Bugünkü (11 Ocak 2017) FETÖ haberleri

0

45‘Terör tercihi insanlığa ihanettir’

Yıldırım, 9. Büyükelçiler Konferansı dolayısıyla Çankaya Köşkü’nde düzenlenen öğle yemeğinde yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “Bugün DEAŞ, PKK, Avrupa’da terör örgütü olarak tanınıyor ama DEAŞ’ın propagandasına katiyen izin verilmiyor. Avrupa terör örgütleri arasında ayrım yapıyor. PKK’ya gelince müsamahakar, DEAŞ’a gelince değil. Terör örgütlerinin birini diğerine tercih etmek insanlığa, dünya barışına yapılacak en büyük ihanet. Terör örgütlerinin hepsi aynı merkezden yönetilir; bir terör örgütü ile bir başka terör örgütünü yok edemezsiniz. Başarının sırrı işbirliğidir ve terör örgütü arasında ayrım yapmamaktır.

ASİMETRİK SALDIRI

Türkiye asimetrik bir saldırı altındadır. Birçok ülke terörle, özellikle DEAŞ terör örgütüyle mücadelenin sadece lafını yapıyor. Fırat Kalkanı’nda, Suriye’de, Başika’da, Irak’ta ve Türkiye’de gerçek anlamda bu terör örgütüyle mücadeleyi Türkiye yapıyor. Bunu artık dünya görmelidir, görmek mecburiyetindedir. Suriye’de durum gittikçe kötüye gidiyor. Sonunda inisiyatif almak, oradaki akan kanı durdurmak ve ülkenin acılarını sona erdirmek için başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere ülkemiz çok daha aktif bir rol aldı ve ateşkesi başlattık. Bu bir adım. Geç de olsa önemli bir adım. Eğer burada bir yol kazası yaşamazsak, bundan sonrası siyasi çözüme giden bir yolun başlangıcı olacak.

AVRUPA BOL BOL KONUŞUYOR

Dünyaya bakıyoruz, ‘Türkler çok güzel iş yapıyor, hakikaten örnek bir ev sahipliği yapıyor’ deniliyor, sırtımızı sıvazlamaktan başka hiçbir şey yaptıkları yok. Avrupa ülkeleri bol bol konuşuyor. Ya bırakın konuşmayı kardeşim siz de gelin el atın, biraz yük alın. Avrupa’nın güvenliği Türkiye’den başlar. Avrupa ülkeleri ne yazık ki bu konuda intikal sıkıntıları var, geç intikal ediyor. Sizler, sadece resmi temaslarınızda değil ve bulunduğumuz ülkelerdeki medyayı, diğer paydaşları da ziyaret edin, mutlaka bu algı operasyonunu kırmamız lazım. FETÖ fakir fukaradan topladıkları paraları şimdi algı operasyonu yapmak, Türkiye’nin turizmine, ekonomisine güvenliğine zarar verecek her türlü faaliyetler için oluk oluk para harcıyorlar.

AB 2004’TE KAZIK ATTI

Cenevre’de KKTC ile Rum tarafının arasında görüşmeler devam ediyor. Alınan mesafeler, anlaşılan konular var, ama Türkiye’yi ilgilendiren tarafı da var bu işin. Görüşmelerin adil ve kalıcı bir barışı birlikte iki federasyonlu bir devletin dönüşümlü başkanlığında oluşturacak şekilde tesis edilmesi en büyük umudumuz. AB geçen sefer olduğu gibi işin kenarında durmamalı. 2004’teki işte bize kazık attılar, daha doğrusu Kıbrıs Türk tarafına kazık attılar. ‘Bu kez aynı şeyi yapmayın’ dedik. Eğer burada bir çözüm olacaksa, Türk tarafı Rum tarafı birliğin aynı anda üyesi olacaksa, Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye’nin ilişkileri nasıl olacak? Adaletsizlik olmaması lazım. Serbest dolaşım Türkiye’ye de sağlanması lazım. Avrupa Birliği’ne girişin bir provasını Kıbrıs’ta başlatabiliriz.”
Kaynak: Hürriyet

442. Sykes Picot’u Türkiye bozar

  1. Büyükelçiler Konferansı’nda konuşan Kurtulmuş, özetle şunları söyledi: “Küresel terörü çözebilecek en önemli ülkelerden bir tanesi olan Türkiye’ye, bir taraftan PKK üzerinden, bir taraftan DEAŞ üzerinden, bir taraftan FETÖ üzerinden terör elemanlarını başına bela ederek Türkiye’nin önünü kesmeye çalışıyorlar. Bunlara karşı uyanık olacağız. Bunların hepsine diz çöktüreceğiz. Sadece terör örgütlerini değil, terör örgütleri üzerinden Ortadoğu’ya ayar çekmeye çalışan küresel güçlere haddini bildireceğiz.”

OBAMA ELEŞTİRİSİ

Kurtulmuş konuşmasında Obama yönetimini de eleştirdi ve şöyle dedi: “Başından beri Suriye’nin bu noktaya gelmesinin temel nedenlerinden birisi, Batı dünyasının ve özellikle Obama yönetiminin elinde herhangi bir barış planının olmaması, Suriye’de Esad rejiminin nasıl bertaraf edileceğine ilişkin bir programının bulunmamasıdır.”

(Bilgi notu: İngiltere ve Fransa, 16 Mayıs 1916’da Osmanlı Devleti’nin Ortadoğu’daki topraklarını paylaştıran gizli Sykes-Picot Anlaşması’nı yapmıştı.)
Kaynak: Hürriyet

43Kılıçdaroğlu: İpini çekiyor

DAYATMA KÜLTÜRÜYLE OLMAZ

Anayasayı önemli kılan her yurttaşın haklarını güvence altına almasıdır. Benim hak arama güvencem anayasa teminatı altında olmalıdır. Bazı vatandaşlarımız diyor ki, ‘Bir kişiye yetki verelim, o Türkiye’yi yönetsin, kavga dövüş olmaz.’ Dünyada yetkilerin tek elde toplandığı kavgasız dövüşsüz bir örnek yoktur. En son örneği Hitler’dir, Almanya’dır; seçimle gelmiş, bütün yetkileri üzerine almıştır. Hitler sadece Almanya’yı, Avrupa’yı değil bütün dünyayı kana bulamıştır.

KİMSE KORKUDAN KONUŞAMIYOR

Şimdiye bakıyorum, anayasa değiştirecek bir ortam var mı? OHAL var, kimse korkudan konuşamıyor. Her an, herkes tutuklanabilir, mal varlığına el konulabilir. Düşünebiliyor musunuz anayasa değişikliği yapılacak, TBMM’nin etrafında TOMA’lar, polis araçları, kamyonlar var. Ya ne oluyor savaş mı, TBMM’ye saldırı mı var? Böyle bir ortamda anayasa değiştiriyoruz. Üniversiteler, rektörler, hukuk fakülteleri, barolar konuşamıyor. Böyle bir ortamda dayatma kültürüyle anayasayı değiştiriyoruz.

