Bugünkü (25 Kasım 2016) FETÖ haberleri

0

22‘Satanla dedikodu çıkaranlar aynı’

FETULLAHÇI Terör Örgütü (FETÖ) bünyesinde faaliyet gösterdiği gerekçesiyle kayyuma devredilen Kaynak Holding’in Ülker Grubu ile bağlantılı olduğu ve bu konuda bir soruşturma başlatıldığı basında iddia edilmişti.

Ülker Grubu bu iddiaları açıklamayla ret ederken Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker de sosyal medyadan “Ortalığı sebepsiz yere telaşa verenler var. Alnımız ak, işlerimiz temiz. Çalışmaya devam ediyoruz” mesajı vermişti. Söz konusu iddialarla ilgili önceki gün konuşan Murat Ülker, “Bize yapılan 15 Temmuz’da ülkeye karşı yapılmaya çalışılan darbe girişiminin bir benzeri. Bize yapılmış bir darbe girişimi” diye konuştu.

Kaynak Holding ile bağlantıları olduğuna dair dedikodu tadındaki haberler ile borsadaki işlemlerin paralel olduğuna ima eden Murat Ülker şunları söyledi: Cuma günü çıkan haberi kimse dikkat çekici bulmamıştı. Sosyal medyada bile bu yönde bir hareketlilik olmamıştı. Bu derece sınırlı bir olay yaşanırken, Pazartesi günü operasyonun ikinci perdesi oynandı. Bizim borsamız saat kaçta açılıyor 10’da. Bu açılış esnasında Londra’da saat kaç henüz 07. New York’ta kaç? Gece yarısı 02. Ancak bakıyorsunuz borsada bizim grubun hisselerinde satış emirleri daha haber çıkmadan verilmiş. Bu da satış emirlerinin çıkacak haberle bağlantılı olduğunu, yani haberin yenileneceğinin bilindiğini gösteriyor. Bu, ABD kaynaklı bir operasyona işaret ediyor. 15 Temmuz gibi bir olay yani. Bize yapılmış bir darbe girişimi var.”

60 MİLYONLUK ALIM

Ülker Grubu’nun FETÖ ile bağlantısı olduğunu önce bir gazete isim vermeden yayınlanmış ardından da bir internet sitesi, bahsi geçen şirketin Ülker Grubu olduğunu yazmıştı. Bu haberler üzerine Bizim Mağazacılık, Ülker Bisküvi ve Gözde Girişim hisselerinde çok yoğun satışlar dikkat çekmişti. Murat Ülker düşen seviyelerin alım zamanı olduğunu belirtip, hisselerine destek çıkıp alacağını duyurmuştu. Murat Ülker hisselere alım yönünde 60 milyon liralık destek verdiğini söyledi ve “Alımlar sonrası fiyat toparlandı. Bizim de 5 milyon liraya yakın bir kazancımız oldu. Adeta bize zorla para kazandırdılar. Bu tür alım satım işlemlerini şirketlerin kendi hisselerinde yapmasını çok doğru bulmuyorum ancak desteğin gerekli olduğunu düşündük. Yatırımcılarımızın zarar etmesini istemedik. Kendimize güvendiğimizi, hisselerimize sahip çıktığımızı göstermemiz önemliydi” dedi. İddiaşeklindeki haberlerin yayınlandığı gün Ülker hisseleri 15.50 TL’ye kadar gerilemiş sonraki günlerde 18.50 TL’ye kadar çıkmıştı. Bizim Mağazacılık hisseleri ise 9.5 TL’den 10.85 TL’ye, Gözde Girişim hisseleri ise 1.70 TL’den 2 TL’ye yükselmişti.

‘BU DA GEÇER YA HÛ’ HİKAYESİ

MURAT Ülker, babasının arkadaşının evinde Osmanlıca ‘Bu da geçer ya hû’ yazan bir yazı olduğunu belirterek, “O günlerde de bir kriz vardı. Sohbet sırasında bunun kriz gibi zor günler için değil,  aslında her şey çok yerinde keyfim iyi günlerinde söylenmesi ve hatırlanmasını anlattığını öğrendik. Krizler nasıl olsa geçer gider. Şimdi de aklıma o geliyor” dedi.

Kaynak: Hürriyet ve Akit

21Fetullah Gülen’in dayısının oğlu konuştu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik yapılan soruşturma kapsamında açılan FETÖ Çatı Davası’nın görülmesine Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Bugünkü celsede dinlenen Fetullah Gülen’in akrabası Kazım Avcı, FETÖ terör örgütü lideri Gülen’le ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Duruşmanın öğleden sonraki bölümnde Fetullah Gülen’in dayısının oğlu Kazım Avcı ve bir dönem Gülen’in avukatlığını yapan Abdulkadir Aksoy’un savunmasını yaptı.

25 yıl öğretmenlik yaptığını, son dört yıldır TBMM Genel Kurulu’nda sekreterlik yaptığını belirten Avcı, “İddianamede Çetin Acar’ın benimle ilgili Mecliste FETÖyapılanmasını sağladığım, bir örgüt kurup Abdullah Öcalan’ı öldürmeyi planladığım yer alıyor. Bunlar tamamen iftira. Fetullah Gülen dayımın oğlu ben de onun halasının oğluyum. Bu bir kader. Onun da benim de haberim olmadan akraba olmuşuz. Ben onun açmış olduğu hiç bir okulda yada yurtta yöneticilik yapmadım. Ne gazetesinin yöneticisiyim ne de başka bir şirketinde. Hiç bir zaman cemaat düşüncesinde olmayan bir insanım. Ne öğretmenlik yıllarımda ne de memuriyetimde cemaatle bir ilişkim olmadı. Benim cemaatle, örgütle tek alakam Gülen’in akrabası olmamdır” diye konuştu.

GÜLEN’İN DOĞUM TARİHİ

Avcı, Gülen’in büyük dayısının oğlu olduğunu ve İmam Hatip’te okuduğu dönemde babasını kaybettiği için dayısının kendisine sahip çıktığını belirtti.
Aileyi çok yakından tanıdığını ve Gülen’in doğum tarihi ile ilgili Atatürk’ün ölümünden hemen sonra doğduğu yönünde bir efsane yaratıldığını, bunun gerçekleri yansıtmadığını söyledi.

Avcı, Gülen’in doğum tarihi ile ilgili resmi kayıtlarda yer alan 27 Nisan 1941 yılının da doğru olmadığını, Gülen’in gerçek doğumunun Haziran 1938 olduğunu söyledi.

Avcı, Gülen’le zaman zaman görüştüğünü ve kendisine cemaate karşı olduğunu söylediğini belirterek, “ABD’ye her gidişimde görüştüm. Son gittiğimde yanlış yaptığını ve ülkeye dönmesi gerektiğini söyledim. Ben bunları akrabası olduğum için söyledim, cemaatle ilgim olduğu için değil. Bana, ‘Ben seni biliyorum, haklısın ama şimdi şartlar müsait değil. Memlekete millete zarar gelir diye ülkeye dönmüyorum. Şu an şartlar müsait değil’ dedi.

Kaynak: Harriet

20‘Fetullah Gülen’in gerçek doğumu Haziran 1938’dir’

Özkan ARSLAN / ANKARA, (DHA) – ANKARA Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY)yönelik yapılan soruşturma kapsamında açılan FETÖ Çatı Davası’nın görülmesine Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Bugünkü celsede dinlenen Fetullah Gülen’in akrabası Kazım Avcı, Gülen’in doğumu ile ilgili bir efsane yaratıldığını belirterek, “Gülen’in gerçek doğumu Haziran 1938’dir” dedi. Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde Fetullah Gülen’in dayısının oğlu Kazım Avcı ve bir dönem Gülen’in avukatlığını yapan Abdulkadir Aksoy’un savunmasını yaptı.

