Bugünkü (26 Kasım 2016) FETÖ haberleri

0

39Emniyetin darbe şablonuna göre işte 1 numaralar

FETÖ darbe girişimiyle ilgili yürütülen soruşturmanın ana merkezi olan Ankara Emniyet Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, dijital veri incelemesi, görüntüler, telefon bağlantıları, itirafçılar ile darbeci askerlerin ifadelerinden yola çıkarak darbenin şablonunu çıkardı.
Fetullah Gülen’in talimatlarını askere ileten, toplantılarla darbe planlaması yapan Adil Öksüz ile Kemal Batmaz darbenin sivil ayağını oluştururken, ‘Yıldırım Harekât Planı’nı imzalayarak ülke genelindeki birliklere gönderen Genelkurmay Başkanlığı Personel Plan Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç’ün ise askeri ayağın 1 numarası olduğu belirtildi.

Partigöç ile birlikte darbenin askeri ayağındaki en önemli ikinci kişinin ise AK PartiGenel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin kardeşi Tümgeneral Mehmet Dişli olduğu iddia edildi. Darbe girişimi sonrası eski Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk’ün, kalkışmanın 1 numarası olduğu haberleri basına yansımıştı.

OCAK AYINDA BAŞLAMIŞLAR
Polisin savcılığa göndereceği soruşturma fezlekesinin tamamlanma aşamasına geldiği öğrenildi. Alınan bilgiye göre darbenin altyapısı için çalışmalar Ocak 2016’da başladı. Darbe talimatı, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen tarafından örgütün TSK imamı olan Adil Öksüz’e iletildi. Bu süreçte sürekli yurtdışına gidip gelen Öksüz, darbe ile ilgili planları örgüt lideri ve darbeye katılacak komutan düzeyindeki generallere iletti.

Haziran – temmuz döneminde darbe için örgütün çalışmalarına hız verildi. Öksüz, TSK içerisindeki darbeci askerlerle Ankara’da çeşitli tarihlerde ve örgütün hücre olarak kullandığı farklı evlerde toplantılar yaptı. Elde edilen deliller, dijital veri incelemesinde ve örgüt içerisindeki hiyerarşi açısından Öksüz’ün, darbe girişiminin sivil ayağını oluşturduğu, yine Akıncı Üssü’nde 15 Temmuz gecesi darbeci askerlere talimatlar veren Kemal Batmaz’ın ise Öksüz’den sonra geldiği öne sürülüyor.

TALİMATLARI VERDİ
‘Harekât Yıldırım’ koduyla hazırlanan darbe planında birinci sırada imzası bulunan ve TRT’de silah zoruyla okutulan sözde ‘Yurtta Sulh Konseyi’ bildirisine de imza atan Genelkurmay Başkanlığı Personel Plan Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç’ün de darbenin askeri ayağında birinci sırada olduğu da iddia ediliyor. Genelkurmay Karargâhı’ndaki darbe gecesine ilişkin iç hatlarda yapılan telefongörüşmeleri, dijital veri incelemesinde Partigöç’ün Türkiye genelinde darbenin emir – komutasında olduğu, talimatların Partigöç tarafından verildiği kaydedildi. Partigöç’ün aynı zamanda darbeye katılan komutanlara darbe öncesi görev alacakları yerleri; emirlerinde çalışacak TSK içerisindeki örgüt üyelerinin listelerini de ilettiği dosyada yer aldı.

Partigöç’ün ayrıca hangi ilde hangi komutanın sıkıyönetim komutanlığını yürüteceği yönündeki listeyi de hazırlayarak ilgili kişilere ilettiği kaydedildi.

KRİTİK GÖREVDE
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin kardeşi Tümgeneral Mehmet Dişli’nin ise Partigöç’ten sonra geldiği, darbe gecesinde kritik görev aldığı belirtildi. Buna göre Tümgeneral Dişli’nin görevinin darbeye karşı koyacak başta Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanlarının derdest edilmesi, bunları ikna ederek darbeye katılımlarının sağlanması olduğu vurgulandı.

Kaynak: Hürriyet ve Akit

38‘Menfez Paşa’sı itirafçı oldu!

15 Temmuz darbe girişimi sırasında, Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan’ın kaldığı Muğla’nın Marmaris İlçesi’ndeki otele düzenlenen saldırıyı Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’le organize ettiği öne sürülen, Çiğli 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığı’nın imamı Astsubay Başçavuş Zekeriya Kuzu, etkin pişmanlık yasasından yararlanmak için itirafçı oldu. Muğla’da tutuklanıp İzmir F Tipi Cezaevi’ne gönderilen ’Çiğli Paşası’ Zekeriya Kuzu’nun zaman zaman ifadesine başvurulduğu ortaya çıktı.
Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi askerlerin darbe girişiminde bulunduğu gece, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te tatilini geçirip, ayrıldığı otele, hala orada bulunduğu düşünülerek saldırı düzenlendi. Çiğli 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan Marmaris’e helikopterlerle gelen Özel Kuvvetler ile Muharebe Arama Kurtarma (MAK) timleri, başarısız girişimleri sonrasında, 2 şehit veren polisin karşı ateşi sayesinde kaçtı.

Cumhurbaşkanının kaldığı otele saldıran 37 kişilik timin en önemli isimlerden birisi Hava Astsubay Başçavuş Zekeriya Kuzu, oldu. Saldırıyı Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’le birlikte, İzmir’deki Çiğli 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığı’nın imamı olan MAK timi komutanı Astsubay Zekeriya Kuzu’nun organize ettiği ortaya çıktı. Saldırıya katılacak özel eğitimli MAK timlerini bizzat kendisi seçen Zekeriya Kuzu’nun, rütbesi düşük olmasına rağmen ana jet üssündeki FETÖ/PDY üyesi askerlerin başında olduğu ortaya çıktı. Astsubay Zekeriya Kuzu’nun üsteki lakabının da ’Paşa’ olduğu, MAK timi komutanlığının yanı sıra diğer birimlerden de sorumlu olduğu, personele ilişkin kararlarda etkili olduğu da öne sürüldü.

SALDIRIDAN 11 GÜN SONRA MENFEZ İÇERİSİNDE YAKALANDI

En tehlikeli firari olarak aranan Zekeriya Kuzu ve yanındaki diğer askerler, günlerce Marmaris ormanlarında komando birliklerince arandı. Zekeriya Kuzu, saldırıdan 11 gün sonra, Marmaris Çetibeli bölgesinde karayolu altındaki menfezde, Cumhurbaşkanı’nın kaldığı otele yönelik saldırıya katılan diğer askerlerle bitkin halde bulundu. Saçı sakalı birbirine karışan Zekeriya Kuzu’nun ve yakalanan askerlerin, FETÖ’yle bağlantıları sayesinde bulundukları görevlere atandıkları, eğitim almadan da almış gibi gösterildiği ileri sürüldü. Zekeriya Kuzu ile Binbaşı Taner Berber, Astsubay İlyas Yaşar, Astsubay Gökhan Güçlü, Hava Piyade Kıdemli Çavuş Erkan Çıkat, Hava Piyade Kıdemli Çavuş, Ömer Faruk Göçmen ile Hava Piyade Kıdemli Çavuş Abdülhamit Gül Erdem, diğer askerler gibi Muğla’da tutuklandı, ardından İzmir F Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANDI

Yakalanan Zekeriya Kuzu, daha az ceza almak amacıyla etkin pişmanlık yasasından yararlanmak için başvuruda bulundu. FETÖ/PDY soruşturmasını yürüten İzmir Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin zaman zaman, halen İzmir F Tipi Cezaevi’nde tutulan ve itirafçı olan Kuzu’nun ifadesine başvurduğu ortaya çıktı. Kuzu’nun, FETÖ/PDY’ye yönelik araştırmalarında elde edilen yeni bilgiler doğrultusunda polisin sorularını yanıtladığı ifade edildi.

Astsubay Zekeriya Kuzu’nun, hem Çiğli Ana Jet Üs Komutanlığı’nda yaşananlarla, hem de bağlantıda olduğu kişilere yönelik bilgiler verdiği öğrenildi.

Üssün ’Paşa’sı olarak bilinen Zekeriya Kuzu, yakalandıktan sonra poliste ve mahkemede verdiği ifadesinde, Marmaris’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik saldırının ayrıntılarını anlatmıştı. Zekeriya Kuzu, saldırı yerinden kaçtıktan sonra bir süre dinlendikleri yerde Yüzbaşı İsmail Yiğit’in kendilerine “Buradaki herkes hizmet hareketinden mi?” sorusunu yönelttiğini, kimsenin itiraz etmediğini, timdeki herkesin hizmet hareketinden olduğunu tahmin ettiğini ifade etmişti.

FETÖ’yle ilgili sorularını da yanıtlayan Zekeriya Kuzu, “2007 yılında yapı ile temasım oldu. Bu kişiyle zaman zaman personel ile ilgili benden bilgi alıyordu. Benim ya da onun evinde buluşuyorduk. Astsubaylar isteklerini ve şikayetlerini bana söylüyorlardı. Ben de bunları üs komutanına iletiyordum. FETÖ içerisinde bağlantıda olduğum kişinin bana verdiği bilgilerin çoğu doğru çıkıyordu. Bana ’Dışarıda birbirimizi görsek bile tanımazlıktan geleceğiz’ diyordu. ’Telefon sıkıntılı, görüşmeler yüz yüze olacak’ diyordu. Üs komutanı bana ’Bir personelin yerini değiştir’ dediği zaman ben de bu kişiye soruyordum. Ve onun önerdiği kişiyi atıyordum. Sadece Tosun Albay direniyordu. Bana ’İşyerinde fazla sivrilme rengini beli etme’ diye tavsiyelerde bulunuyordu. Üste olan her türlü durumu o kişiye anlatıyordum” demişti.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Yeni Şafak ve Takvim ve Akit

37‘Gülen cehenneme girse arkasından giderim’

İzmir’de yapılan FETÖ/PDY operasyonunda, aralarında silahlı özel güvenlik görevlilerinin de bulunduğu 24 kişi gözaltına alındı. Yakalananlar arasında bir isim dikkat çekti. Fetullah Gülen’in İzmir’deki ilk öğrencilerinden olduğu tespit edilen Alaattin Kırkan’ın uzun yıllardır sohbet hocalığı ve öğretmenlik yaptığı belirtildi.
İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri bu sabah, İzmir CumhuriyetBaşsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, hakkında yakalama kararı bulunan 30 şüphelinin ikametlerine eş zamanlı operasyon düzenledi. Şüphelilerden bir kısmının, FETÖ’nün kriptolu yazışma programı “ByLock”u kullandıkları ve örgüte finansal destek sağladıklarını belirtildi.

Yakalananlar arasında bir isim dikkat çekti. Fetullah Gülen’in İzmir’deki ilk öğrencilerinden olduğu tespit edilen Alaattin Kırkan’ın uzun yıllardır sohbet hocalığı ve öğretmenlik yaptığı belirtildi. Alaattin Kırkan’ın Gülen ile tanışması ve sohbet toplantılarını anlattığı bir video da ortaya çıktı. Uzun yıllar Gülen’in yanında kalan ağabeyleri ekrana getiren “Geçmişten İzler” adlı filmde Kırkan, dikkat çeken anlatımlar yapıyor. Videoda, Kırkan’ın anlatımlarının da Fetullah Gülen’inin peygamberleştirmesi üzerine olduğu “Eğer bir gün hoca efendi cehenneme girse onunla beraber cehenneme girmeye razıyım. O bizi ateşten kurtarmak için adeta görevlendirilmiş. Yalnız ülkemiz değil bütün insanlık için çalışan insanlardır ” dediği ve bunun da deliller arasında olduğu öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet

36Nazlı Ilıcak’tan cezaevinden mesaj: Zekeriya Öz bana kumpas kurdu

Posta gazetesi yazarı Nedim Şener, FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan Nazlı Ilıcak’ın cezaevinden gönderdiği notu köşesinde yayımladı. Nota göre; Nazlı Ilıcak savcı Zekeriya Öz’ün kendisine kumpas kurduğunu iddia etti.
15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ’den tutuklanan gazeteci Nazlı Ilıcak, cezaevinden kızı Aslı Ilıcak aracılığıyla Posta gazetesi yazarı Nedim Şener’e not gönderdi. “Her Taşın Altında Cemaat mi Var?” kitabını yazan Ilıcak, savcı Zekeriya Öz’ün kendisine kumpas kurduğunu söyledi.