Ne yapmak istiyorlar? Yüzde 51 ile seçilen cumhurbaşkanına, milletin yüzde 100’ünü temsil eden TBMM’yi feshetme yetkisini veriyorlar. Makul, aklını kullanan bir insanın kabul edebileceği bir şey değil. Milli iradeye ihanettir. Mustafa Kemal Atatürk’e verilmeyen yetki, Türkiye’yi felakete sürekleyen birisine verilecek. Üstelik hem PKK’nın hem IŞİD’in, hem FETÖ’nün kandırdığı adama verilecek.
Neyine yetmiyor Cumhurbaşkanlığı? Bu ülke seni aldı, milletvekili yaptı, Genel Başkan yaptı, Başbakan yaptı, Cumhurbaşkanı yaptı. Bir köşk demedi sana 1100 odalı saray verdi. Daha ne istiyorsun arkadaş ya, otur yerine, daha ne istiyorsun?

ARKA BAHÇE HALİNE GELECEK

Bu anayasa çıkarsa Başbakan diye bir kurum olmayacak. Böylece Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kendi ipini çeken bir Başbakan ile karşılaşıyoruz. O da Binali Yıldırım. Bizim 100 yıllık birikimlerimizi çöpe atıyorlar, amaç TBMM’yi Cumhurbaşkanlığı’nın arka bahçesi haline getirmek. Anayasa değişikliği yürürlüğe girerse gensoru da kalkıyor, malı istediği kadar götürebilir artık. Bu nasıl bir anlayıştır, kul hakkına saygı duyuyorsan bu anayasaya karşı çıkacaksın. TBMM’nin temel özelliği, kanun yapma tekelini kendilerinde tutmalarıdır. Başka bir otoriteye kanun yapma yetkisi veremez. Türkiye sürekli olarak OHAL döneminin içine girecek. Herkes kendi vicdanına sorarak, çocuklarının geleceği için, Gazi Meclis için, onun itibarını korumak için, Türkiye’nin itibarı için oy kullanmalıdır; birilerine yalakalık yapmak için oy kullanmak milletvekiline yakışmaz. Freni patlamış kamyon gibi gidiyoruz. Tek dertleri başkanlık.

KONUŞMAYA ÖVGÜ

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliği üzerinde tarihi bir konuşma yaptığını belirterek eski Genel Başkan Deniz Baykal’a teşekkür etti. Baykal, grup toplantısına katılan partililerce uzun süre alkışlandı.
Kaynak: Hürriyet

42Darbeci askerlerle ilgili karar 23 Ocak’ta verilecek

Kaynak: Hürriyet

41Yunanistan’a kaçan darbeci askerlerle ilgili karar 23 Ocak’ta verilecek

Haberin diğer fotoğrafları için tıklayın

Darbeci sekiz askerlerden Süleyman Özkaynakçı ve Bilal Kurugül, Yunanistan Yüksek Mahkemesinde (Arios Pagos) hakim karşısına çıktı.
Mahkemede askerlerin avukatlarının yanı sıra aralarında eski Adalet Bakanı Mihalis Statopoulos’un da bulunduğu bir grup bilirkişi de dinlendi. Mahkeme sonunda savcı, askerlerin, adil yargılanması hakkındaki endişeler sebebiyle iade edilmemelerini talep etti.

Hakimler, karar verilmek üzere 23 Ocak’ta mahkemenin yeniden toplanmasına karar verdi. Diğer askerler hakkındaki duruşmalar ise bu hafta içinde yapılacak.
Darbe girişimi sonrası askeri bir helikopter ile Yunanistan’a kaçan 8 darbecinin Türkiye’ye iadesiyle ilgili kısa bir süre önce Atina’daki temyiz mahkemesinde görülen üç ayrı duruşmanın ardından, 3 asker için Türkiye’nin iade talebi kabul edilmiş, 5 askere yönelik iade talepleri ise reddedilmişti.

Yunan temyiz mahkemeleri başsavcısı Antonis Liogas, iade talebi reddedilen darbecilerle ilgili Yüksek Mahkemeye itirazda bulunurken, mahkemenin Türkiye’ye iadeleri yönünde karar verdiği 3 darbeci asker de temyiz başvurusunda bulunmuştu.

Yüksek Mahkemenin kararı darbeci askerlerin iade süreçlerine ilişkin nihai adım olacak.
Kaynak: Hürriyet

40Selahattin Demirtaş: Hakkımda dava açan savcı FETÖ’den tutuklu

Salih ÜÇTEPE/ADANA, (DHA)- HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Adana’daki bir konuşmasında ‘PKK terör örgütü propagandası yaptığı’ iddiasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması görüldü. Hakkında dava açan savcının FETÖ davasından tutuklu olduğunu belirten Demirtaş ile ilgili mahkeme heyeti ‘Kovuşturmanın ertelenmesi’ kararı verdi. Demirtaş’ın 3 yıl içinde benzer nitelikte yeni bir suç işlememesi halinde bu kamu davası düşürülecek.
Halen başka suçlardan tutuklu olan Selahattin Demirtaş’ın BDP Hakkari Milletvekili olduğu 15 Ekim 2011’de Adana’da düzenlenen BDP il kongresinde yaptığı konuşmada ‘terör örgütü propagandası yaptığı’ gerekçesiyle hakkında 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle Adana 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı. Duruşmaya Edirne F Tipi Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) katılan Demirtaş’ı çok sayıda avukat savundu.
‘SÜREÇ ANAYASAYA AYKIRI’
Demirtaş, dokunulmazlıklarının kaldırılma sürecinin anayasaya aykırı olduğunu belirterek, “Dokunulmazlığın kaldırılması usulünün hem komisyonda hem de genel kurulda ayrı ayrı ele alınarak kaldırılması gerekir. Anayasanın öngördüğü bu usul savunmanın başladığı bu aşamada milletvekilleri için öngörülmüş olan bir haktır. Bir milletvekili için adil yargılama o aşamada başladı. Bizim dokunulmazlıkların kaldırılması ne yargının ne halkın ne de milletvekillerinin isteği ile olmuştur. Cumhurbaşkanının emir ve talimatıyla gerçekleşmiştir” dedi.
‘YARGIYA KAFA TUTMA EĞİLİMİNDE OLMADIK’
Geçmiş dönemlerde cemaate mensup hakim ve savcıların hükümetin desteğiyle kadrolaştığını öne süren Demirtaş, savunmasında şunları söyledi:
“Biz bu iki gerekçeden dolayı kendimiz ifade vermeye gitmeyeceğimizi belirttik. Bu yargıya ve devlete kafa tutmak olarak değerlendirilemez. Biz hukuksuzluğa karşı çıktık. Benim hakkımda Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan meclise gönderilen fezlekeyi düzenleyen Başsavcı Vekili Abidin Bozkan, FETÖ soruşturması sebebiyle tutukludur. Fezleke, yaptığım konuşmadan aylar sonra düzenlenmiştir. Fezlekenin düzenlendiği tarihte MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağırıldığı gündür. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün beyanından anlaşılacağı üzere Fidan, Gül’ün talimatıyla ifadeye gitmemiştir. Dönemin Başbakanı ve Adalet Bakanının da bu yönde bir talimatı olduğunu beyanlardan anlıyoruz. Bu soruşturmanın siyasi saiklerle yapılmasının söylenmesi üzerine Hakan Fidan, ifadeye gitmemiştir. Şimdi Fidan’ın ifadeye gitmemesi devlete kafa tutmak olmuyor da bizim gitmememiz mi kafa tutmak oluyor. Grubumuz hakkında fezleke düzenlenmiştir. Bunun yüzde 90’ı Fethullahçı yapıya ait savcılar tarafından hazırlanmıştır. Bu tip fezlekeler o dönem devam eden barış sürecine ve Oslo görüşmeleri ile İmralı görüşmelerine darbe vurmak amacıyla yapılmış olan hareketlerdir. O dönemde bu sinsi yapılanma konusunda yaptığımız uyarıları hükümetçe dikkate alınmamış ve devam eden süreç 15 Temmuz darbe girişimine kadar devam etmiştir.”
HAKKIMDA 102 FEZLEKE DÜZENLENDİ
Hakkında düzenlenen 102 fezlekenin de konuşmalarından kaynaklandığını kaydeden Demirtaş, şöyle devam etti:”
“Dokunulmazlığım kaldırılmıştır ancak kürsü dokunulmazlığı devam etmektedir. Hakimlik teminatında, hakimlerin verdikleri karardan dolayı sorumlu olmayacaklardı ve yargılanmayacakları belirtilmiştir. Aynı şekilde milletvekilinin de söylemiş olduğu sözlerden dolayı yargılanmaları düşünülemez. Milletvekilinin en temel hakkı söz söylemi hakkıdır. O dönem partimin programı dahilinde yapmış olduğum konuşmada partimin propagandası dışında başka bir propaganda yoktur. Ne şiddet çağrısı, ne şiddet övgüsü, ne de şiddete teşvik vardır. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir milletvekilinin bu şekilde suçlanma ile karşı karşıya getirilmesi yargının da siyasetin de ciddiyetine ve güvenirliliğine gölge düşürmüştür.”
Mahkeme heyeti, Selahattin Demirtaş hakkında ‘Kovuşturmanın ertelenmesi’ kararı verdi. Demirtaş’ın 3 yıl içinde benzer nitelikte yeni bir suç işlememesi halinde bu kamu davası düşürülecek.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

