Bugünkü (28 Kasım 2016) FETÖ haberleri

0

188. Ana Jet Üssü’nde 15 Temmuz gecesi yaşananlar itirafçının ifadelerinde

Konya’da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra itirafçı olan bir subay, şehit Ömer Halisdemir tarafından öldürülen cuntacı general Semih Terzi’nin Ankara’ya hareketinden sonra Diyarbakır 8. Ana Jet Üs Komutanlığında yaşananları anlattı.
Konya merkezli FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra itirafçı olan bir subay, ifadesinde, darbe gecesi F-16’ların kaldırıldığı Diyarbakır 8. Ana Jet Üs Komutanlığında yaşanan hareketliliğe değindi.

İtirafçı, Özel Kuvvetler Komutanlığını ele geçirmek istediği sırada şehit Ömer Halisdemir tarafından öldürülen cuntacı general Semih Terzi’nin Diyarbakır’dan Ankara’ya gitmesinin ardından, Diyarbakır’da yaşananları aktardı.

İtirafçı, Diyarbakır’da darbe girişimine destek için teçhizatlarıyla bekleyen 60 özel kuvvetler personelinin Ankara’ya hareket etmelerinin nasıl engellendiğini anlattı.

Darbe gecesi saat 22.45 gibi güvenlik hareket merkezinden nöbetçi uzman çavuş tarafından telefonla arandığını, içtima alındığı için tabura gelmesi gerektiğinin söylendiğini belirten itirafçı, Diyarbakır’da sık sık bu şekilde uygulama yapıldığından bu durumu sıradan bir şeymiş gibi düşündüğünü ifade etti.

Bu sırada televizyondan Başbakan Binali Yıldırım’ın “Bu bir kalkışmadır” şeklindeki konuşmalarını dinleyip, İstanbul’da köprünün kapatıldığını görünce olağan dışı bir durum olduğunu anladığını aktaran itirafçı, “Hemen tabura gittim. Taburun arkasındaki içtima alanında destek grup komutanının emriyle içtima alanında uzman çavuş, astsubay ve subay rütbesindeki tüm personel toplandık” dedi.

Ankara’ya gitmek için 60 özel kuvvet personeli teçhizat kuşanmış

İtirafçı, burada tabur komutanı yerine bakan yüzbaşının, yaptığı konuşmada, “Arkadaşlar bizim rengimiz kırmızı beyazdır. Bir kalkışma yapılıyor, bizim bu kalkışmayla bir alakamız yoktur. Şu anda burada toplanma amacımız 7. Kolordu Komutanlığından gelen ihbardır” dediğini belirterek, şöyle devam etti:

“Kalkışma kapsamında terör örgütü PKK’nın bunu fırsat bilerek bombalı araç ve silahlı eylem yaparak üsse saldırı düzenleneceği yönünde ihbar alındığını bildirdi. Güvenlik taburu olmamız nedeniyle güvenlik tedbirlerini artırmak amacıyla toplanıldığını, üstten hiçbir personelin dışarıya çıkarılmayacağını, dışarıdan da hiçbir personelin üsse giriş yaptırılmayacağını söyledi. Talimat üzerine nöbet yerlerinin nöbetçi sayısını iki katına çıkardık. Hareket merkezinin telsiz anonsuyla, Casa uçaklarının bulunduğu yerde 60 kişiden oluşan özel kuvvet personelinin teçhizat kuşanmaya başladığını öğrendik.

Bunların başındaki albay rütbesindeki kişi, bize Casa uçağıyla Ankara’ya gitmeleri gerektiğini söyledi. Bu kişiye üssün güvenliğinden bizim sorumlu olduğumuzu ve kanun dışı herhangi bir faaliyette bulunmamaları gerektiğini bildirdik. Albayın bu isteğini kabul etmeyerek, çevrelerini uzman çavuşlardan oluşan nöbetçilerle çevirdik. Sabaha kadar bulundukları yerde bekletildiler ve Ankara’ya gitmeleri engellendi. Sabah da bu kişiler, zırhlı otobüsle tekrar geldikleri 7. Kolordu Komutanlığına gönderildiler.”

İlerleyen saatlerde, Diyarbakır’da, kalkışmanın yaşandığı ilk saatlerde 6 F-16 uçağının pilotlar tarafından kaçırıldığını duyduğunu anlatan itirafçı subay, örgütün isteklerini yerine getirmediği için kendisinin pilotluk sınavlarında elenmesini sağladığını da öne sürdü.

Kaynak: Hürriyet

17Darbe girişimi gecesi cezaevinden nasıl kaçtıklarını anlattılar

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünden firar edip bir süre sonra yakalanan hükümlüler, ifadelerinde nasıl kaçtıklarını detaylarıyla anlattı.
Aliağa Açık Ceza İnfaz Kurumundan 15 Temmuz gecesi FETÖ’nün darbe girişimi sırasında 17 hükümlü firar etti. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Doğru’nun “soruşturmanın genişletilmesi, firar eden 17 hükümlünün yakalanması” yönündeki talimatıyla İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı koordineli çalışma yürüttü. Çalışmalar sonucu firari 17 mahkumdan 14’ü kısa sürede yakalanarak yeniden cezaevine konulurken, 3 hükümlüyü yakalama çalışmaları sürüyor.

Yakalanan mahkumlar, emniyette verdikleri ifadelerde, FETÖ’nün darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında meslekten ihraç edilen bir cezaevi müdürü, bazı infaz koruma memurları ile cezaevinin güvenliğinden sorumlu bazı askerlerin, firara göz yumduğunu öne sürdü.

“GİDERSENİZ GİDİN AMA ORTALIĞI TELAŞA VERMEYİN”

M.T. isimli hükümlü ifadesinde, darbe girişiminin olduğunu televizyondan öğrendiğini, bu esnada isimlerini bilmediği bazı infaz koruma memurlarının kapıları açarak kendilerini koğuşlardan dışarı çıkarttığını, bunun üzerine cezaevindeki tutuklu ve mahkumların bahçede toplandıklarını, belirsizlik nedeniyle tedirgin olduklarını, birçok mahkumun hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi hareket ettiğini iddia etti.

O gece otomobiliyle cezaevine gelen meslekten ihraç edilen bir müdürün mahkumlara, “Sizi ben dışarı çıkarttım ailelerinizle (telefonla) görüşün, serbestsiniz. Bahçede kalın” diye sözler sarf ettiğini iddia eden M.T, bazı askerlerin ellerindeki silahlarla bahçeyi ablukaya aldıklarını, silahlarını ateş etmek için hazırladıklarını, o sırada meslekten ihraç edilen cezaevi müdürü ile komutanın hararetli bir şekilde konuştuğunu, konuşmada komutanın müdüre herhangi bir emir verdiğini ya da tehdit ettiğine şahit olmadığını ifade etti.

“KAPI ORADAİSTER KAÇIN İSTER KAÇMAYIN”
Ailesinin sağlık durumunu merak ettiği için kaçtığını ve pişman olduğunu dile getiren M.T, rütbesini bilmediğim bir komutanla konuşan müdürün yanlarına gelerek “Müdür, bize ‘Kapı orada, ister kaçın ister kaçmayın! Giderseniz gidin ama ortalığı telaşa vermeyin’ dedi.” şeklinde ifade verdi.