Nedim Şener’in yazısında yer verdiği Ilıcak’ın notu şöyle: “Savcı Zekeriya Öz, Odatviddianamesini hazırlarken, Soner Yalçın’da ele geçen belgeler arasında benim de ismimin yer aldığı not defteri dolayısıyla ifademe başvurmuştu. Bu notta benim gazeteci G.C. ile yakın bir münasebetim olduğu ileri sürülüyordu.

Ben böyle bir şeyin mümkün olmadığını, çok yakın arkadaşım G.C.’nin meslektaşım, eşi C.’nin de arkadaşım olduğunu ifade ettim. Bunun üzerine Zekeriya Öz, ‘Şikayetçi misiniz?’ diye sordu. Ben de notta yazan gibi bir durumun olmadığını, bunun açıklığa kavuşması için şikayetçi olacağımı söyledim.

OdaTV iddianamesi 29 Ağustos 2011’de kamuoyu ile paylaşılınca, ‘Şikayetçi’ olarak tek benim ismimin yazıldığını ve iddianamenin böyle hazırlandığını gördüm. Hemen avukatlarım aracılığıyla (O zamanlar Sabah’ta çalışıyordum. Oradaki avukatlar bakıyordu davalarıma) şikayetimden vazgeçtiğimi bildirdim. Uzun uğraşlar sonucunda bu ancak 23 Ocak 2012’de gerçekleşebildi.
Savcı Zekeriya Öz’ün OdaTV soruşturması için bana kumpas kurduğunu şimdi anlıyorum. Küçücük bir nottan yola çıkarak ağzımdan ‘Şikayetçiyim’ lafını yakalayarak davayı üzerime yıkmıştır.”

KARTOPU İLE SÖYLEŞİ

Nazlı Ilıcak, 23 Şubat 2015’te Zekerayi Öz ile bir söyleşi yapmıştı. Ilıcak, röportajında kar topu atarken fotoğrafını kullanıp “Öz’e hep taş atıyorlar. Ben de kartopu atayım dedim” demişti.

Kaynak: Hürriyet

35Ünlü giyim firması karıştı

Ünlü giyim firmasının sahibi ailenin küçük oğlu, iki ağabeyini FETÖ adına para topladıkları iddiasıyla savcıya şikayet etti
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcılığı’na sunulan dilekçede şikayetçi, kendisinin de eski ortaklarından olduğu ünlü giyim firmasının şu anki ortakları olan iki ağabeyinin FETÖ desteği ile milyonlarca lira vergi kaçırdığını, ihbarlarda bulunmasına rağmen açılan davalarda herhangi bir ceza verilmediğini, bazı hakimler ve vergi denetmenleri tarafından korunduklarını ileri sürüldü.

ORTAK İŞ YAPTIKLARI 250 FİRMADAN ÖRGÜTE ZORUNLU YARDIM İDDİASI

Ünlü giyim firması sahibi ailenin küçük oğlu, ağabeylerinin onlarla ortak iş yapan 250 firmadan her yıl kurban bayramı döneminde FETÖ adına zorunlu yardımlar topladığını, yardımlara itiraz edenlerin de vergi denetimleriyle tehdit edildiğini iddia etti.

“FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜNE ÇIKAR SAĞLAMA” SUÇLAMASI

Ağabeylerinin yanı sıra isimlerini belirttiği bazı hakim ve vergi denetmenleri hakkında da FETÖ terör örgütüne çıkar sağlamak suçlarından soruşturma başlatılmasını talep eden şikayetçi kardeş, daha önce de ailesinin sahip olduğu ünlü giyim firmasını vergi kaçırdığı iddiasıyla maliyeye şikayet etmişti.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah

346 bin öğretmen göreve dönüyor

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile açığa alınan 6 bin öğretmen bugün itibariyle göreve iade edildi.

Sosyal medya hesaplarından bir açıklama yapan Konuyla ilgili Eğitim-Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, görevlendirme yazılarının valiliklere gönderilmeye başlandığını duyurdu.

Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk açıklamasında, “6000 kişinin iade yazıları valiliklere gönderilmeye başlandı ancak bunların ağırlıklı olarak eylemden açığa alınanlar olduğu anlaşılmaktadır. Diğer sebeplerle açıktakilerin iadesinde bakanlıkların bu kadar ağır davranması anlaşılmazdır. Açığa almada süper, iadede kaplumbağa hızı” dedi.

DHA da Diyarbakır’da açığa alınan 4 bin 319 öğretmenden, 2 bin 253 öğretmenin göreve başlamasının önünü açan bakanlık yazısının Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ulaştığını duyurdu.

Kaynak: Hürriyet ve Star ve Takvim ve Akit

33Bir öğretmen intihar etti

15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan “Fethullahçı Terör Örgütü” (FETÖ) soruşturması kapsamında açığa alınan öğretmen Ergülü Yıldız intihar etti.

Çorum’un Sungurlu ilçesinde bir orta okulda müdür yardımcısı olan 47 yaşındaki  Yıldız, Gülen Cemaati’ne mensup olduğu gerekçesiyle açığa alınmış, daha sonra gözaltında alınmış, adli kontrolle serbest bırakılmıştı.

Bir süredir haber alınamayan Yıldız’ın yakınlarının polise başvurması üzerine Yıldız’ın Fatih mahallesindeki evine giden polisler, 47 yaşındaki öğretmenin cansız bedeniyle karşılaştı.

bianet’in basında yer alan haberlerden yola çıkarak elde ettiği rakamlara göre, 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana intihar edenlerin / intihar ettiği iddia edilenlerin sayısı 17’ye yükseldi.

Bunlardan sekizinin cezaevlerinde, gözaltında ya da gözaltına alınırken intihar ettiği iddia ediliyor. (EKN)

TIKLAYIN – 15 TEMMUZ’DAN BU YANA İNTİHAR İDDİALARI

TIKLAYIN – TANRIKULU 15 TEMMUZ SONRASI HAK İHLALLERİNİ AÇIKLADI

Kaynak: bianet

32Şike savcısının kardeşi gözaltında

Beraatle sonuçlanan Futbolda Şike Soruşturması’nın savcısı Mehmet Berk’in emniyet amiri olan kardeşi Ramazan Berk, FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alındı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Evliya Çalışkan’ın FETÖ’nün emniyet yapılanmasındaki imamlara ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında, daha önce gözaltına alınan bazı polislerin ifadeleri doğrultusunda 4 emniyet amiri gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar arasında beraatle sonuçlanan “Futbolda Şike” soruşturmasının savcısı Mehmet Berk’in kardeşi emniyet amiri Ramazan Berk’in de olduğu öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet ve Takvim

31415 polis firarda

FETÖ darbe girişiminin ardından başlatılan operasyonlarda, bazı polis müdürlerinin de darbeci askerlerle birlikte hareket ettiği belirlenmişti. Soruşturmalarda haklarında yakalama kararı çıkartılan 81’i emniyet müdürü olmak üzere 415 polisin firar ettiği belirlendi.
KİLİT İSİMLER KAÇTI
Firar eden polis müdürleri arasında kilit isimler de bulunuyor. Darbe gecesi silahıyla darbeci askerlere destek olan ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’na girmeye çalışan eski Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven, eski Terörle Mücadele Daire Başkanı Cihangir Çelik ve kumpas davalarının kilit isimlerinden olan Muharrem Durmaz da firar edenler arasında.

Aranan emniyet müdürlerinin çoğunun 15 Temmuz gecesi darbeci askerlerle birlikte aktif görev aldıkları, bazılarının örgütün haberleşme programı ByLock kullandığı belirlendi.

Jandarma Genel Komutanlığı’nda da 18’i subay olmak üzere 22 kişinin kaçtığı belirlendi. Firar edenlerin büyük çoğunluğunun Jandarma İstihbarat birimlerinde görevli olduğu da kaydedildi.

17 BİN 615 POLİSE İHRAÇ
Darbe girişimi ardından başlatılan soruşturmalar kapsamında bugüne kadar 17 bin 615 polis meslekten ihraç edilirken, 10 bin 253 polis ise açığa alındı.
Gözaltına alınanlardan 8 bin 367 polis tutuklandı. 4 bin 480 polis adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Açığa alındıktan sonra haklarında yapılan soruşturmaların ardından 3 bin 310 polis ise görevlerine iade edildi.

35 DARBECİ ÖLDÜRÜLDÜ
Darbe gecesi 20’si Ankara, 14’ü İstanbul ve 1’i Malatya’da olmak üzere 35 darbeci askerin çıkan çatışmalarda öldüğü belirlendi. Ankara’da 18, İstanbul’da 25, Malatya’da 4 ve Sakarya’da 2 olmak üzere toplam 49 darbecinin ise yaralı olarak yakalandığı kaydedildi.

Kaynak: Hürriyet

30Hakan Şükür’ün babası hakkında karar verildi

Sakarya’da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında tutuklanan Hakan Şükür’ün babası Selmet Şükür ile Adil Öksüz’ün kayınvalidesi Hatice Yıldırım, sağlık sorunları nedeniyle ev hapsi kararıyla tahliye edildi.

Sakarya’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında 16 Ağustos’ta tutuklanan Hakan Şükür’ün babası 74 yaşındaki Selmet Şükür ile 2 Eylül’de tutuklanan FETÖ’nun HavaKuvvetleri İmamı Adil Öksüz’ün kayınvalidesi Hatice Yıldırım’ın sağlık sorunları olması ve sık sık tedavi için hastaneye kaldırılmaları nedeniyle tutuklulukları incelendi. Selmet Şükür ile Hatice Yıldırım’ın yaşlarının ilerlemiş olması, sağlık durumlarıyla ilgili olarak Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yüksek tansiyon, ağır şeker hastası olmaları yönünde sağlık raporu vermesi üzerine Sakarya Sulh Ceza Mahkemesi, ev hapsi ile tahliye edilmeleri yönünde karar verdi.

ELEKTRONİK KELEPÇEYLE TAKİP EDİLECEKLER
Akşam saatlerinde alınan kararın ardından Selmet Şükür ve Hatice Yıldırım’ın tahliye kararları Sakarya Cezaevi’ne gönderildi.

Tahliye süresince Selmet Şükür’ün Adapazarı, Hatice Yıldırım’ın ise Akyazı’daki evlerinde kalacakları ve elektronik kelepçe ile de sürekli olarak takip edilecekleri öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet ve Star ve Akşam ve Türkiye ve Akit

29ABD Adalet Bakanlığı Gülen konusunda suskun

15 Temmuz’daki darbe girişiminde bulunan Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen’in iade süreci ve geçici tutuklanma talebiyle ilgili bugüne kadar herhangi bir açıklama yapmayan ABD Adalet Bakanlığı, sessizliğini koruyor.
ABD Adalet Bakanlığı, Gülen’in iade süreciyle ve geçici tutuklanma talebiyle ilgili Bakanlık nezdindeki idari işlemlere dair bugüne kadar herhangi bir açıklama yapmadı. Türkiye’nin hassasiyetle takip ettiği ve her aşamada ABD’li yetkililerle görüşmeler yaptığı konuyla ilgili AA’nın sorularına “Konuyla ilgili yorum yapmıyoruz” cevabını veren ABD Adalet Bakanlığı, bugüne kadar sürecin idari detaylarını kamuoyu ile paylaşmamayı tercih etti. Benzer şekilde ABD Dışişleri Bakanlığı da konuyla ilgili kendisine yöneltilen sorulara “Muhatabınız Adalet Bakanlığıdır” şeklinde cevap verdi.
Ankara, sürecin hukuki ve yargısal boyutunun zaman alabileceğinin farkında olduğunu, ancak ABD Adalet ve Dışişleri bakanlıklarını ilgilendiren idari mekanizmaların hızlandırılabileceğini dile getiriyor. Özellikle FETÖ elebaşı Gülen’in başka bir ülkeye kaçma olasılığına istinaden Türkiye, ABD’li makamlardan iade anlaşmasının ilgili maddelerini işleterek Gülen’in “geçici tutuklanmasını” talep ediyor.

