Bugünkü (27 Kasım 2016) haberleri

0

19Ankara ve Tokat’ta FETÖ’nün darbe kampı ortaya çıkarıldı

FETÖ’nün hâkim-savcı ve kaymakam adayları için açtığı kamp tipi çalışma evleri tespit edildi
27 Kasım 2016 Pazar, 02:29:51 Güncelleme: 03:05:53

Fevzi ÇAKIR / GAZETE HABERTÜRK

Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ’nün devlet kadrolarını nasıl ele geçirdiğine ilişkin yol haritasını ortaya koyan önemli bir çalışma gerçekleştirdi. Başsavcı Erdoğan Bayrakdar tarafından yürütülen soruşturmada, Ankara ve Tokat’ta FETÖ’nün hâkim-savcı ve kaymakam adayları için açtığı kamp tipi çalışma evleri tespit edildi. 20 civarında hâkim-savcı, 3 de kaymakam adayları evi tespit edildi. Bu kişilerin, önce örgütün KPSS hazırlık evlerinde bir araya geldikleri, daha sonra da bu çalışma evlerine geçtikleri belirlendi.

Farklı dönemlerde kullanılan 20 hâkim ve savcılık sınavı çalışma evinde kalanların haberleşmeyi cep telefonları yerine evdeki sabit hatlı telefondan yaptığını tespit eden savcılık, sabit hatlı telefonla yapılan görüşmeleri tek tek inceleyerek çok sayıda isme ulaştı. 150 hâkim ve savcının ismi belirlendi. Bu isimlerin önemli bir kısmının HSYK tarafından meslekten ihraç edildiği ortaya çıktı; kalanların da ihracı sağlandı.

İMAMLAR YAKALANDI

Başsavcılık, örgütün kaymakamlık sınavına hazırlık için kamp olarak kullandığı 3 evi de belirledi. Bir gizli tanığın ifadeleri ile 100, 101 ve 102. dönem kaymakam adaylarından sorumlu örgüt imamlarının kimliklerine ulaşıldı. Bu isimlerin FETÖ okullarında öğretmen olan “Suat” kod adlı T.A. ve “Yunus” kod adlı Y.A. olduğu tespit edildi. Söz konusu kişilerin, “patates hatlar” kullanarak kaymakamlarla irtibata geçtiği ortaya çıktı.

Kaymakamlar, örgütten dönem dönem çıkmak istediklerini ancak tehditlerden dolayı buna cesaret edemediklerini anlattı.

İTİRAFÇI OLDULAR

Gözaltına alınan 2 imam, itirafçı oldu. Bu itiraflardan 30’u kaymakam adayı, 70’i kaymakam 100 kişiye ulaşıldı. Bunlardan 30’u itirafçı oldu ve etkin pişmanlıktan yararlandırılarak serbest bırakıldı. Kaymakamlardan bazıları ifadelerinde, kaymakamlık sınavı sorularının söz konusu evlerde kendilerine verildiğini, mesleğe başladıktan sonra maaşlarının yüzde 10’unu himmet olarak FETÖ imamlarına verdiklerini söyledi. İtirafçı isimler, bu evlerde yazılı sınav ve mülakat öncesinde örgüt imamlarınca sık sık bilgilendirildiklerini de kaydetti.

Kaynak: Habertürk

18Hâkim böyle dedi: İddianameyi vermek sakıncalı

FETÖ çatı davasında yargılanan 73 kişiden biri olan eski AK Parti Milletvekili İlhan İşbilen’in avukatı Atilla Kart, ilk duruşmanın 22 Kasım’da yapılması kararlaştırılınca, müvekkiline savunmasını hazırlaması için 29 Eylül’de iddianamenin bir örneğini Sincan F-1 Cezaevi’ndeki İşbilen’e götürdü.
Ancak cezaevi yönetimi, iddianamenin sanık İşbilen’e verilmesi konusunda tereddüt yaşadı ve karar verilmesi için Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine başvurdu. Hâkimlik, inceleme sonucunda sanık İşbilen’e iddianamenin bir örneğinin verilmemesine hükmettiği kararında, “Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs etmek suçundan tutuklu İlhan İşbilen’e avukatı tarafından verilmek istenen evrakın, OHAL kararnamesi de nazara alınarak ve hangi amaçla verilmek istendiği belli olmadığından, evrakın tutukluya verilmesinin sakıncalı olduğu anlaşıldığından, 5 cilt halindeki evrakların ilgisine verilmemesine karar verildi” denildi.

Atilla Kart, üst mahkeme olan Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz etti. İtirazı inceleyen Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz Hakimliğinin verdiği kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle Kart’ın yaptığı itirazı reddetti. Davanın, 22 Kasım’daki ilk duruşmasında İşbilen, iddianame ve eklerinin kendisine verilmediğine dikkat çekmişti.

Kaynak: Hürriyet

1715 Temmuz’dan sonra kaçmış

FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, savcılığın talebi üzerine İhsan Kalkavanhakkında, hafta başında İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği yakalama kararı çıkardı.
Mahkeme, Kalkavan yakalandığında 24 saat içerisinde İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığı’nda hazır edilmesine, bu süreç içinde hazır edilemeyecekse yakalamanın yapıldığı yerde SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) vasıtasıyla savcılıkça dinlenmesi için hazır edilmesine hükmetti.

İhsan Kalkavan’la ilgili yakalama kararının İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne ulaşmasının ardından Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü harekete geçti. Bulunabileceği adreslere operasyon düzenlenirken bir yandan da yurtdışına çıkıp çıkmadığı ile ilgili havalimanı kayıtları incelendi. Kalkavan’ın 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yurtdışına kaçtığı belirlendi.

Kaynak: Hürriyet

16FETÖ okulunu satın alanlar tutuklandı

Erhan GÖĞEM/KIRIKKALE, (DHA) – KIRIKKALE’de 15 Temmuz öncesi FETÖ’ye ait olduğu belirtilen Özel Kızılırmak Lisesi’ni satın alıp, mal kaçırmak suçlamasıyla gözaltına alınan 7 kişi, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Kırıkkale’de Çallıöz Mahallesi’nde şehirlerarası terminalin arkasında bulunan Özel Kızılırmak Lisesi, 15 Temmuz öncesi TÜPRAŞ Rafinerisi ve MKE Kurumu’ndan emekli A.K., G.F., Z.K., M.A., Y.D., H.A. ve M.A. tarafından satın alındı. Yürütülen soruşturma kapsamında bu kişiler Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadelesi Şubesi ekiplerince okulu satın alıp, FETÖ mallarını kaçırma suçlamasıyla gözaltına alındı. Şüpheliler ifadelerinin ardından adliyeye sevk edildi. 7 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak Keskin Cezaevi’ne gönderildi.
15 Temmuz sonrası el konulan Özel Kızılırmak Lisesi, darbe girişimi gecesi Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı’nda şehit olan polis memuru Alpaslan Yazıcı’nın adı verilerek Şehit Alpaslan Yazıcı Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi olarak eğitime başladı.