BENİM BURADA OLMAMIN TEK NEDENİ GÜLEN’İN AKRABASI OLMAM

25 yıl öğretmenlik yaptığını, son dört yıldır TBMM Genel Kurulunda sekreterlik yaptığını belirten Avcı, “İddianamede Çetin Acar’ın benimle ilgili Mecliste FETÖ yapılanmasını sağladığım, bir örgüt kurup Abdullah Öcalan’ı öldürmeyi planladığım yer alıyor. Bunlar tamamen iftira. Fetullah Gülen dayımın oğlu ben de onun halasının oğluyum. Bu bir kader. Onun da benim de haberim olmadan akraba olmuşuz. Ben onun açmış olduğu hiç bir okulda yada yurtta yöneticilik yapmadım. Ne gazetesinin yöneticisiyim ne de başka bir şirketinde. Hiç bir zaman cemaat düşüncesinde olmayan bir insanım. Ne öğretmenlik yıllarımda ne de memuriyetimde cemaatle bir ilişkim olmadı. Benim cemaatle, örgütle tek alakam Gülen’in akrabası olmamdır” diye konuştu.

FETULLAH GÜLEN’İ ÇOK İYİ TANIRIM

Avcı, Gülen’in büyük dayısının oğlu olduğunu ve İmam Hatip’te okuduğu dönemde babasını kaybettiği için dayısının kendisine sahip çıktığını belirtti. Aileyi çok yakından tanıdığını ve Gülen’in doğum tarihi ile ilgili Atatürk’ün ölümünden hemen sonra doğduğu yönünde bir efsane yaratıldığını, bunun gerçekleri yansıtmadığını söyledi. Avcı, Gülen’in doğum tarihi ile ilgili resmi kayıtlarda yer alan 27 Nisan 1941 yılının da doğru olmadığını, Gülen’in gerçek doğumunun Haziran 1938 olduğunu söyledi.

MEMLEKETE MİLLETE ZARAR GELİR DİYE DÖNMÜYORUM

Avcı, Gülen’le zaman zaman görüştüğünü ve kendisine cemaate karşı olduğunu söylediğini belirterek, “ABD’ye her gidişimde görüştüm. Son gittiğimde yanlış yaptığını ve ülkeye dönmesi gerektiğini söyledim. Ben bunları akrabası olduğum için söyledim, cemaatle ilgim olduğu için değil. Bana, ‘Ben seni biliyorum, haklısın ama şimdi şartlar müsait değil. Memlekete millete zarar gelir diye ülkeye dönmüyorum. Şu an şartlar müsait değil’ dedi.

BU DAVA PERDELENDİ

Avcı’nın avukatı Bülent Teoman Özkan savunmasında, hazırlanan iddianamenin örgütü ortaya çıkarmayacağını savunarak, “İddianamede örgütün siyasi yanı da olmalıydı. Bu iddianame ile gerçek perdeleniyor. Esas yargılanması gerekenler yurt dışına kaçırıldı. İdam gündeme getirilerek, iade edilmeleri önlendi. Buradaki 7 kişiyi yargılayarak bu örgütü ortaya çıkaramazsınız. Bu iddianameyi iade etmeniz gerekiyor” dedi.

GÜLEN’İN AVUKATI DEĞİLİM, ESKİ AVUKATIYIM

Kazım Avcı’nın ardından, Gülen’in Türkiye’de yargılandığı dönemde avukatlığını yapan Abdulkadir Aksoy savunmasını yaptı. İddianamede örgütün yargı imamı Ahmet Can’ın yardımcısı ve örgütün özel hizmet sekretaryasında bulunduğu iddialarını kabul etmeyen Aksoy, “Burada yargı imamı yardımcısı deniliyor ama bu konuda bir delil yok. Bana yüklenen diğer isnatlar için de hiç bir delil yok. Ben yokluğun ispatını yapmak zorunda kalıyorum. Oysa ki iddianame makamının benim suçlu olduğumu ispat edilmesi gerekiyor” dedi.

Aksoy, her yerde kendisi için Gülen’in avukatı denildiğini belirterek, “Ben Gülen’in avukatıyım bu isnat kısmen doğru. Tam doğru olan ise eski avukatı olmam. O dönem İstanbul’da avukatlık yapan bir arkadaşım bana böyle bir dava olduğunu ve davayı almak isteyip istemediğimi sordu. O dönemde böyle popüler bir davada yer almak bana cazip geldi. Bu yapıyla irtibatım bu davayla oldu. Bu davadan sonra da cemaatle ile ilişkilendirilen bazı şirketler de davalarını bana verdi. Ancak Gülen davası bittikten sonra bunlarda davalarını benden geri aldı” dedi.

Örgüt şemasında kendi ismini yazan Ankara Terörle Şube Müdürlüğü’ndeki müdür yardımcısının da FETÖ’den tutuklandığını belirten Aksoy, tahliyesini istedi.

Duruşma müştekilerin dinlenmesiyle devam ediyor.

Kaynak: Hürriyet

19Darbe emri Partigöç’ten iddiası

Elazığ’da 15 Temmuz darbe gecesi yakalanan ve tutuklanan Tuğgeneral Abdülkerim Ünlü’nün darbe emrini Genelkurmay Personel Plan Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç’ten 14 Temmuz’da Ankara’da askeri lojmanlarda buluşarak elden aldığını itiraf ettiği iddia edildi.
Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) 15 Temmuz darbegirişimi ile ilgili ayrıntıları gün geçtikçe ortaya çıkmaya devam ediyor. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yakalanan Genelkurmay Personel Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç ifadesinde, “Önce tatbikat, sonra tehdit var dediler, ardından böyle bir girişim olduğunu öğrendim” diyerek kendini savunmuştu. Darbeci general Partigöç’ün bu ifadelerini, 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Yılmaz Uyar’ın darbe girişimi için 15 Temmuz gecesi Ankara’dan Elazığ’a gelen ancak uçaktan iner inmez gözaltına aldırarak tutuklanmasını sağladığı Tuğgeneral Abdülkerim Ünlü’nün ifadeleri yalanladı.

‘BANA LİSTEYİ PARTİGÖÇ VERDİ’

Yurtta Sulh Konseyi tarafından Elazığ Sıkı Yönetim Komutanı olarak atanan Tunceli Hozat 51. Motorlu Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Abdülkerim Ünlü’nün ifadesinde, “İzinli olarak Ankara’daydım. 14 Temmuz günü askeri lojmanlarda Genelkurmay Başkanlığı Personel Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç ile buluştum. Partigöç, bana 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili Elazığ Sıkı Yönetim Komutanı olarak görevlendirildiğim darbe bildirisini ve çalışacağım personel listesini verdi.

FETÖ ile bir bağlantım yok. Gülen cemaati ile bağlarımı 2015 yılında koparmıştım” dediği öğrenildi.
‘İTİRAFÇI OLACAĞIM DİYE GELDİ, FETÖ BAĞIM YOK DEDİ’

İlk ifadesinde darbe emri ve sıkı yönetim kadrosunda kimlerin görev yapacağı askeri personel listesini Partigöç’ten aldığını söyleyen, ardından da tutuklanarak Elazığ E Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderilen Ünlü’nün iki kez itirafçı olmak için girişimde bulunduğu öğrenildi. İtirafçı olmak isteyen Ünlü’nün son anda vazgeçtiği, ancak daha önce ifadesinde belirttiği “2015 yılında Gülen cemaatinden ayrıldım” ifadesinin kayda yanlış geçtiğini, kendisinin 1995 yılında bu cemaatten ayrıldığını söylediği, kayıtlara yanlış geçildiğini iddia ettiği de edinilen bilgiler arasında yer aldı.

