mail trafiğinin izlenmesi ve dinlenmesi, bilgisayar ağlarının taranması için özel yazılımlar üretti. İsim Tescil Bilişim AŞ ve İsim Tescil İnternet Teknolojileri AŞ; alan adı, web sayfası ve sunucu saklama gibi hizmetler verdi. Fins Bilişim, BS Bilgi Teknolojileri ve Ölçü Bilişim; Başbakanlık, TÜBİTAK gibi stratejik kurumlara veri yedekleme çözümleri sundu. Ölçü Bilişim ayrıca, birçok telekomünikasyon firmasına veri tabanı yöneticisi ve stratejik bilişim uzmanı sağlayan veya bu elemanları kurumlara yerleştiren şirket. Raporda geçen Empatel Telekom ve Omtinel Telekomünikasyon ise IP santral ve çağrı merkezi gibi telekomünikasyon hizmetleri veren şirketler. Bunlar, birçok kuruma santral ve telefon altyapısı kurulumu yapıyor. FETÖ ile mücadelenin başlamasından önce Fins Bilişim şirketi Başbakanlık Bilgi İşlem Daire Başkanlığı, TÜBİTAK BİLGEM, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Devlet Demiryolları ve THY Teknik gibi stratejik kurumlarla çalıştı. İşte FETÖ’nün casusluk yazılımları;
Deep Packet Inspection: Bu yazılımın tüm internet trafiğini kayıt etme ve raporlama özelliği var.
Beyondrust: İnternet görüşmelerini kayıt altına alıyor.
Thycotic: Çalışanların kullanıcı şifrelerini kaydediyor.
Fudo: Tüm uzaktan erişim oturumlarını izleme, kontrol etme ve kaydetmeyi sağlıyor.
Tripwire: Sistem dışı tüm kullanımları canlı olarak takip ediyor.
Solarwinds: Ağ sunucu ve uygulamaları gerçek zamanlı takip ediyor.
Nexpose: Ağ sisteminin açıklarının taramasını yapan, yöneten sistem.
Metasploit: Ağ sisteminin taramasını yapan bir yazılım.
Red Hat: Bilgi işlem altyapılarında pek çok uygulamanın eklendiği açık kaynak kodlu bir işletim sistemi.

KUMPASIN ÜSSÜ: ENDERSYS
Terör örgütü FETÖ’nün 17-25 Aralık’ta kalkıştığı ilk darbe girişimi öncesinde bilişim ihanetinin merkezi haline gelen Endersys Danışmanlık Yazılım şirketinin çok amaçlı kumpas üssü olarak tasarladığı belirlendi. 2007’de faaliyetlerine başlayan şirket kuruluşunda sadece bilgisayar, bilimsel inceleme, araştırma ve mühendislik hizmetleri sunarken 17-25 Aralık öncesi 27 Kasım 2013’te kumpaslarda kullanılan yöntemlerin gerçekleştirildiği alet ekipmanları temin edebilecek statüye kavuşturuldu. Şirket ticaret sicili kayıtlarına “bilimsel ve sınai inceleme, araştırma, mühendislik, bilgisayar, tasarım hizmetleri ile sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri” vermek için tescil ettirildi. 2013’te statü bütünüyle değiştirilmesine rağmen Ümraniye’deki adreste faaliyete devam etti. FETÖ, 17-25 Aralık ÖNCESİ kumpasa zemin hazırlayabilecekleri ekipmanları temin etmek için Endersys Danışmanlık’ı kumpas üssü haline dönüştürdü. askeri malzemeler alındı 17-25 Aralık kumpasıyla hükümeti zor duruma düşürmek için montaj makinelerinden para sayma makinelerine kadar birçok araç-gereci bu şirket üzerinden satın alındı. 2013’ten sonra şirket radar, gece görüşü sağlayıcı aletler ve cihazlar gibi askeri malzemeler almaya başladı.

‘HASAN PALAZ’LA İLİŞKİMİZ YOK’
Martin Telekom adlı bilişim firması, SABAH’ın dünkü sayısında yer alan ‘Tarihin en büyük teknik casusluğu’ başlıklı haberle ilgili bir açıklama yaptı. Haberde FETÖ’cü Hasan Palaz’la iltisaklı olarak geçen şirket, açıklamasında Palaz’ın, şirketlerinden Mart 2012 itibariyle ayrıldığını belirtti ve o tarih itibariyle firmalarıyla bir ilişkisinin kalmadığını kaydetti. Şirket, Hasan Palaz üzerinden FETÖ ile bağlantılarının olduğu yönündeki iddiaları reddetti.