Kendisiyle birlikte bazı mahkumların da cezaevinden kaçtığını belirten M.T, “Kaçışımız esnasında ne müdür ne askerne de gardiyanlar bize müdahale etti. Tel örgülerden atlayarak kaçtık.” ifadelerini kullandı.

“KAPILAR AÇIK GİDEN GİTSİN, KALAN KALSIN”

Mahkumlardan H.A. ise emniyetteki ifadesinde, FETÖ’nün darbe girişiminde bulunduğunu mahkum arkadaşlarından öğrendikten sonra telefonla ailesini aradığını, herkeste bir tedirginlik, korku ve telaşın olduğunu, cezaevinde görevli müdürün yanlarına gelerek kendilerini sakinleştirmeye çalıştığını ifade ederek, “O müdür, ilk başta ‘sakin olun’ şeklinde sözler söyledi. Daha sonra ‘Kapılar açık giden gitsin, kalan kalsın’ şeklinde sözler kullandı.” beyanında bulundu.

Bazı arkadaşlarının firar ettiğini gördükten sonra ilk önce “infazım yanar” diye kaçmak fikrinden vazgeçtiğini fakat sabaha karşı iki arkadaşıyla dışarı çıkmaya karar verdiklerini kaydeden H.A, ön nizamiyeden çıkmanın mümkün olmadığını gözlemledikten sonra tel örgülerden atladıklarını belirtti.

37 CEZAEVİ ÇALIŞANI FETÖ’DEN TUTUKLANDI

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla, İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, FETÖ’nün darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında, aralarında cezaevi müdürü, infaz koruma memuru, sosyolog, şoförlerin de bulunduğu 162 şüpheliyi gözaltına aldı. Bunlardan 37’si hakkında “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla tutuklama kararı verildi.

Darbe girişiminin ardından Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkartılan kanun hükmünde kararnameyle (KHK) FETÖ ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü Jandarma Tabur Komutanı Yarbay Ferhat Ersoy’un da meslekten ihraç edildiği öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet ve Türkiye

16‘O pilotun gözlerine bakmak istiyorum’

15 Temmuz’daki darbe girişiminde darbeci pilot tarafından Özel Harekat Daire Başkanlığı’na atılan bomba sonrasında şehit olan Komiser Yardımcısı Cennet Yiğit’i şehit eden misket bombasının parçası ve özel eşyaları ailesi tarafından hazırlanan vitrinde sergileniyor. Kızını şehit eden misket bombasını göstererek ağlayan baba Yahya Kemal Yiğit, “O bombayı atan pilotun gözlerinin içine bakmak istiyorum” dedi.
FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında hain bir pilotun Ankara Gölbaşı’nda bulunan Özel Harekat Daire Başkanlığı’na attığı bomba nedeniyle 42 Özel Harekatçı şehit olmuştu. Şehit olanlardan Komiser Yardımcısı Cennet Yiğit’in Kayseri’nin Bünyan ilçesinde oturan ailesi, şehit Cennet Yiğit’in Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki operasyonda giydiği botlar, Özel Harekat üniforması, nişanlandığında kesilen kurdele, tuvalleri boyamakta kullandığı fırçalar, kendisini şehit eden misket bombasının parçası ve patlamada kullanılamaz hale gelen telefonunun da bulunduğu bir vitrin yaptırdı.

Şehit Cennet Yiğit’i ve 15 Temmuz’daki hain darbe girişimini unutturmayacaklarını söyleyen baba Yahya Kemal Yiğit, “Cennet daha 7.-8. sınıfa giderken polis olmaya karar vermişti. Ama Allah ona üniversitede kısmet etti. Yani polis olmayı çok seviyordu” diyerek nasıl polis olduğunu anlattı.

EN SON RAMAZANDA GELMİŞTİ

Cennet’in en son Ramazan Bayramı’nda Kayseri’ye geldiğini ve tüm akrabalarıyla buluştuğunu anlatan baba Yahya Kemal Yiğit, “Şehit olmadan bir hafta önceydi. Bizi bayram ziyaretine gelmişti ve gitmeden bir gün önce Cuma günüydü. Akşam üzeri kamuflajlarını da giymişti. Bahçeye çıktı ve ‘Haydi, hep birlikte aile fotoğrafı çekinelim.’ dedi. Aile fotoğrafı çekindikten sonra herkesle ayrı ayrı fotoğraf çekindi. Sanki vedalaşır gibi. En son anneannesini çağırdı ve ‘Gel benim pamuk anneannem, seninle de fotoğraf çekinelim.’ dedi ve sarılarak ‘ben şehit olacağım ve önce seni yanıma alacağım, daha sonra da yedi sülaleni kurtaracağım.’ dedi. Bu şehit olmadan tam bir hafta önceydi. Cumartesi günü yolcu ettik ve Pazartesi günü mesaiye başladı. Cuma günü de bu olay oldu” diye konuştu.

ARKADAŞIM ARADI, “DARBE OLUYORMUŞ” DEMİŞ

15 Temmuz gecesinde hiç bir şeyden haberinin olmadığını söyleyen Yahya Kemal Yiğit, “Alanya’dan bir arkadaşım aradı beni. ‘Askeri darbe oluyormuş’ dedi. Ben de ne darbesi diyerek şaşırdım ve televizyonu açtım. O zaman haberimiz oldu. Cumhurbaşkanımızın televizyondan halka seslenişini izledim. Eşimle helalleştim. Komşumu aradım ve ben çarşıya gidiyorum dedim. Bu hainler bu darbeyi gerçekleştirirlerse bize yaşama hakkı tanımazlar. Hiç olmazsa gidelim sokakta şerefimizle ölelim. Sabah 5’e kadar biz de sokaktaydık. Daha sonra eve geldim. Tabi Cennet’ten haber alamıyorduk. Daha sonra da Ankara’ya gittik. Tabi o zaman öğrendik çocuğumuzun şehit olduğunu. Allah o günleri bu millete bir daha yaşatmasın. Bizim çocuğumuz şehit oldu. Adı Cennet’ti, Allah’ın cennetinde şu anda ama o darbe girişimde bulunan namussuzlar şu anda inan ki keşke biz de o sokaklarda sürünsek diyorlar ve yalvaracaklar. Allah onlara o acıyı yaşatacak. Bizlere bu acıyı yaşattılar ama benim çocuğum şerefiyle, haysiyetiyle şehit oldu. Onlarda ebediyen Allah’ın cehenneminde azap görecekler. Biz buna inanıyoruz çünkü Allah’ın Kur’an-ı Kerim’inde sözü var. Biz Allah’a iman etmiş insanlarız. Onun için de Allah onları kahretsin diyorum başka da bir şey demiyorum” ifadesinde bulundu.

