Bugünkü (24 Kasım 2016) FETÖ haberleri

0

31FETÖ davasında İlhan İşbilen ifade verdi

FETÖ lideri Fetullah Gülen’in de arasında bulunduğu 73 kişi hakkında “Anayasa’yı ihlale teşebbüs etmek, silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek, hükümeti yıkmaya teşebbüs etmek” suçlarından açılan davanın tutuklu sanıklarından eski milletvekili İlhan İşbilen, Fetullah Gülen’in terör örgütü yöneticisi olduğunu kabul etmedi. İşbilen’e Gülen’in 3 varisinden biri olduğu iddiası da soruldu. İşbilen, 2014 yılı Şubat ayında AK Parti’den istifa ederken Gülen’i 50 yıldır tanıdığını söylemiş, gerekçe olarak Gülen’in aleyhine söylenen sözleri göstermişti.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada dün savunmasını tamamlayan İşbilen’in çapraz sorgusuna devam edildi. İşbilen, müştekilerden Önder Gökçekaya’nın “Fetullah Gülen’in terör örgütü yöneticisi olduğunu kabul ediyor musunuz?” sorusu üzerine, “Hayır efendim, böyle bir şeyi kabul etmiyorum.” dedi.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray, ABD’de Gülen’i ziyaret etmesinin amacını sorması üzerine İşbilen, “Sanırım TBMM’nin büyük ekseriyeti oradan geçti. Öyle bir amacımız yok.” ifadelerini kullandı.Giray, “İfadenizde Fetullah Gülen’in devlet içerisinde alternatif devlet olmasına müsaade etmeyeceği yargısında bulunuyorsunuz.” hatırlatması üzerine İşbilen, o günlerde edindiği intibanın bu şekilde olduğunu söyledi ve “Kasetleri ve vaazları, bunlar her yerde var, dinlediklerim içinde böyle bir şeyle karşılaşmadım.” diye konuştu.

GÜLEN’İN 3 VARİSİNDEN BİRİ İDDİASI…

Müştekilerden Şebnem Hablemitoğlu’nun avukatı Ersan Barkın, İşbilen’e Fethullah Gülen’in 3 varisinden biri olup olmadığını sordu. İşbilen, “Böyle bir şey mümkün değil ve kabul etmiyorum. Bu olamaz” dedi.

‘GÜLEN’İ SEVERİM’ SÖZLERİ SORULDU

Giray’ın, “Fetullah Gülen’in yurt içinde ve dışında sevenleri vardır. Cemaati sevenlerden oluşur. Ben de Gülen’i severim. Çünkü bana herhangi bir zararı olmamıştır” dediğini hatırlatması üzerine İşbilen, “Sohbetlerinden, vaazlarından, konferanslarından sonra kendisine büyük bir ilginin olduğunu zaman içinde gördüm” dedi.

Mahkeme Başkanı Giray, dünkü ifadesinde Yaşar Tunagür’den bahsettiğini hatırlatarak İşbilen’e, “Tunagür’ün Gülen’i o dönemin (1960’lar) MİT Müsteşarı ve iş adamlarıyla tanıştırdığı açıklamaları var. Tunagür ve Gülen ilişkisini biliyor musunuz?” sorusunu yöneltti.

İşbilen, “Bilmiyorum ama duydum. Edirne’de beraber çalışmışlar. O ilişkilerinden kaynaklanan sebeple (Gülen) İzmir’e getirilmiş olabilir. Ama diğerlerini duymadım.” dedi.

Yazar Nurettin Veren’in, kendisinin Altunizade’deki FEM dershanesinde kaldığı odada böcek’ bulunduğu” yönündeki ifadesinin hatırlatılması üzerine İşbilen, “Sanırım Nurettin Bey yanlış anlamış. O yıllarda Moskova’da kalıyordum. Güvenlik kameraları bugünkü gibi yaygın değildi. Misafirlerin kaldığı yerdeki güvenlik kameraları dikkatimi çekmiş. Yoksa böcek bulmadım.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Savcısı İsmail Şafak da iddianamede “FETÖ’nün İstişare Heyeti Üyesi” olduğunun belirtildiğine dikkat çekerek İşbilen’e, “Kumpas davalarında görev alan emniyet görevlileri, hakim ve savcılar atanırken istişare heyetinde mi karar alınıyordu yoksa Fetullah Gülen tek başına mı karar veriyordu?” sorusunu yöneltti.
İşbilen, bu soruya, “Ben böyle bir istişare heyetinde yokum. Hiçbir yerde değilim. Dün savunmama başlarken de 15 Temmuz olayını hiç tasvip etmediğimi, edemeyeceğimi ifade eder cümle kurdum.” yanıtını verdi.

15 TEMMUZ’U KİMLER YAPTI?

Savcının, “15 Temmuz’u kimler yaptı?” sorusu üzerine ise İşbilen, “Hiç böyle bir şeyden haberim yok. Ancak medyadan, Sayın Cumhurbaşkanımızdan, diğer şeylerden duyuyorum.” dedi.

Müşteki avukatlarının sorusu üzerine İşbilen, Fetullah Gülen’den emir ve talimat almadığını, TUSKON ile Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı üyesi olmadığını ancak TUSKON’un etkinlikleri ile Abant Toplantıları’na katıldığını kaydetti.

AVUKATI ATİLLA KART TAHLİYE İSTEDİ

İşbilen’in avukatı Atilla Kart da 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye’nin felaketin ve iç savaşın eşiğine geldiğini, girişimin yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin parlamenter sistemini, Cumhurbaşkanını ve anayasal kurumlarını değil, milli kimliğini hedef aldığını ifade etti. Girişimin dış dinamikleri de olduğunu söyleyen Kart, “Buna karışanları ivedi olarak yargılayalım, ibretialem için en ağır cezayı verelim ama kapsamı belirsiz örgüt soruşturmalarıyla darbe girişiminde bulunanların yargılamalarının beraber yapılmak istenmesi doğru değil.” dedi.

Müvekkilinin bütün faaliyetlerinin aleni, yasal ve meşru zeminlerde geçtiğini savunan Kart, “20 yıl önceki suç kastını, bugün üzerinden değerlendiremeyiz. Cemaate sempati duymak suç değildir. Hayır yapmak, faaliyet göstermek suç olamaz. O ilişkiler içinde paralel devlet yapılanmasıyla, ideolojiyle ayrım yapıyorsanız, görev ve yetkinizi ona göre kullanıyorsanız, o suçtur.” diye konuştu.

Müvekkilinin silahlı terör örgünü yöneticiliğinin söz konusu olamayacağını öne süren Kart, “Müvekkilime 17 Aralık 2013’ten öncesi için suç isnat edilemiyor. Sonrası için de suçlamalar gerçek dışı. Kaçma şüphesi dayanaksız. Deliller toplandı, tahliyesini istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Duruşmaya daha sonra öğle arası verildi.

Kaynak: Hürriyet

30Ailece 4.5 saat görüştüler

FETÖ çatı davasının ikinci gününde çapraz sorgusu yapılan eski AK Parti Milletvekili İlhan İşbilen, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ABD’de Fetullah Gülen’le 4-4.5 saat görüştüğünü iddia etti. Davutoğlu’nun yanında ailesinin olduğunu da öne süren İşbilen, “O günlerde AK Parti’nin kendisine büyük teveccühü vardı” diye konuştu.
ANKARA 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen FETÖ çatı davasının ikinci gününde, sanık İlhan İşbilen’in çapraz sorgusu yapıldı. Müşteki avukatlarının “Fetullah Gülen hareketi bir terör örgüt mü” sorusu üzerine İşbilen, “Fetullah Gülen hareketini bir terör örgütü olarak görmüyorum” dedi. Mahkeme Başkanı Selfet Giray’ın, Amerika ziyaretlerinin sebebini sorması üzerine İşbilen, özetle şunları söyledi:

HERKES UĞRADI GEÇTİ
“Bütün milletvekilleriyle çekilmiş fotoğraflar var. AK Partililer gidiyordu. AK Parti’nin eski Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem’le birlikte, 4 yıl süreyle o konferanslar yapılırken devlet olarak, milletvekilleri olarak gidilirdi. Davutoğlu’nun ailesi ile birlikte 4 – 4.5 saat Gülen’in evinde kaldığını biliyorum. 4 yıl içinde oradan herkes uğradı geçti.” Mahkeme Başkanı’nın, ziyaretlerin hangi amaçla yapıldığı yönündeki sorusuna karşılık “O günlerde AK Parti’nin kendisine büyük bir teveccühü vardı” yanıtını veren İşbilen, FETÖ elebaşı Gülen’in varisi olduğu yönündeki iddiaları da “Böyle bir şey mümkün değil” sözleriyle yalanladı. İşbilen, iddianamede örgütün istişare heyeti üyesi olduğu yönündeki suçlamayı da kabul etmediğini belirterek, “Polis, hâkim atamalarında kumpas davalarında hiçbir şeyim yok. Hiçbir yerde değilim. 15 Temmuz’un kimin yaptırdığını da bilmiyorum” diye konuştu.
İlhan İşbilen

‘SİLİVRİ’DEN SONRA SİNCAN’
İşbilen’in avukatı Atilla Kart da FETÖ’ye yönelik soruşturmaların 17-25 Aralık tarihi konularak sınırlandırılmasının doğru olmadığını ifade ederek, “Silivri yargılamaları tamamen kumpastır. FETÖ ve yapılanmasının ivedi olarak yargılanması gerekir. 15 Temmuz’u yapanların acilen yargılanması lazım. Ancak, 15 Temmuz darbe girişimi ile diğer örgüt davalarının birlikte ele alınması doğru değildir. Müvekkilim İşbilen, Zaman gazetesi, Samanyolu TV yöneticiliği şeklinde yaptığı çalışmalar yasal zeminde gerçekleşmiştir. Sağlıklı bir yargılama yapılmadığı takdirde Silivri’den sonra Sincanlar yaratırız” dedi.

POLİS ‘BABA’ DİYE YAZMIŞ
DURUŞMADA İlhan İşbilen’e eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ile yaptığı telefon konuşmaları da soruldu. Yapılan görüşmede ABD Başkanı Obama’nın Antalya ziyaretinin güvenlik açısından sıkıntılı olup olmayacağı konuşması çözülürken, polis memuru tarafından Obama’nın adının ‘baba’ olarak deşifre edildiğine dikkat çekildi.

DECCAL KAVGASI
İDDİANAMEDE ‘Örgütün Gayrimeşru İşler İrtibat Görevlisi’ olarak gösterilen sanık Dilaver Azim duruşmada özetle şunları söyledi: “Özbek asıllıyım, 1989 yılında Orta Asya’dan göçmen olarak geldim. Süleymancılar’a ait bir yurtta kaldım. FETÖ ile ilgim yok. 2012 yılında tefecilere bir operasyon yapıldı. 17 Aralık’tan sonra tefeciler gidip beni ‘bize kumpas kurdu’ diye şikayet etti. Bunlarla aynı ortamda olmaktan hicap duyuyorum. 20 yıldır bu örgüte ‘deccal’ demiş bir insanım. 20 yıldır küfrettiğim örgütün üyesi olarak yargılanıyorum. Çatı davasına benim gibi bir adam sokulur mu? 11 aydır kafayı yiyorum. Bu adamlarla birlikte yargılanmaktansa idam etseniz daha iyi. FETÖ mağduruyum, şimdi FETÖ’cü olmakla suçlanıyorum.” Azim’in sözleri diğer sanıkların tepkisine neden oldu. Sanıklardan Zaman gazetesinin eski sahibi Alaaddin Kaya, “Bende onunla oturmaktan şeref duymuyorum, nefret ediyorum” diye tepki gösterdi. Sanık İsmail Uçar da “Bu sözleriyle beni de kast ediyorsa bunu reddediyorum” dedi. İşbilen’in avukatı Atilla Kart da söz alarak, “FETÖ için ağır ifadeler kullandı. Bu konuda diyecek bir şeyimiz yok. Ancak sözleriyle müvekkilimi mahkum eden ifadeler kullanıyor. Bunu reddediyor ve kayıtlara geçmesini istiyorum” ifadelerini kullandı. Diğer sanıkların beyanları üzerine söz almadan, bağırarak konuşan sanık Dilaver Azim, “50 yıl arkadaşlık yapmışlar, ben mi Fetullah Gülen’in 50 yıllık arkadaşıyım” dedi.