YARIN: KİLİT İSİM BASRİ AKTEPE

Kaynak: Sabah

13İtirafçılar için özel ekip kurduk

HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz itirafçı 300 hâkim ve savcının ifadelerini 35 kişilik uzman ekibin incelediğini söyledi. Yılmaz, ByLock için ise “Örgütün çıplak yakalandığı tek alandır” dedi
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Mehmet Yılmaz, SABAH Özel İstihbarat Şefi Abdurrahman Şimşek ile Nazif Karaman’a çarpıcı açıklamalarda bulundu. İtirafçı 300 yargı mensubunun ifadelerini incelemek üzere HSYK bünyesinde 35 kişilik ekip kurduklarını belirten Yılmaz, “Hedefimiz, yargıda bir tek terör örgütü mensubunun kalmaması” dedi. Yılmaz, SABAH’ın sorularına şu cevapları verdi:

2014’TEN BERİ ÇALIŞIYORUZ
Bugüne kadar kaç hâkim-savcı ihraç edildi?
3 bin 456 hâkim-savcıyı ihraç ettik. Hepsi FETÖ’ye üye olmak suçlamasıyla.
Ankara savcılığı adli soruşturmaları siz idari soruşturmaları yürütüyorsunuz.
Herkesin merak ettiği bir husus var. Diyorlar ki ‘Darbe sabahı 2 bin 740 hakimsavcı açığa alındı. Bunun irtibatı ne zaman tespit edildi, hangi zamanda savunmalarını alıp açığa aldınız?’ Biz 2014’te yeni HSYK olarak göreve başladığımızda milletimize söz vermiştik ‘yargıda yeniden ehliyet ve liyakat hakim kılınacak’ diye. Göreve başlar başlamaz yargıdaki FETÖ yapılanmasıyla ilgili inceleme başlattık. O sırada biliyorsunuz önümüze bir çok disiplin dosyası geldi. 17-25 Aralık, Selam-Tevhid, usulsüz dinlemeler, Ergenekon, Balyoz, askeri casusluk, FB şike, Oda TV… Burada fark ettik ki yargıda organize bir çete, hukuktan kaynaklı yetkilerini kendi örgütü menfaatine kullanıyor. Darbe girişimi öncesi elimizde bu örgüt üyeleriyle ilgili dosya vardı zaten. Biz darbe teşebbüsü olmasaydı bile 2016 sonunda ilgili hakim ve savcılar hakkında gereğini yapacaktık. Türkiye’de o dönem MGK kararlarına, Bakanlık Kurulu kararlarına rağmen Fetullah Gülen çetesinin silahlı terör örgütü olup olmadığı noktasında tartışmalar yaşanıyordu. İşte 15 Temmuz’da bu örgüt silahlarıyla sokağa indi. Açık ve net olarak silahlı terör örgütü olduğu ortaya çıktı. 2 bin 740 hakim hakkında darbe gününün sabahı gözaltı kararı verildi ve bu liste HSYK’ya iletildi. HSYK 2. Dairesi olağanüstü toplandı ve bu kişileri açığa aldı.
FETÖ’den ihraç yapılırken genel olarak hangi kriterlere bakılıyor?
Bizim genel ispat aracımız tanık anlatımlıydı. Tanıklarımızın tamamı da hakim ve savcılardı. İllerdeki başsavcılar, Ceza Mahkemesi Başkanlarının tanıklıklarından oluşan bir örgüt listesi. Disiplin soruşturmalarımızdaki liste ve irtibatlı olanlar ile daha sonra devreye giren Bylock listesi. Bunların hepsi bizim delillerimiz ama biz hiçbir delili başlı başına baz almadık.
ByLock sizce ciddi bir delil midir?
ByLock, örgütün çıplak yakalandığı tek alandır. Bu program özel bir takım garantileri olan, tamamen örgüt militanları tarafından kullanılan haberleşme yazılımıdır. Bu tartışmasız. Zaten çok ilginç olan bir şey daha söyleyeyim; ihraç listemizin kesinleşmesinden sonra ByLock listesi geldi. 2 bin kullanıcısının ihraç ettiğimiz kişiler olduğunu fark ettik.

30’DAN FAZLA HÂKİM-SAVCI FİRARİ
Yargı FETÖ’den temizlendi diyebilir miyiz?
Çalışmalarımız sürüyor. 300’e yakın itirafçı ortaya çıktı. İtiraflar ve tanık anlatımları ile gelen yeni isimler mevcut. Genel kurul, 35 kişilik bir tetkik hakimi heyeti oluşturdu. Tüm delilleri önce bu arkadaşlarımız elden geçiriyor sonra 18 kişilik heyete sunuyorlar.
Meslekten atılan yargı mensuplarının yeri nasıl dolduruluyor?
5 bine yakın hakim adayımızın stajları devam ediyordu. Staj sürelerini kısalttık. 2 yıllık staj süreleri vardı, 1.5 yılda kura çektiriyorduk. Şimdi 6 aylık hızlandırılmış bir eğitimle kuralar çektirip görev yerlerine gönderiyoruz. Yani 4 bin kişi sistemden alınsa dahi 5 bin kişi sisteme dahil oldu.
Kaçak eski hâkim, savcılarla ilgili HSYK’nın yaptığı girişim var mı?
30’un üzerinde eski hakim ve savcı firari. Emniyet özel ekiplerle bu işin üzerinde. Biz bir an evvel yakalanmalarını istiyoruz.
Avrupa Yargı Kurulları Ağı HSYK’yı gözlemcilikten uzaklaştırmakla tehdit ediyor.
FETÖ şüphelilerinin yazdıklarından etkilendiler, bizi dinlemediler. Bir hafta önce Avrupa’daydım. Onlara, eski iki HSYK üyesinin Yargıtay’daki bazı önemli dosyaları Pensilvanya’nın talimatı doğrultusunda karara bağladıklarını itiraf ettiklerini belirterek ‘Bu yargı adına kan dondurucu bir olaydır’ dedim.