‘AMCA BU MİSKET BOMBASININ PARÇASI’

Özel Harekat Daire Başkanlığı’na F-16’dan atılan misket bombasının bir parçasını gösteren baba Yahya Kemal Yiğit, “Çocuğumuz şehit olduğunda düzenlenen cenaze töreninde Özel Harekat Başkanlığı’nda bunu buldum ve bunu sorduğumda, ‘amca bu misket bombasının bir parçası’ dediler. ‘Biz bunu yalvardık, insan haklarına aykırı diye teröristlere attırmadık. Fakat bu namussuzlar bize attılar’ dedi. İşte bu teröristlere atmadıkları bombayı bizim çocuklarımıza attılar. Bunlar bu kadar namert ve namussuz. Bunlara inanın değil insan, hayvan demek bile hayvanlara hakarettir. Bunlar hayvan bile değil, Allah’ın yer yüzünde en alçak varlık olarak nitelendirdiği münafıktır. Yani bunlara bir isim falan koyamıyorum. İşte bunu bizim çocuklarımıza kullandılar” dedi.
O PİLOTUN GÖZLERİNE BAKMAK İSTİYORUM

“Bunu yapan insan olabilir mi? Bu nasıl bir canilik, bu nasıl bir insanlık? Kendi paralarımızla aldığımız silahları bize doğrulttular” diyen Yiğit, “Bunlar dünyanın en aşağılık insanlarıdır. Allah bunları bildiği gibi yapsın. Öbür tarafta zaten bunların hesabını verecekler ama bu roketi, bu füzeyi atan pilotun yüzüne bakmak istiyorum. İnşallah Allah bana fırsat verir ve sadece gözüne bakmak istiyorum. Başka hiçbir şey istemiyorum” şeklinde konuştu.

‘ANNE TOPLANTIYA GİDİYORUM’

Anne Huriye Yiğit de 15 Temmuz gecesi Cennet Yiğit’in bir mesaj gönderdiğini, mesaj sonrasında kızını aradığını anlatarak, “Bana dediği tek şey, ‘Anne özel harekatta biraz sorun var toplantıya giriyorum, 2 dakika sonra seni arayacağım.’ Ondan sonra bir daha haber alamadık. Arıyoruz ama telefonu meşguldü. Sabah olunca eşim emniyetten öğrenmeye gitti. ‘Ankara’ya gidin’ dediler. Ankara’ya gittik. Orada hemen Özel Harekata ulaştık. Özel Harekattan bizi Adli Tıp’a yönlendirdiler. Orada 3 gün bekledik ve 3 gün sonra kızımızın şehit olduğunu öğrendik” diye konuştu.

Ablası Emine tarafından bir vitrin oluşturulduğunu söyleyen anne Huriye Yiğit, “Cennet’in kullandıkları var. Sur’da giydiği botları var, çamuruyla duruyor şu an. Öyle koyduk. Nişanlısının yaptırdığı Cennet isimleri var. Cumhurbaşkanımızın gönderdi bayrağımız var. Kur’an-ı Kerim’i sığdıramadığımız için koyamadık. Giydiği bordo bereli elbiseleri var. Mezuniyette giydiği elbisesi var. Resimleri, kullandığı fotoğraf makinesi, küçücük tokalarından tutun da elinin değdiği her şey var. Her şeyden birer parça koymaya çalıştık. Voleybol tişörtüne dahil bize hatırlatacak her şeyi koyduk” diyerek Cennet’i ve 15 Temmuz’u unutturmamaya çalıştıklarını söyledi.

Cennet’in anne ve babasından habersiz akademiye başvurduğunu kaydeden abla Emine Yiğit, “Cennet bana ilk telefon açtığında ‘Abla sana çok güzel bir haberim var’ demişti. ‘Annemlere söyleme daha belli değil. Ben akademiye başvurdum. Akademiden geldiler öylesine forum doldurduk’ dedi. Daha sonrasında bana telefon açtı ve ‘kabul etmişler’ dedi. Ama sesindeki o heyecan hala kulaklarımda. ‘Ama annemlere söyleme sürpriz olsun saklayalım biraz’ dedi. 1-1.5 ay kadar sakladık. Tatile gelmişti Alanya’ya bizim yanımıza. O zaman babamlarla paylaşmıştı bu haberi” diyerek kardeşi Cennet Yiğit’in nasıl polis olduğunu anlattı.

Cennet’in polislik mesleğini çok sevdiğini söyleyen Emine Yiğit, “Bayrak için, vatan için uğraştı. Onun içinde şehadete erdi zaten. Biz en son o gün gündüz konuşmuştuk. Yorgun görünüyorsun biraz dinlen dedim. ‘Bugün biraz yoğun bir gün geçirdim’ abla dedi. Daha sonra akşam mesajlaştık. Darbe haberi bize ulaştığında sürekli mesaj attım kardeşime, sürekli aradım ama telefonu kapalıydı. Cevap alamadık. Daha sonrasında annem ve babam Ankara’ya gitti. Ben burada 3 gün bekledim. 3 gün sonrada kardeşimin şehit olduğu haberini aldım” diye konuştu.

SON RESMİNİ TAMAMLAMAK FIRSAT OLMADI

Vitrinin bulunduğu odayı kardeşi Cennet’in fotoğrafları ve hatıralarıyla dolduran abla Emine Yiğit, “Cennet güzel sanatlardan resim öğretmeni mezunuydu. Çok severek yaptığı bir resmiydi bu. Fakat tamamlamak kısmet olmadı Cennet’e çünkü o ara akademi başlamıştı. Akademiye yoğunlaştığı için nasıl olsa bir ara tamamlarım dedi. Küçük küçük evde kendisi yapıyordu. Ama şehit olduğu için tamamlamak kısmet olmadı” şeklinde konuştu.

Kaynak: Hürriyet

15TMSF’den komisyoncu uyarısı

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), kuruma devredilen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) şirketlerinin gayrimenkullerinin ucuz fiyata satışını ayarlayabileceğini ve bu şirketlerden alacağı olanların alacaklarını kısa sürede tahsil edebileceğini vaat eden komisyonculara karşı vatandaşları uyardı.
TMSF’den yapılan açıklamada, son günlerde, kuruma devredilmiş FETÖ şirketlerinin gayrimenkullerinin ucuz fiyata satışını ayarlayabileceğini iddia eden, bu şirketlerden alacağı olanların alacaklarını kısa sürede tahsil edebileceğini vaat eden ve bunun için komisyon almaya çalışan kişilerin tespit edildiği bildirilerek, vatandaşların bu fırsatçılara aldanmaması ve mağdur olmaması için açıklama yapılması zarureti doğduğu belirtildi.

Açıklamada, “TMSF kendisine devredilen şirketler için, yeni yöneticiler görevlendirmiştir. Şirketlerin yeni yöneticileri, şirketlerin faaliyetlerine devam edebilmesi ve hiç kimsenin mağdur olmaması için yoğun mesai harcamaktadırlar. Her bir şirketin imkanları elverdiği ölçüde, borçları da ödenmeye çalışılmaktadır. TMSF’ye devredilen bir şirketten alacağı olanların başvuracağı merci, TMSF değil, o şirketin yeni yöneticileridir.” ifadelerine yer verildi.

Bir kamu kurumu olan TMSF’nin, ilgili kanunların emrettiği şekilde satışlar yaptığı ve kamu menfaati için çalıştığı kaydedilen açıklamada, “Bütün satışların kurumun internet sitesinden duyurularak, şeffaf ve rekabetçi bir ortam oluşturulduğu, satışlar için kurumun ‘www.tmsf.org.tr’ internet sitesinin takip edilmesi gerektiği” hatırlatıldı.