Kaynak: Hürriyet

15FETÖ’nün kilit ismi Adil Öksüz çatı iddianamede

FETÖ’nün “sır kutusu” Adil Öksüz’ün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan çatı iddianamede de yer aldığı ortaya çıktı.
Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında Akıncı Üssü’nde gözaltına alınan ve serbest bırakıldıktan sonra kaçan darbe girişiminin kilit ismi firari Adil Öksüz’ün, çatı iddianamede de yer aldığı ortaya çıktı.

Çatı iddianame, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca darbe girişiminden bir gün önce 14 Temmuz’da tamamlanarak Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti.

Öksüz, iddianamedeki, örgütün molla yapılanmasında faaliyet gösteren sanık Cemal Türk’e ilişkin bölümde yer aldı.

İddianamede Öksüz’ün kardeşinin Cemal Türk ile evli bulunduğu ve Öksüz’ün 2015 itibarıyla örgütün Deniz Kuvvetleri sorumlusu olduğu belirtildi.

Öksüz’ün ismi iddianamede yalnızca bir yerde geçerken, bu bölümde, Cemal Türk’ün 1992 yılı öncesi Altunizade FEM Dershanesi ve İzmir Yamanlar Kolejinde mollalardan sorumlu olduğu ifade edildi.
Sanığın ağabeyi Süleyman Türk’ün de Konya’da “doktorlardan sorumlu imam” olduğu belirtilen iddianamede, FETÖ talimatları doğrultusunda konferans ve sohbetler düzenlediği, örgüte müzahir bir televizyonda program sunduğu anlatıldı.

İddianamede ayrıca Cemal Türk’ün diğer ağabeyi Mehmet Türk’ün Fetullah Gülen’in yeğeni ile evli olduğu ve Manisa’nın Turgutlu ilçesinde toplanan himmet paralarının yurt dışına aktarılmasıyla görevlendirildiği kaydedildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun’un yürüttüğü soruşturmada, iddianame 14 Temmuz’da tamamlanarak Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince 22 Temmuz’da kabul edilen dava 22 Kasım’da görülmeye başlandı.

Kaynak: Hürriyet ve Cumhuriyet ve Takvim

14“Sosyal medyadan FETÖ propagandası” davasında karar

Düzce’de, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) 15 Temmuz’da kalkıştığı darbe girişimini sosyal medya hesabında övdüğü gerekçesiyle hakkında dava açılan kişi, 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Düzce Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, yürütülen soruşturma kapsamında sosyal medya hesabından FETÖ propagandası yaptığı tespit edilen B.K. hakkında hazırlanan iddianame, Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan B.K, “terör örgütünü övmek ve desteklemek” suçundan 2 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı.

Bu arada B.K’nin soruşturma kapsamında yaklaşık 1 ay önce tutuklandığı öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet ve Akşam ve Akit

13FETÖ operasyonunda şüpheli 42 havacıdan 16’sı serbest

KONYA merkezli 19 ilde Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı çıkan aralarında pilotların da bulunduğu havacı 60 subay ve astsubaydan 42’si dün gözaltına alındı. Polisteki işlemlerinin tamamlanması ardından adliyeye sevk edilen 16 şüpheli yurt dışına çıkış yasağı konularak serbest bırakıldı.
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı, darbe girişimi ardından FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Konya’da bulunan 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı’na bugüne kadar 4 kez operasyon düzenlendi.

Operasyonlarda gözaltına alınan pilotlardan, itirafçı olanlar ifadelerinde, örgütün yapılanmasını anlattı. Bunun üzerine örgütün Türk Hava Kuvvetleri yapılanmasına yönelik, aralarında kurmay yarbay, kurmay binbaşı ve pilotların da bulunduğu 60 subay ve astsubay hakkında ’Anayasayı ihlal, yasama organını engellemeye teşebbüs, hükümete karşı isyan ve ilahlı terör örgütüne üye olma’ suçlarından yakalama kararı çıkartıldı.

Operasyon kapsamında dün 42 şüpheli gözaltına alındı. Polisteki işlemleri tamamlanan 16 şüpheli adliyeye sevk edildi. Şüpheliler, çıkarıldıkları mahkeme tarafından yurt dışına çıkış yasağı konularak serbest bırakıldı. 26 şüphelinin ise polisteki sorgusu sürüyor.

Kaynak: Hürriyet

12İhraç edilen öğretmen sayısı 30 bin 350

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, terör örgütleriyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle açığa alınan eğitim personelinden 6 bin 7’sinin görevlerine iadesine ilişkin, “İade işlemleri bu öğretmenlerin aklandığı anlamına gelmez ancak suçlu olduğu anlamına da gelmez. Bu bir idari tedbirdi. Bu aşamadan sonra bir idari tedbiri uygulamanın kamu yararı açısından uygun olmadığını gördük, öğretmenlerimiz de kendi öğrencileri ile buluştu. Soruşturma devam ediyor” dedi. Bakanlığın soruşturmalar kapsamında ilişiğini kestiği öğretmensayısının ise 30 bin 350 olduğunu belirten Bakan Yılmaz, şubat ayında öğretmen ataması olup olmayacağı konusunda kesin bir açıklamada bulunmadı.
Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, TBMM Genel Kurulu’nda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümüne ilişkin milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Açıktan atama toplam sayısının 2017 yılı bütçesinde 60 bin olarak belirlendiğini aktaran Yılmaz, bunlar arasında öğretmen, hakim, polis gibi meslek gruplarının yer aldığını belirtti.

İhtiyaca göre dağılımın kararını Maliye Bakanlığı’nın vereceğini belirten Yılmaz, “İlgili bakanlıklarla görüşülüp bir dağılım yapılacak. O nedenle şubat ayında şöyle bir atama yapılacak demem doğru olmaz ancak şunu net söyleyebilirim, bu yıl 50 bine yakın bir öğretmen ataması yaptık ki bu rakam, Cumhuriyet tarihinde bir yıl içinde 50 bin öğretmen ataması yapılması bir elin parmaklarını geçmez. Milli Eğitim Bakanlığı’nın şu an 900 binin üzerinde öğretmeni bulunuyor” diye konuştu.

