Bugünkü (5 Aralık 2016) FETÖ haberleri

0

18MİT’e darbe ihbarını bir er de vermiş

TBMM FETÖ’nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanvekili ve AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, FETÖ darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz’da bir erin de MİT’e giderek ihbarda bulunduğunu belirterek, “Önce binbaşı gidiyor 15.00-16.00 sıralarında, daha sonra er. Er, bir şeyler duyuyor, onların görüşmelerini, hareketliliğini. Bir darbe olacağını tahmin etmiyor, MİT Müsteşarının derdest edileceğini ve siyasi iktidara karşı bir operasyon yapılacağını tahmin ederek gidiyor.” dedi. Özdağ er ve binbaşının korunmak adıyla tedbirli olarak şu an hapiste olduğunu söyledi. Özdağ’dan, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin de dikkat çeken açıklamalar geldi. Özdağ, darbe girişimi başarılı olsa Gülen’in üzerinde bir kaftanla Türkiye’ye gelmeyi planladığını, geçmişte bu amaçla Yavuz Sultan Selim’in kaftanını çaldırmaya çalıştığını söyledi.
Özdağ, komisyon olarak 3 aylık sürelerinin bitmesine 3 hafta kaldığını, bunu bir ay uzatma haklarının olduğunu, çalışmalarla ilgili rapor yazımlarına başlandığını belirtti. TBMM Başkanlığına sunulacak raporun, “tarihe bir not düştüğünü” dile getiren Özdağ, tanıkların konuşmalarının çok önemli olduğunu söyledi.  Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök’ün Türkiye üzerindeki operasyonun 1 Mart tezkeresinin reddiyle başladığını anlattığını dile getiren Özdağ, kimi konuşmacıların Diyanetboyutuna, kimisinin dış güçlere, kimisinin bürokratik eksikliklere atıfta bulunduğunu ifade etti.               Özdağ, 200’e yakın kişiyi dinlemeyi planladıklarını, itirafçıların da dinlenebileceğini, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın da mevzuat gereği sakınca yoksa soruları yazılı olarak göndereceklerini anlatarak, “15 Temmuz akşamıyla ilgili kimsenin kafasında bir karanlık kalmasın. Darbeöncelikle Recep Tayyip Erdoğan’a, sonra parlamentoya ve diğer bütün partilere yapıldı.” diye konuştu.

ER VE BİNBAŞI MİT’E GİTMİŞ

Darbe girişimi gecesine ilişkin bilgi de veren Özdağ, şöyle konuştu: “Darbe önceden bir binbaşı ile bir er tarafından MİT’e bilgi veriliyor. Darbe diye bildirmiyorlar. “MİT Müsteşarına operasyon yapılacak” diye bildiriyorlar. Önce binbaşı gidiyor 15.00-16.00 sıralarında, daha sonra er. Er, bir şeyler duyuyor içeride, onların görüşmelerini, hareketliliğini. Bir darbe olacağını tahmin etmiyor, MİT Müsteşarı derdest edilecek ve siyasi iktidara karşı bir operasyon yapılacağını tahmin ederek gidiyor. Er ve binbaşı da korunmak adıyla, tedbirli olarak şu anda hapiste. Bu yapı, gece 03.00 civarında yapsaydı başarılı olma ihtimali vardı. Burada başarılı olsalardı rejim değişecekti. Türkiye iç savaşa sürüklenecekti. 100 yıllık birikimimizi, 100 yıllık hayalimizi çalacaklardı.”

GÜLEN İLE ABD’YE KİMLER GİTTİ

ABD’ye 1999’da giden FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in bu ülkede tedavi görmesine ilişkin Hacettepe Üniversitesi’nden alınan raporu ve buna kimlerin vesile olduğunu istediklerini bildiren Özdağ, DSP-MHP-ANAP iktidarı döneminde bu kişiye yeşil pasaport ile birlikte koruma polisinin verildiğini, bu polisin görev süresinin de uzatıldığını ifade etti. Özdağ, “İçişleri Bakanlığından bu polis memurunu kimin görevlendirdiğini sorduk”larını kaydetti.
FETÖ elebaşı Gülen ile 1999’da ABD’ye gittiği uçağın yolcu listesini istediklerini anlatan Özdağ, Gülen ile Papa 2. Jean Paul görüşmesine de dikkati çekerek, şöyle devam etti:”Vatikan’dan Fetullah Gülen mi randevu aldı yoksa Papa mı Gülen’i davet etti. Bunun ortaya çıkması lazım. Bizim geleneğimizde din adamları devlet adamlarının ayağına gitmez. Devlet adamları din adamlarının ayağına giderler. Fetullah Gülen gibi şarlatanlar için bunu söylemiyorum. Papa kendisini davet ettiyse mehdiliğe, mesihliğe, kainat imamlığına soyunmuş adam niye gitti? Aracı kim? Son görüşmesi Bülent Ecevit ile onunla görüşüp gitmişti. Komisyon üyesi olarak dilekçemi verdim, dilekçe Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Vatikan’a bu hafta gidecek.  Aracıyı Vatikan bildirsin, Vatikan bildirirse elimizde resmi kayıt olur. Aracının bildirilmiş olması Türkiye’de bu yapıyla ilgili çok şeyin ortaya çıkması demektir.”

“HALİFE-İ RUY-İ ZEMİN” GİBİ GELECEKTİ

FETÖ elebaşı Gülen’in Türkiye’ye sözde halife gibi geleceğini dile getiren Özdağ, “ABD’den Türkiye’ye bir uçak kalkacaktı. Bu uçakta Gülen olacaktı. İstanbul’a uçak inecekti. Gelirken de bir kaftan olacaktı üzerinde, Yavuz Sultan Selim hanın kaftanını çaldırmak istedi. Son dakikada (kaftanı çalmak isteyen kişi) yakalandı. Bu kaftanı 350 bin liraya tamir ettirdik. Yavuz Sultan Selim’in mezarının üzerine koydurduk, cam bir fanus var. Yavuz’un kaftanıyla gelip ‘Ben Halife-i ruy-i zemin’im’  (yeryüzünün halifesi) diyecekti. Allah müsaade etmedi.” şeklinde konuştu. CHP’nin eski genel sekreterlerinden Kasım Gülek’in FETÖ elebaşı Gülen’e çok destek olduğunu, Gülek’in eşinin Beylikdüzü’nden bağışladığı 70 dönümlük araziyle ilgili Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden bilgi istediğini ifade eden Özdağ, “CHP’liler Ecevit’in Gülek’in rolünü unutmasınlar. Ecevit CHP’nin genel başkanı, Başbakanıydı, Kasım Gülek genel sekreterdi.” dedi.

