Bugünkü (8 Aralık 2016) FETÖ haberleri

0

46Diyanet MİT gibi

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 15 Temmuz sonrası cami görevlileri aracılığıyla 38 ülkede FETÖ istihbaratı topladığı ortaya çıktı.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın TBMM Darbe Komisyonu’na gönderdiği belgelerde 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ/ PYD’nin yurtdışı yapılanması hakkında 38 farklı ülkede din görevlileri aracılığıyla istihbarat raporları hazırladığı ortaya çıktı. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 11-14 Ekim 2016 tarihlerinde düzenlenen 9. Avrasya İslam Şûrası’na sunulmak üzere yurtdışındaki temsilcilerden istediği raporlar TBMM Darbe Komisyonu’na ulaştırıldı.

Bazı raporlarda FETÖ ile ilişkili olan kişilerin fotoğraflarının yer alması da dikkat çekti. Cami görevlileri, din koordinatörü ve din hizmetleri müşavirleri aracılığıyla hazırlanan raporlarda, FETÖ’nün ilgili ülkelerdeki okullar ve dershaneleri; FETÖ ile bağlantılı şirketler, dernekler, vakıflar ve medya kuruluşlarıyla ilgili çok ayrıntılı istihbarat bilgileri yer aldı. 38 farklı ülke hakkında hazırlanan 50’ye yakın raporlardan bazılarında; istihbarat çalışması yapan din görevlileri ve imamların görev yaptığı cami isimleriyle birlikte raporlarda yer alırken; bazı raporlarda ise ilgili ülkenin koordinatör din görevlilerinin isimleri de bulunuyor.

Bazı raporlarda; FETÖ’cü kişiler hakkında “2-3 kişi hariç çok nadiren cumaları ve bayramları camiye gelirler”, “Aktif olarak hiçbir faaliyette bulunmasa da halen gönül bağını devam ettirdiği söyleniyor. Ev hanımı” gibi tanımlamalar yapılması dikkat çekti.

İmamlardan rapor

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Almanya Köln raporu adıyla komisyona gönderdiği belgede “Köln Din Hizmetleri Ateşeliği 2. Bölge Camileri Avrasya Şûrası Raporları başlığı altında cami görevlileri tarafından hazırlanan raporlar şöyle yer alıyor: “Oberbergischer Kreis ilçesine bağlı olan ve camimizin de bulunduğu Bergneustadt’ta FETÖ’nün eğitim kurumu olarak sadece AKTİVE LERNHİLFE denilen bir dershanesi bulunmaktadır. Burası Oberbergischer Kreis’taki tüm PDY yapılanmasının karargâhı/merkezi kabul edilmektedir. Zekat, kurban, abonelik ve insan kaynakları tüm buradan sevk ve idare edilmektedir. Üye ve yöneticilerinin tamamı camimizin de cemaati olup bu kişilerin desteği ile halen varlığını sürdüren bu fesat yuvası cami hizmetleri hakkında da asılsız tezviratlar yaymakta ve Alman makam ve yerel medyasıyla dirsek teması halinde çalışmalarına devam etmektedir. N.S. Bergneustadt Merkez Camii Din Görevlisi.”

Aynı raporda başka bir cami görevlisi ise FETÖ’yle ilişkili kişiler hakkında ayrıntılı bilgileri maddeler halinde sıralarken; cami görevlisinin ismi ve görev yaptığı cami de söz konusu istihbarat bilgilerinin altında “Bölge sorumlusu” “15 Temmuz darbe girişiminden sonra pozisyonunu aynen koruyor” “Kurban, zekat işlerinde aktif rol alıyor” gibi notlara yer verdi. Aynı raporda paylaşılan istihbarat bilgilerinin bazıları şöyle:

– B.D. ve C.D.: Bu kişiler daha önce bu bölgede ikamet etmekteyken bu örgüt tarafından Köln bölgesindeki eğitim kurumlarında eğitici olarak istihdam edilmişlerdir. Halen faal olarak görev yaptıkları söyleniyor.

– T.Ö.: Üniversite yıllarında bu yapılanmanın evlerinde kalmış, Almanya’ya gelin olarak gelmiştir. Aktif olarak hiçbir faaliyette bulunmasa da halen gönül bağını devam ettirdiği söyleniyor. Ev hanımı.

H. A. Fürthen/Sieg Camii Din Görevlisi

Kaynak: Cumhuriyet

45FETÖ ‘imamlarına’ operasyon

16 ilde 70’e yakın adreste arama yapılıyor. Türkiye’nin emniyet imamı olarak bilinen ‘Kozanlı Ömer’ kod adlı Osman Hilmi Özdil de gözaltı listesinde yer alıyor. Operasyon kapsamında üst düzey 58 kişi için gözaltı kararı var.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, soruşturma kapsamında gözaltı kararı alınan 58 şüpheliyi yakalamaya yönelik 16 ilde, 100 ekiple operasyon düzenledi. Ekiplerin 66 adreste arama yaptığı belirtildi.

Hakkında gözaltı kararı bulunanlar arasında FETÖ’nün emniyet imamı olarak bilinen “Kozanlı Ömer” kod adlı Osman Hilmi Özdil, örgütün İstanbul emniyet imamı, 9 üst düzey sorumlu, 17 “abi” ve 30 örgüt üyesi bulunduğu ifade edildi.

Örgüt üyeleri arasında, emniyet mensubu, araştırma görevlisi, subay, esnaf, öğretmen, mühendis ve muhasebecinin de bulunduğu öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Star ve Yeni Şafak ve Takvim ve Türkiye

44Kayyumların dolar kavgası

Koza İpek Grubu’na atanan 5 kişilik kayyum heyeti arasında önce sözlü olarak başlayan sonra fiziki tartışmaya dönen dolar kavgası karakolda son buldu. Kavganın nedeninin kayyum Hikmet Keleş’in, ‘holdingin 250 milyon dolarını TL’ye çevirme’ teklifi olduğu belirtilirken, TMSF karakolluk olan kayyum heyeti ile yollarını ayırdı.
TASARRUF Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesinde yer alan Koza pek Grubu’na 26 Eylül 2015 tarihinde atanan 5 kişilik kayyum heyetinde ‘dolar’ kavgası yaşandığı ortaya çıktı. Toplantı sırasında başlayan kavga, karakolda son buldu. Kavga, kayyum Hikmet Keleş’in, holdingin 250 milyon dolarını, “Doların yükselip ekonomiye zarar vermemesi için Türk Lirası’na çevrilip mevduata yatırma” isteğine diğer kayyum heyetinin karşı çıkması yüzünden meydana geldi.

Batıkent Polis Merkezi’ne yansıyan olay tutanaklarına göre, kavga 26 Temmuz tarihinde yapılan toplantıda meydana geldi. Koza İpek Grubunun İstanbul yolu üzerindeki binada kayyum Mustafa Akçil, Arif Yalçın, Hayrullah Dağıstan diğer iki kayyum Hamza Yanık ve Hikmet Keleş’ten habersiz toplantı yaptı. Bu sırada binada olan Hikmet Keleş, toplantı salonuna girdi.

FİZİKİ ŞİDDETE DÖNDÜ

Kayyum heyeti arasında “FETÖ” ve “doların Türk lirasına” çevrilmesi konularında tartışma çıktı. Sözlü tartışma fiziki şiddete dönüştü. Kayyumlardan Hikmet Keleş, diğer kayyum Mustafa Akçil’e çay bardağı fırlattı. Olayın büyümesi üzerine binaya polis çağrıldı. Mustafa Akçil, Arif Yalçın ve Hayrullah Dağıstan, karakola giderek Hikmet Keleş’ten şikayetçi oldu. Hikmet Keleş de polis merkezine giderek kayyum Mustafa Akçil, Arif Yalçın ve Hayrullah Dağıstan’nın FETÖ ve İpek ailesiyle bağlantıları olduğu yönünde ifade vererek şikayetçi oldu. Tutanaklar ve ifadeler Cumhuriyet Savcılığı’na gönderildi, kayyumların kavgasıyla ilgili Cumhuriyet Savcılığı’nın başlattığı soruşturma sonunda dava açıldı.
İHANET İÇİNDELER

Kayyum Hikmet Keleş polise verdiği ifadesinde, tartışmanın, grubun hesabındaki 250 milyon dolarının Türk lirasına çevrilmesi talep ettiğini, diğer 3 üyenin karşı çıkmasıyla başladığını belirterek, şunları anlattı: “26 Temmuz günü saat 11.00 sıralarında İstanbul yolu üzerinde bulunan Koza İpek grubunun binasına denetim görevim için geldim. Mustafa Akçil ile karşılaştım. Mustafa Akçil otel müdürünü değiştirmek istediğini bana söyledi. Ben de kendisine otelde yürütülen faaliyetler devletin bütün kurumlarının bilgisi dahilinde olduğunu, otel müdürünün değiştirilmesinin orada çalışmaları sekteye uğratma amacı taşıdığını, bunun ihanet anlamına geldiğini söyledim. Bir gün önce de yüklü miktardaki doları, darbe girişimi sonrasında doların yükselip ekonomimize zarar vermemesi için Türk parasına çevirip mevduatta yatırma isteğime karşı çıktılar. Diğer 3 kayyum bu karara itiraz etti. Ben binadan hava almak için dışarıya çıkıp içeriye girdiğim sırada bu 3 kayyumun benden habersiz toplantı yaptıklarını görünce yanlarına girdim. ‘Ne yapmaya çalışıyorsunuz’ dedim. Bu 3 kayyumun, İpek ailesi ve FETÖ terör örgütü ile ilişkilerinin bulunduğunu, ihanet içinde olduklarını kendilerine söyledim. Bu esnada sinirlendim. Elimde bulunan çay bardağını duvara atmak istedim. Ancak attığım bu çay bardağı Mustafa Akçil’e geldi. Ben kendisine atmak istemedim. Bu 3 kayyumun FETÖ ve Akın İpek ailesi ile ilişkileri vardır. Ben kendilerinden FETÖ’ye olmalarından dolayı şikayetçiyim.”

TMSF, 5 KİŞİDEN4’ÜNÜ ÇIKARDI

TMSF karakolluk olan kayyum heyeti Mustafa Akçil, Arif Yalçın, Hayrullah Dağıstan ve Hikmet Keleş ile yollarını ayırırken, tek görevde kalan ise olayın yaşandığı gün toplantıda bulunmayan Hamza Yanık oldu.

Kaynak: Hürriyet

43FETÖ tutuklusuna ‘Prison Break’ senaryosu

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında tutuklu bulunanların cezaevlerinde toplu isyan ve rehin alma gibi yöntemlerle yeni bir kalkışmaya hazırlanacağı bilgileri üzerine Adalet Bakanlığı bu cezaevlerinde güvenlik önlemlerini arttırdı. Cezaevlerine uçaksavar, TOMA, itfaiye gibi araç ve ekip takviyeleri yapılırken bazı tarihlere işaret eden bilgiler çoğunlukla FETÖ üyelerinin tutulduğu cezaevlerinde yapılan aramalarda bulunan notlar kaynaklı oldu.
KİTAP İÇİNDE İNGİLİZCE DİZİ SENARYOSU

Çok fazla sayıda benzer not bulunan İzmir Şakran kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda ise geçen hafta yine akıl almaz bir yöntemle içeriye not sokulmaya çalışıldığı ortaya çıktı. Bu sefer kaçış planı kargo ile İngilizce geldi. FETÖ üyeliği suçundan cezaevinde bulunan kadın tutuklu G.Y.’ye kadın yakını H.T. tarafından bir kargo gönderildi. Kargoyu açan infaz kurumu görevlileri paketin içinde Elementary English Course Book adlı İngilizce dil eğitim kitabı buldu. Arama yapan yetkililer kitabın içinde kadın mahkumun kız kardeşi Z.Y. imzalı İngilizce bir not fark etti.. Not Türkçe’ye çevrildiğinde bunun bir dizinin konusunu içerdiği görüldü. İngilizce notun tercümesi şöyleydi:

“Dizide bir adam var. Adı Micheal. Cezaevine girmek için suç işledi. Cezaevine girmek istedi çünkü cezaevinde erkek kardeşi var ve kardeşi masum. Bu nedenle Michael erkek kardeşini kurtarmak istiyor. Yeni insanlarla tanıştı.”

Notu alan yetkililer, diziyi araştırdı. Nottaki senaryonun ünlü Amerikan dizisi Prison Berak (Büyük Kaçış) dizisine ait olduğunu tespit etti. Kargoyu gönderenler ve tutuklu kadın hakkında tutanak tutuldu. Konu hakkında Adalet Bakanlığı’nı bilgilendirilerek işlem başlatıldı. Yetkililer notların örgüt üyelerini motive etme amaçlı bir yöntem olabileceğinin de dikkate alındığını kaydetti.
NOTUN İÇERİĞİNDEKİ PRISON BREAK (BÜYÜK KAÇIŞ)

2005’te başlayan dizinin başrollerinde Wentworth Miller,Dominic Purcell,Sarah Wayne Callies,Amaury Nolasco oynadı. 42 ülkede yayınlanan ABD yapımı dram ve macera türündeki dizi, Türkiye’de de gösterildi. Prison Break 2006 Emmy Ödülleri’ne de en iyi dizi olarak aday gösterildi.

Dizi’nin konusu şöyle: Bir inşaat mühendisi olan Michael Scofield (Wentworth Miller) Başkan Yardımcısı’nın kardeşini öldürmek suçuyla idam cezasına çarptırılan ağabeyi Lincoln Burrows’u (Dominic Purcell) kurtarmak için tüm yasal yolların tükendiğini fark edince işi kendisi halletmeye karar verir ve kusursuz bir hapisten kaçış planı hazırlar. Ardından göstermelik bir banka soygunu düzenler ve cezaya çarptırılır. Sağlık sorunlarını bahane eden Michael, ağabeyinin bulunduğu Fox River Eyalet Hapishanesi’ne gönderilir. Michael, içeride beklenmedik durumlarla karşılaşır ve ağabeyini kaçırmak için girdiği hapishaneden 7 kişiyi daha kaçırmak zorunda kalır. Bu sırada planlarını hayata geçirmek için revir doktoru Sara Tancredi’yi (Sarah Wayne Callies) ve hapishane müdürü Henry Pope’u kullanır. Bu sırada da Sara’ya aşık olur. Michael’ın kaçış planında azılı gardiyan şefi Brad Bellick (Wade Williams) onun planını zora sokmaktadır.