‘DOSYAYI İMHA ET’

15 Temmuz akşamı gözaltına alınarak çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Tuğgeneral Abdülkerim Ünlü’nün, 8. Kolordu Komutanlığında nezarethanede bulunurken yapılan üst aramasında cebinde “Odamda bulunan dosyayı imha et” yazılı bir not çıktığı da öğrenildi. Bulunan not üzerine Ünlü’nün Elazığ’da kaldığı orduevindeki odasında arama yapan güvenlik güçlerinin klimanın üzerine saklanmış Elazığ’da görev yapacak sıkı yönetim listesi ile tablet ve cep telefonu ele geçirdiği, savcılık ve polisin buradan yola çıkarak kentteki FETÖ’cü askeri personele ulaştığı belirtildi. FETÖ soruşturmasında aralarında 4 albayın yer aldığı 8. Kolordu Komutanlığında görevli 55, İl Jandarma Komutanlığında ise 17 olmak üzere toplam 72 askeri personel yakalanarak çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.  Tuğgeneral Ünlü’nün, Elazığ CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından yürütülen darbe girişimi soruşturmasında Türk CezaKanunu’nun 309. maddesindeki “Anayasayı ihlale teşebbüs” ve 312. maddesindeki “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya ve görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs edilmesi” suçlarından hazırlanacak iddianamede ilk sırada yer alması bekleniyor. Ünlü’nün ayrıca Ankara’da açılacak darbe girişiminin ana davasında da Partigöç ile ilgili verdiği ifadeler doğrultusunda sanık olarak yargılanma ihtimali yer alıyor.

Kaynak: Hürriyet ve Takvim

18FETÖ’nün Kayseri’deki ‘abla’ları, adliyeye sevkedildi

KAYSERİ, (DHA) – KAYSERİ’de yürütülen FETÖ/PDY operasyonu kapsamında gözaltına alınan ve örgüte eleman temin ettikleri iddia edilen 12 kadın ve 1 erkek, adliyeye sevkedildi.
Terör örgüte eleman temin ettikleri, örgüt propagandası yaptıkları, himmet ve ev toplantıları yaptıkları iddiasıyla 5 gün önce Terörle Mücadele Şubesi (TEM) ekipleri tarafından gözaltına alınan 12 kadının ve 1 erkek şüphelinin, emniyetteki sorguları tamamlandı. Örgütün ‘abla’ları oldukları öne sürülen şüpheliler ile 1 erkek, Adli Tabipliğe getirilerek sağlık kontrolünden geçirildi. Kayseri’de örgüte eleman temin ettikleri, terör propagandası yaptıkları, himmet ve ev toplantıları düzenledikleri iddia edilen 13 zanlı, Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine çıkarıldı.

Kaynak: Hürriyet

17Fi Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Fikret İnan’a tahliye kararı

FETÖ/PDY’ye maddi destek sağladıkları iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Fi Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Fikret İnan’ın da aralarında bulunduğu 11 kişi tahliye edildi.
TAHLİYESİ TALEP EDİLEN 7 ŞÜPHELİ ADLİ KONTROLLE TAHLİYE EDİLDİ

Anadolu Örgütlü Kaçakçılık ve Mali Suçlar Soruşturma Bürosu Savcılığı, soruşturma kapsamında tutuklu bulunan 7 şüphelinin adli kontrol şartıyla tahliye edilmesini, diğer şüphelilerin ise tutukluluk halinin devam etmesini talep etti.

Aylık tutukluluk incelemesini yapan Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliği, tahliyeleri talep edilen şüphelilerden Necati Erkan, Hüseyin Hulki Akyol, Hayrettin Uç, Yeliz Aktaş, Yasemin Duran, Şermin Işıl Tezcan ve Oya Sungurlu’nun tutuklama kararlarının kaldırılarak tahliyelerine hükmetti. Hakimlik, 7 şüpheli için yurt dışı çıkış yasağı, ikametlerine en yakın polis merkezine giderek imza atma ve İstanbul İl Sınırlarını terk etmeme şeklinde adli kontrol hükümleri de uyguladı.

TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMI TALEP EDİLEN 4 ŞÜPHELİ DE TAHLİYE EDİLDİ

Hakimlik, tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi talep edilen Fi Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Fikret İnan, Veli Tan Kiriş, Rebii Metin Görgeç ve İsmail Aksoy’un üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, dosyadaki delil durumu, tutuklamanın tedbir oluşu, suç vasfının değişme ihtimali ve tutuklamayla umulan faydanın adli kontrol tedbiri ile sağlanabileceği gerekçeleriyle tahliyelerine karar verdi. Sulh Ceza Hakimliği, bu 4 şüpheli için de yurt dışı çıkış yasağı, ikametlerine en yakın polis merkezine giderek imza atma ve İstanbul İl Sınırlarını terk etmeme şeklinde adli kontrol hükümleri uyguladı.

Kaynak: Hürriyet

16Van’da FETÖ operasyonu: 11 polis tutuklandı

Orhan AŞAN/ VAN, (DHA)- VAN’da, Fethullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 15 polisten 11’i çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nca emniyetteki FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanmasına yönelik soruşturmada, 11 Kasım 2016’da yapılan operasyonlarda gözaltına alınan 15 polis, emniyetteki ifadelerinin ardından yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi.
Adliyede çıkarılan polislerden 2’si Cumhuriyet Savcılığındaki ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Mahkemeye sevkedilen polislerden 11’i terör örgütü üyeliğinden tutuklanırken, 2’si ise adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı. Gözaltı kararı çıkarılan 1 kişiye arama çalışmaları da devam ediyor.

Kaynak: Hürriyet

15Darbe Komisyonu’nda görevli MASAK uzmanı son KHK ile ihraç edilmiş

TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nda Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından görevlendirilen Ali Temizer adlı uzmanın son çıkarılan KHK ile ihraç edildiği ortaya çıktı.
KOMİSYON UZMANI MESLEKTEN İHRAÇ EDİLDİ

MHP’li komisyon üyesi Mehmet Erdoğan, komisyon uzmanı MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) Temsilcisi Ali Temizer’in son yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile memuriyetten ihraç edildiğini kaydederek, “Buraya görevlendirilmesini kim teklif etti. Başkan bunu açıklasın” dedi.

Başkan Reşat Petek ise “Kendi kurumunca görevlendirildi. Bizim talebimiz değildi. ’Değiştirmemiz gerekiyor’ denildi. Açığa alındığını sonradan duyduk” açıklamasında bulundu.

“CUMHURBAŞKANI VE TÜRK ORDUSUNA YAPILAN BİR KALKIŞMADIR”

TBMM 15 Temmuz ve FETÖ/ PDY Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, 2012-2015 yılları arasında Jandarma İstihbarat eski Başkanı olarak görev yapan emekli Tümgeneral İbrahim Aydın’ı dinledi. 15 Temmuz Darbe Girişimi sırasında AnkaraJandarma Bölge Komutanı olan İbrahim Aydın, FETÖ’nün ölümcül darbeyi 15 Temmuz’da vurmak istediğini kaydederek bunun ’jeopolitik’ bir darbe girişimi olduğunu söyledi.