YAZICIOĞLU İLE ERDOĞAN’A SUİKAST EKİBİ AYNI

Darbeci askerlerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Marmaris’te derdest etmesi halinde darbenin başarıya ulaşacağına dikkati çeken Özdağ, “Merhum Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin parçalarını sökenlerle Erdoğan’ın otelini basanlar aynı adamlar. Aydın Özsıcak ve o ekip aynısı. Özsıcak’ı (o dönem) serbest bırakanlar, bugün FETÖ’den tutuklu. O uçakları kullanan, helikopterin üzerinden geçen F-16 kullananlar da içeride, tutuklular.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Yeni Şafak ve Akit

17Akın İpek İngiltere’den istenecek

FETÖ çatı davasını gören Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince örgütün üst düzey yöneticisi olduğu iddia edilen 10 sanık hakkında hazırlanan iade talepnameleri, ilgili ülkelere iletilmesi için Adalet Bakanlığına gönderildi. İddianamede işadamı Hamdi Akın İpek’in İngiltere’de olduğu belirtildi.
AA’nın haberine göre FETÖ’nün üst düzey yöneticileri olduğu iddia edilen Koza-İpek Holding eski Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın İpek ve Talip Büyük’ün İngiltere’de, Nejdet Başaran’ın Hollanda’da, Cemil Koca’nın Togo’da, Hamdullah Bayram Öztürk’ün Brezilya’da, Mehmet Ali Büyükçelebi, Ahmet Kurucan ve Ahmet Kara’nın ABD’de, Ahmet Şahinalp ve Mehmet Ali Şengül’ün ise Almanya’da bulundukları tespit edildi.

FETÖ çatı davasına bakan Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince İpek ve Büyük’ün iadesi için İngiltere, Başaran için Hollanda, Koca için Togo, Öztürk için Brezilya, Büyükçelebi, Kurucan ve Kara için ABD, Şahinalp ve Şengül için ise Almanya adli makamlarına iletilmek üzere iade talepnamesi düzenlendi.

İade talepnameleri, ilgili ülkelere iletilmesi için Adalet Bakanlığına gönderildi.

İDDİANAMEDEKİ SUÇLAMALAR NE?

İadesi talep edilen sanıklardan Hamdi Akın İpek ve yakın aile bireyleri hakkında, “terör örgütü üyesi ve yöneticisi olmak, terör örgütü propagandası yapmak ve terörizmi finanse etmek” suçlamasıyla soruşturma bulunuyor.
FETÖ’nün “Almanya imamı” olduğu iddia edilen Şahinalp’in 2014’te, “Hollanda imamı” olduğu iddia edilen Başaran’ın ise 1970’den itibaren İzmir’de oluşturulan örgütün çekirdek kadrosunda olduğu ve 2013’te yurtdışına kaçtığı belirtiliyor.
Firari sanık Cemil Koca’nın FETÖ’nün “Ankara imamı” olduğu belirtiliyor. KPSSsorularının sızdırılmasına ilişkin davanın da sanıkları arasında bulunan Koca’nın, Ankara’daki FETÖ okullardan sorumlu olduğu ve 2014’e kadar “Ankara il imamı” olarak faaliyet göstererek, iş adamlarından “himmet” adı altında yüklü miktarda para topladığı ifade ediliyor.

FETÖ çatı iddianamesinde Talip Büyük’ün “Kuzey Irak ve Ortadoğu imamı” olduğu ve örgütün finansmanında kilit rol oynadığı kaydediliyor.

Hamdullah Bayram Öztürk’ün “Molla” ve “Brezilya imamı” olduğuna yer verilen iddianamede, Kurucan’ın ise Fetullah Gülen’den sonra örgüt için lider adayları arasında gösterildiği, Gülen’in yeğeniyle evli olduğu ve örgüt adına “Molla” olarak faaliyet yürüttüğü bildiriliyor.

İddianamede sanık Ahmet Kara’nın ise örgüt içinde “tayin heyeti üyesi” olduğu ve “bir dönem örgütün mahrem hizmetlerden saydığı TSK, Emniyet ve MİT’in imamlarının” kendisine bağlı olarak görev yaptığı belirtiliyor.

Sanık Büyükçelebi’nin örgüt içerisindeki sorumluluk alanının Ankara “imamlığı” ile başladığı, Eskişehir ve İzmir “imamlıkları” yaptıktan sonra “tayin heyeti” içerisinde faaliyet yürüttüğüne yer verilen iddianamede, Şengül’ün ise örgütün etkili isimlerinden olduğu ve “istişare heyeti üyesi” olarak görev yaptığı kaydediliyor.

Kaynak: Hürriyet ve Star ve Yeni Şafak ve Takvim ve Akit

16FETÖ’nün üniversitedeki PDY katı rektörlük oluyor

BURSA’da, FETÖ soruşturması kapsamında kapatıldıktan sonra Bursa Teknik Üniversitesi’ne (BTÜ) kampüs olarak devredilen Orhangazi Üniversitesi’nin 4 bin metrekarelik ’özel katı’ rektörlük oluyor. BTÜ Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, “Anladığımız kadarıyla çok lüks olarak döşenen kat bu yapının bölgesel, belki ülke içinde ve uluslararası organizasyonların yapıldığı, kapalı devre toplantıların gerçekleştirildiği bir mekan. Rektörlük, yardımcıları ve idarecilerin kullanacağı kat olarak düşünüyoruz” dedi.
Bursa’da 2011 yılında Uludağ Kültür ve Eğitim Vakfı tarafından kurulan Orhangazi Üniversitesi’ne FETÖ soruşturması kapsamında geçen Haziran ayında kayyum atandı. Üniversite 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ardından Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılıp, binaları Milli Emlak’a devredildi. Milli Emlak ise modern bir mimari yapıya sahip olan bu üniversiteyi, kampüs arayan Bursa Teknik Üniversitesi’ne tahsis etti.