’29 yıl aynı okulda görev yapmak doğru değil’
Proje okullarına da değinen Yılmaz, Milli Eğitim Temel Kanunu’nun, öğretmenlerin yurdun dört bir yanında görev yapmasını esas aldığını söyledi. Bir öğretmenin bir okulda 29 yıl görev yapmasının doğru olmadığını vurgulayan Yılmaz, “29 yıl bu bölgede görev yapan bir öğretmene nasıl olacak da bir 29 yıl da git Doğu’da görev yap diyeceksiniz? Dolayısıyla bu öğretmenlerimize teşekkür ediyoruz vermiş oldukları hizmetler için. Milli eğitimin kalitesinin artmasını en fazla ben isterim. Bana verilmiş bir görevi de en iyi şekilde yapmak isterim. İnanın yaptığım bu işlerde de şu ana kadar hiçbir sıkıntı yok. Bunu da çok net söyleyebilirim” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Yılmaz, bakanlığın soruşturmalar çerçevesinde ilişiğini kestiği öğretmen sayısının 30 bin 350 olduğunu dile getirdi. Açığa alınan öğretmenlerden 6 bin 7’sini ise görevlerine iade ettiklerini hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti:
“İade işlemleri bu öğretmenlerin aklandığı anlamına gelmez ancak suçlu olduğu anlamına da gelmez. Bu bir idari tedbirdi. Bu aşamadan sonra bir idari tedbiri uygulamanın kamu yararı açısından uygun olmadığını gördük, öğretmenlerimiz de kendi öğrencileri ile buluştu. Soruşturma devam ediyor, kimi hiç ceza almayabilir, kimi uyarı, kimi disiplin cezası alabilir. Onlarda da yargı yolu açıktır. Bunlar bizim öğretmenlerimiz, onlara emanet edilen çocuklar da bizim evlatlarımız.”

Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, şu anda 9 bin civarında öğretmenin açıkta olduğunu, bunlardan 4 bin dolayını Eğitim-Sen üyelerinin, geriye kalanları ise Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) aidiyeti bulunduğu düşünülenlerin oluşturduğunu aktardı.

Kaynak: Hürriyet

11FETÖ’den aldıkları yurdu TÜRGEV’e verdiler

Darbe girişiminin ardından İstanbul Fatih’teki bir cemaat yurduna devlet tarafından el konuldu. Aynı yurt kısa bir süre sonra Kredi ve Yurtlar Kurumu yerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çocuklarının yönetiminde olduğu TÜRGEV’e devredildi. Yurdun ismi de ‘TÜRGEV Haliç Kız Yurdu’ olarak değiştirildi.

15 Temmuz’da cemaatin kanlı darbe girişiminin ardından Fatih’te tartışma yaratacak bir el değiştirme yaşandı. Cemaate ait bir erkek öğrenci yurduna devlet el koyarken; yurt kısa bir süre önce Kredi ve Yurtlar Kurumu (YURTKUR) yerine sessiz sedasız TÜRGEV’e devredildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ve kızı Esra Albayrak’ın yönetiminde olduğu TÜRGEV’in (Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı) internet sitesinde öğrenci yurdu “TÜRGEV Haliç Kız Yurdu” adıyla yerini aldı. TÜRGEV internet sitesinde yurdun kuruluş tarihi olarak “2016 yılını” gösterdi.

‘Flamalar konulmuş’

Fatih Belediyesi’nin CHP’li Meclis Üyesi Fazıl Uğur Soylu gazetemize yaptığı değerlendirmede, yurt binasında yaptığı gözlemleri şöyle aktardı: “Maliye Bakanlığı hangi gerekçe ve nasıl bir protokol düzenlediği tarafımızdan bilinmemekle beraber söz konusu binayı TÜRGEV’e tahsis etti. Yerinde yaptığım tespit neticesinde söz konusu binanın çok bakımsız olduğu fakat kısa sürede tüm bakımının yapıldığı, eşyaların yenilendiğini gördüm. Yurt müdiresiyle yaptığım görüşmede ‘öğrenci kabul ediyor musunuz?’ sorusunu yöneltmem üzerine TÜRGEV’den üst düzey bir yöneticiyi telefonla aradı. Ve, ‘dışarıdan öğrenci almadıklarını sadece kendi projeleri bünyesindeki öğrencileri kabul ettikleri’ bilgisini aktardı. Henüz gizli tutulan bu devir neticesinde yurt tadilata sokulmuş, adı “TÜRGEV Haliç Kız Yurdu’ olarak değiştirilerek hizmete hazır hale getirilmiş. Henüz tabela asılmamış ancak içeride TÜRGEV flamaları her yere konulmuş durumda…”

Kaynak: Cumhuriyet

10Darbenin merkez üssü Gülen kütüphanesi gibi

İstanbul’da darbe girişiminin beyni Harp Akademileri Komutanlığı’ndan, pek çok noktaya asker sevk edildi. Akademi’deki 55 şüpheliden de 1300 FETÖ kitabı çıktı
İstanbul Başsavcılığı’nın tespitine göre 15 Temmuz darbe girişiminin beyni Harp Akademileri Komutanlığı’ydı. Buradaki 55 şüphelinin adreslerinde 1300 FETÖ kitabı ele geçirildi.

DÖRT BİR YANA GÖNDERDİLER
Harp Akademileri Komutanlığı’nda öğrenci olan subayların 15 Temmuz akşamı İstanbul ve Türkiye’nin dört bir bölgesindeki kritik bölgelere dağıtıldıkları ortaya çıktı. İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün tespitlerine göre, Selimiye Kışlası’ndaki 1. Ordu Komutanlığı’na 17, Kuleli Askeri Lisesi’ne 11, Topkule Kışlası’na 15, Sabiha Gökçen Havalimanı’na 14, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na 17, Zekeriyaköy Jandarma Karakolu’na 8, Samandıra Askeri Havalimanı’na da 14 subay gönderildi. İstanbul’da ring halinde bulunan 3 subayın da akademide öğrenci olduğu tespit edildi.