FETÖ yapılanmasının Cumhurbaşkanıyla problemi olduğunu ve ona karşı bir darbe girşiminde bulunmasının yanı sıra Türk ordusunun da hedef alındığını vurgulayan İbrahim Aydın şöyle dedi:
“Bu FETÖ yapılanması Sayın Cumhurbaşkanımızla problemi vardı ona karşı darbe girişiminde bulundu. Ama sadece bununla da açıklanacak konu değil. Bu girişimi bu tür yapılanmaları kullanan üst aklın küresel emperyalist güçlerin ülkemizde devreye soktuğu Türk milletini hedefleyen bir hamledir diye düşünüyorum. Sebeplerden biri sayın Cumhurbaşkanı’nın belki yönetimden uzaklaştırılması veya başka bir zulme uğratılması ancak bir başka göz ardı edilmemesi gereken husus Türk ordusu Türk milletine vurdurulmak istenmiştir. Haini içerden çıkartılmak suretiyle. Büyük bir algı yönetimiyle Türk ordusu Türk milletine boğdurulmak istenmiştir. Asıl neden olarak bunu görürüm. Ordu devletin temasının temel güvencesidir. Bayrağımızın, göğümüzün temel güvencesidir. Evimizdeki ırzımızın temel güvencesidir ordu. Orduyu ortadan kaldırıldığında bunlar sıkıntıya düştü demektir. Ordu milli hassasiyetlerimizin de temel taşıyıcı aparatıdır. Sayın cumhurbaşkanı hedeflendiği kadar bence bir başka tuzakla Türk ordusu da hedeflenmiştir. Neden Türk ordusunun hedef alındığını da ifade etmiş oluyorum. Bu saldırıyı jeopolitik bir saldırı olarak görüyorum. Türkiye’ye düşen payın bu olduğunu düşünüyorum. İki ayaklı olduğunu ifade etmeye çalıştım. Bir taraftan Cumhurbaşkanı diğer taraftan ordumuza yapılan bir zulmün kalkışmasıydı diye düşünüyorum.”

Kaynak: Hürriyet

14İçişleri Bakanlığı : 44 mülki idare amiri görevden uzaklaştırıldı

ANKARA, (DHA) – İÇİŞLERİ Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada FETÖ/ PDY ile iltisakı veya irtibatı olduğu değerlendirilen, 44 mülki idare amirinin görevden uzaklaştırıldığı belirtildi.

Kaynak: Hürriyet

13Burdur eski milletvekili FETÖ’den tutuklandı

AK Parti’den 17- 25 Aralık sürecinde istifa eden Burdur eski milletvekili Hasan Hami Yıldırım, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında tutuklandı.
Burdur’da yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında hakkında arama kararı bulunan eski milletvekili Hasan Hami Yıldırım, bu akşam Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim oldu. Başsavcı Sadi Doğan tarafından ifadesi alınan Yıldırım, tutuklanma istemiyle sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği’nce FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla tutuklandı. Eski vekil Yıldırım, işlemlerinin ardından polis aracıyla Burdur E Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

Ak Parti’den 2011 yılında Burdur milletvekili seçilen Hasan Hami Yıldırım, 17- 25 Aralık’ın ardından 31 Aralık 2013 günü partisinden istifa etti.

Kaynak: Hürriyet ve Star ve Akit

12Zaman’ın kurucusu Kaya: Cumhurbaşkanı, Başbakan görmemiş ben nasıl göreyim, kandırıldık

Zaman Gazetesi’nin kurucularından Alaaddin Kaya’nın ifadesi alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca “FETÖ/PDY” yönelik yapılan soruşturma kapsamında açılan FETÖ Çatı Davası’nın ikinci duruşmasında, Avukat Ali Çelik, Özbek asıllı iş adamı Dilaver Azim ve Zaman Gazetesi’nin kurucularından Alaaddin Kaya’ın ifadesi alındı. Kaya, cemaate sempatisini gizlemediğini belirterek, “Ben vaaz dinlemeye gittim, başka bir ilişkim yok” dedi.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ifade veren Alaaddin Kaya, iddianamede hakkında ifade veren 7 kişinin olduğunu belirterek, “Selim Çoraklı cemaat içinde üst kadroların bana saygı duyduğunu söylemiş. Bunda kötü bir şey yok. Çetin Acar ise benim için ‘cemaatin en gizemli üyesi ve İsrail ile irtibatları sağlayan kişi’ demiş. Bunu kabul etmiyorum. Daha önce hiç bir cemaate ve tarikata üye olmadım. Cemaatin yönettiği Türkiye’de yaşamak istemem. Çünkü ben bağımsız hareket eden bir kişiyim” dedi.
FETULLAH GÜLEN’İN MEKTUBUNU GETİRMESİ

Fehmi Koru ile ABD’ye gidip, Gülen’in yazdığı mektubu hükümete iletmesi sorulan Kaya, “Fehmi Koru ile İstanbul’da yemek yerken, Abdullah Gül Koru’yu aradı ve Ankara’ya çağırdı. Ben Koru’yu havaalanına bıraktım. Sonra Fehmi Koru beni arayıp, ‘bir yere gideceğiz’ dedi. Sonra ABD’ye gideceğimizi öğrendim. Konuyu da uçakta öğrendim” dedi.
Mahkeme başkanının, “Neden sizi seçmişler?” sorusuna Kaya, “İki taraf karar vermiş böyle bir şeye. Neden benim seçildiğim sorusunu beni gönderenlere sormak lazım” şeklinde cevap verdi. Nurettin Veren’in kendisi için, ‘cemaatin en önemli adamı’ ifadeleri sorulan Kaya, “Ben cemaatten hiç para almadım. Bağımsız bir insanım. Bahsedilen kişiler cemaatten düzenli para alan kişiler. Onlar bana gıpta ettiler sanırım” dedi.
TUTUKLANMADAN ÖNCE VERDİĞİ İSTİFA DİLEKÇESİ
Mahkeme başkanın, “Sizin hakkınızda ifade veren bu kişiler cemaat yapılanmasını kabul ediyor ve ayrıldık diyorlar. Siz de tutuklanmadan önce istifa dilekçesi verdiniz. Siz peki neresindeydiniz cemaatin” şeklindeki sorularına Kaya, ” Gazetenin ikinci yılından sonra geri çekildim. Benim yaptığım bir fiil yok. Uzun süre sempatimi kaybetmiş de değildim. Ben gördükçe geri çekildim. KPSS olayları, casusluk ve insanların mahremlerine girilmesi. Balyoz ve Ergenekon gibi davaların kumpas olduğunun ortaya çıkması. Biz bu olayları görmedik ki. Bunlarla ilgim olması bir tarafa bunları lanetliyorum. Ben sadece vaaz dinlemek için gittim. Girmediğim bir örgütten, eğer kabul edilecekse, ‘istifamı kabul edin’ diye dilekçe verdim” dedi.
CUMHURBAŞKANI, BAŞBAKAN GÖRMEMİŞ BEN NASIL GÖRECEĞİM
Cemaatle vaaz dinlemek dışında ilişkisi olmadığını tekrarlayan Kaya, şunları söyledi: “Ben yarım yamalak yaptım bu işi. Asıl içinde olanlar görmüyorsa, ben nasıl görecektim. Vaaz dinlerken 15 Temmuzu nasıl görecektim. Duyduğum, bildiğim halde susmuşsam Allah bana cezamı verecek, siz de vereceksiniz zaten. Ben darbe yapılacağını bilsem, cemaatin bunları yapacak değil önleyecek kişiler olarak düşünürdüm hep. KPSS soruların çalındığı iddiaları ortaya çıktığı zaman insanlardan utandım. ‘Acaba kimlerin hakkı yenmiş’ diye. Ben Cumhurbaşkanından, Başbakandan, diğer yetkililerden daha akıllı değilim. Ben göremedim ama onlar neden göremediler.”
Kaya, mahkeme başkanının örgütün yapısı ile ilgili ısrarlı soruları üzerine de, “Siz bulmak üzere karar alacaksınız, ben nasıl daha önce bulacağım” diye karşılık verdi.
FETULLAH GÜLEN’İN VAAZLARINI AĞLAYARAK DİNLİYORDUM
Fetullah Gülen’i insan tarifi dışında algılamadığını ve hatasız olduğunu hiç düşünmediğini belirten Kaya, “Peygamberimizi anlatan bir kitabı dışında kitaplarını okumadım. Çünkü kitaplarının çoğu sohbetlerinin dökümüydü. Bunları okumak hoşuma gitmiyordu. Ancak vaazlarını ağlayarak dinliyordum. Vaazlardaki insanların sohbete katılımı hoşuma gidiyor, beni etkiliyordu” dedi.
BİZ DE ALDATILDIK YANİ
“15 Temmuz’u daha önceden görsem ihbar ederdim” diyen Kaya, “Sayın Cumhurbaşkanımızın basireti olmazsa biz bu işin altında kalmıştık” diye konuştu. Mahkeme başkanının “Darbeyi kim yaptı? Gülen’in yaptığını düşünüyor musunuz?” sorusuna Kaya, “Efendim bunu siz bulacaksınız. Benim düşüncem yanıltıcı olur” diye karşılık verdi. Kaya, sözlerinin sonuna da “Biz de aldatıldık yani” cümlesini ekledi.
BYLOCK ÇELİŞKİSİ
Mahkeme Başkanı Selfet Giray’ın, “FETÖ üyelerinin iletişim için kullandığı iddia edilen Bylock’u kullandınız mı?” sorusuna ilk olarak, “Bylock olayını ben burada öğrendim” diye karşılık veren Kaya, mahkeme başkanın “Bu yönde bir tespit var” demesi üzerine, “Kendi adıma kayıtlı telefonlarda Bylock yok. Aile fertleri arasında, ya oğlumun ya da torunlarımın telefonundan birinde kullandım. Aile arasında iletişim için kısa süreliğine kullandık ancak daha sonra başka programların daha kullanışlı olduğunu görünce Bylock’u bıraktık. Önemli olan kullanmak değil zaten. Ne yazmışım, talimat mı alınmış, talimat mı verilmiş, bunlar önemli” dedi.
Kaya’nın sorgusu sürerken, saatin geç olması nedeniyle duruşmaya ara verildi. Duruşmaya yarın Alaaddin Kaya’nın sorgusuyla devam edilecek.

