Yazarımız Dr. Levent Bilgi’ye kulak verilse iyi olur: “PKK TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN YÜKSELMESİNİ İSTİYOR” diyor..

1

 

Dağlara taşlara Türk milliyetçiliğini körükleyen, Kürtleri aşağılayan yazıların yazıldığı diktatörlük dönemlerini arıyor.

Türk milliyetçiliği adına Kürtlere zulmedilen, dillerinin, geleneklerinin yasaklandığı, çocuklarına isim bile koyamadıkları dönemleri arzuluyor.

Kürtlerin cani, zalim, pis, kötü, dağlı, ilkel görülmelerini istiyor.

Devletin, Türklerin bu hınçla adaleti, hürriyetleri, kardeşliği yok edici faaliyetler yapmasını bekliyor.

Biliyor pkk; Türk, Kürt, Arap, Çerkez, alevi, sunni, Hristiyan, Müslüman olsun bu vatanı bekleyen 20/30 yaşlarındaki askerlerimizin, polisimizin; bu toprakların her dilden, dinden, ırktan çocuklarımız, canlarımız, ciğerlerimiz, biriciklerimiz olduğunu.

Onun için askerimizi, polisimizi vuruyor.

Ve istiyor: Hadi, hadi siz de Kürtlere saldırsanıza, adaletsizlik yapıp, canilik yapsanıza. Bak biz sizin çocuklarınızı öldürüyoruz, siz de bizim çocuklarımızı öldürsenize!

Oysa pkk bilmiyor: Sizin çocuklarınız dediği asker, polis bu ülkede yaşayan hepimizin çocuklarıdır. Nerede bir masum gencimiz, insanımız öldürülse, o Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla hepimizin çocuğudur.

Kobani’de Kürtler katledilirken, Halep’de Araplar bombalanırken, Bosna’da kadınlar tecavüzlere uğrarken kanayan hepimizin kalpleriydi.

Kan istiyorlar, savaş istiyorlar, Türklerle Kürtleri birbirine düşürmek, bu topraklarda zulmü arttırmak istiyorlar.

Ama yanıldıkları bir nokta var: Ben Gaziantep’de bir düğünde, Suruç’da şehit edilen Kürt gençlerine, Kürt kızlarına, masum insanlara nasıl üzülüp kahroluyorsam, faillere nasıl beddualar yağdırıyorsam; işte öyle de bugün etrafımdaki Kürt kardeşlerim de şehitlerimize üzülüyor, dualar ediyor, faillere de beddualar yağdırıyorlar. Bakıyorum etrafıma, bir Kürt, Arap, Hristiyan, alevi görmüyorum ki şehitlerimize sevinsin, iyi oldu desin.

Biz Kürdüyle, Türküyle sizin gibi değiliz. Sizin oyununuza gelmeyeceğiz. Sizler gibi zalim olmayacak, sizler gibi savaş tamtamları çalmayacağız.

Kanla beslendiğinizi biliyoruz.

Size bir damla Türk ve Kürt kanını helal etmeyeceğiz.

Sizler gibi zulümle, adaletsizlikle, istibdatla, zorbalıkla, silahla yaşamayacağız.

Çünkü biliyoruz bizi kendinize benzetmeye çalıştığınızı.

Biliyoruz Türk milliyetçiliğini körükleyerek, 1930’ların ulus-devlet diktatörlüğünü özlediğinizi. Türk diktatörlüğüyle Kürt milliyetçiliğini ortaya çıkarmak; Türkle Kürt’ü birbirine kırdırmak istediğinizi.

Yok öyle yağma. O günler geçti.

Biz her bir Türk’ün, Kürt’ün vd. hakkını, hukukunu, adaletini, dilini, dinini, varlığını sizlerden çok daha fazla önemsiyor, bu ülkede eşit şartlarda, kardeşçe, beraberce yaşamak istiyoruz.

Bizi kendinize benzetemeyeceksiniz.

Bizi sizin gibi zalim, hak, hukuk, adalet tanımaz yapamayacaksınız.

Bizi birbirimize düşüremeyeceksiniz.

Irkçı, zalim diktatörlük anlayışını bu ülkede bir daha göremeyeceksiniz.

Çünkü biliyoruz; biz size benzediğimiz an kaybederiz.

Biz Arabıyla, Kürdüyle, Türküyle inadına hürriyet, inadına demokrasi, inadına kardeşlik, inadına barış diyeceğiz.

Ve sizin her zulmünüzde, her cinayetinizde bu inançlarımıza daha bir sarılarak sizden intikam alacağız.

Savaş ve kan istediğinizi çok iyi biliyoruz.

Bu topraklarda ne bir Türk’ü, ne bir Kürt’ü, ne de başka bir kimseyi bir daha köleleştiremeyeceksiniz.

Bu topraklarda yaşayan her ırktan, her din ve dilden herkes bu toprakların efendileridir bileceksiniz.

Bugün artık Dersim katliamını yapan, planlarını bizzat çizen, Sabiha Gökçen’lerle başlarına bombalar yağdıran, Çağlayangil’in ifadesiyle “mağaralarda insanları fareler gibi öldüren” diktatörler dönemi kapanmıştır.

Biz o diktatörlük dönemlerini, her milletten, her inançtan bu vatanın insanlarıyla, canımızı dişimize takarak, bedeller ödeyerek, hapishaneleri Hz. Yusuf medreseleri eyleyerek kapattık.

Biz tüm halklarıyla, “Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin/Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azimetten” diyen Namık Kemal’lerden beri; insanca yaşamak, haklarımız, hürriyetlerimiz, adalet, demokrasi için çok bedeller ödedik. Gerektiğinde omuz omuza zalimlerle savaştık. Gerektiğinde darağaçlarına gittik.

Biz Türkü, Kürdü, Arabı ve her milleti, her inancıyla bu ülkede artık köle olmayı reddettik.

Zalimlerin yaptıkları tüm zulümler için “yaşasın cehennem!” dedik.

Biz hep beraber hür, adil, insanca yaşamayı ve kardeş olmayı seçtik.

Tüm zalimlere ve zulümlerine rağmen.

1 YORUM

  1. Millet olarak o kadar kırılganız ki şer odaklarının rüzgarı bizi nereye süpürürse oraya gidiyoruz. Bundan da Türk ve Kürtler hariç herkes nemalanıyor. Bu meseleyi imani açıdan hiç bu kadar güzel düşünememiştim. Yüreğinize sağlık Levent Bey..

CEVAP VER