Bugünkü (11 Aralık 2016) FETÖ haberleri

0

34‘FETÖ’cüler kendi hazırladıkları salonda yargılanacak’

TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu üyeleri, dün İstanbul’daki incemeleri çerçevesinde İl Emniyet Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi ve Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi ile 15 Temmuz’da yaralanan gazileri ziyaret etti.
Komisyon Başkanı Reşat Petek ile AK Partili komisyon üyeleri Selçuk Özdağ, Hüseyin Kocabıyık, Mihrimah Belma Satır, Ravza Kavakçı Kan, Emine Nur Günay ve Zekeriya Birkan’ın da içinde olduğu heyet, ilk olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nü ziyaret etti. Heyeti İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan karşıladı. Çalışkan, konuşmasında, emniyet binasının Vatan Caddesi’nde bulunduğunu belirtip “Arkadaşlar Vatan’da vatan savunması yaptılar. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün bir odasının ele geçirilmesi dahi bizim bütün şevkimizi kırardı” dedi.

20 GÜN BEKLEDİK
Emniyet Müdür Yardımcısı Necmettin Öztürk, darbecilerin bir helikopteri emniyete indirmek istediklerini ve üzerlerine ateş açıldığını, bu saldırıya silahla karşılık verdiklerini anlattı. Polis Bilgin Yıldırım ise darbecilerden alınan bir tankın üzerindeki uçaksavar silahını Emniyet’in çatısına çıkardıklarını ve 20 gün başında beklediğini söyledi. Komisyon üyesi Özdağ söz alarak, Emniyet İstihbarat Müdürlüğü’nün darbe girişimini neden daha önce haber alamadığını sordu. Ancak bu soru karşılıksız kaldı. Heyet daha sonra 15 Temmuz gazisi Adviye Gül İsmailoğlu’nu evinde ziyaret etti, ardından da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne gitti. İBB Genel Sekreteri Hayri Baraçlı, darbecilerle işbilirliği yapan Sivil Savunma Sekreteri Mehmet Tunç’un 1982 yılından beri kurumda çalıştığını, polis ve asker ile belediye arasındaki koordinasyonu sağladığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 17-25 Aralık’tan sonra FETÖ’ye karşı açık tavır aldığını hatırlatan Özdağ, İBB’nin bu tarihten sonra bu örgütle bağlantılı çalışanları ve onlara referans olanlar hakkında işlem yapıp yapmadığını sordu. Özdağ ayrıca, 15 Temmuz’dan sonra İBB’den ihraç edilen 849 kişinin pozisyonunun ne olduğu sorusunu yöneltti. Baraçlı ise çalışmaların devam ettiğini anlattı.

TARİHE NOT DÜŞTÜK
İstanbul Adliyesi’nde ise komisyon heyetini Başsavcı İrfan Fidan ile Terörden Sorumlu Vekili İsmail Uçar ağırladı. Başsavcı Fidan, konuşmasında, FETÖ davaları için İstanbul’u üç bölgeye ayırdıklarını; şimdiye kadar Sahiba Gökçen Havalimanı ve AK Parti İl Başkanlığına yönelik işgalden ötürü iki dava açıldığını; ilerleyen zamanlarda ise Boğaz köprüleri, Harp Akademileri, İBB ve Beylerbeyi gibi olaylar hakkında iddianameler düzenleneceğini ifade etti. Yargılamalar için Silivri Cezaevi bünyesinde, geçmişte FETÖ’cüler tarafından yapılan ve hiç kullanılmamış boş bir duruşma salonunun daha olduğunu kaydeden Fidan, “Bu salon FETÖ tarafından bugünler için hazırlanmış. Kaderin cilvesidir; kendileri yargılanacak” dedi. Başkan Petek de ziyarete katılmayan CHP’li komisyon üyelerinin “Turistik gezi” suçlamasına karşılık, “Bu ziyaretleri yaparak tarihe not düştük” dedi.

Kaynak: Hürriyet

33İstanbul’daki darbeci askerlerin başındaki kişi Tuğgeneral Aydoğdu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan, ” İstanbul’daki darbeci askerlerin başındaki kişi, Tuğgeneral Özkan Aydoğdu” dedi.
TBMM 15 Temmuz ve FETÖ/PDY Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu üyeleri, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nı ziyaret etti. Darbeciler hakkında komisyona bilgi veren İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan, darbecilerin, Silivri’de 700 kişi kapasiteli duruşma salonu inşa ettiklerini belirterek, “Ancak bu duruşma salonlarında şimdi kendileri yargılanacaklar” diye konuştu.

Darbe Araştırma Komisyonu üyeleri İstanbul 15 Temmuz darbe girişiminde bulunan askerler hakkında yürütülen soruşturmalarla ilgili bilgi almak Çağlayan’daki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nı ziyaret etti. Komisyon üyelerini İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan ile Başsavcıvekili İsmail Uçar karşıladı. Basına açık gerçekleşen ziyarette Başsavcısı İrfan Fidan, komisyon üyelerine darbecilerle ilgili yürütülen soruşturmalar hakkında bilgi verdi.”

ADALET BAKANI BOZDAĞ, ‘VATANINIZI SAVUNUN’ TALİMATINI VERDİ”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan, darbecilerin köprüleri işgal etmeye başladığı andan itibaren olayı takip ettiklerini belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hakim ve savcıları olayın vahametini anlamış ve gerekli tavrı koymuştur. Biz de ilk saatler de emniyet müdürüyle yaptığımız görüşmeler sonrası olayı öğrendik. Kendilerine şifahen yakalama ve gözaltı işlemlerini uygulayacağımızı ilettik. Hatta oradaki arkadaşlarımızla helalleştik. Çünkü bize gerekirse şehit olacaklarını söylediler” dedi. Daha sonra Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı telefonla aradığını anlatan Fidan, Bozdağ’ın kendisine meclise geçeceğini söyleyerek, ‘Vatanınızı savunun, devletinize milletinize sahip çıkın, soruşturmaları başlatın, gereğini yapın’ talimatını verdiğini aktardı. Başsavcı Fidan, Adalet Bakanı ile yapmış oldukları görüşmenin ardından Başsavcıvekili İsmail Uçar ile birlikte basın mensuplarını arayarak, bu girişimin hain bir darbe girişimi olduğunu arkasında da, Fetullahçı Terör Örgütü’nün bulunduğunu bildirdiklerini ifade etti.

“İSTANBUL’DAKİ DARBECİLERİN BAŞINDAKİ KİŞİ”

Fidan, soruşturmalar hakkında da komisyona bilgi verdi. İstanbul’u üç bölgeye ayırdıklarını ve yaşanan olayları tek tek ele alarak davalar açtıklarını anlattı. Darbe girişimine ilişkin şuana kadar Sabiha Gökçen Havalimanı ve Ak Parti İl Başkanlığı’nı işgale giden darbeci askerler hakkında iki dava açtıklarını, diğer davaların da açılmak üzere olduğunu belirtti. Fidan İstanbul’daki darbeci askerlerin başındaki kişinin ise Mekanize 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nda yapılan darbe toplantısına da başkanlık eden Tuğgeneral Özkan Aydoğdu olduğu bilgisini de verdi. Başsavcı Fidan, darbenin gerçekleşmesi durumunda Aydoğdu’nun sıkı yönetim komutan yardımcısı olacağını belirtti.
“DARBECİLER SİLİVRİ’DE 700 KİŞİLİK DURUŞMA SALONU YAPMIŞLAR… ŞİMDİ KENDİLERİ YARGILANACAK…

Darbecilere yönelik açılan davaların Silivri Cezaevi’nde hazırlanan duruşma salonlarında görüleceğini belirten Fidan, “Geçen hafta Silivri Cezaevi’ni ziyaret ettik. Ergenekon ve Balyoz davalarının görüldüğü salonların dışında bir duruşma salonu daha var. Bunun kapasitesi, 350 tutuklu, bir o kadar da tutuksuz insanı yargılamaya müsait. Ben de şunu düşünüyorum, bu duruşma salonunu bugünler için hazırladılar. Bu duruşma salonlarında şimdi kendileri yargılanacaklar. Bu da kaderin bir cilvesi diye düşünüyorum” ifadesinde bulundu. Duruşma salonunun estetik kaygılarla inşa edildiğine dikkat çeken Fidan, “Çünkü yargılamayı dünyaya naklen yayınlayacaklardı” dedi.

“TARİHE NOT DÜŞÜLMESİ GEREKEN KAHRAMANLIKLARI DİNLİYOR VE KAYIT ALIYORUZ”

Darbeyi Araştırma Komisyonu Başkanı Reşat Petek de, 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasında görev yapan kahramanları kendi mahallerinde ziyaret ettiklerini belirtti. Petek, “İki şeyi gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Birincisi tarihe not düşülmesi gereken kahramanlıkları dinliyor ve kayıt alıyoruz. İkincisi bu darbe girişimi karşısında Allah için, millet için, bayrak için, demokrasi ve hukuk devletimiz için canla başla mücadele eden şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi ve sivil vatandaşlarımızı kendi mahallerinde ziyaret etmek suretiyle, gelecek nesillere hem TBMM’nin nasıl çalıştığını hem de bu mücadeleyi verenlerle nasıl işbirliği halinde olduğumuzu ifade etmek istiyoruz” dedi.

Türkiye’de eskiden yaşanan darbelerde yargı ve akademik çevrelerin darbecilerin yanında olduklarını anımsatan Petek, 15 Temmuz darbe girişiminde ise Türk yargısının, savcıları ve hakimleriyle birlikte, hukuk anlayışı içinde tarihi bir duruş sergilediklerini söyledi.  Komisyon üyeleri daha sonra darbe girişiminde basılmak istenen Çengelköy Polis Merkezi’ni ziyaret etmek için adliyeden ayrıldılar.

Kaynak: Hürriyet

32Darbe Komisyonu Çengelköy’de incelemelerde bulundu

Erhan TEKTEN/İSTANBUL,(DHA) 15 Temmuz Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu başkanı ve üyeleri, Çengelköy’de incelemelerde bulundu. O gece gazi olanları dinleyen komisyon üyelerine, esnaf dükkanların duvarlarında duran kurşun deliklerini gösterdi. Komisyon üyeleri, Çengelköy Polis Merkezi’nde görevli polisleri de dinledi.

15 Temmuz gecesi yaşadıklarını Komisyon Başkanı Reşat Petek’e anlatan Kuleli Kaymak Mustafa Paşa Camii İmamı Osman Keskin, “Dinlerarası dialog olmaz dediğim için, FETÖ’nün anlayışına karşı çıktığım için bizi ön plana aldılar. İlk olarak camiye gelip beni esir aldılar. Dışarı çıkacağım ezan okumak için dedim. Çıkarsan ateş ederiz dediler. Beni nizamiyeye kadar götürdüler. Orada getirdikleri bazı gençler beni tanımışlar. ‘Bu adam bizim caminin imamı’ deyince ağzına bir tekme vurmuşlar. Dişleri kırılmış çocuğun. ‘O zaman bana bir kurşun sık hocamı bırak’ diyor. İşte böyle bir milletimiz var” dedi.

‘TEK BAŞINA MI DARBE YAPACAKSIN’

Esnaf Kadir Akbulut ise 22.15’te başladığını belirtiği olayları şöyle anlattı; ” Bir binbaşı tek başına buraya geldiğinde ‘Dükkanlarınızı kapayın evlerinize gidin. Silahlı kuvvetler yönetime el koydu.’ dedi. ‘Tek başına mı yapacaksın’ dedik. Halkın direnişiyle Kuleli’ye doğru kaçmaya başladı. Peşinden vatandaşlar koşmaya başladı. Oradan ateş edildi. Arabalarla yollardaki çiçeklerden barikatlar kurduk. Başladılar yaylım ateşi yapmaya. İlk Ender vuruldu. Muhtarımız vurudu. Komisere bize de silah verin dedim. Yok. Patır patır insanlar ölmeye başladı. Burak Cantürk isimli, garsonumuz şehit oldu. Aldılar bizi, yere yatırdılar. Ben de elimden ve kolumdan yaralandım. ”

Komisyon üyeleri polis Merkezi önünde polislerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra Çengelköy’den ayrılarak, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne geçti.

Kaynak: Hürriyet

31Darbe Komisyonu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nü ziyaret etti( 2)

Çağatay KENARLI/İSTANBUL,(DHA) TBMM 15 Temmuz ve FETÖ/PDY Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu üyeleri İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nü ziyaret etti.

Darbe Komisyonu üyeleri 15 Temmuz’da İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve çevresinde yaşananları dinlemek üzere Vatan Caddesi’nde bulunan yerleşkeye saat 09.40 sıralarında geldi. Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, komisyon üyelerini kapıda karşılayarak makamında misafir etti. Komisyon, brifing salonuna geçerek Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, Emniyet Müdür Yardımcıları Sinan Kökten ve Necmettin Öztürk ile bir polis memurunu dinledi.
“VATAN’I ELE GEÇİRSELERDİ ŞEVKİMİZ KIRILIRDI”

Emniyet Müdürü Çalışkan’ın hazırlattığı sunumun komisyona izletilmesinin ardından Çalışkan, komisyon üyelerine bilgi verdi. Emniyet Müdürü Çalışkan, o gece İstanbul’da çok önemli iki konunun aklına geldiğini ifade ederek, Vatan Emniyet’i korumak ve müdür rütbesine kadar yükselmiş bir hainin emniyet önünde tankta yakalanması olduğunu söyledi.

Çalışkan, “Olayları duyduğum zaman çok heyecanlı bir şekilde köprüye gittim. Bir müdür yardımcısı ile bir şube müdürü arkadaş biz de gelelim dediler. Önce gelin dedim sonra aklıma Vatan Emniyet binası geldi ve siz vatana geri dönün diye talimat verdim. Vatan kelimesi iki anlamıyla burada çok önemli oldu. Arkadaşlarımız Vatan’a döndü ve vatan savunması yaptılar. Bizim telsizimize girip konuşan askerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Muhabere Şubesine oturduğunu düşünün. Oradan anonslar yaptığını düşünün. İstanbul Emniyet Müdürü, sen orada konuşuyorsun ama biz şu anda Vatan’dayız dediği anda bizim şevkimiz kırılırdı o yüzden burası çok önemliydi” dedi.

MÜDÜR RÜTBESİNE GELEN HAİN BİZİ ÇOK ÜZDÜ

Mustafa Çalışkan, kendisini üzen bir başka konun ise müdür rütbesine gelen bir hainin tankın içinden çıkması olduğunu belirterek, “O gün için bizi çok üzen başka bir konu ise, polis teşkilatı içerisinde büyüyen hain tankın içerisine çıkartılan emniyet müdürüydü. Müdür rütbesine kadar gelmiş, o hain dışında o gün çok şükür bizi üzen bir şey olmadı. O geceye baktığımda o kişinin bizden olmadığını, ne şekilde olduğunu gördüm” diye konuştu.