Kaynak: Sabah ve Takvim

12FETÖ operasyonları: 153 gözaltı, 30 tutuklama

Bursa: Haklarında gözaltı kararı çıkarılan 121 şüpheliden, aralarında Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin dünürü İlhan Arslan’ın da bulunduğu 60 kişi gözaltına alındı.
İzmir: “Yeğen” kod adlı gizli tanığın verdiği bilgiler doğrultusunda 39 şüpheli gözaltına alındı.
Kahramanmaraş: Aralarında örgüt imamı subay ve astsubayların da bulunduğu 27 şüpheli gözaltına alındı.
Amasya-Çankırı: 24 FETÖ’cü gözaltına alındı.
Malatya: 9 asker ile Beşer Eğitim Kurumları’nın 19 yöneticisi tutuklandı.
İstanbul: Kuyumcukent’te himmet toplayan 2 şüpheli tutuklandı. Kuyumcukent imamı aranıyor.
Edirne: 13 yıl Edirne’deki FEM dershaneleri müdürlüğü yapan FETÖ yetkilisi Alparslan Yalçınkaya, Balıkesir’de yakalandı. Kapatılan Turgut Özal Üniversitesi’nden ihraç edilip haklarında yurtdışı yasağı konulan Prof. Dr. M.Y. ile eşi Doç. Dr. Ü.Y. yurtdışına kaçarken yakalandı.
Kayseri: Darbecilerden, eski Hava Kuvvetleri Komutanı Öztürk’ün, Kayseri Garnizon Komutanlığı yaptığı dönemde emir astsubayı olan ve soruşturma kapsamında gözaltına alınan emekli A.Ü, adliyeye sevk edildi.

Kaynak: Sabah

11FETÖ’cü Enes Kanter 15 Temmuz’u önceden biliyordu

Darbe girişiminin başarılı olacağına yönelik plan yapan FETÖ’cü Enes Kanter’in, Periscope’da canlı yayın yaptığı sırada 15 Temmuz hain darbe girişiminden daha önce haberinin olduğu görülüyor.
Enes Kanter sosyal medyada yaptığı yayında Türkiye’yi kastederek “Oraya da geleceğiz yakında biraz bekleyin, oraya da geleceğiz” dedi.

Enes Kanter’in yüz ifadesinden ve sözlerinden, 15 Temmuz hain darbe girişiminin başarılı olacağına inandığı rahatlıkla okunuyor.

FETÖ’CÜ ENES KANTER DARBE GİRİŞİMİNİ BÖYLE HABER VERMİŞ

TÜRKİYE’DE MARKA KAYDI YAPTIRMIŞTI

Darbe girişimini ağzından kaçıran Enes Kanter’in, 2 Haziran 2016’da Türkiye Patent Enstitüsü’ne marka kaydı yaptırdığı ortaya çıkmıştı. Enes Kanter 15 Temmuz öncesi tuvalet kağıdından, çamaşır suyuna kadar tüm ticari alanlarda ismini marka koruması altına aldı.

Enes Kanter’in başvurularında ise adres olarak, ABD’de faaliyet gösteren ‘Niagara Foundation’ isimli FETÖ vakfı gösterildi.

TÜRKİYE’YE GELİP TİCARETTE GÜÇLÜ OLMAYI PLANLIYORDU

Marka başvurusundaki adresin Gülen’in kurduğu bir vakıf olması, örgütün darbe sonrasında kuracağı ticaret ağını da gözler önüne seriyor. Ayrıca Kanter’in 6 bin kalemde başvuru yapması patent uzmanlarına göre bir rekor. Kanter bu başvurular için 100 bin lira harcama yaptı. Darbe sonrası Türkiye’ye dönmeyi planlayan Enes Kanter, ülke içinde marka yapılacak ve ticarette güçlü bir aktör haline getirilecekti.

FETÖ ELEBAŞINA BAĞLILIK YEMİNİ ETMEYE DEVAM ETTİ

Ancak darbe girişimi başarısız oldu ve FETÖ’nün planları tutmadı. Enes Kanter yine de elebaşı Gülen’e bağlılık yemini etmeye devam etti.

Kaynak: sabah

10Gülen Ladin’den daha tehlikeli

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Halifax 8. Uluslararası Güvenlik Forumu’na katılmak için bulunduğu Kanada’da, forum kapsamındaki temaslarını değerlendirdi. Çelik şu mesajları verdi: “Kanadalı dostlarımıza FETÖ’nün başı olan Fetullah Gülen’in buraya gelmesiyle ilgili birtakım açıklamaları olduğunu, bunun ilişkilerimizi olumsuz etkileyebileceği gibi, Kanada hükümetine ve Kanada toplumuna da zarar verebileceğini, bu şahsın Usame bin Ladin’den daha tehlikeli olduğunun anlaşılması gerektiğini ifade ettik. FETÖ’nün buraya gelmesi şeklindeki bir tablonun, iki toplumun, iki devletin çıkarlarına zarar vereceğini, özellikle burada faaliyet gösteren FETÖ mensupları hakkında Kanada makamlarının daha hassas olması gerektiğinin altını çizdik. Uzun zamandır Türkiye ile darbe girişiminden sonra demokrasi konusunda, Türkiye’nin 3 milyon mülteciyi misafir etmesi karşısında insan hakları konusunda, hukuk devleti konusunda yeterince dayanışma göstermiyorlar. Sadece bunları araçsallaştırarak Türkiye’yi köşeye sıkıştırmanın bir aracı gibi kullanmaya çalışıyorlar. Zaten bunun da Avrupa ülkelerine tsunami etkisi oluyor.