ÖZEL ASANSÖRLE ÇIKILAN ’ÖZEL KAT’

Üniversiteyi devralan BTÜ Rektörlüğü, A Blok’un 4’ncü katında bulunan ve iki asansörden birinin sadece özel kartı bulananları çıkardığı özel kat ile karşılaştı. Yaklaşık 4 bin metrekare alan üzerinde kurulan, süit odaları bulunan, toplantı ve dinlenme salonları olan, her tarafı tavandaki mimarı yapıda bulunan desenlerin işlendiği halılar yaptırılan ve terlik ile gezilen kat üniversitede tartışma konusu oldu. Mobilya ve halıların KHK ile kapatılan örgüte yakın şirketlerden sağlandığı belirtilen bu salonda, halen aranmakta olan Bursa imamı Cansu Sarıyıldız’ın, FETÖ’nün Paralel Devlet Yapılanması toplantılarını yaptığı ve yurt içi ve dışından çağrılan kişilerin geldiği toplantılarda, ’Himmet’ adı altında işadamlarından yüklü miktarda paralar alındığı öne sürüldü. Gelen kişilerin aileleriyle kalabileceği süit odaların bulunduğu katlarda televizyonların sadece salonlarda olması dikkat çekti.

KATTA UYULMASI GEREKEN KURALLAR

Örgüt içinde çok özel konumda bulunanların alındığı salonun girişinde ise gelenlerin uyması istenen kurallarla ilgili yazı ise şöyle:

Kıymetli misafirlerimiz, öncelikle hoş geldiniz. Sizlerin rahat edebilmesi için;

1- Lütfen odanızın temizlenmesini istediğinizde kartınızı ana giriş güvenlik noktasına bırakarak, odada temizlik istediğinizi söyleyiniz. Temizlikten sonra kartınızı tekrar güvenlik noktasından geri alabilirsiniz.

2-Üniversitemizden ayrılırken odanızın kapısını açık bırakınız.

3- Oda kartınızı üniversitemizden ayrılırken mutlaka ana giriş güvenlik noktasına bırakınız.

4- Güvenlik personelinimiz size sadece sadece güvenlik konusunda ve taksi çağırma konusunda, temizlik personelimiz ise sadece temizlik konusunda yardımcı olabilir.

5-Yemek ve benzeri ihtiyaçlarınızı sorumlu kişiye bildiriniz.

REKTÖR: BÖYLE BİR MEKAN BEKLEMİYORDUK

BTÜ Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, binayı teslim aldıklarında ekstra lüks olarak düşünülmüş böyle bir mekanla karşılacaklarını beklemediklerini söyledi. Rektör Karademir, merdiveni olmayan, sadece tek bir asansör ile özel kart taşıyan kişilerin çıkabildiği bu katın kendilerini şaşırttığını açıkladı. Rektör Prof.Dr. Arif Karademir konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

“Anladığımız kadarıyla bu yapının bölgesel, ülke içinde, uluslararası organizasyonların yapıldığı, kapalı devre toplantıların gerçekleştiği, muhasebelerin yapıldığı, gelecek seneler veya aylar için yapılan programların masaya yatırıldığı bir mekan olarak icra edilmiş gibi görülüyor. Ayrıca burada ilk giren kişinin, ’Bu grup oldukça kuvvetliymiş. Ben de katılsam faydasını bulurum’ gibi bir algı veriliyor insanlara. Kapalı devre bir sistemi bulunan bu kata, merdiven ile çıkış yok. Binada bulunan iki asansörden bir tanesi çıkıyor. Sadece özel kartı bulunanları taşıyor. ’Bu katı nasıl değerlendireceğiz’ diye düşündük. Misafirhane olamayacağına göre aralarında Rektörlük, Yardımcılarının da bulunduğu idare katı olarak kullanmayı planlıyoruz.”

Kaynak: Hürriyet ve Takvim ve Akit

15Başsavcılık ifade için harekete geçti: Mağdur-tanık

Darbe girişimine ilişkin soruşturmada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ‘mağdur – tanık’ olarak ifadesinin alınması için girişimde bulundu.
Savcılık, Fidan’ın ifadesini almak için Başbakanlık’tan yazılı izin istedi. Başbakanlık izin verirse görevlendirilecek bir savcı Müsteşar Fidan’ı ziyaret ederek ifadesini alacak. MİTKanunu’nda “Devletin çıkarlarının zorunlu kıldığı hallerde MİT mensuplarının tanıklığı MİT Müsteşarı’nın, MİT Müsteşarı’nın tanıklığı ise Başbakan’ın iznine bağlıdır” hükmü yer alıyor. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak ifade veren Kara Havacılık Komutanlığı’nda Bakım Tabur Komutanı Yarbay Murat Bolat, darbe girişimi öncesinde OSTİM’de yapılan toplantıda MİT Müsteşarı’nın rehin alınması planı yapıldığını anlatmıştı. Bolat ifadesinde özetle, “Fidan, Yenimahalle’de MİT lojmanlarının batı tarafındaki villasından alınacaktı. 1 Skorsky ve 2 Cougar ile personel MİT’in içine indirilecek ve bu ekip Fidan’ı alacaktı” demişti.

AKAR’A GİTMİŞLERDİ
Soruşturma dosyasındaki bilgilere göre darbeye ilişkin istihbarat, ‘ismi saklı tutulan bir asker’ tarafından MİT’e bildirildi. Yapılan çalışmalarla askerin doğru söylediğini belirleyen Fidan başkanlığındaki MİT ekibi, GenelkurmayBaşkanlığı’na giderek Orgeneral Hulusi Akar ile görüştü. Anayasal Suçları Soruşturma Bürosu, rehin alınan Orgeneral Akar ve kuvvet komutanlarının ifadelerini, “şikâyetçi mağdur” sıfatıyla almıştı. Orgeneral Akar ifadesinde, “Saat 17.00-18.00 sıralarında makamımda çalışırken 2. Başkanım Yaşar Güler yanıma gelerek kendisine MİT’ten gelen bilgi ile bu akşam içerisinde Kara Havacılık Okulu’ndan 3 helikopterin görevlendirilmesi ile bir faaliyet icra edileceği yönünde istihbaratı bana iletti. Bilginin geldiği makam itibariyle ciddiye aldık” demişti.