Kaynak: Hürriyet ve Türkiye

14FETÖ 3 aşamada terör örgütü oldu

Örgüt 12 Eylül öncesinde eğitime el attı. Darbe sonrası kadrolaşma hareketini tamamladı. 3’üncü aşamada ise Gülen’in kaçışı ve silahlı terör örgütü yapılanması var
Adalet Bakanlığı, çalışmalarını sürdüren Meclis FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na “FETÖ ve 15 Temmuz Terörist Darbe Kalkışması” başlıklı bir rapor gönderdi.
Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü İnsan Hakları Daire Başkanlığı’nca hazırlanan raporda FETÖ’nün terör örgütü olarak gelişimi 3 aşama sıralandı:

IŞIK EVLERİ VE DERSHANELER: İlk aşama 12 Eylül darbesine kadar süren Işık Evleri ve dershaneler üzerinden yürütülen ‘devlet kurumlarına sızarak kadrolaşma’ hareketidir. Örgüt bu dönemde içe kapanık vaziyette kamu kurumlarına sızmak ve tabanda kadro oluşturmakla meşguldür.

KADROLARI TAMAMLAMA: 12 Eylül darbesinden hemen sonraki dönemde örgüt, ikinci aşamada ‘okullaşma’ ve ‘kamudaki kadrolaşma’ hareketini tamamlamıştır. Bu dönemin ikinci yarısı aynı zamanda örgütün yurtdışına açıldığı dönem olmuştur.

SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ: Üçüncü aşamada, örgüt elebaşının ABD’ye kaçmasını müteakip görünüşte örgütün söylemi değişmiş, evrensel, küresel kavramları kullanmaya başlamış, gerçekte ise 15 Temmuz’a giden süreçte silahlı terör örgütü niteliğini kazandıran yapılanmasını tamamlamıştır.

‘ALTERNATİF’ SİSTEM: Gülen, devlete karşı savaş vererek hedeflere ulaşmanın yıpratıcı olacağını teşhis etmiş, bu nedenle mevcut sistemi yıkmak yerine devlete alternatif bir model hedeflemiştir.

BİRBİRLERİNDEN HABERLERİ YOK: İtaat ve teslimiyet temelinde kurulu örgütün en üst noktasında kendisini ‘kainat imamı’ olarak adlandırılan Fethullah Gülen vardır. Örgütte yönetici kadro dışındaki her birim bağımsız hücrelerden oluşmaktadır. Hiçbir hücrenin diğerinden haberi yoktur.

‘ÜNİFORMALI TERÖRİSTLER’: 15 Temmuz FETÖ/PDY üyesi üniformalı teröristlerce gerçekleştirilmiş, darbe girişimine toplam 8 bin 651 askeri personel karışmıştır. TSK’ya ait 35 uçak, 37 helikopter, 74’ü tank olmak üzere 246 zırhlı araç ve 4 bine yakın hafif silah kullanılmıştır.

Kaynak: Sabah ve Akit

13Darbeci askerleri general içeri aldı

15 Temmuz gecesi Genelkurmay’a götürülen Özel Kuvvetler mensubu üstçavuş: Tim komutanı ‘Tatbikat tarzında operasyon var’ deyip bizi Akıncı Üssü’ne çağırdı. Genelkurmay’da da bizi bir general içeriye aldı.

Darbe girişiminde komuta kademesini rehin almak için yola çıkarılan Özel Kuvvetler personeli Derviş Taş, “Akıncı Üssü’ne ‘Tatbikat var’ parolasıyla girdik. Otobüsle Genelkurmay Başkanlığı’na götürüldük. Bizi kapıda bir general karşıladı” dedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmada darbe girişiminin Mürted (Akıncı) Üssü’nde otobüsle yola çıkarılan timlerle başlatıldığı tespit edilmişti. Bu kapsamda o timde görev alan Astsubay Üstçavuş Derviş Taş’ın ifadesine ulaşıldı. Tutuklanan Taş şunları anlattı:

PAROLA: TATBİKAT VAR

“15 Temmuz günü tim komutanım, akşam operasyon tarzında bir tatbikat olacağını söyledi. Çelik yelek ve başlığımı alarak 18.30’da Akıncı Hava Üssü’nde olmamı istedi. Üsse vardığımızda bizi içeri almadılar. Tabur komutanını aradım. Tabur komutanı da ‘Tatbikat için geldiğinizi söyleyin’ dedi. Bizi aldılar ve bir binaya gönderdiler. Bayağı bir kalabalık oldu. Sonra 19.30-20.00 sıralarında üzerimizi değiştirmemizi, silahların gidilecek yerde verileceğini söylediler.”
Saat 20.30 sıralarında, bizi apar topar otobüse bindirdiler. Gittiğimiz yerde brifing verileceğini söylediler. Genelkurmay’a geldiğimizde hiçbir şey yokmuş gibi elimizi kolumuzu sallayarak indik. Bir tane general karşıladı bizi. General önde biz arkada ana binanın olduğu yere gittik. Ana binanın orada ‘siz dışarıda bekleyin’ dediler. ‘Biz tabancayla mı duracağız?’ diye sorduğumuzda ‘Evet’ karşılığını verdiler. Oradaki korumalar da ‘Siz neden geldiniz?’ gibi sorular sordu.

Ortalık birden curcunaya döndü. Odalara girip bağırmaya başladılar. Sonra uçak sesleri duyduk. ‘Başka bir şey var bu işte’ diye düşündük. Sonra bir general bizi başka bir binaya götürdü. ‘Ne oluyor, tatbikat değil miydi?’ diye sorduğumuzda, ‘Arkadaşlar bu iş şeyden çıktı, kendinize dikkat edin’ dedi. O sırada uçak biriki bomba attı. Bir yerden de bize ateş edildi.

İlerleyen saatlerde halk toplandı. Halk toplanınca tanklar geldi. Sonra helikopterle asker getirdiler. Generalleri helikopterle götürdüler. O arada bir kişi uzun namlulu silahı bana verdi. ‘Ne yapacağız’ diye sorunca da ‘Gelen olursa çatışacağız’ dedi. Biz de çatışmayacağımızı söyledik. Sonra polise teslim olduk.”

Kaynak: Sabah ve Star ve Yeni Şafak

1215 Temmuz’un isimsiz kahramanları

Diyarbakır’dan Ankara’ya gitmeye kalkan, darbeci general Semih Terzi’ye bağlı 60 bordo berelinin etrafını saran askerler, “Bizim rengimiz kırmızı-beyaz, kıpırdarsanız ölürsünüz” deyip darbecileri kıpırdatmadı
Darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz gecesi, Diyarbakır’da görevli vatansever askerlerin büyük bir kahramanlık örneği sergilediği ortaya çıktı. O gece Ankara’da Ömer Halisdemir’in alnından vurduğu darbeci general Semih Terzi’nin emrindeki 60 bordo berelinin, Diyarbakır’daki askeri pistten Ankara’ya gitmek istediği, vatansever bir grup askerin ise onların etrafında etten duvar örüp mani oldukları anlaşıldı.