39Doğan Holding: “FETÖ ile ilişkilendirilmemiz akla, vicdana sığmaz”

Ahter Kutadgu’ya yöneltilen sorular ve kendisinin yanıtları şöyle:

SORU: Son günlerde bazı gazeteler ve televizyon kanallarında “Doğan Holding ile ilgili soruşturma derinleştirildi” şeklinde yayınlar var. Bunlara ne dersiniz?

KUTADGU: Biz bu haberleri ve yorumları görmekten çok üzgün ve rahatsızız. Hele hele Türkiyemizin dört bir koldan terör belasıyla uğraştığı, yüzlerce şehit verdiğimiz bir ortamda bu gibi mesnetsiz suçlamalara maruz bırakılmak bizi daha da üzüyor. Sanırım yargıyı etkilemeye çalışıyorlar. Daha önce tutuklanan Ankara temsilcimiz Barbaros Muratoğlu ve şimdi gözaltında bulunan yöneticilerimiz Yahya Üzdiyen ve avukat Erem Yücel arkadaşlarımız ile ilgili suçlama ve iddialar bize göre açık bir haksızlıktır.

SORU: Niçin böyle?

KUTADGU: İddiaların temeli şu. “Siz FETÖ’cü avukatlarla görüşüp, onlara vekaletname vermişsiniz. Bu şekilde yargıyı etkilemeye çalışmışsınız.” Şimdi teker teker hepsine cevap verelim.

FETÖ’cü oldukları 15 Temmuz 2016’dan sonra ortaya çıkan avukatlarla 2012 yılında danışmanlık hizmeti için sözleşme yapmışız. Biz yüzlerce avukatla çalışıyoruz. Bunlar barolara kayıtlı, avukatlık yapma lisansları olan kişiler. O dönemde bu avukatlarla ilgili herhangi bir şaibe veya suçlama yok. Mesleklerini açıkça icra ediyorlar. Biz sadece hukuki mütalaa veya hizmet alımı yaptık. Kaldı ki 2012 yılında FETÖ’nün hukuk yapılanması diye bir kavram ortada yok. Hatta o tarihte “FETÖ” kavramı dahi yok.

Bu dönemde bizim çalıştığımız yüzlerce avukattan şimdi bazıları FETÖ’cü olarak yargılanıyor. Bizim bu avukatlardan da hizmet aldığımız doğrudur. Söz konusu avukatlarla ilişkimiz 2014 yılında sona ermiştir. Bu avukatların takip ettikleri davalar halen de devam ediyor ve diğer avukatlarımız tarafından takip ediliyor.

FETÖ’cü olmaktan tutuklanan avukatlar vasıtasıyla yargıyı etkilediğimiz veya etkilemeye çalıştığımız iddiası da bu nedenle tamamen saçmadır.

Şimdi ben soruyorum. Biz bu avukatlarla 2012-2014 arasında çalışmışız. Aynı dönemde hangi kurumlar ve kişiler bu avukatlarla çalışmış? Bunların hepsi mi takip ediliyor, hangileri gözaltına alınmış yoksa sadece bizim arkadaşlarımız mı? Bunu anlamak mümkün değil.

SORU: Şu anda beklentiniz nedir?

KUTADGU: Doğan Grubu 60 yıllık, ülkemizin en köklü kurumlarından biri. Böylesine köklü bir grubun FETÖ ile ilişkilendirilmeye çalışılmasının akla da vicdana da sığmayacağını tüm kamuoyunun kabul ettiğine inancımız tamdır. Biz arkadaşlarımızın hukuka, yasalara aykırı hiçbir eylem ve işlemleri olmadığına inanıyoruz. Arkadaşlarımız ve aileleri acı çekiyor. Büyük bir mağduriyet yaşıyorlar. Biz de gerek Doğan ailesi gerekse Doğan Grubu ve 15 bini aşkın çalışanı olarak büyük üzüntü içindeyiz. Adaletin bir an önce tecelli etmesini bekliyoruz. FETÖ davalarının sulandırılmasının devletimizin yürüttüğü mücadelenin yurtiçi ve yurtdışı inandırıcılığını etkilemesinden endişe ederiz. Çünkü sorumluların hak ettikleri cezalara çarptırılması gerektiğini düşünüyoruz. Devletimizin FETÖ yapılanması ile mücadelesini destekledik ve destekliyoruz. Bizi FETÖ’cülükle suçlamak gerçekten son derece ağır, akıl ve vicdana sığmayacak bir ithamdır.
Kaynak: Hürriyet

38Son dakika: Operasyon başladı, gözaltılar var

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı ile İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri planlı operasyon başlattı.

Tekirdağ, Ankara, İstanbul, İzmir başka olmak üzere toplam 25 ilde aynı anda yapılan operasyonlarda arama ve gözaltı kararı çıkarılan toplam 121 kişiden 55’i gözaltına alındı.

Gözaltı kararı bulunanlardan 39’unun daha önceden FETÖ üyeliği nedeniyle tutuklu olarak cezaevinde bulunduğu bildirildi. Yetkililer, gözaltına alınanlar arasında eski Tekirdağ İl Emniyet Müdürü Ali Yılmaz’ın da bulunduğu bildirdiler.