Ayrıca bir süre önce Harp Akademileri Komutanlığı’ndan ayrılarak darbe teşebbüsünde bulunan 19 şüpheli subayın İstanbul’dan Ankara’ya gittikleri ve eylemlere katıldıkları, 2 subayın ise İzmir’e oradan da Muğla’ya geçtikleri anlaşıldı. Marmaris’e, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a suikasta giden ekipten Binbaşı Şükrü Seymen’in kısa süre öncesine kadar Harp Akademileri’nde olduğu, yüzbaşı Bahadır Sagun’un ise Kara Harp Akademisi Öğretim Başkanlığı 2. sınıf öğrencisi olduğu belirlendi.

SUİKAST TİMİNDEKİ 2 SUBAY
Yine Kara Harp Akademisi’nde öğretmen olan Topçu Kurmay Yüzbaşı Afşin Yapar’ın Denizli’de bulunan askeri birliği Ankara’ya götürmeye çalıştığı ve hazirana kadar Harp Akademileri Komutanlığı’nda görev yaptığı belirlendi. 55 şüphelinin bulunduğu dosyada polisin şüpheli adreslerinde yaptığı aramada 1300 FETÖ kitabı ele geçirmesi dikkat çekti. Aynı zamanda 25 tane 1 dolar ve 47 de silah ele geçirildi. Soruşturma kapsamında 39 şüpheli tutuklu.

ByLock ve Bank Asya hesabı…
Harp Akademileri Komutanlığı’nda darbe planlaması yapılması ile ilgili soruşturmada, 9 şüphelide FETÖ’nün kriptolu haberleşme aracı ByLock bulunduğu, 8 kişide Bank Asya hesabı çıktığı, 44 şüphelinin eşlerininse KPSS başta olmak üzere FETÖ soruşturmalarında şüpheli olduğu belirlendi. Organize Şube’de işlemleri yapılan 2 yüzbaşıdan biri itirafçı diğeri ise gizli tanık olarak önemli itiraflarda bulundu.

Kaynak: Sabah ve Takvim

9FETÖ’nün MİT imamı ortaya çıktı!

Sayıştay Başdenetçisi Y.A. FETÖ’nün ‘MİT imamı’ olduğu iddiasıyla tutuklandı.
Sayıştay Başdenetçisi Y.A. Fetullah Gülen Terör Örgütü’nün (FETÖ) “MİT İmamı” olduğu iddiasıyla tutuklanarak cezaevinde gönderildi. İfadesinde suçlamaları kabul etmeyen Başdenetçi Y.A.’nın, örgüt içinde “Emre” kod adını kullandığı anlaşıldı.

Darbe girişimi sonrasında bürokrasi merkezli başlatılan FETÖ soruşturmaları çerçevesinde önemli bilgiler elde edilmeye başlandı. Bürokrasideki FETÖ mensuplarının tasfiyesiyle birlikte başlayan adli soruşturmalarda, FETÖ’nün imamlarına yönelik tespitler yapılırken, belirlenen isimler gözaltına alınıyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak’ın koordinasyonunda yürütülen soruşturmalarda geçtiğimiz günlerde önemli bir isim gözaltına alındı.

“KEÇİÖREN’DE BULUŞTUK”

FETÖ’yle ilgili hazırlanan resmi raporlarda örgütün, emniyet, yargı ve TSK ile birlikte en güçlü biçimde sızdığı ifade edilen Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) imamı olduğu iddiasıyla Sayıştay Başkanlığı’nda görevli başdenetçi Y.A. (35) yakalandı.

FETÖ’nün MİT’teki örgütlenmesinin günışığına çıkarılması amacıyla yapılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Y.A. ile ilgili daha önce yakalanan S.B. adlı bir şüphelinin ifade verdiği ortaya çıktı. Aynı zamanda eski MİT görevlisi olan S.B. ifadesinde, MİT’teki okula başladıktan sonra “Emre” kod adını kullanan Y.A.’nın kendisini aradığını ve Keçiören’de buluştuklarını anlattı. Görüşmede, Emre kod adlı Y.A.’nın kendisine “Hayırlı olsun. Arkadaşların nasıl? Grubundan memnun musun?” diye sorduğunu anlatan S.B. ifadesinde özetle şöyle dedi:

10 GÜNDE BİR ZİYARET

“Bu soruya, ben ‘memnunum’ dedim. Bir kaç gün sonra bu kişiyle yeniden bir evde buluştuk. Görüşmemizde bana ‘beraber çalıştığın arkadaşlarının hangisiyle iyi anlaşıyorsun’ diye sordu. Ben, ‘hepsiyle iyi anlaşıyorum’ dedim. Bana, ‘biriyle aynı evi paylaş’ dedi. Ben o sırada MİT misafirhanesinde kalıyordum. Bu şekilde söylemesinden sonra İ.K. ile birleştim. Bu evde Emre kod adlı Y.A. 10 günde bir bizi ziyaret ediyordu.”

“BİZE BİLGİLER VERİYORDU

“Bu ziyaretlerde Fetullah Gülen’in kitaplarını okuyorduk, kasetlerini dinliyorduk ve izliyorduk. Bana ve İ.K.’ya işyerimizle ilgili sorular soruyordu. Devrelerim hakkında bilgi istiyordu. Kendisi de MİT içindeki üstlerimizi ve devrelerimizi tanıyor ve onlar hakkında bize bilgiler veriyordu. Bize K.F ve G.B’ye fazla yaklaşmayın onlar ‘menfi’ diyordu. Daha sonra Emre kod adlı Y.A. yoğun olduğu için bize başka bir abi ayarladı.”

İDDİALARI REDDETTİ

Şüpheli S.B.’nin verdiği bilgilerin delillendirilmesinden sonra Sayıştay Başdenetçisi Y.A. savcılık talimatıyla yakalanarak gözaltına alındı. Emniyet’te, hakkındaki iddiaları kabul etmeyen Başdenetçi Y.A. dosyadaki deliller çerçevesinde FETÖ üyesi MİT imamı olduğu gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine gönderildi.