PİSTİN BAŞINA YÖNELDİLER

15 Temmuz gecesi, 1. Özel Kuvvetler Tugayı Komutanı Tuğgeneral Semih Terzi, Silopi’den 100 kişilik bordo bereli ile Diyarbakır 8. Ana Jet Üssü’ne geldi. Terzi, yanındaki 40 bordo bereli ile CASA tipi bir uçağa binip, Ankara’ya gitti. Ve burada, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı ele geçirmeye kalktığı sırada, kahraman Astsubay Ömer Halisdemir tarafından vuruldu. Geride kalan 60 bordo bereli ise diğer CASA uçağına binip, Ankara’ya gitmek için pist başına yöneldi. Bu esnada, güvenlik taburunu toplayan görevli yüzbaşı da askerlerine, “Bizim bu kalkışma ile alakamız yok. Kalkışma sırasında PKK’nın üsse saldıracağı yönünde ihbar var, herkes görev başına” talimatı verdi. Sonrasında ise 60 bordo berelinin pist başına gelip, teçhizatlarını kuşanmaya başladığı bilgisi ulaştı. Bunun üzerine pist başında görevli askerler bu bordo berelileri çembere aldı.

10 SAAT BEKLEDİLER

60 kişilik ekibin başındaki albaya “Bizim rengimiz kırmızı-beyaz, tarafımız belli, hareket ederseniz ölürsünüz” mesajı verildi. Karşısındaki askerlerin kararlılığını anlayan bordo bereliler de 10 saat boyunca çember içinde kaldıktan sonra, günün ilk ışıklarında 7. Kolordu Komutanlığı’ndan gelen askerler tarafından gözaltına alındı.

GİZLİ TANIK OLDULAR
FETÖ tarafından yetiştirilerek pilot yapılan ve Konya’da soruşturmada gizli tanık olan subayın anlatımlarına göre, 15 Temmuz gecesi Diyarbakır’da yurtsever askerlerin gösterdiği duruş, kalkışmanın seyrini de değiştirdi.

Kaynak: Sabah

1115 Temmuz gazilerine ve şehit ailelerine ödül

8. Edebiyat Mevsimi ödül ve kapanış töreni İstanbul’da yapıldı. Törende, Şeref Berat Ödülü 15 Temmuz gazisi Sabri Ünal’a, 15 Temmuz gazisi Safiye Bayat ile 15 Temmuz şehidi Mustafa Cambaz’ın eşi ve oğluna verildi. TBMM Başkanı İsmail Kahraman Siyasetçi Ödülü’ne layık görüldü. Sinema Ödülü ise Diriliş Ertuğrul Dizisi ekibi adına Cem Uçan ve Celal Al’a verildi.

Kaynak: Sabah

10Öksüz’ün gözaltı tutanağı yokmuş!

15 Temmuz darbe girişimi sonrası Akıncı üssünde yakalanıp, tutuklanma istemiyle sevk edildiği mahkemeden serbest bırakılan firari Adil Öksüz’ü, kimin, nerede, ne zaman, nasıl yakaladığına ilişkin teslim olma ve gözaltı tutanağı düzenlenmediği ortaya çıktı…
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK), TBMM 15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na gönderdiği belgeler, darbenin kilit ismi, firari Adil Öksüz’le ilgili çarpıcı bir bilgiyi açığa çıkarttı. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Öksüz’ün serbest bırakılmasından dolayı Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’nda görevli hakim ve savcılar hakkında HSYK tarafından inceleme ve soruşturma başlatılmıştı. TBMM 15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na gönderilen HSYK 3. Dairesi kararlarına göre Öksüz’ün serbest bırakılması süreci şöyle gelişti:

İKİ SİVİL GİTTİ, O KALDI

16 Temmuz’da Akıncı Üssü çevresinden kaçmaya çalışan 3’ü sivil, 26’sı farklı rütbede asker olmak üzere toplam 29 kişi yakalandı. Kışla Jandarma Komutanlığı’nda tutulan 29 kişiden 2’si sivil 18 kişi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bilgisi ve talimatı dahilinde Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürüldü. Adil Öksüz’le birlikte kalan 11 kişinin de götürüleceği belirtildi. Bu sırada Akıncı Üssü’nden 87 kişi daha teslim oldu. Böylece toplam sayı 98’e yükseldi. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde şüphelileri koyacak yer kalmadığı gerekçesiyle toplam 98 şüphelinin işlemlerinin Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yapılması talimatı verildi.

Kazan Jandarma Komutanlığı, aralarında sivil olarak sadece Öksüz’ün bulunduğu 98 kişiyi sağlık raporlarını aldıktan sonra 17 Temmuz günü Sabah saat 05.00 sıralarında Ankara Batı Adliyesi nezarethanesine götürdü. Kazan Jandarma Komutanlığı’nca Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen yazıda, “Darbeye teşebbüs eyleminde bulunan 98 çeşitli rütbelerdeki askeri personel yakalanmıştır” denilerek isimleri yazılırken, kamuoyuna da buna ilişkin tutanak yansıdı. Ancak 98 kişi içinde yer alan Öksüz’ün teslim olma ve gözaltı tutanağının olmadığı anlaşıldı.

SABAH 5’TE MAHKEMEYE SEVK

Öksüz’ün ifadesini Ankara Batı Cumhuriyet Savcısı Cihan Ergün aldı. 98 şüphelinin isminin yazılı olduğu listenin 97’nci sırasına yazılan Öksüz’ün ifade işlemi, UYAP kayıtlarına göre 18 Temmuz gününün ilk saatlerine denk gelen 02.28’de tamamlandı. Aynı gün 05.12’de “silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, bir suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak amacıyla öldürme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun beraberinde başka bir suç işleme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçlarından tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edildi.

SERBEST KALDI VE KAÇTI

Öksüz, Ankara Batı Sulh Ceza Hakimi Köksal Çelik tarafından “mevcut delil var” dediği halde, sabit ikametgah sahibi oluşu, kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin olmayışı, suç vasfının değişme ihtimali ile tutuksuz yargılanmak üzere adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Bu karara savcılık itiraz etti. İtirazı Ankara Batı Sulh Ceza Hakimi Çetin Sönmez reddetti. Böylece Öksüz adliyeden serbest kaldı ve kayıplara karıştı. HSYK 2. Dairesi, Çelik ve Sönmez’i görevden uzaklaştırırken, HSYK 3. Dairesi de soruşturma izni verdi. Soruşturma sürüyor. (Milliyet)

Kaynak: Sabah ve Akşam ve Yeni Şafak ve Akit

9Komutandan darbeye ikna seansı

Tutuklanan Tümgeneral Ahmet Cural: İstanbul Hava Harp Akademileri Komutanı Tümgeneral Alpay, Deniz Kulübü’nde derdest edilen komutanları ikna etmeye çalıştı
İzmir’deki darbe soruşturmasında tutuklu bulunan Hava Teknik Okullar Komutanı Tümgeneral Ahmet Cural, MAK Timleri tarafından basılan Moda Deniz Kulübü’nde, tutuklu İstanbul Hava Harp Akademileri Komutanı Tümgeneral Fethi Alpay’ın derdest edilen generalleri darbeye ikna etmeye çalıştığını söyledi.

GECE YARISINDA GELDİLER
Tutuklu bulunduğu için SEGBİS’le ifadesi alınan Ahmet Cural şunları anlattı: “Saat 00.00 sularında kamuflajlı, kasklı ve üzerlerinde rütbe olmayan askerler girdi. Askerlerin arkasındaki bir şahıs derdest etmeleri yönünde talimat veriyordu. Cep telefonumla İzmir İl Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya ve yerime vekalet eden Tuğgeneral Ersan Ölmez’e rehin alındığımızı mesaj çektim.