Kaynak: Hürriyet ve Akit

42İstanbul’da Cumhuriyet Savcısı’nın makam aracına silahlı saldırı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar soruşturma bürosunda görevli bir savcı akşam saatlerinde makam otomobilinin içinde silahlı saldırıya uğradı. Sultangazi’de yol kenarında pusu kuran kişi veya kişilerce açılan ateşte büyük bir şans eseri savcı ve koruma polisleri yara almadan kurtuldu.
Silahlı saldırı saat 21.15 sıralarında TEM otoyolu Sultangazi istikametinde üzerinde meydana geldi. Çağlayan Adliyesi’nde Terör ve Örgütlü Suçlar soruşturma bürosunda görevli olduğu belirtilen bir savcının makam aracına yol kenarından ateş açıldı.

Koruma polislerinin de içinde bulunan araca 4 mermi isabet etti.

SALDIRGANLAR KAÇTI

İlk tespitler sonunda ateşin yol kenarında pusu kuran kişi veya kişilerce ateş açıldığı, olaydan sonra kaçtıkları tespit edildi.

İstanbul Terör ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri saldırganları yakalamak için çalışma başlattı.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Star ve Akşam ve Yeni Şafak ve Türkiye

41FETÖ ABD’deki en büyük okulunu satışa çıkardı

FETÖ terör örgütü, ABD’deki en büyük okulu olan Brooklyn’deki Amity School’u satışa çıkardı. FETÖ’ye desteği ile tanınan basketbolcu Enes Kanter’in de bu yıl başında okulu ziyaret ettiği ortaya çıktı.
ABD’de devlete ait çok sayıda sözleşmeli okulu (charter) yöneten FETÖ, kendine ait özel okullardan birisi olan Amity School’un binasını satacak.

Cushman & Wakefield şirketi aracılığıyla satışa çıkarılan okul binasının ilanında binanın 2012 yılında yapıldığı ve yaklaşık 7 bin metre kare alana sahip olduğu görülüyor.

İlandaki fiyat bölümünde ise bina için belirlenen bir ücret olmadığı ve mülk sahibinin fiyat teklifi istediği belirtiliyor. Okulun internet sitesindeki bilgilere göre, 1999 yılında kurulan okulda halen 256 öğrenci eğitim görüyor. İlkokul öğrencileri için 9 bin 900 dolar okul ücreti isteniyor.

Edinilen bilgiye göre, mortgage yöntemiyle edinilen bina, okulda yeterli öğrenci olmaması ve Türkiye’den de eskisi gibi öğrenci gelmemesi nedeniyle ödeme güçlüğü yaşandığı için satışa çıkarıldı. Binanın satışının ardından okulun tamamen kapatılıp kapatılmayacağı ya da başka bir binaya taşınıp taşınmayacağına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

ABD Basketbol Ligi NBA’de Oklahoma City Thunder forması giyen Enes Kanter’in de bu yıl başında okulu ziyaret ettiği okulun internet sayfasında görülüyor. 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından Kanter, FETÖ’ye destek vermiş ve ailesi tarafından reddedilmişti.

ABD’DE 140 CİVARI CHARTER OKUL VAR

FETÖ, ABD’de hem kamu finansmanıyla faaliyet yürüten charter okulları hem de Amity School gibi tamamıyla kendisinin kurup yönettiği iki farklı okul türünü işletiyor.

İşletme maliyeti düşük olduğu ve örgüte kaynak sağladığı gerekçesiyle FETÖ’nün ABD’de daha çok sözleşmeli okullara yöneldiği belirtiliyor.  ABD’nin birçok eyaletinde FETÖ ile bağlantılı sözleşmeli okullara yönelik Federal Soruşturma Bürosu (FBI) soruşturması ve çeşitli incelemeler de devam ediyor. FETÖ’nün ABD’de faaliyet gösteren sözleşmeli okullarıyla ilgili önce California ve Pensilvanya eyaletlerinde, daha sonra da Teksas’ta davalar açılmıştı.

Ekim ayında FETÖ bağlantılı Magnolia sözleşmeli okullarına ait üç okul için Los Angeles Eğitim Kurulu, “sözleşme yenilememe” kararı vermişti. Temyize gitme hakkı bulunan okullar, 1 Temmuz 2017 tarihine kadar gerekli finansal şartları sağlayamazsa temelli kapatılacak.

Magnolia Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Yapanel, ağustos ayı sonunda Los Angeles Times gazetesine verdiği mülakatta, FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen ile ilişkisi olduğunu kabul ederek, “Gülen’in öğretilerine inandığını, onun kendisine ilham kaynağı olduğunu” ifade etmişti

ABD’de FETÖ’yle ilişkili 140 civarında sözleşmeli okulun faaliyet gösterdiği ve bu okulların eyalet bütçelerinden yıllık yaklaşık 500 milyon dolar gelir elde ettiği kaydediliyor.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah

40Bolu’da FETÖ’den 5 asker adliyede (2)

ASKERLER SERBEST BIRAKILDI
Bolu’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen 2’inci Komando Tugay Komutanlığı’nda görevli yarbay M.G., üsteğmenler B.C., İ.A., U.S. ile emekli astsubay başçavuş A.Ü. çıkarıldıkları mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Aynı soruşturma kapsamında emniyette işlemleri tamamlanarak adliyeye sevk edilen esnaftan kentte lokanta işletmeciliği yapan Yüksel A. tutuklanırken, 5 kişi ise nöbetçi mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

39Siirt’te Kurmay Başkanı Kurmay Albay Gezer FETÖ’den gözaltına alındı

SİİRT, (DHA) – SİİRT’te yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında 3’üncü Komando Tugay Komutanlığı Kurmay Başkanı Albay Muzaffer Gezer, gözaltına alındı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Siirt’te yürütülen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) yönelik soruşturmada, Siirt 3’üncü Komando Tugay Komutanlığı Kurmay Başkanı Albay Muzaffer Gezer, gözaltına alındı. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında Albay Gezer hakkında yakalama kararı çıkarılmasının ardından güvenlik güçleri evine gelerek burada arama yaptı. Yapılan aramanın ardından Albay Gezer gözaltına alındı. Emniyet Müdürlüğü’ne getirilen Albay Gezer’in emniyetteki işlemleri sürüyor.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Takvim

38Kemer’de FETÖ’den 2 gözaltı

Levent YENİGÜN/KEMER, (DHA) – ANTALYA’nın Kemer İlçesi’nde FETÖ/PDY soruşturması kapsamında 1 hakim, 1 savcı gözaltına alındı.

Kemer’de FETÖ/PDY soruşturması kapsamında ilçede görevli hakim V.H.G. ile savcı Y.Ç. hakkında gözaltı kararı verildi. Geçen cuma günü Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerin gözaltına aldığı 2 şüpheli, işlemleri için Antalya’ya götürüldü.

Kaynak: Hürriyet

37FETÖ/PDY’den tutuklu Bursa’nın eski Bürokratları yeni mahkemede yargılanacak

Halil ÖZÇOBAN/BURSA, (DHA) – BURSA Adliyesi’nde 8’nci Ağır Ceza Mahkemesi kuruldu. Bu mahkemede, soruşturmaları devam eden özellikle FETÖ/PDY ile PKK ve DEAŞ davaları görülecek. FETÖ/PDY operasyonunda tutuklanan ve iddianameleri henüz hazırlanmayan Bursa eski Valisi Şahabettin Harput, eski İl Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya ve Bursa eski İl Jandarma Komutanı Albay Yurdakul Akkuş’unda yargılanmaları bekleniyor.
Bursa Adliyesi’nde 15 Temmuz başarısız darbe girişimi ardından yoğunlaşın FETÖ/PDY soruşturmaları ile devam eden PKK ve DEAŞ ile ilgili davalardaki yoğunluk, yeni bir ağır ceza mahkemesinin kurulmasına neden oldu. Böylece Bursa’daki ağır ceza mahkemesi sayısı 8’e yükseldi. Daha önce Bursa 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin baktığı FETÖ/PDY ile PKK ve DEAŞ davalarından yeni açılanlar bu mahkemeye yönlendirilecek. Halen, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Kocaeli F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Bursa eski Valisi Şahabettin Harput, Bursa eski İl Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya, Bursa eski İl Milli Eğitim Müdürü Atilla Gülsar, Vergi Dairesi eski Başkanı İbrahim Saydam ile Bursa H Tipi Cezaevi’nde bulunan Bursa eski İl Jandarma Komutanı Alay Komutanı Yurdakul Akkuş ile iş adamlarının davasına iddianamenin hazırlanmasının ardından Bursa 8’inciAğır Ceza Mahkemesi’ne bakılması bekleniyor.

Kaynak: Hürriyet

36Samsun’da FETÖ’den gözaltına alınan 18 kişi adliyede (2)

4 TUTUKLAMA
Samsun’da FETÖ/PDY operasyonunda gözaltına alındıktan sonra polis tarafından adliyeye sevk edilen 18 şüpheliden 4’ü tutuklandı. 14 şüpheli ise adli kontrol altında tutulmak kaydıyla serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

35Başsavcı Tekne: FETÖ operasyonları devam ediyor

Ramazan ÇELİK/HATAY, (DHA) – HATAY Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Tekne, kentteki T Tipi Cezaevi’nde 680 FETÖ’cünün tutuklu bulunduğu belirterek, operasyonların devam ettiğini söyledi.
AK Parti Hatay İl Yönetimi, Hatay Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Tekne’yi makamında ziyaret etti. Burada açıklama yapan Ahmet Tekne, son olarak 10 hakimin sürdürülen soruşturmalar nedeniyle görevden uzaklaştırıldığını kaydetti, şöyle konuştu:
“Operasyonlar devam ediyor. Sürekli yenileniyor ve insanın canını sıkıyor artık. Bir an önce bitsin de normale dönelim diye uğraşıyoruz. Burada hepimiz görev düşüyor. Herkesin elini taşın altına koyması lazım. Devlet yönü halledilir ama sosyal olarak yarın başımıza çok büyük sıkıntılar çıkabilir. Bunları temizleyelim, bunlar kurtulsun ama yeni sıkıntılara sebebiyet vermeyelim. Bir travma yaşanıyor. Ama biz farkında değiliz. Gerçekten yoğun çalışıyoruz. Onu düşünecek vaktimiz olmuyor. Yoğunlukta dikkatten kaçar, bir şey yapılması gerekiyordur o konularda kapımız açık. Ben yaptığım işlerde sürekli devlet ve millet menfaatini düşünürüm. Biz bunların karşısında niye duruyoruz. Bu millete, devlete ihanet ettiler diye. Yoksa beni bağlamaz, çoğunu tanımıyorum ben.”

Kaynak: Hürriyet

34FETÖ’den açığa alınan kaymakam, vali yardımcısı oldu

Ayhan İSEN/ELEŞKİRT (Ağrı), (DHA) – FETÖ/PDY soruşturması kapsamında açığa alınan Ağrı’nın Eleşkirt Kaymakamı Abdulkadir Okay, göreve iade edildikten sonra Muş Vali Yardımcılığı’na atandı. Okay, il sınırına kadar konvoyla uğurlandı.
14 Aralık 2015’ten itibaren Eleşkirt Kaymakamı olarak görev yapan Aldulkadir Okay, geçen 1 Eylül’de İçişleri Bakanlığı tarafından FETÖ/PYD soruşturması kapsamında açığa alındı. Göreve tekrar iade edilen Abdülkadir Okay, geçen 1 Aralık tarihinde yayınyalan kararname ile Muş Vali yardımcılığına atandı. Eleşkirt’e gelerek ayrılış işlemlerini yapan Abdulkadir Okay ziyaretçi akınına uğradı. Vatandaşların evinde ve kaymakamlık makamında ziyaret ettiği Abdulkadir Okay, “Eleşkirt’te görev yaptığım dönem içersinde herkese faydalı olabilmek için elimden geleni yaptım. Çok güzel çalışmalarımız projelerimiz ve ilçeyi daha da güzelleştirmek adına düşüncelerimiz vardı. Benden sonraki ilçemize atanacak olan meslektaşım yapılan çalışmaları devam ettirecek ve sizlere güzel hizmetler sunacaktır. Eleşkirt’ten ayrılacağım için çok üzülüyorum. Eleşkirt’in bende hep güzel hatıraları olacak. Her zaman ziyaretime gelebilirsiniz. Kapım her zaman sizler için açık olacak. Herkes hakkını helal etsin” dedi.
Eleşkirt Kaymakamlığı görevinden ayrılışını gerçekleştiren Abdulkadir Okay ilçe halkı tarafından il sınırına kadar uğurlandı. Uzun konvoyla Abdulkadir Okay’a eşlik eden vatandaşlar son olarak vali yardımcısı ile fotoğraf çektirdi. Ağrı il tabelası önünde fotoğraf çektiren Okay, yeni görev yerine gitti.