HELİKOPTERİN İNİŞİNE MÜSAADE EDİLMEDİ, VATANDAŞLAR ETTEN DUVAR OLDU

Emniyet Müdürü Çalışkan, 15 Temmuz gecesinde darbecilerin helikopterle Emniyet Müdürlüğü’ne inmeye çalıştıklarına değinerek, “Buraya inmeye çalıştılar. Arkadaşlar bütün silahlarıyla cevap verdi. Vatan Emniyet bizim için çok önemli, çok şükür arkadaşlar Vatan’ın içine değil yanına dahi kimseyi yaklaştırmadılar. Vatandaşla beraber polislerimiz etten duvar oldu” diye konuşmasını tamamladı.

SADECE KARŞIMIZDA DEĞİL, İÇİMİZDE DE HAİN OLABİLİR

Emniyet Müdür Yardımcısı Sinan Kökten ise Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’la birlikte köprüye vardıktan sonra askerin durumunu görünce Çalışkan’dan aldığı talimat doğrultusunda Emniyet Müdürlüğü’ne döndüklerini belirterek yaşadıklarını anlattı.

Kökten, “Yollar kapalı olduğu için araçlarımızı köprünün orada bıraktık ve yaya olarak boğaza indik. Orada bir tekneye el koyarak Beşiktaş’a geçtik ve ticari taksiyle Vatan Emniyet’e ulaştık. Vatan Emniyet’te diğer arkadaşlarımız gerekli tedbirleri almışlardı. Düşman karşımızdaydı biz her türlü hamleye hazırdık ancak tankların içinden kendi teşkilatımıza mensup bir hainin çıktığını öğrenince sadece karşımızdaki düşmanlarla değil içimizdeki hainlere de mücadele ettiğimizi gördük. Hemen bir kriz merkezi oluşturarak anlık kararlar alarak, Emniyet Müdürlüğü’ne polis memurları dahil tüm emniyet mensuplarının girişini yasakladık. Çünkü içimizdeki hainlerden emniyete ilişkin bir hamle olabilirdi. Vatan yerleşkesinde bulunan bloklar ve şubeler arasında geçişi durdurduk. Burada polisin polise silah sıkmasını ve kontrol noktalarını ele geçirmesini engellemeyi hedefledik ve başardık. Nezaretleri basıp şüphelileri çıkartabilirlerdi silah depolarını basabilirlerdi jeneratörleri kapatıp sekteye uğrata bilirlerdi bu kararları alarak bunların hepsini engellemiş olduk” şeklinde konuştu.
ÖLECEKSİNİZ, ÖLDÜREKCEKSİNİZ AMA VATAN’I TESLİM ETMEYECEKSİNİZ

Emniyet Müdür Yardımcısı Necmettin Öztürk ise Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın telefonla ‘Fazla vakit yok öleceksiniz, öldüreceksiniz Vatan Emniyet’i teslim etmeyeceksiniz’ deyince olayın ciddiyetini anladıklarını ifade ederek yaşadıklarını anlattı.

Öztürk, “Aldığımız talimat üzerine dışarıya çıkıp nöbet yerlerine geçtik. Tedbirlerimizi aldıktan sonra tankların geldiğini görünce trafiği kapatıp araçları durdurduk. Nöbet yerlerini operasyon için hazırlanan arkadaşlarla güçlendirdik ve vatandaşlarla beraber Vatan emniyet önünde etten bir tampon oluşturduk. Tedbirleri aldığımız esnada askeri bir helikopter yaklaştı biz helikopterin emniyet yerleşkesi içine inmesini engellemek için bahçede bulunan araçları çektik. Helikopterden üzerimizi ateş açılınca bizde ateş ederek engellemeye çalıştık. Bu sırada helikopterden açılan ateşte bir vatandaşımızın şehit oldu altı vatandaşımız yaralandığını öğrendik. FETÖ soruşturmaları nedeniyle açığa alınan ancak idari mahkeme kararıyla mesleğe geri dönen ve ile emniyet müdürümüzün talimatıyla kendisine görev verilmeyerek müdüriyet emrinde tutulan Mithat Aynacı’nın yakalanması kendi teşkilatımız içerisinde bir hain olup kendi milletine ateş edenlerle işbirliği içerisine olduğunu görmek bizi çok üzdü” diye konuştu.
ZIRHLI ARAÇTAKİ UÇAKSAVARI SÖKÜP VATAN EMNİYETİN ÇATISINDA KORUDUM

Polis Memuru Bilgin Yıldırım de , Darbe girişimini öğrendikten sonra amirimizin talimatıyla Emniyet Müdürlüğü’ne geldiğini belirterek o anlarda yaşadıklarını şu şekilde aktardı. Yıldırım, “Emniyet müdürüne gelmeye çalışırken tankları gördük ve ilerlemelerini engellemeleri için engellemek için trafikte araçları durdurup kontak anahtarlarını aldık. Tankın içerisinde bir emniyet müdüründe olduğunu öğrenince tankların üzerine çıkarak içerideki askerlere kimden emir aldıklarını bilip bilmediklerini sordum. Böylelikle bu işin bir ihanet kalkışması olduğunu ifade edip onları ikna etmeye çalıştım. Ağır silahları ve makineli tüfeklerle olan darbecileri galeyana getirip top toplumu ateş açmamaları için elimdeki tabanca mı belime koyup sakladım olası bir refleksle ateş edilmesini engellemek için… Ben uçaksavarın başında uzun süre nöbet tuttum daha sonra uçaksavar sökerek Emniyet binamızın tepesine kurduk 20 gün boyunca olası bir tehdide karşı başında görevli bulundum” dedi.

ŞEREFLİ HAHRAMANLAR ÜZERLERİNE DÜŞEN GÖREVLERİ YERİNE GETİRDİLER

Darbeyi Araştırma Komisyonu Başkanı Reşat Petek de,” Türkiye Büyük Millet Meclisi 15 Temmuz kanlı darbe girişimi ve bu girişime kalkışan Fetullahçı Terör Örgütünü araştırma bağlamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nü ziyaret etmek için geldik” dedi.

Petek, “Türk milletinin şerefli evlatları gerek silahlı kuvvetlerimiz içerisindeki vatanına milletine ve seçilmiş siyasi otoriteye bağlı kahraman askerlerimiz gerek emniyet güçlerimiz içindeki bütün bayrağına milletine devletine bağlı polislerimiz o gün üzerlerine düşen görevleri kahramanca yerine getirdiler. Siyasi tarihimiz maalesef ve maalesef darbelerle ve darbe girişimleriyle dolu. 1960’ta bir cunta darbe girişiminde bulundu ve netice aldı ve seçilmiş bir başbakan ile iki bakan idam edildi. Bu bakımdan 15 Temmuz tarihi bir dönüm noktasıdır. Biz bu çalışmalarda güvenlik birimlerimizin gayri insani veya keyifli bir girişimde bulunmadan kendisine verilen görevi yerine yapıp gözaltına aldığı şüpheleri uygun bir şekilde yargı önüne teslim etmiştir” şeklinde konuştu.

FETÖ/PDY Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu üyeleri İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden saat 11.00 sıralarında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden ayrıldılar.

Kaynak: Hürriyet

30Hakeme FETÖ gözaltısı

İZMİR, (DHA)- İZMİR’in Menemen İlçesi’nde, İzmir 1. Amatör Lig 1. Grup’ta 4 Aralık Pazar günü oynanan Asarlık Gençlikspor-Dikili Belediyespor maçını yöneten orta hakem Mustafa Samet Gacaroğlu, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alındı.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında aranan, Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencisi ve Futbol Federasyonu İl Hakemi Mustafa Samet Gacaroğlu’nun maç yöneteceğini öğrenen İzmir Emniyeti Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, harekete geçti. Geçen 4 Aralık’ta, İzmir 1. Amatör Lig 1. Grup’ta 4 Aralık Pazar günü Menemen Asarlık Sahası’nda oynanan Asarlık Gençlikspor-Dikili Belediyespor maçını yöneten Gacaroğlu, karşılaşmanın bitiminde, saha kenarında bekleyen polis ekibi tarafından iki koluna girilerek gözaltına alındı. Bu sırada bazı vatandaşlar ise polisi alkışladı.
Gözaltında bulunan Gacaroğlu ile ilgili işlemlerin sürdüğü öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet

29Edirne’de FETÖ soruşturmasında gözaltına alınan şüpheliler serbest bırakıldı

Engin ÖZMEN/ EDİRNE,(DHA)- EDİRNE’de FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, örgütün sohbetlerine katıldıkları iddiasıyla gözaltına alınan eski Sağlık İl Müdürü H.G. ile A.A. adli kontrol şartıyla, diğer 4 şüpheli ise savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.
Edirne Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele Şubesi ekipleri FETÖ/PDY soruşturması kapsamında örgütün sohbetlerine katıldığı öne sürülen eski Sağlık İl Müdürü H.G. ile öğretmen, ev kadını, iş güvenliği uzmanı olan şüpheliler A.A., F.A., G.T., V.O. ve mimar B.Y. gözaltına aldı. Şüpheliler emniyetteki ifadelerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgularının ardından F.A., G.T., V.O. ve B.Y. serbest bırakıldı. Tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilen eski Sağlık İl Müdürü H.G. ile A.A. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

28FETÖ’cü komşusu bilgisayarını kullanınca gözaltına alındı

Nabi YAZICI/KÖRFEZ (Kocaeli) (DHA) – KOCAELİ’nin Körfez İlçesi’nde komşusuna evindeki interneti kullanmasına izin veren Yusuf Taf polisin evine yaptığı operasyonla gözaltına alındı. Polis bilgisayarı incelediğinde komşusu İ.İ’nin FETÖ ile ilgili mesajlaşma ve yazışmalar yaptığı ortaya çıktı.
Körfez İlçesi İlimtepe Mahallesi’nde evi bulun ve İsviçre’de yaşayan İ.İ. geçen temmuz ayında kalmak için geldiği evinde interneti olmayınca alt komşusu Yusuf Taf’tan internetinin wifi şifresini isteyerek bilgisayarını kullandı. Daha sonra İ.İ., İsviçre’ye döndü. Emniyet Müdürlüğü ekipleri dün sabah saatlerinde Yusuf Taf’ı evinde gözaltına aldı ve evindeki bilgisayarlara da el konuldu. Yapılan incelemede Taf’ın internetini kullanan ve İsviçre’de yaşayan üst kat komşusunun Fethullahçı Terör Örgütü ile çeşitli mesajlaşmalar ve yazışmalar yaptığı ortaya çıktı.
Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alınan Yusuf Taf daha sonra serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

27Wifi şifresini verdi, FETÖ’cü oldu!

Kocaeli’nin Körfez İlçesi’nde komşusuna evindeki interneti kullanmasına izin veren Yusuf Taf polisin evine yaptığı operasyonla gözaltına alındı. Polis bilgisayarı incelediğinde komşusu İ.İ’nin FETÖ ile ilgili mesajlaşma ve yazışmalar yaptığı ortaya çıktı.
Körfez İlçesi İlimtepe Mahallesi’nde evi bulun ve İsviçre’de yaşayan İ.İ. geçen temmuz ayında kalmak için geldiği evinde interneti olmayınca alt komşusu Yusuf Taf’tan internetinin wifi şifresini isteyerek bilgisayarını kullandı. Daha sonra İ.İ., İsviçre’ye döndü. Emniyet Müdürlüğü ekipleri dün sabah saatlerinde Yusuf Taf’ı evinde gözaltına aldı ve evindeki bilgisayarlara da el konuldu. Yapılan incelemede Taf’ın internetini kullanan ve İsviçre’de yaşayan üst kat komşusunun Fethullahçı Terör Örgütü ile çeşitli mesajlaşmalar ve yazışmalar yaptığı ortaya çıktı. Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alınan Yusuf Taf daha sonra serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

26Keskin nişancıları dinlemiş

FETÖ soruşturmasında tutuklanan ‘Kozmik Oda’ ve ‘28 Şubat’ soruşturmalarını yürüten eski savcı Mustafa Bilgili’nin ifadelerindeki ayrıntılar dikkat çekti. Bilgili’nin ifadesi, Kozmik Oda soruşturması sırasında Konya Karapınar Atış Poligon Grup Komutanlığı’nda görevli 13 askerin telefonlarının dinlemeye alındığını açığa çıkardı.
KOZMİK Oda savcısı Mustafa Bilgili, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak ve Başsavcıvekili Hakan Pektaş koordinesinde yürütülen soruşturmada 3 gün süreyle ifade verdi. Bilgili, Konya Karapınar Atış Poligon Grup Komutanlığında telefonlarının dinlemeye alındığıyla ilgili şunları söyledi:“Araçlardan birisinde (Kozmik Oda soruşturmasındaki şüphelilerden biri kast ediliyor) 12 ya da 13 kişilik asker olan keskin nişancı listesi çıktı. Bu listede şahsın adı, soyadı, devre ve dönemi, telefonnumaraları, görev yaptığı yerleri içeren bilgiler söylendi. Soruşturmayı yürüttüğüm sırada başlangıçta şüpheli olarak tespit edilen 8 kişi, sonrasında yine dosyayla ilgileri olabileceği değerlendirilen keskin nişancı oldukları saptanan Konya Karapınar Atış Poligon Grup Komutanlığı’nda görevli 12 ya da 13 civarında askeri personel ile yine TEM şube tarafından tespit edilen bir kısım şüpheli hakkında dosyada teknik takip ve dinleme işlemleri gerçekleştirildi. Tam olarak hatırlamıyorum ancak Seferberlik Bölge Başkanlığı’nın telefonu. Burada çalışan 8 personelin de şüpheli olarak dosyada isimlerinin olması sebebiyle dinlenilmiş olabilir.”

KELİMELERİ BEN VERDİM

FETÖ soruşturması kapsamında aranan hâkim Kadir Kayan’ın Kozmik Oda’da arama yaparken kullandığı kelimelerle ilgili olarak da Bilgili, “Hâkim Kadir Kayan tarafından yapılan arama işlemleri sırasında bir kısım kelimelerin özellikle arama sırasında sorgulanmasını istediğim hususu doğrudur. Bu kelimeleri ifadeleri alırken şüphelilere de bizzat sormuştum” açıklamasını yaptı.