Kaynak: Sabah

9‘Trump FETÖ elebaşının iade sürecini hızlandırabilir’

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı Washington Ofisi (SETA DC) tarafından düzenlenen ‘Trump Yönetimi Döneminde Türk-Amerikan İlişkileri’ panelinde konuşmacılar, yeni dönemin belirleyici iki başlığının ‘ABD’nin PYD’ye desteği’ ve ‘Gülen’in iade süreci’ olduğu konusunda birleşti.

SETA DC tarafından Washington’da düzenlenen panele ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Washington Post gazetesi ulusal güvenlik muhabiri Adam Entous ve SETA DC Araştırma Direktörü Kılıç Buğra Kanat konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise SETA DC araştırmacısı Ahmet Selim Tekelioğlu yaptı.

Emekli Büyükelçi Jeffrey, yeni seçilen Cumhuriyetçi Donald Trump yönetiminin, Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) ve elebaşı Fetullah Gülen’e karşı “daha agresif” bir yol izleyebileceğini vurguladı.

Trump yönetimi idari süreci hızlandırabilir

İade sürecinin hukuki bir süreç olduğuna ve “bir gecede bitmeyeceğine” işaret eden Jeffrey, kendisinin Gülen’in iadesiyle ilgili yeterli kanıtın olduğuna inandığını ifade ederek, “Trump yönetimi idari anlamda Adalet Bakanlığının daha hızlı çalışmasını sağlayabilir.” değerlendirmesini yaptı.

Bununla birlikte Gülen’in geçici tutuklanmasının şu aşamada düşük bir ihtimal olduğunu düşündüğünü dile getiren emekli büyükelçi, yeni yönetimin 20 Ocak’ta görevine başlamasının beklenmesi gerektiğini vurguladı.

Trump döneminde Ortadoğu’daki önceliğin DEAŞ’la mücadele ve İran olacağını kaydeden Jeffrey, Türkiye’nin özellikle DEAŞ’la mücadele kapasitesinin önemli olacağını belirtti.

Türkiye’nin PYD konusundaki hassasiyeti

Türkiye’nin PYD-PKK konusundaki hassasiyetinin önemine de işaret eden ve Ankara’nın asıl düşmanının “PYD’den ziyade Esed rejimi ve Rusya olduğunu” iddia eden Jeffrey, “Yeni yönetimin, Türkiye’nin PYD konusundaki hassasiyetlerini daha fazla anlayacağını umuyorum.” dedi.

“Türkiye’nin değerli bir ABD müttefiki olarak çok stratejik bir yerde bulunduğunu” kaydeden Jeffrey, Trump yönetiminde Türkiye içindeki gelişmelerden ziyade, bu gelişmelerin Türk-Amerikan müttefiklik ilişkisine etkisine bakılacağını vurguladı.

Trump’ın yakın ekibi içerisindeki isimlerden Türkiye ile ilgili farklı açıklamaların ortaya çıktığına da dikkat çeken Jeffrey, bu açıklamaların kampanya döneminde dillendirilen şeyler olduğunu ve Beyaz Saray’da bir politikaya dönüşeceğine inanmadığını belirtti.

Ankara Trump’ı “ihtiyatlı iyimserlikle” karşıladı

8 Kasım Salı günü yapılan ABD başkanlık seçimleri gecesini Türkiye’de geçirdiğini ifade eden SETA DC Araştırma Direktörü Kanat, “Trump’ın başkan seçilmesi Ankara’da ihtiyatlı bir iyimserlikle karşılandı.” değerlendirmesini yaptı.

Mevcut Başkan Barack Obama dönemindeki en kilit iki konunun ABD’nin PYD’ye desteği ve FETÖ elebaşı Gülen’in iadesi olduğunu kaydeden Kanat, “Türkiye, PYD’nin adımlarını kayda değer bir tehdit olarak görüyor. Eğer Trump yönetimi Türkiye’ye ‘PYD’yi bırak, DEAŞ ve İran’a odaklan’ derse o zaman ilişkiler eskisinden çok da farklı olmaz.” ifadelerini kullandı.

Obama dönemindeki PYD “çatlağı”

Türkiye’nin bir terör örgütünün iki parçası olarak gördüğü PKK ve PYD’nin Washington tarafından bambaşka değerlendirildiğini anlatan Kanat, sınırın bir tarafındaki örgüte terör örgütü deyip, sınırın öte tarafındakine “terör örgütü değil” demenin doğru bir yaklaşım olmadığının altını çizdi.

