Bugünkü (6 Aralık 2016) FETÖ haberleri

0

46Gündem sarsan ‘er’ iddiasıyla ilgili yeni gelişme

TBMM FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanvekili ve AK Parti Manisa MilletvekiliSelçuk Özdağ’ın15 Temmuzgünü bir binbaşının yanı sıra bir erin deMİT’e giderek ihbarda bulunduğu iddialarının doğru olmadığı belirtildi.
Hürriyet’e bilgi veren MİT’e yakın kaynaklar, 15 Temmuz günü binbaşı dışında kuruma herhangi bir ihbar olmadığını vurgulayarak, bir erin de ihbarda bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı vurguladılar.

ÖZDAĞ NE DEMİŞTİ?

TBMM FETÖ’nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanvekili ve AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, dün İzmir’de Anadolu Ajansı muhabirine Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz’da bir erin de MİT’e giderek ihbarda bulunduğunu söylemişti.

Özdağ, “Darbe, önceden bir binbaşı ile bir er tarafından MİT’e bilgi veriliyor. Darbe, diye bildirmiyorlar. MİT Müsteşarına operasyon yapılacak, diye bildiriyorlar. Önce binbaşı gidiyor 15.00-16.00 sıralarında, daha sonra er. Er, bir şeyler duyuyor içeride, onların görüşmelerini, hareketliliğini. Bir darbe olacağını tahmin etmiyor, MİT Müsteşarı derdest edilecek ve siyasi iktidara karşı bir operasyon yapılacağını tahmin ederek gidiyor. Er ve binbaşı da korunmak adıyla, tedbirli olarak şu anda hapiste. Bu yapı, gece 03.00 civarında yapsaydı başarılı olma ihtimali vardı. Burada başarılı olsalardı rejim değişecekti. Türkiye iç savaşa sürüklenecekti. 100 yıllık birikimimizi, 100 yıllık hayalimizi çalacaklardı.”

HÜRRİYET’E “HATIRLAMIYORUM” DEMİŞTİ
Selçuk Özdağ, AA’ya İzmir’de yaptığı bu açıklamaların ardından yine dün kendisini arayan Hürriyet Muhabiri Umut Erdem’e ise şöyle konuşmuştu:

“Er ile ilgili bize verilen bilgi konuşmacılar, dinlediğimiz kişilerden… Bize verilen bilgi bir binbaşı ve bir erin bunlar Hakan Fidan’a karşı bir operasyon yapılacağını bildiriyorlar o kadar. Başka bir haberleri yok, darbeyle falan ilgili bilgileri yok bunların.

Binbaşının da yok erin de yok. Bize verilen bilgilere göre şu an hatırlamıyorum, ya gelen konuşmacılardan bir tanesi bize söyledi, veyahut da CHP’li milletvekillerinden bir tanesi söylemiş olabilir.

Hatırlamıyorum, tutanaklara bakmamız lazım. Bir daha bakalım tutanaklara. Bu da aynı şekilde Hakan Fidan’a karşı bir operasyon yapılacağını duyduğunu söylüyor. Burada özne darbeyi bilmiyor kimse. Ama Hakan Fidan’a karşı bir operasyon olduğunu…

Binbaşı da H.A. Tutuklu olup olmadığını bilmiyoruz. Tutuklu mudur yoksa tedbirli olarak bir yerde gözaltında mı bulunuyor, can güvenliğini sağlamak adına devlet, bilmiyoruz. İkisinin Fidan’a karşı bir operasyon yapılacağını saat 15.00 ile 17.00 arası bildiriyorlar. Erin de kim olduğunu bilmiyoruz. ”

Kaynak: Hürriyet

 

45FETÖ’den Doğan Grubu’na 4.5 milyar dolarlık vergi kumpası

DOĞAN Grubu’na 2009 yılında astronomik düzeyde toplam 6.8 milyar lira tutarında vergi cezası kesen vergi müfettişlerininFETÖmensubu olduğu ortaya çıktı. Bu tasarrufları yapan vergi müfettişlerinin görevde olanlarının tümü 15 Temmuz darbe girişiminden sonra “FETÖ örgütü üyeliği, mensubiyeti, iltisakı ya da irtibatı olduğu” gerekçesiyle kanun hükmünde kararnamelerle devlet memuriyetinden çıkarıldı. Bu müfettişler arasında gözaltına alınan ve firari durumda olanlar da var. 2009 yılında ortalama dolar kurunun 1.55 TL olduğu hatırlandığında, o tarihte Doğan Grubu’na kesilen cezanın toplamı 4.5 milyar dolara ulaşmaktaydı. Bir süredir Doğan Grubu’na  Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile işbirliği içinde olduğu yolunda yöneltilen bütün dayanaksız suçlamalara karşılık,  gün ışığına çıkan yeni olgular yaşanan gerçekliğin bunun tam tersi yönde olduğunu, FETÖ’nün vergi denetim mekanizmasını istismar ederek  Doğan Grubu’nu çok ağır bir maddi zarara soktuğunu gözler önüne seriyor.

BİRİNCİ DALGA: 1 MİLYAR 174  MİLYON TL

Doğan Grubu’nu hedef alan birinci vergi cezası dalgası 2009 yılı şubat ayında gelmiş ve Doğan Yayın Holding’in kendi bünyesindeki Doğan TV hisselerinin yüzde 25’ini 2007 yılında  Alman Axel Springer Grubu’na 375 milyon Euro’ya (yaklaşık  500 milyon dolar) satılması işlemini konu almıştı.  Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi’ne bağlı  vergi müfettişleri, bu satış işleminden kaynaklanan verginin 2006 sonunda değil de, 2007 yılı başında üç ay gecikmeli ödendiği  gerekçesiyle toplam 972 milyon lira (630 milyon dolar) vergi cezası tahakkuk ettirmiş, 202 milyonluk gecikme faizi ile sonuçta talep edilen toplam tutar 1 milyar 174 milyon liraya çıkmıştı. (Yaklaşık 760 milyon dolar)

Doğan Yayın Holding’e bu işlemin vergi kaçakçılığı olduğu iddiasıyla kesilen bu cezayargıya götürüldü ve İstanbul 6’ncı Vergi Mahkemesi 29 Ocak 2010 tarihli kararıyla cezanın haksız olduğuna hükmetti. Gelir İdaresi,  bu karara Danıştay nezdinde itirazda bulundu. Danıştay 4’üncü Dairesi, 17 Ocak 2011 tarihinde Gelir İdaresi’nin itirazını reddederek birinci derece mahkemenin kararını onadı.  Sonuçta cezanın haksızlığı ortaya çıktı ve Doğan Yayın Holding aklanmış oldu.

Doğan Yayın Holding’e bu cezayı kesen üç vergi müfettişinden biri daha sonra memuriyetten kendi isteğiyle ayrılırken, diğer ikisi 15 Temmuz sonrasında FETÖ bağlantısı nedeniyle kanun hükmünde kararnamelerle devlet memuriyetinden çıkartıldı.

İKİNCİ DALGA: 5.6 MİLYAR TL

Maliye Bakanlığı’nın Doğan Grubu’nu hedef alan ikinci ceza dalgası 2009 yılının eylül ayında geldi.  12 Haziran 2009 tarihinde Beş vergi müfettişinden oluşan ikinci bir heyet bu kez  yine aynı işlemde, yani Doğan TV hisselerinin Axel Springer’e satışında Doğan Yayın Holding içinde yapılan kademeli yeni hisse yapılandırma işlemlerini incelemeye aldı.  Bu inceleme, Doğan TV ile birlikte iştiraki olan Doğan Prodüksiyon ve D Yapım’ı da hedef aldı.

Müfettişler, 7 Eylül 2009 tarihinde sundukları raporda, Doğan TV, Doğan Prodüksiyon ve D Yapım’a  vergi, ceza ve gecikme faizi  olarak toplam 5 milyar 630 milyon lira ceza tahakkuk ettirdi. 2009 yılında 1.55 lira olan ortalama dolar kuru esas alındığında, bu miktar o dönemin değeriyle 3 milyar 630 milyon dolara tekabül ediyor.

İkinci dalgada tahakkuk ettirilen cezalar, hisse senedi ve ilmühaber satışları için KDV ödenmediği iddiasına dayanıyordu. Oysa yasada ve ilgili bütün mevzuatta hisse senedi ve ilmühaber satışları KDV’ye tabi değil.  Mevzuatta olmadığı halde böyle bir cezanın haksız bir şekilde işletilmesi Türkiye’de bir ilk oluşturdu ve sonrasında da hiçbir şirkete uygulanmadı. Yine aynı şekilde vergi dairesi, daha önce hiç örneği olmayan bir şekilde Doğan Grubu’ndan 5 milyar liranın üzerinde teminat talep etti ve ihtiyati haciz uygulamalarını başlattı.

MÜFETTİŞLERİN TÜMÜ ATILDI

İkinci dalgada yer alan beş vergi müfettişinin tümü 15 Temmuz darbe girişiminden sonra 1 Eylül 2016 tarihinde çıkartılan ve Resmi Gazete’de yayımlanan 672 sayılı kanun hükmünde kararname ile FETÖ bağlantısı gerekçesiyle devlet memuriyetinden atıldı.

Doğan Grubu’nu hedef alan bu denetim elemanlarının yöneticilerinin durumu da pek farklı olmadı. Doğan Yayın Holding ve Doğan TV‘ye haksız cezaları yazan denetim elemanlarını yönlendiren Gelirler Kontrolörleri Başkanlığı makamında oturan iki ayrı yönetici ile bir yardımcıları da yine 1 Eylül 2016 tarihli kanun hükmünde kararname ile FETÖ mensubiyeti ya da bağlantısı gerekçesiyle memuriyetten çıkartıldı.  Bu gruptaki yöneticilerden ikisi halen gözaltında. Biri ise firari durumda.

1 MİLYAR 100 MİLYON LİRA HAKSIZ ÖDEME

Sonuçta birinci dalga (1.174 milyar TL) ile ikinci dalga (5.6 milyar TL) vergi cezalarının toplamı 6 milyar 804 milyon liraya ulaştı. Bir başka ifadeyle, 2007 başındaki yaklaşık 500 milyon dolarlık bir satış işleminden yola çıkarak iki ayrı dalga halinde kesilen cezaların toplamı, bu satışın değerinin tam dokuz kat üstüne çıkmış oldu.

İkinci dalgadaki cezaların kesilmesinden sonra Doğan Grubu yine yargıya giderek bu  işlemlere itiraz etti. Açılan davaların tamamı Danıştay’da Doğan Grubu lehine sonuçlandı. Bunun üzerine Gelir İdaresi, Danıştay’da  tashihi karar talebinde bulundu ve süreçte Türkiye’de 12 Eylül 2010 Anayasa referandumu gerçekleşti. Ardından Gülen cemaati HSYK’ya hakim olurken,  buna paralel bir şekilde Danıştay’ın üye yapısı da değişti ve 61 yeni üye atandı.  Sürecin uzaması ve teminatın büyüklüğü ve ihtiyati haciz uygulamaları ile Danıştay yapısının değişmesi karşısında Doğan Grubu 2011 yılında çıkan Vergi Barışı Kanunu’ndan yararlanma seçeneğine yönelmek zorunda bırakıldı.  Doğan Grubu’nun 2011 yılı haziran ayında haksız bir şekilde 1 milyar 100 milyon lira ödemesiyle konu kapandı.  Ödenen miktar o günkü kurla 700 milyon dolara yaklaşıyordu. 700 milyon doların bugünkü kurdan karşılığı 2.4 milyar liraya denk geliyor.

FETÖ’den Doğan Grubu’na 4.5 milyar dolarlık vergi kumpasıHİSSELERDE BÜYÜK DÜŞÜŞ OLDU

Gelişmelerin bu seyri, Doğan Grubu’nun FETÖ ile işbirliği kurması iddiası bir tarafa, bizzat FETÖ tarafından milyarlarca liralık cezalarla yok edilmeye çalışıldığını gözler önüne seriyor. Bu cezalar Doğan Grubu’na mali yönden ağır bir darbe indirdi. Örneğin 2008 yılında Doğan Yayın Holding’in  borsadaki değeri 2 milyar 516 milyon dolar iken, vergi cezasının kesildiği 18 Şubat 2009 günü bu değer 186 milyon dolara düştü. Doğan Holding’in 2008 başında 2 milyar 806 milyon dolar olan değeri de 18 Şubat 2009 günü 796 milyon dolara geriledi.

ÖDÜL OLARAK ABD’YE GÖNDERİLDİLER

Doğan Grubu’na bu vergi cezalarını kesen vergi müfettişleriyle ilgili ortaya çıkan bir başka çarpıcı gerçek de, ödül olarak hepsinin cezaları yazdıktan sonra birer yıllığına ABD’ye gönderilmiş olmaları.

2009-2010 yıllarında böyle büyük bir haksızlık ve komployla karşılaşınca Doğan Grubu kendisini yok etmeye yönelik bu eylemlerin arka planını araştırmış ve tüm müfettişlerin yazdıkları rapor sonrası ABD’ye gönderildiklerini de tespit ederek bunun bir Gülen cemaati operasyonu olduğunu o tarihte fark etmişti. O gün fark edilen ancak ispatı mümkün olmayan kumpas, 15 Temmuz sonrası çıkarılan ihraç kararnameleriyle apaçık ortaya çıkmış ve herkesin malumu haline gelmiştir.

FETÖ’den Doğan Grubu’na 4.5 milyar dolarlık vergi kumpası

Kaynak: Hürriyet

44Dönerci Ali Usta markasının sahibi Ali Özcan’a FETÖ tutuklaması

Dönerci Ali Ustamarkası ile İstanbul’un birçok farklı noktasında döner restoranları işletenAli Özcan, Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) üye olmak suçlamasıyla tutuklandı. Özcan hakkında, silahlı terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla iddianame düzenlendi.

Sabah Gazetesi’nden Nazif Karaman’ın haberine göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Ali Özcan hakkında 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ örgütü ile ilişkili olduğu ve örgüt toplantılarına katılıp maddi yardımda bulunduğuna ilişkin ihbarda bulunulduğu kaydedildi.

Hakkında soruşturma başlatılan Ali Özcan ile ilgili bazı tanıkların dinlendiği kaydedilen iddianamede, bir tanığın Özcan’ın PVC işi yaptığını, alacağı meblağdan FETÖ adına himmet parası kestiğini söylediği iddia edildi. İddianamede bir başka tanık da şüphelinin Maltepe’deki işyerinin üst katında örgüt toplantıları yaptığını ileri sürdü.

İddianamede bir tanığın, Ali Özcan’ın muhasebecisi Ali Kılıçarslan’ın Pensilvanya’ya 30-40 milyon lira göndermeleri gerektiğini söylediğine ilişkin ifadelerine yer verildi.

Şüpheli Ali Özcan’ın ev ve işyeri aramalarında FETÖ’nün şifreli parası olduğu iddia edilen F serisi 1 dolar bulunduğu öne sürüldü. 1 doların Gülen ile ilgili bir kitabın içinde bulunduğu ileri sürüldü. Soruşturma kapsamında Özcan’ın çok sayıda yurtdışı seyahati olduğu, Bank Asya ile çalıştığı hatta işyerinde düzenli olarak örgütün abi ve ablalarına yemekler verdiği ileri sürüldü.