SIRRI SIZDIRDINIZ
Savcının, “Devlet sırrı niteliği taşıyan belgelerin FETÖ’nün eline geçmesini sağladığınız yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu” sorusuna da Bilgili şu yanıtı verdi: “Devlet sırrı olan belgelere Cumhuriyet Savcısı bakamaz dediğimizde iddianame nasıl düzenlenecektir? Ayrıca Seferberlik Bölge Başkanlığı’nın lağvedilmiş olması, görevlerinin yeniden tanımlanmış olması, faaliyet ve raporlarının tüm belgeleriyle yeniden düzenlenmesi sebebiyle söz konusu harddiskin Genelkurmay’ın 6 Kasım 2015 ve 30 Aralık 2015 tarihli raporlarında belirtildiği üzere devlet sırrı niteliğini yitirdiğinin bildirildiği de göz önüne alındığında ayrıca Genelkurmay’ın bu harddiski bize gönderdiği yazı içeriğinde kesin olarak harddiskin içerisindeki bilgilerin devlet sırrı olduğu denilmediği, devlet sırrı olabilecek bilgiler ihtiva edebileceği hususunun belirtilmesi üzerine TMK 10 ve CMK 250’deki mutad uygulama gereği belgenin devlet sırrı olup olmadığı hususunda Cumhuriyet savcısının bilirkişi raporu alması gerektiği görüşündeyim.

600 BİN LİRALIK ARSA ALMIŞ

SAVCI Bilgili’ye MASAK raporunda 3 Haziran 2013 tarihinde kendisine “Buğday Avansı İadesi” olarak gönderilen para hareketi de soruldu. Bilgili, 2013 yılında İstanbulArnavutköy’de 16 dönüm tarla satın aldığını, bu tarlayı aldığı gün 300 bin TL paraya ihtiyacı olduğunu ve bu parayı arkadaşı ve kardeşlerinin ortağı olan M.İ.’den istediğini anlattı. Bilgili, “Bunun üzerine M.İ. bana 300 bin TL para gönderdi. 30 Haziran 2013 tarihinde bana gönderilen parayı M.İ.’nin hesabına iade ettim. Arnavutköy’de aldığım tarlayı 600 bin TL karşılığında almıştım. Mal beyanında da vardır” dedi. 22 Mayıs 2014 tarihinde firari savcı Şadan Sakınan’ın, Bilgili’nin hesabına yatırdığı 209 bin TL nedenin sorulması üzerine de Bilgili, “Şadan Sakınan daha önce bir arsa satın almak istediğini dile getirmişti.

O tarihte benim nakit param yoktu. Durumu Ahmet abime aktardım, ağabeyim alınacak arsa için bir miktar para verdi. Alınan parayı Şadan Sakınan daha sonra satınca benim hesabıma bu parayı yatırdı” dedi.

Kaynak: Hürriyet

25FETÖ mağdurlarına yol gösterdi

ADALET Bakanı Bekir Bozdağ, FETÖ’nün kumpas davalarıyla mağdur olanlara yeniden yargılanma için yol gösterdi.
Bakanlığının önceki akşam Meclis Genel Kurulu’ndaki görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, “Şu ana kadar 3 bin 820 hâkim ve savcıhakkında adli işlem yapılmış, 2 bin 430 kişi tutuklu durumda” diyen veren Bozdağ şöyle konuştu: “Tabii, örgüt üyesi oldukları nedeniyle meslekten uzaklaştıranların verdikleri kararlarla ilgili kamuoyunda -sizin de dediğiniz gibi- talepler var. Bizim, şu anda Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunumuzda yargılamanın yenilenmesine ilişkin düzenlemeler var. İç hukukumuzda da bireysel başvuru yoluyla da yargılama yenilenebiliyor. Vatandaşlarımız bu mekanizmaları kullanabilir, onlardan bir tanesini vereyim; 311’inci maddenin -bu CMK 311 zannedersem- (1)’inci fıkrasının (c) bendinde diyor ki: ‘Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise…’ Bu imkânı veriyor.

KAOSA YOL AÇAR
Bunu mahkeme değerlendirecek. Yine (e) bendinde ‘Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya sunulan delillerle göz önüne alındıklarında sanığın beraatını veya hafif cezayı almasını gerektiren durum ortaya çıkıyorsa…’ Daha başka burada şartlar da var. Burada böyle bir ihtimal varsa Ceza Muhakemesi Kanunu’nda da, Hukuk Muhakemesi Kanunu’nda da buna imkân veren düzenleme var, bunun için ayrıca bir yasal düzenlemeye gerek yok. Yasal düzenleme yapıldığında da büyük bir hukuk kaosu ortaya çıkar.”

Kaynak: Hürriyet

24Gaziantep’te Bylock kullanan 9 kişi tutuklandı

GAZİANTEP, (DHA) – GAZİANTEP’te, ‘Bylock’ kullandıkları gerekçesiyle gözaltına alınan 21 şüpheliden 9’u tutuklandı.
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/ PDY’ye yönelik soruşturma kapsamında örgütün gizli haberleşme programı ‘Bylock’ kullanan kişilere yönelik operasyonda 21 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 21 şüpheli, adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan şüphelilerden 9’u tutuklanırken, 11 hakkında adli kontrol kararı verildi. Şüphelilerden 1’i ise serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

23Hakan Çiçek’in yeni ifadesi: ABD gezilerimin nedeni hesap kapatmak

FETÖ’nün sivil imamlarıyla birlikte ABD’ye aynı dönemlerde gittiği ortaya çıkan, KHK ile kapatılan Anafartalar Koleji Sahibi Hakan Çiçek, alınan yeni ifadesinde Amerika seyahatlerine ilişkin “Ben her yılbaşında ABD’ye yıl sonu hesap kapatma amacıyla gidiyorum. ABD’de ihracat yaptığım için hesap kapatmak için gidiyorum” dedi. Yüklenen bir programla telefonunu bayiden satılmış yeni moduna getirdiği iddiasıyla ilgili olarak Çiçek, “Ben 1 hafta önce telefonuma bir program yüklemiştim. O program nedeniyle telefonum çöktü. Tekrar kurulum da yapamadım” açıklamasını getirdi.
Kurmay subayların ağabeyi olduğu iddia edilen ve 15 Temmuz gecesi darbe girişiminin yöneltildiği Akıncı üssünde olduğu belirlenen, FETÖ’nün sivil imamları Adil Öksüz, Nurettin Oruç, Kemal Batmaz ile birlikte aynı dönemlerde ABD’ de gittiği ortaya çıkan Hakan Çiçek, 1 Aralık tarihinde, soruşturmayı sürdüren Cumhuriyet Savcısı RamazanDinç tarafından yeniden sorgulandı. Ortaya çıkan uçuş kayıtlarına rağmen Hakan Çiçek, ifadesinde Adil Öksüz ve Kemal Batmaz’ı tanımadığını, Harun Biniş ve Nurettin Oruç’u da cezaevinde aynı koğuşta kaldığı için tanıdığını ileri sürdü.

AKINCI ÜSSÜNE NASIL GİRDİN?

Savcı Dinç’in, “Akıncı üssüne darbe gecesi darbecilerin listesinde olmayan askerşahısların dahi alınmadığı tespit edilmiştir. Akıncı Üssüne nasıl girdin” sorusuna da Çiçek, “Ahmet Özçetin (Polis Özel Harekat Merkezini bombalama talimatı veren kişi) beni etkinlik için çağırdı” yanıtını verdi.

KURMAY SUBAYLARIN ABİSİ DEĞİLİM

Savcı’nın “TSK’da görev yapan akrabası olup olmadığı” yönündeki soru üzerine ise Çiçek, “Kardeşim G.Ç Ankara Etimesgut’ta Kara Havacılık Komutanlığında binbaşı rütbesinde helikopter bakım pilotu olarak görev yapıyordu. Kardeşim de o gece görevliymiş, şu anda tutukludur ve cezaevindedir. Kardeşim G.Ç’nin kara pilot binbaşı olarak darbe öncesinde çalıştığı doğrudur. Ancak ben kurmay subaylara abilik yapmadım. Örgüt içerisinde böyle bir görevim de yoktur” dedi.
TELEFONUNA ÖZEL PROGRAM YÜKLEMİŞ

Dijital bilirkişi raporundan telefonunu bayiden satılmış yeni moduna getirdiğinin tespit edildiği, neden böyle bir işlem yaptığı sorusuna da Çiçek, “Ben 1 hafta önce telefonuma bir program yüklemiştim. O program nedeniyle telefonum çöktü. Tekrar kurulum da yapamadım. Yüklediğim programın ne olduğunu hatırlamıyorum. O nedenle bu şekilde görülmüş olabilir. Ayrıca benim üzerimde bulunan kartlık diye tabir edilen cüzdanımın içinde veya pantolonun cebinde bütün şifrelerim yazılı olduğu bir kağıt vardı” yanıtını verdi.

ABD ZİYARETLERİ

FETÖ’nün diğer sivil imamlarıyla birlikte 2016 yılının Ocak, Mart ve Haziran aylarında ABD’ye yaptığı ziyaretlerin nedenine ilişkin olarak da Çiçek, şunları söyledi: “Ben her yılbaşında ABD’ye yıl sonu hesap kapatma amacıyla gidiyorum. ABD’de ihracat yaptığım için hesap kapatmak için gidiyorum. Ben şubatta gittiğimde de yaklaşık 1 ay ABD’de kaldım. Los Angeles’ta bir at çiftliği kiraladım. Kızım ve oğlum ABD’deki okullarda üniversite sınavlarına hazırlandıkları için dil okuluna yolladım. Adı geçen diğer şüphelilerle yakın tarihlerde yurt dışına çıkmam ve yurt için gelmem tamamen tesadüftür. Ben adı geçen şahısları tanımıyorum. Benim şirketleriminin de FETÖ ile ilgisi yoktur. Benim etkin pişmanlıktan yararlanma talebim yoktur. Örgüt suçlamasını kabul etmiyorum. (30 Haziran gidiş 4 Temmuz 2015 dönüş Seul seyahatinin nedenine ilişkin olarak) Ben dionizel cihazı ile ilgili dispritörlük anlaşması için gittim. Suçlamaları kabul etmiyorum.”

Kaynak: Hürriyet

22FETÖ/PDY’ye destek sağladığı öne sürülen 55 kişiye gözaltı kararı

Çağatay KENARLI/İSTANBUL,(DHA) İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Savcılığının yürüttüğü FETÖ’ye finansal destek sağladığı öne sürülen kişilere yönelik yaptığı soruşturma kapsamında tespit edilen 55 kişiyi yakalamak için operasyon düzenlendi.

İstanbul’da 85 ekibin katıldığı operasyonda 55 ev ve 2 işyerinde yapılan aramalarda hakkında gözaltı kararı bulunan 55 kişiden 35’i yakalandı. 9 kişinin ise yurt dışında olduğu belirlenen operasyon kapsamında 11 kişinin ise yakalanması için çalışmalar devam ediyor.

KARGO EŞYALARI İÇİNDE PARA NAKLİYATI İDDİASI

Şüphelilerin topladıkları paraları hesaplarına yatırıp biriktirdiklerini ve bu paraları daha sonra parça parça çekerek kargo uçaklarıyla eşya gibi gösterip yurtdışına taşındığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları doğrultusunda polis ekiplerine bildirildiği öğrenildi.

HAVA TRAFİK KONTROLÖRLERİ İLE ‘BYLOCK’LA İLETİŞİME GEÇİYORLAR

Polis ekiplerinin Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanı’nda görevli 2 hava trafik kontrolörünün şüphelilerle ‘Bylock’ üzerinden yazıştıklarını, bunun üzerine kargo evrakları düzenlenmesine yardımcı olduklarını belirlediği öğrenildi.

Kaynak: Hürriyet

21Afyonkarahisar merkezli FETÖ operasyonu

Onur BAYRAM/AFYONKARAHİSAR, (DHA) – AFYONKARAHİSAR’da merkezli 5 ilde düzenlenen FETÖ/PDY operasyonunda 20 şüpheli gözaltına alındı.
Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Afyonkarahisar merkez, Sandıklı, İscehisar ve Emirdağ ilçeleriyle Ankara, Uşak, Şanlıurfa ve Adıyaman’da FETÖ/PDY operasyonu başlatıldı. Haklarında gözaltı kararı verilen 26 şüphelinin adreslerine polis eş zamanlı baskın düzenledi. Şüphelilerden 20’si gözaltına alınırken, ikametlerinde de arama yapıldı. Afyonkarahisar’da gözaltına alınan şüpheliler Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra polis merkezine götürüldü.
Diğer illerde yakalanan şüphelilerin kente getirildiği belirtilirken, 6 şüphelinin ise arandığı kaydedildi.

Kaynak: Hürriyet

20Malatya merkezli FETÖ/PDY operasyonu: 21 tutuklama

Mikail PELİT/MALATYA, (DHA)- MALATYA merkezli 12 ilde Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda, ‘Silahlı terör örgütü üyesi oldukları, terör örgütüne finans sağladıkları ve terör örgütü kapsamında nitelikli dolandırıcılık yaptıkları” iddiasıyla mahkemeye sevk edilen 22 kişiden 21’ı tutuklandı.
Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi tarafından 1 Aralık’ta Malatya merkezli 12 ilde yapılan operasyonda, ‘FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları, terör örgütüne finans sağladıkları, terör örgütü kapsamında nitelikli dolandırıcılık yaptıkları, dini inanç ve duyguların istismar edilmesiyle kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle suç işledikleri’ iddiasıyla adliyeye sevk edilen 22 kişi savcılık sorgularının ardından tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk edildi. Şüphelilerden 21’i tutuklanırken 1 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Malatya merkezli, Adana, Ankara, Afyonkarahisar, Balıkesir, Elazığ, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş ve Muş’ta 1 Aralık’ta 35 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmişti.

Kaynak: Hürriyet

19Suçüstü yakalandı! Dün de sevgilisi..

Konya’da bir gün önce sevgilisi telefon dolandırıcılığından tutuklanan 22 yaşındaki Şerife Kocaoğlu, ertesi gün iddiaya göre dolandırmaya çalıştıkları başka bir kişiden 140 bin lirayı teslim almaya geldiği sırada, polis tarafından suçüstü yakalanarak tutuklandı. Kocaoğlu’nun bir gün önce tutuklanan sevgilisi için de mahkemede suçsuz olduğuna dair tanıklık yaptığı öğrenildi.

Merkez Selçuklu İlçesi Sakarya Mahallesi’nde oturan ev kadını 36 yaşındaki A.A.’yı geçen 6 Aralık günü telefonla arayan bir kişi, kendisini polis olarak tanıtıp, ”Sizin kimlik bilgileriniz terör örgütünün eline geçti. Sizi temize çıkarmak için parmak izinizi almamız lazım. Evinizde para, altın varsa onları bize verin. Parmak izi incelemesinin ardından size geri teslim edelim” dedi. A.A da, daha önce televizyonlarda telefondolandırıcılığı haberlerini izlediği için karşısındaki kişinin telefon dolandırıcısı olduğunu anlayınca, onu oyalayıp, diğer telefondan polisi arayıp durumu bildirdi.