BOZDAĞ MEVKİDAŞI İLE WASHİNTON’DA BULUŞMUŞTU
Ankara’nın konuya verdiği önemin bir göstergesi olarak ilk kez bir adalet bakanı ABD’yi ziyaret ederek mevkidaşı ile bir “iade talebini” yüz yüze görüşmüştü. Ekim ayı sonunda gerçekleşen ziyarette Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Washington’da ABD Adalet Bakanı Loretta Lynch ile baş başa bir görüşme gerçekleştirmişti.

Bozdağ, temaslarını, “Bu konunun Türkiye için öneminin birinci ağızdan ilgili muhatabına iletmek için geldik. ABD Adalet Bakanının Türkiye’nin hassasiyetlerini ve bu konuya verdiği önemi görüp anlaması ve Türkiye’nin de ABD’nin bu konudaki çalışmalarını yakından görmesi bakımından faydalı olduğunu söyleyebilirim. Birbirimizi daha iyi anladık, daha iyi ölçtük ve daha iyi değerlendirdik diye düşünüyorum.” sözleriyle değerlendirmişti.

4 İADE DOSYASI VE GEÇİCİ İADE TALEBİ
Bakan Bozdağ, Gülen’le ilgili ABD’ye daha önce 4 iade dosyası gönderdiklerini ve darbe teşebbüsüyle ilgili de geçici tutuklama talebini ilettiklerini ifade etmişti. Bozdağ, “Şimdiye kadar bir iade sürecini görüşmek üzere hiçbir zaman Türkiye’den bir adalet bakanı ABD’ye gelmedi. Zannediyorum, ABD Adalet Bakanı da bir iade görüşmesi için bakan ağırlamamıştır. Bu, Türkiye’nin iade sürecine verdiği önemi gösteriyor.” demişti.

Bakan Bozdağ, sürece ilişkin şunları kaydetmişti: “Terörist Gülen’in iadesine ilişkin 4 ayrı dosyayı ABD Adalet Bakanlığına göndermiştik. Bu 4 dosyayla ilgili aynı zamanda geçici tutuklama talebini ilettik. ABD yetkilileri, bu dosyaların içindeki bilgilerin ve somut delillerin özetinin bizden çıkarılmasını istediler. Biz o dosyalardaki delilleri özetleyen ek dosyayı da kendilerine gönderdik. Sayın Bakan, ‘Bu konuları karşılıklı Türkiye veya Amerika’da görüşelim’ diye bir mektup yazdı. Biz kendilerine cevap yazdık ve sonuçta bir uzman heyet geldi, 23-24 Ağustos’ta bu dosyaları çok detaylı ele aldılar. Bu görüşmeler sırasında bazı ek bilgi ve belge talepleri oldu. Bunlardan hazırladığımız 3 ayrı klasör bilgi ve belgeyi Sayın Bakana görüşme sırasında takdim ettik.”
FETÖ elebaşı Gülen’in darbe teşebbüsüyle ilgili geçici tutuklama talebini 10 Eylül’de ABD yetkili makamlarına ilettiklerini dile getiren Bozdağ, söz konusu talepte yeterince bilgi ve belgenin yer aldığını vurgulayarak Washington’dan idari süreci hızlandırması talebinde bulunduklarını dile getirmişti.

Kaynak: Hürriyet ve Akşam ve Yeni Şafak ve Akit

28Tarsus’ta 5 müftülük personeli tutuklandı

Tolunay DUMAN/TARSUS (Mersin), (DHA) – MERSİN’in Tarsus İlçesi’nde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında açığa alınan ve görevden uzaklaştırılan 5 müftülük personeli tutuklandı.
Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Tarsus Müftülüğü’nün ihraç edilen ve açığa alınan 14 çalışanı Tarsus Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından 21 Kasım’da gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından dün akşam saatlerinde Tarsus Adliyesi’ne getirilen 14 zanlı mahkemede ifade verdi. 5 şüpheli tukuklanırken 9’u tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

27Kayseri’de FETÖ’den gözaltına alınan 4 kişi adliyede (2)

Kayseri’de FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen şüphelilerden 3’ü tutuklandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı sırasında çalışma ofisine dinleme cihazı konulmasına ilişkin, 12 sanığın yargılandığı davanın tutuklu sanıklarından Sedat Zavar’ın kardeşi Yakup Zavar, firari eski Yargıtay üyesi Ali Akın’ın eşi noter Nilgün Akın ve Hamdi Yıldırım, tutulanarak cezaevine koınuldu.

Kaynak: Hürriyet

26Rüzgarlı Davası’nda FETÖ savunması

Yol kenarı ücretli otopark protestosunda Rüzgarlı Caddesi esnaflarından 21 yaşındaki Mehmet Karagöz’ün otoparkçı kurşunuyla öldürülmesinin ardından açılan davanın ilk duruşması gerçekleşti.
Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, tutuklu olarak yargılanan sanıklardan T.Ş., C.A. ve Ü.Y.’nin yanı sıra tutuksuz yargılanan M.C.A., E.Ş., E.N. ve avukatları hazır bulundu. Mahkeme heyeti, ilk duruşmada tarafların savunmalarını ve tanıkları dinledi.

TAHLİYE TALEBİ REDDEDİLDİ

Sanık avukatlarının cezaevindeki T.Ş., C.A. ve Ü.Y. için tutuksuz yargılanma talebi mahkeme tarafından reddedildi. Sanıklardan E.Ş.’nin savunmasında, olaya müdahale eden bölgedeki polislerin bazılarının Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) üye olduğunu ve açığa alındıklarını, bu yüzden de kendisini mağdur ettiklerini ileri sürdüğü öğrenildi. Davanın 17 Şubat 2017’de tekrar görüşülmesi kararlaştırıldı.

Kaynak: Hürriyet

25Kılıçdaroğlu’nun kardeşinden FETÖ protestosu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kardeşi Celal Kılıçdaroğlu, “Aydın’ın, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’ndan (FETÖ/PDY) temizlenmesi ve örgüt elebaşı Fetullah Gülen ile yandaşlarının hesap vermesi” amacıyla Söke’den Didim’e yürüyüş başlattı. Celal Kılıçdaroğlu, ağabeyi Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştüğünü söyleyerek, “Ağabeyimle bir kere görüştüm olumlu baktı. ‘İyi yapıyorsunuz. Herkes görevini yaparsa zaten FETÖ temizlenir’ dedi” ifadelerini kullandı.
Günler öncesinden hazırlıkları yapılan ve bu sabah saat 11.00’de Atatürk Mahallesi Bölge Trafik Kavşağında başlayan yürüyüşe, bazı CHP’lilerin yanı sıra vatandaşlar da destek verdi.

Celal Kılıçdaroğlu, yürüyüşün başladığı noktaya, “FETÖ’cüler ağabeyimi de kandırmışlar” pankartı ile geldi. Bazı vatandaşların ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafını taşıdıkları görüldü.

“AĞABEYİM, ‘İYİ YAPIYORSUNUZ’ DEDİ”

“FETÖ Temizliği” yürüyüşünün startından önce gazetecilere açıklama yapan Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı’nın fotoğrafını göstererek, “Görüyorsunuz ki burada Cumhurbaşkanımızın da fotoğrafları var. Kendisine buradan sesleniyorum. Bu FETÖ/PDY terör örgütü ile 14 yaşında tecavüze uğrayan kız çocuklarına tecavüz edenlerden hesap sorulsun. Ben bu durumları protesto etmek için yola çıktım” dedi.

Aydın’da özellikle de Didim Belediyesinde FETÖ’cülerin yoğun olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, “Didim Belediyesinde FETÖ’ye aktarılan paraların hesabının sorulmasını istiyorum. Duyumlarıma göre şirketler aracılığıyla Didim Belediyesinden FETÖ’ye aylık 500 bin lira aktarılmış. CHP’den de, Cumhurbaşkanımızdan da, Başbakanımızdan da bu duruma el atılmasını istiyorum. Ağabeyimin dediği gibi temiz ve dürüst hakim-savcıları davet ediyorum. Bu duruma bir el atsınlar. ” ifadelerini kullandı.
Yaptığı eylemle ilgili ağabeyi Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştüğü bilgisini aktaran Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:”Ağabeyimle bir kere görüştüm olumlu baktı. ‘İyi yapıyorsunuz. Herkes görevini yaparsa zaten FETÖ temizlenir.’ dedi. Benim hiçbir partiyi rencide etmeye hakkım yok. AKP, CHP, MHP ve HDP içinde olan FETÖ’cülerin temizlenmesini istiyorum. Benim amacım budur.”

4 GÜN SÜRECEK

Söke-Didim arası yürüyüşü 4 günde bitirmeyi planladıklarını aktaran Kılıçdaroğlu, “Yürüyüp yürüyüp gece gündüz gideceğiz. Bakalım nasıl olacak. 4 günde yürüyüşü tamamlamayı düşünüyorum. Kuvvetimize göre. Antrenmanlıyım. Köyden kasabaya geldiğimizde 1 buçuk saat yol yürürdük. Alışkınız yani. Destek verenlere de çok teşekkür ediyorum. Ya karavan bulacağız ya da arabanın içinde yatacağız. Ya da uyku tulumu alacağız. Ailem de gelecekti ama onlar daha sonra bize katılacak.” diye konuştu.

Yürüyüşe kefen giyerek katılan CHP’li Ali Sakaroğlu, FETÖ’cülerden bıktıklarını belirterek “Artık buramıza kadar geldi. CHP’nin içindeki FETÖ’cülerin temizlenmesini protesto etmek için bunu yapıyoruz. AK Parti ve MHP’de FETÖ’cüler temizleniyor da CHP belediyelerindekiler neden temizlenmiyor.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.

Yaklaşık 50 kişinin katıldığı yürüyüşün ilk etabı, sanatçı Ali Sultan’ın söylediği türkünün ardından başladı.

Kaynak: Hürriyet ve Cumhuriyet ve Akşam

24Türkiye’nin aradığı Adil Öksüz, 2012’de Gülen konferansına katılmış

FETÖ’nün TSK imamı ve 15 Temmuz darbe girişiminin 1 numarası firari Adil Öksüz’ün 2012 yılına ait fotoğrafları ortaya çıktı. Arnavutluk’ta örgüte yakın Bedir Üniversitesi’nin ‘dinler arası diyalog’toplantısına katılan Öksüz, FETÖ elebaşı Gülen’in görüşleri için özel oturumda da yer almış.
Yeni Şafak’tan Hamdi Koçoğlu’nun haberine göre, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminin ardından örgütün TSK imamı olduğu belirlenen ve darbenin 1 numaralı ismi olarak aranan Adil Öksüz’ün 2012 yılına ait fotoğrafları ortaya çıktı. Fotoğrafların, Arnavutluk’ta bulunan ve örgüte yakın Bedir Üniversitesi’nin 2012 yılında düzenlediği ‘Dinler Arası Diyalog’ konulu bir konferansa ait olduğu öğrenildi. Türkiye’den katılan isimler arasında olan Öksüz, toplantıda Yahudiliğin anne-babaya gösterdiği önemi ve İslam ile karşılaştırmasını anlattı.