Türk kamuoyunda “Obama yönetiminin, Gülen’in iadesi konusunda oldukça yavaş davrandığı” yönünde güçlü bir kanaat olduğuna dikkat çeken Kanat, yeni yönetimin bu konuda daha hassas ve idari anlamda hızlı davranacağını umduğunu ifade etti.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki iade konusu sebebiyle Türk-Amerikan ilişkilerinin zarar gördüğünü belirten Kanat, “Trump yönetimi, ilişkilerin pozitif yönde seyretmesi için kamu diplomasisi unsurlarını daha etkin kullanmalı.” değerlendirmesini yaptı. Daha önce eski başkanlardan Bill Clinton’ın ve Başkan Obama’nın Türkiye ziyaretlerinin kamu diplomasisi açısından önemli olduğunu anlatan Kanat, Trump’ın da ilk yurt dışı ziyaretlerinden birinin Türkiye’ye olması gerektiğine işaret etti.

“Ankara, yeni yönetimden Ortadoğu politikalarını netleştirmesini bekliyor”

“Ankara, yeni yönetimden Ortadoğu politikalarını netleştirmesini bekliyor.” diyen Kanat, kafa karışıklığına neden olan engellerin ortadan kaldırılması ve daha sağlıklı bir iletişim kurulmasının ikili ilişkilerin geleceği için hayati olduğunu vurguladı.

Kaynak: Star

8FETÖ soruşturması kapsamında 4’ü pilot 6 kişi tutuklandı

Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan TSK mensubu pilotlar S.K, M.A, H.Ü, E.Ö. ile bir maliye uzmanı ve bir inşaat mühendisi, emniyetteki işlemlerinin ardından Ankara Adliyesi’ne getirildi.

Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısına ifade veren şüpheliler, tutuklanmaları talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

Şüpheliler, hakimlik sorgusunun ardından “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Kaynak: Akşam ve Akit

7Trump: Terör örgütleriyle aynı masaya oturmam

100 milyon dolar yardım yaptığı Clinton’ın seçimi kaybetmesinin ardından paniğe kapılan FETÖ, Trump’a kanca atmaya çalıştı.FETÖ’nün randevu talep ettiği Trump’ın yanıtını yardımcısı Mike Pence iletti: Sayın Başkan terör örgütleriyle aynı masada oturmaz.

ABD’nin Seçilmiş Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’ın terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen için, “Türkiye’nin Bin Ladin’i” demesinin ardından büyük paniğe kapılan FETÖ, Trump cephesine yaklaşmak için çalışmalara başladı. Terör örgütünün ABD imamı İsmail Büyükçelebi, FETÖ’yle irtibat halinde olan ve okullarına ziyaretlerde bulunan Demokrat Partili New Jersey Sentörü Cory Booker’ın aracılığı ile Donald Trump’ın yardımcısı Mike Pence’e, “Görüşmek istiyoruz” mesajını iletti.

PANİĞE KAPILDI

Başkan Yardımcısı Pence’in talebi başkana iletmesinden bir hafta sonra FETÖ’ye şok bir yanıt geldi. Mike Pence Senatör Booker’ı telefonla arayarak, “Sayın Başkan (Trump) ‘ABD teröristler ile aynı masaya oturmaz’ ifadelerini kullandı. Görüşmemiz imkansız” dedi. Sentör Cory Booker, Donald Trump’ın bu mesajını ABD imamı ve elebaşı Gülen’den sonraki isim olan İsmail Büyükçelebi’ye iletti.

YENİ TAKTİKLERİ GOLF!

Trump cephesinden gelen sert yanıt üzerine şoka giren ve acil toplantı düzenleyen FETÖ yine akıl dışı taktiklerine başvurdu. Trump’ın ilgisini çekmenin başka yollarını arayan FETÖ üyeleri golfe merak sardı!  FETÖ’ye yakın ABD’de bulunan işadamlarının Trump’ın New Jersey’de bulunan ‘Trump National Golf Club’a üye olmaya çalıştıkları iddia edildi.

Yeni başkan ve danışmanı Erdoğan’a destek vermişti

15 Temmuz sonrası tüm dünya liderlerinin ne yorum yapacağı merak edilirken, o dönem, en net yorum Donald Trump’tan gelmişti. Başkan Barack  Obama ve Başkan Adayı Hillary Clinton’ın, “Gelişmeleri takip ediyoruz” şeklindeki fikir beyan etmeyen ve destekleyici olmayan açıklamalarının ardından, yeni başkan Trump adaylığı döneminde “Erdoğan güçlü bir lider. Amerika Erdoğan ile tartışmayı bırakmalı ve istediği teröristi iade etmelidir. Türk dostlarım Erdoğan’ın haklı olduğunu söylüyorlar” demişti. Trump yaptığı açıklamada ’15 Temmuz darbe girişimi Erdoğan sayesinde atlatıldı’ sözleriyle destek vermişti.