Kaynak: Hürriyet

33İzmir’de FETÖ’den 2 tutuklama (2)

11 KİŞİ DAHA SERBEST KALDI
İzmir merkezli 5 ilde FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 62 kişiden 11 kişi daha bugün adliyeye sevk edildi. İkinci gruptaki 11 kişi, yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol ile serbest bırakıldı.
Ayrın soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar arasında ‘TSK imamı’ olduğu belirtilen Adil Öksüz’ün kuzeni Zübeyir Öksüz de gözaltına alınmıştı. Örgüte eleman sağlama faaliyetleri yürüttüğü belirtilen şüphelilerin, FETÖ’nün kriptolu haberleşme programı ‘ByLock’u kullandığı da öne sürülmüştü. Halen gözaltında bulunan, Zübeyir Öksüz’ün de aralarında yer aldığı diğer 40 kişinin emniyette işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet

32İzmir’de 8 adliye çalışanına FETÖ gözaltısı

İZMİR, (DHA) – İZMİR’de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında, haklarında yakalama kararı bulunan 11 adliye çalışınından 8’i gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin örgütün şifreli haberleşme programı ‘ByLock’u kullandıkları belirtildi.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında FETÖ/PDY üyesi oldukları gerekçesiyle aralarında daha önce görevden uzaklaştırılanların da bulunduğu 11 adliye çalışanına yönelik olarak, İzmir Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri sabah saatlerinde eş zamanlı olarak operasyon düzenledi. Operasyonda 8 kişi gözaltına alındı. Polis, şüpheli olan adliye çalışanlarını adliyeye getirip, çalıştıkları bilgisayarları kopyaladı. Gözalıtına alınan şüphelilerin bazılarının, örgüte eleman yetiştirme ve kazandırma çalışması yaptıkları, FETÖ’nün kriptolu haberleşme programı ‘ByLock’u kullandıkları belirtildi. Diğer 3 kişinin yakalanması için ise çalışmaların devam ettiğini bildirildi.

Kaynak: Hürriyet

31Baransu’nun eski eşi çocuklarının soyadını değiştirdi

Ümit TÜRK/İSTANBUL,(DHA) Balyoz’da kumpas davası sanığı Mehmet Baransu’nun eski eşi, mahkemeye başvurarak iki çocuğunun soyadını değiştirdi.

Baransu’nun eski eşi Esra Konur, mahkeme kararıyla iki çocuğunun soyadını değiştirdi. Esra Konur, çocuklarının Baransu soy isminden dolayı okulda ve arkadaş çevresinde sıkıntı yaşadığı iddiasıyla mahkemeye başvurmuştu. 17. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davanın bugün karar duruşması görüldü.
DURUŞMAYA NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ TEMSİLCİ GÖNDERDİ

Duruşmaya davacı Esra Konur ile Nufüs Müdürlüğü’nü temsilen bir kişi katıldı. Duruşmada ilk olarak Esra Konur’un halasının kızı tanık olarak dinlendi.

Çocukların Baransu isminden dolayı mağdur olduğunu anlatan tanık, “Çocukları okulda ve dışarıda, ‘FETÖ’cünün çocuğu’ diye sıkıştırıyorlar. Hatta büyük çocuk sokağa çıkamaz hale geldi. Çocukların geleceği ve psikolojisi açısından soy adlarının değiştirilmesi onlar için iyi olur” diye konuştu.

Kaynak: Hürriyet ve Takvim

30Şanlıurfa’da 9 belediye çalışanı FETÖ’den açığa alındı

ŞANLIURFA,(DHA) – ŞANLIURFA’nın merkez Eyyübiye İlçe Belediyesi’nde, Fetullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/ PDY) ile bağlantısı bulunduğu gerekçesiyle Başkan Yardımcısı Mehmet E. ile birlikte toplam 9 çalışan açığa alındı.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Eyyübiye Belediyesi’nde başlatılan idari soruşturma kapsamında FETÖ/ PDY ile bağlantısı bulunduğu belirlenen Başkan Yardımcısı Mehmet E., 1 müdür, 4 taşeron işçi ve 3 sözleşmeli personel açığa alınarak görevlerinden uzaklaştırıldı.

Kaynak: Hürriyet

29Polatlı’da 810 FETÖ’cüye işlem yapıldı

Metin ÖZDEMİR/POLATLI(Ankara), (DHA) – POLATLI’da 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü’ne yönelik operasyonların sonuçlarını açıkladı. Buna göre asker, polis, sivil ve kamu görevlisi 810 kişi hakkında adli işlem yapıldı. 319 kişi tutuklanırken, 169 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 48 kişinin de Bylock kullandığı tespit edildi.
Polatlı Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekipleri, 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana ilçede yapılan operasyonların sonuçlarını basınla paylaştı. İlçede Eskişehir Yolu üzerinde bulunan 58. Füze Tugayı’nın, darbe girişiminin en önemli üslerinden birisi olduğu vurgulandı. Bu çerçevede darbe girişiminin hemen ardından Tugay Komutanı Tuğgeneral Murat Aygün tutuklanmıştı.
FÜZELER BIÇAKLA DURDURULMUŞTU
Polatlı Acıkır mevkiinde bulunan 58. Füze Tugayı’ndan çıkan Füze rampaları Yapracık’ta polis ve vatandaşlar tarafından durdurulmuştu. Polatlı ilçesinin Ankara yönü çıkışında ise halk ellerindeki bıçaklarla füze rampası taşıyan kamyonları lastiklerini parçalayarak durdurmuştu.
15 Temmuz darbe girişiminden bu yana askeri ve sivil bölgelerde sürdürülen operasyonlarda 363 asker gözaltına alındı. Füze rampası taşıyan 84 askerle birlikte 363 asker hakkında işlem yapıldı. 245 askeri personel tutuklandı, 110 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 8 kişi serbest bırakılırken, 2 askeri personelin ise Bylock kullandıkları tespit edildi.
POLATLI DARBENİN ÖNEMLİ MERKEZLERİNDEN BİRİYDİ
Topçu ve Füze Okulu Komutanlığı ile buna bağlı Acıkır Kışlası ve 58. Füze Tugayı’nın ilçede bulunması nedeniyle Polatlı’nın 15 Temmuz darbe girişiminin en önemli merkezlerinden birisi olduğuna dikkat çekildi. Polatlı Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin 5 aydır yaptığı operasyonlarda yapılan işlemlerle ilgili açıklama şöyle:
“63 polis hakkında adli işlem yapıldı. 10 kişi tutuklandı, 13 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, 9 polisin Bylock kullandıkları tespit edildi. 40 kişi ise serbest bırakıldı.
Milli Eğitim camiasında 172 kişi hakkında adli işlem yapıldı. 12 kişi tutuklandı, 9 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, 6 kişinin Bylock kullandıkları tespit edildi. 151 kişi ise serbest kaldı. Farklı kamu kurumlarında çalışanlar arasında 71 kişi hakkında adli işlem yapıldı. 6 kişi tutuklandı, 6 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, 8 kişinin Bylock kullandıkları tespit edildi. 59 kişi ise serbest bırakıldı. 71 sivil hakkında yapılan adli işlemlerin ardından 34 kişi tutuklandı, 29 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 21 kişinin ise Bylock kullandıkları tespit edildi. 8 kişi ise serbest bırakıldı.
Farklı il ve ilçelerin savcılıklarının istedikleri 70 kişi yakalandı ve ilgili savcılıklara teslim edildi. Bunlardan 12 kişi tutuklandı, 2 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, 2 kişinin Bylock kullandıkları tespit edildi. 56 kişi ise tamamıyla serbest kaldı.”

Kaynak: Hürriyet

28İşadamı Solmaz ve 2 kişiye FETÖ’den tutuklama

İlker KILIÇASLAN/MANİSA, (DHA) – MANİSA’da Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında geçen 23 Kasım’da gözaltına alınan 10 şüpheliden, aralarında Manisa İl Genel Meclisi eski Başkanı ve Ak Parti Manisa İl Başkanlığı’nın kurucularından işadamı Hayrullah Solmaz’ın da bulunduğu 3’ü tutuklandı. Diğer şüphelilerden 1’i savcılıktaki ifadesinin ardından, 6’sı da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Manisa İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, geçen 23 Kasım’da çok sayıda adrese operasyon düzenledi. Operasyonda FETÖ/PDY ile ilişkisi olduğu ileri sürülen Manisa İl Genel Meclisi eski Başkanı ve AK Parti Manisa İl Başkanlığı’nın kurucularından işadamı Hayrullah Solmaz ile M.B., İ.K., F.G., A.E., H.T., K.B., M.B., A.Ü. ve D.Y. gözaltına alındı.
Gözaltına alınan 10 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından dün adliyeye sevk edildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden D.Y. ve K.B ile gözaltına alınmadan bir gün önce inşaat şirketine kayyum atanan işadamı Hayrullah Solmaz, tutuklandı. Diğer şüphelilerden 1’i savcılıktaki ifadesinin ardından 6’sı da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

27Bolu’da FETÖ’den 5 asker adliyede

Mutlu YUCA/BOLU,(DHA) – BOLU 2’nci Komando Tugay Komutanlığı’nda FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınan 4 subay ve 1 emekli asker adliyeye sevk edildi.
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, 2’inci Komando Tugay Komutanlığı’nda görevli yarbay M.G., üsteğmenler B.C., İ.A., U.S. ile emekli astsubay başçavuş, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı.
Askerlerin, General Eşref Bitlis Kışlası’nda bulunan odaları ile ev ve araçlarında arama yapılarak bazı belge ve dijital cihazlara el konuldu. İl Emniyet Müdürlüğü’nde işlemleri tamamlanan 5 asker, sağlık kontrollerinden sonra adliyeye sevk edildi.

Kaynak: Hürriyet

26Marmaris’te FETÖ’den bir astsubaya gözaltı

Ali GÜNDOĞAN/MARMARİS (Muğla), (DHA) – MUĞLA’nın Marmaris İlçesi’ndeki Aksaz Deniz Üssü Komutanlığı’nda görevli 39 yaşındaki astsubay İ.K., Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmasında, polis tarafından evinde gözaltına alındı.
Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Grup Amirliği ekipleri, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, hakkında silahlı terör örgütüne üye olmaktan yakalama kararı bulunan deniz astsubay İ.K.’nın kaldığı ilçe merkezindeki kiralık daireye bu sabah operasyon düzenledi. Aksaz Deniz Üssü Komutanlığı’nda görevli astsubay İ.K., gözaltına alındı. İ.K.’nin, işlemlerin ardından Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü’ne teslim edileceği öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet

25Muğla’da FETÖ şüphelisi 3 kişiden 2’si adliyede

Cavit AKGÜN/MUĞLA, (DHA)- MUĞLA polisi tarafından Fethullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturmada kapsamında gözaltına alınan 3 kişiden, 1’i örgüte elaman kazandıran yapı sorumlusu, diğeri dershaneler sorumlusu olduğunu ileri sürülen 2’si, adliyeye sevk edildi.
Muğla Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, örgütün Muğla yapılanmasına yönelik yapılan operasyonda il imamı olduğu ileri sürülen İ.K., örgüte eleman kazandıran yapı sorumlusu olduğu idida edilen T.A. ve dershaneler sorumlusu olduğu öne sürülen M.Ç., Muğla polisi tarafından geçen 5 Aralık’ta Antalya’da yakalanıp, gözaltına alındı. Muğla İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne getirilen üç şüpheliden T.A. ve M.Ç., işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden İ.K.’nin polisteki işlemlerinin ise halen sürdüğü bildirildi.

Kaynak: Hürriyet

2413 isim ortada kaldı… Darbeci mi şehit mi?

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, i15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece Ankara’da şehit olanlar ile öldürülen darbecilerin isimlerini tespit etti. Listede kimin ‘nerede ve neden’ öldüğü sıralandı. Darbeciler 89 kişiyi şehit ederken, 11 darbeci de öldürüldü. 13 ismin ise şehit mi, darbeci mi olduğu belirlenemedi.
Türkiye Gazetesi’nden Ebru Karatosun’un haberine göre, Ankara’daki darbe soruşturmasını yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 15 Temmuz’da hayatını kaybeden 13 kişinin darbeci mi sivil vatandaş mı olduğunu araştırıyor. Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosu, FETÖ’cüler tarafından 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında şehit olan ve ölen darbecilerin isimlerini tespit etti.

Söz konusu kişilerin ‘nerede ve neden’ öldükleriyle ilgili çalışma yapılırken, 15 Temmuz’da hayatını kaybedenlerin nerelerde öldüğü de tek tek sıralandı. Başsavcılık, toplamda 113 kişinin öldüğünü belirlediği 15 Temmuz kalkışmasının Ankara ayağında şehit olanları ve darbecilerin isimlerini listeledi. Listeye göre, FETÖ’cü cuntacılar tarafından 89 kişi kalkışmada şehit edildi. Kalkışmada 11 darbecinin öldürüldüğü de tespit edilirken, o isimler soruşturma dosyasında şöyle ifade edildi:
Mehmet Akkurt (Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler’in emir subayı ve kendisini rehin alan), Gökmen Ata (Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı ele geçirmek için giden askerlerden birisi), Zekeriya Açıkgöz (Darbenin beyin takımında yer alan ve TSK’dan ihraç edilip tutuklanan Tümgeneral Mehmet Dişli’nin başında bulunduğu Stratejik Dönüşüm Daire Başkanlığı’nda görev alanlar arasında), Şükrü Eğin, Özhan Ekin (Akıncılar Üssü), İlyas Pekdemir (Jandarma G.K.), Ramazan Erdoğan (Jandarma G.K.), Yasin Özdemir (Jandarma G.K.), Yakup Başıbüyük (Jandarma G.K.), Abdulkadir Karadağ (Jandarma G.K.), Batuhan Zengin (Jandarma G.K.)

İŞTE O 13 İSİM

15 Temmuz’da darbeci mi yoksa şehit mi olduğu belirlenemeyen 13 kişinin ismi ise şöyle sıralandı:

Ali Alıtkan, Özkan Özendi, Ali Şehir, Muhammet Köse, Ali Görmez, Eray Demir, Ziya İlhan Dağdaş, Ali Anar, Osman Küçük, Nuh Duygun, Batuhan Zengin, Hasan Karakaş.

Kaynak: Hürriyet

23İşte iade edilecek darbeci askerlerin kimlikleri!

15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sırasında Yunanistan’a kaçan ve dün Yunan mahkemesince Türkiye’ye iadesine karar verilen 3 darbeci askerin kimlikleri belli oldu.
FETÖ kalkışmasının yaşandığı 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Yunanistan’a kaçan ve dün Yunan Mahkemesi tarafından Türkiye’ye iadesine karar verilen 3 darbeci askerin kimlikleri belli oldu.

İŞTE O DARBECİLERİN İSİMLERİ

Sabah’ın haberine göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca haklarında soruşturma yürütülen 3 darbe askerin isimlerinin Bilal Kurugöl, Gencay Büyük ve Ahmet Güzel olduğu belirlendi.