Kaynak: Hürriyet

14‘Şikenin Fuat Avni’sinin kimliği ortaya çıktı

FETÖ’nün Balyoz, Ergenekon ve Şike soruşturmaları sürecinde kullandığı ‘Dönemin Fuat Avni’si’ Rauf Atilla Polat’ın kimliği deşifre oldu. 2011 yılına kadar bir internet sitesinde köşe yazarlığı yapan Polat’ın, FETÖ’nün eski emniyet imamı ‘Kozanlı’ olarak adlandırılan firari Osman Hilmi Özdil’in adamı olduğu ortaya çıkarıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekillerinden Fuzuli Aydoğdu tarafından yürütülen Şikede kumpas iddialarıyla ilgili soruşturma tamamlandı. Aydoğdu’nun yürüttüğü soruşturma dosyasında Şike soruşturmasının gerçekleştiği süre zarfında FETÖ’nün o dönemki Fuatavni’si de yer aldı. 2011 yılına kadar ‘haberx.com’ adlı sitede köşe yazıları yazan Rauf Atilla Polat’ın ismi soruşturma dosyasında ‘Dönemin Fuat Avni’si’ olarak geçiyor. Savcılık ve emniyet tarafından ayrıntılı bir şekilde araştırılan Polat’ın meslek yüksek okulu mezunu olduğu, sabit bir ikametgahının olmadığı, düzenli bir işi ve köşe yazılarında yer alan yazıları yazabilecek kapasiteye sahip olmadığı tespit edilirken, Polat’ın internet sitesinde kullandığı fotoğrafı soruşturma dosyasında yer aldı.

KOZANLI MI KULLANIYOR

Polat’ın FETÖ’nün firari emniyet imamlarından Kozanlı Ömer olarak bilinen Osman Hilmi Özdil’in yanında bulunan bir şahıs olduğu belirlenirken, Kasım 2015 tarihinde yurt dışına çıktığı ve halen Türkiye’ye dönüş yapmadığı belirlendi. Savcılık, bir internet sitesindeki yazıları Rauf Atilla Polat’ın bizzat yazmadığı, kimliği ve isminin FETÖ’nün eski emniyet imamı ‘Kozanlı Ömer’ lakaplı Osman Hilmi Özdil tarafından müstear isim olarak kullanılabileceği ihtimalini değerlendirmeye aldı. Yeni Şafak

Kaynak: Hürriyet ve Star ve Yeni Şafak ve Akit

13CHP’li Özel’den AK Parti’li Özdağ’a ‘Ecevit’ tepkisi

Eyüp KELEBEK/ESKİŞEHİR, (DHA)- CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın CHP’nin Gülen cemaatine arka çıktığı ve Gülen ile Papa’nın görüşmesine Bülent Ecevit’in aracılık ettiği iddialarına sert tepki gösterdi. Özel, “Selçuk Özdağ zikzakların siyasetçisidir. Kendisi gibi basit adamlarla uğraşsın, Bülent Ecevit gibi bir değerin adını ağzına almasın” dedi.
Dünya Madenciler Günü nedeniyle Eskişehir’de Odunpazarı Belediyesi’nin düzenlediği etkinliğe katılan CHP Grup Başkan Vekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, etkinlik öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özel başkanlık istemi ile ilgili olarak “Bu başkanlık sistemi tartışmasında biz mecliste özellikle MHP grubunun büyük bir kısmının ve AKP grubunda, kendi iradesini saraydan ve tek adam rejiminden bağımsızlaştırmış, vatandaşın kendisine verdiği kıymetli yetkinin, emanetin, vekaletin farkında olan milletvekillerin katkılarıyla bunun meclisten geçmeyeceğine yürekten inanıyoruz. Bir yönetim biçimini demokrasi yapan demokrasinin varlığı ve özgürlüğüdür. Muhalefetin varlığı bugün başımızda yana ampul gibidir. Bir diktatöryal sisteme geçtiğimizde nasıl elektrikler kesildiğinde aklımız başımıza geliyor elektriğin kıymetini anlıyorsak diktatöryal sistem başkanlık sistemine geçildiğinde de muhalefetin yokluğunun ne büyük bir ızdırap olduğunu göreceğiz” diye konuştu.
Özgür Özel, bir gazetecinin AK Parti Manisa Milletvekili ve TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkan Vekili Selçuk Özdağ’ın Fethullah Gülen ile Papa 2’nci Jean Paul görüşmesine eski başbakanlardan Bülent Ecevit’in aracılık ettiği, CHP’nin de Gülen cemaatine arka çıktığı iddialarıyla ilgili açıklamasına sert tepki gösterdi. Özel şunları söyledi:
“Selçuk Özdağ zikzakların siyasetçisidir. Selçuk Özdağ, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne 12 Eylül 2010 referandumunda bir kısım ülkücüye, bir kısım Büyük Birlik Partili’ye referanduma evet oyu attırdığı iddiasıyla o gün balkondan teşekkür edilen, bağımsız ülkücüler diye ifade edilen kanata diyet olarak milletvekili yapılmış birisidir. Selçuk Özdağ’ın önemli bir özeliği vardır. O milat dedikleri 17-25 Aralık tarihinden sonra defalarca cemaati övmüş, hatta kendi ifadesiyle cemaatle AKP’nin bozulan ilişkilerini onarmaya çalışmış birisidir. Selçuk Özdağ Davutoğlu’nun gidişiyle de silinmiş ve olası bir operasyonda AKP’den ilk uzaklaştırılacak gurup milletvekilinin içindedir. Kendisi bunu bildiği için kendi yumuşak karnı FETÖ’ye olan sevdası ve FETÖ ile olan geçmişteki övgü dolu davranışları olduğu için bugün göze girmek, kaybettiği mevzileri kazanmak, iktidara tırnaklarıyla tutunabilmek için bugün iftiraya, bugün gerçek dışı ifadeleri kullanmaya ve sarayın gözüne girmek için Fethullah Gülen yapısıyla ilgili kimsenin söyleyemediği bir şeyleri icat edip söyleyip farklılaşmaya ve göze girmeye çalışmaktadır. Selçuk Özdağ’ın söylediği sözlerin bir kıymeti harbiyesi yoktur. Bülent Ecevit’in adını ağzına almak için Selçuk Özdağ’ın çok uzun süreler daha 40 fırın ekmek yemesi lazım. Bugün siyaset sahnesinde bulunmayan, parlamento dışındaki bir siyasi partinin lideri olarak gördüğü kişi 1974’de Kıbrıs Barış Harekatı’nı yapan, bu ülke insanların sevdayla bağlı olduğu ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin üçüncü genel başkanı hepimizin sevgilisi ve örnek aldığı bir devlet adamı olan Bülent Arınç’tır.. (Düzelterek) Bülent Ecevit’tir. Eğer kendisi bugüne kadar kol kola girdiklerini sırtından hançerlediği için, bizlerin Bülent Ecevit’in aziz hatırasına saygı duymayacağımızı, onu yalnız bırakacağımızı düşünüyorsa son derece büyük bir yanılgı içindedir. Cumhuriyet Halk Partililer Bülent Ecevit’e söz söyleyen, onun aziz hatırasına saygısızlık yapanın anlını karışlarlar. Selçuk Özdağ kendi kalibresinde, kendi sıkletinde olan ve kendisi gibi basit adamlarla uğraşsın, Bülent Ecevit gibi bir değerin adını ağzına almasın.”