OĞLU İÇİN DE İDDİANAME DÜZENLENDİ

Gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Ali Özcan’ın yanı sıra oğlu Arif Özcan ve muhasebe müdürü Ali Kılıçarslan hakkında da iddianame düzenlendi. Silahlı terör örgütüne üye olmak suçu kapsamında hazırlanan iddianamede Ali Özcan ve diğer şüpheliler, ilerleyen günlerde Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim önüne çıkacaklar.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Star ve Takvim ve Akit

4315 Temmuz kitapçığına göre FETÖ’yü anlatan dizi: The Following

Cumhurbaşkanlığı, 10 soruda15 Temmuzdarbe girişimi veFETÖ’yü anlatan 42 sayfalık İngilizce ve Türkçe kitapçık hazırladı. Kitapçıkta FETÖ’yü anlamak isteyenlere dünyada ilgiyle izlenen ‘The Following’ dizisi örnek gösterildi. “FETÖ nasıl bir örgüttür” sorusuna da kitapçıkta şu yanıt verildi:

SİLAHLI BİR KÜLT ÖRGÜT

“Emekli bir imam olan Fetullah Gülen’in direktifleriyle bir araya gelen fanatik insanların oluşturduğu silahlı bir kült örgüt. FETÖ mensupları Gülen’i mehdi olarak kabul etmekte ve talimatlarını eksiksiz yerine getirmekle yükümlü olduklarına inanmaktadır. Olduğundan farklı görünmek anlamına gelen takiye kavramı FETÖ’nün gizlenmek için kullandığı temel stratejilerden biridir. FETÖ mensupları kendi kimliklerini gizlemekte, kod isimler kullanmakta ve hatta bazıları bilerek liberal, solcu, dinsiz görüntüsü vermektedir.

ABD’yi ‘vicdansız düşman’ olarak tanımlayan Gülen’in antisemitist birçok ifadesi vardır. Kadınlara şiddet uygulanmasını meşrulaştıran görüşleriyle de bilinmektedir.
İKİ NEDENLE BAŞARAMADILAR

Darbenin püskürtülmesinde iki faktör kritik rol oynadı. İlki, darbeye ilişkin istihbaratın o gün alındığını düşünen FETÖ’nün darbe girişimini öne çekmesi oldu. Bununla beraber Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla sokağa çıkan Türk halkı darbenin başarısız olmasındaki en büyük nedendi.

GİZLİ YOLLARDAN İLETİŞİM
Bur örgütte akademisyenler, devlet memurları, askerler ve işadamlarından oluşan farklı üyeler birbirleriyle gizli yollarla etkileşim içindeler. FETÖ, kamu personeli sınav sorularını çalarak kritik kurumlara yapılacak atamalara kendi mensuplarının seçilmesini sağlamıştır.

The Following dizisi bu örgütün yapılanmasını anlamak için güzel bir örnek olabilir. Dizi, bir edebiyat profesörünün kendi hastalıklı yapısı için insanları bir suç makinesine dönüştürmesinin hikâyesini anlatıyor.

OHAL, anayasaya uygun bir önlemdir. Uluslararası insan hakları hukukuna uygundur. Darbe girişimine en az 10 bin devlet ve FETÖ üyesinin iştirak etmiş olması, bu yapılanmanın gücü ve neden tasfiye edilmesi gerektiği konusunda en net cevabı vermektedir.”

Arkasında kimler var

KİTAPÇIKTA yanıtı verilen sorular şöyle: “Darbeye giden süreç nasıl başladı? 15 Temmuz gecesi ne yaşandı? Darbe girişimine kaç kişi katıldı, ne kadar mühimmat kullanıldı? Darbe girişiminin arkasında kim var? FETÖ nasıl bir örgüttür? FETÖ’nün suçla ilgili aktiviteleri nelerdir? Türkiye demokrasisini kim kurtardı? Hükümet darbe sonrası neden pek çok kişiyi görevden alıyor? Görevden almalar ve OHAL hukuka aykırı mı? Hükümet ABD’den Gülen’in iadesini talep etti mi?”

Cinayetler kitapçıkta

KİTAPÇIKTA Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink ve akademisyen yazar Necip Hablemitoğlu’na suikastlerin arkasında FETÖ’nün olduğu savunuldu. Kitapçıkta 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bir F-16 tarafından 3 kez, TBMM’nin 11 kez, Ankara Emniyeti’nin F-16’lar tarafından 6 kez bombalandığı, Türksat’ın 4 F-16 ve 2 kobra helikopteriyle ateş altına alındığı bilgisine de yer verildi.

Kaynak: Hürriyet ve Türkiye

42Yıldız Teknik Üniversitesi’nde gözaltına alınan akademisyenlerden 30’u adliyeye sevk edildi

Çağatay KENARLI/İSTANBUL,(DHA) FETÖ’nün Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki (YTÜ) akademik yapılanmasına yönelik operasyonda gözaltına alınan 30 akademisyen adliyeye sevk edildi.
EMNİYETTEKİ İŞLEMLERİ TAMAMLANANLAR
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından 18 Kasım Cuma günü Yıldız Teknik Üniversitesi’nde görevli, aralarında profesör, doçent, yardımcı doçent ve araştırma görevlilerinin de bulunduğu akademisyenlere yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden emniyetteki işlemleri tamamlanan 7’si kadın 30 kişi adliyeye sevk edildi. Şüpheliler adliyeye sevkinden önce hastanede sağlık kontrolünden geçirildi.
BYLOCK VE BANKA HESAPLARINDAKİ HAREKETLİLİK
Aralarında profesörlerin de bulunduğu şüphelilerin bir kısmının ‘ByLock’ kullanıcısı oldukları, bir kısımının ise Bankasya’daki hesaplarındaki yoğun hareketliliğin şüpheli bulunduğu, soruşturmada bu bulgunların değerlendirildiği öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet ve Star

41Yıldız Teknik Üniversitesi’nden 14 akademisyen ‘FETÖ’den tutuklandı

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) akademik yapılanmasına yönelik Yıldız Teknik Üniversitesinde (YTÜ) yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 30 şüpheli akademisyenden 14’ü tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Mehmet Şenay Baygın tarafından, FETÖ’nün akademik yapılanmasına ilişkin yürütülen soruşturma çerçevesinde, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan ve işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 30 şüpheliden 2’si savcılıkça tutuksuz yargılanmak üzere, 2’si de adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakıldı.

Savcılıkça ”silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklanması talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilen 26 şüpheliden 14’ü tutuklandı, 12’si ise adli kontrol kararı verilerek serbest bırakıldı.

Şüphelilerden bazılarının FETÖ’nün şifreli haberleşme programı olan ByLock’u kullandığı, FETÖ’nün talimatı ile TMSF’ye devredilmeden önce Bank Asya’ya yüksek meblağlarda paralar yatırdıkları, başka bankalardaki hesaplarını söz konusu dönemde Bank Asya’daki hesaplarında topladıkları iddia edilmişti.

Akademisyenlerden 20’sinin Kanun Hükmünde Kararname ile meslekten ihraç edildikleri belirtilmişti.

Kaynak: Akşam ve Yeni Şafak

 

4015 Temmuz sorusu: Önceden biliyor muydunuz

CHP Genel BaşkanıKemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulu’ndaki bütçe konuşmasında, OHAL uygulamalarını eleştirirken “Şu anda Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur” dedi.Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi: “15 Temmuz’un bize sağladığı uzlaşma alanını maalesef kaybediyoruz. Demokrasi üzerindeki her türlü vesayetin kaldırılmasını savunuyoruz. Herkes anayasal sınırları içinde görev yapmalıdır.
Devletin istihbarat örgütüne güvenmiyorsun, ordusuna güvenmiyorsun FETÖ üyesine güveniyorsun, sonra da diyorsun, ‘Beni kaldırdılar’. Eğer bir hükümeti terör örgütü kandırdıysa o hükümetin ülkeye faydası olur mu? Hava Üssü’nde yakalandı, herkese ters kelepçe vurulurken Adil Öksüz’e vurulmaz. Sizin darbeden önceden haberiniz var mıydı yok muydu? Nokta. Ben bunun cevabını merak ediyorum.”
Kılıçdaroğlu, OHAL uygulamalrıyla darbe girişiminden geçilerek bir karşı darbe yaşandığını savundu ve eleştirilerini 12 maddede sıraladı. Eleştirilerden bazıları:

OHAL kararnameleriyle TBMM devre dışı bırakılmıştır.

‘Kolektif suç’ yaratılmış, evrensel hukuk kuralları çiğnenmiş.

Muhalif medya susturulmak istenmiş, gazeteler televizyonlar, radyolar kapatılmıştır.

12 Eylül döneminde Kenan Evren ve arkadaşlarının dahi aklına gelmeyen hukuk dışı uygulamalara başvurulmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez hükümet, BM’ye başvurarak, OHAL uygulaması ile ilgili ‘adil yargılamayı’ rafa kaldırdığını, ‘tutulanlara insanca davranmayacağını’; yani işkence yapacağını, dünyaya resmen duyurmuştur.

İş dünyası, sivil toplum örgütleri, sendikalar konuşamaz noktaya getirilmiş, dünyada karşı darbe algısı güçlenir hale gelmiştir.

Yaratılan atmosfer nedeniyle suçlu suçsuz demeden, araştırmadan hâkim, her önüne geleni tutuklamıştır. Çünkü tutuklamasa FETÖ ile irtibatlandrılacağı endişesine kapılmıştır.

Şu anda Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur. Herkes her an tutuklanabilir, mal varlıklarına el konulabilir.

Türkiye şu anda bir hukuk devleti olmaktan çıkmıştır.”

Kaynak: Hürriyet

Kılıçdaroğlu: Bunların tamamının haberi vardı (1)

Aliye ULUSOY/ANKARA,(DHA)-CUMHURİYET Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulunda 2017 yılı bütçe görüşmelerinde konuştu. Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasında,”Bunların tamamının haberi vardı. Örnek, 25 Ağustos 2004 Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı, toplantıda yansıyan cümleyi aynen okuyorum. FETÖ’cü irtica grubu devletin tüm kadrolarında özellikle de Milli Eğitim Bakanlığı, Emniyet Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde kadrolaşmayı, bünyesinde vakıf okul, dershanelerde eğittiği gençlerle bir taban oluşturmayı kendisine maddi destek sağlayacak sermayeyi oluşturarak, dini ele alarak bir devlet kurmayı esas alan bir strateji geliştirmiştir” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’te bütçe görüşmelerine ilişkin konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında şu ifadeler yer alıyor:” Adalete vurgu yaptım. Adaletin önemine vurgu yaptım. Yargı bağımsızlığının ne kadar önemli olduğunu söyledim. Bugün yargının bağımsız olmadığını, bozulduğunu, bunu düzeltmemiz lazım. Hep beraber, bunu düzeltelim. Görüş birliği sağlandı. Bu konuda bir komisyon kurulması orada ifade edildi. Uzlaşmayı bozan kim? Biz değiliz. Uzlaşmayı bozan şu arkada oturan değerli bakanlar. Çoğunluk olarak sizi temsil eden grup bu uzlaşmayı sağlamadı. Yargı bağımsızlığı bugün Türkiye’de yoktur arkadaş. Kimseye anlatamazsınız. Birisi bir şey söyler, ertesi gün savcısı da hakimi de hepsi harekete geçerler. Bildiğimiz bir gerçeği burada neden cesaretle açıklamıyoruz. Bunun önlemini neden birlikte almıyoruz. Bozan biziz, sorunu çözmesi gereken de biziz. Bakın biz buna hazırız, yine söylüyorum. Çünkü adaletin olmadığı bir yerde devlet olmaz.”

“DÖNEMİN BAKANI ÇIKIP DİYOR Kİ, MİLLİ GÜVENLİK KURULU KARARINI YOK HÜKMÜNDE SAYDIK”

Kemal Kılıçdaroğlu,”Hükümet diyebilir ki bu terör örgütü, öyle bir örgüt ki bizi kandırdılar” dedi. Kılıçdaroğlu,” Haberimiz bile yoktu. Biz bunlarla sarmaş dolaştık. Aynı menzile gidiyorduk bunlarla, ama geldiler bize ihanet ettiler. Vallahi de billahi de haberimiz yoktu. Buna sakın inanmayın. Bunların tamamının haberi vardı. Hepsinin haberi vardı. Örnek, 25 Ağustos 2004 Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı, toplantıda yansıyan cümleyi aynen okuyorum. ‘FETÖ’cü irtica grubu devletin tüm kadrolarında özellikle de Milli Eğitim Bakanlığı, Emniyet Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde kadrolaşmayı, bünyesinde vakıf okul, dershanelerde eğittiği gençlerle bir taban oluşturmayı kendisine maddi destek sağlayacak sermayeyi oluşturarak, dini ele alarak bir devlet kurmayı esas alan bir strateji geliştirmiştir.’ Peki ne oluyor ondan sonra ? Orada ki toplantıda Fetullah Gülen cemaatinin ayrıca himmet paraları topladığı da yazılı. Milli Güvenlik Kurulu karar alıyor. Diyor ki, 481 sayılı karar, bunu hükümete bildirelim hükümet bu konuda önlem alsın. Olay 2007’de gazetelere yansıyor. Dönemin bakanı çıkıp diyor ki, biz o kararı, yani Milli Güvenlik Kurulu Kararını yok hükmünde saydık. Devletin istihbarat örgütüne, emniyetine ,ordusuna güvenmiyorsun, Fetullah Gülen Terör Örgütü’nün üyesine güveniyorsun. Sonra da diyorsun bunlar bizi kandırdı. Bu olayın sorumlusu kim? Sorumlu bu arkada gördüğünüz hükümettir”diye konuştu.

“SİZİN DARBEDEN ÖNCEDEN HABERİNİZ VAR MIYDI? ”

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasında Ömer Dinçer’in ‘Türkiye’de Değişim Yapmak Neden Bu Kadar Zor’ adlı kitabından bir bölüm okudu. Kılıçdaroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:” Bu işin siyasi sorumlusu kim? Sayın Ömer Dinçer’in kitabıdır. ‘Türkiye’de Değişim Yapmak Neden Bu Kadar Zor’ diye bir kitap Başbakanlık Müsteşarlığı yaptığı dönemde olayları anlatıyor. Kitabın, 123 ve 124. sayfasından bir bölüm okuyacağım.’ Milli Güvenlik Kurulu’nun tavsiye kararı, başbakanlığa bildirildikten sonra konuyu başbakanımıza açtım. Gelen yazıyı dosyasına kaldırmaya karar verdik. Bu karar metni Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılmadı. Hakkında hiç bir işlem yapılmadı. Konudan MGK toplantısına katılan bakanlar dışında kimsenin haberi olmadı. Bütün toplumsal ve siyasi riski hükümet adına Sayın Başbakanımız hukuki riski ben üstlenmiştim.’ Sorumluluk kime ait , dönemin başbakanına ait. Sorumluluk ona aitse, Türkiye’yi bir darbe ortamına taşıyan, bu yapı içinde o kişinin sorumluluğunu ona hatırlatacak makam kim? Peki Türkiye’yi adım adım darbeye götürenler hakkında bir şey yapmayacak mısınız? Sizin darbeden önceden haberiniz var mıydı? Yok muydu ?”

Kaynak: Hürriyet

39Kılıçdaroğlu: Bir soru sormak istiyorum, darbeden önceden haberiniz var mıydı?

CHPlideriKemal Kılıçdaroğlu, 2017 yılı bütçe görüşmelerinde konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşması yaklaşık 1 saat sürdü. 15 Temmuz darbe girişimini değerlendiren CHP lideri, “Hükümete çok açık bir soru sormak istiyorum: Sizin darbeden önceden haberiniz var mıydı yok muydu?” dedi. OHAL sonrası yaşananlar için maddeler sıralayan Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dolar yerine Türk lirası çağrısını da değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, “Bütün liderlere sesleniyorum. Ben dahil servetlerimizi açıklayalım. Ben birikimimi dolara yatırmadım” diye konuştu.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözlerinden satırbaşları şöyle:

Demokrasi üzerindeki her türlü vesayetin kaldırılması gerektiğine inanıyoruz. 16 Temmuz’da gelip bir konuşma yaptım. Ne söylüyorum; madem ki milletin takdiriyle buraya geldik, madem ki milli irade çok değerlidir. Demokrasi üzerindeki vesayete makamı ve mevkisi ne olursa olsun kimseye izin verilemez dedim. Herkes anayasal sınırları çerçevesinde hareket etmeli.