Yılmaz’ın Ankara’da gözaltına alındığı ve Tekirdağ’a gönderildiği belirtildi. FETÖ’nün Tekirdağ İl İmamının da gözaltına alındığı kaydedildi.Gelişmeler birazdan.
Kaynak: Hürriyet

37ESİAD’da İstinaf Mahkemeleri anlatıldı

Tufan HAMARAT/İZMİR, (DHA)- EGE Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nde (ESİAD) ‘Türk Yargı sistemine yeni dahil olan İstinaf Mahkemeleri’ konulu konferans düzenlendi. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Turhan Eğlenoğlu, “15 Temmuz’u bu ülkede çok daha önce bilen ve bana göre Türkiye’nin püf noktasını ve geri dönüşümünü yapan hakim ve savcılardır” diye konuştu. Eğlenoğlu, “İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’ndeki bir dosyanın sonuçlanıp çıkması bizde 5 gün, Yargıtay’da 5 yıl, aradaki farkı görüyor musunuz?” dedi.
Konak İlçesi’nde ESİAD’ın toplantı salonunda düzenlenen ‘Türk Yargı sistemine yeni dahil olan İstinaf Mahkemeleri’ konulu konferansa konuşmacı olarak, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Başkanı Ercan Turan, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi Başkanı Ahmet Badalı ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Turhan Eğlenoğlu katıldı. Konferansı, işadamları, hukukçular ve öğretim üyeleri de dinledi. İzmir Adliyesi’ne düzenlenen bombalı terör saldırısında şehit olan kahraman polis memuru Fethi Sekin ile mübaşir Musa Can’a Allah’tan rahmet dileyerek konuşmasına başlayan ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Güçlü, konukların İstinaf Mahkemeleri’nin işleyişi ile ilgili bilgiler vereceğini söyledi.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ortam ve yargıyla ilgili bazı noktalara değinmek istediğini belirten İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Turhan Eğlenoğlu, “Hukukçu arkadaşlarımız gayet iyi bilir, ülkemizde 15 Temmuz gibi bir hadise var. Fakat 15 Temmuz’u bu ülkede çok daha önce bilen ve bana göre Türkiye’nin püf noktasını ve geri dönüşümünü yapan hakim ve savcılardır. Daha öncesinde Ergenekon, Balyoz ve Casusluk gibi davaları biliyorsunuz. 2010 yılında HSYK’nın yapısı değişti. O dönem HSYK, paralel yapının eline geçti. İşte ondan sonra polislerle kol kola girip bu söylediğimiz davaları yaptılar. Biz de İzmir’de takip ettik, özel hakim ve savcıların atandığını gördük. İzmir’de Ticaret Mahkemesi Başkanları, Ticaret Hakimleri değişti. Kendi adamlarını getiriyorlar diye uyardık ve ‘Eyvah. Çok kötü bir yola gidiyor’ dedim. Neden mi? Bir davanız var anlaşmazlık var, sizin avukatınız gidiyor bir sonuç alamıyor. Sonuç almak için FETÖ’cü avukat bulmanız gerekiyor. Eğer siz 1 liraya bir şey yaptırıyorsanız, FETÖ’cü bir avukat 5 liraya ne istiyorsa yapıyordu. Devlet memuru olan hak etmediği halde bir yerlere geldi, ticarette de böyle şeyler yaşandı” diye konuştu.
“HSYK’YI FETÖ’DEN KURTARDIK”
FETÖ ile mücadele için siyasi görüşlerine bakmaksızın bir oluşuma gittiklerini kaydeden Eğlenoğlu, şunları söyledi; “Bir oluşuma gittik, 13 bin hakimin ve savcının oy kullandığı HSYK’da 88 oy farkla HSYK’yı FETÖ’nün elinden kurtardık. İşte ondan sonra Ergenekon, Balyoz ve Casusluk gibi davaların tezgahları ortaya çıkmaya başladı. İstinaf Mahkemeleri son 10 yıldır gündemdeydi ama korkuluyordu ve Allah’tan korkulan olmadı. Buraya FETÖ zamanında atamalar yapılmadı. 3 bin 600 hakim ve savcı görevden uzaklaştırıldı ama bizim mahkememizde görevden uzaklaştırılan Ankara’dan gelen tek bir hakim var diğerleri sapasağlam. Çünkü bunlar atanırken mesleğinde en iyi olanlar atandı. Bazı şeyler bu memlekette yiğitlik ve çalışma gerektiriyor.”
“BİZDE 5 GÜN, YARGITAY’DA 5 YILDA SONUÇLANIYOR”
Türkiye’de iki yargı birimi olduğunu, bunlardan birinin ilk derece yargı diğerinin de yüksek yargı adı verilen Yargıtay olduğunu hatırlatan Eğlenoğlu, “İstinaf Mahkemeleri her ikisi arasında üst mahkemedir. Yargıtay’dan ayrılan en önemli özelliği; İlk derece mahkemede verilen karar ne olursa olsun önce İstinaf Mahkemesi’ne gelir, aslında İstinaf, Bölge Adliye Mahkemesi’dir. Buradaki özelliği şudur; yeniden ele alır ve ikinci bir yargılama yapar. İlk derece mahkemesi davayı görmüş, 4 tanık gösterilmiş ve 1 tanık dinlenmemiş, İstinaf Mahkemesi işte bu tanığı da dinleyip yeniden yargılama yapıp karar veriyor. İstinaf Mahkemeleri’ne kısa süre önce yapılan değişiklikle kesinlik sınırları getirildi. 5 yıla kadar cezalar kesindir, hukukta ise 41 bin TL’ye kadar verilen kararlar kesindir, Yargıtay’a gitmez. Kurulan mahkememiz çok güzel çalışıyor. İzmir’de 17’si hukuk, 15’i de ceza olmak üzere 32 hukuk dairemiz var. Binamız inşaat halinde ve yıl sonunda teslim edilecek. Teslimden sonra 60 daireye çıkartılıp hakim ve savcılar atanacak. Şu anda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’ndeki bir dosyanın sonuçlanıp çıkması bizde 5 gün, Yargıtay’da 5 yıl, aradaki farkı görüyor musunuz? Karar çok hızlı bir şekilde çıkıyor. Geçen hafta sonu itibariyle bize gelen dosya sayısı 5 bin 214 ceza dosyasından 4 bin 200’ünün kararı çıkmış, 3 bin 36 hukuk dosyasının 2 bin 412’sinin kararı çıkmış. Bize 8 il bağlı. Çanakkale’den Muğla’ya, Kütahya’ya kadar bize bağlı” dedi.
“35 YAŞIN ALTINDAKİLER HAKİMLİK YAPMAMALI”
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çok kısa bir sürede yaklaşık 3 bin 600 hakim ve savcının görevden alındığına dikkat çeken Eğlenoğlu, aslında bu kişilerin bir çoğunun isimlerinin daha önce bilindiğini savundu. Görevden almalarla boşluk oluştuğunu ancak yeni atamalarla bu boşluğun kapatıldığını belirten Eğlenoğlu, “Bana sorarsanız 35 yaşın altındaki birisi hakimlik yapmamalı. Hakimlik her yerde hakimliktir, 23 yaşındaki birine hakimlik yaptırmanız tartışmalı bir konu. Sistemde genel bir sıkıntı var. 3 bin 500’den fazla hakim ve savcı atıldı ama onun yerine 5 bin 500 kadar hakim ve savcı alındı. Görevden alınanların hepsi yanlış kararlar mı veriyordu, hayır. 100 dosyadan 90’ınına tarafsız karar veriyordu ama geri kalanına bölge imamı dedikleri kişinin talimatı doğrultusunda, lehte veya aleyhte karar veriyordu. İşte bu adalet değil, 1 dosyada bile böyle karar verilmiş olsa bu alçaklıktır. İlk defa İzmir’e kurayla hakim ve savcı geldi. 2-3 ay staj yapanlar kura çekip atandı. Ben her zaman genç arkadaşları ‘Bilmeden bir şey yapmayın’ diye uyarıyorum. Aslında genç arkadaşlarımız şanslı önlerinde ağabeyi ve ablaları var, çok çalışmaları geliyor ve inanıyorum ki başarılı da olacaklardır” diye konuştu.
Diğer konuşmacılar İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Başkanı Ercan Turan hukuk davaları, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi Başkanı Ahmet Badalı ise ceza davalarıyla ilgili bilgiler verdi. İzmir’e daha 15 Temmuz süreci öncesinde, 15-120 yıl görev yapmayan hakim savcıların tayininin çıkmadığını, ancak son süreçte kurayla gelinebildiğine dikkat çekip İstinaf Mahkemeleri arasında İzmir’in ilk sırada geldiğini söyledi. Turan ise İstinaf Mahkemeleri’nin dar ve geniş sistemlerinin bulunduğu, Türkiye’de dar sistemin tercih edildiğini, geniş sistemde hiç yargılama yapılmamış gibi davranıldığını dile getirdi. Konferans soru cevap bölümünün ardından sona erdi.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