POLİS EVDE BEKLEDİ

Polis de, telefondaki kişiyi oyalamasını söyleyip, eve geldi. Polis, evin içinde ve çevresinde önlem alıp, dolandırıcıları yakalamaya çalıştı. Telefondaki kişi de, size bir komiser göndereceğim deyip, kadından ev adresini öğrendi. Eve gelen kişi kendisini ’Komiser Emre’ olarak tanıtıp, kadından evdeki para ve altınları istediği sırada, içeride gizlenen polis, Bingöl nüfusuna kayıtlı 29 yaşındaki Mahmut Kazar’ı gözaltına aldı. Ardından da bir sokak ileride Kazar’ı otomobille bekleyen Adana nüfusuna kayıtlı 28 yaşındaki Mehmet Emin Şahin de gözaltına alındı.
Gözaltına alınan 2 kişi sorgularının ardından adliyeye sevk edildi. Mahmut Kazar, mahkemede Şahin’i tanımadığını söyledi. Şahin ise Mahmut Kazar’ı, daha önceden tanıdığını belirtip, ”Ben Mahmut’u, Adana’dan tanıyorum. Beni telefonla aradı, ”Ben Konya’ya geliyorum. Beni otogardan al” dedi. Ben de onu alıp buraya getirdim. Benim olayla bir ilgim yok. Kız arkadaşım Şerife Kocaoğlu buna şahit ve kız arkadaşım da adliyede beni bekliyor” dedi.

MAHKEMEDE SEVGİLİSİNE TANIKLIK YAPTI

Bu sırada mahkeme salonunun önünde beklediği saptanan Konya’nın Beyşehir’de oturan ve bir av bayiinde çalışan Şerife Kocaoğlu, duruşma salonuna getirilip tanık olarak dinlendi. Kocaoğlu, sevgilisinin söylediklerinin doğru olduğunu ve olayla bir ilgisinin olmadığını ileri sürdü. Mahkeme heyeti, Şahin ve Kazar’ın tutuklanmasına karar verdi.

FETÖ OPERASYONUYLA KANDIRMAYA ÇALIŞTI

Mehmet Emin Şahin ve Mahmut Kazar tutuklandıkları sırada bağlı oldukları şebeke, aynı gün Meram İlçesi’nde oturan esnaf 32 yaşındaki İ.Y.’yi telefonla arayıp, ”FETÖ operasyonunda 3 rütbeli asker yakalandı. Sizin kimlik bilgileriniz onların eline geçmiş. Sizin kimlik bilgilerinizle kredi çekip, parayı Pensilvanya’ya gönderecekler. Sizi kurtarmak için parmak izi alacağız. Eğer paranız ve altınlarınız varsa, onlar üzerinde parmak izi kontrolü yapacağız” dedi. İ.Y., karşısındaki kişinin telefon dolandırıcısı olduğunu anlayınca, altın, döviz ve Türk lirası olarak 140 bin lirasının olduğunu ancak şu an yoğun olduğunu söyleyip telefonu kapattı.
’ENİŞTE’ ŞİFRELİ DOLANDIRICILIK

İ.Y. bir gün sonra otomobiliyle işyerine giderken telefon dolandırıcıları, bir kez daha aradı. O da, diğer telefondan polisi arayıp durumu bildirdi. Polisin yönlendirmesiyle hareket eden İ.Y., telefondaki kişiye parayı nerede teslim edeceğini sordu. Telefondaki kişide parayı merkez Selçuklu İlçesi’ndeki bir düğün salonun önünde teslim edebileceğini, kadın bir komiser göndereceğini ve kadın polisin ”Enişte” şifresini söyleyince, parayı ona teslim etmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine İ.Y. polisin yönlendirmesiyle bir poşetin içine para süsü verip, kağıt parçalarını doldurup, düğün salonunun önünde gelecek kişiyi beklemeye başladı.

POLİS, AKARYAKIT İSTASYONUNDA POMPACI OLDU

Düğün salonun içinde ve çevresinde önlem alan polis ekibinin bir kısmı düğün salonuna gizlendi. Bazıları sokaklarda vatandaş gibi davrandı, bazıları da yakındaki akaryakıt istasyonunda pompacı oldu, bazıları istasyonda otomobilini yıkıyor gibi yaptı. Bu sırada 1 gün önce, mahkemede sevgilisinin suçsuz olduğuna dair tanıklık yapan Şerife Kocaoğlu, parayı teslim almaya gelip İ.Y.’ye ”Enişte ben geldim” dedi. İ.Y. de poşeti teslim ettikten sonra genç kız polis tarafından gözaltına alındı.

TRAMVAYLA GELMİŞ

Suçlamayı kabul etmeyen genç kızın ifadesinde, sevgilisinin bir arkadaşının telefonla kendisini arayıp, belirttiği adresten bir paket alacağını söylediğini ve bunun üzerine tramvayla verilen adrese paketi teslim almaya geldiğini söylediği öğrenildi. Sevgilisi Mehmet Emin Şahin ile sosyal paylaşım sitesi facebooktan tanıştığını söylediği öğrenilen genç kız, dün çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Polis, şebekenin diğer üyelerinin yakalanması için çalışmasını sürdürüyor.

Kaynak: Hürriyet

18İpek grup yeni dönemde çinko ve kurşun üretiminde yoğunlaşıyor

Oktay ENSARİ-Yasin DALKILIÇ/KAYSERİ (DHA)-İPEK grup başkanı , işadamı Saffet Aslan  İzmir Aliağa’da  Meksikalı iş ortakları ile birlikte kurdukları fabrikada, çinko madenini  işlemeye önümüzdeki hafta başlayacakları bu yıl bu yatırıma 100 milyon TL katkıda daha bulunacaklarını açıkladı Aslan, Kayseri’de  mobilya sektörü yerine ağırlıklarını çinko ve kurşun üretimi ve  metal işlemesine vereceklerini söyledi.

Çinkom çinko –kurşun tesisleri ve İpek Mobilya gibi şirketleri  içinde barındıran İpek Grubun yönetim kurulu Başkanı Saffet Aslan, medya mensuplarına  yıl sonu değerlendirmesi yaptı. Sözlerine ‘’Ekonomide üreten Türkiye olmamız lazım. Ben reel ekonomiyi çok savunan biriyim. En zor olan işlerden birisi içerisinde üretim olan sanayi üretimidir. Bunun imalatı, işçisi, vergisi ve sigortası var. Sadece tüccar olmak ve parayla ticaret yapmanın çok ötesinde bir iş ama ben Türk ekonomisini buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorum ‘’ diyerek başlayan  Saffet Arslan,  ekonomiye ilişkin görüşlerini şöyle dile getirdi :

‘’ Aklı yeten, parası olan ve gücü bulun herkes karınca kararınca bir sanayide bir ucundan tutması gerekiyor. Bende bu sanayide bulunmak ve ısrarla devam etmek, yetinmeyip biraz daha yatırım yapmak fikrini buradan alıyorum. Bu fabrikada yüzlerce insanlar çalışıyor. İnsan eğitiliyor, genç mühendisler, usta mühendis haline geliyor. Böyle işletmeler olmazsa o genç mühendisler bu testi yapamaz. Tüm bunların yapılabilmesi içinde yükselen döviz ya da faizin olmaması gerekiyor ‘’

İpek Grup  olarak çinko ve kurşun madeni alanında hedeflerini tutturduklarını, Kayseri’deki Çinkom fabrikasının bir benzerini İzmir Aliağa’da kurduklarını ve  bir hafta  sonra Meksikalı ortaklarıyla birlikte  üretime  geçeceklerini söyleyen işadamı Saffet Aslan ‘’Öncelikli olarak geçen seneki hedeflerimizi tutturduk. Çinkur’un hemen hemen aynısı İzmir’e yapıyoruz. İzmir’deki işletmemizin ortağı Meksikalıdır. 4 aşamalı olacak bu yatırımın  1.5 bölümünü yaptık. Diğer 2 .5  bölümünü de önümüzdeki yıllarda yapacağız. İzmir’deki fabrika, ABD Alabama’da bulunan fabrikanın biraz daha modern hali oldu. Yeni fabrikamızı kaliteli ve çevreci bir tesis haline getirdik. İzmir’deki demir çelik tesislerinde çinko ve kurşun atıkları veya bazı madenleri o fabrikamızda üreteceğiz. Kayseri’de  dağdan çıkan madeni ürünü işlemeye yönelik roster fırını kurmaya hedefliyoruz. Ayrıca çinkomun ürettiği ürünün bir kısmını metale çevirme çalışmamız var. Mobilya sektörünü  2018 yılında geliştirme planımız var. Çalışmalarımızı ağırılıklı olarak maden üzerinde yapıyoruz. Mobilya da  şimdilik dev atılımlar yapmayı düşünmüyoruz.

FETÖ/PYD davasında tutuklu bulunan Boydak Holding eski sahibi ve hemşehrisi Hacı Boydak’ın kendisine yönelik eleştirilerini ve suçlamalarını  hayretle karşıladığını belirten Saffet Aslan ‘’ Aslında  çok şaşırıyorum. Hacı Boydak ,37 yıldır tanıdığım çocukluk ve asker arkadaşım. Beni defalarca diline dolamasını anlamış değilim. Hacı Boydak 2012 yılında bana geldi. KMelikşah Ünversitesine  bir bina yapmam  için ısrar etti. Bende kabul edip yaptım.  Arada yıllar geçiyor, 17-25 Aralık oluyor, Milli Güvenlik Kararları açıklanıyor. Bizler kendi işimize aşımıza tekrar dönüyoruz. Hacı Boydak dönmüyor, farklı yaşıyor. Devam eden mahkemesi ile ilgili bir şey söylememiz mümkün değildir. Dönüyor dönüyor beni dile getiriyor. Ben bunu anlayabilmiş değilim. Bina istemiş, yapmışım bu asla suç değil.  Benim yüzümden bir sıkıntı da çekmiyor. Bana mektup yazıyor, çok ağır hakaretler içeriyor, dönüp ben ona yazıyorum. Sonra bana özür mektubu gönderiyor. Mektupta benim vesile olduğum, seninde yaptığın bu bina sana ömür boyu hayır duası şeklinde olacaktır diyor. Herhalde mektubunda yazmış hapishanede ne dediğimi bilmiyorum diyor, sanırım Hacı Boydak ne dediğini bilmiyor’’ diye sözlerini tamamladı

Kaynak: Hürriyet

17FETÖ’nün ‘Manisa imamı’ kayınpederinin evinde yakalandı

Nurettin ARKAN/YALVAÇ (Isparta), (DHA)- TERÖR örgütü FETÖ’nün Manisa imamı olduğu iddia edilen H.T., Isparta’nın Yalvaç İlçesi’nde kayınpederinin evinde yakalandı.
Manisa’da FETÖ’ye ait bir dersanede görev yaptığı belirlenen H.T. hakkında yapılan inceleme ve araştırmada örgütün ‘Manisa imamı’ olduğu tespit edildi. H.T. hakkında, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Manisa Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü’nün yürüttüğü istihbarat çalışmaları sonucu H.T.’nin, eşinin memleketi Yalvaç’a gittiği tespit edilerek, Yalvaç Emniyet Müdürlüğü’ne bilgi verildi. Polis, dün akşam H.T.’yi, Görgü Cami Mahallesi Güllük Sokak’taki kayınpederi R.Ç.’nin evine yaptığı operasyonda yakaladı. Gözaltına alınan H.T.’nin Manisa’dan gelecek özel ekibe teslim edileceği belirtildi.
FETÖ’DEN 4 GÖZALTI
Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ/PDY operasyonunda, 4 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. 2010 yılındaki KPSS sorularının sızdırılması olayıyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2 kez gözaltına alınıp bırakılan S.İ. ile babası Yalvaç Belediye Meclis Üyesi MHP’li M.İ., daha önce açığa alınan imam Y.A.U. ve esnaf Y.H. gözaltına alındı. İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri şüphelilerin ev ve işyerlerinde yaptıkları aramalarda çeşitli materyallere el koydu. Şüphelilerin işlemleri sürüyor.

Kaynak: Hürriyet

16FETÖ’nün fişleme kodları: Sayısalcı, sözelci, eşit ağırlıkçı…

Kamu kurumlarında çalışanların FETÖ üyeleri tarafından fişlendiğini aktaran itirafçı polis, fişlemelerde kişilerin örgüte yakınlığına göre “sayısalcı, eşit ağırlıkçı ve sözelci” gibi kodlarla tanımlandığını belirtti.�
Kırşehir Emniyet Müdürlüğündeki FETÖ yapılanmasına yönelik operasyonlarda gözaltına alınmasının ardından tutuklanan polis memuru, Kırşehir CumhuriyetBaşsavcılığına müracaat ederek etkin pişmanlıktan yararlanmak istedi. Cumhuriyet savcısına ifade veren polis memuru, birçok ilde görev yaptıktan sonra tayininin Kırşehir’e çıktığını, burada da örgüt yapılanmasında yer aldığını itiraf etti.

Özellikle 17-25 Aralık sürecinden sonra örgüt içinde gizlilik tedbirlerine daha çok önem verildiğini, küçük gruplar halinde toplantılar yapıldığını belirten polis memuru, Emniyet Müdürlüğünde özellikle istihbarat, terörle mücadele (TEM), kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele (KOM) şube müdürlüklerine özel önem verildiğini ve bu birimler için farklı kodlar kullanıldığını anlattı.

Örgüte tam bağlı polislerin bu birimlerde görevlendirilmesine özel önem verildiğine işaret eden itirafçı polis, FETÖ/PDY ile bağlantısı olmayanların da iftira ve yalanlara dayalı yöntemlerle birimlerden uzaklaştırılmaya çalışıldığını dile getirdi. Önemli birimlere özel kodDaha önce görev yaptığı iller ve Kırşehir’de bu birimlere farklı kod adları verildiğini aktaran polis memuru, “İstihbarat şubeye ‘İngilizce’, KOM şubeye ‘kimya’, TEM şubeye ‘tarih’ kodunu kullanıyorlardı. Örgütle ilgili bir konu görüşeceklerinde, özellikle telefon konuşmalarında KOM, TEM ya da istihbarat şubenin isimlerini değil, kod isimleri söylüyorlardı.” ifadelerini kullandı.
Kamu kurumlarında çalışanların da örgüte yakınlık derecesine göre “sayısalcı, sözelci, eşit ağırlıkçı, ilgilik, küskün, alan dışı” şeklinde tanımladıklarına değinen polis memuru, şu bilgileri verdi: “Her kamu kurumundaki birimlerde ayrı ayrı sorumlular vardı. Bunlar, birimlerinde çalışanlarla ilgili fişleme bilgilerini üstlerine bildiriyorlardı. Sorgulamadan itaat eden, himmetlerini düzenli veren ve toplantıları aksatmayanlara ‘sayısalcı’, toplantılara sık katılan ancak daha az himmet verenlere ‘eşit ağırlıkçı’, himmete yeni başlatılan ya da çok az veren, toplantılara ara sıra gelenlere ‘sözelci’, dini bütün ve kazanılabilir gözüyle bakılan kişilere ilgilik, daha önce örgütte olup da bir şekilde ayrılanlara ‘küskün’, örgüte karşı olan, hiç yaklaşamadıkları ve tedbirli davrandıkları kişilere de ‘alan dışı’ isimleri veriyorlardı.”