Kaynak: Akşam ve Akit

6Devlete 5 bin Kaynak yapmış

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2006-2015 yılları arasında Kaynak Holding’ten 5 bin kişinin devlete sızdırıldığını belirledi. FETÖ’cüler SGK kayıtlarından tespit edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı FETÖ’nün en büyük finans kaynağını sağlayan Kaynak Holding’i mercek altına aldı. Savcılık ve polis holdingin binlerce çalışanının devlet içerisinde nerelere sızdırıldığını belirlemek için SGK kayıtları üzerinden iz sürdü. Tespitlere göre 2006-2015 yılları arasında 5 bine yakın Kaynak Holding çalışanı, devlet kurumlarına transfer edildi. Savcılık belediyelere sızdırılan FETÖ’cülerin bulunması için de çalışma başlattı.

Milli Eğitim ilk sırada

İşte terör örgütünün nerelere sızdıklarının tam listesi:
– Milli Eğitim: 2700
– Askeri birimler: 650
– Diyanet: 500
– Adalet Bakanlığı: 400
– Emniyet: 400
– Sağlık: 210

Kaynak: Akşam

5Kerkük de FETÖ üssüne dönüştü

Bağdat ile Erbil yönetimi arasında yaşanan sorunlar nedeniyle kontrolsüz bölgeye dönenen Kerkük, terör örgütlerin merkezine döndü. PKK, Kerkük’te kalıcı olmak amacıyla ikinci ofisini kurdu. Türkiye’den kaçan 128 FETÖ’cü de burada oturma izni aldı. Bağdat yönetiminin PKK’ya finans desteği verdiği, ofis açmasına öncülük ettiği ileri sürüldü.

PKK, Kerkük’te kalıcı olmak amacıyla ikinci ofisini kurdu. Örgütün Kerkük ofisinde görevlendirdiği şahısların Sincar’da olduğu gibi Irak merkezi yönetiminden de maaş aldığı belirtiliyor. Bir dikkat çekici nokta ise Bağdat ve Erbil yönetimlerinin okullarına el koyduğu bazı FETÖ mensupları ve Türkiye’den kaçan 128 FETÖ mensubunun da Kerkük’te oturum izni aldığı belirtiliyor. Kentin kontrol dışında olması ve Bağdat ile Erbil arasındaki nüfuz mücadelesinden dolayı örgütler için kontrolsüz bölge gibi görüneEn kentte daha önce Hurşit Külter de kameraların karşısında çıkmıştı.
PKK İKİNCİ OFİSİNİ AÇTI
Terör örgütü DAEŞ’in 4 Ekim 2016’da Kerkük’teki “uyuyan hücreleri”, şehir merkezindeki güvenlik güçlerine ait binalara saldırıya geçmesinin hemen ardından kentte Haşdi Şabi grupları ile birlikte giren terör örgütü PKK’nın kentte ikinci ofisini kurduğu öğrenildi. İlk ofisini geçtiğimiz yıl kurmuştu. Irak İçişleri Bakanlığı kaynakları ve Kerkük Valiliğinden bir kaynak, PKK’nın Kerkük’te bir merkez daha açmasının ardından Iraklı ve yabancı unsurları saflarına katmak için savaşçı haline getirmeye başladığını söyledi.
TABELA KÜLTÜR KOMİTESİ
Kaynaklar, açılmasına göz yumulan merkezin, gerçek faaliyetini kamufle etmek için kültürel faaliyet başlığı altında açıldığına vurgu yaparak, PKK’nın Kerkük’teki El Mahakim bölgesinde bir merkez açtığını ve gerçek faaliyetlerini kamufle etmek için bu merkeze “Kuzey Kürdistan Kültür Komitesi” yazılı bir tabela astığını belirttiler.
KAYIT MERKEZİ GİBİ
Bakanlık Kaynakları, kadın ve erkek olmak üzere Iraklı, İranlı, Suriyeli ve Türkiyeli Kürt gençlerinden onlarcasının, PKK’nın Musul vilayetinin batısındaki Sincar Dağı’nda bulunan kampındaki eğitimlere katılmak için bahsi geçen merkeze kayıt yaptırmaya geldiğini söylüyor.
FİNANSI BAĞDAT KARŞILIYOR
PKK’nın bu merkezi Irak merkezi yönetiminde yer alan siyasi çevrelerden aldığı mali destek ve elde ettiği kolaylıklar sayesinde açtığına dikkati çeken kaynaklar, PKK’ya kayıt yaptıran unsurların isimlerinin Sincar koruma gücünde eğitim alan ve savaşan unsurlar maddesi kapsamında, Irak Savunma Bakanlığı tarafından finanse edilen maaş listesine eklendiğini belirtiyor.
Destek Maliki’den

Irak Anayasasının 140. Maddesine göre hala sorunlu bölge olarak tarif edilen Kerkük’te Bağdat ile Erbil arasındaki nüfuz mücadelesi kentteki bürokraside boşluklar yaratırken terör örgütleri bunu fırsata çevirmeye çabalıyor. Kentteki bürokratik boşluktan faydalanmaya çalışan FETÖ mensupları da Kerkük’te oturum izinleri almaya çalışıyor. Türkiye’den kaçan Kürt ve Türk kökenli bazı FETÖ mensuplarının da son 3 aydan buyana kentte sızdığı ve oturum izni aldığı belirtiliyor. Yerel kaynaklar şuana kadar 128 kişinin oturum izni aldığını ifade ediyor. Öte yandan Maliki’nin liderlik ettiği Kanun Devleti Koalisyonu, Irak hükümetinden PKK’nın Bağdat ve diğer illerde merkez açmasına izin vermesini talep etmişti. PKK’ya mali destek de yine Bağdat yönetimi tarafından veriliyor.