36Datça’da terör operasyonu: 5 gözaltı

Mehmet ÇİL/DATÇA (Muğla), (DHA)- MUĞLA’nın Datça İlçesi’nde, sosyal medyada PKK/PYD terör örgütü ve yöneticilerini övdükleri ve örgütün propagandasını yaptıkları iddiasıyla 5 kişi gözaltına alındı.
Muğla İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ile Datça İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince ortaklaşa gerçekleştirilen operasyonda, ilçe merkezindeki 4 eve, mahkeme kararıyla eş zamanlı baskın yapıldı. Yapılan baskınlarda Ş.Ç. (28), Y.A. (31), Ö.A. (22), A.A. (32) ve A.Ç. (27) yakalandı. Evlerde yapılan aramalarda, biri ruhsatlı diğeri ruhsatsız 2 av tüfeği ile çok miktarda dijital materyal ile örgütsel doküman ele geçirildi. Ş.Ç.’ye ait bir evde yapılan aramada ise PKK/PYD terör örgütüne yönelik dokümanların yanı sıra FETÖ/PDY yayınlarından kitapların bulunduğu belirtildi.
Ele geçirilen dokümanlar ve şüpheliler, Muğla İl Emniyet müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

35Isparta’da 130 sanıklı FETÖ/PDY davasında tanıklar dinleniyor

Ali ÇEVİKBAŞ/ISPARTA, (DHA) – ISPARTA’da geçen yıl mart ayında başlatılan FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, Fethullah Gülen ile eski Isparta Valisi Memduh Oğuz, eski Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Rektörü Prof. Dr. Hasan İbicioğlu’nun da aralarında bulunduğu 130 sanıklı davaya tanıkların dinlenmesiyle devam edildi.
Isparta Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geçen mart ayında başlatılan FETÖ/PDY operasyonunun ardından haklarında ‘silahlı terör örgütü kurma ve yönetme’, ‘silahlı terör örgütüne üye olma’, ‘hukuka aykırı kişisel verileri kaydetme’, ‘şantaj’, ‘özel hayatın gizliliğini ihlal’, ‘resmi belgede sahtecilik’, ‘zimmet’, ‘icbar suretiyle irtikap’, ‘görevi kötüye kullanma’, ‘6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet’ ve ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak’ suçlamalarıyla dava açılan 48’i tutuklu, 76’sı tutuksuz, Fethullah Gülen ile birlikte 6’sı firari toplam 130 sanığın yargılanmasına bugün de devam edildi.
Isparta 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu ve bazı tutuksuz sanıklar katıldı. Duruşmada tanıklık yapan A.S., 2005 yılında SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde radyoloji teknikeri olarak göreve başladığını , hastanede kendisini örgütün toplantılarına davet ettiklerini ve toplantılarda FETÖ/PDY’nin elebaşı Fethullah Gülen’e ait kitapların okunduğunu söyledi. Toplantı sonrasında ise bir kutu konularak ‘himmet’ adı altında para istendiğini belirten A.S., “Hiç para vermedim. Kurban Bayramı öncesi peygamberimizin adına kesilecek kurban için bizden para istediler. Ben de para verememekten dolayı bir eziklik oluştuğu için bir daha toplantılarına gitmedim” dedi.
O dönem Zaman Gazetesi’ne abone olmasının da istendiğini belirten A.S., toplantılara gitmeyi bırakmasından sonra doğum izin aldığını, o dönemde sözleşmesinin feshedildiğini açıkladı.
Tanık S.E., tutuklu sanık Sedat Uçar’ın daveti üzerine örgütün toplantılarına katıldığını, daha sonra Uçar’ın yardımıyla eşinin hastanede radyoloji teknikeri olarak göreve başladığını anlattı. Bir süre sonra Uçar’ın eşinin maaşının yarısını ‘himmet’ olarak istediğini kaydeden, buna karşı çıktığı için toplantılara katılmadığını belirten S.E., örgütten bazı kişilerin “Bir kişi yüzünden cemaate küsülür mü?” diyerek toplantılara tekrar davet ettiğini ama geri çevirdiğini aktardı.
Tanık ifadelerinin ardından Mahkeme Başkanı Hacı Mustafa Yazıcı, sanıkların Bank Asya’ya ait hesap hareketlerini okudu. Yazıcı, 17-25 Aralık sürecinden sonra sanıkların bankadaki hesap hareketlerinin devam ettiğini belirtti.
Duruşma yarına ertelendi.
Kaynak: Hürriyet

34Malatya’da FETÖ/PDY operasyonu

Mikail PELİT/MALATYA, (DHA) –  MALATYA merkezli 11 ilde gerçekleştirilen FETÖ/PDY operasyonlarında 30 kişi gözaltına alındı.
Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Fethullahçı Terör Örgütü-Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında 11 ilde 35 ayrı adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. Malatya’da KHK ile kapatılan Turgut Özal ve Rahime Batu kolejlerinde daha önceden görevli olan öğretmenlere yönelik gerçekleşen operasyonda 30 kişi gözaltına alındı.
Malatya dışındaki diğer illerde gözaltına alınan şüphelilerin de Malatya’ya getirilmesi şüphelilerin sorgulanacağı, ardından adliyeye sevk edileceği belirtildi.
Kaynak: Hürriyet

33Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dava açan 21 kişiye FETÖ operasyonu

Mustafa KOZAK/ANTALYA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘FETÖ/PDY’ye yönelik “İnlerine gireceğiz” sözleriyle kendilerine hakaret ettiğini iddia ederek dava açan 21 kişiden 17’si, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alındı, 4 kişi de aranıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 11 Şubat 2014 tarihinde FETÖ/PDY ile mücadelede terör örgütüne yönelik, “İnlerine gireceğiz” açıklamasının ardından aralarında esnaf, öğretmen ve muhtarların da bulunduğu 21 kişi, kendilerine hakaret edildiği iddiasıyla Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı.
FETÖ/PDY’DEN SORUŞTURMA AÇILDI
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürüttüğü soruşturma kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dava açan 21 kişi hakkında ‘terör örgütü üyesi olmak’, ‘örgüte mali destek sağlamak’, ‘örgüte eleman temin etmek’ suçlarından soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında 9 kişi daha önce gözaltına alınırken, diğer 12 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı. İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri bugün sabah saatlerinde H.K., A.K, E.K, M.S., N.H., S.T., İ.K., A.D., N.Ö., S.A., H.E. ve M.Ç.’nin kaldığı adreslere eşzamanlı baskın yaptı. Operasyonda 8 şüpheli gözaltına alınırken, adreslerinde bulunamayan 4 kişinin de yakalanması için çalışmalar sürdürüyor.