NASIL LİDER OLURUM
Duruşmaya bu tartışmalardan sonra tutuklu sanık Avukat Ali Çelik’in ifadesiyle devam edildi. Eski savcı Zekeriya Öz’ü tanımadığını, emniyet imam yardımcısı olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediğini söyleyen Çelik, “1972 doğumluyum, bu örgüt 1965’te kurulmuş. Ben nasıl oluyorum da örgüt kurucusu ve yöneticisi oluyorum” dedi.

Kaynak: Hürriyet ve Cumhuriyet ve Türkiye ve Akit

29Zaman’ın kurucusu Kaya: Cumhurbaşkanı, Başbakan görmemiş ben nasıl göreyim, kandırıldık

Zaman Gazetesi’nin kurucularından Alaaddin Kaya’nın ifadesi alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “FETÖ/PDY” yönelik yapılan soruşturma kapsamında açılan FETÖ Çatı Davası’nın ikinci duruşmasında, Avukat Ali Çelik, Özbek asıllı iş adamı Dilaver Azim ve Zaman Gazetesi’nin kurucularından Alaaddin Kaya’ın ifadesi alındı. Kaya, cemaate sempatisini gizlemediğini belirterek, “Ben vaaz dinlemeye gittim, başka bir ilişkim yok” dedi.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ifade veren Alaaddin Kaya, iddianamede hakkında ifade veren 7 kişinin olduğunu belirterek, “Selim Çoraklı cemaat içinde üst kadroların bana saygı duyduğunu söylemiş. Bunda kötü bir şey yok. Çetin Acar ise benim için ‘cemaatin en gizemli üyesi ve İsrail ile irtibatları sağlayan kişi’ demiş. Bunu kabul etmiyorum. Daha önce hiç bir cemaate ve tarikata üye olmadım. Cemaatin yönettiği Türkiye’de yaşamak istemem. Çünkü ben bağımsız hareket eden bir kişiyim” dedi.
FETULLAH GÜLEN’İN MEKTUBUNU GETİRMESİ

Fehmi Koru ile ABD’ye gidip, Gülen’in yazdığı mektubu hükümete iletmesi sorulan Kaya, “Fehmi Koru ile İstanbul’da yemek yerken, Abdullah Gül Koru’yu aradı ve Ankara’ya çağırdı. Ben Koru’yu havaalanına bıraktım. Sonra Fehmi Koru beni arayıp, ‘bir yere gideceğiz’ dedi. Sonra ABD’ye gideceğimizi öğrendim. Konuyu da uçakta öğrendim” dedi.
Mahkeme başkanının, “Neden sizi seçmişler?” sorusuna Kaya, “İki taraf karar vermiş böyle bir şeye. Neden benim seçildiğim sorusunu beni gönderenlere sormak lazım” şeklinde cevap verdi. Nurettin Veren’in kendisi için, ‘cemaatin en önemli adamı’ ifadeleri sorulan Kaya, “Ben cemaatten hiç para almadım. Bağımsız bir insanım. Bahsedilen kişiler cemaatten düzenli para alan kişiler. Onlar bana gıpta ettiler sanırım” dedi.
TUTUKLANMADAN ÖNCE VERDİĞİ İSTİFA DİLEKÇESİ
Mahkeme başkanın, “Sizin hakkınızda ifade veren bu kişiler cemaat yapılanmasını kabul ediyor ve ayrıldık diyorlar. Siz de tutuklanmadan önce istifa dilekçesi verdiniz. Siz peki neresindeydiniz cemaatin” şeklindeki sorularına Kaya, ” Gazetenin ikinci yılından sonra geri çekildim. Benim yaptığım bir fiil yok. Uzun süre sempatimi kaybetmiş de değildim. Ben gördükçe geri çekildim. KPSS olayları, casusluk ve insanların mahremlerine girilmesi. Balyoz ve Ergenekon gibi davaların kumpas olduğunun ortaya çıkması. Biz bu olayları görmedik ki. Bunlarla ilgim olması bir tarafa bunları lanetliyorum. Ben sadece vaaz dinlemek için gittim. Girmediğim bir örgütten, eğer kabul edilecekse, ‘istifamı kabul edin’ diye dilekçe verdim” dedi.
CUMHURBAŞKANI, BAŞBAKAN GÖRMEMİŞ BEN NASIL GÖRECEĞİM
Cemaatle vaaz dinlemek dışında ilişkisi olmadığını tekrarlayan Kaya, şunları söyledi: “Ben yarım yamalak yaptım bu işi. Asıl içinde olanlar görmüyorsa, ben nasıl görecektim. Vaaz dinlerken 15 Temmuzu nasıl görecektim. Duyduğum, bildiğim halde susmuşsam Allah bana cezamı verecek, siz de vereceksiniz zaten. Ben darbe yapılacağını bilsem, cemaatin bunları yapacak değil önleyecek kişiler olarak düşünürdüm hep. KPSS soruların çalındığı iddiaları ortaya çıktığı zaman insanlardan utandım. ‘Acaba kimlerin hakkı yenmiş’ diye. Ben Cumhurbaşkanından, Başbakandan, diğer yetkililerden daha akıllı değilim. Ben göremedim ama onlar neden göremediler.”
Kaya, mahkeme başkanının örgütün yapısı ile ilgili ısrarlı soruları üzerine de, “Siz bulmak üzere karar alacaksınız, ben nasıl daha önce bulacağım” diye karşılık verdi.
FETULLAH GÜLEN’İN VAAZLARINI AĞLAYARAK DİNLİYORDUM
Fetullah Gülen’i insan tarifi dışında algılamadığını ve hatasız olduğunu hiç düşünmediğini belirten Kaya, “Peygamberimizi anlatan bir kitabı dışında kitaplarını okumadım. Çünkü kitaplarının çoğu sohbetlerinin dökümüydü. Bunları okumak hoşuma gitmiyordu. Ancak vaazlarını ağlayarak dinliyordum. Vaazlardaki insanların sohbete katılımı hoşuma gidiyor, beni etkiliyordu” dedi.
BİZ DE ALDATILDIK YANİ
“15 Temmuz’u daha önceden görsem ihbar ederdim” diyen Kaya, “Sayın Cumhurbaşkanımızın basireti olmazsa biz bu işin altında kalmıştık” diye konuştu. Mahkeme başkanının “Darbeyi kim yaptı? Gülen’in yaptığını düşünüyor musunuz?” sorusuna Kaya, “Efendim bunu siz bulacaksınız. Benim düşüncem yanıltıcı olur” diye karşılık verdi. Kaya, sözlerinin sonuna da “Biz de aldatıldık yani” cümlesini ekledi.
BYLOCK ÇELİŞKİSİ
Mahkeme Başkanı Selfet Giray’ın, “FETÖ üyelerinin iletişim için kullandığı iddia edilen Bylock’u kullandınız mı?” sorusuna ilk olarak, “Bylock olayını ben burada öğrendim” diye karşılık veren Kaya, mahkeme başkanın “Bu yönde bir tespit var” demesi üzerine, “Kendi adıma kayıtlı telefonlarda Bylock yok. Aile fertleri arasında, ya oğlumun ya da torunlarımın telefonundan birinde kullandım. Aile arasında iletişim için kısa süreliğine kullandık ancak daha sonra başka programların daha kullanışlı olduğunu görünce Bylock’u bıraktık. Önemli olan kullanmak değil zaten. Ne yazmışım, talimat mı alınmış, talimat mı verilmiş, bunlar önemli” dedi.
Kaya’nın sorgusu sürerken, saatin geç olması nedeniyle duruşmaya ara verildi. Duruşmaya yarın Alaaddin Kaya’nın sorgusuyla devam edilecek.

Kaynak: Cumhuriyet

28Cihaner’i tutuklatan savcıyı avukatı da terk etti

Eski Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’i gözaltına aldıran ve 15 Temmuz’daki darbe teşebbüsü sonrası FETÖ üyeliği suçlamasıyla tutuklanan eski Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal’ı avukatı da terk etti.

Avukatsız kalan Şanal, Cihaner aleyhine açtığı tazminat davasında mahkemeye başvurarak, parasız kaldığı için yargılama giderleri ve fotokopi masraflarını karşılamak üzere Adalet Bakanlığı’ndan adli yardım istedi.

Şanal, 14 Kasım’da Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’ne gönderdiği dilekçesinde, sekiz yıldır avukatlığını yapan Süleyman Sallı’nın bu görevden ayrıldığını belirtti.

Tutuklandığı ve meslekten ihraç edildiği için maaşına ve malvarlığına mahkeme kararıyla el konduğunu belirten Şanal, şöyle yazdı:
“Maaşım yok. El koyma nedeniyle bankadaki paramı da alamıyorum. Cezaevinde olduğumdan başka bir iş yaparak para kazanma imkanım da yok. Cezaevi hesabımda 250 TL param var sadece. Mağdur bir savcı olarak dışarıdaki çocuklarıma nasıl bakabileceğimi takdirlerinize bırakıyorum.”

Şanal, “hem 100 TL gider avansı için hem de fotokopi ücreti” için adli yardım istediğini anlatarak, “Bu paralar sizler için küçücük, benim için büyük paradır” dedi.

Kaynak: Hürriyet

27Cezaevindeki sürpriz bir isim itirafçı olmak için başvurdu!

Eski HSYK Başkanı itirafçı olmak için başvurdu… Fetullahçı Terör Örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan eski HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından “FETÖ/PDY örgütünün çözülmesine katkı sağlayacak beyanlarını sunması için ifadesinin alınmasını ve tahliyesine karar verilmesini” istedi.
İbrahim Okur’un avukatı Çağrı Çetin, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçede, gizlilik kararı verilen ve yasa gereği gizli yürütülmesi gereken cezasoruşturmasında itirafçıların yazılı ve görsel basında yer alan ifadelerinde müvekkili Okur’a suç isnadında bulunan açıklamalara yer verildiğinin görüldüğü belirtildi.

İbrahim Okur’un tutuklu olması, kendisiyle görüşmenin kısıtlı oluşu nedeniyle hakkındaki gerçeğe aykırı beyan ve açıklamalara bugüne kadar cevap vermesinin mümkün olmadığı öne sürülen dilekçede, şöyle denildi:
“Müvekkilime yöneltilen isnatlarla ilgili beyanına başvurulması, soruşturmanın etkin yürütülmesi ve adil yargılanma hakkının da gereğidir. FETÖ/PDY yapısı hakkında bugüne kadar yaşadıklarını, örgütle ilgisi olduğunu düşündüğü kişileri, yerine göre tahminlerini gerçek suçluların ortaya çıkması amacıyla ve devletle işbirliği anlayışı içinde tüm açıklığıyla dün Silivri 3 No’lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sunduğu dilekçeyle anlatmıştır. Müvekkilim, tüm samimiyetiyle adli makamlara da ifade vermeye hazırdır. Örgütün çözülmesinde etkili olabilecek söz konusu dilekçede kamuoyuna arz edilen itirafçı beyanlarında yer alan konular da dahil adli makamlar huzurunda açıklama yapmak istemektedir.”
Eski HSYK 2. Daire Başkanı Nesibe Özer daha önce verdiği ifadesinde, eski HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur’un Yargıtay üyeliğine seçilecek kişileri belirleyip seçilmesi için kurul üyelerine dikte ettiğini ve 25 Aralık soruşturmasıyla ilgili HSYK Genel Kurulu basın bildirisinin yayınlanmasını planladığını iddia etmişti.

Kaynak: Hürriyet ve Yeni Şafak ve Takvim ve Akit

 

26Albayın gözyaşları

Darbecilerle çatışmada yaralanan Albay Ala, komisyonda gözyaşlarına boğuldu. Davut Ala, askeri üniformalı 2 kişiyle sabaha karşı 04.00 civarında çatışmaya girdiğini anlatırken, gözyaşlarına hakim olamadı. Bacağı ve karaciğerinden vurulan, parmağı kopan, dalağı delinen, kaburgaları kırılan Davut Ala, hastanede ‘ölü’ sanılarak, bir kenara bırakıldığını söyledi. Ala, darbe girişimi yapanların kendisine “2 sene sonra sizi yargılayacağız, asacağız’ dediler. Bunları enterne edip yüzbaşıma teslim ettim” dedi.
FETÖ’nün darbe girişiminde, darbecilerle çatışmaya giren ve hastanede ‘öldü’ sanılan Kartaltepe Kışlası Komutanı Piyade Albay Davut Ala, komisyonda o anları anlatırken, gözyaşlarına boğuldu. Çatışmada karaciğerinden ve bacağından vurulan, parmağı kopan, diyaframı delinen, kaburgaları kırılan Gazi Albay Davut Ala, “Şehadet getirmek için akrabamızı aradım. Çocuklarım önce Allah’a sonra size emanet dedim. İlk hastaneye götürüldüğümde öldü diye kenara atmışlar. Kusura bakmayın. Yaşamam bir mucize. Bunların hiçbiri önemli değil. Bir Rum ordusunu getirip koysaydık oraya Rum askeri bile o halka o eziyeti etmezdi” dedi.