YEDEKTEN KAZANDI

Yapılan araştırmalarda, şüpheli Y.A.’nın 2005’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun olduktan sonra 2007’de Sayıştay Başkanlığı’nda göreve başladığı belirlendi. Şüpheli Y.A.’nın, Sayıştay’ın yaptığı sözlü sınavı kazanamadığı ancak yedek listeden kuruma girmeye hak kazandığı anlaşıldı. (Milliyet)

Kaynak: Sabah

8Konsoloslar FETÖ’ye karşı ‘birlik’ oldu

Fahri konsoloslar, FETÖ’nün global arenada yürüttüğü algı çalışmasını kırmak için birlik kurdu. Birlik Başkanı Emre Ete, ihraç edilen konsolosların ülke değil FETÖ menfaatine çalıştığını belirterek, “Global arenada FETÖ’nün gerçek yüzünü göstereceğiz” dedi
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile işbirliği içinde olduğu tespit edilen fahri konsolosları ihraç eden Dışişleri Bakanlığı yeni bir yapılanmaya gidiyor. Milli isimleri fahri konsolos olarak atayan bakanlık, uluslararası arenada yürütülen negatif algı operasyonunu da bu sayede kıracak. Bu doğrultuda ilk adım Dışişleri Bakanlığı’nın tavsiyesiyle Fahri Konsoloslar Birliği kurularak atıldı. Fahri Konsoloslar Birliği Başkanı Emre Ete, özellikle ihraç edilen konsolosların ülke menfaatine değil, kişisel menfaatler ve terör örgütünün hedefleri için çalıştığını belirterek, “Birliğimiz devlet politikalarıyla doğru orantılı hareket edecek. Uluslararası arenada yürütülen negatif algıyı kırmak için çalışacağız. Kişisel diyaloglarımızı kullanarak Türkiye’yi doğru konumlandırmayı hedefliyoruz” dedi. Birliğin özellikle FETÖ’nün aktif olduğu Afrika kıtası başta olmak üzere, Orta ve Latin Amerika ülkelerinde güçlü faaliyetler yürüteceğini belirten Ete, “Bu bağlamda ilk meyvemizi aldık. Lesotho konsolosumuz Yunus Ete’nin yoğun çabaları sonrası Lesotho Krallığı’ndan FETÖ’ye karşı işbirliği sözü aldık” diye konuştu.

BAKİR ÜLKELERE KAÇIYORLAR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın FETÖ’ye karşı global arenada verdiği mücadeleyi hatırlatan Ete, şunları anlattı: “Cumhurbaşkanımız gittiği ülkelerde FETÖ’ye karşı işbirliklerini güçlendiriyor. Bunun örneğini Pakistan ve Özbekistan’da gördük. Afrika ülkeleriyle de ilişkilerimiz daha iyi noktalara taşınıyor. Bu nedenle FETÖ üyeleri Türkiye’nin çok aktif olmadığı yerlere hareket etmeye başladı. Oralarda yuvalanmaya çalışıyorlar. Bu noktada Dışişleri Bakanlığımız ticari ilişkilerimizin çok güçlü olmadığı ülkelere fahri konsoloslar atıyor. Buralar bakir alanlar. Böylece hem FETÖ’den önce o ülkedeki fırsatları Türkiye’deki işadamlarımıza anlatma şansı yakalıyor hem de FETÖ’nün başlamadan gücünü kırıyoruz.” Bu alanda çalışmalara örnekler veren Ete, “Ben Cumhurbaşkanımız tarafından Orta Amerika ülkesi Honduras’a atandım. Bu ülkede Kuzey Amerika’ya güçlü bir tekstil ihracatı var. Biz burayı hub yaparak Kuzey Amerika’ya girmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

HEDEF 5 YILDA HER ÜLKEDE ŞUBE AÇMAK

Birliğin hedeflerinden de bahseden Ete, “2017 yılı içinde birliğin yönetim kurulunda yer alan 11 ülkede şube açacağız. 5 yıl içinde dünyanın hemen her ülkesinde şubemizin olmasını hedefliyoruz. Bu şubeler aracılığıyla o ülkelerde ticaret yapmak isteyen işadamlarına hiçbir ücret talep etmeden destek vereceğiz. Böylece o ülkelerle olan ticaret hacmimizi 5 yılda yüzde 100 ila 500 arasında artırmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

BAKANLIKLARLA AKREDİTE ÇALIŞACAK
Bugüne kadar fahri konsolosların devlet kurumlarıyla akredite hareket etmediğini belirten Ete, “Bütün bakanlıklarla istişare ederek fahri konsolosların daha etkin çalışmaları için çaba harcayacağız. Bu doğrultuda bir yüksek istişare kurulu kuruyoruz. Bunun başkanlığını Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’na teklif edeceğiz. Böylece bakanımızla birlikte daha aktif ve doğru politikalarla hareket etme şansı bulacağız” diye konuştu. Birliğe üye 45 fahri konsolos olduğunu belirten Ete, bu üyelerin konsolosu olduğu ülkelerin Türkiye’nin ticaret hacminin yüzde 60’ını oluşturduğunu vurguladı.

Kaynak: Sabah

7Rezid’Hans’

FETÖ ve PKK ile mücadele nedeniyle Türkiye’ye adeta savaş açan Almanya, teröre sahip çıkmaya devam etti. FETÖ’cü Zekeriya Öz’ü Frankfurt’ta 5 yıldızlı otelde ağırlayan Hanslar, PKK’nın Bremen temsilcisini de “Terörist değil” diye saldı

Türkiye kendi çıkarları için hareket etti hem içeriden hem dışarıdan saldırıya uğradı. Almanya, İngiltere başta olmak üzere tüm Avrupa adeta Türkiye’ye savaş açtı. Üst Akıl’ın Türkiye’deki kuklaları ise kendi ülkeleri için değil yabancılar için çalıştı. Son olarak OHAL ve PKK’ya karşı yapılan operasyonları bahane eden Avrupa Parlamentosu da “Türkiye ile müzakereleri durdurma” çıkışı yaptı. Teröre en çok sahip çıkan ülke ise en baştan beri Almanya oldu. Yıllarca DHKP-C’nin adeta merkezi olan ülke PKK ve FETÖ’ye kucak açtı. Almanya’nın son yaptıkları ise terör seviciliği konusunda sınır tanımadıklarını gösterdi.