Örgüt üyelerinin, “sayısalcı” olarak kodlanan kişilere özel önem verdiklerini ve örgüt içi evliliklerde de bunlara öncelik tanıdıklarını vurgulayan polis memuru, “Sayısalcı olarak kodladıkları kişileri, örgüt içi evliliklere yönlendiriyorlardı. Bu kişilerin emniyette iyi yerlere gelmesi için çalışmalar yapıyorlardı.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Hürriyet

15‘Faaliyet başlıyor’ dedi Akar’ın odasına gitti / Ahmet ŞIK

15 Temmuz günü darbeciler son toplantılarını yaparken, bir binbaşı MİT’e gidiyor ve bir baskın ve suikast ihbarında bulunuyordu. MİT bilgiyi Genelkurmay’a iletiyor ve olağanüstü bir toplantı yapılıyordu. Toplantıda bir dizi önlem alınıp duyurulurken, bu emirden haberi olmayan bazı komutanlar iki ayrı düğüne gidiyordu.

Yayınlanma tarihi: 10 Aralık 2016 Cumartesi, 22:13
15 Temmuz günü Genelkurmay Karargâhı’nda hummalı bir hazırlık vardı. Darbeciler son toplantılarını yapıyordu. Bu sırada MİT Müsteşarlığı’na giden bir binbaşı ihbarda bulunuyordu: MİT’e baskın yapalarak Hakan Fidan ya da üst düzey birilerine suikast yapılacak.

MİT bilgiyi Genelkurmay’a iletiyor, Genelkurmay Başkanı, İkinci Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı, daha sonra MİT Müsteşarı’nın da katılacağı toplantıda bir dizi önlem alıyordu: Tüm askeri uçuşlar yasaklanacak. Zırhlı araçlar birliklerinden çıkmayacak.

İlginç biçimde bu emirden haberi olmayan bazı komutanlar iki ayrı düğüne ya da evlerine gidiyordu. MİT Müsteşarı Fidan Genelkurmay’dan ayrıldıktan sonra Tümgeneral Mehmet Dişli, “Faaliyet başlıyor, gece 03.00’ten şimdiye alındı” diyerek Akar’ın odasına yöneliyordu.

İhbarcı asker MİT’e gidiyor

-15 TEMMUZ ÖĞLEDEN SONRA / GENELKURMAY

Orgeneral Akar’ın yaveri Levent Türkkan, bir gün önce darbe yapılacağını kendisine söyleyen Albay Orhan Yıkılkan’la birlikte, kendisi gibi Cemaat mensubu olduğunu söylediği Tümgeneral Mehmet Dişli’nin odasında toplantıdaydılar. Türkan savcılık ifadelerinde şöyle anlatmıştı: “Odada sadece üçümüz vardık. Girer girmez darbeye ilişkin mevzuyu konuşmaya başladık. Tümgeneral Mehmet Dişli darbe teşebbüsü başladığında önce Hulusi Akar Paşa’nın odasına kendisinin tek başına gireceğini, ona darbeyi tebliğ edeceğini, onun kabul etmesi halinde darbe faaliyetinin başına geçirileceğini bize söyledi. Bunu söylerken bize ‘Genelkurmay Başkanı’na Kenan Evren olacak mısın, olmayacak mısın diye soracağım’ şeklinde beyanda bulundu. Ayrıca Genelkurmay Başkanı’na darbeyi tebliğ ederken kendisini sevdiğimizi, saydığımızı, kabul etmesi halinde darbenin başına geçireceklerini söyleyeceğini bize bildiridi. Elinde bir not kâğıdı vardı. Oraya Genelkurmay Başkanı’na söylediklerini tek tek yazmıştı. Söylediğine göre Hulusi Akar darbe faaliyetinin başına geçmeyi kabul ederse Genelkurmay 2’nci Başkanı Orgeneral Akın Öztürk olacaktı.

15 TEMMUZ SAAT 14.45 /ANKARA – YENİMAHALLE

Genelkurmay’da hazırlıkların sürdüğü saatlerde, Kara Havacılık Okulu’nda binbaşı rütbesiyle görev yapan H.A. isimli meçhul bir subay da Ankara Yenimahalle’deki MİT merkezine gelip kendini tanıttıktan sonra önemli bir konuda ihbarda bulunacağını söylüyordu. Kısa süreli bir bekleyişten sonra Binbaşı H.A. karşısına çıkarıldığı yetkililere bildiklerini anlattı. Ancak ihbar, bugüne dek bilinenlerin aksine darbe olacağına dair değildi. Binbaşı, MİT’e baskın yapılarak Hakan Fidan ya da üst düzey birilerine suikast yapılacağını söylemişti.

15 TEMMUZ SAAT 15.30 / ANKARA – ÇANKAYA

Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’te hangi otelde kaldığı bilgisini darbeci Fırat Alakuş’a iletecek kişi Erdoğan’ın Başyaveri Ali Yazıcı’ydı. Kalkışmanın en önemli aşamasına dair son planlamayı yapmak için Fırat Alakuş ve Emir Güven, 15 Temmuz’da saat 15.30’da Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’na giderek Ali Yazıcı ile buluştu. Yazıcı’nın masasında bazı turistik tesislerin işaretlendiği, üzerinde Marmaris yazan uydu görüntüleri ve planlar bulunuyordu. Güven’in ifadesine göre Yazıcı, “Cumhurbaşkanı’nın yanına gider, yerini öğrenirim. Benden şüphelenmezler” demişti. Bir sıkıntı olması durumunda ise Yazıcı elindeki boş zarfı göstererek, “Genelkurmay’dan gelen Paralel Yapı’ya ilişkin önemli bilgiler içeren bir zarfı getirdiğini” söyleyecekti.

15 TEMMUZ SAAT 16.03 / ANKARA – YENİMAHALLE

MİT’te Binbaşı H.A. ile mülakat sürerken, bu meçhul ihbarcının kim olduğu da araştırılmış, daha önceden devamlı bilgi alınan bir kaynak olmayan H.A’nın, evliliğinin Cemaat ilişkileriyle olduğu öğrenilmişti. İhbarcı H.A. kendisi dışında bu operasyonda görevlendirildiklerini bildiği iki subayın daha ismini bildirmişti. Sonunda, ihbarın içeriğinden emin olunduktan sonra edinilen bilgiler Müsteşar Hakan Fidan’a aktarıldı.

15 TEMMUZ SAAT 17.04 / İSTANBUL – BAĞCILAR

Meclis’in darbe girişimini araştırmak için kurduğu komisyona ifade verenlerden birisi kalkışma sırasında darbecilere direnirken vurulan Albay Davut Ala’ydı. Albay Ala, ifadesinde ilginç bir detayı anlattı. Albay Ala, darbe günü cep telefonuna “15-16-17 Temmuz günleri Ayasofya, Taksim, Sultanahmet, Marmaray, metro ve vapur seferleri. Sancaktepe, Fatih, Kartal eylem ikazı” içeren bir mesajın geldiğini söyledi. Bu mesajın kuşkulu olduğunu belirten Ala, “Neredeyse İstanbul’un her yeri eylem ikazı haline dönmüş. Normalde eylem ikazı gelir ama belirli bir bölge için olur. Üç gün boyunca İstanbul’un her yerinde eylem ikazı. Bir hazırlık süreci olduğu buradan belli” dedi.

15 TEMMUZ SAAT 17.00 / GENELKURMAY

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın ifadesine göre Genelkurmay 2’nci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler MİT’ten iletilen bilgiyi aktardı. Orgeneral Akar, MİT’ten iletilen bilgiye ciddiye alarak Yaşar Güler ve Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ile alınacak tedbirlerle ilgili toplantı yapmaya başladı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan da Genelkurmay’a gelerek Orgeneral Akar’la toplantıya girdi.

15 TEMMUZ SAAT 18.30 / GENELKURMAY

Hakan Fidan’ın da katıldığı toplantıda alınacak önlemler belirlenmişti. Tüm Türkiye hava sahasında bulunan askeri helikopter ve uçaklara uçuş yasağı getirilirken, havada bulunanlara da üsse dönme emri verilmesi kararlaştırıldı. 2’nci Başkan Yaşar Güler’in söz konusu emri Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekât Merkezi’ne iletmesiyle tüm askeri hava araçlarının uçuşlarının durdurulması emri tüm üslere ulaştırıldı. Akar ifadesinde, olası hareketliliğe yönelik tedbirler kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanı (KKK) Salih Zeki Çolak’a, Merkez Komutanlığı’ndan ve Adli Müşavirlik’ten personeller alıp Kara Havacılık Okulu’na gitmesini, olayı tereddüde yer bırakmayacak şekilde çözüp, idari ve adli tedbirleri ivedi bir şekilde alması talimatını verdiğini de söyledi. “Değerlendirmelerimizde ve gelen bilginin daha büyük bir planın parçası olabileceğini mütalaa ettik” diyen Akar, alınan tedbirlerle yetinmeyerek, Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Metin Gürak’ı da telefonla arayarak görevlendirdi. Buna göre Gürak, Etimesgut Zırhlı Birlikler Tümeni’ne gidecek, hiçbir tank ve zırhlı aracın hiçbir sebeple birlik dışına çıkmasına müsaade edilmemesi yönünde tedbirler alacaktı.

Darbecilerden karşı hamle

15 TEMMUZ SAAT 19.26 / GENELKURMAY

Genelkurmay’ın emirleri doğrultusunda uçuşların durdurulması işlemleri tamamlandı. Karargâhın uçuşların durdurulması ve havadaki görevli uçakların indirilmesine ilişkin talimatı Hava Kuvvetleri Harekât Merkezi’ne iletilip bu direktif, Eskişehir’deki Hava Harekât Merkezi tarafından tüm birliklere tebliğ edildi. Saat 19.56’da, alınan kararların tüm birliklere ulaştığından emin olunmak için direktif ve emirler teyyiden bir kez daha gönderildi. Genelkurmay Karargâhı’nda komutanların MİT yöneticileriyle toplanmasının nedenini anlayan darbeciler de karşı hamleye girişmişlerdi. İlk önce kendilerine direneceğini düşündükleri askerleri Karargâh’tan uzaklaştırmak istediler. Bunlardan birisi Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın koruma ekibinden Astsubay Mahir Eser’di. Polis ve savcılıkta verdiği ifadelerde neler yaşandığını Eser şöyle anlatıyordu: “Komutanının makam odasının önünde nöbet tutarken 20.00 sıralarında telsizden çıkış hazırlığı için anons yapıldı. Koruma araçları ve Akar’ın makam arabası geldi. Ama kısa süre sonra emir astsubaylığından bütün koruma araçlarının garaja çekilmesi talimatı geldi. Araçlar geri çekildi.

Yanıma gelen Keşif Unsur Tim Komutanı İsa Başçavuş, ‘Artık çıkış olmayacakmış’ diyerek nöbeti devraldı. Ben, koridorda yürürken Genelkurmay 2’nci Başkanı’nın bulunduğu karşı koridorda Özel Kuvvetler’de bilgisayar işlerine bakan Talha Astsubayın sivil olarak Akar’ın emir astsubaylığının makamına doğru geldiğini gördüm. Şaşırdım. Çünkü normalde bir astsubayın o koridorda bulunması imkânsızdır. Emir astsubayları, Talha Astsubayı samimi bir şekilde karşıladıktan sonra birlikte makamlarına geçti. Kuşkulandım ve biraz oyalandım. Sonra Koruma Müdürü izinli olduğu için onun yerine bakan Başçavuş Muharrem Uzun’un yanına gidip ona sordum. ‘Ben de bilmiyorum’ yanıtını verdi.

Emirlerden haberleri yok

15 TEMMUZ SAAT 20.31 / GENELKURMAY

MİT Müsteşarı Hakan Fidan Genelkurmay Karargâhı’ndan ayrıldı. Emir teyidi için üçüncü kez talimatlar tüm birliklere gönderildi. Ancak, her türlü hava ve kara hareketliliğinin yasaklandığına yönelik emirler birliklere duyurulmasına rağmen, ilginç biçimde bu talimatlardan haberdar olmayan bazı kuvvet ve ordu komutanları İstanbul ve Ankara’daki iki ayrı düğüne ya da evlerine gidiyorlardı. Yarbay Levent Türkkan’ın ifadesine göre Hakan Fidan çıktıktan sonra operasyon başlamış, ÖKK’den tam teçhizatlı 20 asker Karargâh’a girmişti. Bu sırada Tümgeneral Mehmet Dişli, “Faaliyet başlıyor, gece 03.00’ten şimdiye alındı” dedikten sonra Hulusi Akar’ın odasına yöneldi.

Kaynak: Cumhuriyet

14O helikopterin hedefi Erdoğan’dı

15 Temmuz günü Cumhurbaşkanı İstanbul’a geldikten sonra konuk evi üzerinde uçuş yapan darbecilerin kontrolündeki silahlı helikopterin bizzat Erdoğan tarafından yönetilen operasyonla uzaklaştırıldığı ortaya çıktı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz darbe gecesi Marmaris’ten Atatürk Havalimanı’na geldikten sonra devlet konuk evi üzerinde uçuş yapan ve Erdoğan’a yönelik ikinci bir suikast girişiminde bulunacağı belirtilen ‘Cougar’ tipi helikopterle ilgili detaylar ortaya çıktı. Helikopterin püskürtüldüğü operasyonu Eroğan’ın bizzat yönettiği öğrenildi.