ÖZEL OTURUMA KATILMIŞ

Arnavutluk’ta ‘İnsani Araştırmalar Konferansı’ adıyla gerçekleşen dinler arası diyalog toplantısında, Amerika, İngiltere, İtalya, Fransa, Avusturya, Malezya, Romanya, Makedonya, Nijerya ve Türkiye’den temsilciler bulunuyordu. Özel konferansta 50’ye yakın sunum yapılırken, Yahudi din adamları da toplantıda konuşmalar yaptı. Toplantıda FETÖ elebaşı Fetullah Gülen için özel oturum da yapıldı. Gülen özel oturumunda ise Dr. Bekir Çınar, Gülen’in dinler arası diyalog ve hoşgörü görüşlerini, ülkelerin temsilcilerine anlattı.

Adil Öksüz’ün Arnavutluk’ta yaptığı sunumun detayları da ortaya çıktı. Konuşmasında, Yahudilikte anne-babaya itaatin nesilden nesle gelen bir gelenek olduğunu vurgulayan Öksüz, “Bu onur Yahudi mistik anlayışının temellerindendir ve Yahudi milletinin daimi olmasının en önde gelen şartıdır. Burada anne ve babaya bağlılık çocuğun Yahudi toplumuna bağlılığını ve onun ileride Yahudi bir erkek veya Yahudi bir kadın olmasını sağlar” dedi.
Öksüz’ün Arnavutluk’ta katıldığı toplantıya, Türkiye’den çok sayıda isim de katıldı.

Akademisyenlerin bazıları Öksüz’ün de bulunduğu fotoğraf karesine girerken, çoğunun toplantıda konuşma yaptığı öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet

23Üçok: Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı ifade versin

Oktay ENSARİ/KAYSERİ (DHA) – ESKİ Hava Kuvvetleri Komutanlığı Başsavcısı emekli Albay Ahmet Zeki Üçok, darbe girişimi sürecinin en önemli sorumlularının, TSK’daki komuta kademesi ve MİT Müsteşarı olduğunu söyledi. Bu kişilerin hala görevde tutulmalarının halk arasında farklı algılar oluşturduğunu savunan Üçok, “250 kişinin ölümüne, binlerce kişinin yaralanmasına yol açan ordunun komutanları TBMM Darbe Komisyonu’nda dinlenmelidir. Yoksa bu durum karanlık kalır ve toplumun vicdanı kanar” dedi.
Kamuoyunda ‘Hipnoz davası’ olarak bilinen ve Anayasa Mahkemesi’nin yeniden görülmesine karar verdiği davada tutuksuz yargılanan eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Başsavcısı Ahmet Zeki Üçok, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili gelişmeleri değerlendirdi. 40 yıl askerlik yaptığını ve 2013’de emekli olduğunu belirten Üçok, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın izniyle TSK nin üst kademesindeki komutanlar ve MİT müsteşarının TBMM Araştırma Komisyonu’na ifade vermesi gerektiğini söyledi. Üçok, bu konuda şunları söyledi:
“TSK’daki emir-komuta kademesinin, bu sürece gelinceye kadarki yapmış olduğu hatalar zinciri de gündeme gelmeli. Genelkurmay Başkanı’nın emir subayı, Hava Kuvvetleri eski Komutanı’nın güvenlik görevlisi FETÖ’cü çıkıyor ve bu komutanları esir alıyor. Yine düşünün ki, 5 uçak Ankara üzerinde, 2 uçak da İstanbul’da uçuyor ve bombalıyor. Bizim 140 uçağımız var ve kimse müdahale etmiyor. Sabah saat 04.30’da ilk uçağı kaldırabiliyoruz. Yine Deniz Kuvvetleri Komutanımıza bakıyorsunuz, İstanbul’un ara sokaklarında kayboluyor. Jandarma Genel Komutanı’nın nerede olduğunu bugüne kadar hiç kimse öğrenemedi. Kara Kuvvetleri Komutanı emir subayları tarafından esir alınıyor. Bence ortada bir suç var. Düşünün 250 kişi ölüyor ve siz bu 250 kişiyi öldüren ordunun komutanısınız. Ama siz hala hiçbir şey olmamış gibi Genelkurmay Başkanı olarak devam ediyorsunuz. Meclisi bombalayan uçakların komutanı Hava Kuvvetleri Komutanı hala o görevini sürdürüyor.”
‘MİT MÜSTEŞARI NE İŞ YAPAR?’
Cumhurbaşkanının ‘Darbe girişimini ben eniştemden öğrendim’ sözünü hatırlatarak konuyu MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a getiren Ahmet Zeki Üçok, şöyle devam etti::
“O zaman bu MİT Müsteşarı bizim ülkemizde ne iş yapar? Böylesine uluslararası güven sağladığını düşündüğümüz bir kuruluş, 7- 8 aya yayılabilecek bir darbe girişimi sürecinden hiç haberdar olmaz mı? Bu sürecin en önemli sorumluları, işte bu saydığım komuta kademesi ve MİT Müsteşarıdır. Bunlar ne yazık ki hala görevdeler ve bunların hala görevde olmaları, halk arasında da artık farklı algılar oluşturmakta. Bu nedenle, bence en kısa sürede bu komuta kademesi ve MİT Müsteşarı görevden alınıp, yargı karşısında hesap vermelidir. Bunların yerine, ordumuza komuta edecek ve MİT Müsteşarlığı yapabilecek çok değerli insanlarımız var.”
Ahmet Zeki Üçok 4 yıl 10 ay süren tutuklulum döneminde Metris, Hasdal, Mamak, Maltepe, ve Sincan cezaevlerinde geçirdiği günleri ve başına gelenler ile TSK’da FETÖ’ye karışanları isim isim, tarih sırasına göre ‘Tek Başına’ adıyla yayımlayacağı kitapta yazacağını sözlerine ekledi.

Kaynak: Hürriyet

22Adil Öksüz’ün kayınvalidesi sağlık gerekçesi ile tahliye edildi!

15 Temmuz darbe girişiminde darbenin merkezi Akıncılar Üssü’nde olduğu belirlenen ve gözaltına alındıktan sonra şaşırtıcı şekilde serbest bırakılan FETÖ imamı Adil Öksüz’ün kayınvalidesi tahliye oldu.
Adil Öksüz’ün firarından sonra eşi Cevat Yıldırım ile birlikte gözaltına alınan ve tutuklanarak cezaevine konulan Hatice Yıldırım yaklaşık 3 aydır tutukluydu. Avukatı Hakan Tunçkol’un sağlık durumunu gerekçe göstererek yaptığı itiraz üzerine Sakarya Sulh Ceza Hakimliği’nce serbest bırakılan Hatice Yıldırım’ın aşırı kilo, şeker ve kalp yetmezliği gibi sağlık sorunları bulunduğu belirtildi.

Hatice Yıldırım’ın ev hapsi şartı ile tahliye edildiği ve elektronik kelepçe takılacağı belirtildi.

Kaynak: Sabah ve Akit

21AP kafeteryasında FETÖ-PKK mesaisi

İşte Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye üzerindeki alçak planlarını art arda devreye sokan FETÖ ve PKK terör örgütleriyle nasıl kol kola olduğunun fotoğraflı kanıtı! Avrupa Parlamentosu’nun kafeteryasında PKK’nın Avrupa’daki propaganda kadrosundan Martin Alasor ve FETÖ’nün PKK imamı Ebubekir Işık kafa kafaya vermişler. Fotoğrafın çekildiği tarih 18 Ağustos 2016. Hain darbe girişiminden bir ay sonra ikili FETÖ-PKK ittifakının yeni stratejilerini belirlemek için AP çatısında buluşmuş.

SABAH, Nisan 2015’teki Gültan Kışanak-Ekrem Dumanlı görüşmesinden sonra âlenileşen Türkiye karşıtı iki terör örgütü FETÖ ve PKK ortaklığının en net fotoğrafına ulaştı. Temmuz 2015’te PKK’nın hendek savaşlarını başlattığı tarihten, 15 Temmuz 2016’da FETÖ’cü hain darbe kalkışmasına kadar olan süreçte yoğunlaşan iki terör örgütünün işbirliği bir fotoğrafla belgelendi. Bu işbirliğinin delili olan fotoğraf, Belçika’nın başkenti Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nun kafeteryasında çekildi. Skandal görüşmenin fotoğrafında, PKK’nın üst düzey yöneticileriyle temasta olan ve Avrupa’daki PKK’lılardan sorumlu imam olarak çalışan TUSKON üyesi Ebubekir Işık ile PKK’nın Avrupa propaganda kadrosundan Roni kod adlı Martin Alasor var. 15 Temmuz darbe girişiminden bir ay sonra 18 Ağustos 2016’da bu ikilinin buluşmasına Avrupa Parlamentosu’nun ev sahipliği yapması da AB’nin her iki örgütün üst aklı olduğunun bir göstergesi. Kafeteryada fotoğraflandığını gören Işık ve Alasor, hızla mekândan ayrıldı. İstihbarat birimlerinin tespitlerine göre ikili görüşmede 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ- PKK ortaklığı konusunda yeni stratejiler belirledi. PKK cephesi adına masada bulunan Martin Alasor Gülen’e olan hayranlığını satırlara dökmüş bir isim. TUSKON üyesi Ebubekir Işık’ın ise talimatları doğrudan FETÖ elebaşısının yaşadığı Pensilvanya’dan aldığı öğrenildi.

İSTİHBARİ DESTEK SÖZÜ VERDİ
SABAH Özel İstihbarat Bölümü’nün ulaştığı bilgilere göre Ebubekir Işık ve Martin Alasor görüşmesinde FETÖ, Türkiye aleyhine belge, bilgi temini için PKK’ya destek sözü verdi. Lobi faaliyetleri başta olmak üzere Türkiye aleyhtarı operasyonlarda FETÖ ve PKK’nın işbirliğinin artırılması kararı alındı. Görüşmede Ebubekir Işık, FETÖ’nün PKK’nın Avrupa’daki Türkiye karşıtı propaganda faaliyetlerinde her türlü istihbari, maddi desteği sağlamaya hazır olduğunu belirtti.

FİRARİLER KULLANILACAK
FETÖ’nün, bu desteği sağlarken Türkiye’den firar eden istihbarat polisleri ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrası NATO ülkelerine iltica etmek için başvuran subayların elindeki kozmik bilgileri kullanacağı kaydedildi. FETÖ, istihbarat bazlı çalışan bir terör örgütü olduğu için silahlı terör faaliyetlerine odaklanan PKK’ya Avrupa’daki lobi ve propaganda faaliyetlerinde destek vermeyi taahhüt etti.

MEDYAYA KISKAÇ
Görüşmede Türkiye düşmanı iki örgütün ortak bir sinerjiyle Avrupa ülkelerindeki medya kuruluşlarını etkileme konusunda da anlaştığı kaydedildi.

MARTİN ALASOR KRİPTO FETÖ’CÜ
Martin Alasor’un PKK içine yerleştirilmiş bir FETÖ’cü olduğu yönünde istihbari değerlendirmeler var. Alasor’la ilgili istihbarat notunda şu bilgiler yer alıyor: 1963’te Fetullah Gülen’in memleketi Erzurum’da doğdu. 1970’li yılların sonunda genç yaşlarda demokratik sol yelpazede yer aldı. 12 Eylül askeri darbesinin ardından yurtdışına kaçtı. Gazeteciliğe 1988’de PKK’nın güçlü olduğu Norveç’te başladı. Norveç’in sosyal demokrat gazetesi Hamar Arbeiderblad, liberal Hamar Dagblad, İsveç Stockholm’de çıkan Kürdistan Press, İstanbul ve Avrupa’da yayımlanan Özgür Gündem, Özgür Ülke ve Özgür Politika gibi birçok gazetede siyasi diplomasi ve seyahat ağırlıklı yazılar yazdı. 1996’da kurulan Kürdistan Gazeteciler Birliği sekreterliğini yaptı. Halen Norveç Gazeteciler Birliği ve Uluslararası Gazeteciler Federasyonu üyesi. Alasor, Avrupa alanındaki bazı gazetecilerin Kandil ile irtibatlarını, seyahatlerini organize ediyor. 2013 yılından bu yana kripto FETÖ üyesi olarak Avrupa-Kandil arasında kuryelik yapıyor.