İşte FETÖ’nün Avrupa’daki terör karargahı

ZEK’E 5 ALMAN AJAN EŞLİK EDİYOR
aHaber’in ezberleri bozan programı Almanya’daki FETÖ’cülerin izini sürmek için Frankfurt’a gitti. Zaman Gazetesi’nin buradaki binası BND tarafından korunarak kara propagandasına devam ederken adeta karargaha dönen gazetenin kontrolünü ise kaçak Zekeriya Öz’ün yaptığı anlaşıldı. 15 Temmuz öncesinde Almanya’ya kaçan Öz, ülkeye ilk geldiğinde bir müddet bu binada kaldı. Ardından dev bir alana yayılan bu medya kompleksinin yakınında bir otelde konakladı. 5 BND ajanın koruduğu Öz sık sık Zaman binasına gelerek örgütün Avrupa’daki işlerini kontrol etti. FETÖ’nün Avrupa’daki karargahı olarak belirlenen noktada Öz’ün kaçırdığı belgeler ve bir montaj odası olduğu da belirlendi. Mannheim-Frankfurt-Brüksel üçgeninde geçen Öz’ün ise haftada en az bir kez buraya gelerek örgüt faaliyetlerini koordine ettiği öğrenildi.
* Zekeriya Öz, gizli belgeleri vermek şartıyla Almanya tarafından korumaya alındı. FETÖ’cü terörist beş yıldızlı bir otelde kalıyor ve Zaman Gazetesi’nde örgütün paraların koordine ediyor.
Kaynak: Takvim

6Zekeriya Öz Almanya’da hangi otelde saklandı? (VİDEO)

Almanya Türkiye’de aranan FETÖ firarilerine kucak açmaya devam ediyor… A Haber’de yayınlanan Yaz Boz programında, FETÖ’nün Almanya’da kurduğu yeni karargah ekranlara geldi. A Haber ekibi Öz’ün Almanya’da bulunan otelde yaklaşık olarak 4 gün kaldığını daha sonra BND ajanlarının korumasıyla başka bir şehre gittiği bilgisine ulaştı.İşte FETÖ’nün Almanya’daki karargahı…

Kaynak: Sabah

5Kırşehir’de FETÖ soruşturmasında 3 tutuklama

Kırşehir’de FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınan biri yedek subay 3 kişi tutuklandı.

Alınan bilgiye göre, FETÖ operasyonları kapsamında gözaltına alınan yedek subay A.D. ile cemaat ablası oldukları öne sürülen Ö.D. ve R.K. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

Soruşturma kapsamında H.U. adli kontrol şartı ile serbest kalırken M.A. ve K.K.’ya da yurt dışına çıkış yasağı konuldu.

Kaynak: Star

4Manisa’da FETÖ operasyonu: 6 gözaltı

Manisa’da, FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturma kapsamında 6 adliye personeli gözaltına alındı.

Manisa’da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında 6 adliye personeli gözaltına alındı.

Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Manisa Adliyesinde görevli personeller A.E, M.Ç, İ.K, M.B, M.B. ve F.G. gözaltına alındı.

Şüpheliler, Manisa Devlet Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Manisa Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Kaynak: Star

..

3Hapisteki FETÖ’cülere selam gönderen Kılıçdaroğlu söz verdi

AP’nin Türkiye kararını değerlendiren CHP lideri Kılıçdaroğlu, Avrupa Birliği müzakerelerinin yeniden açılması istediğini söyledi. FETÖ’den tutuklananlara ‘saygılarını’ gönderen Kılıçdaroğlu, operasyonları ‘zulüm’ olarak niteledi ve “Memleketi bu zulümden CHP çıkarır” dedi.

“Geldiğimiz nokta iç açıcı bir nokta değil” diyen Kemal Kılıçdaroğlu, Avrupa Parlamentosu:’na seslenerek, “Bütün dünya bize kapılarını kapatmış. Avrupa Parlamentosu bir karar aldı. Türkiye’nin müzakere sürecini askıya aldı. Avrupa Birliği üyelerinin tümüne seslenmek isterim. Türkiye Cumhuriyeti öteden beri, kurulduğu tarihten bu yana yüzünü batıya ve uygarlığı dönmüş bir ülkedir. Biz laik, sosyal hukuk devletini koşuslsuz savunana bir ulusuz. Dolayısıyla bir kişiye kızıp 80 milyonluk bir ülkeye yaptırımlar uygulamayınız. Bu bir halkı cezalandırmaktır. Biz kendi ülkemizde bu mücadeleyi zaten yapıyoruz. Hiçkimsenin endişesi olmasın. Tek bir Cumhuriyet halk Partili dahi bu ülkeyi bir kişiye asla teslim etmeyecek. Müzakerelerin yeniden açılmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

FETÖ’DEN TUTUKLANANLARA SELAM GÖNDERDİ

FETÖ soruşturması kapsamında tutuklamalara değinen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Özgürlük meydanından hapisteki bütün gazetecilere, akademisyenlere selamlarımızı saygılarımızı gönderiyoruz. Onları yazdıkları için, elleri kalem tuttukları için hapiste olmaları bizim için ayıp, onlar için onurdur. Onlar adi bir suçtan içeride değiller, düşündükleri için hapisteler. Dünyanın bütün zulüm eden iktidarları düşünen insanlara düşman olur. Düşünen insanlar her zaman ağır bedeller ödüyor. Bugün ağır bedeller ödeniyor ama o bedelleri ödeyenler tarihe not düşüyorlar. O nedenle Bakırköy’den o yiğit insanlara selamlarımızı gönderiyoruz. Bir karşı darbe süreci içindeyiz. 15 Temmuz’u fırsat bilip cadı avı başlatarak bir karşı darbe başlattılar. Bunun hesabını sormazsam namerdim. Mazluma sahip çıkmak, zulme edene karşı olmak bizim görevimizdir.”

İş dünyasına seslenen Kılıçdaroğlu, “Kimse yarın ne olacak bunu bilemiyor. Bu memleketi içinde bulunduğu zulümden ancak ve ancak CHP çıkarır. Bu kadar açık ve net söylüyorum” dedi. İHA

Kaynak: Akşam

2’15 Temmuz’ bütün okullarda ders olacak

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, ”Önümüzdeki dönemde biz 15 Temmuz’u, milli irade destanını müfredatlarımıza koyacağız. Hem devlet hem özel okullarda hem de üniversitelerde. İnşallah bu milli irade destanını nesilden nesile aktaracağız ki bir daha bu aziz millet uçurumun kenarına gelmesin veya bu millet üzerine hiç kimse plan kurmayı akıllarından dahi geçirmesin” diye konuştu.