ÇAĞRILARA YANIT VERMEDİ
Darbe Girişimi Komisyonu’na konuşan DHMİ Genel Müdür Yardımcısı Celal Özuğur, “Cumhurbaşkanımız havalimanına inmişti. Helikopter çağrılara cevap vermiyordu. Silahlar tam da Cumhurbaşkanı’nın bulunduğu odaya çevriliydi. Cumhurbaşkanı, havalimanındaki operasyonu bizzat telefonumdan yönetti” dedi. TBMM FETÖ’nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu üyeleri, 15 Temmuz gecesi ele geçirilen Atatürk Havalimanı (AHL) Uçuş Kontrol Kulesi’nde önceki gece incelemelerde bulundu. Darbe gecesi havalimanında bulunan görevlileri dinleyen komisyon üyeleri, Erdoğan geldikten sonra Devlet Konukevi üzerinde uçuş yapan ve çağrılara cevap vermeyen ‘Cougar’ tipi silahlı helikopteri anlattı. Darbe gecesi AHL kulesinde görevli olan ekip şefi Enver Yavuz, kuledeki askerlerin ellerindeki silahların alınmasının ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Atatürk Havalimanı’na inişi yaptığını ve askeri meydandan helikopterlerin havalandığını belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımız devlet konukevi önünde açıklama yaptığı sırada askeri helikopterler devlet konukevi üzerinde uçuş yaptılar. Çağrılara hiçbir şekilde cevap vermeyince helikopterlerin de cuntacı askerlerin elinde olduğunu anladık. Sabaha karşı 03.20’de helikopterler sürekli uçuyordu. Daha sonra jetler geldi. Düşük irtifada ses hızına çıkarak ses patlamaları meydana getirdiler” diye konuştu.

ASKERLERE TİŞÖRT GİYDİRDİLER
Öte yandan Ekip şefi Enver Yavuz, o gece kuledeki askerlerin dışarıda bekleyen halk tarafından linç edilmemesi için polisin askerleri tişört giydirerek kuleden çıkardığını da ifade etti ve “Polisimiz darbeci askerlere kesinlikle şiddet uygulamadı” dedi.

SİLAHLARI ERDOĞAN’IN ODASINA YÖNELMİŞTİ
Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdür Yardımcısı Celal Özuğur da o geceyle ilgili şunları anlattı: “Havalimanı girişinde tanklar yolu kapatmıştı. Kuleye geldim. İçerisi kabalalıktı. Cumhurbaşkanımızın inişine yakın bir zamandı insanlar burayı terk etmek istemiyordu. Cumhurbaşkanımızı salona aldık, ailesi başka salona geçti. O an dost olmayan helikopter üzerimizde belirince Cumhurbaşkanımızın odayı değiştirmesi için ikna ettik. Kuledeki Enver arkadaşımızla konuştu ve ‘Niye indirmiyorsunuz’ dedi. Enver de ‘Tanımsız, hiçbir cevap vermiyor ve silahlı’ dedi. Silahları da tam olarak Cumhurbaşkanı’nın bulunduğu odaya doğru çevriliydi.”

Kaynak: Sabah

13Kozmik oda kumpasının savcısı ByLock’çu çıktı

Firardayken yakalanan kozmik oda kumpasının savcısı Mustafa Bilgili’nin ByLock ile 48 görüşme yaptığı ortaya çıktı. Bilgili’nin 2013’te ABD Büyükelçiliği ile sık sık görüştüğü de tespit edildi
FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan “kozmik oda” kumpas soruşturması savcısı Mustafa Bilgili’nin, örgütün kripto haberleşme programı ByLock kullandığı ortaya çıktı. Bilgili’nin ABD Büyükelçiliğiyle çok sayıda görüşme yaptığı da tespit edildi.

48 BYLOCK GÖRÜŞMESİ
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ soruşturması kapsamında, 9 Kasım’da polis tarafından sahte kimlikle yakalanan Mustafa Bilgili, 27 gün gözaltında kaldıktan sonra adliyeye sevk edilmişti. 3 gün boyunca savcılıkta sorgulanan Bilgili, önceki gün sevk edildiği mahkemece tutuklanmıştı. Savcılık sorgusunda yöneltilen suçlamaları kabul etmeyerek her şeyi kanunlar çerçevesinde yaptığını öne süren Bilgili’nin, FETÖ’nün örgüt içinde kullandığı kriptolu haberleşme programı olan ByLock’u kullandığı tespit edildi. Telefonuna yüklenmiş olan programla 48 ayrı görüşme yaptığı belirlenen Bilgili görüşme içerikleriyle ilgili yöneltilen soruları ise cevapsız bıraktı.

‘CANLI BOMBAYI ARAŞTIRIYORDUM’
Musafa Bilgili’nin telefon HTS kayıtlarına ilişkin yapılan araştırmada, 2013’te ABD Büyükelçiliğiyle de çok sayıda görüşme yaptığı tespit edildi. Bilgili’nin savunmasında, bu görüşmelere ilişkin, “O dönem ABD Büyükelçiliği önünde meydana gelen bombalı saldırının soruşturmasını yürütüyordum. Soruşturma nedeniyle bu görüşmeleri yaptım” dediği öğrenildi. 1 Şubat 2013’te DHKPC’li canlı bomba Ecevit Şanlı’nın düzenlediği saldırıda, FETÖ’cü polislerin ihmali ise soru işaretlerine yol açmıştı.
Mustafa Bilgili kamuoyunda kozmik oda savcısı olarak biliniyor

NÖBETÇİ DİYE SEÇİLMİŞ
Eski savcı Bilgili’ye devlet sırrı niteliğindeki belgelerin bulunduğu kozmik odada arama yapması için firari eski hâkim Kadir Kayan’ın neden seçildiği de soruldu. Mustafa Bilgili, “O gün Kadir Kayan nöbetçiydi. O yüzden o görev ona düştü. Aramaları o yaptı” iddiasında bulundu. Ancak Bilgili ile birlikte firar eden Kadir Kayan’ın özellikle ayarlanarak Kozmik Oda kumpasında görevlendirilmesinin örgüt kararı olduğu biliniyor. Mustafa Bilgili’ye, kozmik odada 20 gün süren aramalar sonucunda devlet sırlarını taşıyan yazılı ve dijital “gizli belgeleri” dışarı çıkarıp ardından FETÖ bağlantılı TÜBİTAK uzmanı bilirkişilere çözümlettirilerek sızdırılmasına ilişkin de soru yöneltildi. “Bu bilirkişileri kime ve neye göre seçtiniz?” sorusu üzerine kumpas savcısı, “O dönem bu bilirkişi listesini askeri hâkim ve savcılar bize verdi. Biz de o listedeki isimlerle çalıştık” iddiasında bulundu.

ELEKTRONİK KELEPÇE PAZARLIĞI
Sorgusunun ardından tutuklanma istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği’ne sevk edilen Mustafa Bilgili’nin mahkeme başkanı ile adeta pazarlık yaptığı öğrenildi. Tutuklanma korkusu yaşayan Bilgili’nin, “Benim Batı Adliyesi’ne ‘Askeri Casusluk’ suçlamasından görülen davam var. Buradan büyük ihtimalle tutuklama çıkacaktır. Talebim, beni bu soruşturmadan tutuklamamanız. Gerekiyorsa ev hapsi verin. Elektronik kelepçeye takın. Sizin belirlediğiniz sınırların dışına asla çıkmam” dediği öğrenildi. Ancak mahkeme başkanı, delilleri ve firardayken yakalanma durumunu dikkate alarak tutuklama kararı verdi.

Kaynak: Sabah

12ABD Kongresi’nde FETÖ yanlısı brifing

ABD merkezli Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Komisyonu, Kongre’de Fetullah Gülen’in sözcüsü ve kişisel çevirmeni Alp Aslandoğan’ın da katıldığı bir brifing düzenleyerek Türkiye’de darbe girişimi sonrası yaşananları konuştu. Etkinlikte Aslandoğan’ın lobi ve halkla ilişkiler işleri için anlaştığı Podesta Group’un ağırlığı hissedildi. Diğer bir adı Helsinki Komisyonu olan platform, ABD Kongre Üyeleri’nin yer aldığı fakat Kongre’ye bağlı olmayan bir devlet kuruluşu.

MAĞDURİYET ALGISI
15 Temmuz sonrası “insan hakları ihlalleri” iddialarının dillendirildiği etkinlikte Alp Aslandoğan, insanların sadece ‘bir gruba’ yakınlıkları gerekçesiyle işlerinden olduğunu ya da tutuklandığını öne sürdü. Aslandoğan konuşması boyunca Gülen ve takipçileri için “mağdur” algısı yaratmaya çalıştı. Panelde Ankara’nın görüşlerini yansıtacak hiçbir isme ise yer verilmedi. Alp Aslandoğan yine toplantı öncesinde Helsinki Komisyon’un personel müdürü Mark Milosch ile ayak üstü bir sohbet etti ve burada Gülencilere ait özel mülklere devlet tarafından el koyulması meselesini gündeme geldi. Helsinki Komisyonu’nun Cumhuriyetçi Başkanı Milletvekili Chris Smith ve Başkan Yardımcısı Cumhuriyetçi Senatör Roger Wicker da Gülen sempatizanlığıyla bilinen isimler.

CLINTONLARA YAKIN ŞİRKET
ABD eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın seçim kampanyasını yöneten John Podesta’nın eş kurucusu olduğu şirketin, şehirdeki en güçlü lobicilerden biri olduğu biliniyor. Toplantıda Podesta Group’u temsilen, eski Başkan Bill Clinton yönetiminde görev alan Mark Tavlarides yer aldı. Tavlarides toplantı öncesi salonda Alp Aslandoğan’ı Helsinki Komisyonu çalışanlarıyla tanıştırma görevini de üstlendi. Tavlarides’in şirket sayfasında ise Kongre’deki bağlantılarıyla ilgili bilgi de bulunuyor.

Kaynak: Sabah

11Eski istihbarat müdürüne gözaltı

Eski Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Faruk Sarı Ankara’da, Hatay 3’üncü Hudut Tabur Komutanı Kurmay Yarbay Bülent Nar Trabzon’da gözaltına alındı
TRABZON: Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında, Hatay 3’üncü Hudut Tabur Komutanı Kurmay Yarbay Bülent Nar gözaltına alındı. Eski Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Faruk Sarı da Ankara’da gözaltına alındı ve Trabzon’a getirildi. Bir diğer Yarbay İbrahim Aktaş da KKTC’te yakalanıp Trabzon’a getirildi.

ANKARA: FETÖ’nün Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki “mahrem imamları”na yönelik 15 ilde düzenlenen operasyonda haklarında gözaltı kararı verilen 77 şüpheliden 16’sı yakalandı.

KONYA: ByLock kullanıcısı 7 kamu kurumu çalışanı tutuklandı.

MALATYA: Malatya merkezli 12 ilde yürütülen operasyonda gözaltına alınan 22 kişiden 21’i tutuklandı.

MANİSA: Örgütün “kadın yapılanması”nda yer aldıkları iddiasıyla 9 şüpheli tutuklandı. FETÖ’nün Manisa imamı olduğu iddia edilen H.T., Isparta’nın Yalvaç ilçesinde kayınpederinin evinde yakalandı.

HAKEME MAÇ BİTİŞİ GÖZALTI
MERSİN: Mut ilçesinde 2 öğretmen tutuklandı.

KIRKLARELİ: Bir öğretmen gözaltına alındı.

AYDIN: Gözaltına alınan Eski Nazilli Emniyet Müdürü İlyas Karpınar ve FETÖ’nün kapatılan derneklerinden birine üye olan M.U. tutuklandı.

İZMİR: Hakkında yakalama kararı bulunan futbol hakeminin 4 Aralık’ta yönettiği maçın ardından gözaltına alınmasına ilişkin görüntüler ortaya çıktı. Hakem SametGacaroğlu’nun ByLock kullandığı ve Bank Asya’ya para yatırdığı ileri sürüldü.

GAZİANTEP: ByLock kullandıkları gerekçesiyle gözaltına alınan 21 şüpheliden 9’u tutuklandı.

Kaynak: Sabah

10Bavulla himmet kaçırmışlar

Himmet paralarını, Atatürk ve Sabiha Gökçen’de bazı hava trafik kontrolörlerinin yardımıyla yurtdışına çıkaran 35 kişi yakalandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, örgüte finansal destek sağladıkları iddia edilen, aralarında işadamlarının da bulunduğu 55 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, dün sabah saatlerinde 85 ekiple 57 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında 35 şüpheli gözaltına alındı. ByLock kullanan şüphelilerden 9’unun yurtdışında olduğu belirlendi. Hakkında gözaltı kararı verilen iş adamları Hakan G., Abdullah Yıldırım D., Ferhat E., Gürkan Z. ve Saffet Ö.’nün 10 Temmuz 2014’te Atatürk Havalimanı’ndan 48 kilo ağırlığında 5 bavulla Tanzanya’ya çıkış yaptığı, 14 Temmuz 2014’te de 18 kiloluk 1 çanta ile döndükleri saptandı. Şüphelilerin FETÖ adına düzenli olarak para topladıkları ve bavullarla terör örgütüne para taşıdıkları tespit edildi. Bavulların ABD, Uganda ve Kazakistan gibi ülkelere götürüldüğü anlaşıldı. Örgüt adına toplanan paraların, Atatürk ve Sabiha Gökçen havalimanlarındaki bazı hava trafik kontrolörleriyle şifreli mesajlaşma programları üzerinden irtibat kuran ve bu kişilerin yardımıyla bavullardaki paraları yokmuş gibi gösterten iş adamları tarafından Afrika ve Asya ülkelerine kaçırıldığı kaydedildi.