ÇOCUKLARI ATIŞ YAPILACAK DİYE KANDIRIYORLARDI

İstanbul’daki Kartaltepe Kışlası Komutanı Piyade Albay Ala, 15 Temmuz FETÖ/PDY Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nda dinlendi. Darbecilerle girdiği çatışmada yaralanan ve gazi olan Davut Ala, 15 Temmuz günü görev yaptığı kışlada tuhaf olaylar yaşandığını söyledi. Ala, “Verilen emir üzerine Ramazan Bayramı’ndan sonra Kartaltepe Kışlasına başladım. 15 Temmuz’dan bir hafta önce görevime başladım. Malum günde silahlı kuvvetlerde olmayan olaylar yaşandı. Tugay Komutanı izinli gözüküyor o gün. Daha sonra telsiz çevrimi yapılacak diye tugaydan bilgi geldi ki telsiz çevrimi tugay komutanı olmadan yapılmaz. Daha çok araziden irtibat telsizle sağlanır ve bir komutan astına emir vereceği zaman telsizle verilir. O akşam atış yapılacağı emrini tugay komutanı yardımcısı vermiş. Normalde atış yapılmaz Cuma günleri. Bende atış yapılmaması emrini verdim. Kışlada astsubay öğrencileri var, stajyer. Ellerine silahalmış değiller. Çocukları kandırıyorlar ateş yapılacak diye. Akşam tatbikat yapacağız diye kandırıyorlar” diye konuştu.

“SAAT 17.04’TE İSTANBUL’UN HER YERİNDE EYLEM İKAZI MESAJI GELDİ”

Gazi Albay Davut Ala, 15 Temmuz günü saat 17.04’te cep telefonlarına ’15-16-17 Temmuz günleri Ayasofya, Taksim, Sultanahmet, metro, Marmaray, vapur seferleri. Sancaktepe, Fatih, Kartal … eylem ikazı’ diye bir mesaj geldiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Neydeyse İstanbul’un her yeri eylem ikazı haline dönmüş. Normalde eylem ikazı gelir ama belirli bir bölge için olur. Üç gün boyunca İstanbul’un her yerinde eylem ikazı. Bir hazırlık süreci olduğu buradan belli. Olay günü kışlada silah kaybolduğu şekline şaibe yayıldı. Gündüz vakti silah kaybolmaz ya çalınır yada başka bir şey olur. Bunu bir sebep olarak ortaya sunmuşlar. Komutanlık karargahından kimseye ulaşamadık. Belli bir süre geçtikten sonra bize normalde silahın kaybolduğuyla ilgili emir gelmesi lazım. Silah kaybolduktan sonra bulunana kadar o kışlanın personeli kışlayı terk etmez ve gidişat hakkında bilgi verir. Ama hiçbir şey yapılmadı. Daha sonra silahın bulunduğunu öğrencim ve personele çıkış verdim. Darbe girişimine, emir komuta ettiğim kışladan hiç bir şey çıkmamıştır”
“DARBEYİ HABER VEREN ASTSUBAYIN KAFAYI YEDİĞİNİ DÜŞÜNDÜK”

Zeytinburnu’ndaki lojmana giderken, GATA’dan refakatçi Yusuf Astsubay’ın kendisini arayarak, darbe olduğu yönünde bilgi verdiğini anlatan Davut Ala, “Yusuf Astsubay Kuleli Lisesinden bir yüzbaşının kendisini durdurduğunu ve darbe olduğunu söylediğini bildirdi. Saat 21.30 civarı. Biz inanamıyoruz. O arkadaşı GATA’da psikiyatriye göndermiştik orada refakatçiydi. Hatta şöyle düşündük: Psikiyatriye gitti, kafayı yedi. Çünkü mümkün değil bu yüzyılda böyle bir şey düşünemiyoruz” ifadelerini kullandı.

“YARALI SUBAYLAR ‘2 SENE SONRA SİZİ ASACAĞIZ’ DEDİ”

Evden çıktıktan sonra kışlaya gidip, silah kuşandıklarını belirten Ala, şöyle konuştu: “Top Kule Kışlasına gittik. Hayatımda bir kışlaya dört helikopterin indiğini hiç görmedim. Ama o gün orada dört helikopter gördüm. Birisi de Yunanistan’a kaçan helikopterlerden birisiydi. Daha sonra bir helikopter futbol sahasına indi. Kanal D ve CNN Türk’e baskına gidip orada yaralanan FETÖ’cü subayları taşıyan helikoptermiş. Arka kapıyı açınca 2 yaralı yüzbaşı subay sedyede yatıyor. Birisi o tugayın istihbarat ve kurmay subayı. İstihbarat subayı demek her türlü nöbet yerini, yolunu benden daha iyi bilen bir adam. Diğeri akademiden kurmay subay. ‘Yazıklar olsun size. Yaptığınız vatanı bölmekten başka bir şey değil.’ dedim. Onlar da ‘Siz göreceksiniz 2 sene sonra sizi yargılayacağız, asacağız’ dediler. Bunları enterne edip yüzbaşına teslim ettim.”

“KOPAN PARMAĞIMI AVUCUMA ALIP…”

Davut Ala, askeri üniformalı 2 kişiyle sabaha karşı 04.00 civarında çatışmaya girdiğini anlatırken, gözyaşlarına hakim olamadı. Bacağı ve karaciğerinden vurulan, parmağı kopan, dalağı delinen, kaburgaları kırılan Davut Ala, hastanede ‘ölü’ sanılarak, bir kenara bırakıldığını söyledi. Davut Ala, şöyle devam etti: “Askeri üniformalı iki ikiye ‘teslim olun’ diye bağırdım. İlk mermiyi orada yedim. Önce Allah sonra cüzdanım sayesinde kurşun bacağımı sıyırıp geçti. Cüzdanımdaki kartlarım bile delindi. Daha sonra sağ parmağımı kaybettim. Helikoptere bineceklerini düşünerek oraya yöneldim. Sıçrarken karaciğerimden vuruldum. Hani kurban kesildiğinde kan kokusu gelir ya ben o kokuyu hissettim. Kopan parmağımı avuç içine alıp öyle gittim. Şehit olacağımı düşünerek vali yardımcımız arkadaşımı aradım. Şehadet kelimesini getirdim. Hakkınızı helal edin dedim. Çocuklarım önce Allah’a sonra size emanet dedim. Sonra bayılmışım. 2 gün sonra hastanede gözlerimi açtım. Kusura bakmayın kendime engel olamıyorum. İlk hastaneye götürüldüğümde öldü diye beni kenara atmışlar. Mümkün değil yaşamam çünkü. Yaşamam bir mucize. Şu anda bir parmağım yok. Diyaframım delindi. Kaburgalarım kırıldı. Sol dizimde, ayağımda 3 mermi var. Bunların hiçbiri önemli değil. Bir Rum ordusunu getirip koysaydık oraya Rum askeri bile o halka o eziyeti etmezdi. Bu nasıl zihniyettir”

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Takvim ve Türkiye

25Bakırköy ve Küçükçekmece adliyelerinde FETÖ operasyonu

FETÖ’nün adliye yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında, Bakırköy ve Küçükçekmece adliyelerinde görevli 12 zabıt katibi ve mübaşir hakkında gözaltı kararı verildi.

Kaynak: Hürriyet

24Gülen’e disiplin para cezası

FETÖ elebaşı Fethullah Gülen, “kişilik haklarını ihlal ettiği” iddiasıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhine açtığı manevi tazminat davasında 2 bin lira disiplin para cezasına çarptırıldı.
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen, “kişilik haklarını ihlal ettiği” iddiasıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aleyhine açtığı manevi tazminat davasında 2 bin lira disiplin para cezasına çarptırıldı.

Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi, FETÖ elebaşı Gülen’in Cumhurbaşkanı Erdoğanaleyhine açtığı 100 bin liralık manevi tazminat davasının gerekçeli kararını açıkladı. Kararda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı tarafından Gülen aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesinin talep edildiği hatırlatıldı.
Davanın, FETÖ elebaşı Gülen tarafından kötü niyetle açıldığı belirtilen kararda, şunlar kaydedildi:

“Davalı ve onun gibi diğer üst düzey yöneticileri, siyasileri, basın ve medyayı da sindirmeye yönelik açıldığı anlaşıldığından, davacının haksız olduğunu bilerek, hiçbir hakkı olmadan, kötü niyetle bu davayı açıp kendisini ve mensubu olduğu örgütü kamuoyu önünde aklamaya yönelik iş bu davanın da açıldığı belirlendiğinden, bu nedenlerle yasal şartlar oluştuğundan bizzat davacının 2 bin lira disiplin para cezası ile mahkum edilmesine de karar verilmesi gerekmiş, bu gerekçe ile hükmün tesisi yasal görülmüştür.”
Gerekçeli kararda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Kötü niyetle veya haksız dava açılmasının sonuçları” başlıklı 329. maddesinin 2. fıkrasındaki “Kötü niyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan taraf, bundan başka 500 Türk Lirasından 5 bin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkum edilebilir. Bu hallere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır” ifadelerine yer verildi.

Kaynak: Hürriyet

23Düzce’de FETÖ soruşturmasında 13 kişi adliyede

Tezcan SOLMAZ/DÜZCE, (DHA) – DÜZCE’de FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına altına alınan, aralarına iş adamı, öğretmen ve memurların bulunduğu 13 kişi adliyeye sevk edildi.
Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Düzce ile birlikte İstanbul, Ağrı, Karaman ve Sakarya’da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda 13 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda çeşitli döküman ve belgelere el konuldu. Emniyette işlemleri tamamlanan aralarında iş adamı, öğretmen, memur ve esnafların bulunduğu 13 kişi adliyeye sevk edildi.

Kaynak: Hürriyet

22İstanbul’da FETÖ’nün emniyet yapılanmasına operasyon

Çağatay KENARLI-Sinan BİLGİLİ/İSTANBUL,(DHA) İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, FETÖ’nün İstanbul’daki emniyet yapılanmasına yönelik çalışma başlattı. Polis ekipleri, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Şükrü Balcı Polis Meslek Yüksek Okulu’nda görevli 7 emniyet müdürünün de aralarında bulunduğu toplam 32 kişiyi teknik olarak takip etti. Bu kişiler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan alınan gözaltı kararı doğrultusunda çeşitli adreslere yönelik operasyonlar başlatıldı. Polis ekiplerinin adreslerdeki arama ve gözaltı çalışmaları devam ediyor.

Kaynak: Hürriyet

21Hacıosmanoğlu’ndan 20 kişiye FETÖ’cü suçlaması

Trabzonspor’un eski başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu spor dünyasından 20 ismi ‘FETÖ üyeliği, tehdit ve şantaj’ suçlamasıyla savcılığa şikayet etti.
Trabzonspor Kulübü eski başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu, aralarında üst düzey kurumlarda görev yapanların da bulunduğu spor dünyasından 20 ismi “FETÖ üyeliği”, “tehdit” ve “şantaj” suçlarını işledikleri gerekçesiyle savcılığa şikayet etti. 20 ismin bulunduğu suç suç duyurusu savcılığa verildi.

“FETÖ’NÜN GERÇEK YÜZÜNÜN ORTAYA ÇIKMASINA VESİLE OLDU”
Hacıosmanoğlu’nun, avukatı aracılığıyla Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu 7 sayfalık suç duyurusu dilekçesinde, Hacıosmanoğlu’nun 26 Mayıs 2013 tarihinde Trabzonspor Kulübü Başkanlığı’na seçildiği, seçilmesinden sonraki süreçte FETÖ’nün gerçek yüzünün ortaya çıkmasına vesile olduğu ve bu nedenle terör örgütünün Hacıosmanoğlu’nu hedef aldığı belirtildi.