Arkamda Bakanlar Kurulu var. Her bir bakanın davulu vardır ama ses çıkaracak tokmağı kimse kusura bakmasın saraydadır. Bu olmaz, bunu kabul etmeyiz. Yürütme organının iradesine kimse gölge düşüremez.

Koltuğuna sahip çıkmayan Türkiye’ye sahip çıkamaz. Bakanların ve Sayın Cumhurbaşkanının kendi yetki alanları içinde görev yapmaları lazım.

Hele hele bir ülkede bakanlar konu mankeni konumuna düşürülüyorsa orada bir sorun var demektir. Demokrasiyi güçlendirmek için ne gerekiyorsa ona destek vereceğiz dedik. Bugün de aynı şeyi söylüyoruz. Halktan daha büyük güç yoktur, ona inanıyoruz, ona güveniyoruz.

OHAL’le ilgili yasaya biz hayır dedik ve çıktı. Hukukun üstünlüğü dediğimiz bir kavram var. Üstünlerin hukuku değil!

Hukukun içinde birisi suç işlerse adalete teslim edeceksiniz. Bir işkenceler yapıldı! Türkiye’nin dünyaya rezil edilmesine kimin hakkı var! Bu fotoğrafları Anadolu Ajansı servis etti. Bir hükümet işkenceyi savunursa, orada Türkiye’nin saygınlığına derin bir gölge düşürür. Bu ülkenin saygınlığına en derin gölge düşüren hükümettir arkamdaki hükümet.

Devletin istihbarat örgütleri, ordu güçleri diyor ki ‘Ey siyasiler bu örgüt böyledir’. Sonra ne oluyor peki? Orada cemaatin himmet parası topladığı da ifade ediliyor. VE hükümetin önlem alması için karar alınıyor. Olay 2007 yılında medyaya yansıyor. Dönemin hükümeti diyor ki o karar bizim için yok hükmündedir. Devletin istihbarat örgütüne güvenmiyorsun, FETÖ üyesine güveniyorsun. Sonra da diyorsun ki ‘Beni kandırdı!’ Sorumlusu kimdir diye soruyoruz. Bu olayın sorumlusu kim? ank Asya’ya para yatıran mı bu işin sorumlusu! Yoksa onlara bütün bu fırsatları, devletin uyarılarına rağmen, Türkiye’yi adım adım darbeye hazırlayan kim? Siyaset kurumu derken 2 temel örnek vermek isterim.

“MEHMET DİŞLİ…”

Birincisi Mehmet Dişli! Akıncılar Üssü’nde darbeyi yönetir. Mehmet Dişli’yi Genelkurmay’ın karargahına getirirler, kıta hizmetini tamamlamadan. Zaman gelir 2015. Dişli terfi eder tümgeneral olur. Yine kıta hizmeti lazım ama ona da bir formül bulunur. Ve Mehmet Dişli kıtaya gitmeden yine Genelkurmay karargahında kaldır. FETÖ’nün asıl sorumlusu Mehmet Dişli’yi orada tutan mı yoksa Bank Asya’ya para yatıranlar mı? Çocuğunu cemaatin yurduna gönderenler mi suçlu yoksa YAŞ’ta FETÖ’cülerin ihracını engelleyenler mi suçlu! Hükümeti uyardık! Hiç birisine uymadı! Hiç birisini dikkate almadı! Sorumlu bu arkada gördüğünüz hükümettir ve daha önceki hükümetlerdir.

‘ADİL ÖKSÜZ’Ü KİM KONTROL EDİYOR’

Darbe sonrası Adil Öksüz olayı. Hiç merak etmiyorsunuz kim bu Adil Öksüz?

Şunu unutmayın Emre Taner eski MİT müsteşarı geçenlerde bir konuşma yaptı darbe komisyonunda. Orada dedi ki, “Erzincan’da 2 MİT elemanı gözaltına alındı. Sayın başbakan izin vermeseydi o 2 MİT elemanı gözaltına alınamazdı.”

Herkesin eli kelepçelenirken bu beyefendinin eli neden kelepçelenmiyor. Üstelik bunun kayıtları devletin arşivinde de var. Hükümete çok açık bir soru sormak istiyorum: Sizin darbeden önceden haberiniz var mıydı yok muydu? Adil Öksüz sıradan gariban bir adam değildir. Kontrollü bir insandır. Kim kontrol ediyor onu?

OHAL uygulamalarıyla Türkiye bir karşı darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. OHAL sonrasını 12 madde ile özetlemek isterim:

1 – OHAL kararnameleriyle TBMM devre dışı bırakılmış iradesi istismar edilmiştir
2 – Bu süreçte kolektif suç yaratılmış evrensel hukuk kuralları ihlal edilmiştir.
3 – OHAL ile muhalif medya susturulmak istenmiştir.
4 – 12 Eylül döneminde Evren ve arkadaşlarının aklına gelemeyen cesaret edemedikleri hukuk dışı uygulamaya başvurulmuştur.
5 – İlk kez hükmet BM’ye başvurarak işkence yapacağını duyurmuştur
6 – Mücadele hukuk çerçevesinde çıkarılmıştır.
7-  İş dünyası sendikalar konuşamaz noktaya getirilmiştir.
8 – Bilim üretim alanı olan üniversiteler susturulmuştur.
9 – Yaratılan atmosfer nedeniyle suçlu suçsuz demeden hakim her önüne geleni tutuklamıştır.
10 –Şu anda Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur
11 – Türkiye şu anda bir hukuk devleti olmaktan çıkmıştır
12 – Güçler ayrılığı ilkesi fiilen çalışmamaktadır.

SÜLEYMANŞAH TÜRBESİNİ KAÇIRMAK ZORUNDA KALDIK

Her seferinde sabrımızı test etmeyin dediler. Ama gelinen noktada Ortadoğu’nun kabile şefleri bile sabrımızı test edecek açıklamalar yapıyor.
Suriye’de gidip namaz kılacaktık, Süleymanşah Türbesi’ni kaçırmak zorunda kaldık.

Sayın Cumhurbaşkanı, “Zalim Esed’in hükümranlığına son vermek için oraya girdik” diye açıklama yaptı.

Ne oldu bir gün sonra MGK toplandı ve MGK kendi başkanını yalanladı.

Yetinmedi Putin bununla, “Yok arkadaş çıkacaksın açıkça söyleyeceksin “ dedi.
Çıktı 1 gün sonra “Fırat Kalkanı’nın hedefi bir ülke veya kişi değil terör örgütleridir” de. Benim ağırıma gidiyor sizin gitmiyor mu?

18 ADAMIZ İŞGAL ALTINDA

18 adamız işgal altında. Hani bu milliyetçilik nerede? Bir zamanlar ayaklarının altındaydı. Egemenliği Yunanistan’a bırakılmamış 18 adada Yunan bayrağı dalgalanıyor. Komisyonda soruyoruz neden müdahale etmiyorsunuz diye, istişare ediyoruz diyorlar.

Kıbrıs’ta bakın göreceksiniz, yüzde 29’a düşürüyorlar toprağı. Neden? Pazarlıklar gizli kapaklı yapılıyor. İktidar partisinin milletvekillerine istirham ediyorum. Dış politika konusunda . Çok deneyimli arkadaşlar var. Onlara sorun. Kıbrıs’ı korumamız gerekiyor. Kıbrıs elimizin altından kaymamalıdır. Bedel ödedik Kıbrıs içimn. Biz o bedelin karşılığı olarak egemenliğimiz güçlendirmemiz gerekirken taviz veriyoruz.

KENDİSİNİ BOZDURDU MU MERAK EDİYORUM

Dünyada krizi var diyorlar. Dünyada kriz filan yok. Türkiye’de yaşanan siyasi krizi ekonomiyi vuruyor.

Bu arada Sayın Cumhurbaşkanı dolar bozdurma çağrısı yağıyor. Kendisinin Albaraka Türk’te 200 bin doları var. Kendisi bozdurdu mu merak ediyoruz. Bozdurduysa dekontunu açıklasın. Bütün liderlere sesleniyorum. Ben dahil servetlerimizi açıklayalım. Ben birikimimi dolara yatırmadım. Ama bu ülkenin cumhurbaşkanı birikimini dolara yapmış.

“BUNLAR DOĞRU DEĞİL ARKADAŞLAR”

Anayasa şunu söylüyor. Bakanlar Kurulu’na, KHK ile bütçede değişiklik yapma yetkisi verilemez. Biz bıraktık hükümeti, bütün yetkileri maliye bakanına veriyoruz. İstediği ödeneği alıyor, istediğini veriyor. O zaman bu parlamentonun iradesi nedir? Ne gereği var? Bu anayasaya aykırı mı, aykırı. Karar var mı var. Bunlar doğru değil arkadaşlar.

“ŞU SARAY’IN MALİYETİ NEDİR? DİYE HİÇ MERAK ETMEDİNİZ Mİ?”

Daha önemli bir şey. Bütçeyi görüşüyoruz değil mi? “Şu Saray’ın maliyeti nedir” diye hiç merak etmediniz mi? Bir vatandaş olarak ben merak ederim. Soruyor arkadaşlarımız, cumhurbaşkanlığı genel sekreterine soruyor. Verdiği cevap şu “Orası ilk projelendirildiği zaman başbakanlık için düşünüldüğünden ötürü, bunun bütçesini biz bilmeyiz, bakanlık söylesin” Soruluyor, bakanlara, her bakana.

“HANİ KUL HAKKI YEMEYECEKTİK”

Hiç kimse bilmiyor. Hiç kimsenin bilmediği bir bütçeye, büyüklüğe biz hangi gerekçeyle evet diyeceğiz? Hani kul hakkı yemeyecektik, dürüst ve namuslu olacaktık. Nasıl olur da bir saray yapılır, ben kaça yapıldığını bilmem. Bu ülkede yeni doğan çocuk, 80 yaşındaki insan vergi verir. Ama ben bunun maliyetini öğrenemiyor. Hadi bize söylemiyor, bari siz bir arayıp sorun.

“SAYIN BAŞKAN BURASI ÇADIR CUMHURİYETİ Mİ?”

Sayın Başkan bu sorum size. CHP vekilleri, iktidar milletvekilleri, soru önergeleri verirler. 24’ncü dönem, sadece bizim milletvekillerinin verdiği cevabını alamadığı önerge sayısı 11 bin 412. İçtüzüğü gayet iyi biliyorsunuz. 15 gün içinde cevabı verilir. Verilemiyorsa, meclise haber verilir 1 ay içinde verilir diyor. 1 dönem, 4 yıllık bir dönemde cevap verilmiyor. 2 bin 727 önergeye hiç cevap verilmiyor. Sayın başkan burası çadır cumhuriyeti mi? İçtüzüğü kaldırın, hükümete hiçbir şey sorulmaz, getirin kabul edin. Kendi kendimizi kandırıyoruz.

Hangi kuvvetler ayrılığı? İktidar kanadı yürütmeyi sorgulayabiliyor mu? Sayıştay raporlarına bakabildiniz mi? “8 milyar lira kayıp” deniyor, Sayıştay raporu. Ne demek bu? Böyle bir şey olabilir mi?

Bakın şimdi Maliye Bakanlığı bir genelge çıkardı. Kanuna aykırı, kara paranın tamamı…

KILIÇDAROĞLU’NUN SESİ KESİLDİ: “Sayın başkan, hükümeti temsilen konuşan kişiye 10 dakika verdiniz. Ben sizden fazla istemiyorum. Ona ne kadar verdiyseniz, bana da o kadar vereceksiniz.”

“SAYIN BİNALİ YILDIRIM ŞU ANDA BURADA YOK AMA TEŞEKKÜR EDİYORUM”

Faiz deyince bunlar orada, parayı götürüp faize yatırıyorlar. İcra dosyası 26 milyonu aştı arkadaşlar. Her iki kişiden biri icralık demektir. Bu mudur iyi yönetim? Çiftçi, Sayın Binali Yıldırım şu anda burada yok ama teşekkür ediyorum, bir gerçeği ortaya çıkardığı. Biz derdik ki, tarım kanunun 21’nci maddesi var, diyor ki, milli gelirin yüzde 1 oranında çiftçiye destek verilir. Siz bunu yapmıyorsunuz derdik, bakanlar gereğini yapıyoruz derdi. Binali Yıldırım, Ödemiş’te Erzincan’da konuştu. Kullandığı cümle şu “geçtiğimiz 15 yıl içinde tarıma verdiğimiz destek 90 milyar liradır” Helali hoş olsun. 15 yılın gayri safi milli hasılatını topladık. 15 katrilyon. Yüzde biri ne kadar? 156 milyar lira. Yani çiftçiye 156 milyar lira verilmesi lazım. Sayın Başbakan ne kadar verdik diyor 90 milyar lira. Arada 66 milyar lira fark var. Yani çiftçi 66’ya bağlamış. İtiraf ettiği için, bu gerçeği ortaya çıkardığı için kendilerine teşekkür ederim.

“DOLAR NEREDE VARDI? AYAKKABI KUTUSUNA İSTİF EDİLMİŞTİ”

16,06,2009. Kararname çıkardılar. Döviz üzerinden borçlanma hakkını getirdiniz. Şimdi de diyorsunuz ki doları bozdurun. 1 kuruşluk dolar maliyeti, 2 milyar 100 milyon lira. Dolar nerede vardı? Ayakkabı kutusuna istif edilmişti. Hani diyorlardı ya, “oğlum paraları bozdurdun mu” getirsin bozdursun. Biliyorum benim anlattıklarımda hoşunuza gitmeyenler olabilir, ben bunları söylemek zorundayım.

Kaynak: Hürriyet

38El konulan öğrenci yurdu yağmalandı

Esenyurt İncirtepe Mahallesi’ndeEsenyurt Belediyesi’nin yer tahsisi ile 2012 yılında hizmete açılanFatih Üniversitesi Öğrenci Yurdu’nun devletin el koymasının ardından kimliği belirsiz şahıslarca yağmalandı. CHP Esenyurt İlçe BaşkanıAli Gökmen, mahallelinin Esenyurt Kaymakamlığı, Emniyet Müdürlüğü ve Belediye Başkanlığı’na ilettiği şikayetlerin de sonuçsuz kaldığını ifade etti.
CHP’li Ali Gökmen, 5 yıldızlı otel konforunda organize edilen FETÖ yurdunun devletin el koymasının ardından 1 aylık süre içerisinde hergün defalarca yağmalandığını belirtti.

GECELERİ TİNERCİLER KALIYOR

Geceleri tinercilerin de konaklamaya başladığı öğrenci yurdunun derhal korumaya alınması gerektiğini söyleyen CHP Esenyurt İlçe Başkanı Ali Gökmen, “El koyduklarını vatandaşın yararına kullanmak yerine çürümeye terk ediyorlar. Bugün burada gördüğümüz manzara vicdanımızı sızlattı. Televizyonlardan klimalara, perdelerden ranzalara, yataklardan jeneratöre kadar bir öğrenci yurdunun ihtiyacı olan her malzemenin talan edildiğini gözlemledik.

Mahalleli ile konuştuğumuzda, kendilerinin defalarca yetkililere yazılı ve sözlü müracaat etmelerinin de sonuçsuz kaldığını öğrendik. Esenyurt Kaymakamlığı, Emniyet Müdürlüğü ve kandırıldığını iddia eden Esenyurt Belediyesi yönetimini göreve davet ediyorum. Burada bir an önce koruma tedbiri alınmalı ve vatandaşın cebinden çıkan milli servetin yağmalanması geç kalınmış olmasına rağmen sonlandırılmalıdır” dedi.