Kaynak: Hürriyet

22FETÖ’den tutuklu Hüseyin Avcı, Gümüşhane Vali Yardımcılığı’na atandı

GÜMÜŞHANE Vali Yardımcılığı görevine atanan Hüseyin Avcı’nın, FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu olduğu ortaya çıktı.
Konya’nın Kulu İlçesi Kaymakamı Hüseyin Avcı, 1 Aralık tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 2016/681 sayılı kararname ile Gümüşhane Vali Yardımcılığı’na atandı. Ancak bugüne kadar göreve başlamayan Hüseyin Avcı’nın, Fethullahcı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında tutuklandığı öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet

21FETÖ’nün ‘yurt ablası’nı kitaptaki parmak izi ele verdi

KARS,(DHA)- KARS’ta, FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturma kapsamında çöpe atılan örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in kitaplarındaki parmak izi, yurt ablasını ele verdi.
İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince darbe girişiminden sonra Fetullah Gülen’e ait kitapları çöpe atarken yakalanan C.B. isimli kadın tutuklanmıştı. Örgüt yapılanmasında ‘yurt ablası’ görevini yürüten C.B.’nin attığı kitaplarda parmak izleri tarandı. FETÖ/PDY örgütünün ‘abla’ yapılanmasında yer alan 1 kişinin daha parmak izi bulundu. Yapılan çalışmada parmak izinin N.D. adlı kadına ait olduğu tespit edildi. Yapılan operasyonda N.D., Eskişehir’de yakalanarak Kars’a getirildi. Yurtz ablası N.D., savcılıkta ifade verdikten sonra Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi ve tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Kaynak: Hürriyet

20Samsun’da FETÖ’den gözaltına alınan 18 kişi adliyede

Hakan ÇELİKBAŞ/ SAMSUN, (DHA)- SAMSUN merkezli Kocaeli, Çorum ve Ankara illerinde yapılan FETÖ/PDY operasyonunda gözaltına alınan 3’kadın 18 şüpheli, bugün adliyeye sevk edildi.
Samsun Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekipleri 7 gün önce Samsun merkezli, Ankara, Kocaeli ve Çorum’da eş zamanlı FETÖ/PDY operasyonu gerçekleştirdi. 20 adrese 60 polisle baskın düzenleyen ekipler, çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında görev yaparken FETÖ soruşturması kapsamında ihraç edilen ve açığa alınan 3’ü kadın 18 kişiyi gözaltına aldı.
Şüphelilerin bir kısmının ByLock kullanıcısı olduğu iddia edildi. Evlerinde yapılan aramada ise ele geçen dijital verilere el konuldu. Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorguları tamamlanan 18 şüpheli bugün adliyeye sevk edildi.

Kaynak: Hürriyet

19FETÖ’nün sivil imamları o tarihte ABD’deymiş

FETÖ’nün darbe girişimine ilişkin soruşturmayı yürüten Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı, Akıncı Üssü civarında yakalanan “örgütün sivil imamları” Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Nurettin Oruç ve Hakan Çiçek’in Ocak, Mart ve Haziran 2016’da, aynı günlerde ABD’de olduklarını belirledi.
FETÖ’nün darbe girişimine ilişkin soruşturmayı yürüten Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı, örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in “darbe mesajı” olarak değerlendirilen haki cübbeyle vaaz verdiği görüntülerin yayınlandığı 21 Mart 2016’da, darbe girişiminin ardından Akıncı Üssü civarında yakalanan “örgütün sivil imamları” Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Nurettin Oruç ve Hakan Çiçek’in de darbe toplantısı için ABD’de olduklarını tespit etti.

Kaynak: Hürriyet ve Sabah ve Takvim ve Akit

18Jandarma Binbaşı’dan FETÖ ve darbe itirafları

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan ve itirafçı olan Jandarma Binbaşı Haydar Hacıpaşalıoğlu, “15 Temmuz’da gerçekleştirilmeye çalışılan silahlı darbeye teşebbüs olayının emrini veren kişinin cemaat imamımız, büyüğümüz, liderimiz Fetullah Gülen olduğunu söyleyebilirim. Eşime cemaat mensubu olduğumu hiçbir zaman söylemedim. Zaten söyleseydim eşim sol görüşlü birisi olduğu için beni ihbar ederdi.” dedi.
FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturmada savcılıkça ifadesi alınan ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen Hacıpaşalıoğlu, ifadesinde, örgüte ve darbeye ilişkin dikkati çekici itiraflarda bulundu.

Soruşturma kapsamında tutuklanan 39 yaşındaki Hacıpaşalıoğlu, savcılık ifadesinde, FETÖ/PDY mensuplarıyla ilk temasının ortaokul döneminde gerçekleştiğini, emekli asker dedesinin kardeşine özenerek subay olmak istediği için son sınıfta arkadaşlarının tavsiyesiyle “üniversiteli abileri”nden ders almaya başladığını belirterek, ders çalışmak için gittiği toplantılarda yavaş yavaş dini konuların da gündeme geldiğini söyledi.

“SORULAR DİREKT VERİLMEDİ AMA…”

Askeri okul sınavlarını kazandığını dile getiren Hacıpaşalıoğlu, “Şunu belirtmek isterim ki askeri lise giriş sınavı soruları bana direkt verilmedi ancak bana ders çalıştırdıkları sırada gösterdikleri sorular, sınavdakilere birebir benziyordu. Bu nedenle yazılı sınavı hiç zorluk yaşamadan ilk 100’e girerek kazandım. Spor müsabakalarını da kazanarak Bursa Işıklar Askeri Lisesi’ne kayıt oldum.” diye konuştu.

Hacıpaşalıoğlu, lisede okuduğu sırada önceleri kendisine ders çalıştıran “Seyfullah” kod isimli kişinin, ayda veya iki ayda bir ziyaretine gelip Fetullah Gülen ve “cemaatini” övücü sözler söylediğini, kendisini cemaate bağlı kılacak söz ve davranışlarda bulunduğunu aktararak, ailevi nedenlerle birinci sınıfı geçemediğini kaydetti.

“KENDİMİZİ NASIL SAKLAYACAĞIMIZ KONUSUNDA DA BİLGİLENDİRME YAPILIYORDU”

Ankara’da Kara Harp Okulu’na gidince, bu döneme kadar ilişkisini kestiği cemaatle “Murat” kod isimli kişi sayesinde tekrar iletişime geçtiğini ifade eden Hacıpaşalıoğlu, şu bilgileri verdi:

“Çarşıya çıktığım bir gün ‘Murat’ kod adlı birisi yanıma gelerek, beni tanıdığını, daha önceden cemaatten olduğumu bildiğini ve beni tekrar kazanmak istediklerini söyledi. Beni ihbar ederek okuldan atılmama neden olacağı endişesiyle tekrar bu kişi ile görüşmeye başladım ve irtibatım bu şekilde devam etti. Kara Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra Mamak Muhabere Okulu’nda bir yıl daha okudum ve bu süreçte kod adı ‘Bilal’ olan kişiye devroldum. Bu dönemler hep kitap, Kur’an okuma, vaaz dinleme şeklinde geçti. Okulda kendimizi nasıl saklayacağımız konusunda da bilgilendirme yapıyorlardı. Bu saklama şekli abdest alırken ve namaz kılarken kimseye görünmeme, yasak yayınları bulundurmama, çevrede cemaatle ilgili konuşmama şeklindeydi.

“ARTIK KURTULUŞ YOKTU”

Söylediklerine göre maneviyatımı kuvvetlendiriyorlardı. 2001’de İzmir Seferihisar’a tayin oldum. Bu dönemde cemaatten tekrar uzaklaştım. 2002 Ağustos atamalarında Aydın Jandarma Bölük Komutanlığı’na tayin oldum. Burada görev yaparken kod adının ‘Muzaffer’ olduğunu hatırladığım bir öğretmen abi ile tanıştım. Daha sonra bu kişi ile samimiyetimiz ilerleyince bana cemaatin yeni abisi olduğunu söyledi. Sürekli gelgitler yaşadığım, ahiretimin kurtulmasını istedikleri gibi telkinlerle tekrar beni irtibat kurmaya ikna etti. Artık kurtuluş olmadığına ikna olduğumdan kabul ettim.”

“EŞİME GÜLEN MENSUBU OLDUĞUMU HİÇ SÖYLEMEDİM”

Haydar Hacıpaşalıoğlu, bu sıralarda evlilik hazırlıkları yaptığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Eşim cemaatten olmadığı ve sol görüşe sahip olduğu için cemaat abim bu evliliği tasvip etmediğini söyledi. Ben eşimi sevdiğimi söyledim. Eşimi tasvip etmeseler de kararlı olduğumu görünce evliliğime engel olmadılar. Eşimi cemaate kazandırmam durumunda görüşmelerimizin sıklaşacağını söylediler. Eşime cemaat mensubu olduğumu hiçbir zaman söylemedim.

“SÖYLESEM EŞİM BENİ İHBAR EDERDİ”

Zaten söyleseydim eşim sol görüşlü birisi olduğu için beni ihbar ederdi. Zira eşim CHP kökenli bir aileden gelip, sosyal demokrat dünya görüşüne sahiptir. Kendisi sürekli Fetullah Gülen ve cemaatinden hoşlanmadığını hatta nefret ettiğini söylerdi. 2 çocuğum var. Bunların isimlerinin verilmesi konusunda cemaat mensuplarınca öneri gelmişti. Cemaat mensupları kızımın ismini ‘Nihal’ koyalım diye teklifte bulunmuşlardı. Ben de eşime ‘Kızımızın ismini Nihal koyalım mı’ diye teklifte bulundum. Eşim de bana Nihal isminde bir tanıdığı bulunduğunu ve bu kişiyi sevmediğini belirterek, teklifi geri çevirdi.”

ESKİ BTK BAŞKAN YARDIMCISI FETÖ ABİSİ ÇIKTI

Şırnak görevinin ardından 2010’da Ankara Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı’na tayin olduğunu belirten Hacıpaşalıoğlu, Ankara’da yaklaşık 5 yıl cemaat abiliğini kod adı “Turgut” olan ve hakkında yakalama kararı bulunan eski Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkan Yardımcısı Muhterem Çöl’ün yaptığını anlattı.

Çöl ile ayda ya da iki ayda bir herhangi bir iletişim aracı kullanmadan buluştuklarını, her buluşmada bir sonrakinin tarihini kararlaştırdıklarını dile getiren Hacıpaşalıoğlu, “17-25 Aralık döneminden sonra Çöl’ün isteğiyle deşifre olmamak amacıyla görüşme sıklığımız azaldı.” dedi.

Cemaate ayda 100 ya da 200 lira “himmet” adı altında yardım yaptığını ifade eden Hacıpaşalıoğlu, Muhterem Çöl’ün, 1-2 yıl önce ABD’ye giderek, Fetullah Gülen ile birebir görüştüğünü kendisine söylediğini kaydetti. Haydar Hacıpaşalıoğlu, görevli olarak ABD’ye gittiğinde Gülen ile yüz yüze görüşmek istediğini ancak şartlar uygun olmadığı için buluşmanın gerçekleşemediğini söyledi.

“14 TEMMUZ AKŞAMI BİR ÖRGÜT ABİSİ…”

Şüpheli Hacıpaşalıoğlu, 14 Temmuz akşamı Muhterem Çöl’ün evinde kendisiyle görüşen bir örgüt abisinin “artık sürecin dayanılmaz boyutlara ulaştığını, cemaat ile ilişkili kişilerin tespit edildiğini, bu kişilerin tamamının meslekten atılacağını ve yıllarca hapislerde yatırılacağını, bir şeyler yapılmazsa cemaat mensuplarının tamamen tasfiye edileceğini” anlattığını, bu kişinin “Fetullah Gülen’in talimatlarıyla yarın için önemli bir faaliyet olacak” diyerek duygu dolu konuşmalar yaptığını aktardı.

Bu konuşmalardan derinden etkilendiğini ve önemli bir faaliyet olacağını anladığını dile getiren Hacıpaşalıoğlu, bu kişinin verdiği 500 lirayla aldığı Android işletim sistemli telefona “Line” adlı bir program yüklendiğini, bundan sonra iletişimin buradan kurulacağının aktarıldığını söyledi.

“HAYATIMI YAKTINIZ ÖMRÜMÜ ÇÜRÜTTÜNÜZ

Hacıpaşalıoğlu, 15 Temmuz’da bazı işlerini halletmek için Jandarma Genel Komutanlığına gittiğini ifade ederek, şöyle dedi:

“Sonra Yarbay Erdoğan Çiçek beni Tandoğan’daki metro istasyonuna çağırdı. Oradan bir eve gittik ve bir şahıs yanıma gelerek JÖAK’ta görevli Yarbay Fazıl Ergün’ün emrine gireceğimi söyledi. Oradan Güvercinlik Kışlasına geldim. Yarbay Fazıl ile buluştuk. Kendisine neler olduğunu sordum. Bana önce terör eylemi olabileceği için önlem aldığımızı söyledi. Ben ‘Bu iş öyle değil gibi durum anlamsız bir hal alıyor.’ şeklinde cümleler kurdum. O da ‘Kardeş ok yaydan çıktı. Yapacak bir şey yok. Katılmazsan daha kötü şeyler olacak.’ dedi. Onunla Beştepe’deki Jandarma Okullar Komutanlığına gittik. Hava kararmıştı. Subay binasında bize hücum yeleği, silah getirildi. Mecburen herkes gibi giyindim. Fazıl Yarbay ile 1 No’lu Nizamiye’ye gittim. Orada beklemeye başladım. Bir köşeye çekilerek, sürekli dua ettim. O esnada isminin Hacı Akyel olduğunu öğrendiğim kişi ve daha önce askeri okulda birlikte okuduğum Jandarma Kurmay Yarbay Yavuz Aydın, Jandarma Kurmay Albay Pilot Özkan Doğanay ve devrem Tarık Görener’i gördüm. Gece boyunca nizamiyede çimlerin üzerinde bekledim. Gece boyunca uçak ve helikopter sesleri duydum. Birkaç kez Fazıl Yarbay’a ‘Komutanım bu iş yanlış, dönelim.’ dedim. O da pişman olmuş gibiydi. ‘Yapacak bir şey yok’ dedi. Sabaholunca her şeyin bittiği anlaşıldı. Verilen silah ve hücum yeleğini orada bırakarak çıktım. Yolda cep telefonlarını kırıp attık. Yolda Fazıl Yarbay’a defalarca sitem ettim. ‘Hayatımı yaktınız, çoluğumun çocuğumun ve benim ömrümü çürüttünüz.’ diye isyan ettim.”