ZEKERİYA ÖZ’ÜN DUBAİ TATİLİNİ HACIOSMANOĞLU DEŞİFRE ETMİŞ
Firari savcı Zekeriya Öz’ün görünmeyen yüzünü Hacıosmanoğlu’nun ortaya koyduğu kaydedilen dilekçede, Öz’ün bulunduğu konumu ve görevine dair yetkilerini hukuka aykırı olarak kullandığı, Hacısomanoğlu’nun da bu bağlamda Dubai tatili belgelerini Ali Ağaoğlu’ndan alarak yetkili kişilere verdiği ve kamuoyunun öğrenmesini sağladığı kaydedildi. Dilekçede bu nedenle Hacıosmanoğlu’nun hedef haline geldiği anlatıldı.
“TRABZONSPOR ÜZERİNE OYUNLAR…”
FETÖ’nün Trabzonspor üzerine oyunlar oynamaya başladığı kaydedilen dilekçede, bir maçta Trabzonspor’un hakemin kasıtlı ve yanlı kararıyla mağlup ettirildiği ileri sürüldü. Hacıosmanoğlu’nun söz konusu maçla ilgili bir kurumun başkanı ile görüşme yaparak FETÖ tarafından tehdit edildiğini ve takım üzerinden kendisine operasyon yapıldığının anlatıldığı dilekçede, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bu kişinin görevinden uzaklaştırıldığı belirtildi

“TFF İÇİNDEKİ FETÖ’CÜLER HAKKINDA ŞİKAYETTE BULUNMAK GEREĞİ…”
Dilekçede, FETÖ’nün Hacıosmanoğlu’nu spor camiasından uzaklaştırmak için kumpas kurduğu belirtilerek, yandaş televizyon kanallarında sürekli olarak alt yazı geçerek başkan Hacıosmanoğlu’nun da tutuklandığı yönünde haberler yapıldığı anlatıldı. Suçlamaya konu maçlarda, orta hakem olarak görev yapanların 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Federasyon içinde yapılan FETÖ operasyonu akabinde klansmanlarının düşürüldüğü ifade edilen dilekçede, “Bu durumda müvekkili tehdit eden, şantaj ve tehditle sindiremeyince TFF içindeki FETÖ’cülerle kurdukları kumpasla müvekkilin şahsı üzerinden Trabzonspor’u provake eden şahıslar hakkında şikayette bulunmak gereği ortaya çıkmıştır” denildi.

20 İSME SUÇ DUYURUSU
Dilekçede, 20 isim art arda sıralanarak bu isimlerin yanısıra TFF içerisinde bulunan FETÖ’ye üye örgüt üyelerinin cezalandırılması talep edildi. İsimlerine yer verilen şüphelilerin “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmaya engellemeye teşebbüs etme”, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme”, TBMM’yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmaya teşebbüs etme amacıyla kurulmuş FETÖ terör örgütüne üye olmak”, “tehdit”, “şantaj” ve “toplumda infial yaratacak eylem ve hareketlerde bulunmak” suçlarından haklarında soruşturma yapılması talep edildi. Suç duyurusu kapsamında Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma, suçların ’terör suçu kapmasına’ girmesi nedeniyle yetkisiz kararı verilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

Kaynak: Hürriyet

20FETÖ’cü polislere 7 ilde baskın

İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) emniyet ayağına yönelik soruşturma kapsamında, Şükrü Balcı Polis Meslek Yüksek Okulu ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görevli rütbeli personel ve polis memurları ile sivil imamların da arasında bulunduğu 32 kişi hakkında İstanbul merkezli Ankara, Kayseri, Erzurum, Gaziantep Kastamonu, Osmaniye olmak üzere toplam 7 ilde eşzamanlı operasyon başlatıldı. Operasyonda şu ana kadar aralarında 1, 2, 3 ve 4. sınıf emniyet müdürlerinin de bulunduğu 26 şüpheli gözaltına alındı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca yürütülen soruşturma çerçevesinde, 23’ü emniyet personeli 32 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, karar doğrultusunda şüphelileri yakalamak için İstanbul, Gaziantep, Kastamonu, Erzurum, Kayseri, Osmaniye ve Ankara’da eş zamanlı operasyon başlattı.

Haklarında gözaltı kararı bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Şükrü Balcı PolisMeslek Yüksek Okulunda görevli 23 emniyet personeli arasında, 1, 2, 3 ve 4. sınıf emniyet müdürleri, bir emniyet amiri, 3 komiser, 5 komiser yardımcısı ve 7 polismemuru bulunduğu öğrenildi.

Gözaltına alınan 21’i emniyet personelinin arasında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Şükrü Balcı Polis Meslek Yüksek Okulunda görevli 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi İsmail Boşnak, 2. Sınıf Emniyet Müdürü Turan Odabaş, 3. Sınıf Emniyet müdürleri Ali Öz, Ali Barlas, Tuncay Felek ve Efkan Hocaoğlu ile 4. Sınıf Emniyet Müdürü Halit Serdar Uçan’ın da bulunduğu öğrenildi. Operasyon kapsamında firari durumdaki 2 polis memuru ile 4 sivilin yakalanması için çalışmalar sürüyor.
Gözaltı kararı verilen sivillerin, yayınevi sahibi, turizmci, gayrimenkul danışmanı, mali müşavir, öğretmen ve esnaf olan ve FETÖ’nün “sözde imamı” olarak görev yapan şüpheliler olduğu ifade edildi.

BİRER DOLARLIK BANKNOTLAR BULUNDU İDDİASI

Bu arada, zanlılardan 19’unun şifreli haberleşme programı ByLock’u kullandığı ve gözaltına alınan polis memurlarından birinin cüzdanında A, B ve F serisine ait birer dolarlık banknotlar bulunduğu iddia edildi.

Operasyonların devam ettiği ve bazı şüphelilerin gözaltına alındığı belirtildi.

Kaynak: Hürriyet

19Sanık savcı İnam’a zorla getirme uyarısı

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, gazetemizi susturma soruşturmasını yöneten ve sanık olduğu Selam Tevhid Kumpas davasının 3 duruşmasına katılmayan savcı Murat İnam hakkında “zorla getirilme tedbiri uygulanabileceği uyarısında bulunulmasına” karar verdi.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Selam Tevhid Kumpas davasında “casusluk”, “FETÖ üyeliği” ve “hükümeti devirmeye teşebbüs” gibi suçlardan 2 müebbet ve 64 yıl hapisle yargılanan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat İnam’ın savunma yapmak amacıyla gelecek duruşmaya katılmaması halinde zorla getirilme ya da yakalama tedbirlerinin uygulanabileceğinin ihtarına karar verdi. Duruşmayı 13 Şubat’a erteleyen mahkeme, Cumhuriyet gazetesine yönelik “FETÖ’ye yardım” operasyonu yürüten İnam’ın arasında bulunduğu sanıkların FETÖ’nün gizli haberleşme sistemi ByLock kullanıp kullanmadığının MİT ve HSYK’den sorulmasına hükmetti.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Selam Tevhid Kumpas davasında “casusluk”, “FETÖ üyeliği” ve “hükümeti devirmeye teşebbüs” gibi suçlardan 2 müebbet ve 64 yıl hapisle yargılanan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat İnam’ın savunma yapmak amacıyla gelecek duruşmaya katılmaması halinde zorla getirilme ya da yakalama tedbirlerinin uygulanabileceğinin ihtarına karar verdi. Duruşmayı 13 Şubat’a erteleyen mahkeme, Cumhuriyet gazetesine yönelik “FETÖ’ye yardım” operasyonu yürüten İnam’ın arasında bulunduğu sanıkların FETÖ’nün gizli haberleşme sistemi ByLock kullanıp kullanmadığının MİT ve HSYK’den sorulmasına hükmetti.

Erdoğan’ın avukatı geldi

Telefonları dinlendiği gerekçesiyle müşteki olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın avukatları da davayı takip etti. Erdoğan, Ahmet Davutoğlu, Hakan Fidan, Bekir Bozdağ’ın arasında bulunduğu müştekilerin davaya katılma talepleri kabul edildi.

Kaynak: Cumhuriyet

18Öksüz uçmuş devlet bakmış

TBMM Darbe Komisyonu’na gelen bilgiye göre Adil Öksüz’ün son 14 yılda 52 kez yurtdışına çıktığı ve yurtdışında toplam 552 gün kaldığı belirlendi. Öksüz’ün yurtdışına çıkışlarının sadece 4’ünde izin aldığı, diğerlerini yıllık izin ve bayram tatillerine denk getirdiği tespit edildi.

TBMM Darbe Komisyonu, 15 Temmuz darbe girişiminin kilit isimlerinden “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin imamı” olduğu belirtilen Adil Öksüz’le ilgili çok önemli bilgilere ulaştı.

TBMM Darbe Komisyonu’na Sakarya Üniversitesi tarafından gönderilen Adil Öksüz’ün yurtdışı çıkışlarına ilişkin resmi bilgiye göre; Öksüz 2002-2016 yılları arasında toplam 52 kez yurtdışına çıkış yaptı. Yurtdışında toplamda 552 gün kaldığı belirlenen Öksüz’ün genellikle yıllık izin dönemi ve bayram tatillerinde yurtdışına çıkış yaptığı tespit edildi. Komisyona gelen söz konusu yazıya göre; Adil Öksüz’ün 2002’den bu yana her yıl birden fazla kez yurtdışına çıkış yaptığı ve yurtdışında toplamda en az bir ay geçirdiği belirlendi.

Sakarya Üniversitesi Rektörlüğü’nün yazısında Öksüz’ün yurtdışına yaptığı çıkışlar hakkında “15 yılda yapılan 52 gidişin 4 tanesi yurtdışı izni diğerleri bilgimiz dışında olup kaçak gidişlerdir. Bunların çoğu yurtiçi izni, bayram tatili, hafta sonu ve eğitimin olmadığı zamanlardır” bilgileri iletildi.

Komisyona dün bilgi veren 15 Temmuz’da darbecilerle silahlı çatışma nedeniyle gazi olan Kartaltepe Kışlası Komutanı Albay Davut Ala yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Çatışmada karaciğerinden ve bacağından vurulan, sağ elindeki işaret parmağı kopan, diyaframı delinen, kaburgaları kırılan Gazi Albay Davut Ala, “Şehadet getirmek için akrabamızı aradım. Çocuklarım önce Allah’a sonra size emanet dedim. İlk hastaneye götürüldüğümde öldü diye kenara atmışlar. Kusura bakmayın. Yaşamam bir mucize. Bunların hiçbiri önemli değil. Bir Rum ordusunu getirip koysaydık oraya Rum askeri bile o halka o eziyeti etmezdi” diye konuştu.

Kaynak: Cumhuriyet

17Kaçak FETÖ’cüler sınırı geçti, PYD’ye sığındı

İstihbarat raporlarına göre 15 Temmuz’a katılan güvenlikçiler, Suriye tarafına kaçıp PYD’ye çalışmaya başladı. Adalet Bakanı Bozdağ da 96’sı asker, 4 bin 365 FETÖ’cünün arandığını açıkladı
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kaçan FETÖ’cülerin listesini açıkladı. Aranan 4 bin 365 örgüt üyesi içinde 210 polis, 96 askerin yanı sıra çeşitli meslek gruplarından isimler bulunuyor. İstihbarat ve güvenlik birimlerince yapılan tespitlere göre de darbe girişimine katılan güvenlikçilerin önemli bölümü Suriye tarafına geçerek Türkiye’nin terör örgütü ilan ettiği PYD’ye hizmet ediyor. Adalet Bakanı Bozdağ, FETÖ ile mücadele sürecine ilişkin şu mesajları verdi:
39 BİN TUTUKLAMA: “Operasyonlar kapsamında toplam 96 bin işlem yapılırken, tutuklama kararı çıkarılanların sayısı 39 bini geçti.
DOSYALAR PENSİLVANYA’YA: Son HSYK ihraç kararları yabancılar tarafından eleştiriliyor. FETÖ mensubu yargıçların önemli dosyalarda nasıl karar verdikleri, dosyaları Pensilvanya’ya gönderdikleri itiraflarda ortaya çıktı. Şu ana kadar 3 bin 698 hâkim-savcı görevden uzaklaştırıldı. Bunların 3 bin 659’u meslekten çıkarıldı, 198’i görevine iade edildi.
4 BİN 365 KİŞİ FİRARİ: Bin 121 gözaltı var. 4 bin 365 kişi ise aranıyor. Bunlardan 96’sı asker, 210’u polis, 1’i vali, 3’ü vali yardımcısı, 3’ü kaymakam, 4 bin 52’sinin de diğer mesleklere mensup kişiler olduğunu söyleyebiliriz.
285 YARGI MENSUBU ARANIYOR: Yakalama kararı verilip de aranan yargı mensubu sayısı 285. Bunun 30’u Yargıtay üyesi, 7’si Danıştay, 248’i de adli-idari yargı hâkim ve savcısı. Tutuklu 2 bin 410 kişi var ve bugüne kadar 3 bin 698 kişiye adli işlem yapıldı.
16 BİN YENİ PERSONEL: Gelecek yıl Adalet Bakanlığı’na, icra katibi, zabıt katibi, mübaşir, teknisyen, şoför, infaz koruma memuru, infaz katibi ve de hâkim-savcı dahil 16 bin civarında alım yapılacak. Son çıkarılan KHK ile uzman çavuşlar ve uzman erbaşlardan 2 yıl çalıştıktan sonra görevden ayrılanların, gardiyan olarak mesleğe alımı konusunda hüküm koyduk. 35 yaşı doldurmamış olanlar arasından seçim yapılacak. Zannedersem ilk ilanda 5 bin kişi alacağız. Büyük ihtimalle aralık içinde bunun ilanını yapacağız.
YSK’YA HUKUKÇU ŞARTI: YSK teşkilat yasası değişiyor. Seçim müdürlüklerine hukuk fakültesi şartı getiriliyor. Seçim müdürleri aynı yerde iki kez seçim yapamayacak. Bir rotasyon düzeni olacak.”