Kaynak: Hürriyet

37Atina 3 FETÖ’cü askeri vermiyor

Yunanistan’da dün Türk-Yunan ilişkilerini olumsuz etkilemesi beklenen bir gelişme yaşandı.Atina’da mahkeme15 Temmuz’daki darbe girişimi sonrasında helikopterle Yunanistan’a kaçan 8 askerden 3’ünün Türkiye’ye iade edilmemelerine karar verdi.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından 8 asker, Sikorsky helikopterle 16 Temmuz’da Yunanistan’ın Dedeağaç (Aleksandrupolis) şehrine kaçmıştı. 2’si binbaşı, 4’ü yüzbaşı, 2’si de başçavuş 8 askerin Türkiye’ye iadesi için hukuki süreç başlatılmıştı. Atina’da dün toplanan Temyiz Hâkimleri Kurulu, askerlerden Binbaşı Ahmet Güzel, Binbaşı Gencay Büyük ve Başçavuş Bilal Kurugül’le ilgili kararını açıkladı. Kurul 3 askerin de Türkiye’ye iade edilmemelerine karar verdi. Mahkemenin gerekçeli kararı henüz açıklanmadı. Karara itiraz yolunun açık olup olmadığı da dün kesinlik kazanmadı.

AVUKAT: KARAR KESİN

Askerlerin avukatlarından Stavrula Tomara, Hürriyet’e açıklamasında “Karar kesin. Bir üst mahkeme sözkonusu değil” derken, dün akşam Atina’da nihai kararı Yüksek Mahkeme’nin (Arios Pagos) vereceği iddiaları dolaştı. Avukat Tomara “Yunan adaleti bağımsız karar verdi. Müvekkillerim sevinçlerinden havaya uçuyorlar” dedi. Savcı, askerlerin Türkiye’ye gönderilmeleri durumunda hayatlarının tehlikede olacağını iddia ederek iade edilmemelerini istedi. Bu savunmanın yanı sıra kararda “Türkiye Cumhuriyeti’ndeki yasal düzeni yıkmaya yönelik bir eylemin Yunanistan’da suç teşkil etmediği” görüşü de etkili oldu.
Yunanistan’a kaçan askerlerden 3’ü bugün, 2’si perşembe günü Temyiz Hâkimleri Kurulu’nda yargılanacak. Yunanistan, ilk günden beri iade edilecekleri yönünde mesajlar vermişti. 7’sinin siyasi sığınma talebi reddedilmişti, diğer askere ise cevap verilmemişti. İltica talepleri reddedilen 7 asker temyize gitmişti.
BEKLENTİMİZ HÜKÜMETİN GAYRET GÖSTERMESİDİR

MİLLİ Savunma Bakanı Fikri Işık, TUSAŞ’taki Göktürk-1 Uydu Fırlatma Töreni’nin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakan Işık, Yunanistan’ın darbeci 3 askeri iade etmemesiyle ilgili şunları söyledi: “Yunanistan, Türkiye ile NATO’da ittifak içerisindedir, NATO müttefikimizdir. Bizim Yunanistan hükümetinden beklentimiz kesinlikle bu FETÖ mensuplarının Türkiye’ye iadesiyle ilgili her türlü gayreti göstermesidir.” (AA)

Kaynak: Hürriyet ve Akit

36Yunanistan üç darbeci askeri Türkiye’ye iade etmeyecek

Yunan mahkemesi, 15 Temmuzdarbe girişimi sonrasıYunanistan’a kaçan üç Türk askerinin Türkiye’yeiadeedilmemesine karar verdi. Milli Savunma BakanıFikri Işık, konuyla ilgili ‘Yunanistan’dan beklentimiz tüm FETÖ üyelerinin iadesi için gereken çabayı ortaya koymasıdır” açıklamasını yaptı.
FETÖ’nün darbe girişiminin ardından Sikorsky tipi askeri helikopterle Yunanistan’ın Dedeağaç Havalimanı’na iniş yaparak sığınma başvurusunda bulunan sekiz askerin yedisinin talepleri reddedilmişti. Ancak Yunanistan, darbeci askerlerin Türkiye’ye iadeedilmesini isteyen Ankara’nın bu talebine yönelik kararını açıklamamıştı.

Reuters’ın haberine göre, Atina’daki temyiz mahkemesi söz konusu askerlerden üçünün Türkiye’ye iadesine karşı çıktı. Mahkemenin kararına göre darbeci üç asker “hayatlarının tehlikede olduğu” gerekçesiyle Türkiye’ye iade edilmeyecek.

Associated Press, iade edilmemesine karar verilen askerlerin önümüzdeki günlerde serbest bırakılmasının beklendiğini bildirdi. Geri kalan askerler için ise önümüzdeki üç gün içinde duruşma yapılacak.

Kaynak: Hürriyet ve Yeni Şafak

35Afyonkarahisar’da FETÖ şüphelileri adliyede

Onur BAYRAM / AFYONKARAHİSAR, (DHA) – AFYONKARAHİSAR’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınan 13 şüpheli adliyeye sevk edildi.
Afyonkarahisar’da müftülük ve farklı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışırken FETÖ/PDY soruşturmaları sonucu açığa alınarak, görevden ihraç edilen 18 kamu personeli hakkında Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geçen hafta içi yakalama kararı çıkartıldı. Karar doğrultusunda Afyonkarahisar Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri geçen hafta çarşamba sabahı belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi. Cep telefonlarında FETÖ’nün şifreli mesajlaşma programı ‘ByLock’ olduğu tespit edilen şüphelilerden 13’ü gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemleri tamamlanan 13 şüpheli, bugün öğle saatlerinde adliyeye sevk edildi. Yakınlarının adliye önünde beklediği şüpheliler, bir midibüsle adliyeye getirildi. Bazı sanıkların yanlarında çantaları olduğu görülürken, 2’şerli halde birbirlerine kelepçelenen şüpheliler savcı ve hakimlerin giriş yaptığı ön kapıdan adliyeye alındı. Şüphelilerin savcılık sorgusu sürüyor.

Kaynak: Hürriyet

34Edirne’de 1 öğretim üyesi FETÖ’den tutuklandı

EDİRNE, (DHA) – EDİRNE’de FETÖ/PDY soruşturma kapsamında gözaltına alınan Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görevli Prof. Dr. Yahya Çelik, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Gözaltına alınan diğer 2 akademisyen ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Edirne’de süren FETÖ/PDY soruşturma kapsamında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görevli akademisyenler Prof. Dr. Yahya Çelik, Prof. Dr. Hakan G. ve Prof. Dr. Ercüment Ü., Edirne Emniyet Müdürüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince hastanede gözaltına alındı. FTÖ/PDY soruşturması kapsamında emniyette ifadeleri alınan şüpheliler daha sonra adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgularının ardından mahkemeye sevk edilen şüphelilerden Prof. Dr. Yahya Çelik tutuklanırken, diğer akademisyenler Hakan G. ve Ercüment Ü., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

33FETÖ operasyonu zanlısı 10 kişi adliyede (2)

ŞÜPHELİLERDEN 9’U TUTUKLANDI
Çanakkale başta olmak üzere 10 ilde FETÖ/PDY’ye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınıp, adliyeye sevk edilen ve örgüt ablası oldukları ileri sürülen 10 kişiden 9’u tutuklandı. Diğer 1 şüpheli ise savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

32Yunasitan’a kaçmaya hazırlanan 8 FETÖ üyesi yakalandı

Nilüfer DEMİR/BODRUM (Muğla), (DHA) – MUĞLA’nın Bodrum İlçesi’nde FETÖ üyesi olduğu belirlenen 8 kişi, Yunanistan’ın İstanköy (Kos) Adası’na kaçma hazırlığındayken yakalandı.
Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Bürosu Cumhuriyet Savcısı Sümeyra Çetin’in yürüttüğü soruşturma kapsamında yapılan operasyonda, geçen 29 Kasım da Yunanistan’ın İstanköy Adası’na kaçma hazırlığı yapan 4’ü kadın, toplam 8 FETÖ/PDY üyesi gözaltına alındı. Şüphelilerin, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet ve Akşam

31Darbeci askerler, kongre merkezinde yargılanacak

Ramazan ÇETİN/DENİZLİ, (DHA) – DENİZLİ’de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında açılan davada, tamamı asker olan 42’si tutuklu, 60 sanık, 26 Aralık’ta duruşma için özel olarak mahkeme salonuna dönüştürülen Denizli Kongre ve Kültür Merkezi içindeki Turan Bahadır Salonu’nda hakim karşısına çıkacak.
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ/PDY soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamenin 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesiyle açılan davada, tamamı askerlerden oluşan 42’si tutuklu 60 sanık, 26 Aralık’ta hakim karşısına çıkacak. Eski Denizli Garnizon ve 11. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Kamil Özhan Özbakır’ın da aralarında bulunduğu sanıklar, duruşma salonu olarak düzenlenen Denizli Kongre ve Kültür Merkezi içinde bulunan Turan Bahadır Salonu’nda yargılanacak.
İzmir Buca Cezaevi’nde bulunan asker tutuklular da dava için geçici olarak Denizli’ye getirilecek. Askerler, ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olma, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs’ suçlarından yargılanacak.
2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen diğer FETÖ davaları da aynı salonda görülecek. Dava sırasında yüksek güvenlik önlemleri de alınacak.
Salonda günler öncesinden başlayan hazırlıklarda sona gelindi. Mahkeme heyeti ile sanık ve avukatların oturacağı koltuklar tamamlandı. Sesli ve görsel kayıtlar için elektronik sistemlerin de montajı bitirildi. Salonun dışına da 2. Ağır Ceza Mahkemesi Duruşma Salonu yazılı tabela asıldı.

Kaynak: Hürriyet

30FETÖ sanığı: Fethullah Gülen İslam’a en büyük zararı verdi

Mustafa TURAPOĞLU/TOKAT, (DHA)-TOKAT’ta sürdürülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında haklarında dava açılan 4’ü tutuklu 9’u tutuksuz 13 sanık hakim karşısına çıkarıldı. Sanıklardan tutuksuz yargılanan K.K., maaşlarından yüzde 10 kesinti yapıldığını anlatırken, “Fethullah Gülen İslam’a en büyük zararı verdi. Çok pişmanım” dedi.

Tokat’ta örgütün infaz koruma memurları ve öğretmenlerine yönelik düzenlenen operasyon sonrası tutuklu yargılanan A.A., M.Ç., S.Z., Ş.B., ile tutuksuz yargılanan infaz koruma memurları A.K., B.Y., C.A., İ.U.Ş., K.K., M.K., M.D., M.S., Ö.F.K. hakkında Tokat Ağır Ceza Mahkamesi’ne ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlarından açılan davanın ilk duruşması görüldü. Duruşmaya sanıklar ile avukatları ve yakınları katıldı. Okunan iddianamenin ardından, sanıkların savunmaları istendi.

“ANLASAM, SELAM BİLE VERMEZDİM”

Sanıkların savunmasını alan hakim ilk sözü tutuksuz yargılanan A.K.’ya verdi. A.K. savunmasında hiç bir silahlı terör örgütüne üye olmadığını savunarak, “Sohbetlere tamamen manevi duygularla katıldım. Bu suçlama bana ağır geliyor. Devlet ve milletime zerre kadar zarar getirecek bir durumda bulunmadım. Sohbetlere katılmaya 2016 yılı Haziran ayına kadar devam ettim. Sohbetlerde genellikle Kuran-ı Kerim meali, hadisler gibi dini konular yer alıyordu. Yani terör örgütünü çağrıştıracak bir şey görmedim. Bir PKK, DEAŞ veya Hizbullah terör örgütü gibi bir terör örgütü olduğunu anlasaydım selam bile vermezdim” dedi.

“NEDEN AKLIMI KULLANMADIM DİYE DÜŞÜNÜYORUM”

B.Y. ise savunmasında, evlerde kaldığı sürelerde içeriği tamamen dini olduğu için sohbetlere katıldığını anlatırken şöyle konuştu:

“Türkçe Olimpiyatları düzenliyorlardı. Dini ve milli duygularla hareket edenlerden zarar gelmez diye düşündüm. Bir propagandaya şahit olmadım, olsaydım kesinlikle karşısında dururdum. 17-25 Aralık süreci sonrası da sohbetlere katılmaya devam ettim. Evde kaldığım süre içerisinde bir önceki sohbette ortak bir tarih ve saat belirleniyordu. Sohbetleri Ş.B. ve S.Ö. veriyordu. ‘ByLock’u ortaokuldan öğretmenim olan S.Ö., 17-25 Aralık sürecinden sonra yükledi. Bylock üzerinden mesajlar geliyordu. Telefonumun kamerası bozulduğundan format attırdım ve ‘ByLock’u daha kullanmadım. Sohbetlerde Zaman Gazetesi’nden yazılar da okunuyordu. Yardım da toplanıyordu. Yardımları sohbeti yapan kişi topluyordu. 2013 Mayıs ayında eşimle tanıştım. Bizi görüştürdüler, severek evlendim. 4 aydır düşünüyorum neden aklımı kullanmadım diye.”

“AK PARTİ’YE OY VERMEYİN”

C.A. ise 2010 yılında infaz koruma memuru olarak göreve başladığında bu yapıyla tanıştığını kaydederek, “Türkçe Olimpiyatlarından etkilendim. Allah rızası için ve dini duygularla bu yapıya katıldım. Sohbetlere katıldım. 2013 yılında kayınvalidemin kanser olduğunu öğrendim. Ankara’da tedavi olacaktı. Zaten ben de Ankara’ya gitmek istiyordum. Siyasi referans olsa daha iyi olur dediler ve Aralık ayında Ankara’ya gittim. Ardından 17-25 Aralık süreci gerçekleşti. Bu süreçten sonra içimde bir şüphe oluştu. 2016 yılı Haziran ayına kadar sohbetlere devam ettim. Sohbetleri S.Ç. ve S.Ö. veriyordu. Daha sonra M.Ç. sohbetleri veriyordu. M.Ç.’yi ‘Mahmut’ olarak biliyordum. Benim kod adım Ankara’da ‘Cemil’ idi. Ankara’daki sohbetler de içerik olarak Tokat’taki ile aynıydı ama Ankara’da ‘AK Parti’ye oy vermeyin’ söylemleri sohbetlerde geçiyordu” diye konuştu.

“ÇOK PİŞMANIM”

Tutuksuz yargılanan K.K. ise savunmasında 2009 yılında infaz koruma memuru olduğunu kaydederek, “Ben bu evlerde sadece barınma amaçlı kaldım. 2014 yılı Şubat-Mart gibi bu yapıya ait evden ayrıldım. O tarihten sonra bu yapıyla bir bağım bulunursa en ağır cezayı almaya razıyım. Fethullah Gülen İslam’a en büyük zararı verdi. Bu yapıya Allah rızası için bağışta bulundum. Maaşlarımızdan yüzde 10 oranında kesinti oluyordu. Çok pişmanım. Hiçbir zaman silahlı terör örgütüne üye olmadım” dedi. Diğer tutuksuz sanıklar İ.U.Ş., M.K., M.D., M.S., Ö.F.K. da, kendilerine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi.

Tutuklu sanıklar A.A., M.Ç., S.Z., Ş.B.’nin savunmalarına geçildi. Kendilerin yöneltilen suçlamaları kabul etmeyerek tahliyelerini isteyen sanıklardan Ş.B. kendisine diğer sanıkların ‘imam’ şeklinde hitap edildiği sözlerinin hatırlatılması üzerine “İmam olarak sadece cami imamını tanırım” diye yanıt verdi. Mahkeme ifadelerin ardından duruşmayı, 16 Ocak 2017 tarihine erteledi.

Kaynak: Hürriyet

29Avukatlara verilmeyen erişim kısıtlamalı dosya yandaş gazetecide

Doğan Holding Ankara TemsilcisiBarbaros Muratoğlu’nun gözaltına alınmasından sonra avukatlarına getirilen soruşturma belgelerine erişim kısıtlamasına karşılık, Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Kelkitlioğludün akşam, bu belgelerin elinde olduğunu ileri sürdü.
Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kelkitlioğlu, dün akşam 24TV kanalındaki “Esas Mesele” programında, “Barbaros Muratoğlu hakkındaki soruşturmayla ilgili belgeler elimde. Soruşturmanın selameti için açıklamıyorum. Barbaros Muratoğlu’nda ByLock çıkarsa ne diyecekler” dedi.