“Bir şansım olsaydı darbe teşebbüsüne iştirak etmezdim”

Jandarma Kurmay Binbaşı Eşref Fırat, Jandarma Kurmay Binbaşı Selçuk Dal ve Jandarma Binbaşı Uğur Çelik’in FETÖ/PDY terör örgütüne mensup olduklarını savunan Hacıpaşalıoğlu, ifadesinde bu isimlerle ilgili şunları söyledi:

“Şöyle ki cemaat abisi Muhterem Çöl’ün evine bu kişilerle giderdim ve birlikte sohbettoplantıları yapardık. Biz sürekli kod isimleri üzerinden cemaat abilerimizle diyaloğa geçerdik. Cemaat abileri tarafından verilen emirleri hiçbir şekilde sorgulamazdık. Zaten cemaat içerisinde herhangi bir sorgulama yapılmasına kesinlikle izin verilmezdi. Verilen emir ve talimatlar sorgulama yapılmaksızın yerine getirilirdi. 15 Temmuz’da gerçekleştirilmeye çalışılan silahlı darbeye teşebbüs olayının emrini veren kişinin cemaat imamımız, büyüğümüz, liderimiz Fetullah Gülen olduğunu söyleyebilirim. Darbe teşebbüsü olayına karıştığım için büyük pişmanlık duymaktayım. Ben bu olayda insanların şehit olacağını düşünmemiştim. Bir şansım olsaydı kesinlikle darbe teşebbüsüne iştirak etmezdim.”

Kaynak: Hürriyet ve Star ve Akit

17Gaziler, 15 Temmuz gecesini anlattı

Mehmet YİRUN- Selçuk VURUCU/ÇORLU (Tekirdağ), KIRKLARELİ, (DHA) – 15 TEMMUZ darbe girişiminde gazi olanlar, Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi ve Kırklareli’de, üniversite öğrencileriyle bir araya gelerek yaşadıklarını anlattı.
Kırklareli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kulübü tarafından düzenlenen programa FETÖ/PDY darbe girişiminde yaralanarak gazi olan Safiye Bayat, Musa İlhan ve Üzeyir Civan ile öğrenciler katıldı. Darbe girişimi gecesinde yaşadıklarını anlatan gaziler, girişimi ‘hainlik’ olarak nitelendirdi.
Gazilerden Safiye Bayat, darbecilerin insanların acı çekerek ölümlerine tanık olmak istediklerini söyleyerek, “Hainlerin hepsi bir amaç için oradaydı. Acı çekerek ölüm anımıza tanık olmak istediler. Konuştuğumda gözlerindeki kini, nefreti ve katil ruhunu görenlerdenim. Onlara yakınlaştım, konuştum, hırpalandım, darbeler aldım, hatta tanklarla taciz ateşleri açıldı. Önümden, arkamdan her yerimden ateşler açıldı. Amaçları bizden bir şeyler almaktı. Amaç can çekiştiğimizi görmekti. Ama bunu başaramadılar. Allah biz inanlara bizim gibi düşünenlere cesaret serpti. Allah o gece biz asra bedel, hainlere ise korku dolu bir gece yaşattı” dedi.
15 Temmuz gazilerinden Üzeyir Civan da o gece kolunu kaybettiğini anlatarak, “Ben kolumu kaybettim ama vatanımı elhamdülillah kaybetmedim. Onlar o gece bizden önce sokaklara inmişler. O gece yaşadıklarımı asla unutamam. O gece canlarımızı hiç düşünmeden hainlerin karşısında durduk. Yaşlısı, genci, kadını herkes hainlerin karşısında durdu” dedi. Musa İlhan da Türkiye’nin o geceki mücadelesiyle tüm dünyaya örnek olduğunu ifade etti. Konuşmaların ardından gazilere günün anısına plaket verildi.
14 YAŞINDA GAZİ OLDU
Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi’nde programa ise 15 Temmuz darbe girişimi gecesi açılan ateş sonucu yaralanarak gazi olan 14 yaşındaki Adviye Gül İsmailoğlu, Abdullah İrgin ve Sabri Ünal katıldı. Adviye Gül İsmailoğlu, darbe girişimi gecesine Şaraçhane Parkı’nda olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Orada asker İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önüne barikat kurmuş insanların geçmesine engel oluyordu. Onlara karşı gelen herkesin ayaklarına sıkmaya başlamışlardı. Her geçen dakika azalmadık onların düşündüğü gibi evlerimize de saklanmadık, karşı durduk. Mahkemede onlarla yüz yüze geleceğim günü iple çekiyorum. Daha küçümsediğiniz 14 yaşındaki bir kız çocuğuyla baş edemediniz nasıl bu vatanı ele geçirecektiniz diyeceğim. Yanıma düşen bir yaralıya bakarken ben de vuruldum kolumdan girip sırtımdan çıkan bir G 3 mermisi ile yaralandı. Şunu söylemek istiyorum onlar bizim canımızı acıktıklarını zannediyorlar. Ama aslında Allah’ın huzurundaki en yüce makamlardan gazilik ve şehitlik makamına yükseltiler ve bize madalya taktılar.”
Darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığı’na kırdığı camdan girdiğini ve içerde yaralandığını anlatan Abdullah İrgin ise kendisine yapılan ‘kahraman’ yakıştırmasını kabul etmediğini söyledi. İrgin, “Kahramanlar vatanın bölünmez bütünlüğü için canlarını verenlerdir. 15 Temmuz gecesini hiç birimiz unutmayalım ve unutturmayalım” dedi.
Darbe girişimi olduğunu arkadaşlarından öğrendiğini ifade eden Sabri Ünal da arkadaşlarını toplayarak sokağa çıktığını ve darbecilere karşı durduklarını anlattı.

Kaynak: Hürriyet

16Boydak Holding’in, Kayserili 260 şehit ailesine mobilya yardımı

Oktay ENSARİ/KAYSERİ (DHA) – FETÖ soruşturması kapsamında TMSF’ye devredilen, mobilya markaları Bellona, İstikbal ve Mondi’ye sahip Boydak Holding, Kayseri Valiliği’yle yaptığı protokol kapsamında 260 şehit ailesine, sosyal sorumluluk projesi uyarınca birer oturma ve genç odası yardımı yapacak. Bu konudaki protokol bugün Boydak Holding’de imzalandı.
Kayseri Valiliği tarafından sürdürülen şehit ailelerine katkı sağlamak amaçlı proje ile Kayseri’de 260 şehit ailesine destek olunacak. Boydak Holding ile imza töreninde konuşan Kayseri Valisi Süleyman Kamçı, “Vatani göreni yaparken, yurt savunmasında şehit düşmüş asker, polis ve sivillerin geride kalan ailelerine katkı sağlamak için planlanmış projeyle Kayseri Valiliği himayesinde 260 şehit ailesine bugün imzalanan protokol kapsamında 210 oturma grubu ve 50 genç odası yardımı yapılacak. Onur kaynağımız şehitlerimizin bize emanet bıraktığı yakınlarını rencide etmeden, gereken yardımları yapacağız’’ dedi.
Yardımlaşmanın bir kurum kültürü olduğunu belirten Boydak Holding CEO’su Ertunç Laçinel, örnek olması açısından Kayseri Valiliğinin isteği üzerine bu sosyal sorumluluk projesine katkıda bulunduklarını söyledi. Laçinel, “Topluma karşı sorumluluk anlayışıyla, kurumsal sosyal sorumluluk projelerine hız kesmeden devam ediyoruz. Sadece ekonomiye yön veren değil, toplum hassasiyetine de destek veren çalışmalar önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Ülke olarak birçok alanda verdiğimiz mücadelede, bu vatan için canlarını ortaya koymuş şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Şehit ailelerimize bir nebze olsun faydamız olması, bizlere onur verecektir. Toplumun faydasına olabilecek birçok alandaki çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Şunun bilincindeyiz ki öncelikli görevimiz, ülke ekonomisine katkı sağlayacak çalışmalar ile Boydak Holding’i geliştirmek, yine aynı amaçlar doğrultusunda toplumumuzun her alanında sosyal faydalar oluşturmaktır” diye konuştu.
42 BAYİNİN İŞİNE SON VERDİK
FETÖ terör örgütüyle ilintili 42 bayinin işine son verdiklerini, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) adına Boydak Holdingi daha ileriye götürmek için görev yaptıklarını söyleyen CEO Ertunç Laçinel, “Gerek genel, gerekse yerel medyada bazı konularda bize haksız eleştiriler yapıldı. Bu haksız eleştiriler bizi yolumuzdan alıkoyamaz. Son 5 yılın ciro rakamlarını 6 aylık dönemde aştık. 2017 yılında çalışma arkadaşlarımla birlikte ciromuzu geçmiş yılların yüzde 30 üzerine çıkaracağız. TMSF tarafından bu kuruluşa siyaset yapmaya değil, ticaret yapmaya geldik’’ diye konuştu.
Kayseri Valisi Süleyman Kamçı da Boydak Holdingin ülkeye mal olmuş milli bir kuruluş olduğuna dikkati çekerek, “Bu holding milli bir değerimizdir. Kimse, bu kuruluşu daha geriye götürmez ve götüremez. Hep ileri taşınacaktır’’ dedi.

Kaynak: Hürriyet

15FETÖ’nün ‘komiser yapılanması’na operasyon: 59 gözaltı kararı

FETÖ 2013 dönemi komiser yapılanmasının İstanbul ayağına yönelik toplam 59 şüpheli hakkında arama ve gözaltı kararı verildi.

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nca yürütülen soruşturma kapsamında, FETÖ’nün 2013 dönemi komiser yapılanmasına ilişkin 12 farklı ilde operasyon kararı alındı.

Operasyon kapsamında 24’ü komiser, 28’i abi-imam (emniyet imamı, Marmara bölge imamı ve Marmara imamı dahil) ve yine etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan şüphelilerin ismini verdiği 2’si emniyet mensubu, 5’i ‘abi-imam’ toplam 59 şüpheli hakkında arama, elkoyma ve gözaltı kararı verildi. Polisin sürdürdüğü arama ve yakalama işlemleri devam ediyor.

Kaynak: Cumhuriyet

14Yanlış yapıyoruz hâkim bey!

FETÖ soruşturmasında tutuklananları hukuka aykırı şekilde tahliye eden hâkimleri, zabıt kâtibi ve yazı işleri müdürlerinin “yanlış yapıyoruz” diye uyardığı ortaya çıktı.
İstanbul’da geçen yıl mart ayında tutuklanan ve çoğunluğu Emniyet Müdürlüğü’ndeki FETÖ’cülerden oluşan 63 kişinin tahliyesinden sonra bu tahliye kararları kamuoyunda da çok tartışılmıştı.

Kararı veren eski hâkimler Mustafa Başer ile Metin Özçelik de “FETÖ üyesi olmak” ve “darbe girişimi” suçlarından Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi’nde yargılanmaya başlamıştı. Yargıtay’da görülen dava dosyasına yeni giren tanık ifadeleri, bu iki eski hâkimin “kamikaze hâkimler” olarak nitelendirilmesine neden olan tahliye sürecinde neler yaşandığını ortaya koydu.
FETÖ SORUŞTURMASI SAVCISINA SİLAHLI SALDIRI!

FETÖ’cülerin tahliye sürecinin başlangıcı olan “reddi hâkim talepleri”nin değerlendirilmesi Metin Özçelik’in hâkim olduğu İstanbul 29’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nce yapıldı. Hâkim Özçelik, hukuka aykırı olduğu daha sonra HSYK kararları ile tespit edilen kararları yazdırırken ilk itiraz Zabıt Kâtibi Ömer Aydoğan’dan geldi. Aynı zamanda hukuk fakültesi 3’ncü sınıf öğrenci olan Aydoğan, tanık ifadesinde, “Reddi hâkim talebiyle ilgili ‘bunu biz mi değerlendireceğiz’ dedim. Hâkim bey de ‘gelmiş dilekçeyi reddetme şansım yok’ dedi” sözleri yer aldı.
Tahliye kararlarını veren ve hâkimliğini Başer’in yaptığı İstanbul 32’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nin Yazı İşleri Müdürü Ayşe Özkan da ifadesinde “Hâkim Bey’e, ‘biz muhabere nöbetinde tahliye talebi değerlendiremeyiz dedim. Hâkim Bey, CMK’nın bir takım maddelerini sayarak reddi hâkim taleplerinin kabul edilerek kendisinin yetkilendirildiğini söyledi” dedi.

O gün tüm mahkeme personelinin evlerinden çağrıldığını anlatan Özkan, zabıt kâtiplerinin yaşadığı stres nedeniyle kâtiplerden Arzu Tuna’nın gece yarısında bayıldığını söyledi.

Kaynak: Sabah

13Fethullah Gülen’in sözcüsünü dinleyecekler

ABD Kongresi’nin, Güvenlik ve İşbirliği Komisyonu, Türkiye’deki darbe sonrası yaşananları dinlemek üzere Fetullah Gülen’in sözcüsü ve kişisel çevirmeni Alp Aslandoğan’ı davet etti
ABD Kongresi’nin Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkelerindeki insan hakları ihlallerini takip etmek için kurduğu ABD Güvenlik ve İşbirliği Komisyonu skandal bir karara daha imza attı. Komisyon Türkiye’de 15 Temmuz ve sonrasında yaşananları Fetullah Gülen’in sözcüsü ve kişisel çevirmeni Alp Aslandoğan’dan dinleyecek. ABD Senatosu’ndan 7 ve Temsilciler Meclisi’nden 9 üyenin bulunduğu komisyon Helsinki Komisyonu olarak da biliniyor. 1976’da kurulan komisyon ABD’nin bağımsız bir devlet organı olarak demokrasiyi güçlendirmek ve insan haklarını desteklemek üzere gerçekleştirdiği aktivitelerine Türkiye’deki darbe sürecini de ekledi. Yarın gerçekleştirilecek Türkiye brifingine, Gülen’in onursal başkanlığını yaptığı Ortak Değerler İçin İttifak’ın yöneticisi Alp Aslandoğan dışında, PEN Amerika’dan Dr. Karin Karlekar da konuşmacı olarak davet edildi. Brifingde şimdilik Türkiye’yi eleştiren isimler dışında kimse konuşmacı değil.