GÜLEN’İ ÖVEN KİTAP YAZDI
İstihbarat notuna göre Alasor, Fetullah Gülen Hoca-Said Nursi gerçeği adlı kitabında Gülen’i övüyor. Alasor, kitabında “Kendilerine milliyetçi maske takan bazı ırkçı ve derin çevrelerin aksine O (Gülen’i zamirle işaret ederken bile büyük harf kullanıyor!) başta Türkiye olmak üzere dünyanın her köşesinde Türk dili ve kültürü ve Türk menfaatleri için gönül veren, dini ve Türklük hassasiyetleri olan bir insan. O’nun dünyadaki faaliyetleri Türk devletinin resmi ve gayriresmi kurum ve şahsiyetlerince desteklenmektedir” diyerek açıktan Gülen’i destekliyor.

Kaynak: Sabah ve Takvim

20Cuntacının buluşma noktası Akıncı Üssü

Darbe soruşturmasından: İhanet girişimi ilk olarak adı 15 Temmuz’dan sonra Mürted olarak değiştirilen Akıncı Üssü’nde başladı. Genelkurmay Başkanı Akar’ı rehin almaya giden 120 cuntacı burada buluşarak yola çıktı
FETÖ’nün darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturmada önemli tespitlere ulaşıldı. İhanet girişimini adı Mürted olarak değiştirilen Akıncı Üssü’nden gelen cuntacıların başlattığı belirlendi. Özel Kuvvetlerden 120 cuntacının Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile diğer komutanların rehin almasında görev aldıkları kaydedildi. 15 Temmuz günü Genelkurmay Karargahı’ndaki görevlendirmeleri inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ’cülerin ‘kendilerinden olmayanları’ mesai bitiminde gönderdikleri anlaşıldı. Genelkurmay’da görevli 150 civarı cuntacının kalkışmada aktif rol aldığı, bunların arasında koruma taburu personelinin de bulunduğu belirtildi. Cuntacı askerlerin bir kısmının Mürted Hava Üssü’nde buluşarak otobüsle Genelkurmay’a gittiği anlaşıldı. Bu grubun harekete geçmesiyle cuntacıların darbe girişimi için düğmeye bastığı ve komutanların derdest edilerek rehin alındığı tespit edildi. Özel Kuvvetlerdeki ikinci grubun Çankaya Köşkü içerisindeki Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nda toplandığı belirlendi. 35 civarı özel kuvvet personelinin kalkışmadan önce Muhafız Alayı’na sivil araçlarıyla geldiği, üzerlerini değiştirdikten sonra da Genelkurmay’a gittikleri ortaya çıktı. Darbe girişiminin başarısızlığa uğramasından sonra Muhafız Alayı’na yapılan operasyonla Genelkurmay’da görev alan özel kuvvetler personelinin kimliklerinin belirlendiği ifade edildi.

CUNTACI KURT SİİRT’TEN GELMİŞ
Savcılık, kalkışma sırasında Kara Harp Okulu’nda getirilen cuntacıları da belirledi. Mürted Hava Üssü’nden kalkan helikopterle kursiyerler Kara Harp Okulu’ndan Genelkurmay Karargahı’na taşınmıştı. Aralarında rütbelilerin de bulunduğu cuntacıların Genelkurmay’ın etrafına konuşlandırıldığı, karargahı ‘korumakla’ görevlendirildiği belirtildi. Başlarında ise Siirt’te görevli Albay Erdoğan Kurt’un olduğu öğrenildi. Darbe girişiminin ardından tutuklanan Kurt’un daha önce Kara Harp Okulu’nda görevli olduğu kaydedildi.

REHİNE TİMİNİN BAŞINDA ALAKUŞ VARDI
Üçüncü grubun ise Genelkurmay’a yakın noktalara sivil araçlarıyla geldiği ortaya çıkarıldı. Kocatepe ve Kızılay civarında araçlarını bırakan ve üzerlerini değiştiren cuntacıların Genelkurmay’a geçerek Mürted’den gelen ekibe desteğe gittikleri anlaşıldı. 120 civarındaki özel kuvvetler personelinin başında ise ÖKK Alay Komutanı Kurmay Albay Fırat Alakuş’un olduğu öğrenildi. Mürted Üssü’ndeki grupla birlikte Genelkurmay’a gelen Alakuş’un ismi Orgeneral Hulusi Akar’ın ifadesinde geçmişti.

Kaynak: Sabah

19‘FETÖ tehdidini göz ardı ediyorsunuz’

‘Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, İngiliz Economist dergisinin mektuplar bölümünde yayımlanan yazısında, dergiyi “Türkiye muhaliflerini hapsediyor” başlıklı haberi nedeniyle eleştirdi. Kurtulmuş şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin terör örgütü FETÖ’den kaynaklanan sorunun boyutunu ciddi bir şekilde eksik göstermektedir. Örgüt, 35 yıl boyunca her yolu deneyerek devlet kurumları ve sivil topluma sızdı. Bunu yaparken kamuda ve TSK içinde sınav kağıtlarını çalmaktan Ergenekon ve Balyoz davalarında sahte delillerle komplo kurmaya kadar çeşitli yöntemler kullandı. Ancak bu, sistematik olarak Batılı gözlemciler tarafından göz ardı edildi. Gülenci tehdit hakkında ne hissettiğimizin anlaşılması, gelecekteki ilişkilerimiz için hayatidir.”

KURTULMUŞ, CHATHAM HOUSE’DA KONUŞTU
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Londra’da İngiltere’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Chatham House’da, “Türk İç ve Dış Politikasındaki Yeni Gelişmeler” başlıklı bir konuşma yaptı. Kurtulmuş konuşmasında “Türkiye, terör örgütlerinin yoğun tehdidi altında. DEAŞ, PKK’nın yanı sıra ne yazık ki hala FETÖ’nün de tehdidi altındayız. Terör örgütleriyle bir çeşit savaş halindeyiz. Türkiye kargaşanın olduğu bir bölgenin ortasındaki istikrar adasıdır. Türkiye’nin bir ekseni var, o da kendi ekseni. Eksen kayması yok.”

Kaynak: Sabah ve Yeni Şafak ve Akit

18Ayrılmak isteyenler için kademeli ceza

Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı’nın FETÖ soruşturması kapsamında hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianamede örgütün dağılmayı önlemek ve ayrılmaların önüne geçmek için kullandığı cezalara yer verildi. 229 sayfalık iddianameye göre örgüt, dağılmayı önlemek, ayrılmaların önüne geçmek için ayrılmaya niyetlendiğini sezdiği üye ya da mensuplarına ‘tazir’, ‘şefkat tokadı’, ‘zecr tokadı’ ve ‘tard’ olmak üzere niteliği itibarıyla hafiften ağıra doğru sıralanan cezalar veriyor. ‘Tazir’ örgütten ayrılacak kişinin herkesin içinde küçük düşürülerek uyarılması, ‘Şefkat tokadı’ örgütten ayrılmak isteyene başına ilahi olarak kötü şeyler geleceğine şartlandırılması, Zecr tokadı kişinin örgütün sağladığı tüm imkanlardan geçici olarak mahrum bırakılması, ‘Tard’ ise örgütten ayrılmakta ısrarcı olan kişinin hain ilan edilerek örgütün iç yapısını bildiği için öldürülmesi dahil etkisiz hale getirilmesiyle uygulanıyordu

Kaynak: Sabah

17Darbeci komutanları kaçırma oyununu polis bozdu

FETÖ’cü bir grubun Malatya’da 15 Temmuz darbe girişiminden sonra gözaltına alınan 5 generali adliyeden kaçırmaya çalıştıkları öğrenildi.
15 Temmuz gecesi Malatya 2. Ordu Karargahı’nda polis ile darbeci askerler arasında gerginlik ve silahlı çatışma yaşandı. Darbeci Orgeneral Adem Huduti, Tümgeneral Avni Angun, Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili, Tuğgeneral Zeki Karataş ve Tuğgeneral Emin Ayık gözaltına alındı. 5 general 17 Temmuz’da Malatya Adliyesi’ne getirildi. Bu sırada adliye binası üzerinde kimler tarafından uçurulduğu tespit edilemeyen drone dolaşmaya başladı. Polis, generallerin hangi odada ifade verdiklerinin belirlenmemesi için adliyenin tüm ışıklarını yaktı. Çevre binaların çatılarına ise keskin nişancılar yerleştirildi. Şehir merkezinde darbe karşıtı gösteri yapan FETÖ’cü grubun, “Alevi yurttaşlara saldırıyorlar” diyerek halkı ayaklandırıp, kargaşa yaratmaya çalıştı. Vatandaşlar ve Malatya polisi bu oyuna gelmedi ve FETÖ’cüler amacına ulaşamadı.

Kaynak: Sabah

16FETÖ operasyonları : 86 tutuklama 97 gözaltı

Konya’da 10 akademisyen, Yalova’da 16 polis, Kayseri ve Zonguldak’ta da 15 ‘örgüt ablası’ tutuklandı. Manisa’da 22 abla gözaltına alındı
Yalova: ByLock’çu 16 polis ve 2 öğretmen tutuklandı.
Konya: 10 akademisyen tutuklandı.
İzmir: İzmir merkezli 10 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 8 kişi ile 1 örgüt ‘abi’si tutuklandı.
Giresun: 4 polis ile bir kamu çalışanı tutuklandı.
Samsun: ByLock’çu 2 astsubay tutuklandı.
Kayseri: Öğretmenlikten ihraç edilen 8 ‘abla’ tutuklandı.
Zonguldak: 7’si örgüt ‘abla’sı 14 kişi tutuklandı.
Kayseri: ‘Böcek’ davasının tutuklu sanıklarından Sedat Zavar’ın kardeşi YakupZavar, firari eski Yargıtay üyesi Ali Akın’ın eşi Nilgün Akın ve Hamdi Yıldırım tutuklandı.
Çankırı: ByLock’çu 8 şüpheli tutuklandı.
Mersin: 5 müftülük çalışanı tutuklandı.
Mardin: 4 öğretim görevlisi tutuklandı. Öte yandan Manisa’da 22’si ‘abla’ 24,İzmir’de 24, Batman’da 5 kişi ile Eskişehir’de 16 öğretmen, Uşak’ta 7 infaz koruma memuru ile bir kadın zabıt katibi, Düzce’de 6 işadamı, Ordu’da 10 şüpheli, Antalya’da 1’i kaymakam 3 kişi, Afyonkarahisar’da 1 kaymakam gözaltına alındı.Ayrıca Kars Digor Kaymakamı İsa Bolat, Kocaeli Kandıra Kaymakamı İsmail Çiçek,Afyonkarahisar Sultandağı Kaymakamı M. Emin Günğör, Tunceli’nin Hozat Kaymakamı Bekir Demir ile Manisa Selendi Kaymakam Vekili Murat Aydın, İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırıldı. Sakarya’da da örgütün “Hava Kuvvetleriimamı” olduğu ileri sürülen Adil Öksüz’ün kayınvalidesi ile eski milletvekili HakanŞükür’ün babası, ev hapsi ve yurt dışı yasağı şartıyla tahliye edildi.

Halit TURAN-Ali ALTUNDAŞ-Abbas ÇAKARKasım ŞAHİN/Şaban YILMAZ-Rıdvan UYSAL

Kaynak: Sabah

15FETÖ’den yakalanan elemanına sus payı

FETÖ’nün örgüt içi himmet sistemiyle yakalanan üyelerini maddi yardımlarla ikna ederek konuşmalarını önlemeye çalıştığı öğrenildi
15 Temmuz darbe girişiminden sonra peş peşe düzenlenen operasyonlarla köşeye sıkışan FETÖ’nün ‘örgüt içi himmet sistemi’ oluşturarak açığa alınan veya tutuklanan militanlarına maddi yardım yaptığı, böylece çözülmeyi engellenmeye çalıştığı belirlendi. 15 Temmuz’un ardından 76 bine yakın şüpheli hakkında işlem yapılırken, 36 bin 951’i tutuklandı. 55 bine yakın kişi memuriyetten ihraç edilirken, 3 bin 328 kişinin ise gözaltı işlemleri sürüyor. Örgütün üst düzey elebaşılarının yurtdışında lüks ve rahat içinde hayatlarına devam etmesi, Türkiye’de kalan militanlar arasında rahatsızlık yarattı. FETÖ, Türkiye’deki militanlarının itirafçı olmasının önüne geçmek için yurtdışından kuryelerle ve yabancı şirketler aracılığıyla para getirerek üyelerine vermek istedi. Ancak devletin terörün finansmanına karşı kararlı duruşu FETÖ’nün önünü kesti. Bunun üzerine örgütün WhatsApp grupları üzerinden haberleşerek ‘örgüt içi himmet sistemi’ kurduğu belirlendi. Gayrimenkul sahibi FETÖ militanlarının bazı dairelerini diğer üyelere tahsis ettikleri belirlendi.