Kaynak: Hürriyet ve Cumhuriyet

12AK Partili Özdağ: ‘Aracı Ecevit’ lafını kullanmadım

İlker KILIÇASLAN-Nermin UÇTU/MANİSA, (DHA)- AK Parti Manisa Milletvekili ve TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanvekili Selçuk Özdağ, Fethullah Gülen ve Papa görüşmesine aracılık eden kişinin Bülent Ecevit olduğuna dair sözlerinin yanlış anlaşıldığını söyledi.
Türk Dili ve Edebiyatı Derneği ile haber sitesi EnPolitik’in irtibat bürosu Manisa’da düzenlenen törenle açıldı. Törene AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, şarkıcı İzzet Yıldızhan, Trabzonspor eski teknik direktörü ve spor yorumcusu Giray Budak ile birçok davetli katıldı. AK Parti Manisa Milletvekili ve TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkan vekili Selçuk Özdağ, açılış kurdelesini davetli ve partililer ile birlikte kesti. Özdağ açılıştan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa ile Fethullah Gülen’in görüşmesine aracılık eden kişinin eski Başbakan merhum Bülent Ecevit olduğuna dair iddialarıyla ilgili düzeltme yaptı. Özdağ, şöyle konuştu:
“Burada bir yanlış anlaşılma var; Komisyonda 5- 6 dilekçe vererek Fethullah Gülen’in ilişkilerini ortaya çıkarmak adına faaliyetlerde bulundum. Gülen, Hacettepe Üniversitesi’nden rapor alarak yurt dışına gitti. Giderken kendisine bir koruma polisi verildiği ve bu koruma polisinin de görevinin ABD’de uzatıldığını söylüyorlar. Bunun araştırılması için İçişleri ve Dışişleri Bakanlığı’na bir dilekçe verdim. Fethullah Gülen hangi uçakla gittiyse o uçaktaki yolcuların listesini istedim. Papa ve Fethullah Gülen görüşmesine atıfta bulundum. Papa, Fethullah Gülen’i mi davet etti, yoksa Fethullah Gülen mi görüşmek istedi? Gülen’in Vatikan’a gitmeden bir ay kadar önce Süleyman Demirel ile bir hafta önce de Bülent Ecevit’le görüşme yaptığını söyledim. Yoksa ‘Aracı Ecevit’ lafını kullanmadım. Aracıyı Vatikan’dan cevap geldikten sonra tüm kamuoyu öğrenmiş olacak.”
FETHULLAH GÜLEN’E VE ABD’YE SESLENDİ
Bunun 50 yıllık kirli bir yapı olduğunu ifade eden Özdağ, şöyle devam etti:
“Bu yapı iktidarları ele geçirmek ve iktidarları terbiye etmek, devleti ele geçirmek adına yola çıkmış vesayetçi bir yapıdır. Bu Fethullahçı Terör Örgütü’nün belli bir dönem içinde palazlandığı yalan. 50 yıllık hain bir yapı. Bu yapı ile mücadele etmek herkesin görevidir. MHP’nin, CHP’nin, AK Parti’nin görevidir. Buradan Fethullah Gülen’e sesleniyorum. Eğer senin darbeyle bir alakan yoksa gel Türkiye’ye hesabını ver. ABD’ye sesleniyorum. Fethullah Gülen’i Türkiye’ye teslim etmelisiniz. ABD’ye 1997 yılında gitti, 1 yıl kaldı geldi. Giderken vizeyi kim verdi, giderken yeşil pasaportu nasıl aldı? Vatikan’a 1998’de gitti. Giderken vizeyi kim verdi? Bu özel vizeyi Vatikan mı yoksa o günkü idareciler mi verdi? Çünkü o dönemde 1996-1999’lu yıllarda kimin iktidar olduğunu herkes biliyor. Vatikan’da cevap gelmeden önce yapılacak isim spekülasyonlarına inanmayın.”
“BAZI OLAYLAR YENİDEN İNCELENMELİ”
AK Parti Manisa Milletvekili ve TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanvekili Selçuk Özdağ, Hrant Dink, Muhsin Yazıcıoğlu, Rahip Sandora cinayetleri ve Uludere’de uçakların 34 sivili öldürmesinin yeniden incelenmesi gerektiğini söyledi. Özdağ, şunları ekledi:
“Oslo’yu sızdıranlar da bunlardı. Şimdi aynı şekilde ekonomik ameliyat ve canlı bomba ameliyatları yaparak Türkiye’nin milli birlik ve bütünlüğünü bozmak istiyorlar. CHP Genel başkanına sesleniyorum. FETÖ’cülerle el ele vermeyin. FETÖ ile olan mücadelede bir olalım, birlikte mücadele verelim. Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin parçalarını sökenler Recep Tayyip Erdoğan’ın oteli basan adamlardır. Bu konu yeniden incelenmeli.”

Kaynak: Hürriyet

11Adana’da 1 hakim FETÖ’den tutuklandı

Salih ÜÇTEPE/ADANA, (DHA) – ADANA’da Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmasında gözaltına alınan 10 hakim ve savcı adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan şüqpelilerden 1 hakim tutuklanırken, 9 hakim ve savcı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, FETÖ’ye yönelik soruşturması kapsamında, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 2’nci Dairesi tarafından 191 hakim ve savcı açığa alındı. Açığa alınan hakim savcılardan Adana’da görev yapan 10’u Terörle Mücadele Şube ekiplerinin düzenlediği operasyonla gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri biten hakim ve savcılar tutuklanma istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Şüphelilerden Hakim Cüneyt U. tutuklanırken, 9 hakim savcı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Takvim

10Kumluca’da FETÖ operasyonu

Ramazan SARIKAYALI/KUMLUCA, (DHA) – ANTALYA’nın Kumluca İlçesi’nde FETÖ/PDY operasyonu kapsamında 13 şüpheli gözaltına alındı.