Kelkitlioğlu’nun bu açıklaması, Muratoğlu’nun avukatlarının ulaşamadığı soruşturmayla ilgili gizli belgelerin bir gazetecinin elinde olduğunu ortaya çıkardı.
Barbaros Muratoğlu, Kelkitlioğlu’nun kendisinin FETÖ ile ilişkili olduğu yolundaki yazılarının ardından geçtiğimiz perşembe günü gözaltına alınmıştı.

Kaynak: Hürriyet

28Kırıkkale de 8 kamu çalışanı FETÖ’den adliyede

Erhan GÖĞEM/KIRIKKALE, (DHA)- KIRIKKALE’de Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında kamuda çalışan 8 kişi gözaltına alındı.
İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürülen FETÖ/PDY soruşturma kapsamında kamuda çalışan ve örgütle bağlantısı tespit edilen şüphelilere yönelik operasyon duzenledi. İl Sağlık, Aile ve Sosyal Politikalar ve İl Müftülüğü’nde görevli 8 kişi gözaltına alınarak ifadeleri alındı. Emniyet’teki işlemleri tamamlanan şüpheliler adliyeye sevk edildi.

Kaynak: Hürriyet

27FETÖ tutuklularına mesaj iletmek isterken yakalandılar!

Balıkesir’in Bandırma İlçesi’nde M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaFETÖ/PDY’den tutuklu Sakarya Emniyet Müdürlüğü Şube Müdürü Erhan Memiş ve polis memuru Ali Kaya’yı ziyarete gelen yakınlarınınelve kollarındamesajyazdıkları ortaya çıkarıldı.
Erhan Memiş’i ziyaret eden öğretmen eşi H.M. (36) ile polis memuru Ali Kaya’yı ziyaret eden kız kardeşi A.K. (25), el ve kollarına mesaj içeren yazılar yazarak, tutuklularla görüşüp mesajı iletmek üzereyken cezaevi görevlilerince yakalandı.

Gözaltına alınan H.M ile A.K., Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Bandırma Emniyet Müdürlüğünce gerekli soruşturma yapıldıktan sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. H.M. ve A.K.’nın el ve kollarına yazdıkları mesajlarda ise ’Kesin bir dille reddedin’, ’Asla kabul etme’, ’Bulmalarına imkan yokmuş’ şeklinde yazıların yer aldığı öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet ve Star ve Takvim

26Şanlıurfa’da FETÖ’nün göz merkezi, devlete devrildi

ŞANLIURFA, (DHA) – ŞANLIURFA’da, FETÖ’yle bağlantısı olduğu gerekçesiyle Kanun Hükmünde Kararname ile hazineye devredilen göz merkezi, Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet vermeye başladı.

Fetullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma ve OHAL kapsamındaki Kanun Hükmünde Kararname ile hazineye devredilen Anadolu Göz Merkezi, Milli Emlak Müdürlüğü’ne devredildi. Milli Emlak Müdürlüğü ise, merkezin sağlık hizmetlerinde kullanılması için İl Sağlık Müdürlüğü’ne tahsis etti. Göz merkezi, Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin İpekyolu Ek Binası’nda vatandaşlara hizmet vermeye başladı.

Şanlıurfa Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği tarafından yapılan açıklamada, merkezde göz hastalıkları ile ilgili her türlü tanı teşhis, tedavi ve müdahalenin yapılabileceği belirtildi.

Kaynak: Hürriyet

25FETÖ’den tutuklanıp serbest bırakılan kaymakam hakkında takipsizlik kararı

Mustafa TURAPOĞLU/ TOKAT,(DHA)-TOKAT’ta 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan, 4 gün sonra ise serbest bırakılarak görevine dönen Zile Kaymakamı Erdoğan Turan Ermiş hakkında yapılan incelemede takipsizlik kararı verildi.
15 Temmuz’daki darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturma kapsamında, Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması(FETÖ/PDY) ile ilişkisi olduğu şüphesiyle 19 Temmuz’da tutuklanan Zile Kaymakamı Erdoğan Turan Ermiş avukatları aracılığı ile 4 gün sonra tutukluluk kararına itirazda bulundu. Yapılan incelemede Kaymakam Ermiş’in, tutukluluğuna gerektirecek herhangi bir husus bulunmadığı tespit edilerek serbest bırakılmasına karar verildi. Kaymakam Ermiş tutukluluğunun kaldırılmasıyla görevine geri döndü. Hakkında takipsizlik kararı verildi.
İLÇEDEN AYRILMADAN AÇIKLAMA YAPTI
Son Kaymakamlar kararnamesi ile Giresun’un Görele ilçesine atanan Erdoğan Turan Ermiş, tayin olmasıyla birlikte yalnış algıları ifade etmek için bilgilendirme yapma ihtiyacında bulunduğunu kaydetti. Sosyal medyadaki hesabından açıklama yapan Kaymakam Ermiş, darbe girişimini duyar duymaz Tokat Valisi Cevdet Can’ı aradığını daha sonra ilçede polisi göreve çağırarak belediye balkonundan halka hitap ettiğini belirterek, “Ancak ne hikmetse 19 Temmuz gecesi herhangi bir emniyet ve savcılık sorgusu olmadan ve hakkımda iddia edilen somut bir iddiadan habersiz olarak tevkif edildim. Yapılan hatanın fark edilmesi üzerine 4 günlük görevden ayrılık sonrası görevime Zile ilçemizde devam ettim. Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı’nın takipsizlik kararı ile hakkımdaki iddianın gerçek dışı olduğu ve iftira olduğuna dair karar verildi. Ancak kararı görünce üzüntüm bir kat daha arttı. Çünkü şikayetçi S.K. isimli şahıs. Dört cümlelik bir yazı ile ‘şu kaymakam da böyledir’ tarzında dilekçesiyle ile maalesef hakkımda adli işlem yapılmasına sebep olmuştu. Şikayet dilekçesi Mart ayında yazılmış ve 5 aylık bir süre sonunda malum olay zamanı işleme konmuş adli makamlar yanıltılmıştı” ifadelerine yer verdi.
‘NEDENİ HES İÇİN İKNA ÇABAM’
Mart ayında verilen ve 15 Temmuz sonrası işleme konulan dilekçenin Zile-Çekerek nehri üzerinde yapılacak olan hidro elektrik santrali olduğunu iddia eden Kaymakam Ermiş, ”İlçeye tayin olmamdan önceki yıl HES protestosu için İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerden gelen protestocu grupların kamu araçlarına zarar vermesi ve kolluk görevlilerine mukavemet etmesi sonucu adliyeye yansıyan olaylar cereyan etmiştir. Devletimizin aldığı bir karar ve ülkemizin enerjiye ihtiyacı olduğuna ilişkin ikna çabalarımın karşılığı olarak art niyetli bir kişinin ismini gizlemek suretiyle, yazdığı haince bir BİMER dilekçesi sonucu tutuklama işlemi gerçekleşmiştir. Şu an Tokat Başsavcılığınca iftira dilekçesini yazan şahıs hakkında soruşturma yürütülmektedir. Açacağım manevi tazminat davası sonucu eğer tazminat alırsam bunu 15 Temmuz’da şehit olan bir kardeşimizin ev yapımı için üzerine katkı koymak suretiyle yardım olarak hibe edeceğim. Malum idarecilik kolay değil, seveniniz olur sevmeyeniniz olur. Meseleyi kader boyutu ile görüp, bilmeyerek hata yapmış kamu görevlilerine hakkımı helal ediyorum. Vatandaşlarımızı doğru bilgilendirmek, ileride oluşabilecek sui zanların önüne geçmek adına bu açıklamayı yapmak zorunda kaldım” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Hürriyet

24FETÖ’den açığa alınmıştı, 130 gün sonra görevine döndü

Engin ÖZMEN/EDİRNE, (DHA)- EDİRNE’de darbe girişimı ardından açığa alınan ve hakkında gözaltı kararı olduğu gün kanun hükmündeki kararname ile başmüfettişliğe atanan eski Trakya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Müslüm Yalçın, 130 gün sonra görevine aide edildi. Yalçın, bakanlık onayıyla görevine döndüğünü sosyal paylaşım sitesinden duyurdu.
15 Temmuz darbe girişiminden 5 gün sonra Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Trakya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Müslüm Yalçın’ı açığa aldı. Daha sonra ‘Demokrasi nöbetlerine’ katılarak elinde Türk bayrağı ile darbe girişimine tepki gösteren Müslüm Yalçın hakkında geçen 2 Ağustos günü Edirne Cumhuriyet Savcılığı tarafından gözaltı kararı çıkarıldı. Müslüm Yalçın, aynı gün yayınlanan kanun hükmünde kararname ile başmüfettiş olarak atandı. Edirne Cumhuriyet Savcılığı’ndaki ifadesinin ardından serbest bırakılan Yalçın, 130 gün sonra bakanlık onayıyla başmüfettişlik görevine iade edildi. Göreve döndüğünü sosyal medya hesaplarından duyuran gümrük başmüfettişi Müslüm Yalçın, şunları yazdı:
“20 Temmuz’dan bu yana yaklaşık 130 gündür yaşadığımız zor günler bugün itibariyle son buldu. Bugünü bize gösterdiği için Cenab-ı Allah’a sonsuz şükürler olsun. Bu gün Bakanlığımızdan alınan onayla, açığa alınma kararına dayanak teşkil eden hakkımdaki soruşturmanın sonuçlandığı ve hakkımdaki soruşturmanın devamına gerek kalmadığı bildirilmiştir.”

Kaynak: Hürriyet

23Konya’da kamu çalışanlarına FETÖ operasyonu: 15 gözaltı

Hasan DÖNMEZ/KONYA, (DHA) – KONYA’da, Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında, örgütün haberleşme programı olan ‘ByLock’u kullandıkları iddiasıyla haklarında yakalama kararı çıkan 21 kamu çalışanından 15’i gözaltına alındı.
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz darbe girişimi ardından FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nden 2, İl Müftülüğü’nden 16, AFAD’tan 2 ve Konya Valiliği’nden 1 kişi olmak üzere 21 kişi hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Bu sabah eş zamanlı düzenlenen operasyonda 15 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin örgütün haberleşme programı olan ‘ByLock’u kullandıkları ileri sürüldü. Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler sorgulanmak üzere Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.
Operasyon kapsamında hakkında yakalama kararı çıkarılan 6 kişinin ise yakalanması için çalışmaların sürdürüldüğü bildirildi.

Kaynak: Hürriyet

22FETÖ operasyonu zanlısı 10 kişi adliyede

Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE, (DHA)- ÇANAKKALE başta olmak üzere 10 ilde Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan ve örgütün ablası oldukları ileri sürülen 10 kişi, adliyeye sevk edildi.
Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ/PDY soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, geçen 28 Kasım’da, FETÖ/PDY ‘ablası’ oldukları ileri sürülen kişilere yönelik operasyon yaptı. Çanakkale başta olmak üzere İstanbul, Konya, Bursa, Hatay, Antalya, Manisa, Denizli, Aydın ve Tekirdağ’da eş zamanlı baskınlar düzenlendi. Operasyonlarda 10 kişi gözaltına alındı. Şüpheliler, polisteki işlemlerinin ardından bu sabah adliyeye sevk edildi.

Kaynak: Hürriyet

21‘15 Temmuz’ sergisi Paris’te açıldı

FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimine ilişkin Anadolu Ajansı (AA) muhabirlerinin çektiği fotoğraflardan oluşan ‘15 Temmuz Milli İradenin Yükselişi’ adlısergi, Türkiye’ninParisBaşkonsolosluğu’nda açıldı. Serginin açılışına Paris Büyükelçisiİsmail Hakkı Musa, Paris Başkonsolosu İhsan Emre Kadıoğlu, Konsolos Müslüm Aygün ve Fransa’daki Türk derneklerinin temsilcileri katıldı.
AÇILIŞTA konuşan Büyükelçi Musa, “15 Temmuz deyince ben yutkunmadan edemiyorum. O hain teşebbüs vuku bulduğunda daha önce görev yaptığım kurumdaydım. Orayı bombalayan helikopterleri gözümle gördüm. Alçakça bir kalkışma, alçakça bir darbe girişimi yaşadık. Milletimizin basireti ve kararlı duruşu sayesinde bunun üstesinden geldik” dedi.

Serginin düzenlenmesinden dolayı Anadolu Ajansına teşekkür eden Musa, “Bu sergiönemli bir hadise. Bunu Fransa’nın farklı şehirlerine taşımamızda yarar olduğunu düşünüyorum. Özellikle Fransızlara bu sergiyi göstermeliyiz ve Türkiye’yi eleştirmeden önce bizim ne yaşadığımızı görmeliler” diye konuştu.
Fotoğraf sergisinde emeği geçen AA çalışanlarına teşekkür eden Başkonsolos Kadıoğlu da “Bağımsızlığımızı ve demokrasimizi hedef olan bu hain girişim karşısında milletimiz üstün bir irade sergileyerek canı pahasına ülkesine sahip çıkmış ve FETÖ terör örgütünün tezgahladığı bu ihaneti başarısızlığa mahkum etmiştir. Bu sergi aracılığıyla 15 Temmuz gecesinde ve takip eden günlerde milletimizin ortaya koyduğu milli iradeyi hatırlamayı, onu ölümsüzleştiren fotoğrafları Fransız vatandaşlarına ulaştırmayı amaçlıyoruz” dedi.
Paris Başkonsolosluğu toplantı salonunda ziyaret açılan sergi ay sonuna kadar açık kalacak.

Kaynak: Hürriyet

20Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanına ‘FETÖ’ gözaltısı

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı Doç. Dr. Fatih Gürsul gözaltına alındı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nın başdanışmanı Doç. Dr. Fatih Gürsul, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Ankara’da gözaltına alındı.

Habertürk’ün haberine göre; Gürsul’un evinde arama yapılıyor.

Ayrıntılar geliyor…

Kaynak: Cumhuriyet ve Star ve Akşam ve Yeni Şafak ve Takvim ve Türkiye ve Akit

19Yunanistan darbeci askerler için kararını verdi: 3 asker iade edilmiyor

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’den Yunanistan’a kaçan askerler hakkında karar verildi. Darbeci askerlerden üçünün iade edilmemesi kararlaştırıldı. Diğer beş asker için karar henüz verilmedi.

Darbe girişiminin ardından Sikorsy tipi askeri helikopterle Yunanistan’ın Dedeağaç Havalimanı’na iniş yapıp sığınma başvurusunda bulunan 8 asker hakkında Yunanistan mahkemesi tarafından yeni bir karar verildi.

Reuters’ın haberine göre; mahkeme, darbeci askerlerden 3’ünün iade edilmesine karşı çıktı. Mahkeme heyeti diğer beş askerle ilgili kararını henüz vermedi. Darbeci askerlerin avukatı Stavrula Tomara kararı memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

ANKARA’DAN JET TEPKİ

Yunanistan mahkemesinin verdiği karara Ankara’dan tepki ise gecikmedi. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık yaptığı açıklamada, “Yunanistan’dan beklentimiz tüm FETÖ üyelerinin iadesi için gereken çabayı ortaya koymasıdır” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Cumhuriyet

18Hakan Fidan’ın zırhı Deniz Feneri’ni ‘bitiren’ savcı

Ankara Savcılığı, Fidan’ın 15 Temmuz’la ilgili tanık olarak ifadesinin alınması talebini hazırladı. Ancak Başsavcı, Başbakanlık’a göndermedi.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin müşteki/tanık olarak ifadesinin alınıp alınmayacağı konusu bilmeceye dönüştü. Ankara Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu Savcılığı, Fidan’ın ifadeye çağrılması amacıyla Başbakanlık’tan izin alınması için talep yazısı hazırladı ve Ankara Başsavcısı Harun Kodalak’a sundu. Başsavcı Kodalak’ın yazıyı basında çıkan haberlerin aksine bir aydır Başbakanlık’a göndermediği hatta Başbakanlık’a gönderilmesi amacıyla imzalamadığı ve savcılığa iade etmediği ortaya çıktı. Başsavcılığın yazıyı neden göndermediğine ilişkin bir açıklama yapılmadı.