DESTEK BULAMAYINCA SİNİRLENDİ

Abidin Ünal’ı ve 3 korgenerali alıp götürdüler. Benim grubumda Tümgeneral Recep Yüksel, Tümgeneral İsmail Yalçın, Tümgeneral Şaban Umut, Tuğgeneral Cemal Akyıldız ve Diyarbakır 8. Üs Komutanı bir tuğgeneral vardı. Saat 03.00’e kadar odada kilitli kaldık. Birden Tümgeneral Fethi Alpay odaya girdi. Bizlere, bir grup asker olarak darbe girişimini yaptıklarını, Genelkurmay Başkanı’nın kendilerini desteklediğini, diğer kuvvet komutanlarının da destek vereceğini söyledi. Ardından da odadakilerin destek verip vermeyeceğini sordu. Beklediği karşılığı almayınca da sinirli bir şekilde ‘O zaman evlerinize gidin oturun’ dedi ve odadan çıktı.”

SAF DEĞİŞTİRMİŞTİ
Dönemin İzmir Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya ifadesinde, kendisine baskın sırasında mesaj çektiğini söyleyen Tümgeneral Ahmet Cural’ın darbe girişimi başarısız olunca saf değiştirmeye kalktığını öne sürmüştü. Baskın sırasında diğer askerler kelepçeliyken gezdiği görülen Cural’ın adının, ‘sıkıyönetim atama listesinde Enerji Bakanlığı müsteşarı olarak geçtiği de belirtiliyor.

Kaynak: Sabah ve Takvim

8Öldüren enjektede FETÖ zehiri var

Şüpheli kanser teşhisiyle ölümü tartışılan Aytunç Altındal’ın, en yakınındaki yardımcısı da FETÖ’cü çıktı. Ömrünü FETÖ ile mücadeleye adayan ünlü Araştırmacı, hasta iken, “Zehirlenmişim, kanser enjekte edildiği bilgisi var” demişti.

Kanser hücresi bulaştırılarak öldürülen Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal’ın en yakınındaki isimlerden birisinin FETÖ’cü olduğu ortaya çıktı. Aytunç Altındal’ın ölümünün üzerindeki sır perdesi FETÖ soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan 30 yıllık Jandarma İstihbaratçı İ.Ç’nin itiraflarıyla aralanıyor.

ANİDEN KANSER OLDU

Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü darbe soruşturması kapsamında konuşan istihbaratçı İ.Ç, ifadesinde Altındal’ın yardımcısı B.Ş olduğunu ve İstanbul’da görevliyken FETÖ ile irtibatlarını onun üzerinden sağladığını söyledi. Vefatından kısa bir süre önce yaptırdığı sağlık taramasından sapasağlam olmasına rağmen bir ay sonra birden bire tüm vücudunu kanser hücrelerinin sardığını anlatan Altındal ise, Fransa’da yaptırdığı tetkiklerde doktorların kendisine kanser enjekte edildiği bilgisi verdiğini söylemişti. İ.Ç’nin verdiği bilgilerden sonra polis Altındal’ın ölümüyle ilgisi üzerinde durulan B.Ş’nin peşine düştü.Ünlü Araştırmacı-yazar Aytunç Altındal’ın vefatı, FETÖ iddianamesine de şüpheli ölüm olarak geçmişti. İzmir’de FETÖ’ye finansal destek sağlanmasına yönelik hazırlanan iddianamede, örgüt aleyhine kitap yazan Necip Hablemitoğlu, Haydar Meriç ve Aytunç Altındal gibi gazeteci yazarların şüpheli ölümlerine de yer verilmiş ve FETÖ işaret edilmişti.Üç yıl önce hayatını kaybeden Aytunç Altındal, iki kez istihbarat örgütleri tarafından öldürülmek istendiğini dile getirmişti. Altındal, Kasım 2013’te vefat ettikten sonra evindeki birçok gizli belgenin de kaybolduğu ortaya çıkmıştı. FETÖ itirafçısı İ.Ç, 2005 yılında İstanbul Balmumcu Jandarma Bölge Komutanlığında görevdeyken İstihbarat Şube Müdürlüğünde aşırı sağ faaliyetler değerlendirme analiz astsubaylığı yaptığını bunu için Aytuç Altındal’ın yanına giderek tanıştıklarını söyledi.

YARDIMCISI FETÖ’CÜ

Dönemin Jandarma Bölge Komutanı Halil Helvacı’dan Hristiyanlık mezhepleri ile ilgili aldıkları bir görev için iki astsubayla birlikte Aytunç Altındal’ın yanına gittiklerini söyleyen İ.Ç, “İstanbul’da bu Altındal’ın yanına gittik bize Hristiyanlıkla ilgili kitap verdi. Yardımcısı olarak bildiğim B.Ş isimli kişiyle tanıştım. Sonrasında ben bu ofise tek gidip gelmeye başladım. Tek gittiğim dönemde Altındal’ın asistanı olan B.Ş bana ‘gel bir pastanede çay içelim’ dedi. Gülen cemaatinden olduğunu söyledi. B.Ş bana ‘Askerin hizmete bakışı nasıl, hükümete bakışı nasıl’ şeklinde sorular sordu ve ‘ara ara buluşalım konuşalım’ dedi. Bu şekilde ilk etapta pastanelerde buluşuyorduk, sonrasında evine davet etti. Hocaefendinin günlük değerlendirmelerine dair kısa videolar izliyorduk. Bana eski bir telefon verdi ‘bu telefonu sadece sen kullan ve benimle irtibatında kullan kimse bilmesin’ dedi. Bu telefonla bana mesajlar atıyordu” dedi. İtirafçı İ.Ç; Aytunç Altındal’ın asistanlığını yapan B.Ş’nin, Ergenekon soruşturması sürecinde de üst düzey komutanlarla ilgili bilgiler istediğini söyledi.

BANA KANSER BULAŞTIRILDI

Aytunç Altundal amansız hastalığa yakalandıktan sonra, vefatından kısa bir süre önce verdiği bir röportajda suikaste uğradığını belirterek, “Biyopsiler yapılmıştı. Tertemiz çıkmıştı. İki ay öncesine kadar. Sonra birden bire bir ay içinde bütün vücudum saran bir kanser olayıyla karşılaştık. Buradaki doktorlarda çok şaşırdılar. Yabancı doktorlar Fransa’da Nükleer Tıp diye bilinen bir merkeze gittik. O nükleer tıp merkezi dedi ki burada bir gariplik var. Vücudunuza verilmiş olan bir kanser ilacı olabilir dendi. Kanser olmadığınız halde size kanser ilacı verilerek kanserli hasta yapıyorlar” demişti. Kasım 2013’te vefat eden Altındal’ın evi hem vefatından önce hem de vefatından sonra iki kez soyulmuş ve evindeki bir takım önemli belgeler çalınmıştı. Altındal evinin Fetullahçılar tarafından soyulduğunu da açıklamıştı.