Kaynak: Sabah ve Star ve Takvim

16Pişman polisler ‘abi’ ve ‘abla’ları ele verdi

İstanbul’da, itirafçı olan polislerin verdiği bilgilerle, 7 emniyet müdürü ile 52 örgüt abisi ve ablası gözaltına alındı. Hatay ve Malatya’da 32 polis, Balıkesir’de 12 asker tutuklandı
Yurt sathında FETÖ operasyonları dün de devam etti.
İstanbul: Polis okulları yapılanmasına yönelik soruşturmada, etkin pişmanlıktan yararlanıp itirafçı olan 4 örgüt üyesinin verdiği bilgiler doğrultusunda, 13 ilde düzenlenen operasyonda, aralarında İstanbul Şükrü Balcı Polis Okulu Müdürü İsmail Boşnak ile daha önce milletvekili adayı olan 2’nci sınıf emniyet müdürü Turan Odabaşı, 3’üncü sınıf emniyet müdürleri Ali Barlas, Tuncay Felek, Ali Öz, Efkan Hocaoğlu ile 4’üncü sınıf emniyet müdürü Halit Serdar Uçan’ın da bulunduğu 7 emniyet müdürü ile 25 örgüt abisi ve ablası 32 şüpheli gözaltına alındı.
İzmir: Askeri Casusluk kumpası soruşturmasının 3’üncü dalgasında, emekli Tümgeneral Muzaffer Öztosun ve Binbaşı Erdoğan Akdeniz’le 16 şüpheli tutuklandı.
Başka bir soruşturmada da 6 güvenlik görevlisi tutuklandı.
Konya: Hava Kuvvetleri’ndeki kripto subaylar yapılanmasına yönelik soruşturmada gözaltındakilerin sayısı 40’a ulaşırken, 20 subay ve astsubay ise aranıyor.
Uşak: 13’ü öğretmen 20 şüpheli gözaltına alındı.
Hatay: 3 emniyet amiri, 2 şube müdürü ve komiserlerin de bulunduğu 28 polis tutuklandı.
Malatya: Adliyeye sevk edilen 13 polisten 4’ü tutuklandı
Manisa: 17 şüpheli tutuklandı.
Balıkesir: 12 subay ve astsubay tutuklandı.
Adana: Kimse Yok Mu Derneği yöneticileri tutuklandı.
Samsun: 8 akademisyen tutuklandı.
Denizli: FETÖ/PDY’nin finans kaynaklarına yönelik soruşturma kapsamında 19 kişi tutuklandı.
Kütahya: 6 öğretmen tutuklandı.
Siirt: KHK ile ihraç edilen 59 polisten 41’i gözaltına alındı.
Mersin: Tarsus’ta ihraç edilen ve görevden uzaklaştırılan 14 müftülük çalışanı gözaltına alındı.
Kocaeli: Kocaeli merkezli 9 ilde 13 şüpheli gözaltına alındı.
Van: 10 polis tutuklandı.
Muş: Askeri personelin “Mahrem İmamı” olduğu belirlenen bir öğretmen gözaltına alındı.

Kaynak: Sabah

15Fetö’nün Trump rüyası

Bakan Bekir Bozdağ: FETÖ üyelerinin cezaevlerinde kalkışma planı iddialarına ilişkin cezaevlerine yazı gitti. Yüzde bir de olsa ihtimal tedbir almak vazifemiz. FETÖ cezaevlerinde ve cezaevi dışında rüyalar üzerinden propaganda yapıyor. Bir gün rüyada Hz. Yusuf’un cezaevinde bayram namazı kıldırdığını anlatıyorlar. Trump’ı cenaze namazı kıldırmaya getirenler bile var. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve devletin önemli birimleri içerden ve dışarıdan gelecek saldırılara karşı gerekli şekilde donatıldı. Cezaevlerine uçaksavar konuldu.

Kaynak: Sabah

14FETÖ organizatörü rektör

Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki (YTÜ) FETÖ’cü akademisyenlere yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınan, Abdullah Gül Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Musa Hakan Asyalı’nın (37) YTÜ’deki örgüt yapılanmasının organizatörü olduğu belirtildi. 15 Temmuz sonrasında açığa alınan akademisyenlerin çoğunun, 40 yaşına varmadan profesör olduğu da anlaşıldı. FETÖ’cü akademisyenlere yönelik operasyonlarda gözaltına alınanların sayısı 79’a yükseldi. Gözaltına alınanların arasında 8 profesör ve 48 doçent var. İddiaya göre; akademisyenler, FETÖ’ye yakınlığı ile bilinen ajans ve gazetelerde 2013 ve öncesinde haber oldu. Telefonlarında ByLock programı çıktı. Bank Asya krize girdiği dönemde hesap açtılar ve FETÖ için himmet topladılar. Prof. Dr. Musa Hakan Asyalı’nın ise Abdullah Gül Üniversitesi’nde rektörlük yaptığı ve 2012’de görevinden istifa ettiği belirlendi. İstifasının ardından YTÜ’de göreve başlayan Asyalı, 15 Temmuz sonrasında açığa alındı. Musa Hakan Asyalı’nın YTÜ’ndeki FETÖ yapılanmasının kurucusu ve organizatörü olduğu öne sürüldü.

Kaynak: Sabah

13Himmet yok diye eğitimden aldılar

FETÖ’nün Hava Kuvvetleri’ndeki kripto pilotlarına yönelik Konya merkezli soruşturmada gözaltına alınınca itirafçı olan 79 subayın anlattıkları, örgütün kendi çıkarları için her yola başvurduğunu bir kez daha gösterdi
Çoğu pilot 79 subay itirafçı oldu. Pilotların anlattıkları ise FETÖ’nün gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koydu:

İtirafçı bir pilot üsteğmen, örgütün kendi çıkarları için dini nasıl kullandığını şöyle anlattı: “Annem başı açık fotoğraf çektirmek istemeyince, bizden sorumlu örgüt abisi, ‘Daha önce de bir aile aynı durumla karşılaştı. Çocuğun babasının rüyasına giren Peygamber Efendimiz, eşinin başını açtırarak fotoğraf çektirmesini söylemiş. Bu nedenle bu olayın dini yönden önemi çok büyük’ diyerek ikna etti. Okulu bırakacağımı düşününce ise ‘Sakın öyle bir şey yapma. Bu iş bizim için çok önemli. Sizler Peygamber tarafından müjdelenen insanlarsınız. Peygamberimiz zamanındaki sahabeler de sizin yaptığınız işi yapıyorlardı. Onlardan hiçbir farkınız yok’ diyerek, beni etkilemeye çalıştı.

‘ABİLERİNİZE ALKOL ALDIRIRDIK’
Başka bir itirafçı üsteğmen ise hafta sonu buluştuğu örgüt abisinin, “Biz eskiden abilerinize yeri geldiğinde kendilerini deşifre etmemeleri için alkol almalarına izin verip, yönlendirme yapıyorduk. Mecbur kalınca alkol almak zorunda kalıyorlardı. Hadi siz yine iyisiniz. Size sadece namaz kılmama ve oruç tutmama şartı var” dediğini anlattı. İtirafçı üsteğmen, örgütün kız arkadaşı olan, sigara içen, alkol alan ve toplantılara katılmayanları “Menfi, örgütün isteklerine tam itaat eden ve tüm kriterlere uyanlara da “Müspet” diye tanımladığını söyledi.

Kaynak: Sabah

12Kamuflajın cebinden darbenin planı çıktı

Darbe girişimi sırasında İstanbul’da askerleri koordine eden firari Albay Ahmet Zeki Gerehan’ın evindeki kamuflajının cebinden, nereye kaç asker sevk edileceğini gösteren not çıktı
15 Temmuz gecesi darbeci askerleri koordine eden ve darbe girişimi başarısız olunca da ortadan kaybolan Albay Ahmet Zeki Gerehan’ın evindeki kamuflajının cebinden, darbe planlarının yer aldığı notlar çıktı.

SIRRA KADEM BASTI
Darbeci askerlerin “Yurtta Sulh Konseyi”adı altında oluşturdukları WhatsApp grubunda da bulunan Ahmet Zeki Gerehan, 15 darbenin bastırılması üzerine ortadan kaybolmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, darbeci albayını ev ve iş yerinde arama yaptı. Evde bulunan kamuflajın cebinde bir belge ele geçirildi. Çıkan kâğıtta darbe gecesi nereye ne kadar asker sevkiyatı yapılacağını gösteren firari Albay Gerehan’a ait el yazısı notlar yer alıyordu. “Kartal kavşak” diye başlayan belge “Çobançeşme” diye sonlanıyordu.

ORDU KOMUTANINI HEDEF ALDI
Soruşturma dosyasına delil olarak giren belgede, 15 Temmuz’da çatışmaların yaşandığı TRT, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Atatürk Havalimanı ve Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü gibi kritik bölgelere gönderilecek darbeci asker sayısının Gerehan tarafından belirlendiğini gösteriyor. Firari albayın talimatı ile Harp Akademileri Komutanlığı’nda bulunan subay adayı öğrencilerin İstanbul’un çeşitli noktalarındaki askeri birliklere sevk edildikleri anlaşıldı. Albay Ahmet Zeki Gerehan, 15 Temmuz gecesi 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar’ı gözaltına almak üzere bir tim görevlendirmiş, WhatsApp gurubuna da ,”Ordu Komutanı telefonu çalıyor ama açmıyor. Konum bulunamaz mı” şeklinde mesaj yazmıştı.

Kaynak: Sabah

11Doğan Holding’in temsilcisi FETÖ’nün kankası çıktı

Doğan Holding’in Ankara temsilcisi Barbaros Muratoğlu’nun 17/25 Aralık’tan sonra üst düzey FETÖ’cülerle sıkı ilişki içinde olduğu tespit edildi.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından adeta kahraman ilan edilen Doğan Holding’in, Ankara temsilcisi üzerinden ilginç ilişkilere girdiği ortaya çıktı. Söz konusu kişi Barbaros Muratoğlu. Teröristbaşı Fethullah Gülen’le de görüşen Muratoğlu, FETÖ’nün militan düzeyindeki isimleriyle sıkı ilişki içinde.

Muratoğlu’nun Akın İpek’in kardeşi Tekin İpek, Adem Yavuz Arslan, Ömer Şahin gibi FETÖ’cülerle yakın ilişki içinde olduğu tespit edildi.

Aydın Doğan’ın FETÖ ile olan yakın ilişkisini Akşam’dan Murat Kelkitlioğlu bugünkü köşesinde kaleme aldı. İşte Murat Kelkitlioğlu’nun “Aydın Doğan’ın FETÖ kriptosu” başlıklı o yazısı:

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün, bir çok kez yaptığı gibi, FETÖ konusunda çok önemli bir uyarı yaptı ve TSK’da, emniyette, yargıda, yani devletin hemen bütün kurumlarında örgütün varlığının sürdüğünü söyledi. Erdoğan’ın, 17-25 Aralık sivil darbe girişiminin ardından yaptığı buna benzer uyarılar dikkate alınmadığı için, bu ülkenin 15 Temmuz gibi bir gece yaşadığını unutmamalıyız.
Peki, FETÖ sadece devletin kurumlarında mı var?

15 Temmuz işgal girişimine rağmen FETÖ medyadan, siyasetten, ekonomi dünyasından temizlendi mi? FETÖ, bu alanlarda yok mu?

Şu ana kadar bu alanlarda yapılan operasyonlar sonrası ortaya çıkanlar, zaten herkesin malumu. Özellikle medya sektöründe ortaya çıkan isim ve kurumların FETÖ ile bağlantısı çok önceden bilinmiyor muydu?