15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturmayı yürüten Anayasal Düzene Karşı Suçları Soruşturma Bürosu Savcılığı, Hakan Fidan’ın tanık/müşteki olarak ifadesinin alınması amacıyla Başbakanlık’tan izin alınması için geçen ay bir yazı hazırladı. Bu yazı, aynı tarihlerde Başsavcı Harun Kodalak’a sunuldu. MİT Yasası’nın 26. maddesi uyarınca MİT Müsteşarı’nın bir soruşturmada tanık olarak ifade vermesi Başbakan’ın iznine bağlı olduğu için Başsavcı Kodalak’ın da talep yazısını Başbakanlık’a göndermesi gerekiyordu. Basında savcılığın yazıyı Başbakanlık’a gönderdiğine ilişkin 10 gün önce haberler çıktı. Bu haberler de yalanlanmadı.

Ancak Başsavcı Kodalak’ın talep yazısını Başbakanlık’a göndermediği anlaşıldı. Kodalak, dün yaptığı açıklamada “MİT Müsteşarı Fidan’ın ifadesinin alınması konusunda henüz talepte bulunmadık. Söz konusu haber gerçek değildir” dedi. Başsavcının yazıyı bir aydır elinde bekletmesi soru işareti yarattı. Fidan’ın dinlenmesi için neden yazının Başbakanlık’a gönderilmediği açıklanmadı. Savcılık kaynakları, durumu “Başsavcınının takdiri” olarak değerlendirdi.

Hakan Fidan’ın ifadesi, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin en önemli tanıklıklardan birini oluşturacaktı. Çünkü Fidan, cemaatin TSK eliyle yapmaya kalktığı darbe girişimini ordu içinden gelen ihbarlarla 15 Temmuz günü haber almıştı. Bunun üzerine Karargâh’a akşam saatlerinde giden Fidan, burada Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile toplantı gerçekleştirmişti. Fidan’ın Genelkurmay’dan ayrılmasıyla darbeciler karargâha girmiş ve Akar’ı derdest etmişti. Hulusi Akar savcılığa müşteki/tanık olarak ifade verdi. Ancak Fidan, 4 ay 20 gündür ne savcılığa, ne basına konuştu, ne de herhangi bir açıklama yaptı. Özellikle Fidan’ın darbe girişimini neden Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na önceden bildirmediği yanıt bekleyen soruların başında geliyordu. Başbakan Binali Yıldırım, “Darbeyi bize önceden neden bildirmedin” diye sorduğu Fidan’ın bir cevap veremediğini açıklamıştı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da darbe girişimini MİT’ten değil eniştesinden öğrendiğini ifade etmişti.

‘Başbakan’a haber verdiniz mi’ sorusu

Savcılık, tanık olarak dinlerse Hakan Fidan’a darbe girişimi öncesi ve sonrasında neler yaşadığını anlatmasını isteyecek ve kritik birçok soru yöneltecek. İfade sırasında en kilit bölüm, Fidan’ın darbeyi Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na bildirip bildirmediği, bildirmediyse bunun nedeni olacak. Yargı kulislerinde Fidan’ın darbe girişimini önceden haber alıp Başbakan’a söylemediğini belirtmesi durumunda tanıklıktan şüpheli konumuna gelebileceği konuşuluyor. Bazı yargı mensupları, burada en basitinden “görevi ihmal” suçunun oluşabileceğine işaret etti. Fidan’la ilgili yazının Başbakanlık’a gönderilmemesinin altında bunun yatabileceği konuşuluyor.

Çıray: Örtbas ediyorlar

CHP İzmir Milletvekili ve 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Üyesi Aytun Çıray Basın Bürosu tarafından yazılı açıklama yapıldı. Çıray Darbe Komisyonu Başkanvekili Selçuk Özdağ’ın “Darbe öncelikle Erdoğan’a yapıldı” sözünü eleştirdi. CHP’li Çıray “Özdağ oyları ile reddettikleri Dişli, Partigöç, darbeyi haber veren Binbaşı’yı, Meclis’i bombalayan pilotu değil, kendilerinin ‘ayarladıkları’ itirafçıları dinleyeceğimizi söylüyor” dedi. Çıray, “Hem herkes dinlenmeli diyor hem de MİT Müsteşarı ve Genelkurmay Başkanı’na soruları yazılı vermemizi istiyor. Bu bal gibi örtbas operasyonudur. FETÖ’nün AKP içindeki uzantılarının ortaya çıkmasından korkuyorlar” dedi.

Kaynak: Cumhuriyet

17Gezi’nin provası şike kumpasıydı

FETÖ’nün şike kumpasına yönelik iddianamede, 12 Mayıs 2012’deki Fenerbahçe-Galatasaray derbisinden sonra çıkan olaylarla ‘aşama aşama Gezi olayları hazırlığı’ yapıldığı belirtildi
İddianamede, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimine kadar bir dizi olaylar planlayıp devreye soktuğu, 3 Temmuz 2011’de operasyona dönüştürülen şike kumpasının da örgütün ilk eylemlerinden olduğu belirtildi. FETÖ’nün hükümeti devirmek adına toplumda kaos oluşturabilecek argümanları sırasıyla devreye soktuğuna yer verilen iddianamede, şike kumpasının ardından, 7 Şubat 2012’de MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın KCK operasyonunda şüpheli olarak ifadeye çağrılması, daha sonra Gezi olayları, 17-25 Aralık darbe planları, Selam Tevhid soruşturması örgütün karanlık planları arasında gösterildi.

İddianamede, “FB-GS derbisinin ardından olaylar çıkarıldığı belirtilerek, aşama aşama Gezi olaylarının provasının yapıldığı ifade edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘çapulcu’ tabirine Fetullah Gülen’in “Kim bilir sizin öyle diyeceğiniz insanlar bir gün o levsiyattan sıyrılacak, nice yerlerde ne türlü kahramanlıklara imza atacak…” konuşması delil olarak gösterildi. Şike soruşturmasını Organize Suçlar’ın yürütmesine rağmen İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in ‘Dosyadan Başbakan’ın haberi vardı’ algısı yaratarak Fenerbahçe taraftarına mesaj verdiği ve kaosa katkı sağladığına dikkat çekildi. Bunun yanında şüpheli Mehmet Baransu’nun bir röportajda, “Bu süreçte Trabzonspor yönetimi ve taraftarı üzerine düşeni yapmadı. Trabzonspor başkanı olsaydım o kupa şu anda Trabzonspor’un müzesindeydi” şeklindeki beyanıyla taraftarları kışkırtmaya çalıştığı dile getirildi.

Kaynak: Sabah

16CHP’de FETÖ çatlağı büyüyor

CHP’de FETÖ çatlağı büyüyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, geçen cumartesi Adana mitinginde Ergenekon ve Balyoz davalarında önemli rol oynayan FETÖ sanığı Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan ve Mehmet Altan’ı anons etmesi ve partililere “Burada” çektirmesi, tepkilere neden oldu. CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan “Bir gün HDP ile bir gün FETÖ ile kol kola algısı yaratılıyor. CHP oraya buraya savrulan, net duruşu olmayan, kriz yönetemeyen bir duruma geldi. Adana mitingindeki sözler benim için artık bardağı taşıran son damlaydı. Herhalde Ali Bulaç da şaşırmıştır” dedi. Kılıçdaroğlu’na diğer tepkiler şöyle:

CHP Milletvekili Haluk Pekşen: Kumpas davasıyla 948 general, amiral ve subayın hayatı Türkiye’nin geleceği karartıldı. Taraf gazetesinde toplanmış hainler gerçeğin ortaya çıkmasını engelliyorlardı.

CHP Milletvekili Dursun Çiçek: Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan’ın kumpas davalarında yargısız infazlarını bu millet asla unutmayacaktır.
CHP’nin PM üyesi eski teğmen Mehmet Ali Çelebi: Cumhuriyet ve demokrasi cephesinde Altan ve Ilıcak yoktur.
Avukat Celal Ülgen: Nazlı Ilıcak ve Mehmet Altan’ı alkışlatmak demokrasi değildir.
Ahmet Tatar (İntihar eden yarbay Ali Tatar’ın ağabeyi): Bu insanlar benim gözümde halk düşmanlarıdır. Nazlı Ilıcakları, Altanları Cumhuriyetçi kitlelere alkışlatanlar, ne yaptığını sanıyor.
Emekli Tümamiral Semih Çetin (Balyoz mağduru): Sayın Kılıçdaroğlu, o saydığınız isimler demokrasi ile yanyana gelemez.

“ABİM ILICAK’A DEĞİL, CHP’YE SAHİP ÇIKSIN”
Aydın’ın FETÖ’den temizlenmesi amacıyla Söke’den Didim’e yürüyüş yapan ve 8 gündür ölüm orucunda olan CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun kardeşi Celal Kılıçdaroğlu ağabeyine mektup yazdı. Kılıçdaroğlu mektubunda, “Ağabeyimden ricam Yenikapı ruhu gibi dimdik ayakta dursun. FETÖ temizliğine bir an önce başlasın. Yoksa bu kirlilik ağabeyimi de götürecek. Ağabeyim Adana’da yaptığı konuşmada FETÖ’den tutuklu Nazlı Ilıcak’a sahip çıkacağına Cumhuriyet Halk Partisine sahip çıksın” dedi.

Kaynak: Sabah ve Star ve Takvim ve Akit

15Hain Aytaç’a Mısır koruması

FETÖ’nün beyin takımındaki isimlerden Önder Aytaç Kahire’de enselendi. Tüm girişimlere rağmen darbeci Sisi, Aytaç’ı iade etmek yerine Nijerya’ya geri gönderdi.
FETÖ’nün Emre Uslu ile birlikte algı operasyonunun başındaki isimlerden olan polis akademisi eski öğretim üyesi Önder Aytaç hakkında 2 yıl önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında yalan ve iftira ile hakaret suçu işlediği için yakalama kararı çıkartılmıştı. FETÖ köstebeklerinin haber uçurduğu Aytaç, eşiyle birlikte 17 Kasım 2014’te İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan İngiltere’ye kaçmıştı. Aytaç’ın yeri 2 yıllık firarının ardından Türk istihbaratı tarafından tespit edildi.

İSTİHBARAT ENSESİNDE

İngiltere’den FETÖ’nün en çok yapılanma içine gittiği ülkelerden Nijerya’ya geçtiği tespit edilen Önder Aytaç istihbarat tarafından adım adım izlenmeye başlandı. Nijerya’da FETÖ’den gelen himmet paraları ile sefa süren Aytaç market alışverişi sırasında peşindeki ekip tarafından 1 metre mesafeden görüntülendi. Yanında eşi ve kayınpederi olan Aytaç, izlendiğinden habersiz alışverişine devam etti.

10 SORUDA FETÖ VE 15 TEMMUZMısır’a uçak bileti

Pensilvanya’dan talimat gelince Nijerya’dan ABD’ye gitmek için harekete geçen Önder Aytaç bunun için geçtiğimiz hafta Mısır’a uçmak için bilet aldı. Bu bilgili alan Türkiye hemen Mısır’daki güvenlik birimlerini uyardı. Önder Aytaç Kahire Havaalanı’nda uçaktan indiğinde büyük şok yaşadı. Mısır polisi Aytaç’ı Türkiye’nin
talebi üzerine gözaltına aldı.

DARBECİ SİSİ İADE ETMEDİ

FETÖ’nün en kritik isimlerden birisi olan Aytaç’ın Türkiye’ye iadesi için yetkililer hemen Mısır’la diplomatik temasa başladı. Tam bir hafta boyunca Türkiye’ye iadesi için yapılan girişimler darbeci Sisi’ye takıldı. İki ülke arasındaki ‘Suçluların iadesi ve Adli Yardımlaşma” anlaşmasını hiçe sayan Sisi yönetimi Aytaç’ı iade etmeyerek Nijerya’ya geri gönderdi.

YUNAN ADALARINA GEÇMEYE KAÇARKEN YAKALANDILAR ANLAŞMA HiÇE SAYILDI

Mısır ile aramızda 19/04/1990 tarih ve 3634 sayılı Kanunla onaylanan ve 07/10/1990 tarih ve 20658-Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Türkiye Cumhuriyeti ile Mısır Arap Cumhuriyeti Arasında
Cezai Konularda Adli Yardımlaşma ve Suçluların İadesi Sözleşmesi” bulunuyor. Sisi yönetiminin, FETÖ üyelerinin faaliyetlerini Mısır’da yürütmeleri için alan açacağı, Gülen’in ikamet için bu ülkeyi seçebileceği tahmin ediliyor.

Gülen’i ilahlaştırmış

Attığı twitlerle Gülen’i “tanrı” yerine koyduğu ortaya çıkan Önder Aytaç FETÖ’nün en akıllı adamı olarak biliniyordu. Aytaç attığı twitlerde: “Hocaefendi bize şah damarımızdan daha yakındır. O yaptıklarımızı duyar, görür, bilir” diyordu. Akıldışı yalan ve iftira ile tweetler atan Aytaç’ın bu durumu Twitter’da da alay konusu olmuştu. Aytaç’a tepkilerini dile getiren kullanıcılar attıkları tweetlerde ‘Bunlara boşuna Haşhaşi demiyoruz’ dedi. Bazı kullanıcılar ise ‘Örgütün sahip olduğu zeka seviyesinin ve sefaletine’ vurgu yapmııştı.

Nijerya’dan istenecek

Mısır’ın FETÖ ihanetine ortak olup Aytaç’ı Nijerya’ya geri göndermesi üzerine Türk makamları hemen B planını devreye soktu. Aytaç’ın iadesi için Nijerya ile temasa geçildi. Aytaç, Taraf gazetesinde yazarlık yapıp Ergenekon ve Balyoz kumpaslarına kılıf olan yazılar kaleme almıştı.

Hz. Yusuf’a namaz kıldırdı

FETÖ’nün firari tetikçisi Önder Aytaç geçtiğimiz aylarda Hz. Yusuf’un Silivri Cezaevi’ne gidip tutuklu bulunan paralel yapı mensuplarına namaz kıldırdığını zırvasını uydurmuştu. Aytaç, Twitter’dan paylaştığı mesajda duvarların da ortadan kalktığını ve tüm tutukluların bir araya gelerek namaz kıldığını uydurmuştu. (Akşam)

Kaynak: Sabah ve Star ve Akşam ve Takvim

14FETÖ’nün yeni hain planı

Firari terörist Emre Uslu, FETÖ’nün sinsi planıyla ilgili provokasyona başladı. FETÖ’cü terörist Uslu, 2017’de Alevi vatandaşların hedef alınacağını ileri sürerek skandal bir tweet attı.
Fetullahçı Terör Örgütü’nün firari tetikçisi Emre Uslu, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajla örgütün yeni planını da deşifre etmiş oldu. Uslu, Alevi vatandaşların hedef alınacağını ileri sürerek bir provokasyona daha imza attı.

FETÖ’NÜN YENİ HEDEFİ ALEVİLER
Her gün algı operasyonu yapmasına alışık olduğumuz FETÖ tetikçisi Uslu’nun 2 ay kadar tweet atmayıp sonradan ortaya çıkması, akıllara yeni bir planla geri dönmüş olduğu düşüncesini getirdi. İşte firari terörist Uslu’nun o tweeti; “Gözlemlerim doğruysa 2017’de Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve Alevileri hedef alacak. CHP’yi Metin Feyzioğlu gibi birine vermek isteyecek”

Kaynak: Sabah ve Takvim ve Akit

13Haydar Meriç cinayetinde iki önemli tanık

Fetullahçı Terör Örgütü mensupları tarafından öldürüldüğü iddia edilen gazeteci Haydar Meriç cinayetiyle ilgili önemli gelişme yaşandı… Sabah Gazetesi Özel İstihbarat Servisi iki tanığa ulaştı. Gazeteci Abdurrahman Şimşek ve Nazif Karaman’ın ulaştığı tanıkların ifadeleri ilk kez A Haber ekranlarında yayınlandı.
Sabah Gazetesi usulsüz dinlemelerin devam ettiği sırada kaçırılarak öldürülen ve cesedi Düzce Akçakoca açıklarında bulunan Gazeteci Haydar Meriç’in ölümüyle ilgili yeni bilgilere ulaştı. Sabah Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek ve Sabah muhabiri Nazif Karaman’In Kırklareli ve Düzce Akçakoca’da 2 önemli tanık ile yaptığı mülakat A Haber ekranlarında yayınlandı.