Kaynak: Cumhuriyet

11Bildiklerimi söyleyemem

Cumhurbaşkanı Erdoğan FETÖ ile mücadelenin süreceğini belirterek “Kendilerini acayip saklıyorlar. Şu anda bildiklerimi söyleyemem. Ama günü geldiğinde inşallah onlar da belki kaleme dökülecektir” dedi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 24 Kasım Öğretmenler Günü programına katıldı. Programa 81 vilayetten gelen öğretmenlerin yanı sıra usta öğreticiler, Suriyeli öğretmenler, yurt dışında hizmet eden, engelli ve özel eğitim kurumlarında görev yapanlarında aralarında olduğu yaklaşık 2 bin öğretmen katıldı. Erdoğan şunları söyledi:

“Mazisini kavrayamayan istikbale yürüyemez”

BASKICI EĞİTİM: Gerek PKK, DHKP-C gibi etnik ve mezhebi farklılıkları kaşıyan örgütlerin, gerekse DEAŞ ve FETÖ gibi dini kavramların arkasına saklanan yapıların en büyük istismar alanı eğitim öğretimdeki hatalar. Bu ülkenin yüzlerce yıllık tarihi ve kültürel birikimine yabancı eğitim ve öğretim politikaları, çatışmacı, hastalıklı, çift kişilikli nesillerin ortaya çıkmasına neden oldu.. Özellikle FETÖ zamanın gerisinde kalan, toplumun temel değerlerinden uzak, jakoben, baskıcı eğitim politikasının ürünüdür.

“Öğretmenler eğitim sistemimizin temel yapı taşlarıdır”

KAYIP NESİL: FETÖ’ye beklediği fırsatı sunan, uzun dönem belli okulların, belli makamların, belli mesleklerin bu ülkenin asli evlatlarına adeta kapatılmış olmasıdır. Bu çarpıklık, meydanı, kapıdan alınmayınca bacadan girmeye çalışan FETÖ gibi simsarlara bırakmıştır. 28 Şubat müdahalesinin akabinde milletimizin zeki ve başarılı evlatları örgütün kollarına zorla itilmiştir. İyi eğitim, kariyer gibi göz boyayan sloganlarla ailelere nüfuz eden FETÖ yüzünden kayıp nesil oluştu. Kopyacı nesli devletin makamlarına yerleştirip bir ele geçirme operasyonunu, bir işgal hareketini gerçekleştirdi. FETÖ’yü tabulaştırmak suretiyle böyle bir eğitim, öğretim aldılar.

ACAYİP SAKLIYORLAR: Silahlı Kuvvetlerimizin içine sızmış olan bir grup FETÖ’cü terörist işte bu adımları attı. Şimdi bedelini ödüyorlar, ödemeye devam edecekler. Mümkün olduğunca istiyoruz ki at izi it izine karışmasın. Ama bu tür şeyler de olur mu? O kadar da olur. Çünkü a’dan z’ye kendilerini acayip saklıyorlar.

SÖYLEYEMEM: “Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem / Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizârım” diyor şair. Şu anda bildiklerimi söyleyemeyecek durumundayım. Ama günü geldiğinde inşallah onlar da belki kaleme dökülecektir. Çünkü her doğruyu, her yerde, her zaman söylemek doğru değildir. Onun için sabır gerekir.

‘ÖĞRETMEN KILIĞINDAKİ İNSAN MÜSVEDDELERİ’
Teröristle mücadele güvenlik birimlerinin, terörle mücadele ise tüm toplumun görevi. Hangi terör örgütü tarafından devşirilirse devşirilsin, hiçbir evladımızın kaybolmasına, vatanına, milletine, devletine, anne, babasına ihanet etmesine gönlümüz razı değil. Teröre sempatiyle bakan hatta farklı örgütlerin dağ ve şehir kadrosuna militan kazandıran Milli Eğitim Bakanlığı mensupları yok mu? Elbette var. Diğer kurumlarımızda da var. Bunlar, kimliğinde ne yazarsa yazsın, öğretmen değildir, olsa olsa öğretmen kılığındaki insan müsveddeleridir.”

ERDOĞAN’A 15 TEMMUZ KİTABI
Türkiye Haber Kameramanları Derneği, 15 Temmuz gecesini anılarını “kalkışMA ” adlı kitapta topladı. Dernek Başkanı Aytekin Polatel,
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kitabı hediye etti.

Kaynak: Sabah

10“MİT TIR’ları olayı Erdoğan’ı hedef aldı”

Eski Jandarma İstihbarat Başkanı Aydın: MİT TIR’ları 15 Temmuz’un öncüsüdür. Erdoğan’ı zorda bırakmak adına yapılan uluslararası hamle. TIR hadisesi Cumhurbaşkanı’nı hedef alan darbe girişimidir.

Meclis FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu dün eski Jandarma İstihbarat Başkanı emekli Tümgeneral İbrahim Aydın’ı dinledi. Komisyon’da MASAK tarafından görevlendirilen ve daha sonra geri çekilen uzman Ali Temizer’in FETÖ nedeniyle açığa alınması tartışmaya yol açarken Komisyon bütün uzmanların yeniden MİT tarafından güvenlik soruşturmasından geçirilmesi kararı aldı. MİT TIR’ları davasında bir ay tutuklu kalan Aydın Komisyon’a şu bilgileri verdi:
(15 Temmuz darbe girişimi) Bu daha önce ayak izleri 7 Şubat’tan itibaren görülen Gezi’de kısmen hissedilen 17-25 Aralık’ta hissedilen MİT TIR’larında izi görülen adımlar silsilesinin son halkasıdır. Onlar öncü kalkışmalardı, ölümcül darbe 15 Temmuz’da vurulmak istendi. Türk ordusu milletine boğdurulmak istenmiştir. Türk ordusuyla milletin arasına , Türk ordusu ile siyasetin, polisimizin arasına kan soktular.

Darbe bildirisinde imzalara baktık. Mehmet Partigöç’ün imzasını görünce “Konu anlaşıldı” dedim. Partigöç’ün bu yapıyla irtibatı istihbaratçılar tarafından bilinir.