KIZI: 15 GÜNDE BİTTİ

Kızı Yonca Bayrak, “Babamın ölümü ile ilgili büyük kuşkularımız var. Aniden akciğer kanseri teşhisi konuldu. Hastalık 15 gün içinde 4. evreye geçti. Zehirlenme şüphesi ile ölümünün araştırılması için suç duyurusunda bulunacağız” diye konuşmuştu.

Kaynak: Star ve Akit

7Koruyucu ailelere FETÖ incelemesi

FETÖ ile mücadele koruyucu ailelere uzandı. Aile Bakanlığı, Türkiye genelindeki 5 bin koruyucu ailenin örgüt ile bağı olup olmadığına ilişkin çalışma başlattı. Örgütle ilişkisi olanlardan çocuklar geri alınacak.

FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya imzasıyla, FETÖ/PDY yapılanmasıyla mücadele çerçevesinde 81 il müdürlüğü, merkez teşkilatı ve Darülaceze Başkanlığına gönderilen genelge kapsamında yürütülen kapsamlı incelemeler devam ediyor. Genelgeyle tüm birimlerde FETÖ/PDY yapılanmasının varlığını araştırmaya yönelik kapsamlı çalışma başlatılırken, Bakanlığın denetiminde veya koordinasyonunda olan hizmet modelleri de bu çalışma kapsamına dahil edildi.

ÇOCUKLAR GERİ ALINACAK

Bakanlığın genelgede yer alan talimatlar kapsamında FETÖ ile mücadele için başlattığı çalışmaların bir kolu da Türkiye genelinde sayıları 5 bini bulan koruyucu ailelere uzandı. İncelemeler sonunda FETÖ/PDY yapılanmasıyla herhangi bir aidiyeti, bağı, yakınlığı olduğu ya da hakkında adli işlem başlatıldığı tespit edilen koruyucu ailelerde bulunan çocuklar geri alınacak.

KAPSAMLI ARAŞTIRMA

Devlet koruması altında bulunan ve yurtlarda kalan çocukların ev ortamında büyümesini sağlamaya yönelik, geçen yıllarda hayata geçirilen “Çocuk Evleri” sistemi de FETÖ ile mücadele çalışmaları çerçevesinde mercek altına alındı. Bakanlık, Çocuk Evleri sistemi içinde geçmiş yıllarda sivil toplum kuruluşları ve gönüllülerle yapılan iş birliklerine yönelik de kapsamlı bir inceleme başlattı. Bu çerçevede, yapılan ilk tespitlerde önceki yıllarda Çocuk Evleri hizmeti için kiralanan, 15 Temmuz’dan sonra ise FETÖ/PDY çerçevesinde terör örgütü mensubu olduğu belirlenen kişilere ait evler, il müdürlükleri aracılığıyla farklı adreslere taşındı.

PROTOKOLLER İPTAL

Çocuk Evleri hizmetinin yürütülmesine yönelik FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında terör örgütüyle bağı bulunduğu saptanan 4 sivil toplum kuruluşu ve bir gönüllüyle olan tüm iş birliği protokolleri sona erdirildi. Bakanlığın FETÖ/PDY ile mücadele çerçevesinde söz konusu hizmet modellerine yönelik başlattığı incelemeler de sürüyor.

BAKAN’DAN MÜCADELE TALİMATI

Bakan Kaya, 23 Ağustos’ta  gönderdiği genelgeyle, tüm birimlere FETÖ/PDY yapılanmasıyla mücadeleye yönelik çalışmalarda her türlü tedbirin alınması, hizmetlerin herhangi bir aksamaya meydan verilmeden sürdürülmesi ve yapılan işlemler hakkında ilgili birimlere bilgi verilmesi konusunda talimat vermişti. Genelgeyle koruyucu aile, evlat edinme, sosyo-ekonomik destek gibi modellerinin içerisinde yer alan ve  darbe teşebbüsü kapsamında hakkında işlem başlatılan ailelerde bulunan çocukların da işlemlerinin ivedilikle yapılması istenmişti.

Kaynak: Star ve Akşam ve Yeni Şafak ve Takvim ve Türkiye

6Mahkemeden kritik karar: Hepsi yasaklandı!

Terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen’in bir çok kitabının toplatılması ve yasaklanmasına karar verildi.

Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Yalova Sulh ceza Hakimliği yapılan araştırma ve incelemeler sonucu Pensilvanya’da yaşayan FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in Kitaplarına el koyulmasına karar verdi.

Kararda FETÖ şüphelisi V.Ö.’den elde edilen ve muhafaza altına alınan kitaplar olarak anılan FETÖ kitaplarına el konulmasına karar verildi.

TERÖRİSTBAŞININ BİR ÇOK KİTABINA TOPLATILMA KARARI

Fetullah Gülen’in “Çizgimizi hecelerken, Prizma 3, Prizma 1, İnancın gölgesinde, Kırık testi, Kitap ve Sünnet perspektifinde kader, Varlığın metafizik boyutu 2, Ruhumuzun heykelini dikerken, Ölçü veya yoldaki ışıklar 4, İrşaf ekseni, Kurandan idrake yansıyanlar, Cemre beklentisi, Varlığın metafizik boyutu 1, İnancın gölgesinde 1, Hoşgörü ve diyalog iklimi (Gülen’in konuşma ve yazılarından), İftiranın değişmeyen mantığı” kitaplarına el konulmasına karar verildi.

Kaynak: Akşam ve Türkiye

5Hatay’da ByLock operasyonu! 54 gözaltı

Hatay’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, ‘ByLock’ programı kullandığı tespit edilen, aralarında çeşitli kurumlarda memur, işçi, esnaf ve iş adamlarının bulunduğu 54 kişi gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında haklarında yakalama kararı bulunan kişilerin adreslerine eş zamanlı operasyon düzenledi.

Operasyonda, örgütün şifreli mesajlaşma programı “ByLock” kullandıkları belirlenen, aralarında çeşitli kurumlarda memur, işçi, öğretmen, doktor, esnaf ve iş adamının da bulunduğu 54 kişi gözaltına alındı.

Şüpheliler, ifadeleri alınmak üzere Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.İHA

Kaynak: Akşam

4Müslüman da olsa kardeşimiz değiller

FETÖ’nün üst yönetim kurullarının yönerge metni ortaya çıktı. Örgütün anayasa gibi hazırladığı belgelerdeki ilk maddede, sözde “hizmet hareketine” bağlı olmayanların Müslüman dahi olsa kardeş kabul edilmeyeceği belirtiliyor.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) üst düzey sorumluları olan mütevelli heyetlerinin çalışma yöntemleri ve Pensilvanya tarafından belirlenen 100 maddelik anayasa niteliğindeki yönergelerin yazdığı belgelere ulaşıldı. Ordu İl Emniyet Müdürlüğü’nün yaptığı operasyonda gözaltına alınan örgütün Karadeniz Bölgesi sorumlusu Halit K.’nın evinde örgüte ait gizli belgeler ele geçirildi. Belgelerde, örgüt üst yönetiminin çalışma esasları, mütevelli heyeti, bölge ve il sorumlularının görevleri belirtiliyor. Örgüt yönetiminin anayasası olarak kabul edilen metnin ilk maddesinde “hizmet hareketine” bağlı olmayanların Müslüman olsa bile kardeş kabul edilmediği yazıyor. Sözde anayasada, “Hizmet denilince hiç bir konuda itiraz etmeyecek, gücü yettiğince koşacak. ‘Hizmet hayatımın gayesi ve fıtratımın neticesidir’ diyemeyenler Müslüman olsalar da kardeşimiz değillerdir” ifadesi yer aldı.

