Abdullah Gül: “Gözümde siyaset yok. Ben siyaset yapacak olsam kendi halkımdan destek alırım..”

0

Uzun zamandır televizyon programlarında görüş açıklarken görmediğimiz 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bugün CNN-Türk’ün özel yayınına Kayseri’den katıldı.

Hakan Çelik’in gündeme ilişkin sorularına cevap veren Gül, Türkiye’nin normalleşmesi ihtiyacından, AB ile ilişkilerin sürdürülmesinin ülke çıkarına olduğundan ve parti kurmak gibi bir niyetinin olmadığından söz etti.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Hakan Çelik’in sorularını Kayseri’de yarın açılışı yapılacak olan ‘Abdullah Gül Müzesi’nde cevapladı.

5842f670ae78492e18106907

Tony Blair’le Ürdün’de görüşme iddiası

Beni tanıyanların şunu bilmesi gerekir ki, ben yerli bir insanım. Kendi değerlerimize inanan bir insanım. Demokrasiyi, hukuku ve tüm batı dünyasını iyi bilirim. Onlarla beraber olmanın Türkiye’ye güç kattığını bilirim. Ama ben siyaset yapacak olursam Batı’dan, Avrupa’dan, başka yerden destek almam. Kendi halkımdan destek alırım.

Cumhurbaşkanlığı görevimi büyük bir onur ve şerefle bıraktım, yol arkadaşıma devrettikten sonra aynı soru belki 40 kez soruldu ve her seferinde ‘aktif siyaseti bıraktım’ diye açıklama yaptım.

Bunu art niyetli çevreler ortaya atıyorlar. Ben eğer siyaset yapacak olsam Batı’dan Avrupa’dan değil, kendi halkımdan destek alırım. 40 kere soruldu ve cevap verdim defalarca siyaseti bıraktım diye. Parti nasıl kurulur çok iyi bilirim. Böyle bir niyetim yok.”

Parti nasıl kurulur çok iyi bilirim. Fazilet Partisi’ndeki kongre mücadelesinde başkanlık yarışına girme cesaretini kimsenin gösteremediği bir dönemde bunu yapmış bir insanım. Ondan sonra zaten AK Parti doğdu.

Böyle bir niyetim yok; ama tabii ki düşüncelerimi, fikirlerimi zaman zaman arkadaşlarımızla, sayın başbakanla, sayın cumhurbaşkanıyla biraraya gelip onlara aktarma fırsatı olursa bunu değerlendiririm. Düşüncelerimi kamuoyuyla paylaşmak gibi görevimiz de şüphesiz vardır.

Bu tip söylentiler biraz art niyetli ve asılsız. Ayrıca Tony Blair’le görüşmenin siyasi parti kurmamla ne alakası olur? Saçma şeyler. Ürdün’e güvenlik konferansına gittim, beni başkonuşmacı olarak davet etmişlerdi.

15 Temmuz darbe girişimi

Çok büyük bir üzüntüdür. O teşebbüs partimize, hükümetimize değil, Türkiye’ye vurulmuş büyük bir darbedir. Asla affedilemez. Türkiye’ye öyle büyük bir travma geçirtmiştir ki, hiç bir şekilde affedilemez. Türk halkının “kim var?” dendiğinde, sağa sola bakmadan “ben varım” diyerek sokağa çıktığı bir gündür.

Bunu hemen atlatmak lazım. Türkiye’yi geleceğe taşımak gerekir.

Suçlu suçsuz ayrımları çok önemli; bu konularda çok dikkatli olmak gerekir. Bir an önce Türkiye’nin bu ortamdan çıkıp bunu arkasında çok kötü bir kabus gibi bırakmasını arzu ederim. Latin Amerika’da bile olmuyor artık. Dünyanın gündminden çıkıyor böyle şeyler.

İdam cezası tartışmaları

İdam cezaları eğer suç işleyenlere uygulanmak düşünülüyorsa, geçmişe dönük kanun olmaz. Dolayısıyla geçmişteki suçlarla ilgili uygulanması mümkün değil. Çok tartışmalı bir mevzu. Türkiye bu konuları aslında aştı. Tekrar idamı getirmenin Türkiye’ye büyük bir yük olacağı kanaatindeyim. Olacağını zannetmiyorum.

Çözüm süreci

Ümit ederim ki bu işleri tekrar eski günlerdeki gibi konuşarak çözeriz. Gelişmeler hoş değil. Çok büyük mesafeler alındı tabii ki. Bütün yasaklar ve tabular kırıldıktan sonra bu noktaya gelmek, o da tabii ayrı üzücü.

OHAL süreci

Türkiye’nin bir an önce normalleşmesi ve olağan döneme geçmesinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Sayın Cumhurbaşkanımıza da zaman zaman bu konudaki kaygılarımı iletiyorum.

AB ile ilişkiler

Avrupa Birliği’ne sadece biz değil, bizden önceki hükümetler de gayret sarfetti. Ama bizim hükümetimiz tam üyelik müzakerelerini başlatmak için çok yönlü reformlar yaptı. Bütün bu reformlar Türkiye’yi güçlendirdi. Bu süreç Türkiye’nin işine yaramıştır. Dünya ile bütünleştiğimiz için atacağımız her hareket bize olumsuz olarak dönebilir. Türkiye bir an önce eski günlerine dönmeli.

Avrupa zaten gelişmiş bir demokrasi bloğu. Avrupa’nın şimdi çok büyük problemleri var o problemlerle uğraşırken siyasi yapılar değişiyor; bizim bunlarla çok fazla ilgilenmemiz gerekir. Ne kadar çok faydalanırız, buna bakmak lazım. Gerginlikler yaşıyoruz; fakat bunlar kapılar arkasında diplomasiyle halledilse daha iyi olur. Bu süreci öldürmemek lazım. Bu süreç Avrupa’ya taviz verme değil, Avrupa’dan faydalanma süreci. Türkiye’nin en hızlı kalkınma dönemine baktığımızda, Avrupa ile çok yakın diyalog içinde olduğumuız dönemi kapsıyor. Onlara ne kadar kızsak da, bizim kendi işimize bakmamız lazım.

ABD’de Trump dönemi

Doğrusu hayret ettim. O seçildikten sonra dosyaları alacak, brifingler alacak. Daha dikkatli, daha realist politikalar uygulamaya başlayacak. İki yıllık söylemi neticesinde Amerika’da oluşturduğu taban değişmeyecek ki. Öyle bir hat oluştu. Bu tehlikeli, dünya için tehlikeli. En gelişmiş demokrasilerde bunun oluyor olması çok üzücü.

CEVAP VER