Tabii ki FETÖ ile bağlantılı isimler bunlarla sınırlı değil. Bugün itibarıyla deşifre olmamış, bu örgütle ilintili medya ve finans baronları da var.

İşte bugünkü yazımızın konusu bu!

15 Temmuz gecesine kadar FETÖ ve militanlarıyla birlikte hareket etmekten geri durmayan, kurulan ittifaklara gazete ve televizyonlarıyla destek veren Aydın Doğan ve sahip olduğu Doğan Medya Grubu, neredeyse 15 Temmuz direnişinin kahramanı haline getirilmeye çalışıldı.

Gelin, bu ‘ucuz kahramanın’ marifetlerine bir bakalım!

17-25 ARALIK MiLAT AMA…

Aydın Doğan’ın sahip olduğu Doğan Holding’in Ankara Temsilciliği görevini yürüten isim Barbaros Muratoğlu. Muratoğlu, Doğan’ın Ankara’daki bütün işlerini yürüten isimlerin başında geliyor. Bir anlamda Aydın Doğan’ın karakutusu. Teröristbaşını Pensilvanya’da ziyaret eden isimlerden biri. Hiçbir yerde yayımlanmamak şartıyla Pensilvanya’da fotoğraf çektirmişliği bile var teröristbaşıyla. FETÖ’nün düzenlediği Türkçe Olimpiyatları’na katılmayı dahi ihmal etmedi Muratoğlu.

Hemen celallenmeyin!

Evet, bütün bunlar 17-25 Aralık sivil darbe girişiminden önce oldu. Bir çok isim gibi o da bu tarihten önce Pensilvanya ile görüştü.

Tamam, kabul ediyorum. 17-25 Aralık bu örgütle ilişkide milat sayılıyor. Benim derdim de bu tarih sonrası yaşananlar.

FETÖ ile bu kadar içli dışlı olan Doğan’ın karakutusu Muratoğlu’nun, 17-25 Aralık sivil darbe girişimine rağmen örgütle ilişkiyi kesmek bir yana, çok daha yakınlaştığı görülüyor.

FETÖ’CÜ KANKALAR

İşte Muratoğlu’nun FETÖ’yle samimiyeti!

“Muratoğlu, 17-25 Aralık darbe girişiminin ardından 2014 ve 2015 yıllarında FETÖ’ye yakın, hatta militan düzeyinde birçok işadamı, yargı mensubu, medya imamıyla görüşüyor. Görüştüğü isimlerin çoğu ByLock kullanıcısı. Ailesi içinde de FETÖ üyesi olanlar var. Eniştesi FETÖ’nün şirketlerinde çalışıyor. Eşinin yeğeni Burdur’da soruşturma kapsamında gözaltına alınıyor. Örgütün bugün firarda olan birçok ismiyle telefon görüşmeleri yapıyor. Pensilvanya’daki terörist başının iş dünyasındaki en önemli ismi Akın İpek’in kardeşi Tekin İpek, Adem Yavuz Arslan, Eyüp Can ve Ömer Şahin, Muratoğlu’nun teşrik-i mesai yaptığı en yakın isimler. Daha birçok isim var ama tek tek yazmaya kalksam sayfada yer kalmaz. Muratoğlu, Aydın Doğan’ın özellikle yargıdaki sorunlarını çözmek amacıyla FETÖ militanlarını devreye sokuyor.”

Bu yazdıklarımı okuyunca Doğan Grubu yüksek ihtimalle bir açıklama yapıp savunmaya geçecek ve bu iddiaların mesnetsiz olduğunu söyleyecektir.

Hiç kusura bakmayın, Barbaros Muratoğlu’nun FETÖ bağlantısı, yaptığı görüşmelerin kayıtları, Pensilvanya’da yayımlanmamak şartıyla çektirdiği fotoğraflar ilgili birimlerin elinde mevcut.

Bu da, FETÖ’nün medyadaki yapılanmasının deşifre olması açısından milat olsun!

Kaynak: Star

10‘Mağdurum’ dedi darbeci çıktı

KHK çerçevesinde kapatılan İzmir Nokta Kolejleri’nin sahibi Osman Sadi Sonverdi, FETÖ üyesi olmadığını, haksızlığa uğradığını iddia etti ancak, darbe girişiminin planlayıcılarından olduğu ortaya çıkınca tutuklandı.

Nokta Kolejleri’nin sahibi Osman Sadi Sonverdi,  FETÖ üyesi olmak ve örgütün darbe girişimine destek vermek suçlarından tutuklandı. Olağanüstü Hal Uygulaması kapsamında çıkarılan KHK ile okulları kapatılan Sonverdi, İzmir Valiliği’ne başvurarak, ‘Ben FETÖ’cü değilim, mağdur oldum’’ iddiasında bulundu.

KOD ADI: NUMAN

‘Kuzgun’ kod adlı gizli tanığın ifadelerine göre ise, Osman Sadi Sonverdi 15 Temmuz’dan önce cuntacı tuğgeneraller H.İ.Y ve S.M ve örgütün ‘İhsan’’ kod adlı sözde ‘’hususi imamı H.C ile birlikte darbe girişiminin önemli isimlerinden Adil Öksüz’ün Ankara’da yaptığı toplantıya katılmış.

Osman Sadi Sonverdi’nin fotoğrafı teşhis için ‘‘Kuzgun’’ kod adlı gizli tanığa gösterildi. FETÖ itirafçısı olan Kuzgun, Sonverdi’yi teşhis ederek, örgütteki kod adının ‘Numan’ olduğunu söyledi. ‘Kuzgun’, Ankara Çukurambar’daki bir villada darbe girişiminden önce Osman Sadi Sonverdi, generaller ve Adil Öksüz üçgeninde gelişen örgütsel faaliyetleri de anlattı: “Buluşmalarımızı Numan’ın evinde yapardık. Bana mesajlaşmak için tablet bilgisayar verildi. Bilgisayarda özel bir program ve grubun kurulu olduğunu gördüm. Grupta ‘İhsan’, ‘Selim’ ve ‘Numan’ kod adlı kişiler de vardı. 11 Temmuz’da İhsan’ın getirdiği araçla ben ve Süleyman Manka ile toplantıya gittik. Diğer araçta da Numan ile İhsan vardı.”

ŞİMDİ CEZAEVİNDE

Bu ifadeler üzerine Osman Sadi Sonverdi İzmir’de yakalayarak gözaltına alındı. Sonverdi, ‘TSK’nın gıda,yemek ve servis ihalesi’ için Çukurambar’daki eve gittiğini kabul etti, ancak “Generallerle farklı araçlardaydık. Ben eve girmeyip kapının önünde bekledim” dedi.

CHP’LİLER SAHİP ÇIKTI

Darbe girişiminin planlayıcılarından olduğu ortaya çıkan Osman Sadi Sonverdi’ye ait Nokta Koleji’nin kapatılmasının ardından CHP’li bazı milletvekilleri harekete geçerek, kamuoyunda ‘FETÖ soruşturmalarının mağdurları’ algısı oluşturmaya çalışmışlardı. Cumhuriyet Gazetesi de olayı ‘FETÖ mağdurları’ kampanyasına çevirmişti. Sonverdi’nin tutuklanmasından sonra  CHP’li vekillerin hiç bir açıklama yapmaması da dikkat çekti.

Kaynak: Star

9FETÖ’nün TSK görev listesi gün yüzüne çıktı!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz’da FETÖ’nün atamasıyla ‘yeni görev’lerini devralmaya giderek Türkiye’yi kana bulayan 15 generali tespit etti. İşte o isimler ve görevleri…

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın darbe soruşturması çok yönlü olarak sürdürülüyor. Birkaç dosyada iddianame aşamasına gelen başsavcılık, önemli bir çalışmaya daha imza attı. Darbecilerin, “Harekat Yıldırım” planı kapsamında hazırladığı görevlendirme listesi mercek altına alındı. Atama listesinde yer alan ve görevlendirme kısmında “Devam” yazanların önemli bir kısmının darbeci olduğu değerlendirildi. Bu isimlerin mevcut görevlerine, kritik olması nedeni ile devam etmelerinin öngörüldüğü belirlendi.

Dönemin Genelkurmay Proje Yönetim Daire Başkanı Tümgeneral Mehmet Dişli ve Genelkurmay Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu, bu kapsamda değerlendirildi. Darbeci olmayan bazı isimlerin de cuntacılar tarafından görevlendirme listesine yazıldığı saptanmıştı.

CUNTACI KOMUTANLAR ‘GÖREV’ YERLERİNDEYDİ

Başsavcılık, görevlendirme listesinde yer alan ve darbe girişimi gecesi harekete geçen isimleri belirlemek için titiz bir çalışma yürüttü. Harekât planıyla görevlendirme listesinin, cuntacılar tarafından 15 Temmuz gecesi saat 21.00’e doğru birliklere gönderildiği belirlendi.

Birlik dışında bulunan ve görevlendirme listesinde yer alan bazı isimlerin telefonla bilgilendirildiği tespit edildi. Bu bildirimlerden sonra bazı komutanların, görevlendirildikleri birimlerde komutayı almak üzere harekete geçtikleri belirlendi. Başsavcılık bu isimlerin listesini de çıkardı. Bu kapsamda ilk olarak tespit edilen isimler şöyle:

O İSİMLER VE GÖREVLERİ

Osman Ünlü: Cuntacıların atama listesinde Ankara Sıkıyönetim Komutanı olarak yer alan Polatlı Topçu ve Füze Okulu Komutanı Tümgeneral Osman Ünlü’nün darbe gecesi Ankara 4. Kolordu Komutanlığı’nı devralmaya gittiği belirlendi. Ünlü’den boşalan koltuğa, Polatlı 58. Topçu Tugay Komutanı Tuğgeneral Murat Aygün geçti.

Semih Terzi: Özel Kuvvetler 1. Tugay Komutanı Semih Terzi, darbe gecesi Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı ele geçirmek için Diyarbakır’dan askeri uçakla Ankara’ya gitti. Ancak Terzi, Astsubay Ömer Halisdemir tarafından vurularak öldürüldü.

Bican Kırker: Kara Kuvvetleri Personel Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Bican Kırker, darbe gecesi Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim ve Tümen Komutanlığı’na gitti. Kırker, komutanlığı devralıp tankların çıkarılması talimatını verdi. Darbe karşıtı subaylar tarafından gözaltına alındı.

Sadık Köroğlu: Darbe girişimin en hareketli adreslerinden olan ve kursiyer teğmenlerin de silahlandırıldığı Ankara’daki Jandarma Okullar Komutanlığı’nın başında bulunan Sadık Köroğlu, Jandarma Eğitim Komutanlığı’nı devralmak istedi.

Ünsal Coşkun: Kara Havacılık Okul Komutanı olan Tuğgeneral Ünsal Coşkun, o gece Kara Havacılık Tümen Komutanı Hakan Atınç’ı derdest ettirerek yerine geçti. Ankara’yı kana bulayan helikopterler, Coşkun’un komutasındaki buradan havalandı.

Ali Kalyoncu: Kara Kuvvetleri Personel İşlem Daire Başkanı Tuğgeneral Ali Kalyoncu, 28. Mekanize Tugay Komutanlığı’nın komutasını devraldı. Ankara sokaklarında terör estiren tanklar ve diğer zırhlı araçlar, bu tugaydan çıktı.

Kerim Acar: Kara Harp Okulu Dekanı Tuğgeneral Kerim Acar, derdest edilen Kara Harp Okulu Komutanı Tümgeneral İzzet Çetingöz’ün yerine geçti.

Sinan Süer: Darbecilerin atama listesinde görevine devam yazan Genelkurmay 1. İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Başkanı Sinan Süer, darbe gecesi karargâhta bulunuyordu. Süer’in elinde silahla darbecilerle birlikte hareket ettiği de görüntülere yansıdı.

Muharrem Köse: Genelkurmay Hukuk Müşaviri olan Albay Muharrem Köse, atama listesinde Genelkurmay Adli Müşaviri olarak yer alıyordu. Köse, bu görevi devralmak üzere o gece Genelkurmay Karargâhı’nda idi. Habertürk

Kaynak: Akşam

8Sakat sakat Bodrum’a gidip cinayeti sonuca bağlamış

FETÖ soruşturmasında hakkında yakalama kararı çıkan İhsan Kalkavan, Aslı Baş davasının çözümü için geçirdiği trafik kazasına rağmen Bodrum’a gidip Muğla imamını görevlendirmiş.