Bursa’nın merkez Nilüfer ilçesinde Sınav Koleji’nin Özlüce, Kestel ve Mustafakemalpaşa kampüslerinin toplu açılış törenine katılan Bakan Yılmaz, burada yaptığı konuşmada, Türk insanına kim hizmet etmek istiyorsa onun önündeki tüm engelleri kaldırmaya, tüm yollarını açmaya hazır olduğunu söyledi.
Yılmaz, milletine hizmet etmek isteyen insanlarla hedeflerinin bir olduğunu vurgulayarak, ”Ne istiyoruz? 21. yüzyılda Türkiye’yi çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkarmak. Bunu da inşallah hep birlikte gerçekleştireceğiz.” diye konuştu.
24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle kendisine ulaştırılan bir şiiri okuyan Yılmaz, Rasim Özdenören’in ”Gül yetiştiren adam” kitabından da esinlenerek öğretmenleri ”gül yetiştiren adam” olarak gördüğünü söyledi.
Yılmaz, Türkiye’de ulaşımda atılım, sağlıkta reform yapıldığını ancak bunlardan çok daha büyüğünün eğitimde gerçekleştirildiğini anlatarak, ”4 4 4 en büyük reformdur. Sadece bunu yapmış olmak dahi geçmiş dönemin iktidarları için hayırla anılmak için yüzakı beratı vererek menzile göndermek için yeterliydi. Ücretsiz kitap dağıtıyoruz. 2003 yılından bu yana 4 milyarın üzerinde kitabı evlatlarımıza dağıttık. Zamanımızda biz kitap bulamazdık.” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet döneminde 2003 yılına girene kadar derslik sayısının 379 bin, kendilerinin yaptıkları derslik sayısının ise bu dönemde 300 bin olduğuna dikkati çeken Yılmaz, en fazla öğretmen atamalarının da kendileri dönemlerinde gerçekleştirildiğini anlattı.
‘Kızlarımızı erkeklerden bir adım daha önde tutuyoruz’
Yılmaz, ihtiyaç sahibi ailelere çocuklarını düzenli olarak okula göndermeleri kaydıyla ”Şartlı Eğitim Yardımı”nı başlattıklarını anımsatarak, şöyle devam etti:
”2003 yılından 2016 yılına kadar bu kapsamda 23 milyon 479 bin öğrencinin annesine 4 milyar 589 milyon lira nakit destek verdik. İlköğretime devam eden kız çocukları için annelere 40 lira, erkek çocuklar için 35 lira, orta öğretime devam eden kız çocukları için 60 lira, erkek çocukları için 50 lira ödüyoruz. Bunlara da ne diyoruz; pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Kızlarımızı erkeklerden bir adım daha önde tutuyoruz. Benim hem kızım hem oğlum var ama kızım oğlumdan bir adım öndedir. Bu ana kadar kızıma herhalde pek kötü bir söz söylediğim olmamıştır, kızdığım dahi. Oğluma arada sırada kızıyorum ama kızıma kızmıyorum. Dolayısıyla bizim toplumumuzun geleneğinde, kültüründe, örfünde, motifinde var. Peygamberimizin nesli kızından devam eder. ‘Ben Allah’tan hayırlı evlat istedim, o bana kız evlat verdi’ diyor. Biz bu kültürün devamı olarak biliriz ki hayırlı evlat kız evladıdır.”
Hükümet olarak özel okullara destek verdiklerini belirten Yılmaz, 2002 yılında 218 bin olan özel okullardaki öğrenci sayısının bugün 1 milyon 200’e ulaştığını, bu rakamı daha da yukarı çekmek istediklerini bildirdi.
‘İstiyoruz ki ülkemiz güçlü, insanımız zengin olsun’
Yılmaz, değerler eğitimine de gelecek dönemde önem vereceklerini ancak burada da büyük mesafe aldıklarının altını çizerek, şöyle konuştu:
”Mesafe alındığını görmek isteyenler 15 Temmuz’a bakacaklar. 15 Temmuz gösterdi ki bu milletin kendi hakkına, hukukuna sahip çıkma iradesinde hiç bir tereddüt yok. Değerler eğitimi hamdolsun yerinde. Ne yapacağız? Daha ileri gideceğiz. Hedeflerimiz büyük. Nedir 2023’teki hedeflerimiz? Dünyanın 10 ekonomisi yapabilmek. İstiyoruz ki ülkemiz güçlü olsun, insanımız zengin ve mutlu olsun. Bunu hep birlikte başaracağız.”
‘Mutlaka gelecek nesillere aktarmamız lazım’
İnsanın ölünce küçülmediğini 15 Temmuz’da Ömer Halisdemir’leri görenlerin evlatlarına aktaracaklarını ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
”Diyecekler ki; insan ölünce küçülmez. İnsanın yaşarken ölümlü olduğunu, bayrak için, vatan için ölenlerin ise devleştiğini mutlaka gelecek nesillere aktarmamız lazım. Önümüzdeki dönemde biz 15 Temmuz’u, milli irade destanını müfredatlarımıza koyacağız. Hem devlet hem özel okullarda hem de üniversitelerde. İnşallah bu milli irade destanını nesilden nesile aktaracağız ki bir daha bu aziz millet uçurumun kenarına gelmesin veya bu millet üzerine hiç kimse plan kurmayı akıllarından dahi geçirmesin. Ben bu aziz milletin bir daha kendisi aleyhine plan kurmak isteyenlerin planlarını boşa çıkaracağını, onların herhalde bir daha bunu düşünürken derler ya ’40 düşün’ diye 40 sefer düşündüreceklerine inanıyorum.”

Kaynak: Yeni Şafak

1‘FETÖ, İslami bir yapı değildir’

Uzmanlar, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) din dışı eylem ve söylemlerini yorumladı.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) din dışı eylem ve söylemlerini yorumlayan uzmanlar, FETÖ ele başı Fetullah Gülen’in “kutsanmış bir lider” olarak görüldüğüne, bu nedenle insanların aldıkları emirleri sorgulamadığına, ancak Hazreti Muhammed dışında hiçbir beşere mutlak itaatin olamayacağına dikkati çekerek, bu yapının İslami bir yapı olmadığını vurguladı.

Konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Demirel, FETÖ’nün diğer İslami hareketlerle temelde üç farklılığı bulunduğunu söyledi. Bunlardan ilkinin İslamın kabul etmeyeceği yöntemler, ikincisinin mutlak itaatı esas görme, üçüncüsünün de takiyye olduğunu belirten Demirel, insanların Fetullah Gülen’i “kutsanmış bir lider” olarak gördüklerini ifade etti.

“Mutlak itaat, sadece Allah Resulünedir”

Demirel, insanların aldıkları emirleri bu nedenle “Kur’an’a ya da sünnete aykırı mıdır?” diye sorgulamadan yerine getirdiklerine dikkati çekerek, “İslam’da mutlak itaat, sadece Allah Resulüne aittir. Onun haricinde hiçbir beşere, bunlar mezhep imamları dahil, hiçbirisine mutlak itaat diye bir şey yoktur. İtaatin ölçüsü, Kur’an ve sünnete, İslamın temel prensiplerine uyduğu müddetçe itaattir.” diye konuştu.