(Darbe girişimi gecesi) Kara havacılık komutanlığı Ankara’ya saldıran iki merkezden birisi. Yarbay arkadaşlarla kara havacılık okuluna geçtik. İki saldırı üssünden birinin söndürülmesinde katkımız oldu. Darbeciler, 31 uçak kaldırarak bu girişime kalkıştılar. Karşı darbeciler 48 uçak kaldırmakla Akıncı Üssü’ndeki faaliyetleri söndürmüş oldu. Bizi üzen bu ihanetin kendi içimizden kaynaklanmasıdır. Ama emperyalizm 19 senede (28 Şubat post modern darbe) iki ayrı vasıflı darbeyi ordumuza yaptırmıştır.

Genelkurmay başkanı ve MİT Müsteşarı’nın darbenin önlenmesinde tarihi rol oynadıklarını düşünüyorum. Genelkurmay başkanının bildiride imzası olsaydı Türkiye başka noktada olurdu.

MİT TIR’ları bu darbenin öncüsüdür. Sayın Cumhurbaşkanımızı zorda bırakmak adına hukuken ve siyaseten bir şeyleri yapabilme imkânı tıkandığında yapılan uluslararası bir hamle. TIR olayı, Ergenekon, Balyoz, askeri casusluktan sonra kumpasın dördüncü ayağı. TIR hadisesi cumhurbaşkanını hedef alan tam bir darbe girişimidir. Bu yapı ben ve eşimin telefonunu dinledi. İnternet sitelerinde hakarete uğradım. İstihbarat başkanlığından çıkarılmamda etkililer. TIR çukuruna da bu yapı tarafından itildim.
FETÖ yapılanması 1984-1985’ten sonra 1989 harp okulu mezunlarıyla başlıyor. Mezun olanlar belli süreçlerden sonra general seviyesine geldi. Bunun dışında bu yapıya dahil olanlar varsa sonradan devşirilmişlerdir.

Kaynak: Sabah

 

9Yargıtay’dan MİT’e 3 ByLock sorusu

Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi MİT’e, “ByLock’u kim kurdu, nasıl girilir ve telefonunda yüklü olmayan girebilir mi” diye 3 kritik soru yöneltti. MİT’in cevapları soruşturmalara yol gösterecek

FETÖ davalarında son kararı verecek olan Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) ByLock ile ilgili sorular yöneltti. MİT’in vereceği cevaplar, FETÖ soruşturmalarını yürütmekte olan savcılıklar için de yol gösterici olacak. Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, Selam Tevhid soruşturması sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere devlet yetkililerini, işadamlarını ve gazetecileri yasadışı yollarla dinleyen hâkim-savcıları yargılarken, son dönemin en çok üzerinde durulan haberleşme sistemi ByLock ile ilgili de önemli bir adım attı. Daire, MİT’e bu sistem ile ilgili 3 soru sordu.

1 – KİM KURDU, KİM KULLANIYOR?: Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, MİT’e gönderdiği yazıda, “ByLock sisteminin yazılım ve kurulumunun kim veya kimler tarafından yapıldığını, sistemin kimler tarafından kullanıldığını” sordu. MİT bu soruya cevaben, sistemi kendisinin kurduğunu söyleyen ve asıl ismi Alparslan Demir olduğu değerlendirilen David Keynes takma adlı kişinin doğru söyleyip söylemediğini netleştirecek. Bu kişi bir gazete aracılığıyla ByLock’un belli bir dönemden sonra kapandığını belirtmiş, sistemin 15 Temmuz ve öncesinde kullanılmadığı algısını yaratmaya çalışmıştı. Yargıtay’ın “sistem kimler tarafından kullanılıyor” sorusuna verilecek yanıt da yine bu kişinin yarattığı algının yıkılması açısından önem taşıyacak.

2 – SİSTEME NASIL GİRİLİR?: 16’ncı Ceza Dairesi’nin MİT’e 2’nci sorusu, “Sisteme girmenin kural ve yöntemleri nelerdir?” oldu. FETÖ soruşturmaları sırasında gözaltına alınıp tutuklanan pek çok şüpheli, sistemi internetten indirdiklerini ileri sürmüştü. Oysa sistemin, referansla ve ancak USB gibi harici bir bellekle bir diğer telefona yüklenebildiği biliniyor. MİT, “Sistem internetten doğrudan yüklenemez” derse “ByLock’u internetten indirdim” diyenlerin savunmaları da çökecek.

3 – ÜÇÜNCÜ KİŞİ KULLANABİLİR Mİ?: MİT’e yöneltilen üçüncü soru da, sistemin, üçüncü şahıslar tarafından kullanılma imkânı olup olmadığı yönünde… Yargıtay’ın bu sorusunun da savcılıklarda yürütülen soruşturmalar için önem taşıyacağı değerlendiriliyor.

Kaynak: Sabah ve Akşam ve Takvim ve Akit

8Sizi sokağa döken tedavi etsin

Meclis Komisyonu’na konuşan 15 Temmuz gazisi Mine Özer: Karnımdan vuruldum. 12 yaralı Turgut Özal Hastanesi’ne götürüldük ama ‘Sizi sokağa kim döktüyse o tedavi etsin’ deyip bizi içeri almadılar

FETÖ’NÜN HASTANESİ GAZİLERİ İÇERİ ALMAMIŞ: SİZİ SOKAĞA DÖKEN TEDAVİ ETSİN

15 Temmuz darbe girişimi gazisi Mine Özer’in anlattıkları FETÖ militanlarının acımasızlığını gözler önüne serdi. O gece darbecilerin kurşunları ile ağır yaralanan, 4 gün yoğun bakımda kalan gazi Mine Özer, Meclis’te kurulan Darbe Girişimi Komisyonuna çarpıcı açıklamalarda bulundu. 63 yaşında gazilik mertebesine erişen Özer, çocuklarını ve torunlarını vatansız bırakmamak için eşi ile birlikte sokağa çıktığını belirterek, zaman zaman gözyaşları içinde o gece yaşadıklarını anlattı:

KUŞLAR GİBİ VURULDUK: Jandarma Genel Komutanlığı önüne geldiğimizde bir tankla karşılaştım. Tankı kullanan askerle göz göze geldiğimde ‘Ben senin teyzenim, anneannenim, bana ateş edemezsin’ diye bağırıyordum. O sırada ‘Lan asker, vur bu şerefsizleri’ diye bir ses geldi. Helikopterden ve içerinden ateş edildi. Şarapnel parçalarının vücudumuza isabet etmesi sonucu birçok yerimizden yaralandık. Eşim polisi, ambulansı aradı ama hiçbirinden haber alamadık. 30 kişi kadardık, kuşlar gibi vurulduk.

GERİ DÖNMEYİ HİÇ DÜŞÜNMEDİM: Benimle beraber 12 kişiyi bir halı yıkama aracına bindirdiler. Kanımız birbirine karışa karışa Turgut Özal Hastanesi’ne götürüldük. Ama bizi almadılar. ‘Sizi kim sokağa döktüyse gidin o tedavi etsin’ dediler. Oradan Gazi Hastanesi’ne gittik. Bariyer kurulmuştu, acil hasta almıyordu. Sonrasında bir doktorun annesinden duyduğuma göre, doktorların başlarına silah dayayıp sadece askerlere bakmasını emretmişler. En son Bayındır Hastanesi’ne gittik. Midemde 3 mermi deliği olduğu söylendi. Ameliyata alındım. 4 gün yoğun bakımda kaldım. Elimi kullanamıyorum, 26 santim ameliyat yaram var karnımda. Hiçbir şeyi istediğim gibi yapamıyorum. Ben oraya ölümü göze alarak gitmiştim, asla geri dönmeyi düşünmedim.”