Kaynak: Sabah ve Takvim

14FETÖ sanığı Alaeddin Kaya ifade verdi: Ötekileri de alın yoksa İntihar edebilirim

FETÖ çatı davasının dördüncü celsesi sona erdi. Sanıklardan Alaeddin Kaya’nın ifadesinde ‘intihara yakınım’ demesi dikkat çekti.

FETÖ Çatı Davası’nın dördüncü oturumunda ifade veren, Zaman Gazetesi’nin eski “sahibi” Alaeddin Kaya, intihar edebileceğini söyledi.

Davada “mağdur” konumunda olduğunu öne süren sanık Alaeddin Kaya, “17-25 Aralık bana göre bir kalkışmadır. Prof. Dr. Osman Özsoy, 15 Temmuz’dan önce ‘Şimdi albay olmak zamanı’ diye tweet attı. Emre Uslu, ’22 Temmuz’da yer ayırttım, Türkiye’ye dönüyorum’ diye tweet atıyor, ama neredeler? Hukuka güvenmek istiyorum. Bir arkadaş bana, ‘İntihar etmeyi düşünüyor musunuz?’ diye soruyor, o zemin yavaş yavaş hazırlanıyor.” diye konuştu.

Kaya, daha önce, Fetullah Gülen’in de bulunduğu bir buluşmada Papa’nın elini öptüğü için büyük tepki çekmişti.

– “17-25 Aralık bana göre bir kalkışmadır”

Davada “mağdur” konumunda olduğunu öne süren sanık Alaeddin Kaya, “17-25 Aralık bana göre bir kalkışmadır. O dönemde içeride yatan adamlar, seçimlerde bağımsız aday olmuşlardı ve herkes seferber oldu. Buna aklım ermiyor. Buradan da anlayabiliriz. Devlet vatandaşına tuzak kurmaz. Prof. Dr. Osman Özsoy, 15 Temmuz’dan önce ‘Şimdi albay olmak zamanı’ diye tweet attı. Emre Uslu, ’22 Temmuz’da yer ayırttım, Türkiye’ye dönüyorum’ diye tweet atıyor, ama neredeler?Hukuka güvenmek istiyorum. Bir arkadaş bana, ‘İntihar etmeyi düşünüyor musunuz?’ diye soruyor, o zemin yavaş yavaş hazırlanıyor.” diye konuştu.

Kaynak: Star ve Türkiye ve Akit

13FETÖ’nün 200 milyon lirası askıda

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) mali ayağıyla mücadelede önemli başarılar elde edildi. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) savcılıklardan intikal eden talepler üzerine FETÖ ile bağlantılı 398 dosya kapsamında 29 bin 698 kişi hakkında analiz ve değerlendirme çalışması yaptı.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bakanlığının bütçesini sunan Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın verdiği bilgiye göre nisan ayında yapılan işlemlerin ertelenmesine ilişkin düzenleme kapsamında, özellikle FETÖ bağlantılı kişilerle ilgili gönderilen şüpheli işlem bildirimlerine istinaden toplam değeri 200 milyon TL’yi aşan 879 finansal işlemin askıya alınmasına karar verildi. MASAK terörizm ile mücadeleye yönelik çalışmalarına hız verdi. Büyük kısmı bankalardan olmak üzere yükümlülerden Kasım ayı itibarıyla 100 binin üzerinde şüpheli işlem bildirimi alındı.

MASAK PARANIN İZİNDE

Terörizmin finansmanıyla mücadele kapsamında tamamlanan çalışmalar sonucunda 2016 yılında 555 kişi hakkında ilgili savcılıklara suç duyurusunda bulunuldu. Aklama suçuyla mücadele kapsamında ise haklarında suç duyurusunda bulunulan kişi sayısı 111 oldu. Kamu kurum ve kuruluşlarıyla yapılan istihbari nitelikteki bilgi paylaşımları kapsamında 16 bin 396 kişi hakkında ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla bilgi alışverişinde bulunuldu.

Suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadeleye kararlılıkla devam edildiğini aktaran Maliye Bakanı Ağbal, “Terörizmin finansmanıyla mücadele de terörizmle mücadelenin olmazsa olmaz önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Başta FETÖ olmak üzere, diğer terör örgütleriyle mücadelede finans kaynaklarının tespiti, bunların çeşitli yöntemlerle dondurulması, engellenmesi yoluyla da MASAK, Adalet Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımızla çok kapsamlı ortak çalışmaları birlikte yürütüyorlar. Özellikle FETÖ’nün finans kaynaklarının tespiti ve bunlara ilişkin gerek yurt içinde gerek yurt dışında alınacak tedbirler konusunda MASAK, ilgili kurumlarımızla çok kapsamlı çalışmalar yapıyor” dedi.

AVUKATLIK ÜCRETİ AŞAĞI ÇEKİLECEK

Bakan Ağbal, Türkiye Barolar Birliği ile olumlu görüşme yapıldığını belirterek “Bu görüşmeler çerçevesinde önümüzdeki yılbaşından itibaren şirket kuruluş işlemlerine ilişkin avukatlık ücretleri aşağı çekilecek” dedi. Ağbal, elektronik belge ve elektronik defter uygulamaları ile mükelleflerin vergiye uyum maliyetlerinin azaldığını söyledi. Ağbal, “Ekim 2016 itibarıyla e-fatura ve e-defter uygulamasına kayıtlı kullanıcı sayısı yaklaşık 52 bine ulaştı, e-arşiv fatura uygulamasına kayıtlı kullanıcı sayısı ise 4 bini geçti. Düzenlenen e-fatura sayısı 330 milyona ulaştı” dedi.

Kaynak: Star

12Bursa’da FETÖ operasyonunda 22 tutuklama

Bursa’da paralel yapının eğitim tesislerinin bağlı olduğu daha önce kayyım atanan ve çalışma ruhsatı iptal edilen SİLM AŞ hakkında yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 25 kişiden 22’si tutuklandı, 3’ü adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Bursa Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü Mali Suçlar Büro Amirliğince FETÖ/PDY Silahlı Terör örgütü ile ilişkili olduğu belirlenen Bursa’daki 16 ayrı eğitim kurumunun bağlı olduğu daha önce kayyım atanan ve ardından çalışma ruhsatı iptal edilen SİLM Eğitim Tesisleri İşletme Ticaret A.Ş. isimli şirkete yönelik yapılan soruşturma kapsamında toplamda 53 kişiyi gözaltına aldı.

Adliyeye sevk edilen 25 kişiden 22’si tutuklanırken geri kalan 3’ü adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Aynı dosyadan toplamda 32 kişi tutuklanırken 21 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kaynak: Star

11CHP’nin FETÖ dosyası Güler’in ihracında gizli!

Meclis Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu “Seçimde FETÖ ile ortaklık yaptık” dediği için partisinden ihraç edilen CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in Disiplin Kurulu raporunu isteyecek.

Hakkı Kurban

Meclis Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, CHP ve Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu terletecek bir adım atmaya hazırlanıyor. Komisyon, “Seçimde FETÖ ile ortaklık yapıldığı”nı söyledikten sonra ihraç edilen 24’üncü Dönem CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’le ilgili kararı isteme kararı aldı. CHP Disiplin Kurulu’nun aldığı kararın kapsamlı raporu, partiden veya Güler’den yazılı olarak talep edilecek.

MEKTUP GÖNDERDİ

Güler, davete karşın Komisyona gelemeyeceğini bildirmiş ancak bir mektup göndermişti. Türkiye’de geçmişten itibaren bu yapının siyasi iktidarlarla işbirliği çabasına mektubunda dikkat çeken Güler, 30 Mart 2014 yerel seçimlerindeki tabloyu şöyle özetledi:

Kim güçlüyse ona!

Örgütün resmen tescillenmiş olmadığı o tarihte, ‘Cemaat oyunu güçlü olana verecek; MHP güçlüyse ona, CHP güçlüyse ona, bağımsız güçlüyse bağımsıza’ şeklinde dile getirilen bir harekat yaşadık. Cemaat, siyasi yapılara ‘oyları’nı ve TV’leriyle gazetelerinde propaganda olanaklarını sundu. Karşılığında ise Amerikancı suratını, her şeyini görmezden gelen siyasi oportünizm adeta şaha kalktı. Seçim işbirlikleri olmasa, bu ortam nasıl mümkün olurdu?…”

Kardeşimi de kandırdılar!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kardeşi Celal Kılıçdaroğlu, “Aydın’ın, FETÖ/PDY’den temizlenmesi ve Gülen ile yandaşlarının hesap vermesi” amacıyla Söke’den Didim’e yürüyüş başlattı. Ağabeyinin yürüyüşe olumlu baktığını dile getiren Kılıçdaroğlu, yürüyüşün başladığı noktaya, “FETÖ’cüler ağabeyimi de kandırmışlar” pankartı ile geldi. Yürüyüş 4 gün sürecek.

İnkar ettiler ama ittifak yaptılar

Birgül Ayman Güler, Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimine ilişkin eleştirilerini dile getirirken, “Her ne kadar parti yönetimimiz inkar etse de, 30 Mart seçimlerinde cemaatle ittifak yaptı. İllerde ve ilçelerde cemaatin çeşitli unsurlarının CHP’yle yürüdüğünü hepimiz gördük” demişti.

Alakası yok!

Parti yönetimine getirilen Mehmet Bekaroğlu için de Güler, “CHP’yle hiçbir ilişkisi olmamış bir kişi, bir anda, partinin genel başkanı tarafından davet edilmiş, parti meclisi üyesi yapılmak istenmiş. Partililer buna tepki gösterecek, o kadar iyi bilinmiş ki, katın kotasından seçimi gerçekleştirilmiş bir kişi” değerlendirmesini yapmıştı.

Kaynak: Akşam ve Yeni Şafak ve Akit

10Defne Joy raporuna 3 Adli Tıp uzmanı kurban edildi

Defne Joy dosyası raftan indi! FETÖ’den tutuklanan Adli Tıp Kurumu Başkanı İnce’nin, dosyayı Gülen’e göre dizayn ettiği ortaya çıktı.

Ercan ÖZTÜRK

FETÖ soruşturması çerçevesinde tutuklanan Ahmet Altan’ın oğlu Kerem Altan’ın evinde 14 Şubat 2011’de hayatını kaybeden Defne Joy Foster’ın dosyası ‘FETÖ’ bağlantısı nedeniyle raftan indirildi. Foster’ın raporu Adli Tıp Kurumu’nda FETÖ müdahalesi ile aylarca bekletildi.  15 Temmuz’dan 1 hafta sonra FETÖ’den tutuklanan dönemin Adli Tıp Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk İnce, Foster’ın raporunu kuruma kendi atadığı uzmanlara inceletmişti. İşte ‘İNCE İNCE’ o süreç:

Atama örgütten

Prof. İnce, ilk olarak Kimya İhtisas Dairesi Başkanlığını 17 yıldır yürüten Faruk Biçer’i görevden alarak önce alkol birimine ardından da Adana’ya gönderdi. Yerine Celal Bayar Üniversitesi Adli Tıp Uzmanı Dr. Mahmut Aşırdizer atadı. Narkotik biriminin başındaki Nilay Derman’ı görevden alan İnce önce Diyarbakır’a daha sonra da Erzurum’a gönderdi. Narkotik biriminin başına ise Şenol Korkut getirildi. O birimin uzmanı Oya Tanç ile Zafer Gürpınarlı da pasif görevlere çekildi. Yerlerine Ümran Özkan ile Neval Akberber atandı. Görevi alkol biriminde çıkan analizleri rapora dökmek olan İsmail Kocağa da başka bir göreve atandı. Yerine iki yıldır kurumda çalışan bir memur getirildi.