BAŞKAN FETÖ SEMPATİZANI

Komisyonun Başkanı, Cumhuriyetçi Milletvekili Chris Smith’in Fetullahçı Terör Örgütü’ne sempatisi biliniyor. Smith, darbe girişiminden bir gün önce ABD Kongresi’ne gönderdiği konuşmasında Gülenciler’i, “Eğitime önem veren, ılımlı ve İslami kentsel bir hareket” diyerek övmüştü. Komisyonun Başkan Yardımcısı Cumhuriyetçi Senatör Roger Wicker ise 2015’te ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’e yönelik FETÖ’nün desteğinde hazırlanan bir mektubun eş imzacılığını yapmıştı. Amerikan medyasına göre Gülenciler’in kampanyasına bağış yaptığı isimler arasında senatör Wicker da var.

Kaynak: Sabah ve Akşam ve Akit

12Afrika’da FETÖ’ye bir darbe daha

Batı Afrika ülkesi Senegal’de bulunan ve yaklaşık 3 bin öğrencinin okuduğu Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) ait 6 okul Türkiye Maarif Vakfı’na devrediliyor
Türkiye Maarif Vakfı (TMV) Başkan Vekili Büyükelçi Dr. Hasan Yavuz, Senegal’de FETÖ’ye ait 6 okulun TMV’ye devredileceğini açıkladı. Büyükelçi Hasan Yavuz TMV heyetinin Senegal hükümetiyle yaptığı görüşmeler neticesinde okulların vakfa devredilmesini öngören mutabakat zaptının imzalandığını söyledi. Görüşmeler sırasında Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ve Dışişleri Bakanı Mankeur Ndiaye ile bir araya geldiklerini kaydeden Yavuz, “Amacımız dost ve kardeş ülkelerin bizim gibi zarar görmesinin önüne geçmek” ifadelerini kullandı.

‘HER YERDEN SİLECEĞİZ’
Zaptın sadece okulların devralınması amacı değil, Senegal’in ekonomik ve sosyal geleceğine katkıda bulunmak hedefi taşıdığının altını çizen Yavuz, “Bu örgütün her yerden silinmesi için çalışıyoruz. Mutabakat tüm milletimize hayırlı, uğurlu olsun” diye konuştu. Geçtiğimiz haftalarda Afrika’da Gine, Çad ve Sudan gibi ülkelerle de FETÖ okullarının TMV’ye devri konusunda anlaşma imzalanmıştı. Somali, 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından okulları Türk makamlarına teslim etmişti.

Kaynak: Sabah

1115 Temmuz’u öğrencilere anlattı

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) tarafından “Kahramanlar Anlatıyor” programı düzenlendi. Programda konuşan 15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı’nda tankların önüne yatan Metin Doğan, “Yere yatar yatmaz tank ani bir fren yaparak durdu. Ben ilerlemesi ve beni ezmesi için yeniden bağırmaya başladım. Tank sonra tekrar hareket etti ama yeniden durdu. Yerde yatarken farklı duygular yaşadım. Kafamda ‘Ölmek ve sevgiliye ulaşmak’ vardı. Sonradan öğrendim ki tanktaki üst rütbeli subay, sürücü askeri ‘Ezmezsen seni öldürürüm’ diye tehdit etmiş. Buna rağmen tank durdu. Sonra sürücü askerin ayağından vurulduğunu öğrendim. Hayatı, yaşamayı çok seviyorum ama 15 Temmuz gecesi uğruna verebileceğim bir canım olduğu için Allah’a şükrediyorum” dedi.

Kaynak: Sabah

10O gece neredeydiniz?

Kamuda memur ihraçlarıyla başlayan FETÖ ile mücadelenin ikinci ayağı üst düzey bürokratlara sıçradı. 15 Temmuz gecesi Ankara dışında olan şüpheli 400 bürokrat soruşturuluyor
15 Temmuz darbe girişimi gecesi ve hemen öncesinde Ankara’yı terk eden 400 bürokrat mercek altına alındı. TÜBİTAK, TİB, Başbakanlık, bakanlıklar gibi kritik kurumlarda görev yaptığı belirlenen bürokratların ByLock kullanıp kullanmadıkları, telefon irtibatları, mail hesapları tek tek araştırılıyor. 15 Temmuz gecesi nerede olduklarına, neden şehirden ayrıldıklarına ilişkin sorular da yöneltiliyor. Bugüne kadar kamuda yaklaşık 80 bin kişi görevden alındı, açığa alınan 50 bin kişiyle ilgili soruşturma sürüyor. Soruşturmanın bir diğer ayağı da üst düzey bürokrasiye uzandı. Darbe gecesinden hemen önce Ankara dışına çıkan ya da ailesini gönderen bürokratlara ilişkin ayrı bir çalışma yürütülüyor. MİT ve emniyetin özel yazışma programlarındaki paylaşımlar, telefon konuşmalar, ekonomik networklar üzerinden yürütülen para trafiğini dikkate alarak ortaya çıkardığı risk grubuna 400’e yakın isim takıldı.

İFADELER IŞIK TUTTU
Gözaltına alınanların ifadeleri, gizli tanıklar, itirafçıların verdiği bilgilerin soruşturmayı genişlettiği belirtildi. Soruşturmayı yürüten yetkililer, “Doğal akış dışında kısa sürede terfi eden, özel görevlere getirilmiş isimler var. Bu isimlerden bazılarının 15 Temmuz gecesi Ankara’da olmadıklarına yönelik ifade, ihbarlar dikkate alınarak inceleme başlatıldı. Bazıları tatil, toplantı, konferans gibi gerekçeler gösterdi. Gerçekliği inceleniyor” değerlendirmesini yaptı.

Kaynak: Sabah ve Takvim

9Başsavcılığın gizli belgesi darbecinin kasasında çıktı

Ankara Başsavcılığı 15 Temmuz öncesi, darbe girişimine katılanların olduğu bin 17 kişilik listeyi “gizli” koduyla Genelkurmay’a gönderdi. Liste Genelkurmay Personel Başkanı İlhan Talu’nun odasından çıktı
Ankara Başsavcılığı, 15 Temmuz darbe girişimi öncesi FETÖ’nün mali yapısı, soru hırsızlığı, usulsüz dinleme gibi faaliyetlerine ilişkin soruşturmaların yanı sıra TSK içindeki yapılanmasıyla ilgili yaptığı çalışma sonucu istihbarat analiz raporu hazırladı. Raporda, aralarında FETÖ’nün kumpas soruşturmalarında da imzası bulunan bin 17 kişinin ismi yer aldı. Başsavcılık, hazırladığı raporu, 2016 yılı içerisinde “gizli” koduyla Genelkurmay Başkanlığı’na gönderdi. Raporda, Milli Güvenlik Kurulu’nca terör örgütü ilan edilen FETÖ’nün mensubu olduğu değerlendirilen bu kişilerin 2016 YAŞ’ta terfi ettirilmemesi, ihraç edilmesi gerektiği vurgulandı. Gizli olarak gönderilen söz konusu raporun ise eski Genelkurmay Personel Başkanı İlhan Talu’nun eline geçtiği ortaya çıktı. Talu’nun yanı sıra general, binbaşı, yüzbaşı ve teğmenlerin isimlerini içeren listeyi gören FETÖ’cülerin deşifre olduklarını anlayarak 2016 YAŞ’ı beklemeden 15 Temmuz’u gerçekleştirdiği kaydedildi. Darbe girişiminin ardından savcılığın talimatıyla Genelkurmay Başkanlığı’nda arama yapılmıştı.

KASASINDA ÇIKTI
Talu’nun odasında yapılan aramada, kilitli kasada, Başsavcılığın Genelkurmay’a gönderdiği “gizli” kodlu rapor da çıktı. Söz konusu raporun 2016 YAŞ’ta değerlendirileceği ve birçok ismin emekliye sevk edilebileceği, bu nedenle darbe girişimi için YAŞ’tan önce düğmeye basıldığı belirtildi. Savcılığın söz konusu listede yer alan isimlerden kaçının darbeye katıldığı ve tutuklu olduğuyla ilgili analiz çalışması devam ediyor.

LİSTENİN BAŞI ÖZTÜRK
Başsavcılığını Genelkurmay’a bildirdiği bin 17 kişilik listede, darbe girişiminde yer alan önemli isimlerin olduğu öğrenildi. Bunların başında darbe girişiminin 1 numarası olarak gösterilen Akın Öztürk geliyor. Listedeki diğer kritik isimlerin ise, “Eski Genelkurmay Stratejik Dönüşüm Başkanı Mehmet Dişli, eski Genelkurmay Harekat Plan Daire Başkanı Baki Kavun, eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı Mustafa Özsoy, eski Genelkurmay Plan Prensipler Başkanı Korgeneral Salih Ulusoy, eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem, eski Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Plan Harekat Başkanı Vekili Tuğamiral İrfan Arabacı, eski Kuzey Deniz Saha Komutanı Kurmay Başkanı Ömer Faruk Harmancı, Deniz Kuvvetleri Denetleme Değerlendirme Başkanı Ali Murat Dede, eski Genelkurmay Adli Müşaviri Muharrem Köse, Kabil Eğitim, Yardım ve Danışma Komutanı Şener Topuç, Jandarma Genel Komutanlığı Lojistik Komutanlığı Kurmay Başkanı Sami Balcı, Kastamonu Jandarma Bölge Komutanı Faruk Bal ile Akın Öztürk’ün damadı Yarbay Hakan Karakuş”un olduğu bildirildi.

Kaynak: Sabah ve Star ve Akşam ve Takvim

8İşte Adil Öksüz’ün gözaltındaki 2 gece 3 günü

HSYK, darbe girişiminin kara kutusu Adil Öksüz’ün gözaltı sürecinde yaşadıklarını saat saat raporlayıp TBMM Darbe Komisyonu’na gönderdi. Adil Öksüz’ün ‘kuvvetli şüphe’ bulunmasına rağmen serbest bırakıldığı belirtildi.

Meclis 15 Temmuz Darbe Girişimi Komisyonu’na HSYK tarafından gönderilen belgede darbe girişiminin kara kutusu Adil Öksüz’ü firara götüren ayrıntılar tek tek anlatılıyor.

HSYK’nın gönderdiği belgede Mürted (Akıncı) Üssü’nde yakalanan Adil Öksüz’ün firarı ile ilgili bilgiler şöyle: Darbe girişiminin sabahı yani 16 Temmuz’da saat 09.00-10.00 saatleri arasında darbenin yönetildiği yer olan Ankara Kazan’daki Mürted Üssü’nden darbeye kalkışanların kaçmaya çalıştıkları yönünde ihbarlar geldi. Kazan İlçe Emniyet Müdürlüğü, Kazan Jandarma Komutanlığı, Ankara’dan gelen farklı birimlerdeki kolluk görevlileri ve vatandaşların desteği ile Mürted’den kaçmaya çalışan, aralarında Öksüz’ün de bulunduğu 3 sivil ile 26’sı farklı rütbelerde 29 kişiyi yakaladı. Öksüz ve beraberindekiler en yakın yer olan Kazan Jandarma Komutanlığı’na bağlı Kışla Jandarma Komutanlığı’na götürüldü. Buradaki işlemleri Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden gelen polisler yaptı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Öksüz ve 28 kişinin Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürülmesi talimatı verdi. Ancak Adil Öksüz dışındaki iki sivil kişi ve 16 asker Ankara’ya götürülürken diğerlerinin Kışla Jandarma Komutanlığı’nda bekletilmesine devam edildi. Bu sıralarda Mürted Üssü’nden 87 kişi teslim oldu.

LİSTEDE İSMİ YOK!
Ne olduysa aynı günün gecesi oldu. Ankara’da şüphelileri koyacak yer kalmadığı belirtilerek, aralarında Öksüz’ün de bulunduğu 98 darbecinin işlemlerinin Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yapılması talimatı verildi. Bu karar üzerine Öksüz ve 97 kişi 17 Temmuz sabaha karşı Ankara Batı Adliyesi’nin nezaretine konuldu. Kazan Jandarma Komutanlığı’nca Ankara Batı Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na sadece asker kişilerle ilgili isimler giderken bu listede Adil Öksüz’ün ismi yer almadı. Öksüz’ün savcılıktaki sorgusu 18 Temmuz’da saat 02.28’te tamamlandı. Mahkeme saat 07.37’de Öksüz’ün adli kontrol ile serbest bırakılmasına karar verdi. Öksüz saat 11.22’de ise serbest bırakıldı. Raporda, Adil Öksüz hakkında kuvvetli şüphe bulunmasına rağmen serbest bırakıldığı ifade edildi. Öksüz’ü sorgulayan savcı ile serbest bırakan hâkimler hakkında soruşturma sürüyor.

Kaynak: Sabah ve Akşam

7Kamuya 100 bin bilişimci alınacak

Genelkurmay Başkanlığı’ndan Emniyet’e, TÜBİTAK’tan TİB’e kadar devletin stratejik kurumlarına sızarak, bilişim hafızasını ele geçiren 20 bine yakın FETÖ’cü görevden alındı. Bu açığı kapatmak için çalışma yapan hükümet, bütün kamu kurumlarının bilgi-işlem dairelerini yenilerken, kamuya 100 bine yakın bilişim personeli alınmasına da karar verdi.