Kaynak: Yeni Şafak

4Gülen için rüşvet dağıttı

FETÖ’nün esnaf yapılanmasını oluşturan isimlerden iş adamı İhsan Kalkavan’ın, teröristbaşı Fetullah Gülen için milyonlarca dolar rüşvet dağıttığı ortaya çıktı. Kalkavan, FETÖ’nün Colorado imanına, Gülen aleyhine Ankara’da açılan davalardaki hakimlere milyon dolarlarca rüşvet verdiğini anlattı.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca sürdürülen soruşturmada, örgütün bir dönem ABD’nin Colorado imamlığını yapan H.P., örgütün finansörlerinden iş adamı İhsan Kalkavan’la ilgili itiraflarda bulundu. 1994 yılında örgütte sohbet abiliği yaptığını söyleyen H.P., İhsan Kalkavan’ın FETÖ elebaşı Fetullah Gülen için rüşvet verdiğini anlattı. H.P., İhsan Kalkavan’ın o dönem İstanbul İl İmamı olan Ahmet Kara ile beraber Gülen aleyhine Ankara’da açılan davalarda hakimlere milyonlarca dolar rüşvet verdiklerini bizzat İhsan Kalkavan’dan duyduğunu dile getirdi.
RÜŞVET AĞINI ORTAYA ÇIKARABİLİR
İhsan Kalkavan’ın hakimlere verdiği rüşveti bizzat kendisine İzmir Yamanlar Koleji’ndeki bir sohbet toplantısında söylediğini ifade eden H.P., Kalkavan’ın dinlenmesi ile rüşvet ağının ortaya çıkabileceği değerlendirmesinde bulundu. H.P., Fetullah Gülen’in ABD’ye kaçmasından önce masonlarla ilişkisine yönelik önemli bir bilgiyi de savcılıkla paylaştı.
MASON ÜSTADIYLA TOPLANTI
H.P., 1996’da Erenköy mütevellilerinden Abdurezzak Aydoğan ve daha sonra cemaatten ayrılan Mehmet Ceylan ile beraber Türkiye Masonlar Locası üstadını Altunizade’deki FEM Dershanesi’nde bulunan Gülen’in özel ofisinde ağırladıklarını söyledi. H.P, Masonlar Locası üstadını Gülen’le burada görüştürdüklerini ifade ederken, verdiği isimlerin bu olaya tanıklık yapabileceğini söyledi. H.P, Gülen’in Altunizade’deki FEM Dershanesi’nin 5. katını kullandığını, bu katın sorumlusunun ise Veysel A. isimli kişi olduğunu söyledi. 1994 yılında 5. kat için 300 bin mark harcayarak kamera sistemi kurduklarını söyleyen H.P, kamera sisteminin Gülen’in bütün konuşmalarını kayıt altına alarak örgüt üyelerine ulaştırmak ve motivasyonlarını arttırmak için kurulduğunu ifade etti.
Gülen’in yanında bürokrat ve subaylar varken kameraların kapalı olmasını istediğine dikkat çeken H.P., “Ama Veysel Ayhan o bilgiler de kaybolmasın düşüncesi ile kamera kapalıyken bile başka kameralarla da çekim yapardı. Çekim yaptığı kasetleri il imamlarına örgütün alt tabakasına yollardı. Oluşan bu arşiv 1998’de Gülen ABD’ye gidene kadar sürdü. Medyaya yansıyan 28 Şubat kasetleri nedeniyle örgüt endişe etti. Gülen bunun üzerine bütün kasetlerin yakılması talimatını verdi. Ancak benim alt imamım olan Mustafa K. tarafından arşiv koruma altına alınmıştı. Akıbetini Mustafa K. bilmektedir” dedi.

Kaynak: Yeni Şafak

3FETO’dan yıldızlı merasim

FETÖ elebaşı Gülen, Harp Okulu’ndan yeni mezun olan müritlerinin apoletlerini aldı. Hepsini takkesine attı. Okuyup üfledikten sonra da tekrar omuzlarına taktı

FETÖ’ye yönelik Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 44 kişi hakkında hazırlanan fezleke örgütün sapkın itaat unsurlarını gözler önüne serdi. Cemaat içinde Harp Okulundan mezun öğrenciler için rütbe takma töreni düzenlendiğine yer verilen fezlekede bir şahsın, “Törene Fetullah Gülen’in bizzat katıldığı, mezun olan öğrencilerin apoletlerinin Gülen’in takkesinin içine konularak okutulduğu ve bundan sonra bizzat Gülen’in yıldızları öğrencilere taktığını biri bana anlatmıştı.” ifadesi yer aldı.

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcı Vekili Durdu Özer’in, bazı hakim ve savcılar hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 44 kişi hakkında hazırladığı fezleke, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.