Kaynak: Sabah

9Darbe, insanların iradesiz birer köleye dönüşmesiyle başladı

15 Temmuz’un ilk romanı Bahadır Yenişehirlioğlu’ndan geldi. Yazar Kara Güneş kitabında FETÖ’nün 40 yıl önceden başlayan riyakar yapılanmasını Anadolu’nun bir köyünde yaşayan iki arkadaş üzerinden anlatıyor. Yenişehirlioğlu “Biz toplum olarak okumuyoruz. Allah’ın oku dediği kitabı bile okumuyoruz. Onun bize ne söylediğini anlamıyoruz. ‘Hocaefendi yanlış yapsa bile vardır bir hikmeti’ türü tavırların sonu işte 15 Temmuz’dur” diyor
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında koca koca paşaların, generallerin nasıl olur da bir meczuba inandığı ve kendi halkına ateş açma emri verdiği, o pilotların nasıl insanlar üzerine bomba yağdırdığı şaşkınlığı yaşanmıştı. İşte bu şaşkınlığın cevabı Bahadır Yenişehirlioğlu’nun yeni romanı Kara Güneş’te gizli.
Yenişehirlioğlu, Timaş Yayınları’ndan çıkan Kara Güneş’te, 15 Temmuz’u ilk defa bir romana konu ediyor. Anadolu’nun bir köyündeki iki arkadaş üzerinden FETÖ’nün 40 yıl önce başlayan örgütlenmesini anlatıyor. Çocuklardan biri FETÖ’cü olup 15 Temmuz gecesi halka kurşun sıkanlardan olurken diğeri her şeye rağmen örgütün tuzağına düşmüyor. Bu iki arkadaş 15 Temmuz’da tankların yürüdüğü köprüde karşı karşıya geliyorlar.
Yenişehirlioğlu’nun 15 Temmuz üzerine roman yazmasında aslında pek de şaşılacak bir şey yok. Çünkü yazar Türkiye’nin önemli toplumsal olaylarına yönelik yazdığı romanlarıyla tanınıyor. 12 Eylül (Beyaz Usta Siyah Çırak), 1915’teki Ermeni Tehciri de (Kanaviçe) kitaplarına konu oldu. O aynı zamanda bir hukukçu. Ailesiyle birlikte 12 Eylül mağdurlarından… 2007 ve 2011’de Ak Parti’den milletvekili adayı olmuştu. Çok az oyla seçilememişti. Bir özelliği de Çin’den İspanya’ya, Bosna Hersek’ten Suriye’ye, İran’dan Suudi Arabistan’a birçok ülkeyi gezerek toplumlar ve halklar üzerine araştırma yapması.
Yazarla Taksim’de bir kahvaltıda buluştuğumuzda önce kitap üzerine konuştuk. Kitap darbe girişimine yönelik ilk edebi metin olduğu için biraz kaygılıydı. Kaygısı da romanı yazma amacının anlaşılmayıp ticari bir girişim olarak algılanması. Lakin bu kaygısını bastırıp yazmış kitabı. Ama biraz da yaşanan süreç yazdırmış, “15 Temmuz gecesi sokağa çıktığımda kafamda yazmaya başlamıştım zaten” diyor. Sonrası uzun bir muhabbet ama sıkı ve ezber bozan çıkışların olduğu bir muhabbet…

– Kara Güneş 15 Temmuz ile ilgili ilk roman. Olay çok sıcak olduğu ve travması hâlâ devam ettiği için soruyorum, bu tür büyük bir olayla ilgili bir roman yazmanın nasıl riskleri vardı?
– Vardı tabii. Başta 15 Temmuz’dan sonra çıkan kitaplarla aynı düzlemde değerlendirilme ve ticari bir iş olarak algılanma riski vardı. Bu esas korkumdu. Böylesi kaygıların, bu tür eserlerin ortaya koyulmasının önüne geçmemesi gerektiğini düşündüm. Ayrıca Kara Güneş sadece 15 Temmuz’a odaklanmıyor, FETÖ yapılanmasının 40 yıllık geçmişine gidiyor. Nasıl toplum içinde yapılandıklarını, riyakarlıklarını anlatıyor. Açıkçası bu roman benim bir çığlığım.Canım yanarak, yürekten yazdığım bir roman. Okuyanların sahiciliğini anlayacağını düşünüyorum.

– Romanı ne zaman yazmaya karar verdiniz?
– 15 Temmuz darbe girişimine tepki verip sokağa çıkanlardan ve o süreçte bir daha da eve girmeyenlerdenim. O gece karar verdim. Zaten FETÖ ile ilgili bir eser yazmayı istiyordum. Yaşadığımız o travma bu düşüncemi tetikledi. Daha sokaktayken kafamda kitabı yazmaya başlamıştım.

– Kitapta FETÖ yapılanmasının, sadece fakir insanların çocuklarını değil hali vakti yerinde insanların çocuklarına da musallat olduğunu anlatıyorsunuz. Aklını kullanmayanları ve iradesi olmayanlarıFETÖ’nün ele geçirdiğini söylüyorsunuz.
– Anadolu’ya baktığınız zaman, FETÖ’nün sadece fakir ailelerin çocuklarını değil, ekonomik olarak iyi düzeyde olan ailelerin ve onların çocuklarının da akıllarını aldığını, köleleştirildiğini görüyorsunuz. Bu anlamda dediğiniz de haklısınız, tek kriter fakirlik değil.

– FETÖ’nün gerçek yüzünü ne zaman gördünüz, tehlikeli olacağını hissettiniz?
– En başından beri, FETÖ yapılanmasının doğru olmadığını söylüyordum. Ya Türkçe Olimpiyatları’nı düşünün. Evlendirsençocuğu olacak yaşta siyahi kızlar, koca koca öğrenciler Üsküdar’a Giderken şarkısını söylüyor, sahnede horon tepiliyor yani kültür festivali düzenleniyor ama Peygamber Efendimiz zuhur etti diyeinsanlar salya sümük ağlıyor. Bu İslami bir şey mi? Amerika’da da var böyle yapılar, toplu halde intihar ediyorlar. Komik, manasızgeliyordu bana. Toplumsal bir histeri kriziydi. Burada başka bir şey vardı. Tabii bunun 15 Temmuz gibi bir hadiseye varacağını kimse bilemezdi. Ama bir yanlışın ayak seslerini hissediyorduk. Toplumda,devlet içinde bu yapılanmanın giderek bu derece büyümesinden kaygı duyuyordum. Ben şuna inanırım. Devleti idare edenler şu ya da bu cemaati veya şu din bu din mensubunu özellikle tercih sebebi yaparak siyasi erkin içine almamalı. Ama asla bu tür dini yapılanmalara da hor gözle bakmamalıdır. Toplum hareketi, ihya hareketi deyip önlerini açabilmeli ama tercih sebebi yapmamalı. Bir dini yapılamayı devlet bünyesine dahil edip, devlet imkanları ile var ediyorsanız o yapı bir süre sonra azgınlaşır ve siyasi erki idare etmeye çalışır.

– Bu tür yapılanmalara karşı uyanık olması gerekenlerin devletle beraber aileler olduğunu da çıkarıyoruz romandan. – Aile çok önemlidir. Çünkü ailelerin güçlü olmasıyla bir devlet ayakta kalabilir. Kadim Anadolu’yu var eden de budur. Bir anne-baba nasıl olur da kendi evladını başka bir insana, yapıya teslim eder ve onu ihya etmesini ister? Çünkü bir evladı anne-babasından daha çok kimdüşünebilir ki? Bu yüzden ailelerin donanımlı olması gerekiyor ki, evlatlar da zayi olmasın. Bu romanı yazmamım sebeplerinden biri de buydu. Yarının anne babaları, bize büyük bir travma yaratan 15 Temmuz tecrübesinin kodlarını çözerlerse evlatlarına sahip çıkar. O zaman da bu tür yapılar palazlanamaz.

Aileleri, dostları ayırdılar

– 15 Temmuz travmasını atlatabildik mi, üzerinde serinkanlılıkla düşünebiliyor muyuz?
– Henüz değil. Bazı şeyleri gözden kaçırıyoruz. Mesela neden bu noktaya geldik? Bir toplum içinden bu kadar kahramanı çıkarıyorsa, bu kadar haini nasıl çıkardı? O zaman bir yerde sakatlık var. Olayın sıcaklığı ile kahramanlarımızı anıyoruz, onları el üstünde tutuyoruz. Bu böyle olmalı zaten. Ama hainlerin nasıl ortaya çıktığını da sorgulamalıyız. Görmezden geldiğimiz bir şey var. Aslında hiçbirimiz masum değiliz. Çünkü neden akılsız hale geldik, aklımızı kiraya verdik, şunun bunun tuhaf hırslarına köle olduk, bunu sorgulamamız gerekiyor. Eğer ülkemizde bir daha böyle bir şey yaşanmasını istemiyorsak bunu yapmak zorundayız.

– Travma ne kadar büyük?
– Aileleri, kardeşleri, arkadaşları, dostları birbirinden ayırdılar. İnsanları köleleştirip, mankurtlaştırdılar. Bütün bir toplumu zehirlediler. Zaten bunun için ben bir yazar olarak bir çığlık atıyorum. Eğer aklın önemini idrak edersek, bir insanda aklın varlığının olmazsa olmaz olduğunu, toplumun bütün katmanlarına yayarsak, yaşadıklarımızdan ders çıkarır, yara açmak yerine yaralarımızı sararsak, gerçekle yüzleşirsek, bu suçtan bir parça pay almayı göze alırsak o zaman düzelir, 15 Temmuz travmasını atlatabiliriz.

Müslümanlığa hizmet ettiğini sanırsın ama sen zavallı bir kölesin

– İnsanların akıllarını kiraya verdiğini söylüyorsunuz. Bunu sizce neden yaptılar?
– Yunus Emre’nin bir sözü var: Peygamber yerine geçen zamanın hocaları yük oldu bu milletin sırtına. Bu insanlığın en büyük problemlerinden biri. Eğer kaynaktan uzaklaşır, aklı dışarda tutup bir okuma gerçekleştirirsen, hakim de, pilot da, hekim de olsan köle olursun. Birinin oyuncağı olursun. Muhafazakarlar ve dindarlar için söylüyorum: ana kaynaktan, saf, pür, ilahi kelamdan beslenmek istiyorsanız aklı içeri alın. Akılsız okuma sizi bambaşka noktalara sürükler. Zaten toplum olarak İslami algımızda da büyük hatalar ve yanlışlar var.

– Ne gibi?
– Daimi birilerinin anlatımı ve onların söyledikleri üzerine yaşam planlayan insanlar haline geldik. Oysaki Cebrail’in, peygamberimize ilk söylediği kelam “Oku, seni yaratan Allah’ın adıyla oku.” Aslında Cebrail o noktada oku derken, aklında, duygularınla bak, arz üzerinde böyle bakarsan kendini ihya edebilirsin, okuyanlardan olursun demek istiyor. Biz bunu gözden kaçırdık. İyilerini, güzellerini tenzih ederim ama “Müslümanız” dedik, hocaefendilerin yolundan gittik. Müslümanım diyen biri Kuran-ı Kerim’in Türkçe mealini baştan sona okumaz mı? Nebevi sünnet nedir merak edip öğrenmek istemez mi? Caminin içinde alışverişle ilgili bir ayet okunurken gözyaşı döküyor, dışarı çıkınca bambaşka bir adam oluyorsan sen Müslümanlığı yaşamıyorsun demektir. İşte birileri bunu görür, bu alanı okur, o boşluğu tespit eder ve öyle bir kurgular ki, sen hayatın boyunca İslam’a hizmet ettiğini sanırsın ama sen zavallı bir kölesindir. 15 Temmuz’da bunu da gördük…

– Nasıl?
– Adam pilot, biraz sonra halkını bombalayacak ama abdest alıp uçağa biniyor. Aynı adam yakalanıyor, sorguda susayınca su getiriyorlar, çömelip üç yudumda içiyor. Güya dini bir argümanı yerine getiriyor. Ama biraz önce yüzlerce insanı öldürdün. Katilsin sen. Ya da adam okumuş, hakim ya da savcı olmuş, inandığım dediği efendisi Fetullah’ın, Peygamber Efendimiz’le görüştüğünü ve HSYK’da kullanacağı oyu ona söylediğine inanıyor. İşte zavallı köleliktir bu…

Allah’ın oku dediği kitabı bile okumuyoruz

– Roman, FETÖ yapılanmasının bir köy ortamında çocukları nasıl ele geçirip yıllar sonra halkına silah sıkan insanlara nasıl dönüştüğünü anlatıyor. Hani darbe sonrası, “O koca paşalar nasıl bir meczuba inandı” şaşkınlığı vardı. Bunun cevabını mı aradınız biraz?
-15 Temmuz nihai bir sonuç. Darbe köprüde tankların yürütülmesiyle başlamadı aslında, 40 yıl önce başladı. Darbe akılların kiraya verilmesiyle, insanların iradesiz birer köleye dönüşmesiyle başladı.

– Nasıl oldu bu sizce?
– Aslında karşımızda karmaşık bir durum var. Peygamber ocağı denilen askeriyeyi, aşırı seküler bir hale sokuyorsunuz. Daha sonra toplumun karşısına bir başka dinamik çıkarıyorsunuz. O da “Peygamber ocağını inanmayanların elinden alacağız, o yüzden evlatlarınızı bize verin” diyor. Ya da üniversitelerin kapılarında insanlar inançları yüzünden mağdur oluyor, dışlanıyor, ikna odalarına sokuluyor. Adamın biri çıkıp diyor ki: Dinsizlik kapısı olan buralardan evlatlarımızı koruyalım… Sistem ve plan öyle komplike çalıştırıldı ki insanlar yağmurdan kaçarken doluya tutuldu. Tamam ilk etapta FETÖ fakir ailelerin çocuklarını hedeflerine almıştı ama sonra harıl harıl insanlar evlatlarını bunlara teslim etti. Hadise kontrol edilemez duruma geldi. Devlet bu konuda ciddi zafiyet gösterdi.

– Zafiyet devletle mi sınırlı sadece?
– Toplumda da bir zafiyet oldu. Muhafazakar insanımız, “Hiç akletmez misiniz” emrini yok saydı. Gassal önünde meyyit olmayı, yani ölü yıkayıcısının eline ölü gibi teslim olmayı maharet saydı. İnanıyorsak, inandığımız değerler uğruna omurgalı olmalıyız. Biz toplum olarak okumuyoruz. Allah’ın oku dediği kitabı bile okumuyoruz. Onun bize ne söylediğini anlamıyoruz. “Hocaefendi söylüyorsa doğrudur”, “Hocaefendi yanlış yapsa bile vardır bir hikmeti” türü tavırların sonu 15 Temmuz’dur.

İslam’la uğraşıyorlar

– Siz dünyayı da dolaşmış bir insansınız. İslam coğrafyasındaki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
– İslam coğrafyasının genel hali ortada. Amerika Irak’ı işgal ettiği sırada, birçok Iraklı yıllardır giremediği Saddam’ın sarayına Amerikan askeriyle girip onun salonundaki naylon çiçeği evine götürme derdindeydi. “Hani ülkem? Amerikan askerleri ülkemi işgal ediyor” diye düşünmüyordu. Peki nasıl bu noktaya geldik. Evet, küresel güçler, küresel sömürü düzeni İslam coğrafyasıyla uğraşıyor. Evet, İsrail, ABD, İngiltere, AB uğraşıyor. Ama olup bitende hiç mi senin bir payın yok? Hiç mi kendine dönüp bakmazsın, nerede hata yapıyoruz diye. Hep yanlışı başkalarında ararsan sağlıklı bir sonuç alamazsın. Şam zamanının ilim kapısıydı. Şimdi ne halde? O yüzden bu dünyanın akletmesi, o kadim referanslarını alması, tekrar kodlarına dönmesi gerekiyor. Allah bize akıl vermiş. Hangi zihin yapısında olursa olsun, hangi zeka seviyesinde olursa olsun onun bana gönderdiği kainat prospektüsünü anlayabileceğimi biliyor. Anladığım kadarıyla yaşadığım taktirde akıllı bir adam olarak yaşayacağımı da biliyor. Çünkü bilgisayar programımı o yazdı. Hocaefendiler mi biliyor?

Kaynak: Sabah

8Örgüt’ün gizli kasası bulundu! (VİDEO)

FETÖ terör örgütünün ilk temel taşlarından olan Bozyaka yurdu A Haber ekibi tarafından deşifre edildi.