Altan’ı aklamışlardı

Prof. İnce, raporları da FETÖ’nün işine yarayacak şekilde dizayn ettirdi. Aynen Turgut Özal’ın ölümü, Ergenekon ve balyoz da olduğu gibi Defne Joy raporunu da bu şekilde düzenlendi. İşte ölüm nedeni: Aldığı alkol ile astım ilacının yan etkisiyle kalp ritim bozukluğu. Foster’ın üzerinde bulunan spermin ise Kerem Altan’a ait olmadığı raporlanmıştı.

Kaynak: AKşam ve Takvim ve Akit

9İzmir merkezli FETÖ/PDY operasyonu

İzmir merkezli 10 ilde, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik “Gölbaşı-7” adıyla düzenlenen operasyonda, adliyeye sevk edilen 13 zanlıdan 8’i tutuklandı.

Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, İzmir’in yanı sıra Ankara, Antalya, Kocaeli, Yozgat, Manisa, İstanbul, Giresun, Aydın ve Ağrı’da 22 adrese eş zamanlı düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 14 zanlıdan 13’ünün emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünün ardından “himmet toplamak”, “örgüte finansal destek sağlamak”, “terör örgütü yöneticisi ve üyesi olmak”, “örgüt adına faaliyete bulunmak” ve “örgüte eleman temin etmek” suçlamasıyla mahkemeye çıkarılan zanlılardan 8’i tutuklandı.

Gözaltındaki bir kişinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

“EŞİNİZ HİMMET VERMENİZE RAZI OLMUYORSA SAKLAYIN”

Örgütün hiyerarşisinde “abla” olarak anılan ve tutuklanan bazı zanlıların sorgularında, toplantılarda “fetva” verdikleri ortaya çıktı.

Ablaların, toplantıya katılan kadınlara, eşlerden bir şey gizlemenin günah olduğunun anlatarak, “Eşlerinizden bir şey saklamayın, her şeyi onlarla paylaşın. Eşlerden bir şey saklamanın günahı çok büyük. Ancak eşleriniz sizin himmet vermenize razı olmuyorsa bu konuyu saklayabilirsiniz.” gibi fetvalar verdikleri öğrenildi.

FETÖ’nün darbe girişiminde bulunduğu 15 Temmuz gecesi bombalanan polis özel harekat merkezinin bulunduğu Ankara’daki “Gölbaşı” ilçesinden adını alarak düzenlenen 6 operasyonda 250 kişi gözaltına alınmış, 95 zanlı tutuklanmıştı. 18 Kasım’da düzenlenen “Gölbaşı-7” operasyonuyla gözaltı sayısı 264, tutuklu sayısı 103’e yükseldi.

Kaynak: Akşam

8Darbe komisyonundan Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a ziyaret talebi

15 Temmuz darbe girişimini araştırma komisyonu başkanı Reşat Petek, ‘Cumhurbaşkanı ve Başbakanın komisyona davet edilmesinin uygun olmadığı kararını aldık’ dedi.

Darbe Komisyonu Başkanı Reşat Petek, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın dinlenmesi konusunda gelen taleplere ilişkin “Cumhurbaşkanı ve başbakanın komisyona davet edilmesinin uygun olmadığı yönünde bir karar aldık. Kendilerine yazılı olarak komisyonumuzun taleplerini ileteceğiz. Biz komisyonumuza gelin diye davetimiz yok. Ama her iki makamdan komisyonumuza bir davet gelirse bunu katılıp o çerçevede ziyaret etmemiz mümkün” dedi.

“MİT MÜSTEŞARI VE GENELKURMAY BAŞKANININ DİNLENMESİ TALEPLERİNİ REDDETMİŞ DEĞİLİZ”

Reşat Petek MİT Müsteşarı ve Genelkurmay Başkanının komisyonda dinlenmesinin sürekli gündeme getirilmesine değinerek “Sıkça dile getirilen MİT Müsteşarı ve Genelkurmay Başkanının dinlenmesi konusunda komisyon üyelerimizin taleplerini saygıyla karşıladığımızı ifade ediyorum. Genelkurmay Başkanımızın dinlenmesi konusunda bu talepleri reddetmiş değiliz biraz farklı algı oluşturuluyor. Gerek yurtiçi terörle mücadelede gerekse Irak ve Suriye’de iki dış cephede silahlı kuvvetler, güvenlik güçleri görev ifa ediyor. Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’yı davet ettik ancak cephede olduğu için katılamayacağını söyledi. Bu konuda bizim konunun aydınlanması için samimiyetle çalışmamızın devam ettiğini milletimiz bilmiş olsun. ” şeklinde konuştu.

“BYLOCK KULLANICILARININ LİSTESİNİ İSTEMEDİK, İSTEMEYİ DE DÜŞÜNMÜYORUZ”

Petek, FETÖ üyelerinin kendi aralarında iletişim kurduğu Bylock programını kullananların listesini istemediklerini vurgulayarak şöyle dedi: “İstemedik istemeyi de düşünmüyoruz. Zira bu konu şu anda yargının konusu. Şimdi kaş yapalım derken göz çıkarmamamız gerekiyor. FETÖ ile mücadelede adli soruşturmalara zarar verecek bir takım çalışmalara girmemiz doğru olmaz. Bylock listeleri önce telefon numarası olarak sonra kimlik bilgileri tespit ediliyor. Böyle olunca gizli soruşturma numaraların bizim komisyona gönderilmesiyle deşifre olmasıyla örgüt elemanlarının kaçmasına gizlenmesine yurt dışına gitmesine sebep olunabilir. Ben hukukçu emekli başsavcıyım, bu mahsurları görmezden gelemeyiz. O listeyi istemek gibi bir çalışmamız yok. Yargının görev alanına giriyor.”

Kaynak: Akşam ve Türkiye

7Cuntacının buluşma noktası Akıncı Üssü

Darbe soruşturmasından: İhanet girişimi ilk olarak adı 15 Temmuz’dan sonra Mürted olarak değiştirilen Akıncı Üssü’nde başladı. Genelkurmay Başkanı Akar’ı rehin almaya giden 120 cuntacı burada buluşarak yola çıktı

FETÖ’nün darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturmada önemli tespitlere ulaşıldı. İhanet girişimini adı Mürted olarak değiştirilen Akıncı Üssü’nden gelen cuntacıların başlattığı belirlendi. Özel Kuvvetlerden 120 cuntacının Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile diğer komutanların rehin almasında görev aldıkları kaydedildi. 15 Temmuz günü Genelkurmay Karargahı’ndaki görevlendirmeleri inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ’cülerin ‘kendilerinden olmayanları’ mesai bitiminde gönderdikleri anlaşıldı. Genelkurmay’da görevli 150 civarı cuntacının kalkışmada aktif rol aldığı, bunların arasında koruma taburu personelinin de bulunduğu belirtildi. Cuntacı askerlerin bir kısmının Mürted Hava Üssü’nde buluşarak otobüsle Genelkurmay’a gittiği anlaşıldı. Bu grubun harekete geçmesiyle cuntacıların darbe girişimi için düğmeye bastığı ve komutanların derdest edilerek rehin alındığı tespit edildi. Özel Kuvvetlerdeki ikinci grubun Çankaya Köşkü içerisindeki Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nda toplandığı belirlendi. 35 civarı özel kuvvet personelinin kalkışmadan önce Muhafız Alayı’na sivil araçlarıyla geldiği, üzerlerini değiştirdikten sonra da Genelkurmay’a gittikleri ortaya çıktı. Darbe girişiminin başarısızlığa uğramasından sonra Muhafız Alayı’na yapılan operasyonla Genelkurmay’da görev alan özel kuvvetler personelinin kimliklerinin belirlendiği ifade edildi.

CUNTACI KURT SİİRT’TEN GELMİŞ
Savcılık, kalkışma sırasında Kara Harp Okulu’nda getirilen cuntacıları da belirledi. Mürted Hava Üssü’nden kalkan helikopterle kursiyerler Kara Harp Okulu’ndan Genelkurmay Karargahı’na taşınmıştı. Aralarında rütbelilerin de bulunduğu cuntacıların Genelkurmay’ın etrafına konuşlandırıldığı, karargahı ‘korumakla’ görevlendirildiği belirtildi. Başlarında ise Siirt’te görevli Albay Erdoğan Kurt’un olduğu öğrenildi. Darbe girişiminin ardından tutuklanan Kurt’un daha önce Kara Harp Okulu’nda görevli olduğu kaydedildi.

REHİNE TİMİNİN BAŞINDA ALAKUŞ VARDI
Üçüncü grubun ise Genelkurmay’a yakın noktalara sivil araçlarıyla geldiği ortaya çıkarıldı. Kocatepe ve Kızılay civarında araçlarını bırakan ve üzerlerini değiştiren cuntacıların Genelkurmay’a geçerek Mürted’den gelen ekibe desteğe gittikleri anlaşıldı. 120 civarındaki özel kuvvetler personelinin başında ise ÖKK Alay Komutanı Kurmay Albay Fırat Alakuş’un olduğu öğrenildi. Mürted Üssü’ndeki grupla birlikte Genelkurmay’a gelen Alakuş’un ismi Orgeneral Hulusi Akar’ın ifadesinde geçmişti.

Kaynak: Takvim

6Provokasyon

FETÖ, faiz lobisi ile bir oldu, ‘100 dolar alıp, ekonomiyi batıralım’ kampanyası başlattı. 4 ayda 20 milyar dolar bozduran halk, hainlerin oyununa yine gelmedi.

Dolar dün güne yine rekorla başladıktan sonra, frene bastı. Sabah saatlerinde 3.47 liranın üzerini gören dolar, 3.43 lirayı test etti. Günü ise 3.4490 liradan tamamladı. Euro da dün 3.6664 lira ile tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Daha sonra Türk Lirası, gün içinde euro karşısında kayıplarını bir miktar geri aldı ve euro günü 3.66 liradan kapattı. Dolar kuru önceki gün Merkez Bankası’nın faiz artırımının ardından 3.37 liranın altına kadar çekilmişti. Sonra sert şekilde yükselen dolar, rekor üstüne rekor kırmıştı. Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi hainler, ülke ekonomisine saldırılarına içte ve dışta devam ediyor. Yurt dışında yayın yaptıkları internet sitelerinden sevinç çığlıkları atan hainler, dün de faiz lobisi ile bir olup sosyal medyada yeni bir algı operasyonunu devreye soktu. Hainler, sosyal medyada ’25 milyon muhalif 100’er dolar alalım, 2.5 milyar dolar ile ekonomiye zarar verelim’ kampanyası başlattı. Vatandaş, bu karalamaya anında cevap vererek ‘Dolarımı 3 liradan satarım’ tagı açtı.

TL’YE SAHİP ÇIKTIK
15 Temmuz sonrasında ve Moody’s’in kredi notumuzu düşürmesinin ardından TL’ye sahip çıkmak adına hemen döviz satışı yapan yerli yatırımcı, doların rekor kırmaya başlamasıyla bu satışı geçen hafta da sürdürdü. Yurt içinde yerleşiklerin yabancı para toplam mevduat ve fonları geriledi. Vatandaşın 15 Temmuz’dan bu yana döviz satışı 20 milyar doları aştı.