“FETÖ ZİNCİRİNİN ÖNEMLİ HALKALARINDAN OLABİLİR”

Şimşek ve Karaman’ın cinayete ilişkin mikrofon uzatığı 2 tanığın ifadelerini içeren görüntüler bugün 21:00’da A Haber’de yayınlandı. Canan Barlas ile Gündem programında “Fetullahçı Terör Örgütü’nün infaz ettiği düşünülen ve bu yönde ciddi bulguların olduğu Meriç’in ölümü FETÖ soruşturmalarına ilişkin zincirin önemli bir halkası olabileceği ve cinayetin sır perdesini aralayacak isim ve ifadelere ulaşıldığı vurgulandı.

Haydar Meriç cinayetinde flaş gelişme

GÜLEN’İN EŞCİNSEL İLİŞKİLERİYLE İLGİLİ KİTAP YAZIYORDU

Haydar Meriç, Fetullah Gülen’in 1960’larda görev yaptığı Kırklareli’ndeki caminin tuvaletçisiyle ilişkiye girdiği iddialarını da içeren bir kitap yazıyordu.

30 KİŞİ GÖZALTINA ALINMIŞTI

Haydar Meriç cinayetiyle ilgili olarak istanbul merkezli başlatılan operasyon kapsamında 22 ilde aralarında emniyet müdürlerinin

Kaynak: Sabah ve Akit

12SABAH yazarları Brüksel’de FETÖ’yü anlatacak

SABAH Yazarlar Kulübü, yarın AB’nin başkenti Brüksel’de. Okan Müderrisoğlu, Şeref Oğuz, Beril Dedeoğlu ve Ozan Ceyhun, parlamenterlere, işadamlarına ve gazetecilere FETÖ ve 15 Temmuz’un gerçek yüzünü anlatacak
SABAH gazetesi yazarlarınca kurulan SABAH Yazarlar Kulübü, Batı dünyasını 15 Temmuz süreci konusunda aydınlatmak ve yurtdışında ülkemize karşı yürütülen dezenformasyona karşı mücadele etmek amacıyla Londra, Washington, Brüksel ve Berlin’i kapsayan paneller dizisini sürdürüyor.

Londra’da İngiliz Parlamentosu’nda, Washington ABD Kongre Merkezi’nde gerçekleşen panellerin üçüncü durağı, Brüksel Uluslararası Basın Merkezi (International Press Centre) olacak. SABAH yazarları, yarın parlamenterler, düşünce kuruluşları, iş dünyası ve basın mensuplarıyla bir araya gelecek. Brüksel’de “15 Temmuz, Türkiye’de Darbe Girişimi: Olaylar ve Gerçekler” başlığıyla düzenlenecek panelde SABAH Ankara Temsilcisi ve köşe yazarı Okan Müderrisoğlu “15 Temmuz Ne Tür Bir Darbe Girişimiydi? FETÖ Global Bir Tehlike midir?”, SABAH Ekonomi Müdürü Dr. Şeref Oğuz “15 Temmuz Sonrası Türkiye Ekonomisi, Güncel Gelişmeler ve Gelecek Projeksiyonları”, DailySabah köşe yazarları Dr. Beril Dedeoğlu “Türkiye ve Batı Dünyası İlişkileri Bağlamında Darbe Girişimi ve Suriye Meselesi” ve Ozan Ceyhun ise “Terörizme Karşı Bütünsel Savaşta Tek Ülke Türkiye” konu başlıkları altında konuşacaklar.

GELECEK DURAK BERLİN
Panelin moderatörlüğünü aHaber spikeri Duygu Leloğlu üstlenecek. Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle, Türk Hava Yolları’nın ulaşım sponsorluğunda düzenlenen toplantıların gelecek durağı Berlin olacak.

Kaynak: Sabah

1110 soruda FETÖ ve 15 Temmuz

Cumhurbaşkanlığı’nca hazırlanan 42 sayfalık kitapçıkta 15 Temmuzdarbe girişimi ve arkasındaki FETÖ anlatıldı. Kitapçıkta FETÖ, “Gülen’in direktifleriyle bir araya gelen fanatik insanların oluşturduğu silahlı bir kült örgüt” olarak tanımlandı
Cumhurbaşkanlığı, “10 Soruda 15 Temmuz Darbe Girişimi ve Fetullahçı Terör Örgütü” başlıklı bir kitapçık hazırladı. İngilizce ve Türkçe hazırlanan 42 sayfalık kitapçıkta, “Darbeye giden süreç nasıl başladı” “FETÖ’nün suçla ilgili aktivileteleri nelerdir?”, “Türkiye demokrasisini kim kurtardı?” “Hükümet darbe sonrası neden pekçok kişiyi görevden alıyor”, “Görevden almalar ve Olağanüstü Hal hukuka aykırı mı?”, “15 Temmuz darbe girişiminin arkasında kim var?”, “Darbe girişimine kaç kişi katıldı. Ne kadar askeri mühimmat kullanıldı?”, “FETÖ nasıl bir ögrüttür” gibi sorularına detaylı yanıtlar verildi.

Kitapçıkta FETÖ’nün suçla ilgili aktivitelere yönelik örnekler şöyle anlatıldı: “Ergenekon, Balyoz, KCK, Selam-Tevhid, Tahşiye, Askerî Casusluk davalarında sahte delil ve kurgu mahkemeler ile rakiplerini tasfiye etttiği ortaya çıktı. Hrant Dink, Necip Hablemitoğlu, Danıştay Saldırısı gibi Türkiye yakın tarihinin trajik olaylarında FETÖ elemanlarının dahli, soruşturmalar sonucunda ortaya çıktı. 2013’te gerçekleşen ve 52 kişinin ölümü ile sonuçlanan Reyhanlı Katliamı’nın da MİT’ten gelen istihbarata rağmen FETÖ mensupları tarafından kasıtlı olarak engellenmediği kanıtlandı. Aralarında gazeteci, bürokrat, iş adamı, sivil toplum temsilcisi ve siyasetçilerin de olduğu birçok gruba şantaj yaptığı ortaya çıktı. Kamu Personeli Seçme Sınavı sorularının çalındığı ortaya çıktı.”

Kitapçıkta ayrıca 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin bir F-16 tarafından 3 kez, TBMM’nin 11 kez, Ankara Emniyeti’nin F-16’lar tarafından 6 kez, Türksat’ın 4 F-16 ve 2 kobra helikopteri tarafından bombalandığına yer verildi.

Kitapçıkta “FETÖ nasıl bir örgüttür? sorusuna da şu yanıt verildi: “Emekli imam olan Fetullah Gülen’in direktifleriyle biraraya gelen fanatik insanların oluşturduğu silahlı bir kült örgütüdür. FETÖ mensupları Gülen’i mehdi olarak kabul etmekte ve talimatlarını eksiksiz yerine getirmekle yükümlü olduklarına inanmakta. Olduğundan farklı gözükmek anlamına gelen takiye kavramı FETÖ’nün gizlenmek için kullandığı temel stratejilerden biri. Kendi kimliklerini gizlemekte, kod isimler kullanmak ve hatta bazıları bilerek liberal, solcu, dinsiz görüntüsü vermektedir.”

THE FOLLOWING ÖRNEĞİ
Kitapçıkta ABD yapımı The Following dizisinin FETÖ’nün yapılanmasını anlamak için güzel bir örnek olduğu belirtilerek, “Dizi bir edebiyat profesörünün kendi hastalıklı yapısı için insanları bir suç makinesine dönüştürmesinin hikâyesini anlatıyor” denildi.

35 ASKERİ UÇAK, 246 ZIRHLI ARAÇ
Kitapçığa göre 35 askeri uçak, 74 tank, 246 zırhlı araç, 3 askeri gemi, 3 bin 992 silah, 37 askeri helikopter, 10 binden fazla FETÖ mensubu asker ve sivil darbe girişiminde rol oynadı. Darbenin arkasında FETÖ’nün olduğu da belirtilen kitapçıkta “Darbeye katılan askerlerin darbenin arkasında FETÖ’nün olduğuna dair ifadeleri ve FETÖ bağlantıları: Fatih Celaleddin Sağır, Levent Türkkan, Erdal Karlıdağ, Zekeriya Kuzu sadece kendilerinin değil darbeye iştirak eden diğer askerlerin de FETÖ mensubu olduğunu itiraf etti. Erdoğan’ın kaldığı oteli bombalayan Deniz Yüzbaşı Haldun Gülmez’in cebinden Gülen’in duası çıktı” denildi.

Kaynak: Sabah

10‘Kara kutu’ İbrahim Okur bekleme odasında

İtirafçılık için başvuruda bulunan eski HSYK 1’inci Daire Başkanı İbrahim Okur, İstanbul’dan Ankara’ya getirildi. Okur, 3 gündür Sincan Cezaevi’nde, savcı Mehmet Tamöz’ün ifadesini almasını bekliyor
Anayasa referandumundan sonra, FETÖ’nün güdümündeki Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) oluşumunda kritik rol oynaması ve yargıya ilişkin bilgileri nedeniyle “kara kutu” olarak adlandırılan eski HSYK 1’nci Daire Başkanı İbrahim Okur, itirafçılık için yaptığı başvuru nedeniyle İstanbul’dan Ankara’ya getirildi. Okur, 3 gündür Sincan Cezaevi’nde, savcı Mehmet Tamöz’ün ifadesini almasını bekliyor. FETÖ’nün HSYK ayağında, eski Başkanvekili Ahmet Hamsici ile üyeler Kerim Tosun ve Mustafa Kemal Özçelik’in itirafçı olmasından sonra çözülme başladı. Hamsici örgüte ilişkin bu bilgileri verirken, bir dönem yargının “kara kutusu” olan eski HSYK 1’inci Daire Başkanı İbrahim Okur için açıkça “İbrahim Okur da Fetullah Gülen Cemaati mensubuydu” ifadesini kullandı. Hamsici Okur’un FETÖ’cü üyelerin belirlendiği Yargıtay üyeliği seçimleri sırasında nasıl aktif rol oynadığını, sohbet toplantılarına nasıl katıldıklarını anlattı. Hamsici, o dönemde FETÖ’nün HSYK içindeki gücünün en somut kanıtı olan “Adli Kolluk Yönetmeliği Bildirisi”nin nasıl hazırlandığına ilişkin detay bilgiler verdi. Hamsici, bu bildirinin İbrahim Okur’un talimatıyla hazırlandığını, kendisine de Başkanvekili olarak HSYK Genel Kurulu’na bu bildiriyi oylattıklarını söyledi. Hamsici ifadesinde açıkça, “Bunu Fetullah Gülen cemaati mensupları bilerek yaptı” dedi.

İTİRAFÇI OLDU
Bu itiraflar üzerine Silivri Cezaevi’nde tutulan İbrahim Okur da itirafçılık için başvuruda bulundu. Hamsici önce 22 Kasım’da cezaevi yönetimine doğrudan, 23 Kasım’da da avukatı aracılığıyla Ankara Başsavcılığı’na başvurarak “örgütün çözülmesine yardımcı olacak bilgiler vereceğini” söyledi. Okur, SEGBİS sistemi ya da talimatla ifadesinin alınmasını isterken Ankara Başsavcılığı geçen hafta Okur’u İstanbul’dan Ankara’ya getirtti. Sincan F Tipi cezaevinde geçici olarak cezaevinde bulunanların kaldığı “misafir odası” olarak adlandırılan odada tutulan Okur, ifadesinin alınması için bekliyor. Okur’un ifadesini, itirafçıların ifadelerini alan Ankara Savcısı Mehmet Tamöz’ün alması bekleniyor.

Kaynak: Sabah

9Şahin Sönmezateş: Her şeyi Semih Terzi emretti

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bulunduğu Marmaris’teki otele baskın düzenleyen timi yöneten Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş, Muğla 2. Sulh Ceza Hâkimliğinde verdiği ifadede, kahraman astsubay Ömer Halisdemir tarafından öldürülen Tuğgeneral Semih Terzi’yi suçladı. Sönmezateş, kendisini arayan Terzi’nin, “Ülke zor günler geçiriyor. Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı Paşa, Genelkurmay Başkanı ve diğer kuvvet komutanları da bizim gibi düşünüyor. Bu kalkışma geçmiştekilere benzer olacak ama çok hızlı gerçekleşecek. Cumhurbaşkanı ve kabine üyeleri öncelikle alınıp mahkemeye sevk edilecek. Yargılama konuları da çözüm sürecindeki hatalar, rüşvet iddiaları olacak” dediğini öne sürdü.

Kaynak: Sabah ve Takvim

8Keskin nişancı gibi

Şike’de kumpas soruşturmasında deşifre olan dönemin Fuat Avni’si Rauf Atilla Polat’ın, Aziz Yıldırım’ın ardından Balyoz’da 19 askere tahliye veren hakim Oktay Kuban’ı da hedef gösterdiği ortaya çıktı. Kuban, dönemin HSYK’sı tarafından Eskişehir’e sürgün edildi

Şike’de kumpas soruşturmasında kimliği deşifre olan ‘Dönemin Fuat Avni’si’ Rauf Atilla Polat’ın 25 Ocak 2011 tarihli ‘Gölcük’teki CIA-Mossad toplantısı’ başlıklı köşe yazısında Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ı isim vermeden hedef gösterdiği ortaya çıkarılmıştı. Aziz Yıldırım, ‘haberx.com’ adlı sitede çıkan bu yazıdan 20 gün sonra Şike soruşturmasına dahil edilmiş ve tutuklanmıştı.
‘KOZANLI ÖMER’LE BAĞLANTILI
FETÖ’nün ‘Kozanlı Ömer’ kod isimli emniyet imamı firari Osman Hilmi Özdil’le bağlantılı olduğu ortaya çıkan Rauf Atilla Polat’ın Aziz Yıldırım gibi o dönem gündemde olan başka önemli isimleri de hedef aldığı ortaya çıktı. Bu isimler arasında Balyoz soruşturması sürecinde 11’i muvazzaf 19 askere tahliye kararı veren dönemin 12. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi Oktay Kuban ve Odatv soruşturması kapsamında gözaltına alınıp tutuklanan Soner Yalçın, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu bulunuyor.
SEN MİSİN TAHLİYE EDEN
Rauf Atilla Polat, 5 Ocak 2011 tarihinde ‘Balyoz- Yargı, TSK savaşındaki şantaj kasetleri’ başlıklı yazıyı kaleme aldı. Yazıda, Balyoz soruşturmasındaki tahliyelerden dolayı Hakim Oktay Kuban’ın Türk milletine direnç gösteren bir hakim olduğu, kendisine kaset şantajı yapıldığı kararları bu yüzden korkarak verdiği iddia edildi. Kuban’ın Diyarbakır’da görev yaptığı süre içerisinde çok sayıda insanı yıllarca hapiste tuttuğu ve birilerinin Kuban’a şantaj yapmış olabileceği iddiaları kaleme alındı. Hakim Oktay Kuban, yazının internet sitesinde yayınlandığı gün Polat hakkında şikayet dilekçesi verdi ancak Kuban ertesi gün yani 6 Ocak 2011’de dönemin HSYK’sı tarafından yayımlanana jet kararnameyle İstanbul’da özel yetkili hakimlik görevinden alınarak Eskişehir’e sürgün edildi.
Aziz Yıldırım
Aziz Yıldırım
İHBAR SIRASI SONER YALÇIN’A GELDİ
Polat, hakim Oktay Kuban’la ilgili yazmaya ise ara vermedi. 25 Ocak 2011’de Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ı hedef gösterdiği ‘Gölcük’teki CIA-Mossad toplantısı’ başlıklı yazıda, kendisine çok sayıda dava açıldığını bunlardan bir tanesinin şikayetçisinin Oda TV’nin sahibi Soner Yalçın olduğunu diğerinin ise ‘Balyozcuların hızlı tahliyecisi’ diye nitelediği Oktay Kuban olduğunu söyledi.
1 AY GEÇMEDEN TUTUKLANDILAR
‘Dönemin Fuat Avni’si’ Polat’ın 25 Ocak’taki köşe yazısından sonra gerçekleşen bir olay da Şike’de kumpas soruşturması dosyasına girdi. Dosyada, köşe yazısından yaklaşık 1 ay sonra OdaTV’nin imtiyaz sahibi Soner Yalçın, Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nun 17 Şubat 2011 tarihinde OdaTV soruşturması kapsamında gözaltına alındıkları ve sonrasında tutuklandıklarına dikkat çekildi.