KUR’AN’A GÜLEN YORUMU

Anayasa metni gibi hazırlanan belgelerde, örgütün mütevelli, bölge ve il temsilcilerinin görev ve sorumlulukları maddeler halinde yazıyor. Kendilerini “hizmet adamı” olarak tanımlayan FETÖ, temsilci olarak seçilenlerin, hizmet dışında başka bir işle ilgilenmesini yasaklıyor. Din eğitimi üzerinden propaganda yaparak vatandaşı aldatan örgütün, sözde anayasasındaki dikkat çeken maddelerden birini de, ‘Kur’an eğitiminin daimi olarak hizmet odaklı ve teröristbaşı Fetullah Gülen’in vaazları üzerinden verilmesi’ oluşturuyor.

İŞ ADAMLARI İÇİN ÖZEL MADDE

Belgelerde FETÖ’yü ayakta tutan finans sektörü için özel maddeler konulduğu da dikkat çekti. Şirketlere özel ilgi gösterilmesi gerektiği yazan belgelerde, hizmet çıkarları gözetilmek kaydıyla şirket müdürlerinin her türlü taleplerinin yerine getirilmesi talimatı veriliyor. Sözde anayasada, sohbetlere, bir cemaate, düşünceye ya da siyasi görüşe bağlanmış olanların çağrılmaması gerektiği belirtiliyor.

İşte maddeler
– Hizmet denilince hiç bir konuda itiraz etmeyecek, gücü yettiğince koşacak. “Hizmet hayatımın gayesi ve fıtratımın neticesidir” diyemeyenler Müslüman olsalar da kardeşimiz değillerdir.
– Hizmet endeksli daimi Kur’an öğretimi.
– İl şirket müdüründen gelen her türlü şeye amade olmak, ancak ünitemizin hassasiyetleriyle ilgili konular görüşülerek dikkate alınmalıdır.
– Şirket müdürünün dertlerine ortak olunmalı, burs, himmet vb.
– Temsilcilerin başka işi olmamalı.
– Temsilcilerimiz öncelikle müstakil ilahiyatçı olmalı, yoksa vaiz, yoksa din dersi öğretmeni, yoksa İHL çıkışlı fakülte mezunu olmalı.
– Hizmetin dönen çarkı iyi anlatılmalı, entegrasyonlar sağlanabilmeli.

Kaynak: Yeni Şafak ve Takvim ve Akit

3FETÖkan

TAKVİM, FETÖ’nün inine girdi. Teröristbaşının, kimsenin giremediği odasında, Papa’nın özel hediyesi altın kabartma tablo çıktı. Altında haç amblemli Vatikan mührü olan tablonun baş köşede asıldığı görüldü

FETÖkan
TAKVİM, yıllarca FETÖ’nün İstanbul’daki merkezi olan Altunizade’deki eski FEM Dershanesi’ne girdi. İstanbul’da olduğu dönemde dev yapının beşinci katında kalan Pensilvanyalı teröristbaşı Fetullah Gülen’in kozmik odasına ulaşan TAKVİM, örgütün Vatikan bağlantılarını bir kez daha ortaya çıkardı.

EN MAHREMİNDE O TABLO VAR
Altunizade’deki dershane binasından örgütü yöneten ve hem buradan hem de çevredeki diğer gizli örgüt merkezlerinden tüm yapıya yön veren Gülen’in, yıllarca kaldığı bu gizli yerde lüks içinde yaşadığı da belgelendi. Kendisi için özel dizayn edilen dershanenin beşinci katından şömineli, jakuzili ve saunalı hayat süren Gülen’in can korkusu nedeniyle tüm katı kurşun geçirmez camla çevirdiği görüldü. Hasırda yattığı öne sürülen Gülen’in çift kişilik lüks bir yatakta uyuduğu da 5. kattaki kozmik odada ortaya çıktı.

Teröristbaşının özel odasındaki en dikkat çekici detay ise duvarındaki bir tablo oldu. Dinlerarası diyalog bahanesiyle Vatikan’a yanaşan ve manevi duygularını sömürdüğü insanları Hristiyanlık’a doğru yaklaştıran Gülen’in, kimsenin giremediği odasında Vatikan’dan hediye gelen bir tablo olduğu belirlendi. Fetullah Gülen, 10 Şubat 1998’de Vatikan’a yaptığı ziyarette dönemin Papa’sı 2. Jean Paul ile buluşurken, kendisine ‘Aziz Pavlus’ ile ‘Petrus’un altın kabartmadan oluşan tablosu hediye edilmişti. Bu tablonun Gülen’in odasında baş köşede olduğu ortaya çıktı. Tablonun dikkat çeken tarafı ise altında bulunan Vatikan mührü oldu. Mührün haç şeklinde olması ise dikkat çekti.

PAPA’NIN HEDİYESİ
Papa 2. Jean Paul, Gülen’in kendisini ziyaret etmesi üzerine, teröristbaşına bu tabloyu hediye etti. Tablonun altındaki Vatikan mühründe haç işareti bulunması dikkat çekti.
Kaynak: Takvim

2FETÖ’nün 40 yılını anlattı

Adalet Bakanlığı, Meclis FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na “FETÖ ve 15 Temmuz Terörist Darbe Kalkışması” başlıklı rapor gönderdi. Raporda, FETÖ’nün 40 yılı gözler önüne serildi. Örgütün devlete ise 3 aşamada sızdığı kaydedildi. O 3 aşama ise şöyle tarif edildi: 1980 darbesinden önce Işık Evleri ve dershanelerle eğitime el attı. 1980 darbesi sonrası okullaşma ve kadrolaşma hareketini tamamladı. Fethullah Gülen’in ABD’ye kaçmasının ardından terör örgütü yapılanmasını tamamladı.
Kaynak: Takvim

1Burhan Şeşen’den FETÖ suçlamasına dava

İddiaya göre Şarkıcı Asım Gökmen bir gazeteye verdiği röportajda Burhan Şeşen’i FETÖ üyesi olmakla suçladı. Şeşen, Gökmen hakkında 50 bin TL’lik tazminat davası açtı
28 Kasım 2016 Pazartesi, 03:27:10 Güncelleme: 03:30:56

Şarkıcı Asım Gökmen, bir gazeteye verdiği demeçte, iddiaya göre Burhan Şeşen’i FETÖ üyesi olmakla suçladı.

5 Ekim’de yayımlanan haberde Gökmen, MÜYORBİR’i hedef göstererek “Toplanan milyonlarca liranın akıbeti belli değil. FETÖ’ye mi gidiyor?” deyip Burhan Şeşen’i hedef aldı.

İftiraya maruz kaldığını belirten Burhan Şeşen de Asım Gökmen aleyhine 50 bin TL’lik tazminat davası açtı.

Şeşen, dilekçesinde “Bu kabul edilemeyecek bir ithamdır. FETÖ’cü ve terörist damgası yedim” ifadesini kullandı.

Hayati ARIGAN/GAZETE HABERTÜRK

Kaynak: Habertürk

CEVAP VER