Kaynak: Sabah ve Akit

7İtirafçı yarbay: Darbe talimatı teröristbaşı Gülen’den geldi

FETÖ’den tutuklu, itirafçı Yarbay F.E. ifadesinde, 12 Temmuz’da ‘askeriye imamı’ Osman ve onun üstü Hakan kod adlı şahısla buluştuğunu anlattı. Jandarma Yarbay F.E. ifadesinde, “Hakan, 15 Temmuz gece 03.00’te askeriyenin yönetime el koyacağını, talimatın büyüğümüz Fethullah Gülen’den geldiğini söyledi” dedi.

FETÖ’cü subayların darbe girişimine ilişkin soruşturmada itirafçı olan Jandarma Yarbay F.E.’nin ifadesi ortaya çıktı. Habertürk’ün haberine göre, soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Yarbay F.E., darbe girişimini 12 Temmuz’da öğrendiğini söyledi. F.E.’nin itirafları, özetle şöyle:

ASKERİYENİN İMAMI: 2011’de Ankara Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlığı Astsubay Tayin Şube Müdürlüğü’ne atandım. Askeriyenin Cemaat imamı olduğunu düşündüğüm Osman kod ismini kullanan matematik öğretmeni, açık adresini bilmediğim şahıs ile 2-3 haftada bir görüşmelerimiz olurdu.

ABİ LİSTE GETİRİRDİ: Atama dönemine yakın zamanlarda atanacak personel ile ilgili 30-40 kişilik liste getirirdi. 2013’ten sonraki atamalarda etkin olmaya başladım. 17-25 Aralık sürecinden sonra Osman ile görüşmelerimiz azaldı. 2015’in temmuz ayında Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı’na atandım. Osman ile görüşmelerim devam etti. İstediklerinde verebildiğim kadar himmet veriyordum. 1994 yılından itibaren Cemaat içerisinde Fatih ve Halit kod ismini kullandım. Görüşmelerde telefon kullanılmaz, her görüşmede bir sonraki görüşmenin tarihi ve saati belirlenir.

TSK EL KOYACAK: Darbe teşebbüsünden 12 Temmuz 2016 Salı günü haberim oldu. Akşam askeriye imamı olan Osman ve onun üstü kod ismi Hakan olan şahısla Tandoğan’da bulunan bir tıp merkezinin yakınındaki bir binadaki ofiste görüştüm. Hakan, yakın zamanda askeriye içerisindeki Cemaat mensuplarına yönelik büyük bir operasyon yapılacağını, bunu engellemek için 15 Temmuz 2016’da gece saat 03.00 sularında askeriyenin yönetime el koyacağını, talimatın, büyüğümüz Fethullah Gülen Hocaefendi’den geldiğini, destek amacıyla Batı illerinden birkaç tane tugayın Ankara’ya geleceğini söyledi. Harekâtın ilk önce Genelkurmay Karargâhı’nın ele geçirilmesi ile başlayacağını, ardından bütün karargâhların ele geçirileceğini ve illerde sıkıyönetim komutanlıklarının kurulacağını söyledi.

NİZAMİYEYİ KORUMA GÖREVİ: Benim de Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı’nda 1 No’lu nizamiyenin emniyetini sağlayacağımı söyledi.

SELA OKUNUNCA: 15 Temmuz 2016 günü saat 21.00-21.30 sularında komutanlığa kendi özel aracımla gittim. Özkan Albay bana faaliyetin erkene alındığını, hemen 30 teğmenle birlikte nizamiyeye gitmemi söyledi. Hazır olan 10 teğmen ile birlikte 1 No’lu nizamiyeye geçerek tedbir aldık. Saat 02.00 sularında camilerden sela okunmaya başlayınca bu faaliyetin başarısız olduğunu düşünmeye başladım.

Kaynak: Star ve Akit

6Adil Öksüz diyalogculara Yahudiliği anlatmış

15 Temmuz’un 1 numarası firari Adil Öksüz’ün 2012’de Arnavutluk’ta Yahudiliği anlattığı bir konferanstaki görüntüleri ortaya çıktı.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, örgütün TSK imamı olduğu belirlenen ve darbenin 1 numaralı ismi olarak aranan Adil Öksüz’ün 2012 yılına ait fotoğrafları ortaya çıktı. Yeni Şafak’ın haberine göre; fotoğrafların, Arnavutluk’ta bulunan ve örgüte yakın Bedir Üniversitesi’nin 2012 yılında düzenlediği ‘dinler arası diyalog’ konulu bir konferansa ait olduğu öğrenildi. Türkiye’den katılan isimler arasında olan Öksüz, toplantıda Yahudiliğin anne-babaya gösterdiği önemi ve İslam ile karşılaştırmasını anlattı.

ÖZEL OTURUMA KATILMIŞ

Arnavutluk’ta ‘İnsani Araştırmalar Konferansı’ adıyla gerçekleşen dinler arası diyalog toplantısında, Amerika, İngiltere, İtalya, Fransa, Avusturya, Malezya, Romanya, Makedonya, Nijerya ve Türkiye’den temsilciler bulunuyordu. Özel konferansta 50’ye yakın sunum yapılırken, Yahudi din adamları da toplantıda konuşmalar yaptı. Toplantıda FETÖ elebaşı Fetullah Gülen için özel oturum da yapıldı. Gülen özel oturumunda ise Dr. Bekir Çınar, Gülen’in dinler arası diyalog ve hoşgörü görüşlerini, ülkelerin temsilcilerine anlattı.

YAHUDİLİĞİ ÖVMÜŞ

Adil Öksüz’ün Arnavutluk’ta yaptığı sunumun detayları da ortaya çıktı. Konuşmasında, Yahudilikte anne-babaya itaatin nesilden nesle gelen bir gelenek olduğunu vurgulayan Öksüz, “Bu onur Yahudi mistik anlayışının temellerindendir ve Yahudi milletinin daimi olmasının en önde gelen şartıdır. Burada anne ve babaya bağlılık çocuğun Yahudi toplumuna bağlılığını ve onun ileride Yahudi bir erkek veya Yahudi bir kadın olmasını sağlar” dedi. Öksüz toplantıda, Yahudi ırkının daimi oluşuna dair de uzun bir konuşma yaptı. Öksüz’ün Arnavutluk’ta katıldığı toplantıya, Türkiye’den çok sayıda isim de katıldı. Akademisyenlerin bazıları Öksüz’ün de bulunduğu fotoğraf karesine girerken, çoğunun toplantıda konuşma yaptığı öğrenildi.

3 AKADEMİSYEN YAN YANA

Toplantıda Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nden 3 isim bulundu. Salonda da yan yana oturan akademisyenler H.S, M.G ve V.A. halen Isparta’da görev yapıyor. Bu isimlerden V.A. üniversitenin yönetiminde görev alırken H.S. ise bir fakültede dekan vekili. M.G’nin ise FETÖ’ye yakın olduğu bilinen Arnavutluk’taki Epoka Üniversitesi’nde uzun süre öğretim üyeliği yaptığı öğrenildi.

Kaynak: Star ve Yeni Şafak ve Takvim

5FETÖ/PDY operasyonunda flaş gelişme

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı doğrultusunda Ereğli ilçesinde mütevelli heyeti üyesi olduğu iddia edilen şüpheliler, sözde kadınlar il imamı S.B. ile sözde doktorlar il imamı Z.Ç.; sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi.

Nöbetçi mahkemeye sevk edilen 1’i kadın 8 şüpheliden 7’si tutuklanarak cezaevine gönderildi. 1 şüpheli ise adli kontrol yöntemiyle serbest bırakıldı.

Kaynak: Akşam

4Zekai Paşa dinlenecek

FETÖ’nün darbe girişiminin seyrini değiştiren Astsubay Ömer Halisdemir’in şehit edilmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.

Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda darbeci Semih Terzi’yi vuran Ömer Halisdemir’in cuntacılar tarafından şehit edilmesiyle ilgili Gölbaşı Savcılığı’nın Ankara Başsavcılığı’na gönderdiği fezlekenin detayları ortaya çıktı.
10-12 GÜN İÇİNDE GELECEK
Halisdemir’i vuran ilk kurşunu sıkan cuntacı Fatih Şahin ile can çekiştiği sırada iki el daha ateş ederek şehit eden Mihrali Atmaca, fezlekenin bir numaralı şüphelileri olarak yer aldı. Başsavcılık, dava açmadan önce Özel Kuvvetler Komutanı Korgenaral Zekai Aksakallı’yı da müşteki olarak ifadeye çağırdı. Fırat Kalkanı Operasyonu’nu yöneten Aksakallı’nın Suriye’de görevde olduğunu belirttiği ve 10-12 gün içerisinde ifade vermeye geleceğini bildirdiği kaydedildi. O gece cuntacıların elinden kurtulan Aksakallı’ya; yaşadıkları, Halisdemir’e verdiği talimat ve Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndaki FETÖ yapılanmasının sorulacağı ifade edildi.
60 SAYFALIK İDDİANAME
18 şüphelinin yer aldığı dosyaya, Aksakallı’nın Halisdemir’e “Semih Terzi vatan hainidir. Onu, karargaha girmeden öldür” dediği ifadeler de girdi. İddianamenin yaklaşık 60 sayfa olması bekleniyor.

Kaynak: Yeni Şafak ve Takvim ve Türkiye

3Defne Joy dosyası, FETÖ şüphesiyle raftan indi

Ahmet Altan’ın oğlu Kerem Altan’ın evinde ölü bulunan Defne Joy Foster’ın dosyası, FETÖ’nün Altan’ı kurtardığı iddiasıyla raftan indirildi. Savcılık yeni delillere ulaştı

Sunucu ve oyuncu Defne Joy Foster, 2011 yılında Yazar Ahmet Altan’ın oğlu Kerem Altan’ın İstanbul- Göztepe’deki evinde şüpheli şekilde hayatını kaybetmişti. Dosya, “Foster’ın ölümünde Kerem Altan’ın etkisi olduğu fakat FETÖ etkisi ile kurtarıldığı” iddiası üzerine yeniden açıldı.

TAKİPSİZLİKLE BİTMİŞTİ
Ünlü sunucunun ölümü ile ilgili o dönem Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nda soruşturma başlatılmış ve Kerem Altan’ın şüpheli olduğu soruşturmada ölümün solunum yetmezliğinden gerçekleştiği gerekçesiyle ile dosya takipsizlikle sonuçlandırılmıştı.

TANIKLAR DİNLENMEDİ
Geçtiğimiz aylarda, “Kerem Altan’ın babası Ahmet Altan’ın, nüfuzunu kullanarak emniyet ve yargıdaki ağabeyler eliyle olayın üzerinin örtüldüğü” iddiasının gündeme gelmesi üzerine, Defne Joy Foster’ın ölümüne ilişkin dosya İstanbul Savcısı Can Tuncay tarafından raftan indirildi. Savcılık gözetiminde uzman polislerce dosya üzerinde yapılan araştırmada, Defne Joy Foster ile Kerem Altan’ın eve gelirken bindikleri taksinin şoförü ile o gece evden kavga ve çığlık sesleri geldiğini belirten Suna Akyıldız isimli kişinin ifadelerinin alınmadığı belirlendi. Soruşturma dosyasında, olayın yaşandığı apartmanda sadece 2 şahsın ifadesine başvurulduğu, dolayısıyla da evden çığlık ve kavga sesleri geldiği iddialarının yeterince değerlendirilmediği anlaşıldı.

YARIM SAAT SONRA ARADI
İncelemede Kerem Altan’ın ambulans çağırmadan evin yakınındaki bir tıp merkezi önünde görüldüğü, 05.57’de tıp merkezi güvenlik kameralarına takılan Altan’ın ilk acil yardım telefonunu ise yarım saat sonra yani 06.30’da açtığı belirlendi. Dosya ayrıntısına göre Kerem Altan maktul ile cinsel birliktelik yaşamadıklarını söyledi, fakat Foster ölü bulunduğunda, alt iç çamaşırı yatağın yanında bulundu. Ayrıca Adli Tıp raporu ve otopsi tutanağının da dosyada bulunmadığı iddia edildi.

YENİ DELİLLER BAŞSAVCILIKTA…
Soruşturmayı yürüten Davut Dağ isimli savcının “solumun yetmezliği” teşhisi üzerine dosyaya takipsizlik kararı verdiği belirlenirken, yeni deliller ışığında dosyanın yeniden soruşturma konusu yapılabileceğine kanaat getiren İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, dosya ve yeni delillerin ortaya konulduğu tespit tutanağını Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyadaki eksiklikler ile ilgili yeni bir tahkikat yürütecek.

NAZİF KARAMAN/SABAH.

Kaynak: Takvim

2FETÖ’nün ‘mahrem imamı’ tutuklandı!

Muş’ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında, askeri personelin “mahrem imamı” olduğu iddiasıyla gözaltına alınan öğretmen tutuklandı.

Muş Emniyet Müdürlüğüne bağlı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik operasyonda, askeri personelin “mahrem imamı” olduğu iddiasıyla gözaltına alınan öğretmen F.Ö, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Kaynak: Takvim

1VIP PİLOT FETÖ’cü çıktı

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanına VIP pilotluğu yapan yüzbaşı, darbe gecesi Genelkurmay’a öğrenci taşımış.
15 Temmuz darbe girişiminde Genelkurmay Başkanlığı’na Kara Harp Okulu’ndan tam teçhizatlı silahlı askeri öğrencilerin VIP helikopter pilotu Yüzbaşı Zafer Dolu tarafından getirildiği öğrenildi. Darbe girişimi sonrasında tutuklanan Dolu, daha evvel Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanına VIP pilotlu yaptığını belirterek ifadesinde şunları kaydetti: “Nöbetçiydim, Binbaşı Rıza Akıncı, Genelkurmay Başkanımızın helikopteri derhal Akıncı’ya götürmemizin emredildiğini söyledi. Hemen Akıncı’ya gittik. Orada 9-10 helikopter daha vardı. Uğur Kapan Albayım hepimizi topladı, motorların susturulmasını istedi, telefonlarımızı sessize aldırdı. ‘Sadece benim telefonum açık kalacak. Bu dakikadan itibaren görev komutanı benim’ dedi.

Biraz sonra Albay Halil Gül geldi. Genelkurmay Başkanımızı ve Genelkurmay İkinci Başkanını Akıncı’ya getirdiğini söyledi. 3 helikopterle uçuş yapıp Kara Harp Okuluna indik. Buradan 15’erli öğrenci gruplarını alıp havalandık. Genelkurmay Başkanlığına 2 kez böylece askeri öğrenci getirdik. Havadayken Genelkurmay Başkanlığına bir saldırı olduğunu, bu yüzden destek kuvvet gönderildiğini düşündüm.
Ancak ikinci uçuşta etrafıma baktığımda bayrak sallayan bir sürü kalabalık ve halkı gördüğümde bir anormallik olduğunu hissettim. Tekrar uçtuğumuzda helikopterde bir anormallik var feci bir kazaya sebep olabilir, bahanesiyle Güvercinlik’e gittim. Odama gittim. Elim ayağım boşaldı. Şokumu atlatayım biraz dinleneyim derken. Bir bomba patladı. Ve elektrikler kesildi. Binaya da atabilirler korkusuyla helikoptere koşup girdim. Rıza binbaşı da oradaydı. Ardından yerden ateş gelmeye başladı. Akıncı’ya uçtuk. İner inmez ormanlık bölgeden hızlıca kaçtım. Ardından teslim olup her şeyi anlattım. Benim bunlarla kesinlikle alakam yok. Ben vatansever bir subayım.”
Ebru Karatosun ANKARA

Kaynak: Türkiye

CEVAP VER