6 YILDA 300 BİN PERSONEL

Bu kapsamda Milli Savunma Bakanlığı, TÜBİTAK, Sosyal Güvenlik kurumu gibi kritik kurumlar bilişim uzmanı almak için ilana çıkıyor. Bilişim uzmanlarına yaklaşık 8 bin lira ücret veriliyor. Hükümet, bilgi teknolojileri üzerinden sağlanan her türlü hizmet, işlem ve bilgi ile bunların sunumunda kullanılan sistemlerin güvenliğini ve mahremiyetinin sağlanması için 6 yıllık periyod içinde 300 bin bilişim personeli almayı planlıyor. Bilişim personelinin yetiştirilmesi için Türkiye İş Kurumu da destek verecek.

Kaynak: Sabah

6İşte FETÖ’nün ‘yurtta sulh’ konseyi

Savcılık, FETÖ’cü darbe girişimini koordine eden ‘Yurtta Sulh Konseyi’ ile ilgili ön bilgilere ulaştı. 15 Temmuz darbe girişimini soruşturan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ‘konsey’in, sanıldığı gibi 4-5 isimden değil, en az 30 tuğgeneral ve albay rütbesindeki TSK mensubundan oluştuğu belirledi. Ayrıca savcılık Adil Öksüz, Nurettin Oruç, Kemal Batmaz, Harun Biniş gibi isimlerin ‘konsey’in sivil kanadını oluşturduğu, karar alma sistemi içinde yer almadıkları, TSK ile teröristbaşı Fethullah Gülen arasında iletişim kurdukları belirti.

Milliyet’ten Tolga Şardan’ın haberine göre, savcılık, sadece Ankara’da 4 bin 500’e yakın TSK mensubunun adının geçtiği ana soruşturmada özellikle bağlantıların kurulması ve darbe süreciyle ilgili elde ettiği yeni deliller sonrasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın bir kez daha tanık sıfatıyla bilgisine başvurup ifadesini alacak. Önümüzdeki günlerde Genelkurmay’a gidecek olan savcı heyeti, Akar’a soru yöneltecek.

Partigöç öne çıkıyor

Edinilen bilgiye göre Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak’ın koordinesinde kurulan savcılar grubunca yürütülen soruşturmayla ilgili ana başlıklar şöyle:

Yurtta Sulh Konseyi: Sözde darbe girişimini koordine ettiği ifade edilen Yurtta Sulh Konseyi’nde yer alan isimler tek tek belirlenmeye başlandı. Konsey adıyla hareket eden ve Cunta şeklinde yapılanan oluşumun karar mekanizmasının FETÖ’ye bağlı TSK mensuplarından oluştuğu, daha önce değerlendirildiği gibi 3-5 kişiden oluşmadığı TSK üst yönetiminde görev alan en az 30 tuğgeneral ve albayın cunta içinde yer aldığı belirlendi. 15 Temmuz sonrası ihraç edilen ve tutuklanan eski Genelkurmay Başkanlığı Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç’ün ismi diğer komutanlara göre bir adım öne çıkarken, üst düzey komutanlar Ömer Faruk Harmancık, Hamza Koçyiğit, İrfan Arabacı, Hava Tümgeneral Gökhen Şahin Sönmezateş, Jandarma Tuğgeneral Faruk Bal, Salih Ulusoy, Sadık Kalyoncu gibi isimlerin konsey içinde yer aldığı anlaşıldı.

Sivil kanat: Akıncı Üssü’nde yakalanıp serbest bırakılan FETÖ’nün TSK imamı Adil Öksüz ile birlikte Nurettin Oruç, Kemal Batmaz, Harun Biniş’in, sözde konseyin sivil kanadını oluşturduğu, karar alma sistemi içinde yer almadıkları, TSK ile FETÖ lideri Gülen ve diğer kadrolar arasında iletişimi kurdukları tespit edildi.

Ceride Defteri: Savcılık, Genelkurmay karargâhında görevli komutanların talimatlarının el yazısı ve bilgisayar üzerinde kaydının yapıldığı Ceride Defteri’ni incelemeye aldı. Ceride Defteri’nde 15 Temmuz gecesi verilen talimatların kaydının yapılması sırasında eksik zaman dilimlerinin olduğu saatlerde ne emirlerin verildiği ya da neden söz konusu saatlerin eksik olduğunun araştırıldığı belirtildi.

Uçuş izninin kaldırılması: Orgeneral Akar tarafından hava sahasının askeri uçuşlara kapatılması yönünde saat 18.00 sıralarındaki talimatının, 20.30 sıralarında Genelkurmay Komuta Harekat Merkezi Amiri Tuğgeneral İlhan Kırtıl tarafından kaldırıldığı belirlendi.

“Patates telefon hatları”

15 Temmuz gecesi özellikle Genelkurmay Başkanlığı karargâhında yapılan telefon görüşmelerinin HTS kayıtları incelenirken önemli bir bulguya ulaşıldı. HTS kayıtlarının incelenmesinde aralarında Yurtta Sulh Konseyi üyesi oldukları belirlenen bazı TSK mensuplarının da bulunduğu darbecilerin, başkalarının adına kayıtlı olan ve “patates hat” olarak tanımlanan telefon hatlarını kullandıkları anlaşıldı. Savcılık, hatların gerçek sahiplerine ulaştığında adı geçen kişilerin darbe girişimiyle ilgilerinin bulunmadığı, kimlik bilgileri kullanılarak alınan telefon hatlarının bir hafta boyunca darbeciler tarafından kullanıldığı görüldü. 15 Temmuz gecesi de aynı telefonlarla haberleşme yapıldığı tespit edildi.

Akar’ın telefonundan: HTS kayıtlarından elde edilen bir başka bilgi de ise, Orgeneral Akar’ın kullandığı kurumsal cep telefonundan 15 Temmuz akşamı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaldığı Marmaris’teki otelin santralının aranması oldu. Akar’ın cep telefonunun darbeci grup içinde yer alması nedeniyle tutuklanan emir subayı Yarbay Levent Türkkan’da bulunduğu saptandı. Görüşmenin, Cumhurbaşkanı’nın yerinin saptanması amacıyla yapıldığı üzerinde duruluyor.

Harekât planı Partigöç’te: Savcılık, tutuklanan TSK personelinin ev ve işyerlerinde yaptığı aramada, sözde darbe girişiminin harekat planlarının orijinal yazışmalarını, tutuklu şüpheli Partigöç’ün odasındaki aramada ele geçirdi. Yazışmalar, kriminal incelemeye alındı.

Kaynak: Star ve Akşam ve Cumhuriyet

5Teröristbaşı Gülen evleniyor

Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi sonrası iade korkusu yaşayan FETÖ elebaşı Fethullah Gülen, vatandaşlık hakkı elde edebilmek için Afro-Amerikan bir kadınla evlenmenin planlarını yapıyor.

Akşam’dan Yavuz Atalay’ın haberine göre; Türkiye’ye iade edilme korkusuyla kıvranan elebaşı çareyi hülle evlilikte buldu. Gülen için 100 bin dolara dul bir kadınla anlaşıldı.

2 bin 500 dolara maaşa bağlanan kadın, Gülen ile nikah masasına oturacak. Diğer  militanlar da para karşılığı eş arıyor.

ABD seçimlerini 100 milyon dolar himmet verdikleri Clinton’ın Trump’a kaybetmesinin ardından Türkiye’ye iade edilme korkusu yaşayan FETÖ elebaşı Fetullah Gülen çareyi sahte evlilikte arıyor. Trump’ın ve ekibinin Usame Bin

Ladin’e benzettiği ve iade sinyali verdiği Gülen’e terör örgütü FETÖ sahte gelin adayı buldu.

Vatandaşlık karşılığı FETÖ’nün üst düzey militanlarından Abdullah Aymaz, Gülen için çakma bir gelin adayı ayarladı. Afrikan – Amerikan olduğu iddia edilen Abbey Pascaline isimli dul kadına; ABD vatandaşlığı karşılığında 50 bin dolar peşin, 50 bin dolar ise Gülen vatandaşlığı aldıktan sonra şeklinde ücret teklif edildi, 2 bin 500 dolar da maaş bağlandı. Böylece, iadesi kesinleşirse; terörist başı Gülen evlilik yoluyla Amerika’da kalmayı planlıyor.

Green CARD’A 20 bin dolar

FETÖ üyeleri, bir yandan Gülen’in evlendirilme sürecine dair çalışmalar yaparken, diğer bir yandan da ABD’de kalma statüsü olmayan militanlar için ABD’li eşler arıyor. FETÖ’cüler Green Card sahibi olmak için başvurdukları bu yolda, her evlilik için, karşı tarafa 10 bin dolar peşin, 10 bin dolar da vatandaşlık / Green Card alındıktan sonra şeklinde ücret teklif ediyor. Şimdiye kadar, bu yolla, 26 FETÖ’cü evlenerek ABD vatandaşı oldu.

Kaynak: Star ve Akşam ve Takvim ve Akit

4FETÖ soruşturmasında sıra bürokratlara geldi!

Kamuda memur ihraçlarıyla başlayan FETÖ ile mücadelenin ikinci ayağı üst düzey bürokratlara sıçradı. 15 Temmuz gecesi Ankara dışında olan şüpheli 400 bürokrat soruşturuluyor

15 Temmuz darbe girişimi gecesi ve hemen öncesinde Ankara’yı terk eden 400 bürokrat mercek altına alındı. TÜBİTAK, TİB, Başbakanlık, bakanlıklar gibi kritik kurumlarda görev yaptığı belirlenen bürokratların ByLock kullanıp kullanmadıkları, telefon irtibatları, mail hesapları tek tek araştırılıyor. 15 Temmuz gecesi nerede olduklarına, neden şehirden ayrıldıklarına ilişkin sorular da yöneltiliyor. Bugüne kadar kamuda yaklaşık 80 bin kişi görevden alındı, açığa alınan 50 bin kişiyle ilgili soruşturma sürüyor. Soruşturmanın bir diğer ayağı da üst düzey bürokrasiye uzandı. Darbe gecesinden hemen önce Ankara dışına çıkan ya da ailesini gönderen bürokratlara ilişkin ayrı bir çalışma yürütülüyor. MİT ve emniyetin özel yazışma programlarındaki paylaşımlar, telefon konuşmalar, ekonomik networklar üzerinden yürütülen para trafiğini dikkate alarak ortaya çıkardığı risk grubuna 400’e yakın isim takıldı.

İFADELER IŞIK TUTTU
Gözaltına alınanların ifadeleri, gizli tanıklar, itirafçıların verdiği bilgilerin soruşturmayı genişlettiği belirtildi. Soruşturmayı yürüten yetkililer, “Doğal akış dışında kısa sürede terfi eden, özel görevlere getirilmiş isimler var. Bu isimlerden bazılarının 15 Temmuz gecesi Ankara’da olmadıklarına yönelik ifade, ihbarlar dikkate alınarak inceleme başlatıldı. Bazıları tatil, toplantı, konferans gibi gerekçeler gösterdi. Gerçekliği inceleniyor” değerlendirmesini yaptı.

Kaynak: Akşam

3Yargıtay’dan FETÖ kararı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nı (FETÖ/PDY) ilk kez “silahlı terör örgütü” kabul eden Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin kararının onanmasını istedi. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerel mahkeme kararını onaması halinde FETÖ/PDY’nin “silahlı terör örgütü” olduğu yargı kararıyla da tescillenecek.

Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY’nin Erzincan’daki faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalar kapsamında, 2009’da dönemin Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olan CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner ile eski 3. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Saldıray Berk’in de aralarında bulunduğu 14 sanık hakkında açılan “Ergenekon” davasına ilişkin soruşturma başlatılmıştı.

Soruşturma kapsamında, söz konusu davada “gizli tanık” sıfatıyla yalancı tanıklık yaptıkları iddia edilen eski İliç Cumhuriyet Savcısı Bayram Bozkurt ile Serkan Zirek ve Ahmet Koç hakkında “FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, yalancı gizli tanıklık yapmak, hürriyeti tehdit” suçlamalarıyla dava açılmıştı. Mahkeme, sanıklar Serkan Zirek’e 20 yıl, Ahmet Koç’a ise 6 yıl 3 ay hapis cezası vermişti.

Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin 16 Haziran 2016’da bu kararının gerekçesinde, FETÖ/PDY’nin “silahlı terör örgütü” olduğunun kabul edilmesi gerektiğine yer verilmiş, böylece örgütün silahlı terör örgütü olduğu ilk kez mahkeme kararına girmişti.

DOSYA YARGITAYDA
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına geldi.

Başsavcılık, kararla ilgili tebliğnamesini hazırlayarak, davaya bakacak Yargıtay 16. Ceza Dairesine gönderdi.

Tebliğnamede, Erzincan Ağır Ceza Mahkemesinin kararının onanmasını istendi. Bağlayıcılığı bulunmayan tebliğnamedeki istemle ilgili son kararı Yargıtay 16. Ceza Dairesi verecek. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerel mahkeme kararını onaması halinde FETÖ/PDY’nin “silahlı terör örgütü” olduğu yargı kararıyla da tescillenecek.

Tebliğnamede, terör ve terörizm tanımı yapılarak, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun ilgili maddelerine yer verildi.

FETÖ/PDY ile ilgili Milli Güvenlik Kurulu kararlarına da değinilen tebliğnamede, örgütün “ulusal güvenliği tehdit eden legal görünümlü illegal yapı” tanımlamasıyla Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne girdiği vurgulandı.

Böylece hukuki mücadelenin çerçevesinin çizildiği anlatılan tebliğnamede, örgütle mücadele stratejisinin ayrıntılarının değerlendirildiği, örgütün Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne tehdit olarak işlenmesi için tavsiye kararı alındığı hatırlatıldı.

Tebliğnamede, FETÖ/PDY’nin kuruluşu, kurucuları, lideri, amacı, stratejisi, eylemleri, Türkiye’de ve Türkiye dışında, Türk vatandaşları ya da Türkiye Cumhuriyeti kurum ve kuruluşlarına karşı işlenen eylem ve faaliyetlerinin nelerden ibaret olduğuna ilişkin İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünce hazırlanan bilgi notu da yer aldı.