Kaynak: Hürriyet

32Numan Kurtulmuş: İzmir’deki olaya benzer

Nursima KESKİN/ ANKARA,(DHA)-BAŞBAKAN Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Gaziantep’te yaşanan çatışmaya ilişkin “İzmir’deki olaya benzer olduğu anlaşılıyor ilk bilgiler çerçevesinde. Bu şunu gösteriyor; Türkiye’de terör örgütleri DAEŞ, PKK ve FETÖ arasında bir fark kalmamıştır. Bunların hepsi tabiri caizse aynı ofisin şubeleri gibi çalışmaktadır” dedi.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Gaziantep Emniyet Müdürlüğü önündeki terör saldırısıyla ilgili açıklama yaptı. Kurtulmuş, “İzmir’deki olaya benzer olduğu anlaşılıyor ilk bilgiler çerçevesinde. Teröristin etkisiz hale getirilmesi , bir teröristin de olay yerinden kaçtığı yönünde bilgiler var. Onun da yakalanması için çemberin daraldığı anlaşılıyor, ümit ederim o ikinci kişinin de bir an evvel yakalanması sağlanmış olur. Bu şunu gösteriyor; Türkiye’de terör örgütleri DAEŞ, PKK ve FETÖ arasında bir fark kalmamıştır. Bunların hepsi tabiri caizse aynı ofisin şubeleri gibi çalışmaktadır. Birbirlerine karşı desteklerini sunuyorlar. Amaç Türkiye’nin birliğini, beraberliğini bozup kaos ortamı oluşturmaktır. Terör saldırıları karşısında içimiz yanıyor, her sadırı sonrasında milletimizin birlik, beraberlik duyguları kuvvetleniyor. Terör örgütleri başarılı olamayacaklar. Bunların hepsinin üstesinden gelecek güce sahip bu millet” diye konuştu. Anayasa değişikliği teklifinin maddelerine geçilmesinin 338 oy ile kabul edildiğinin anımsatılması üzerine Kurtulmuş “Bu ilk oylamadır. Bundan sonraki oylamalarda daha fazla oy çıkmasını tahmin ediyoruz. Yeterlidir ve bu anayasa paketinin TBMM’den kabul edilerek çıkacağını işaret etmektedir.Böyle bir anayasa paketinin gelmesi ve Meclis’ten geçmesi önemlidir” dedi.
Kaynak: Hürriyet

31Kayseri’de FETÖ davasına devam edildi (2)

SANIKLAR İFADE VERMEYE DEVAM ETTİ
67 sanıklı Kayseri FETÖ davasının öğleden sonraki bölümünde tutuksuz sanıklardan İbrahim Ülger, Erkan Yıldız, Muzaffer Güner, Eşref Coşar, Cengizhan Bingöl ve Ömer Pekşen savunma yaptı. ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve başkaca suç işleme, Cumhurbaşkanına hakaret, Devletin güvenliğine veya anayasal düzene karşı suç işlemek için anlaşmak, Devlet büyüklerine hakaret, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini düşürmeye teşebbüs, Silahlı terör örgütü yöneticisi olma, Resmi belgede sahtecilik, Hizmet sebebiyle emniyete suistimal, ÖSYM Kanununa muhalefet, Terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet’ suçlarından yargılanan tutuksuz sanıklar, üzerlerine atılan suçlamaların hiçbirini kabul etmeyip, tahliyelerini istediler.
Tutuksuz sanıklardan ÖSYM Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Ömer Pekşen, Sesli ve Görüntülü Bilişimi Sistemi (SEGBİS) üzerinden yaptığı savunmasında dönemin ÖSYM Başkanı Ali Demir’in “Burada yangın var, söndürmeye gelir misin” demesi üzerine göreve başladığı belirtti. Pekşen, “Göreve başladıktan sonra güvenlik, soru hazırlama ve sınav adaleti konusunda birçok yenilik yaptık. Yapılan askeri sınavlarda hiçbir şekilde usulsüzlük yoktur” dedi. Duruşmanın ikinci gününde 14 tutuksuz sanık savunması yaptı. Duruşma yarın da devam edecek.
Kaynak: Hürriyet

30Eski polis müdürü FETÖ’den gözaltına alındı

Oğuzhan KILIÇ/KÜTAHYA, (DHA) – KÜTAHYA Emniyet Müdürlüğü Personel Şube Müdürü olarak görev yaparken Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında açığa alınıp meslekten ihraç edilen A.S. gözaltına alındı.
Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri hakkında yakalama kararı bulunan A.S.’yi Eskişehir’de gözaltına aldı. Kütahya’ya getirilen A.S., hastanede sağlık raporu alındıktan sonra sorgulanmak üzere Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
Uzun yıllar Kütahya Emniyet Müdürlüğü’nde Personel Şube Müdürü olarak görev yapan A.S.’nin, FETÖ üyesi olmak, usulsüz tayin ve atama yapmak, Bylock programını kullanmakla suçlandığı belirtildi.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

29Kız yurdunda kalan öğrencilere çıplak fotoğraflı kilit

ORDU Cumhuriyet Başsavcılığınca Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) darbe girişimine ilişkin hazırlanarak mahkemeye sunulan iddianamede şok detaylar yer aldı.

ÖRGÜTTEN KOPMA İHTİMALİNE KARŞI…

Ordu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve FETÖ’nün Ordu’daki faaliyetlerine ilişkin iddianamede, örgüte ait yurtlarda kalan kız öğrencilerin ‘abla’ olarak adlandırılan ilçe sorumluları tarafından çıplak fotoğraflarının çekildiği ve bu fotoğrafların ileride örgütten kopma ihtimaline karşı şantaj olarak kullanıldığı ortaya çıktı.