9 MİLYARLIK TÜRK LİRASI DOPİNGİ
Hükümet, kurdaki oynaklığı azaltmak üzere piyasalara 9 milyar dolar katkı sağlayacak 3 önemli adım atıyor. Devletin dolar/euro üzerinden yaptığı sözleşmelerin TL üzerinden ödenmesiyle 5 milyar dolara ulaşan döviz talebinin piyasada baskı kurması önlenecek. Eximbank aracılığıyla ihracatçılara kullandırılan döviz kredilerinin TL üzerinden kapatılmasıyla piyasaya 2-2.5 milyar dolar kaynak bırakılacak. Merkez Bankası’nın yabancı para zorunlu karşılık oranlarını indirmesiyle, bankaların portföyünde ilave 1.5 milyar dolar kalacak..

Kaynak: Takvim

5İşte o üs

Ramstein Hava Üssü’ndeki FETÖ’cü subaylar ordudan atıldı. Ama hainlere Almanya kucak açtı. NATO da üste kalmalarını sağladı

Türkiye, üniforma giymiş teröristleri TSK’dan bir bir ayıkladı. Yurt dışındaki FETÖ’cü subayları da geri çağırdı. Fakat hiçbiri bu çağrıya uymadı. Bulundukları ülkelere sığındı.

NATO’nun Ramstein Hava Üssü’nde görevli 60 FETÖ’cü de terör yardakçısı Almanya’da kaldı. Üs yetkilileri ise Türk Ordusu’yla ilişiği kesildiği halde o hainlere sahip çıktı.

Takvim Haber Müdürü Mevlüt Yüksel, işte o üssün kapısına dayandı. Teröristlerin kullanmaya devam ettikleri lojman ve tesisleri fotoğrafladı. NATO’nun maskesini çıkardı.

HAİNLER BU LOJMANLARDA KALIYOR
NATO kurallarına göre, görevi sona eren askerlerin 15 gün içinde lojmanları terk etmesi gerekiyor. Bunu uygulamayan üs yöneticileri suç işliyor.
Ramstein Üssü’nde üst düzey subaylar 250’şer metrekarelik bahçeli villalarda yaşıyor. Tesislerin içinde parklar, koşu parkurları ve spor tesisleri de bulunuyor..

Kaynak: Takvim

4Giresun’da FETÖ operasyonunda 5 tutuklama

Giresun’da Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında 5 kişi tutuklandı.
Edinilen bilgilere göre, Giresun İl Emniyet Müdürlüğü ve Cumhuriyet Başsavcılığınca sürdürülen operasyonlar kapsamında gözaltına alınan ve aralarında polislerinde bulunduğu 11 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan 11 şüpheliden arasında bulunan 4 polis ile bir kamu görevlisi tutuklandı. 6 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kaynak: Türkiye

3Hozat kaymakamı Demir açığa alındı

Hozat Kaymakamı Bekir Demir, FETÖ’nün darbe girişimine ilişkin soruşturma çerçevesinde açığa alındı.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ mensupları tarafından 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişiminin ardından örgütün faaliyetlerinin ve örgütle ilişkisi olanların tespit edilmesine yönelik başlatılan soruşturma sürüyor.

Hozat Kaymakamı Bekir Demir de bu çerçevede açığa alındı.

Demir, İçişleri Bakanlığınca, 2 Eylül 2014 tarih ve 2014/1032 sayılı Müşterek Kararname ile Hozat Kaymakamı olarak atanmıştı.

Kaynak: Türkiye

2Yargıtay sordu, MİT yol gösterecek!

Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi MİT’e, “ByLock’u kim kurdu?, nasıl girilir? ve telefonunda yüklü olmayan girebilir mi?” diye 3 kritik soru yöneltti.
FETÖ davalarında son kararı verecek olan Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) ByLock ile ilgili sorular yöneltti. MİT’in vereceği cevaplar, FETÖ soruşturmalarını yürütmekte olan savcılıklar için de yol gösterici olacak. Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, Selam Tevhid soruşturması sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere devlet yetkililerini, işadamlarını ve gazetecileri yasadışı yollarla dinleyen hâkim-savcıları yargılarken, son dönemin en çok üzerinde durulan haberleşme sistemi ByLock ile ilgili de önemli bir adım attı. Daire, MİT’e bu sistem ile ilgili 3 soru sordu.

KİM KURDU, KİM KULLANIYOR?

16’ncı Ceza Dairesi, MİT’e gönderdiği yazıda, “ByLock sisteminin yazılım ve kurulumunun kim veya kimler tarafından yapıldığını, sistemin kimler tarafından kullanıldığını” sordu. MİT bu soruya cevaben, sistemi kendisinin kurduğunu söyleyen ve asıl ismi Alparslan Demir olduğu değerlendirilen David Keynes takma adlı kişinin doğru söyleyip söylemediğini netleştirecek. Bu kişi bir gazete aracılığıyla ByLock’un belli bir dönemden sonra kapandığını belirtmiş, sistemin 15 Temmuz ve öncesinde kullanılmadığı algısını oluşturmaya çalışmıştı. Yargıtay’ın “sistem kimler tarafından kullanılıyor” sorusuna verilecek yanıt da yine bu kişinin oluşturduğu algının yıkılması açısından önem taşıyacak.

SİSTEME NASIL GİRİLİR?

16’ncı Ceza Dairesi’nin MİT’e 2’nci sorusu, “Sisteme girmenin kural ve yöntemleri nelerdir?” oldu. FETÖ soruşturmaları sırasında gözaltına alınıp tutuklanan pek çok şüpheli, sistemi internetten indirdiklerini ileri sürmüştü. Oysa sistemin, referansla ve ancak USB gibi harici bir bellekle bir diğer telefona yüklenebildiği biliniyor. MİT, “Sistem internetten doğrudan yüklenemez” derse “ByLock’u internetten indirdim” diyenlerin savunmaları da çökecek.

ÜÇÜNCÜ KİŞİ KULLANABİLİR Mİ?

MİT’e yöneltilen üçüncü soru da, sistemin, üçüncü şahıslar tarafından kullanılma imkânı olup olmadığı yönünde… Yargıtay’ın bu sorusunun da savcılıklarda yürütülen soruşturmalar için önem taşıyacağı değerlendiriliyor. Sabah

Kaynak: Türkiye

1Darbe talimatını Fetullah Gülen vermiş!

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında tutuklanan ve o dönem Ankara Jandarma Özel Asayiş Komutanlığında görevli olan eski Yarbay F.E, darbe girişimini talimatının FETÖ elebaşı Gülen’den alındığını söyledi.

Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan ve o dönem AnkaraJandarma Özel Asayiş Komutanlığında görevli olan eski Yarbay F.E, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadede, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek, itirafçı oldu.

F.E, FETÖ ile 1986’da ortaokul öğrencisiyken tanıştığını anlattı.

Askeri lise eğitimi boyunca kendisinden sorumlu “Salim” kod isimli siville 2 haftada bir esnaf evlerinde görüştüklerini belirten F.E, bu görüşmelerde Risale-i Nur ve Fetullah Gülen kitaplarını okuduklarını belirtti.

Lise ve Kara Harp Okulu eğitimi süresince FETÖ üyeleriyle 2 ve 3’er kişilik gruplar halinde görüştüklerini anlatan eski Yarbay F.E,  Temmuz 2015’te Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı’na atandığını belirtti.

Eski Yarbay F.E, “1994’ten itibaren cemaat içerisinde ‘Fatih’ ve ‘Halit’ kod ismini kullandım. Görüşmelerde, telefon kullanılmaz. Her görüşmede, bir sonraki görüşmenin tarihi ve saati belirlenirdi” dedi.

“Talimat büyüğümüz Fetullah Gülen hocaefendiden geldi”

Darbe girişimini 12 Temmuz’da öğrendiğini bildiren F.E, şöyle konuştu:

“Benim bu darbe teşebbüsünden 12 Temmuz 2016 salı günü haberim oldu. Aynı gün akşam saat 22.00 sularında bu yapıya mensup olan cemaatin askeriye imamı olan kod ismini Osman olarak bildiğim şahıs ve onun üstü kod ismi Hakan olan şahısla Tandoğan’da bulunan bir tıp merkezinin yakınındaki bir binadaki ofiste görüştüm. Büyük bir ofisti. Başka odaların önünde de ayakkabılar vardı. Burada benim haricimde başka insanların da olduğunu düşünüyorum.

Hakan, ‘Yakın zamanda askeriye içerisindeki cemaat mensuplarına yönelik büyük bir operasyon yapılacağını, böyle bir operasyon yapılırsa cemaatin kökten biteceğini, bunu engellemek için de 15 Temmuz 2016 Cuma gününü cumartesiye bağlayan gece saat 03.00 sularında askeriyenin yönetime el koyacağını, talimatın büyüğümüz Fetullah Gülen hoca efendiden geldiğini, bu el koyma işlemine batı illerinden birkaç tane tugayın destek amacı ile Ankara’ya geleceğini’ söyledi. Ancak hangi tugaylar olduğunu söylemedi.”

“Hakan” kod isimli kişinin, harekatın önce Genelkurmay Karargahı’nın ele geçirilmesi ile başlayacağını, bütün karargahlarının ele geçirileceğini ve akabinde bütün illerde sıkı yönetim komutanlıklarının kurulacağını söylediğini aktaran F.E, şöyle devam etti:

“Hakan kod isimli kişi, darbenin emir komuta zinciri dahilinde olmayacağını, kolordu ve tugay seviyesinde kendilerine destek olunacağını, batı illerinden komandoların uçaklar veya karayolu ile Ankara’ya destek amacıyla geleceklerini söyledi. Benim de bu darbe sürecinde saat 21.30-22.00 civarında Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığına giderek, Subay Temel Kurs Komutanı Binbaşı Tarık Görener ve Kurmay Başkanı Albay Özkan Doğanay ile görüşerek, onların görevlendirdiği 30 kursiyer teğmenle beraber 1 nolu nizamiyenin emniyetini sağlamamı istedi. 12 Temmuz günü saat 00.00 sıralarında ofisten ayrıldım ancak onlar ofiste kaldı.”

“Sela okununca faaliyetin başarısız olduğunu anladım”

Darbe girişimini yaşandığı gün saat 21.00-21.30 sularında Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığına gittiğini, Subay Temel Kurs Komutanlığında Binbaşı Tarık ve Albay Özkan’ı gördüğünü anlatan F.E, şunları söyledi:

“Özkan Albay bana faaliyetin erkene alındığını, hemen 30 teğmenle birlikte nizamiyeye gitmemi söyledi. Ancak teğmenler hazır olmadığından dolayı hazır olan 10 teğmen ile birlikte 1 nolu nizamiyeye geçerek tedbir aldık, burada içeri giriş ve çıkışları kapattık. Orada 20-30 kadar teğmen vardı. Hepsi tam teçhizatlı ve silahlıydı. Saat 01.00-02.00’ye kadar teğmenlerle birlikte burada bekledik. Bu arada ben Özkan Albay ile sürekli irtibat halindeydim.

Saat 02.00 sularında camilerden sela okunmaya başlayınca bu faaliyetin başarısız olduğunu düşünmeye başladım. Zaten yanımdaki teğmen ve diğer rütbelilerin de kendi aralarında ve benle konuşmalarında tedirgin olduklarını anlıyordum. Özellikle uçak ve helikopterlerle bombalamalar yapıldıktan sonra bu harekatın anlamsız olduğunu düşünmeye başladım. Hava aydınlanmasıyla birlikte yanımdaki personeli serbest bıraktım.”

Orada bulunduğu süre içerisinde herhangi bir çatışma yaşanmadığını, teğmenlere ateş etmemeleri konusunda emir verdiğini ileri süren F.E, “Teğmenlerin dağılması ile ben de saat 07.30 sularında aracıma binerek evime gittim. Daha sonra İstanbul’a giderek ailemle vedalaştım. 19 Temmuz 2016’da kendi birliğime giderek teslim oldum. Böyle bir faaliyete ve harekata katıldığım için çok pişmanım, harekatın bu seviyeye geleceği halkın, Meclisin bombalanacağı, emniyet mensupları ile çatışmaların yaşanacağı hiç aklıma gelmezdi.” diye konuştu.

Kaynak: Akit

CEVAP VER