ERCAN ÖZTÜRK

FETÖ’nün en büyük finans yöneticisi İhsan Kalkavan hakkında çıkan yakalama kararından sonra gözler davanın seyrini değiştirdiği Aslı Baş soruşturmasına çevrildi. FETÖ hakkında açılan soruşturmaları para dağıtarak kapatan Kalkavan’ın bazı nüfuslu kişilerin dosyalarının seyrini değiştirdiği ortaya çıkmıştı. Ahmet Bayer ile Kalkavan, arasında geçen konuşmalar an be an teknik takibe takılmıştı.

DOSYANIN SEYRİNİ DEĞİŞTİRDİ

Aslı Baş’ın vekillerinden Faruk Zorba, Kalkavan’ın bu dosyada sanık olarak yargılanması gerektiğinin altını çizerek, “Baş’ın öldürülmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada Ahmet Bayer’in oğulları Hakan Bayer ile Volkan Bayer’in tutuklanmasına karar verilmişti. Ahmet Bayer eski dostu İhsan Kalkavan’dan yardım istemişti. Hatta Kalkavan o sıralarda trafik kazası geçirmiş, koltuk değnekleriyle Bodrum’a gitmiş ve FETÖ’nün Muğla imamı Zeki Yağmur’u bu işle ilgilenmesi için görevlendirmişti” ifadelerini kullandı.

APAR TOPAR ÜLKEDEN KAÇTI

“Telefon görüşmeleri suç içermesine rağmen soruşturma dosyasına konulmamış hatta sildirilmiş. Bu bile bu kişilerin nasıl korumaya alındığını gösteriyor” diyen Zorba “Cinayeti örtbas etmeye çalışanlar belli. Bu tapeler AKŞAM’da yayınlandıktan sonra Kalkavan ülkeden kaçtı. Gördük ki ortada örgütün açık müdahalesi var” dedi.

İşte o tapeler

22 Ekim 2014 tarihinde AKŞAM’da ‘Kraliçe cinayetine paralel yardım’ başlığıyla çıkan haberde Ahmet Bayer ile İhsan Kalkavan arasında geçen telefon görüşmelerine yer verilmişti:

– A.B. : Ne olur gel İhsan senin fikrine ihtiyacım var.
– İ.K. : Bizim orada Zeki diye  bir arkadaşımız var. Bu arkadaş bizim Bodrum sorumlusu. Seni ziyarete gelecek.
– A.B. : Davayı Bodrum’da tutmaya çalışıyoruz.
– İ.K. : Sen Adli Tıp işlerin ve diğer konuların hepsini Zeki’ye bahset. Hedefimiz ilk celsede sonuç.

Kaynak: Akşam

7FETÖ/PDY operasyonunda flaş gelişme

Tokat’ta FETÖ’nün mülkiye yapılanmasına yönelik düzenlenen operasyonda 12 kişi tutuklandı.

Edinilen bilgiye göre, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı, 2010 KPSS’de İçişleri Bakanlığı Kaymakam Adaylığı Giriş Sınavı’na şaibe karıştığı iddiasıyla operasyon düzenledi. Bu kapsamda 37 kaymakam ile aralarında merkez valisi ve müfettişlerin olduğu 43 kamu görevlisi Tokat Adliyesi’nde ifadeye çağrıldı. Tokat Cumhuriyet Başsavcısı Erdoğan Bayrakdar tarafından yürütülen soruşturmada görevlendirilen savcılar tarafından ifadesi tamamlanan 12 kişi Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanırken, 25 kişi ise etkin pişmanlıktan yararlanarak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 6 kişinin ise işlemlerinin sürdüğü kaydedildi.

Kaynak: Akşam ve Türkiye ve Akit

6İhraç edilen 59 polis hakkında gözaltı kararı

Siirt’te, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması soruşturması kapsamında Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilen 59 polis hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerden 41’i gözaltına alındı.

Siirt’te, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında örgüt üyesi oldukları gerekçesiyle Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ihraç edilen 59 polis memuru hakkında Siirt Cumhuriyet Başsavcılığınca gözaltı kararı verildi.

Kararın ardından İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince çeşitli adreslerle düzenlenen operasyonda 59 şüpheliden 41’i gözaltına alındı.

18 şüpheli aranıyor

Diğer 18 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor.

Gözaltına alınan şüpheliler Siirt Devlet Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra ifade işlemleri için emniyete götürüldü.

Kaynak: Akşam

5Kumpas AYM’den döndü

Bir grup subaya kurulan kumpası deşifre ettiği için FETÖ’nün hedefi olan emekli askeri savcı Mehmet Çelik’e verilen mahkumiyet kararı AYM’den döndü. AYM, Çelik’in sivil mahkemede yargılanması gerekirken, askeri yargıda yargılanmasını “hak ihlali” saydı.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ), bir grup subaya kurduğu kumpası deşifre ettiği için askeri yargıdaki uzantıları aracılığıyla kurguladığı soruşturma üzerinden emekli askeri savcı Mehmet Çelik’e verdiği mahkumiyet kararı Anayasa Mahkemesi’nden (AYM) döndü. Çelik, 2008 yılında Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı’nda askeri savcı yardımcısı olarak çalışırken kamuoyunda Karargah Evleri olarak bilinen ve TSK içerisinde görevli bazı asker kişilerle İşçi Partisi yöneticileri arasında yasadışı bir yapılanma olduğu iddialarının yer aldığı dosyaya bakmakla görevlendirildi.
SORUŞTURUNCA HEDEF OLDU
2014’te takipsizlikle sonuçlanan dosyayı hazırlayan MİT’in oluşturduğu örgüt şemasında gerçekle bağdaşmayan şüpheli durumların olduğunu fark eden Çelik, TSK’yı tamamen ele geçirmeyi hedefleyen örgütü soruşturmaya başlayınca FETÖ’nün kumpasıyla karşı karşıya kaldı. Hakkında karalama kampanyası başlatılan Çelik, FETÖ’nün en bilindik yöntemlerinden birisi olan usulsüz dinlemeyle takibe alındı. Tüm bu saldırılara rağmen soruşturmaya devam eden ve örgütün yabancı istihbarat örgütleriyle irtibatlı olduğuna ilişkin bulgulara ulaşan Çelik, dosyadan el çektirilerek Askeri Yargıtay’a gönderildi. Çelik, Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok’ın yargılandığı “sahte çürük raporu” davasına dahil edildi.
YANLIŞ FOTOĞRAFTAN DAVA AÇILDI
Sahte çürük raporu davasından beraat eden Çelik’e kurulan kumpas bununla da sınırlı kalmadı. Kumpas, 2007 yılında yani Karargah evleri soruşturmasından önce Konya Yunak’ta bir benzin istasyonunda yaşanan tehdit olayından üretildi. FETÖ’nün kurduğu kumpaslarla bu olayı Çelik’in azmettirdiği öne sürüldü. Çelik hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan 4 Haziran 2010’da dava açıldı. Askeri Yargıtay 4. Dairesi, yargılama sonucu 18 Ocak 2013’te Çelik hakkında beraat kararı verdi. Karar ise 4’e karşı 1 oyla alındı. Savcının itirazı üzerine karar temyiz edildi. Askeri Yargıtay Daireler Kurulu, oy çokluğu 4. Daire’nin kararını bozdu. Ancak bu süreçte ilk kararda beraat yönünde görüş bildiren 2 hakimin çeşitli nedenlerle daireden ayrılması nedeniyle aynı davada Hakim Albay Mehmet Şimşek ve Hakim Albay İlker Uçtu görev aldı. Yeniden yargılamada, Çelik hapse mahkum edildi.
YÜKSEK MAHKEME “İHLAL” DEDİ
Çelik askeri yargının bu karanını AYM’ye taşıdı. Çelik, AYM’ye yaptığı bireysel başvuruda, söz konusu davanın kumpas olduğunu belirterek, görevli olmayan yargı kolundaki mahkemede yargılama yapılması nedeniyle kanuni hakim güvencesinin ihlal edildiğini kaydetti. AYM ise Çelik’i haklı bularak ihlal kararı verdi. Hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı vurgulanan kararda, “Suç tarihinden sonra görevden ayrılmış askeri hakim ve savcılar yönünden hangi yargı kolunun görevli olduğuna ilişkin olarak oluşan hukuki belirsizliğin giderilmesine yönelik mekanizmaların işletilmesi yönünde gerekli özen gösterilmemiştir. Sonuç olarak Anayasa’nın 36. ve 37. maddelerindeki anayasal güvencenin ihlal edildiği anlaşılmıştır” denildi.
Davası yeniden görülecek
Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu kararı, Askeri Yargıtay 4. Dairesi’ne gönderilecek. 4. Dairede de bu karar uyarınca görevsizlik kararı vererek dava dosyasını sivil mahkemeye gönderecek. Öte yandan, davayı açan Hakim Albay Yaşar Yüce ile mahkumiyet kararlarını veren 4. Daire üyeleri Hakim Albay Turgay Öztoprak, Hakim Albay Mehmet Şimşek ve Hakim Albay İlker Uçtu’nun 15 Temmuz darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma kapsamında tutuklandığı belirtildi. Bu arada Çelik, kumpas davaları sürecinde istifa etmesine rağmen Çelik er statüsünden ihraç edilmişti. AYM’nin bu kararının ardından er statüsünden ihraç edilen Çelik, özlük haklarını yeniden alabilecek ve emekli binbaşı sayılacak.

Kaynak: Yeni Şafak

4Altından FETÖ çıktı

İzmir’deki Atlantis Karataş isimli kuyumculuk şirketinin patronu 15 Temmuz sonrası tutuklandı. Şubelerini tek tek kapatan firmanın bu sırada 2 ton altını kaçırdığı ortaya çıktı

İzmir’deki FETÖ soruşturmasında örgüte finansal destek sağladığı ileri sürülen ünlü kuyumcu Kamil Karakaş gözaltına alınırken, Atlantis Karataş isimli kuyumculuk şirketinin 15 Temmuz sonrası büyük bir vurgun yaptığı ortaya çıktı. 2013’te Türkiye’nin en büyük 92. şirketi olmayı başaran kuyumcunun birçok şubesi kısa sürede kapanırken, Atlantis kuyumculuk şirketi ile ilgili inceleme başlatıldı.

150 MİLYON DOLAR BORÇ TAKTI
Yapılan incelemede şirket kayıtlarında görünen tam 2 ton altının ortada olmadığı belirlendi. Geriye dönük araştırmada 15 Temmuz darbe girişimi sonrası şirketin şubelerindeki altınların apar topar kasalardan ve vitrinlerden kaçırıldığı belirlendi. Atlantis Kuyumculuk kayıtlarında gözüken 2 ton altını polis bulamadı. Altınlar bulunmadığı gibi firmanın 13 bankaya 150 milyon dolar borçlu olduğu ortaya çıktı. Alacaklı bankalar yasal yollara başvurdu.

Kaynak: Takvim

3FETO’nun akrabaları neden itirafçı oluyor?

Fetullah Gülen çetesinin itirafçı olması konusunda da iki yüzlü davranıyor. Kendi ailesinden olan ve sırlarını bilen köklü elemanlarının sınırlı ve yanlış itiraflarda bulunarak itirafçı olmasına fetva verirken örgütün diğer kademelerindeki üyelerine “itirafçı olursanız dinden çıkar münafık olursunuz” şeklinde telkinlerde bulunuyor

Fetullah Gülen çetesinin itirafçı olması konusunda da iki yüzlü davranıyor. Kendi ailesinden olan ve sırlarını bilen köklü elemanlarının sınırlı ve yanlış itiraflarda bulunarak itirafçı olmasına fetva verirken örgütün diğer kademelerindeki üyelerine “itirafçı olursanız dinden çıkar münafık olursunuz” şeklinde telkinlerde bulunuyor. Cezaevindeki kendi yakınlarına özel mesajlar göndererek itirafçı olması ve cezaevinden bir an önce çıkarılması konusunda her yöntemi deniyor. Gülen’in yeğenleri de itirafçı olmaya başladı.

Erzurum’daki Gülen Vakfı’nın eski yöneticilerinden ve FETÖ’nün çeşitli kademelerinde görev aldıktan sonra 2 yıl önce örgüt ile yollarını ayıran Ümit Akdemir sabah.com.tr’ye önemli açıklamalarda bulundu.

İŞTE ÜMİT AKDEMİR’İN AÇIKLAMALARINDAN ÖNE ÇIKANLAR:
“Cezaevlerinde Trump’ın kaybedeceği yönünde bir propaganda yapılmıştı. Trump’ın seçim zaferinden sonra cezaevlerinde itirafçı sayısının arttığı yönünde ciddi bilgiler geliyor. Aralık ayında ise en büyük çözülmenin yaşanacağı belirtiliyor. Çözülmeyi engellemek için ailelere para yardımında bulunularak cezaevlerindeki örgüt üyelerinin üzerinde baskı kurulmaya çalışılıyor. Aileleri “senin oğlunu şu isim şikayet etti” denilerek kışkırtılıyor.