Örgütün 1999’da Ankara Emniyet Müdürlüğünün bir çalışmasında tespit edilen hiyerarşik yapısına yer verilen tebliğnamede, örgütün hiyerarşik yapısının bugün gelişerek daha karmaşık bir hal aldığı anlatıldı.

“2000’DE SUÇLU BULUNDU ANCAK…”
Fetullah Gülen hakkında, 2000 yılında Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesinde açılan davaya değinilen tebliğnamede, davada Gülen’in suçlu bulunduğu ancak kararın kesin hükme bağlanmasının ertelendiği belirtildi.

Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan değişiklik sonrası yeniden inceleme ve beraat talebinde bulunulması üzerine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 5 Mayıs 2006’da Gülen’in beraatına oy birliğiyle karar verdiği hatırlatılan tebliğnamede, kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince de onandığı ifade edildi.

Tebliğnamede, dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın beraat kararına yaptığı itirazın ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 2008’de oy çokluğuyla usul yönünden reddedildiği bildirildi.

“FETÖ çatı”, “MİT tırlarının durdurulması”, “paralel yapı soruşturması kapsamındaki tutukluların serbest bırakılması” iddianamelerinden alıntılar da yapıldı.

Tebliğnamede, örgütün silahlı terör örgütü olup olmadığı konusundaki değerlendirmede, Anayasa ve yasalarda ortaya konulan normlar ve istikrar gösteren yargısal uygulamaların esas alındığı belirtildi.

Anayasa’nın 14. maddesindeki temel hak ve hürriyetlerin, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde yorumlanamayacağı vurgulanan tebliğnamede, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de hakların kötüye kullanılmasının yasaklandığı kaydedildi.

Tebliğnamede, Milli Güvenlik Kurulunun 30 Ekim 2014 tarihli kararında FETÖ/PDY’nin, “milli güvenliği tehdit eden, kamu düzenini bozan, iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanma” olduğu kanaatine varıldığı, 29 Nisan 2015 tarihli kararında, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne tehdit olarak işlendiği, 26 Mayıs 2016 tarihli kararında ise “milli güvenliği tehdit eden bir terör örgütü” olarak kabul edildiği hatırlatıldı.

Emniyet Genel Müdürlüğünün 31 Aralık 2015 tarihli bilgi notunda, FETÖ/PDY’nin cebir, şiddet ve diğer yasal olmayan yönetmeleri de kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak veya görevini yapmasını engellemek, devlet otoritesini baskı altına almak, zaafa uğratmak, neticede devleti ele geçirmek amacında olan terör örgütü niteliğindeki örgütlü bir yapıya sahip olduğu kanaatine varıldığının ifade edildiğine işaret edildi.

TSK’NIN 15 TEMMUZ’UN ARDINDAN YAPTIĞI AÇIKLAMA
15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türk Silahlı Kuvvetlerince hazırlanan bildiride, terör örgütünce başlatılan darbe girişiminin yurt genelinde bastırıldığının kamuoyu ile paylaşıldığı hatırlatılan tebliğnamede, açıklamaya yer verildi.

Tebliğnamede, bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, örgütün 15 Temmuz günü başta İstanbul ve Ankara olmak üzere ülkenin değişik yerlerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, içinde generaller ve amirallerin de bulunduğu, subay, astsubay, uzman er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak ve Anayasal düzeni değiştirmek amacıyla eyleme geçtiği belirtildi.

Bu kapsamda, İstanbul’da Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin silahlı terör örgütü üyelerince tank ve zırhlı araçlarla trafiğe kapatıldığı, Atatürk Havalimanı’nın tanklar aracılığıyla örgüt üyesi askerler tarafından ele geçirilerek tüm yurt ve yurt dışı uçuşların durdurulduğu hatırlatıldı.

Örgüt mensubu askerlerin stratejik öneme sahip yerlerde hakimiyet kurmaya çalıştıkları, savaş uçaklarıyla ses hızını aşarak alçak uçuş yapıp, halkı korku ve paniğe sevk ettikleri anlatılan tebliğnamede, böylece halkın meydanlara çıkmasının engellenmeye çalışıldığı aktarıldı.

Tebliğnamede, örgüt mensuplarının, milli iradeye sahip çıkmak üzere meydanlara inen halkın üzerine uzun namlulu silahlarla ateş ederek çok sayıda sivilin yaşamını yitirmesine ve yaralanmasına neden oldukları da ifade edildi.

MİLLİ GÜVENLİĞİ TEHDİT EDEN BİR TERÖR ÖRGÜTÜ
FETÖ/PDY’nin, Milli Güvenlik Kurulu tarafından Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne tehdit olarak işlenip, milli güvenliği tehdit eden bir terör örgütü olarak kabul edilen, kuruluşu, kurucuları, lideri, amacı, stratejisi ile eylem ve faaliyetleri belirlenen bir örgüt olduğu vurgulanan tebliğnamede, şunlar kaydedildi:

“Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ana iddianamesi, MİT tırları, paralelcileri tahliye eden hakimlerle ilgili iddianamelerin içerikleri ile 15 Temmuz darbe girişimi kapsamında işlenen eylemlerin vasıf ve mahiyeti, işleniş şekli, kullanılan araçların niteliği bir bütün olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, örgütün hiyerarşik yapıya, sıkı bir disipline, eylemli bir iş birliğine sahip bulunduğu anlaşılmıştır.

Örgüt, üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olup, silahlı olduğu, örgütün amacı, stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amaç suçu işlemeye matuf vahamet arz eden eylemleri itibarıyla 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun birinci maddesinde tarifini bulan ‘cebir ve şiddet kullanarak, baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle Anayasa’da belirtilen Cumhuriyet’in niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, ekonomik düzeni değiştirmek, Türk devletinin ve Cumhuriyeti’nin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak’ amacıyla kurulmuş terör örgüt niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Amaç suça yönelik gerçekleştirilen silahlı eylemlere göre örgütün silahlı olduğu ve amaç suça elverişli eylemlerde bulunduğu anlaşılmış, bu nedenle FETÖ/PDY adlı örgütün silahlı terör örgütü olduğunun kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.”

Tebliğnamede, Erzincan’daki “Ergenekon’da kumpas” davasının sanıklarının FETÖ çatı iddianamesinde de yer aldığı ve üzerlerine atılı suçu örgüt adına işledikleri sonuç ve kanaatine varıldığı tespiti de yapıldı.

Kaynak: Takvim

2Brüksel’de FETÖ darbe girişimi anlatıldı

Sabah Yazarlar Kulübü, Belçika’nın başkenti Brüksel’de FETÖ’nün darbe girişimini anlattı

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimini anlatmak için dünyanın farklı kentlerini dolaşan Sabah Yazarlar Kulübü, hain girişimi bu kez Brüksel’de anlattı.

Sabah yazarlarından ekonomist Şeref Oğuz, eski Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili Ozan Ceyhun ve Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu, Belçika’nın başkenti Brüksel’de FETÖ’nun darbe girişimi, darbe girişimine Avrupa’nın tepkisiz kalması ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeler hakkında Brüksellileri bilgilendirdi.

Uluslararası Basın Merkezi’nde düzenlenen ve A Haber spikerlerinden Duygu Leloğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı panelde konuşan Ozan Ceyhun, Avrupalıların FETÖ darbe girişiminin ciddiyetini Türkiye’ye geldiklerini ancak anlayabildiklerini belirtirken, Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier’in gözlerindeki şaşkınlığı buna örnek gösterdi. AP’nin aldığı Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin dondurulması kararına da sert tepki gösteren Ceyhun, AB Komisyonu ile AP’nin zaman zaman iyi polis-kötü polis rolü oynadığına işaret etti.

Panelistlerden Okan Müderrisoğlu, FETÖ ile ilgili bilgiler verip “matruşka” ifadesi ile yapının arkasındaki güçlere değinirken, Şeref Oğuz ise Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı ekonomik gelişmeyi grafiklerle anlattı.

Sabah yazarları, FETÖ darbe girişimini anlatmak için panellere Avrupa’nın diğer ülkelerinde devam edecek.

Kaynak: Takvim

1‘Menfez Paşası’nın tuzağı boşa çıktı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast girişiminde bulunduktan sonra kaçarken menfezde yakalanan Başçavuş Zekeriya Kuzu’nun hedef saptırmak için bir çok askere iftira attığı ortaya çıktı. Fotoğraflardan FETÖ’cü teşhisi yapan Kuzu, 42 askeri gözaltına aldırdı. Ancak Kuzu’nun yalanını savcılık deşifre etti.

Marmaris’te ihanet gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast için FETÖ tarafından görevlendirilen MAK timinin komutanı ‘Paşa’ lakaplı Astsubay Başçavuş Zekeriya Kuzu, 5 gün sonra bir menfez içinde yakalanmıştı. Kuzu, savcılık ifadesinde itirafçı olacağını söyledi. Görev yaptığı Çiğli Hava Üssü’ndeki askerlerin fotoğraflarından FETÖ’cü dediği isimleri teşhis etti. Kuzu teşhis yaparken ‘eminim FETÖ’cü’ deyince savcılık 42 asker hakkında gözaltı kararı çıkardı. Şüpheliler tek tek sorgulandı. Ancak askerler ifadelerinde Kuzu’nun yalanını ortaya koyacak savumalar yaptı. Bazı askerlerin ise “Kendi pisliğini kapatmak, hedef saptırmak için ismimi verdi. Kendisini hiç tanımıyorum” şeklinde beyanda bulununca Kuzu’nun ifadesiyle ilgili şüpheler doğdu. Askerlerden Astsubay Y. “Söylediği herşey iftiradır. Bana usülsüz nöbet tutturdu. Ben de nöbette eksiklikleri ropor ettim. Rapordan dolayı komutanlar ona tepki gösterince aramızda gerginlik oldu” dedi. Astsubay Ö.A. ile ülkedeki özgürlüklerin eskiye göre daha ileri seviyede olduğunu söylediği için tartıştığını bunun da Zekeriya Kuzu’yu rahatsız etitğini anlattı.

‘GÖREV GEREĞİ TANIYORUM’

Astsubay İ. ise ifadesinde şöyle konuştu. “Bu şahsı sadece simaen tanıdım. Hiçbir zaman muhabbetim olmamıştır. 15 Temmuz’da saat 23.00 sıralarında polis olan abim beni arayarak ‘Sakın kardeşim dışarı çıkma şu anda askeri darbe girişimi var. Biz şu an dışarda görevdeyiz. Bu hainler belli olmaz, seni göreve falan çağırırlarsa sakın gitme, telefonunu kapat. Bu hainlere fırsat vermeyeceğiz’ dedi. Ben de telefonumu kapatarak gelişmeleri basından takip ettim. Bu suçlamayı haysiyetim ve şerefime yakıştıramıyorum. Bırakın FETÖ üyesi olmayı sempati bile duysam en başta abilerim, annem ve babam en ağır şekilde cezalandırır beni.” Astsubay S. ise Kuzu’nun kendisine iftira attığını belirterek “Kendi pisliğini kapatmak için adımızı vermiştir. Kendisini sadece görev gereği tanırım, başkaca hiçbir ilişkim yok. Benim hiçbir örgüt ile irtibatım olamaz, benim adımı vererek iftira atan Zekeriya Kuzu’dan şikayetçiyim” dedi.

Kendi ismini ‘FETÖ’cü’ diyerek ifadesinde geçiren Kuzu’nun hedef saptırmaya çalıştığını anlatan Astsubay N. ise şöyle konuştu: “Benim gibi tekniker olan bir arkadaşım Askeri Casusluk davasında yargılandı. Arkadaşımla o tarihlerde ve sonrasında yakından ilgilendim. O nedenle bu örgüt benim ismimi vererek bana çamur atmıştır. Benim adımı lekelemiştir.” Astsubay G. de Kuzu ile hiçbir diyaloğnun olmadığını, hedef saptırmaya çalıştığını belirterek savunma yaptı. Astsubay A. da ifadesinde, “Benim bu şahısla hiçbir şekilde görev içi veya dışı bir birlikteliğim olmadı. Neden ve ne şekilde böyle bir beyanda bulundu bilmiyorum” dedi. Savcılık askerlerin anlatımlarından yola çıkarak doğruyu söyleyip söylemediklerini araştırdı. 11 gün gözaltında kalan askerler FETÖ ile bağlantıları olmadığı anlaşılınca serbest bırakıldı. FÖTÖ taktiği ile hedef saptırmaya çalışan ‘Menfez Paşası’nın tuzağı boşa çıktı.

’15 TEMMUZ GÜLEN’İN TALİMATIYLA YAPILDI’

İstanbul’da darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan ve itirafçı olan Jandarma Binbaşı Haydar Hacıpaşalıoğlu, “15 Temmuz’da gerçekleştirilmeye çalışılan silahlı darbeye teşebbüs olayının emrini veren kişinin cemaat imamımız, büyüğümüz, liderimiz Fetullah Gülen olduğunu söyleyebilirim” dedi. 2010’da Ankara Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı’na tayin olduğunu belirten Hacıpaşalıoğlu, Ankara’da 5 yıl cemaat abiliğini kod adı ‘Turgut’ olan firari eski Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkan Yardımcısı Muhterem Çöl’ün yaptığını anlattı. Hacıpaşalıoğlu, 14 Temmuz akşamı Çöl’ün evinde kendisiyle görüşen bir örgüt abisinin “Fetullah Gülen’in talimatlarıyla yarın için önemli bir faaliyet olacak” dediğini aktardı. Hacıpaşalıoğlu, konuşma sonrası bu kişinin verdiği 500 lirayla aldığı Android işletim sistemli telefona ‘Line’ adlı bir program yüklendiğini, bundan sonra iletişimin buradan kurulacağının aktarıldığını söyledi. Binbaışı ayrıca, “Eşime cemaatçi olduğumu hiçbir zaman söylemedim. Söyleseydim eşim sol görüşlü birisi olduğu için beni ihbar ederdi. Kendisi sürekli Fetullah Gülen ve cemaatinden hoşlanmadığını hatta nefret ettiğini söylerdi” diye konuştu

Kaynak: Akit

CEVAP VER