Kumluca’da başlatılan FETÖ/PDY operasyonu kapsamında 2’si kadın 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı alındı. İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin gece boyu devam eden çalışması sonucu şüpheliler gözaltına alındı. Esnaf ve işadamlarından oluşan şüphelilerin polis merkezindeki sorgularının ardından adliyeye sevk edileceği belirtildi.

Kaynak: Hürriyet

9Fidan 4 ay 20 gündür suskun

Darbenin kilit tanığı MİT Müsteşarı, 4 ay 20 gündür suskun. Fidan için savcılık Başbakanlık’tan izin istedi ancak henüz talebine karşılık alamadı.

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 4 ay 20 gün geçmesine karşın, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın savcılığa ya da TBMM Darbe Komisyonu’na gelip ifade vermemesi tartışma yarattı.

15 Temmuz günü bir subayın haber vermesiyle darbe girişimini haber alan MİT Müsteşarı Hakan Fidan, bizzat Genelkurmay Karargahı’na gelerek Orgeneral Hulusi Akar ile toplantı yapmıştı. Akar’ın talimatı üzerine de Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, Kara Havacılık Okulu’na denetleme yapmaya gitmişti. Darbe günü Akar ve Çolak’ın derdest edilmesine karşın dakika farkıyla karargâhtan çıkan Hakan Fidan, darbe girişimini önceden Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a neden bildirmediğine ilişkin bir açıklama yapmamıştı. 15 Temmuz akşamı Karargâh’ta Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile ne konuştuklarını da sır gibi saklayan Fidan, Binali Yıldırım’ın neden haber verilmediği yönündeki sorusuna da yanıt verememişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Hakan Fidan’ı tanık olarak dinlemek için geçen cuma Başbakanlık’tan izin istemişti. Ancak Başbakanlık’tan henüz bir yanıt gelmedi. TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanı Reşat Petek de Fidan’ı ancak Başbakan’ın izni ile dinleyebileceklerini açıkladı. Ancak darbeyle ilgili Hakan Fidan’ın sessiz kalması dikkat çekti. Fidan’ın suskunluğu birçok sorunun yanıtsız kalmasına neden oldu. Fidan’ın başında bulunduğu MİT, cemaatin gizli yazışma programı ByLock’u darbeden önce ele geçirmiş ve çözmeye başlamıştı. Yine MİT’in darbeyi önceden haber alması, Fidan’ın tanık olarak vereceği ifadenin önemini artırdı.

Kaynak: Cumhuriyet

8FETÖ’nün firarileri 10 farklı ülkede…

Togo’dan Brezilya’ya, ABD’den İngiltere’ye kadar farklı ülkelere kaçan,  ve Talip Büyük gibi 10  yöneticisinin iadesi için, söz konusu ülkelere iade talepnamesi yazıldı

Fetullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması (/PDY) çatı davasını gören Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Togo’dan Brezilya’ya, ABD’den İngiltere’ye kadar farklı ülkelere kaçtıkları belirlenen örgütün üst düzey yöneticisi 10 sanık hakkında hazırlanan iade talepnameleri, ilgili ülkelere iletilmesi için Adalet Bakanlığı’na gönderildi.

ÖRGÜT FİNANSMANI
Terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden, eski Koza-İpek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi  ve Talip Büyük’ün İngiltere’de, Nejdet Başaran’ın Hollanda’da, Cemil Koca’nın Togo’da, Hamdullah Bayram Öztürk’ün Brezilya’da, Mehmet Ali Büyükçelebi, Ahmet Kurucan ve Ahmet Kara’nın ABD’de, Ahmet Şahinalp ve Mehmet Ali Şengül’ün ise Almanya’da bulundukları tespit edildi. FETÖ çatı davasına bakan Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, firari sanıkların bulundukları ülkelerin adli makamlarına iletilmek üzere iade talepnamesi düzenlendi.

 İadesi talep edilen sanıklardan Hamdi Akın İpek ve yakın aile bireyleri hakkında, “terör örgütü üyesi ve yöneticisi olmak, terör örgütü propagandası yapmak ve terörizmi finanse etmek” suçlarından soruşturma bulunuyor.

KPSS HIRSIZLIĞI SANIĞI
 FETÖ’nün “Almanya imamı” Şahinalp’in 2014’te, “Hollanda imamı” olduğu iddia edilen Başaran’ın ise 2013’te yurtdışına kaçtığı belirtiliyor.

 Firari sanık Cemil Koca’nın FETÖ’nün “Ankara imamı” olduğu belirtiliyor. KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin davanın da sanıkları arasında bulunan Koca’nın, Ankara’daki FETÖ okullardan sorumlu olduğu ve 2014’e kadar “Ankara il imamı” olarak iş adamlarından “himmet” adı altında yüklü miktarda para topladığı ifade ediliyor.

MİT İMAMLARI ONA BAĞLIYDI 
 FETÖ çatı iddianamesinde Talip Büyük’ün “Kuzey Irak ve Ortadoğu imamı” olduğu ve örgütün finansmanında kilit rol oynadığı kaydediliyor. 

 Hamdullah Bayram Öztürk’ün “Molla” ve “Brezilya imamı” olduğuna yer verilen iddianamede, Kurucan’ın ise Fetullah Gülen’den sonra örgüt için lider adayları arasında gösterildiği, Gülen’in yeğeniyle evli olduğu ve örgüt adına “Molla” olarak faaliyet yürüttüğü bildiriliyor. 

 İddianamede sanık Ahmet Kara’nın ise örgüt içinde “tayin heyeti üyesi” olduğu ve “bir dönem örgütün mahrem hizmetlerden saydığı TSK, Emniyet ve MİT’in imamlarının” kendisine bağlı olarak görev yaptığı belirtiliyor. 

 Sanık Mehmet Ali Büyükçelebi’nin sorumluluk alanının Ankara “imamlığı” ile başladığı, Eskişehir ve İzmir “imamlıkları” yaptıktan sonra “tayin heyeti” içerisinde faaliyet yürüttüğüne yer verilen iddianamede, Mehmet Ali Şengül’ün ise “istişare heyeti üyesi” olarak görev yaptığı kaydediliyor.

Kaynak: Sabah

..

7FETÖ’nün ‘Truva atı’: Soru hırsızlığı

Polis Akademisi Başkanlığı himayesinde gerçekleşen “1. Uluslararası Güvenlik Sempozyumu”nda konuşan Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman, FETÖ’nün 40 yılık sinsi planını soru çalarak hayata geçirdiğini ve 15 Temmuz ihanetini yine bu soruları çalan “üniformalı teröristlerin” gerçekleştirdiğini kaydetti.