YAKINLARINI KURTARMAK İSTEYENLER BU OYUNA GELMEMELİ
Aileler bu konuda Fetullahçı hainlerin oyununa gelmemeli. Eğer çocuklarını ve yakınlarını kurtarmak istiyorlarsa mutlaka itirafçı olmaları yönünde telkinde bulunmaları gerekiyor. Örgüt yöneticileri kendilerini kurtarmak için binlerce kişinin geleceğini karartmaktan çekinmez. Aileler kendilerine yapılan küçük yardımlara kanarak evlatlarının geleceğini karartmasın.

FETULLAH KENDİ YAKINLARINI İTİRAFÇI YAPIP KURTARIYOR
Fetullah Gülen çetesinin itirafçı olması konusunda da iki yüzlü davranıyor. Kendi ailesinden olan ve sırlarını bilen köklü elemanlarının sınırlı ve yanlış itiraflarda bulunarak itirafçı olmasına fetva verirken örgütün diğer kademelerindeki üyelerine “itirafçı olursanız dinden çıkar münafık olursunuz” şeklinde telkinlerde bulunuyor. Cezaevindeki kendi yakınlarına özel mesajlar göndererek itirafçı olması ve cezaevinden bir an önce çıkarılması konusunda her yöntemi deniyor. Gülen’in yeğenleri de itirafçı olmaya başladı.

“EKREM DUMANLI KAÇTI BİZ NİYE HAPİSTEYİZ” ÇIĞLIĞI
Cezaevlerindeki FETÖ’cülerin ve tutuklu yakınlarının en büyük şikayetlerinin başında şu geliyor: “Bizim bu suça bulaştıran FETÖ yöneticileri ve Fetullah Gülen dışarıda gezerken biz neden cezaevinde yatıyoruz.” Cezaevlerinde kalma süresi uzadıkça bu itiraz sesleri daha da yükseliyor.

FETULLAH’A İNANÇ TAMAMEN SARSILMIŞ DURUMDA
Sürekli tarihler vererek örgütü ayakta tutmaya çalışan Teröristbaşı Gülen, 10 Kasım tarihini vermişti. Sonra örgüt tarafından 22 Kasım’da herkes cezaevinden çıkacak deniliyordu. Ancak her gün yeni darbe yiyorlar. Darbe girişiminden sonra “Biz yapmadık Cumhurbaşkanı yaptı” yalanına sığınan Fetullah, artık konuşmalarında artık açık açık darbeyi ve darbeci hainleri savunuyor. Örgüt tabanı da darbeci olarak anılmaktan çok rahatsız. Örgüte maddi bağımlılığı olanlar inançlarını tamamen yitirseler de Gülen’i destekliyor gibi görünüyorlar. Ancak içten içe örgütün içinin karıştığı haberleri geliyor. Bu FETÖ içinde alışık olunan bir durum değil. Gülen gibi tartışılmaz bir liderin eleştirilmeye başlanması bitişin de göstergesi.

YURTDIŞINA KAÇANLARA DA ÖRGÜT SAHİP ÇIKMIYOR
Bir de yurtdışına FETÖ haininin tabiriyle “zorunlu hicret” edenler var. Bunların birçoğuna sahip çıkılmadı. Yurtdışına giden FETÖ’cüler aileleri ile birlikte mağdur ediliyor. Örgüt ile istişare etmeden yurtdışında herhangi bir ülkeye gidenlere ise kimse sahip çıkmıyor. Cezaevlerindeki hayal kırıklığının bir benzeri de yurtdışına firar eden FETÖ’cülerde yaşanıyor. Herkese iş buluyoruz diyorlar ama ne çalışma ne de yaşam koşulları çok kötü. Aileleri tarafından hain ilan edilen bu kaçaklar için tek bir çözüm yolu var. Gelsinler itirafçı olsunlar ve Türkiye’nin adaletine razı olsunlar. Kaçarak mağduriyetlerini arttırdıkları gibi ömür boyu hain damgası ile yaşamak zorunda kalacaklar.

FETÖ’CÜLERLE İŞBİRLİĞİ YAPAN AİLELER SUÇ İŞLİYOR
Yakını içeride olan ailelere sesleniyorum. Yakınlarınızı bir an önce bu suç örgütünden koparın. İkinci olarak da yakınlarınızı savunmak için FETÖ’nün kirli oyunlarına alet olmayın. Bu yöntemle hem yakınlarınızın cezaevlerinden çıkışını güçleştirdiğiniz gibi kendinizi suçlu durumuna düşürürsünüz. Örgüt yöneticileri ve yakınları kendilerini kurtarırken, sizin yakınlarınız yaşamının geri kalan kısmını cezaevlerinde geçirir. Sizinle iletişime geçmeye çalışan FETÖ’cü alçaklarla kesinlikle işbirliği yapmayın. Yakınlarınızı kurtarmaya çalışıyoruz diyerek sizi yanlış yönlendirmelerine, suç işletmelerine izin vermeyin.

MAĞDUR (!) DİLEKÇELERİNİN HEPSİ AYNI KALEMDEN ÇIKMIŞ!
FETÖ örgüt faaliyetlerinin içerisine aileleri de çekerek kendilerini çok güçlü göstermeye çalışıyor. Isparta’nın bir köyünden gelen mağduriyet dilekçesiyle İstanbul’un bir ilçesinden gelen dilekçenin birbirinin kopyası olması aslında bu örgütsel faaliyetin bir delili olarak kabul edilmeli. Amaç ailelerin mağduriyetini ortaya koymak değil FETÖ’nün mağduriyetler üzerinde hala gövde gösterisi yapmaya çalışmasıdır. Tutuklu yakınları ne yazık ki bilerek ya da bilmeyerek bu kirli oyuna malzeme oluyor. Devletin bu konuda çok dikkatli olması gerekir.

CEZAEVLERİNDE ÖRGÜTÜN PSİKOLOJİSİ ÇÖKMÜŞ DURUMDA!
Cezaevlerinde örgüt üyelerinin psikolojisi çökmüş durumda. Kendilerine verilen vaatlerin birer birer çökmesi, 10 Kasım beklentisinin fos çıkması ve Trump’ın seçim zaferi örgütün cezaevindeki üyelerini moralmen çökertmiş durumda. İtirafçı sayısı sürekli artarken örgüt avukatları itirafçı olmak isteyenleri para karşılığında durdurmaya çalışıyor. Aileleri devreye sokarak itirafçı olmalarını engellemeye çalışıyorlar.

AVRUPA’DA ÇÖKÜŞ HIZLANDI, OKULLAR KENDİLİĞİNDEN KAPANIYOR
Hillary Clinton kaybettikten sonra Avrupa’da çöküş hızlandı. Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde kurulan Zaman Gazeteleri birer birer kapatıldı. Kapanmayan okullar büyük zarar ediyor. Orta Asya’da büyük bir çöküntü var. Örgüt üyeleri sosyal hayattan tamamen dışlanmış durumda. Derneklerinde toplantı yapamıyorlar. Resmi olarak kapatılmasa da toplantı yapamıyorlar.

ÖRGÜT G.AFRİKA VE KANADA’YA SIKIŞIYOR!
170 ülkede faaliyet gösteriyoruz söylemi de büyük yalan. Orta Asya’da yoklar. Bazı ülkeler Hillary Clinton’un seçimlerde alacağı oyu merak ediyordu. Ancak Trump’un kazanması bütün dengeleri bozdu. Güney Afrika ve Kanada’ya sıkışmış durumdalar. Ciddi bir diplomasi yürütülürse burada da varlık gösteremezler.

FBI, FETÖ’YE ABD’DE GÖZ AÇTIRMAYACAK
ABD FBI göz açtırmayacak. Bu yönde bilgiler şimdiden gelmeye başladı. Örgütün buluşma mekanı olan Masal Cafe’nin FBI tarafından basılması FETÖ üyeleri arasında korku yarattı. Fetullah hakkında önceden iki tane şık vardı. Öldürülme veya sınırdışı edilme. CIA belki de Gülen’i ortadan kaldırarak örgüt ile başka bir lider üzerinden, mesela Mustafa Özcan üzerinden çalışmaya devam edebilir. Ben şimdi Fetullah Gülen’in tutuklanacağını düşünüyorum. AHaber’in ve Sabah’ın ABD’deki FETÖ’cüleri deşifre etmesi ise çok etkili oldu. Sadece ABD’de değil tüm dünyada FETÖ yöneticileri kapı dışarı çıkamıyor.

KAPALI YER FOBİSİ OLAN GÜLEN CEZAEVİNE GİRERSE 5 GÜNDE ÖLÜR
Fetullah Gülen’de yalnız yaşama ve cezaevi fobisi var. Cezaevine girerse 5 günde ölür. 12 Eylül’de bu korku yüzünden cezaevine girmemek için her gün adres değiştirmişti. ABD’nin cezaevi şartlarına dayanabileceğini zannetmiyorum. Narsist kişilik bozukluğu olan Gülen kendisinden başka kimseyi düşünmez. Cezaevinde bir gün kalmamak için yüzbinlerce insanın hayatını karartmaktan çekinmez.

FETÖ CHP’YE SAHTE BELGELER SERVİS EDEBİLİR
Örgütün merkezi Kanada’ya gidecek. FETÖ’nün şu anda geleceği belli değil. Kanada’da Türkiye aleyhinde sahte belgeler üreterek CHP’ye servis edecekler. Gürsel Tekin bu konuyu geçtiğimiz günlerde ağzından kaçırdı. CHP’nin ve Gürsel Tekin’in bundan sonra Türkiye aleyhinde kamuoyu ile paylaştığı sahte belgelere çok dikkat etmek gerekir. Türkiye’ye zarar verecek her türlü hainliğe başvurabilirler.

HSYK’NIN MÜCADELE YÖNTEMİ BÜTÜN KURUMLARA ÖRNEK OLMALI
HSYK Başkanvekili’nin AHaber’e yaptığı açıklamalar çok önemli. FETÖ ile mücadele yöntemini yakalamış. Bütün devlet kurumları bu mücadele yöntemini örnek almalı. Özel ekip kurularak FETÖ’cü hakim ve savcılar birer birer tespit ediliyor. Bu mücadele yöntemi 81 ilde koordine ediliyor ve tek merkezde toplanıyor. Sadece By Lock üzerinden değil farklı kriterler üzerinden isimler tespit ediliyor. En az mağduriyet hakim ve savcılarda yaşandı. Bu mücadele yöntemi çok önemli.”

Kaynak: Takvim

2Kanada ailesi.

Kanada’nın Alberta Eyaleti Calgary Şehri’nin FETÖ/PDY imamı olduğu iddiasıyla Trabzon’da tutuklanan Davut Hancı’nın kayınpederinin de Toronto şehrinde örgütün imamı olduğu ortaya çıktı. Anayasayı ihlal suçundan müebbet, silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan da 10 yıldan 15 yıla kadar hapsi istenilen Davut Hancı hakkında hazırlanan iddianame, 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme heyeti, iddianameyi değerlendirmeye aldı. Hancı aynı zamanda Pensilvanyalı teröristbaşı Fetullah Gülen’in önemli kasalarından biri olarak biliniyordu.

Kaynak: Takvim

1Görmez: Diyanet teşkilatı olarak mahcubuz

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle mahcup olduklarını belirterek, “Diyanet teşkilatı olarak mahcubuz. Vallahi en mahcubunuz benim. Çünkü hakkıyla görevimi ifa etmiyorum” diye konuştu.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Sakarya’da din görevlileriyle bir araya geldi. Serdivan İlçesi’ndeki bir restoranda düzenlenen programa Sakarya Müftüsü İlyas Serenli, müftülük çalışanları ve din görevlileri katıldı. Mehmet Görmez yaptığı konuşmada Fethullahçı Terör Örgütü’nün darbe girişiminde bulunduğu 15 Temmuz gecesinde yaşadıklarını anlattı.

Görünen tabloya karşı en mahcup olan kişinin kendisi olduğunu belirten Görmez, “Bu tabloya karşı biz mahcubuz. Diyanet teşkilatı olarak 100 bini aşkın bir kadro olarak biz mahcubuz. Vallahi en mahcubunuz benim. En mahcubunuz benim, çünkü hakkıyla görevimi ifa etmiyorum” diye konuştu.

Kaynak: Türkiye ve Akit

 

CEVAP VER