İddianamede ayrıca, örgütün yasa dışı faaliyetlerle finansman sağladığı, himmet, bağış, burs gibi çeşitli adlarla toplanan paralarla gayrimenkuller alınarak ‘kara para akladığı’ ortaya çıktı.
Kaynak: Hürriyet

28Erdoğan: Güveni temin edemezsek dışarıda ne sözümüzün kıymeti kalır ne tek bir adım atacak zemin bulabiliriz

ANKARA, (DHA) – CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, “Uluslararası alanda ve sınırlarımız dışında verdiğimiz mücadelenin başarısının birinci şartı, ülkemizin içini sağlam tutmamızdır. Eğer, biz kendi topraklarımızın içinde huzuru, güveni, refahı temin edemezsek, dışarıda ne sözümüzün bir kıymeti kalır ne de tek bir adım atacak zemin bulabiliriz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Ocak İdareciler Günü dolayısıyla vali yardımcıları ve kaymakamlarla öğle yemeğinde bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda gerçekleşen yemekte konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin içeride ve dışarıda çok büyük saldırı altında olduğunu vurguladı. Suriye ile Irak’ta yaşanan her gelişmenin Türkiye’yi doğrudan ilgilendirdiğine dikkat çeken Erdoğan, bu ülkelerde ortaya çıkan insani krizlere duyarsız kalmayacaklarını, tüm dünya sırtını dönüp kapılarını kapatsa dahi bu bölgelerde yaşayan insanlarla ortak geçmiş ve akrabalık ilişkileri ile müşterek kültürü unutup aynı yola başvurmayacaklarını söyledi.

“BAKANLIĞIMIZ VATANDAŞLIK VERMEYE YÖNELİK ÇALIŞMA YÜRÜTÜYOR”

Türkiye’de 3 milyonun üzerinde Suriyeli ve Iraklının misafir edilerek, devlet ve millet tarafından onlara sahip çıkıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başlangıçta kısa süreli bir misafirlik olarak gördüğümüz bu durum, zaman uzadıkça yeni ve daha köklü tedbirleri gerekli kılmıştır. Sınırlarımız içinde yaşayan milyonlarca kişi arasında eğitimi, birikimi, imkânları ve diğer şartları o kadar üst seviyede olanlar var ki, bu insanları bir kenara koymak inanın insani değerler açısından bir ihanet olur. Bu insanlar arasında ülkemize de ciddi katkı sağlayabilecek olanlar var. İçişleri Bakanlığımız bu tür kişilere aileleriyle birlikte vatandaşlık vermeye yönelik şu anda bir çalışma yürütüyor. Eğitimden, sağlığa, soysal güvenlikten mülkiyete kadar pek çok sorunun çözümüyle ilgili yürütülen çalışmalar olduğunu biliyorum. Tabi asıl çözümün Suriye ve Irak’ın yeniden güvene, istikrara, huzura kavuşması olduğu gayet açıktır, bu yönde de çok ciddi gayret gösteriyoruz” diye konuştu.

“SURİYE VE IRAK’TA HER TÜRLÜ İNİSİYATİFİ ALIYORUZ”

Bölgedeki gelişmelere doğrudan veya dolaylı etkisi olan ülkelerin önemli bir bölümünün, Suriye ve Irak halklarını esenliğe kavuşturmak diye bir dertlerinin olmadığını belirten Erdoğan, “Bu hakikati görenlerin sayısı çoğaldıkça çözüm yolları kendiliğinden açılacaktır. Biz bu anlayışla Suriye’de ve Irak’ta her türlü adımı atıyor, her türlü inisiyatifi alıyoruz. Dikkat ederseniz, biz ne zaman sahaya indiysek, bu ülkelerle ilgili tehdit değerlendirmeleri ve öncelikleri o anda değişti. Düne kadar DEAŞ’la mücadeleyi ilk sıraya koyan ülkelerin bugün neredeyse DEAŞ’ı himayeleri altına alacak hâle geldiklerini ibretle takip ediyoruz. Bölgenin tarihî, dini, etnik, kültürel yapısını dikkate almadan, tamamen kâğıt üzerindeki planlamalarla yürütülen projeler birer birer çöküyor. Türkiye işte tüm bu kaos içerisinde hem kendisi, hem de kardeşleri için en iyisini yapmanın çabasını veriyor” dedi.

“BİRLİĞİMİZİ MUHAFAZA EDEBİLMEMİZİN SEBEBİ, MİLLETİMİZİN FERASETİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uluslararası alanda ve sınırlarımız dışında verdiğimiz mücadelenin başarısının birinci şartı, ülkemizin içini sağlam tutmamızdır. Eğer, biz kendi topraklarımızın içinde huzuru, güveni, refahı temin edemezsek, dışarıda ne sözümün bir kıymeti kalır ne de tek bir adım atacak zemin bulabiliriz. Terör örgütlerini adeta vardiya usulü ülkemizde eylem yapmaya teşvik edenler işte bunu istiyor. 2013 yılından beri ardı ardına yaşadığımız sıkıntılar, hem güvenlik boyutuyla, hem siyasi sonuçlarıyla, hem ekonomik veçhesiyle bizi içeride sıkıştırıp dışarıda etkisiz hâle getirme amacıyla tetikleniyor. Farkında olmadan veya gayet bilinçli bir şekilde bu oyuna dâhil olan, figüranlık yapan bir kesim elbette var. Ama hamdolsun, milletimiz kahir ekseriyetiyle bu oyunu çözmüştür, çökertmiştir. Bunca badire yaşamamıza rağmen birliğimizi, beraberliğimizi, huzurumuzu muhafaza edebilmemizin sebebi, milletimizin ferasetidir. Dikkat ederseniz, milletimiz ülkesine ve devletine sahip çıktıkça karşımızdakiler ahlaksızlık çıtasını sürekli yükseltiyor. 15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere bu uğurda ellerindeki tüm malzemeyi kullandılar, kullanıyorlar. Zahirde birbirine düşman gibi gözüken örgütleri, kesimleri bu amaçla bir araya getirip iş birliği hâlinde çalıştırıyorlar”

“BU ÖRGÜTLER KAN DÖKÜCÜLÜKLERİYLE ÇAĞIMIZIN BARBARLARI DURUMUNDADIR”

Türkiye’nin karşısında isimleri farklı harflerden oluşsa da aynı terör örgütlerinin olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu: “Maruz kaldığımız saldırılar gösteriyor ki, bölücü örgütle, DEAŞ, FETÖ’yle, DHKP-C’yle arasında bizim açımızdan herhangi bir fark yoktur, hepsi de ülkemizin ve milletimizin düşmanıdır. Hepsi de gözünü kan bürümüş, ellerine fırsat geçtiğinde devletimizi yok etmeye ant içmiş, zihinlerini ve bedenlerini kiraya vermiş bir katiller güruhudur. Bu örgütler, yıllardır kullananları, sosyolojik tabanlarını oluşturan kesimleri dahi dehşete düşüren kan dökücülükleriyle çağımızın barbarları durumundadır. Bir terör örgütü Orta Doğu’da, Güney Asya’da, Kuzey Afrika’da ne kadar insan öldürürse öldürsün, aynı örgütün Batıda bir tek kişiye zarar vermesi karşısında gösterilen tepki ortaya konmaz. Bunun en basit örneğini Paris’te, Brüksel’de, Berlin’de yaşanan terör saldırıları ile İstanbul, Ankara, İzmir’de gerçekleştirilen terör saldırılarına verilen tepkilerde görebiliriz. Daha 15 Temmuz’u saymıyorum bile. Daha mültecilere gösterilen insanlık dışı davranışları saymıyorum bile. Daha çocukların, kadınların, yaşlıların katledildiği saldırılar karşısındaki duyarsızlığı saymıyorum bile. Dünyada pek çok ülkenin sergilediği bu ikiyüzlü tavırdan dolayı üzüntü duyuyoruz. Ben Myanmar’ı saymıyorum bile, o insanların nasıl acımasızca meydanlarda coplarla döverek öldürdüklerini saymıyorum bile”