ÜNİFORMALI TERÖRİSTLER
Antalya’da düzenlenen konferansta sunum yapan Ankara Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman, önemli tespitlerde bulundu. FETÖ’ye “sınav kumpasına” ilişkin soruşturmalarıyla ilk neşteri vuran savcı olan Erkman, 17 Aralık sonrası soruşturmalarda edindiği bilgileri rapor halinde sundu. FETÖ’nün devletin tüm kurumlarına sızmak için soru hırsızlığını temel esas aldığını kaydeden Erkman raporunda KPSS, ALES, Askeri Lise, Polis Akademisi, YGS, LYS gibi sınav sorularını önceden ele geçiren örgütün, bu soru ve cevaplarını örgüt evlerinde yemin karşılığında kendi elemanlarına dağıttığına yer verdi. Örgütün devleti ele geçirmek için soru hırsızlığını adeta “Truva atı” gibi kullandığını ifade eden Erkman, suça konu şüpheli ve tanık ifadelerini de sunumda aktardı. Savcı Erkman raporun sonuç bölümünde ise, “15 Temmuz’da ortaya çıkan üniformalı teröristler de yine sınav yolsuzluğu ile TSK bünyesinde hayat bulmuştur. Ancak milletin iradesi bu ihanete geçit vermeyerek bir destan yazmıştır” ifadelerini kullandı.

CİZVİT TARİKATI GİBİ
Polis Akademisi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı ise konuşmasında, FETÖ’nün Cizvit Tarikatı’nı örgütünü örnek aldığını belirtti. FETÖ’nün aynı zamanda radikal bir mali yapılanma ile terörist eylemlerini finanse ettiğini kaydeden Çomaklı, “Terör örgütleri örgüt mensuplarına para vererek eylem gerçekleştirirken, FETÖ üyelerinden hem finansal kaynak sağlamakta hem de onlara suç eylemlerini yaptırmaktadır” dedi.

Kaynak: Sabah ve Yeni Şafak ve Takvim

6FETÖ ve PKK, Doğu ve Güneydoğu’da katliam yapacaktı!

AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “15 Temmuz gecesi darbeciler başarılı olsaydı FETÖ ve PKK, birlikte Doğu ve Güneydoğu’da katliam yapacaktı” dedi.
Yenişehir ilçesindeki Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Merkezi’nde Erdemliler Hareketi’nin düzenlediği “15 Temmuz ve Devletin Yeniden Yapılanması” konferansında konuşan Külünk, Fetullahçı Terör Örgütü FETÖ ve terör örgütü PKK’nın halka karşı haince ortak hareket ettiğini söyledi.

Darbe girişiminde bulunanların halkı hedef aldığını belirten Külünk, şunları kaydetti:

“15 Temmuz gecesi darbeciler başarılı olsaydı FETÖ ve PKK, birlikte Doğu ve Güneydoğu’da katliam yapacaktı. PKK ile FETÖ’nün bu bölgede yapmak istediği arasında hiçbir fark yoktur. 15 Temmuz’u planlayanlar halk düşmanı, vatan hainidir. Onlar halkın iradesini hedef almak istedi ama Türk ve Kürt bir olarak darbecilere cevabını verdi. Terör örgütü PKK ve FETÖ halk düşmanıdır.”

DBP’li belediyelere halka hizmet götürmediği için tepki gösteren Külünk, şöyle konuştu:

“Sandığın sana verdiği yetkiyi, devleti çökertmek için bir araç haline getirmeye kalkarsan, devlet buna eyvallah etmez. Bunlar kanalizasyon haritalarını terör örgütüne vermekten vatandaşa hizmet etmeye fırsat bulamadı. Şu anda belediye başkanı olarak görevlendirilenler ise şehirlerin problemlerine dokunarak onları çözme gayrete içerisindedir.”

HDP milletvekillerinin TBMM’de her sözü özgürce söyleyebildiğini işaret Külünk, “Parlamento kürsüsünde şu anda yapılan tartışmalar 20 yıl evvel olsaydı, Türkiye’de darbe olurdu. Ama şu anda her şey rahatlıkla konuşulabiliyor.” dedi.

Anamuhalefet partisini de eleştiren Külünk, “CHP mandacıdır, Atatürk’ün çizgisinde da değildir.” ifadesini kullandı.

Etkinlikte, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi yaşananlar ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seslendirdiği şiirler sinevizyonla gösterildi. Bu sırada salonda duygusal anlar yaşandı.

Programa, İçişleri Bakanlığınca Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili olarak görevlendirilen Kaymakam Cumali Atilla da katıldı.

Kaynak: Sabah

5“O uçağı düşüren FETÖ’cü bir albay”

Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü Araştırma Görevlisi Ruslan Kurbanov, “24 Kasım’da Rus uçağını düşürme emrini, İncirlik Üssü’nde nöbetçi olan bir albay verdi. Bu albay Gülen’in adamıydı” dedi. NTV’de konuşan Rus uzman, 24 Kasım 2015’te Suriye sınırında düşürülen Su-24 jetine ilişkin olarak şunları söyledi: “FETÖ fiiliyatta CIA’nın bir ajan ağı. On yıllardır devlete sızdılar. Fetullah Gülen’in ABD’de oturma izni almasına CIA ajanları yardımcı oldu. 24 Kasım’da Rus uçağını kim düşürdü, kim bu emri verdi? Bu talimatı ne Cumhurbaşkanı ne de Başbakan verdi. Bu talimatı İncirlik Üssü’nde nöbetçi olan bir albay verdi. Fiiliyatta da bu albay Fetullah Gülen’in adamıydı. Rusya ve Türkiye’nin arasını bozmaya çalıştılar.”

SPUTNIKNEWS

Kaynak: Sabah ve Takvim

4Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu FETÖ’cü teröristler 15 Temmuz’da bizi esir almak istediler (VİDEO)

Kaynak: Star

3Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan FETÖ’ye: Siz kaçacaksınız biz kovalayacağız (VİDEO)

Kaynak: Star

2‘Sırlar gizli servislerin eline geçti’

FETÖ çatı iddianamede örgütün, gizli belgeleri kullanımına ilişkin iddialar yer alıyor. İddianameye göre TİB’e kurulan düzeneklerle bütün dinleme kayıtları yabancı ülke istihbaratlarına da düşüyordu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan FETÖ çatı iddianamede terör örgütü FETÖ/PDY’nin devletin gizli bilgi ve belgelerini ele geçirme yöntemleri ve bu bilgilerin kullanımına ilişkin çarpıcı iddialar yer alıyor. İddianamenin ‘Devletin gizli belgelerini ele geçirmek’ başlıklı bölümünde FETÖ’nün 12 bin hakim ve savcının sicilini illegal yollardan temin ettiği, bu bilgilerin yabancı istihbarat örgütleriyle paylaşıldığı bilgisine yer veriliyor.