Gülen’le aynı dili kullanıyor
2015 yılında yurt dışına firar ettiği ortaya çıkan Rauf Atilla Polat 32 yaşında ve Erzurum nüfusuna kayıtlı. Polat’ın ‘Kozanlı Ömer’ kod isimli FETÖ’nün firari emniyet imamı Osman Hilmi Özdil’le bağlantılı bir isim olduğu soruşturma dosyasında yer alıyor. Savcılık, Kozanlı’nın Polat’ın ismi üzerinden örgüt üyelerine mesaj verdiği ihtimalini göz önünde bulundururken, Polat ‘haberx.com’un yanı sıra ‘gazeteport.com’ isimli internet sitesinde de köşe yazarlığı yaptı. Köşe yazılarını inceleyen emniyet ve savcılık, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in çok sık dile getirdiği ‘Sui-zan bize yakışmaz’ ifadesinin Polat’ın da sık sık kullandığını tespit etti.
15 yıl hapsi istendi
Polat son olarak ‘ruhdadirlik.com’ isimli internet sitesinde yazarlık yapıyor. Polat’ın yazarlık yaptığı siteni Belçika’dan açıldığı görülüyor. Sitede yer alan yazılar ise siyasi içerik içermezken ruh ve sağlıkla ilgili konularda yazılan yazılardan oluşuyor. Polat adına bir de ‘İla-i Ruh – Şifa’nın Metafiziği’ adlı bir kitabı bulunuyor. Polat’ın Belçika’ya kaçmış olabileceği değerlendirmesi yapılırken, Şike’de kumpas soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamede şüpheli olan Rauf Atilla Polat’ın ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan 5 yıldan 15 yıla kadar hapsi isteniyor.

Kaynak: Yeni Şafak

7FETÖ Noel’le dolandırıyor

Yıllardır Müslümanları ‘Kurban bağışı’ ve ‘Himmet’ adı altında dolandıran FETÖ, Türkiye’deki kaynakları kesilince şimdi de yurtdışında para toplamanın yollarını arıyor. Örgütün İngiltere’de Afrika’daki fakir ailelere yardım bahanesiyle Noel bahanesiyle para topladığı ortaya çıktı

FETÖ’nün İngiltere’deki Dialog Society isimli yardım grubu, Etiyopya’daki fakir ailelere yardım edeceği yalanı ile Noel bahanesiyle düzenlediği yemek organizasyonlarında para topladığı öğrenildi. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından devletin kılcal damarlarına sızan FETÖ’nün, ekonomi ayağına yönelik de geniş çaplı operasyon devam ediyor.
PARA KAYNAKLARINA DARBE VURULMUŞTU
‘Yardım topluyoruz’ yalanını kullanan örgütün, geçmişte, Türkiye’de ‘Afrika’ya yardım topluyoruz’ diyerek topladığı paraları Amerika’ya gönderdikleri ortaya çıkmıştı. Bu operasyonlarla birlikte FETÖ’nün Türkiye’deki mali yapılanması büyük darbe yedi. Türkiye’deki para kaynakları kesilen örgüt, yapılandığı diğer ülkelerden topladıkları paraları Amerika’ya göndermeye devam ettiği ortaya çıktı.
ŞİMDİ DE HIRİSTANLARI SÖMÜRÜYOR
FETÖ’nün İngiltereWde Wisdom Primary and Secondary School, Ligthouse ve Mevlana Hafta Sonu Okulu bulunuyor. Dialog Society isimli FETÖ’nün yardım grubunun Noel’i bahane gösterip para toplamaya başladığı ortaya çıktı. Örgüt kuruluşunun Etiyopya’daki durumu kötü olan ailere yardım adı altında St. Paul Kilise’sinde Noel yemeği düzenledikleri ve buraya katılanlardan himmet topladıkları ortaya çıktı. FETÖ elemanları, St. Paul Kilise’sinde Noel öğle yemeği için dağıttıkları broşürlerde “Etiyopya halkının yaşadığı kurak arazilerde, ‘su ve hayvanlar’ projesi kapsamında 2 su kuyusu yapılacak.
YENİ YALANLARLA YENİ KAYNAK BULDU
Etipyopya’da en fakir 50 aileye tavuk, kuzu ve keçi gibi hayvanlar alınarak hayatları boyu gelirlerinin olması planlanıyor. 5 bin euroya kadar yapılan bağışlar iki katına çıkacak ancak diğer yardım kurumları sebebiyle sınırlı bir süre olacak. Lütfen bağışlarınızın ikiye katlanması için erkenden bağış yapın” ifadeleri yer alıyor. Artık Türkiye’den para toplayamayan FETÖ, şimdilerde Noel’de Hristiyanları dolandırıyor. Bu toplanan paralar Amerika’ya gönderiyor.

Kimse Yok Mu Derneği kapatılmıştı
Türkiye’nin dört bir yanında ve yurtdışında fakir fukaraya yardım bahanesiyle himmet toplayan ‘Kimse Yok Mu Derneği’ aslında FETÖ’ye para topluyordu. FETÖ’nün ‘kurban yardımı’ oyunuyla, Afrika ülkelerinde milyonları kendi menfaatleri için harcadığı ve Amerika’ya gönderdikleri ortaya çıkmış, FETÖ’nün yardım kurumu Kimse Yok Mu derneği kapatılmıştı.

Kaynak: Yeni Şafak

6Hizmet değil himmet!.

Adana’da FETÖ soruşturması kapsamında hazırlanan iddianame tamamlandı. Dosyaya giren tanık ifadeleri ise şok etkisi yarattı! E.K. isimli tanık şunları anlattı: “Örgüte hizmet için 60 bin verecektim. Israrla 100 bin liraya çıkarttılar. A.K. isimli bir işadamı da 350 bin lira himmet sözü verdi. Bir sohbet toplantısında ise 4 milyon lira himmet adı altında bağış toplanmıştı.”.

Kaynak: Takvim

5İt dalaşında Kuzu parmağı.

Ege Denizi’nde 2006 yılında Yunan savaş uçağı ile aramızda it dalaşı yaşandı. Birbirlerine üstünlük sağlamak isteyen pilotlar, füze kilidi atmaya çalıştıkları sırada iki savaş uçağı çarpıştı. Yunan pilot Kostas İliakis öldü. Fırlatma koltuğunu kullanarak kurtulan Türk pilot Kıdemli Üsteğmen Halil İbrahim Özdemir ise Çiğli 2. Ana Jet Üssü’nden kalkan 2 helikopter ve deniz üssünden gönderilen bir hücumbotla kurtarıldı. Helikopterde ise 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otele baskın yapan timde yer alan Çiğli İmamı Zekeriya Kuzu da vardı. Yaşanan bu olayla ilgili ortaya çıkan ayrıntı dikkat çekti. Yıllar içinde ordu içinde hızla kademe atlayan Özdemir’in, FETÖ üyesi olduğu saptandı. Görevinden ihraç edilen pilot hakkında 2006 yılındaki kazayla ilgili Yunanistan’da süren davada 4 yıl hapse çarptırıldığı ortaya çıktı..

Kaynak: Takvim

4Hakan Fidan’ı kaçırma görevi bakın kime verilmiş! (VİDEO)

A Haber’de yayınlanan Canan Barlas ile Gündem programında konuşan Sabah Gazetesi Özel İstihbarat Müdürü Abdurrahman Şimşek, alçak FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimini ihbar eden Binbaşı ile ilgili şok bir detayı anlattı. Şimşek, darbeyi MİT’e ihbar eden Binbaşı’nın FETÖ’cü olduğunü ve bu Binbaşı’nın Hakan Fidan’ı kaçırma görevini de üstlendiğini ifade etti. İşte o şok eden açıklamalar…

Kaynak: Akit

3Hüseyin Gülerce’den şok Kılıçdaroğlu iddiası

Gazeteci Hüseyin Gülerce, bugünkü yazısında Adana’daki mitingte FETÖ tutuklusu sözde gazetecileri alkışlatan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk hedefini açıkladı.

Star gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, Kılıçdaroğlu’nun ilk hedefinin başkanlık sistemi oylamasının 330’un altında kalmasını sağlamak olduğunu savundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçtiğimiz hafta sonu partisinin Adana mitinginde, FETÖ tutuklusu yazarları alkışlatmasının yankıları sürüyor.

CHP’de huzursuzluğa yol açan bu gelişmeyi değerlendiren Gülerce, Kılıçdaroğlu’nun neden böyle davrandığını bugünkü köşesinde böyle açıklıyor:

KILIÇDAROĞLU FİTNE KAZANINI KAYNATIYOR

“Bütün mesele, Cumhurbaşkanlığı Sistemine gidişi engellemek. Bunun ilk raundu da Meclis’teki anayasa değişikliği teklifi olacak.

İhtimal, Kılıçdaoğlu AK Parti içinde hala kendisini gizleyen FETÖ’cü milletvekilleri olduğunu düşünerek böyle hareket ediyor. Çünkü epeydir bir fitne kazanı kaynıyor: “Nerede bu 15 Temmuz’un siyaset ayağı? AK Parti içindeki FETÖ’cülere ne zaman dokunulacak? 15 Temmuz Darbe Komisyonu Başkanı şunu şunu yapmıştı. Dışişleri Bakanı iken Davutoğlu Pensilvanya’da Gülen’i ziyaret etmişti. Ona buna hesap soruluyor da, Davutoğlu’na neden sorulmuyor?”( Zaman gazetesi eski genel müdürü ve eski AK Parti İzmir milletvekili tutuklu İlhan İşbilen de mahkemede bu konuyu öne çıkarttı)

Besbelli, artık içeriden dışarıdan ne üfleniyorsa AK Parti’de bir çatlak oluşturulmak isteniyor.

15 Temmuz’da başarılı olamayanlar, ekonomik saldırının düğmesine basmakla kalmadılar. Cumhurbaşkanlığı’na giden yola Üst Akıl yapımı tuzaklar kuruyorlar…”

Kaynak: Akit

2‘Afrika’daki FETÖ okullarını devralacağız’

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. Ayşen Gürcan, “Afrika’nın birçok yerinde var olan FETÖ’nün okullarını devralıyoruz. Hiçbir şekilde o okulların varlığının Türk adıyla anılmasını istemiyoruz” dedi.

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde (MAKÜ) düzenlenen bir söyleşiye katılmak için gittiği Burdur’da konuşan Gürcan, Türkiye’nin tam anlamıyla ne bir Batı ne de bir Doğu ülkesi olduğunu ifade ederek, ülkenin coğrafi ve kültürel konumu nedeniyle hep saldırılara ve kavgalara maruz bırakıldığını söyledi.

Maarif Vakfı’na ilişkin bilgiler de veren Gürcan, vakfın Türkiye’yi eğitim alanında da tüm dünyada temsil edecek bir kurum olduğunu söyledi. Vakfın, devletin eğitim politikalarını dış ülkelerde yürüteceğine dikkati çeken Gürcan, “Maarif Vakfı ile 193 ülkede eğitim çalışmalarında bulunmak istiyoruz. Afrika’nın birçok yerinde var olan FETÖ’nün okullarını devralıyoruz, devralmaya kararlıyız. Hiçbir şekilde o okulların varlığının Türk adıyla anılmasını istemiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Maarif Vakfı Okulları şeklinde açmayı düşünüyoruz. Yeni kurulan bir vakıf gibi gözükse de idealleri büyük bir vakıftır. Vakıf sayesinde kendi insani değerlerimizi birçok ülkeye tanıtmak, kazandırmak istiyoruz. Türk olmanın insani değerlerini sağlayacak, kazandıracak eğitim modellerini gösterecek bir yapılanma. Çok güçlü bir yapılanmaya ihtiyacımız var. Yurt dışında çalışacak çok öğretmene ihtiyacımız var. Hemen görevlendirebiliriz” diye konuştu.

‘AİLE İÇİ CİNAYET ARTMADI, SADECE BASIN DAHA FAZLA İLGİ GÖSTERİYOR’

Gürcan, bir gazetecinin ülkedeki kadın cinayetlerinin artıp artmadığına ilişkin soruya, şu yanıtı verdi: “2008 yılında Aile Kurumu başkanıyken, ceza mahkemelerinden aile cinayetleri ve teşebbüsleri ile ilgili bir istatistik istemiştik. O dönem farkındalık çok artmıştı. Oradaki istatistiklerle şu anki istatistikler arası çok değişmedi. Yani artış yok. Sadece şu var. Aile cinayeti dediğimiz şeye basın biraz daha ilgi gösteriyor. Toplumun farkındalığı arttı. Eskiden kol kırılır yen içinde kalır düşüncesi vardı. Bu anlamda çıkan sorunlar çok fazla yansıtılmazdı. Şimdi artık bu noktada zaten devlet olarak politika üretiliyor.”

Kaynak: Akit

1Kılıçdaroğlu’nu köşeye sıkıştıran ‘darbe’ sorusu

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, “Hayatım FETÖ ile mücadeleyle geçti” sözlerini eleştiren AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, “Darbe girişimi oldu, Kılıçdaroğlu nerede? Kılıçdaroğlu darbenin sonunu bekledi mi beklemedi mi?” diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, TBMM Genel Kurulunda görüşülen 2017 Yılı Bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına konuştu.

Muş, konuşması sırasında bazı gazete manşetlerini ve kupürlerini gösterdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Hayatım FETÖ ile mücadele ile geçti” dediğini belirten Muş, “21 Ekim 2015 tarihli gazete, 1 Kasım seçimlerinden önce Zaman gazetesinin ekibi Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ediyor. Fotoğrafta birisi daha var; Hanım Büşra Erdal var. Bir tarafta FETÖ ile mücadele ettiğini söyleyeceksin öbür taraftan onları makamınızda ağırlayacaksın. Zaman gazetesi kapatıldıktan sonra yeni bir gazete açıyor ve ilk ziyaretlerini Kılıçdaroğlu’na yapıyor. Kılıçdaroğlu, 19 kasım 2014’te terör örgütünün yayınına katılıyor.” diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Muş, Kılıçdaroğlu’nun 2010’da “Darbe olursa tankların üstüne çıkarım” dediğini anımsatarak, “Darbe girişimi oldu, Kılıçdaroğlu nerede? Havalimanında, tanklar yanından geçmiş ve otel aramışlar. Oteller almadığı için Bakırköy Belediye Başkanını evine gitti. Ne bizim, ne iktidarımızın ne milletvekillerimizin ne Cumhurbaşkanımızın bu darbeden haberi yoktu. Sayın Kılıçdaroğlu darbenin sonunu bekledi mi beklemedi mi? Cevabını vereceksiniz.” sözlerini sarfetti.

Mehmet Muş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik sözler üzerine, “Sayın Cumhurbaşkanının şu an dövizi bulunmamaktadır, TL’ye dönmüştür. Lider önde gidendir.” dedi.

Kaynak: Akit

 

CEVAP VER