Hazırlanan fezlekede, örgüt elemanlarının yemin ederek faaliyetlerine başladığı belirtildi. Fezlekeye göre yemin metni şu şekilde: “Gücüm yettiği kadar Kur’an’ı hayatıma gaye edineceğime, kardeşlerime karşı sadakat izinde bulunacağıma, halkın ve talebe arkadaşların izzet ve onurlarını izzetim ve onurum kadar yükseltmeye çalışacağıma, kusurlarımın hatırlatılması karşısında memnuniyet ihzar edeceğime, dahilden ve hariçten gelen bilumum taarruz ve tenkitleri ‘nefsime yapılmış’ gibi reddedeceğime, bilumum karar listesindeki esaslara riayette bulunacağıma, hizmet adına uhdeme aldığım vazifeleri veya kararla bana tahmil edilen mükellefiyetleri itirazsız yerine getirmeye çalışacağıma, Kur’an’a sadakatten hiçbir surette ayrılmayacağıma, münferit hareket edip bu kararlara muhalif davrandığım an ihtiyarımla bu kadrodan kendimi ıskat edip herhangi bir talebe gibi dershanede vazifeme devam edeceğime vallah-billah kasemleriyle yemin ediyor ve bu yeminin La Yen Kati olmasına, Cenabı Hakkı istişhadda bulunuyorum.”

Örgütün sapkın inanışlarının şüpheli ifadeleriyle desteklendiği fezlekede, örgütün, yapacağı veya kendilerine yapılması muhtemel operasyonlarla ilgili “önlemler aldığı” belirtildi..

Kaynak: Takvim ve Türkiye ve Akit

2Savcılık 4 kayıp böceğin peşinde

Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde kullandığı çalışma ofislerinde bulunan dinleme cihazlarıyla ilgili olarak, kayıp olduğu tespit edilen 4 böceği araştırmak için düğmeye basıldı.
Ebru KARATOSUN ANKARA
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Keçiören’deki evine ve çalışma ofisinde bulunan dinleme cihazları ile ilgili olarak ilk açılan ve 13 şüphelinin yargılandığı Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada firari 3 sanık hakkında dosyanın ayrılmasına, 2 polis için 7 yıl 6 ay hapis cezası, 8 sanık hakkında da beraat kararı verilmişti. Yargılama sonrası 2015 yılında savcılık, şüpheliler hakkında “Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütü faaliyetini düzenleyerek yönetmek ve siyasal-askeri casusluk yapmak” suçlarından Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesine yeniden dava açtı. İkinci yargılama dava devam ederken, Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, ilk davaya ilişkin temyiz incelemesini Haziran ayında tamamladı. İlk davada sanıklara ‘siyasal ve askeri casusluk’ suçu yönünden ceza verilememesinin doğru olmadığını belirten Yargıtay, sonradan açılan ikinci davayla birinci davanın birleştirilmesine de karar vermişti. Kararda, Erdoğan’ın çalışma ofislerine konulan dinleme cihazlarını satın alan kamu görevlilerin tespit edilmesi gerektiğini belirterek, siyasal ve askeri casusluk için de “Bilginin temin edilmesi, suçun oluşumu için yeterlidir. Başka bir ülkeye veya yapıya vermek zorunlu değildir” denilmişti. Yargıtay’ın bu kararının ardından Ankara Başsavcılığı, kayıp olan böcekler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konutuna izinsiz girilmesi nedeniyle şüphelilerle ilgili ‘nitelikli zimmet ve ‘konut dokunulmazlığının ihlali’ suçlarından yeni bir soruşturma başlattı. Savcılık, kayıp olan dinleme cihazlarının eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak döneminde alındığını da kaydetti. Altıparmak bu nedenle söz konusu dosyanın şüphelisi olarak yer aldı. Başsavcılık tarafından yeni bir dava açılması durumunda Erdoğan’ın çalışma ofisinde ve konutunda bulunan dinleme cihazlarıyla ilgili dava sayısı 3 olacak. Soruşturma kapsamında, örtülü ödenek kullanılarak satın alınan ve hiçbir envantere kayıt edilmeyen 6 adet dinleme cihazının (4’ü kayıp) kimler tarafından ve hangi amaçla alındığı tespit edilmeye çalışılacak.

Kaynak: Türkiye

1FETÖ’cü Opçin, Ahmet Türk’e destek çıktı!

Daha önce ‘Yatakta basıp şafakta asacaklar’ tweetiyle gündeme gelen firari Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu Tuncay Opçin, gözaltına alınan Mardin Büyükşehir Belediye eski başkanı Ahmet Türk’e sahip çıktı.

YENİAKİT.COM.TR – Mardin Büyükşehir Belediye eski başkanı Ahmet Türk gözaltına alındı.

Haklarında yürütülen terör soruşturması kapsamında İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınan Ahmet Türk, “Kürt halkı bu saldırılara yanıt verecek” şeklinde tehditler savurmuştu.

FETÖ’CÜ OPÇİN SAHİP ÇIKTI!

Firari Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu Tuncay Opçin, hakkında terör soruşturması olan Ahmet Türk’e destek çıktı.

Opçin, “Ahmet Türk. Siyasetin en beyefendi simalarındandır. Sağduyuludur. İnsandır. Gözaltına alınması, yüreğime oturdu” şeklinde skandal ifadeler kullandı.

İşte Opçin’in o tweeti:

Kaynak: Akit

CEVAP VER