İddianamede, “Örgüt UYAP (Ulusal Yargı Ağı) üzerinden bütün adalet teşkilatını, Polnet üzerinden Emniyeti, e-devlet üzerinden devletin bütün kamu kurumlarını kendine tabii kılmıştır. Bir ülkenin yargı teşkilatının her türlü bilgisinin diğer devletin istihbaratının elinde olması korkutucu bir durumdur” deniliyor.

Konya’daki büro

İddianameye göre “Konya’daki O. Hukuk Bürosu’nda M.O. adlı bir avukatın bilgisayarında Türkiye’deki herkese ait nüfus bilgilerinin olduğu tespit edildi. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB) kurulan düzeneklerle bütün dinleme kayıtları örgüt ile birlikte yabancı ülke istihbaratlarına da düştü. FETÖ, ülkenin savunma sanayiinin projelerini, yeni buluşlarını, devletin savunma ve dış politikasını, bilimsel araştırma ve geliştirme çalışmalarını, enerji politikalarını gizlice öğrenip dış ülkelerin istihbaratlarına ulaştırdı. Örgüt bu yolla yabancı ülke ve istihbaratları nezdinde amacına yarayacak fayda peşindeydi ve bu gizli ilişkiler sayesinde ABD’de 74 senatör, dışişleri bakanına mektup yazdı, Brüksel’deki AB yetkilileri Türk devlet adamlarına baskı yapabildi. Örgüt elde ettiği bilgileri verme karşılığı küresel menfaati peşindeydi.”

Duvarın içindeki bölmede harddisk

İddianamede, “Eğer ülkenin, Başbakanı, Dışişleri Bakanı, MİT müsteşarı dinleniyorsa bu vahim durumun sonuçlarını hayal etmek imkânsızdır” ifadesinin yer aldığı iddianamede, “Ergenekon ve Balyoz davalarının TSK içindeki FETÖ kadrolarının dışarıya sızdırdığı belgeler üzerinden kurgulandığı, bilgilerin yurt dışına çıkarılarak devlet güvenliğinin tehlikeye atıldığı, devlet aleyhine bu bilgilerin kullanıldığı ve yabancı ülke istihbarat servislerine Türkiye ile ilgili birçok bilgi sızdırıldığı öne sürüldü. Özel Harp Dairesi bünyesindeki Kozmik Oda’ya hakim sokularak devlet sırlarının elde edildiği, örgütün gerçekte aranması istenen kozmik odanın sır olarak saklandığı yönünde kamuoyunda algı yaratmaya çalıştığı, aranan yerin basit bir kozmik bilgiler ihtiva eden yer olduğuna dair haberlerin örgüt tarafından uydurulduğu” öne sürüldü. Isparta’da TEM Teknik Büro Amirliği’nde kullanılan bilgisayarda yapılan incelemede, Emin Abi masa üstü klasöründe 3 Word belgesi içinde tape kaydına rastlandığı, Kaynak Holding’e ait binada duvar içinde gizli bir bölmede 300 terabayt bilgisayar harddiski ele geçirildiği, Kimse Yok Mu Derneği’ne ait 40 terabayt bir sunucu bulunduğu vurgulandı.MİLLİYET

Kaynak: akşam

1İslampol FETÖ’ye nefes aldırmayacak

Türkiye’ye 15 Temmuz sonrası somut destek veren ülkeler şimdi de FETÖ’cülerin yakalanması için kolları sıvadı. İslam İş Birliği Teşkilatı (İİT) terör örgütlerine yönelik ortak hareket için Interpol benzeri bir yapı kuracak.
Buket GÜVEN ANKARA

FETÖ’yü terör örgütü ilan ederek Türkiye’ye somut destek veren İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkeler şimdi de FETÖ’cülerin yakalanması için somut adım atma kararı aldı. İİT polis teşkilatları İstanbul merkezli bir İİT Polis İş Birliği ve Koordinasyon Merkezi kuruyor. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Batı hem darbe girişimine karşı Türkiye’ye güçlü bir destek vermekten geri durmuştu. Hatta darbe girişimini uzun süre sonunda kınayan ülkeler olmuştu. Bu ülkeler sonrasında da, Türkiye’den kaçan darbecilere kucak açmıştı. Buna karşılık İslam İşbirliği Teşkilatı ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkeler FETÖ’yü terör örgütü listesine almıştı.  İslam Dünyası ülkeleri bir ileri daha adım atarak FETÖ’cülere karşı somut bir projeyi hayata geçiriyor. Bu adımla birlikte FETÖ İslam ülkelerinde nefes bile alamayacak.

ERDOĞAN TALEP ETMİŞTİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Nisan ayında İstanbul’da yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinde gündeme getirdiği somut iş birliği talebi meyvelerini vermeye başladı. İslam Ülkeleri Polis Teşkilatları, 1923’te kurulan ve merkezi Fransa’da bulunan Interpol benzeri bir teşkilat kurmak üzere önemli adım attı. Merkezi İstanbul’da olacak teşkilat İİT üyesi ülkeler teröre ve diğer suçlara karşı iş birliğini güçlendirecek ve kurumsallaştıracak bir yapı kuracak. Söz konusu teşkilat sayesinde İslam ülkeleri terör örgütünün finans ve insan kaynaklarını kurutarak başarılı bir mücadeleye imza atmış olacak. İslam ülkeleri bu adımla birlikte İslamafobiye yol açan DAEŞ, Boko Haram gibi terör örgütlerine karşı da mücadele de somut adım atmış olacak. Bu koordinasyon merkezi FETÖ ile mücadele de stratejik bir hamle olacak. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türkiye’den kaçan FETÖ’cülerin yakalanıp Türkiye’ye iadesinde bu koordinasyon merkezinin rol oynaması bekleniyor. İİT Taşkent’te yapılan İslam ülkeleri Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda FETÖ’yü bir terör örgütü olarak tanımıştı.

Kaynak: Türkiye ve Akit

 

CEVAP VER