Kaynak: Sabah

7Habertürk TV eski koordinatörü gözaltında

Fethullahçı Terör Örgütü’nün medya yapılanmasına ilişkin soruşturmada Habertürk Televizyonu eski Haber Koordinatörü Oğuz Usluer gözaltına alındı.
Fetullahçı Terör Örgütü’nün medya yapılanmasına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma da yeni bir gelişme yaşandı.

USLUER’E GÖZALTI
Soruşturma kapsamında Terör ve Örgütlü Suçlar soruşturma Bürosu Savcılarından Murat Çağlak’ın talimatı üzerine Habertürk televizyonu eski haber Koordinatörü Oğuz Usluer gözaltına alındı. Usluer hakkında Habertürk içerisindeki FETÖ’cülerin imamları pozisyonunda olduğu iddiası üzerine işlem yapıldığı belirtildi. Şüpheli,17/25 Aralık girişiminden 5 ay sonra Habertürk TV’deki görevinden alınmıştı.

YURTDIŞI HAZIRLIĞI
İstanbul Emniyet Müdürlüğü ne getirilen Usluer’in yurtdışına çıkma hazırlıkları yaptığı ileri sürüldü. Şüphelinin sorgusu ilerleyen saatlerde yapılacak.

ILICAK TUTUKLU
FETÖ’nün medya yapılanmasına ilişkin gerçekleştirilen operasyonlarda aralarında Nazlı Ilıcak’ın da bulunduğu bazı isimler tutuklanmıştı

Kaynak: Sabah

6TÜRSAB FETÖ’ye karşı ‘mücadele timi’ kurdu

Globalde algı kirliliği yaratan FETÖ’ye karşı ‘mücadele timi’ kurduklarını aktaran TÜRSAB Başkanı Ulusoy, “15 Temmuz’da tanka, topa, tüfeğe karşı durduk. Şimdi de algıya karşı savaşacağız” dedi
Yurtdışında yürüttüğü algı çalışmasıyla Türkiye ekonomisini vurmaya çalışan Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) karşı Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) ‘mücadele timi’ kurdu. Turizmin bir algı yönetimi olduğunu belirten TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, örgütün yurtdışında yaptığı kara propagandayla en büyük zararı turizm sektörüne verdiğini söyledi. Örgütün algı çalışmasını “Bir deli kuyuya taş attı, bin akıllı çıkarmaya çalışıyor” şeklinde tanımlayan Ulusoy, FETÖ’ye karşı bir mücadele timi oluşturduklarını ifade etti.

Ulusoy, “15 Temmuz’un hemen ardından bakanımızla birlikte İspanya’ya gidip Dünya Turizm Örgütü’nün genel sekreterine hain darbe girişimini aktardık. Ardından Lüksemburg, Hollanda, Rusya, İngiltere, Tunus ve Almanya’da bu kirli örgütün iç yüzünü anlattık” dedi. Alman Seyahat Acenteleri Birliği’ni İstanbul’da ağırladıklarını aktaran Ulusoy, Seyahat Acenteleri Birliği Evrensel Federasyonu’nun (UFTAA) Genel Kurulu’nun da İstanbul’da yapıldığını kaydetti. Ulusoy, “Her gittiğimiz yerde ülkemizde yansıtıldığı gibi bir terör ortamı olmadığını, vatandaşlarımız ve turistlerin güvenliği için hat safhada çaba sarf edildiğini aktarıyoruz. 15 Temmuz’da tanka, topa, tüfeğe karşı nasıl mücadele verdiysek şimdi de algıya karşı aynı güçle savaşacağız” diye konuştu.

2017’DE YÜKSELİŞ BAŞLAR
Sektörün bu yıl zor bir sınav verdiğini ifade eden Ulusoy, 2017’de yükselişe geçeceğini kaydetti. Siyasi havanın yumuşamasıyla birlikte Avrupa pazarında artış yaşanacağını belirten Ulusoy, “Avrupa’da yüzde 40’a varan kayıp yaşadık. 2017’de 2015’e göre yüzde 20 kayıp, bu yıla oranla da yüzde 20 artış bekliyoruz” ifadelerini kullandı. 2017’de Rusya pazarında 3 milyonunun aşılacağını aktaran Ulusoy, “4 milyonu yakalamak için çalışacağız” dedi.

Kaynak: Sabah

..

5Zina fetvası!

Kanlı darbe girişimiyle ilgili soruşturmalar, FETÖ’nün gayriahlaki yüzünü de ortaya çıkardı. Konya’da ifade veren örgüt üyesi subaylar, deşifre olmamak için ‘zina’ yapmalarının istendiği itiraf etti.

FETÖ’nün 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişiminin ardından gözaltına alınanların ifadeleri, örgütün ahlak dışı isteklerini de gün yüzüne çıkardı. Konya’daki soruşturmada ifade veren Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda görevli örgüt üyesi subayların anlattıkları, insanların dini duygularını sömürerek, hayırsever bir cemaat kisvesine bürünen FETÖ’nün aslında sapkın bir yapılanma olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İtirafçı subaylar, örgütün deşifre olmamaları için kendilerinden ‘tedbir’ adı altında yapmalarını istediği ‘ahlaksızları’ anlattı. Hava Harp Okulu’na başladığında tanıştığı bir örgüt abisiyle aralarında geçen konuşmayı aktaran Murat’ kod adlı subay, ‘Bana, zorda kalırsanız alkol ve sigara kullanın. Yine zorda kalırsanız örgütten olduğunuzun anlaşılmaması için zina yapabilirsiniz. Çünkü bu durumlar mubahtır’ dedi” ifadelerini kullandı.

ALKOL ALIYOR İZLENİMİ

Uyulması gereken kuralları anlatan örgüt abisinin namaz kılmamak ve oruç tutmamaktan bahsettiğini aktaran ‘Tarık’ kod adlı subay ise, “Ev tuttuğumuz çevrede örgütten olduğumuzun anlaşılmaması için zaman zaman marketlerden alkollü içecekler almamız istendi. Alkolü evde tuvalete döküp, beyaz şeffaf bir poşetin içine koyacağımız boş şişeleri, apartmanın daire girişine bırakmamız tembih edildi” diye konuştu. İtirafçı subaylar, örgütün istediklerini yapmadıklarında, ‘şefkat tokadı’ adı altında çeşitli baskılara maruz bırakıldıklarını da yineledi.

Kaynak: Star

422 bin 85 kişinin TSK ile ilişiği kesildi

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, 16 bin 409 askeri öğrenciyle birlikte toplam 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiğinin kesildiğini bildirdi.

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık,  TBMM Genel Kurulunda, Milli Savunma Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, 16 bin 409 askeri öğrenciyle birlikte toplam 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiğinin kesildiğini bildirdi.

“Duvardan rahatsız olanlar var”

Türkiye’nin, DEAŞ’la mücadelede uluslararası alanda ortaya konulan tüm çabalara başından itibaren katkı sağladığını vurgulayan Fikri Işık, “DEAŞ’la mücadeledeki öncü rolümüz sahadaki tüm aktörler tarafından teslim edilmektedir. DEAŞ’la Mücadele Küresel Koalisyonu toplantılarına aktif biçimde katılıyoruz. 5 Aralık 2016 tarihinde Londra’da gerçekleştirilecek koalisyon toplantısına da inşallah katılacağız.” dedi.

Suriye sınırında alınan güvenlik tedbirleri kapsamında, toplam 825 kilometre duvar yapılmasının planlandığını, bugüne kadar 296 kilometre duvar imalatının tamamlandığını, kalan bölümün yapım ve ihale çalışmalarının devam ettiğini aktaran Işık, Suriye sınırının fiziki güvenliğinin 2017 yılının ilk yarısında tamamen sağlanacağını söyledi.

Bu duvardan rahatsız olanların bulunduğunu belirten Işık, “Kimler rahatsız oluyor? Başta terör örgütü PKK ve terör örgütünün Suriye uzantısındaki PYD ve DEAŞ. Bunun yanında insan kaçakçıları, mal kaçakçıları bundan rahatsız oluyor, ancak, biz bu duvarı çekerken, bölgelerdeki insanlarımızın geçişinin sağlanması için de gerekli yerlerden gerekli kapıları bırakıyoruz. Yani bu duvar kesinlikle insanlarımızın arasındaki irtibatı koparmaya değil, terör örgütlerinin ve kaçakçıların özellikle ve insan kaçakçılarının bölgedeki faaliyetlerini engellemeye yöneliktir.” diye konuştu.

Kaynak: Star

3Amerikan elçisi ile ihanet görüşmesi

FETÖ’den tutuklanan Kozmik Oda savcısı Mustafa Bilgili’de ByLock çıktı. Kozmik Oda’daki gizli bilgileri yurt dışına sızdırdığı iddia edilen Bilgili’nin defalarca ABD Büyükelçiliği’ni aradığı tespit edildi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ soruşturması kapsamında firari olan Kozmik Oda savcısı Mustafa Bilgili 9 Kasım’da polis tarafından sahte kimlikle yakalanmıştı. 27 gün boyunca gözaltında kaldıktan sonra 3 gün sorgulanan Bilgili tutuklandı. Savcılık sorgusunda yöneltilen suçlamaları reddeden Bilgili’nin ByLock kullandığı ve bu programla 48 ayrı görüşme yaptığı belirlendi. Bilgili’nin telefon HTS kayıtlarına ilişkin yapılan araştırmada 2013 yılında ABD Büyükelçiliğiyle de 30 kez görüşme yaptığı tespit edildi. Bilgili’nin savunmasında bu görüşmelere ilişkin, “ABD Büyükelçiliği önünde meydana saldırının soruşturmasıyla ilgili görüştüm” dediği öğrenildi. Devletin sırlarını taşıyan dosya, CD ve hard disklerden oluşan gizli belgelerin dışarıya sızdırılmasına karıştığı iddia edilen Bilgili’nin mahkemede tutuklanmamak için “Gerekiyorsa ev hapsi verin. Elektronik kelepçeye takın. Belirlediğiniz sınırların dışına asla çıkmam” dediği öğrenildi. Ancak mahkeme başkanı dosyadaki kuvvetli delilleri ve firardayken yakalanma durumunu dikkate aldığı Bilgili’yi tutuklayarak Sincan Cezaevine gönderdi..

Kaynak: Takvim

2FETÖ, Demirtaş’a kravat gönderdi!

15 Temmuz’da 241 vatandaşı şehit eden FETÖ ve kanlı terör örgütü PKK’nın siyasi kolu HDP arasında yeni bir bağlantı daha ortaya çıktı. Teröristbaşı Gülen’in Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası gösterdiği başarı için Selahattin Demirtaş’a kravat hediye ettiği anlaşıldı

FETÖ yıllar boyunca üst aklın emirlerini yerine getirmek için devletin kılcal damarlarına sızdı. 15 Temmuz’da ise Yeni Türkiye’nin önünü kesmek için son kalleşliğini yaptı. 241 vatandaşımızı şehit eden FETÖ darbesi sonrası, örgütün tüm hain yüzü deşifre oldu. Diğer taraftan yine üst aklın maşalığını yıllardır yapan kanlı terör örgütü PKK’ya sırtını yaslayan HDP de aynı dönemde Türkiye’ye zarar vermek için elinden geleni yaptı.

GÖMLEK DE GÖNDERİLDİ
FETÖ’nün 7 Haziran seçimleri öncesinde örgüt üyelerine “HDP’ye oy verin” talimatı açıkça paylaşılırken TAKVİM, FETÖ-HDP-PKK arasındaki bağı kanıtlayan yeni bir bilgiye ulaştı. Yıllarca FETÖ’nün Ege imamı Necdet İçel’in yanında ordu imamlığı yaptıktan sonra örgütten ayrılıp itirafçı olan Hüseyin Sarıçiçek teröristbaşı Gülen’in Selahattin Demirtaş’a hediyeler gönderdiğini söyledi. Sarıçiçek’in ifadesine göre 10 Ağustos 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 9,8 oy alan Selahattin Demirtaş’ın bu performansı Gülen’in hoşuna gitti. Böylelikle Hükümeti devirip devleti ele geçirmek için 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP’yi kullanmayı düşünen FETÖ bu başarıyı şereflendirmek ve örgüt üyelerine hangi partiye oy vermeleri gerektiği mesajını iletmek için HDP’ye jestte bulundu. Pensilvanya’ya giden Ege imamı Necdet İçel, İzmir’deki bağ evine Gülen’den aldığı bir kravat ve gömlekle döndü. Ardından FETÖ’nün medyadaki en etkin ismi Ekrem Dumanlı, İzmir’e çağrıldı. Hediyeler Dumanlı’ya teslim edildi. Pensilvanya’dan gelen emir üzerine Ekrem Dumanlı bu kravat ve gömleği seçimlerden üç hafta sonra özel bir görüşmede şu an terör örgütü PKK propagandası yapmaktan tutuklu bulunan HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’a iletti. Bakırköy’de korumaların olmadığı ortamda yapılan görüşmede Dumanlı, Demirtaş’a ayrıca Gülen’in “Böyle bir sonuç bekliyordum. Sizi tebrik ediyorum” mesajını da iletti..

Kaynak: Takvim

1Patlama sonrası FETÖ’cü Opçin’den alçak tweetler!

Daha önce ‘Yatakta basıp şafakta asacaklar’ tweetiyle gündeme gelen firari Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu Tuncay Opçin, İstanbul Vodafone Arena yakınlarında meydana gelen terör saldırısından hükümeti sorumlu tutmaya kalkıştı.

Daha önce ‘Yatakta basıp şafakta asacaklar’ tweetiyle gündeme gelen firari Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu Tuncay Opçin, İstanbul Vodafone Arena yakınlarında meydana gelen terör saldırısından hükümeti sorumlu tutmaya kalkıştı.

Tam da anayasa değişikliği teklifinin Meclis’e sunulduğu gün gerçekleşmesi dikkat çeken terör saldırısı FETÖ’cü Opçin’e de gün doğurdu. Provokasyon için pusuda bekleyen Opçin, Twitter’dan alçak ifadeler kullanarak hükümeti hedef aldı.

Opçin, “Suriye’yi, Afganistan’a çevirirsen, sen de Pakistan olursun. Olan biten, budur. Tabii, ikinci ihtimal de, 7 Haziran’dan sonra, seri bir şekilde patlayan canlı bombalardı. Bu bombalar, AKP’ye iktidar yolunu açtı. Şimdi de, aynı bombalar başkanlık için patlıyor, patlayacak. Bkz. Cemil Barlas” ifadelerini kullanarak büyük bir skandala daha imza attı.

İşte Opçin’in o tweetleri:

Kaynak: Akit

 

CEVAP VER