Hazreti Muhammed’in vefatından sonra ilk halife olan Hazreti Ebubekir’in dahi “Kur’an’a ve sünnete uyduğum müddetçe bana uyun. Kur’an ve sünnete muhalif bir söz işittiğinizde, bir amel gördüğünüzde bana itaat etmeyin” dediğini aktaran Demirel, FETÖ’nün bu anlamda ana akım İslamdan ayrıldığını dile getirdi.

Demirel, bu yapının elemanları tarafından takiyyenin bir karaktere dönüştürüldüğüne, çift kimlikli davranabildiklerine dikkati çekti.

Fetullah Gülen ve örgütün üst yönetimindeki isimlerin tevile açık cümleler kurduğunu belirten Demirel, dinler arası diyalog kapsamında diğer din mensuplarına ayrı, Müslümanlara ayrı konuşmaların buna örnek olduğunu söyledi.

Gülen’in “başörtüsü füruattır” açıklamasını da bu kapsamda değerlendiren Demirel, “Alimlerden, kanaat önderlerinden itirazlar yükseldiği zaman, ‘Hocanın dediği sonuna kadar doğrudur. Çünkü İslamda hükümler ikiye ayrılır. Bir asli hükümler, bir de asli olmayan hükümler. Asli hükümler itikattendir. Füruat ise helal, haram gibi, namaz, oruç gibi ibadet kısımlarını kapsar. Başörtüsü de bunlardan bir tanesidir’ diyorlardı. Böyle tevil ettiğinde, siz buna itiraz etmezsiniz artık.”

“Bunlar, rüya üzerinden mistik bir tasavvur oluşturmuş”

Gülen’in neredeyse her yaptığını, gördüğü bir rüyaya dayandırdığına dikkati çeken Demirel, şu değerlendirmede bulundu:

“Oradan bir yorum yaparak hareketin stratejik hamleleri için meşru bir gerekçe olarak öne sürülüyor. Bu anlamda tamamen mistik bir yapı diyebiliriz. Sınırsız bir rüya kullanımı söz konusu. Rüyasında İslama aykırı bir şey gören ‘Ben rüyamda böyle gördüm’ diye amel edemez. Kendisini İslamın hükümleri ile sınırlamak zorundadır. Rüyanın İslamda bir yeri vardır. Ama bunlar, bu sınırları aşmış, rüya üzerinden mistik bir tasavvur oluşturmuş. Kitleleri bu tasavvurla harekete geçirmiş, motive etmişlerdir.”

“FETÖ, mehdilik hareketi”

Demirel, örgüt mensuplarının, Fetullah Gülen’i “beklenen kutsal kişi” olarak gördüklerini ifade ederek, “Ona mutlak itaati, dine itaat olarak görüyorlar. Hiçbir alimin Fetullah Gülen’in seviyesinde olmadığı, onun kadar İslamı bilmediği kanaati var. İslam’ı öğrenmek için bir kişi yetiyor onlara.” dedi.

Bir süre önce Hindistan’a gittiğini ve ulema isimler ile görüştüğünü anlatan Demirel, orada örgütün “mehdilik hareketi” olduğu yönünde bir kanaatin oluştuğunu söyledi. Hindistan’ın bu tür hareketlerin çok yoğun olduğu bir ülke olduğuna dikkati çeken Demirel, “Çok farklı mistik hareketler var. Dinler arası sentez yapan, Müslümanlar arasından çıkan mehdilik veya mesihlik iddiasında bulunan kimseler de var. Bu hareketi daha çok, bu tarz insanlarla mukayese ediyorlar.” diye konuştu.

“Bu yapı İslami değil”

Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ebubekir Sifil de peygamberler dışında sözü bağlayıcı kimse olmadığını belirterek, “Peygamber Efendimizden sonra bizi bağlayan insanlar değil delillerdir. Dolayısıyla bir insan, ne kadar muhterem olursa olsun, ne kadar hizmet ehli olursa olsun onun sözünün bizi bağlayabilmesi için, bir delile dayanması gerekir. Peygamber Efendimiz dışında biri bir şey dediğinde, ona ‘Delinin nedir?’ diye sorarız. Bu sorulmadığı için arıza yaşıyoruz.” sözlerine yer verdi.

Sifil, İslam inancına göre hatasız insan olmayacağını vurgulayarak, bu anlamda da FETÖ’nün İslami bir yapı olduğunu söylemenin doğru olmayacağını belirtti.

Örgütte rüyaların belirleyici rol oynadığını ifade eden Sifil, şunları kaydetti:

“Rüya bir delil, şeri, fıkhi bir delil değildir. Kişi ne kadar ilim sahibi olursa olsun rüyası sadece kendisini bağlar. Onun gördüğü rüya, dini diğer delillere aykırı olmamak şartıyla ancak kendisinin ameline konu olabilir. Üçüncü şahısları hiçbir şekilde bağlamaz. Deliller konusunda bir bilgi boşluğu olduğu görülüyor ve bu boşluğun istismar edildiği görülüyor. Bu hareketin söylemlerinin dini meşruiyeti olduğunu iddia etmek mümkün değil.”

“Kur’an’da tahrifatı başkaları da yapıyor”

Örgütün dinler arası diyalog çalışmalarından itibaren mercek altına alınması ve dini meşruiyetinin sorgulanması gerektiğini dile getiren Sifil, maalesef bu noktada da ihmalkar davranıldığını söyledi.

Kur’an-ı Kerim’in herkesin kendi kafasına göre yorumlayacağı bir kitap olmadığını vurgulayan Sifil, “Kur’an-ı yorumlamanın, ayetlere anlam vermenin ölçüsü, kanunu, kuralı, metodolojisi vardır. Biz maalesef dini ilimleri insanların şahsi tasarruflarına terk ettiğimiz için usulsüz, metotsuz, yorumlar, çıkarımlar oluyor. Bu sadece bu yapıda değil, başka yapılarda da oluyor. Bu cemaatin tahrifatı, başka yanlışları gözümüze battığı için gündemimizde. Yoksa bu tahribatı başkaları da yapıyor. Bunlar da bir gün, bir siyasi veya istiklali tehdit teşkil etmediği sürece biz bu yanlışları önemsiz göreceğiz üstüne gitmeyeceğiz.” sözlerine yer verdi.

Kaynak: Akit

 

CEVAP VER