“HÜKÜMET OLARAK GÜÇLÜ OLMALIYIZ”

Türkiye’nin kendi göbeğini kendisinin kesmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadıklarımız bize şu gerçeği açıkça izhar etti: Türkiye terörle mücadelesini ve bunun için bölgesinde yürüttüğü tüm operasyonları tek başına kendi imkânlarıyla ve kendi evlatlarıyla yürütmek mecburiyetindedir. Bu durumu anlamayan veya buna karşı çıkan, hakikatlere gözünü kapatıyor demektir. Dostluk, müttefiklik, iyi ilişkiler, dayanışma, iş birliği gibi hususlar ancak siz güçlüyseniz bir karşılık buluyor, yoksa inanın sözden ibaret kalıyor. Bunun için Türkiye olarak güçlü olmak zorundayız, ülke olarak güçlü olmalıyız. Hükümet olarak güçlü olmalıyız. Askerimizle, polisimizle, istihbaratımızla, savunma sanayimizle, hariciyemizle güçlü olmalıyız ve elbette en başta mülkiye teşkilatımızla güçlü olmak zorundayız” dedi.

“TERÖR ÖRGÜTLERİYLE İLTİSAKLI KİŞİLERİN DEVLETTEN TEMİZLENMESİ ÖNEMLİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye’nin yeni bir istiklal ve istikbal mücadelesi verdiğinin altını çizerek, yürütülen çalışmaların da bu olağanüstü hale uygun bir şekilde yürütülmesi gerektiğini, hiçbir terör örgütüne karşı en küçük bir müsamahanın gösterilmeyeceğini söyledi. Erdoğan, “Güvenlik güçlerimizin teröristleri yakalama konusundaki çabalarını ve elde ettikleri neticeleri çok iyi biliyorum. Ama aradan kaçan bir tane terörist bile amacına ulaştığında, bunun tabii ki çok acı sonuçları ortaya çıkıyor, çok ciddi yansımaları oluyor. Bunun için siz mülki idare amirlerimizin meseleye çok daha sıkı sarılması, her şeyi çok daha yakından takip etmesi gerekiyor. Diğer taraftan gerek FETÖ, gerekse bölücü örgütlerin devlete sızmış elamanları sebebiyle yaşanan sıkıntılara karşı da dikkatli olmalıyız. Terör örgütleriyle iltisaklı kişilerin devletten temizlenmesi, en az silah kullanan teröristlerin etkisiz hâle getirilmesi kadar önemlidir. Çünkü birinin desteği olmadan ötekinin hareket alanı elde edebilmesi mümkün değildir. Terör eylemleri ancak çok sayıda kişinin organize hareket etmesiyle neticeye ulaşabilir” diye konuştu.

Terör örgütlerini gerçek anlamda etkisiz hale getirmenin yolunun, onlarla topyekün mücadeleden geçtiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer görev yaptığınız yörelerde terör örgütleri taban buluyorsa, öyle veya böyle oradan bir teröristin çıkıp silahını size ve bu ülkedeki herhangi bir masuma doğrultması unutmayın, kaçınılmazdır. Bu bakımdan işimizi savsaklama, hata yapma, gaflete düşme, rehavete kapılma hakkımız olmadığını çok iyi bilmemiz lazım. Hani ‘millî seferberlik’ diyorum ya, işte bu çağrımın en başta gelen muhatapları sizlersiniz. Sizler bu millî seferberliğin en önemli planlayıcısı ve uygulayıcısı olarak arazidesiniz. Böyle bir anlayışla çalışarak önümüzdeki dönemde büyük başarılara imza atacağınıza ben yürekten inanıyorum” dedi.

“TERÖRE ODAKLANIP EKONOMİYİ İHMAL EDERSEK, TERÖRÜN ÖNÜNÜ AÇMIŞ OLURUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Yaşadığımız tecrübeler bize aynı anda hem terörle mücadele etmeyi, hem dış politikada etkinlik kurmayı, hem yatırımlarımızı sürdürmeyi, hem hedeflerimizden kopmamayı öğretti, öğretiyor. Teröre odaklanıp ekonomiyi ihmal edersek terörün önünü açmış oluruz. Yatırımlarımızı yürütürken güvenlikten ödün verirsek ikisini birden kaybederiz. Küresel gündemin hercümercine kapılıp 2023 hedeflerimizden saparsak, istikametimizi tümden yitiririz. Türkiye bugün işte bu gündemlerinin hepsini birden aynı titizlikle, aynı hassasiyetle takip ediyor. Bu kolay bir süreç değildir. Bakınız Avrupa ülkeleri bu konulardan herhangi biri öne çıktığında diğer hususlarda panikliyorlar. 2008 küresel finans krizinde geçtiğimiz yıllardaki mülteci sorununda terör olaylarında nasıl savrulduklarını hep birlikte gördük. Ülkemiz ise tüm bu sıkıntılara rağmen kendi gündeminden kopmadan yolunda yürümeye devam ediyor. Sizlerden de görev yaptığınız yerlerde böylesine çok yönlü, başarılı hikâyeleri ortaya koymanızı bekliyorum. Bir yandan terör örgütlerine nefes aldırmazken, bir yandan asayişi sıkı tutmanız, aynı zamanda fakir-fukarayı sahipsiz bırakmamanız, bununla birlikte ilçenizin, şehrinizin geleceği için önemli yatırımları takip etmeniz mümkündür”

“KOLLARINI SIVAYIP, İŞİN İÇİNE GİREN HER İDARECİ BENİM YOL ARKADAŞIMDIR”

Konuşmasında vali yardımcılarına ve kaymakamlara da seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Yeri geldiği zaman icabında kömür ihtiyacı olanlar mı var, daha önce de bunları söyledim, sizler şoförün yanına oturmalısınız, onunla beraber kömür ihtiyacı olanlara adeta kamyonla, kamyonetle kömürü bizzat kendiniz götürüp teslim etmelisiniz. Gıda ihtiyacı olanlar mı var? İcabında kamyon-kamyonet neyse onunla gidip onların gıda ihtiyaçlarını bizzat teslim etmelisiniz. İlçesindeki, şehrindeki tek bir insanı, tek bir aileyi dahi mağdur, mazlum durumda bırakan idareci diğer konularda ağzıyla kuş tutsa benim nezdimde başarısızdır, önce insan. Eğer biz insanımıza sahip çıkarsak, onlar terör örgütleriyle mücadelemizde de, darbeciler karşısında da, ekonomik saldırılar karşısında da bizim yanımızda yer alacaklardır, hiç endişeniz olmasın. Şayet insanımızı küstürürsek, diğer mücadeleleri zaten kazanamayız. Aynı şekilde şehit yakınlarımıza ve gazilerimize özel önem vermeliyiz. Bu vatandaşlarımızdan tek birinin dahi incinmesine, gönlünün kırılmasına, kendini sahipsiz hissetmesine ben rıza gösteremem. Benim temsilcim olarak sizin de rıza göstermemeniz lazım, bunu sizlerden Allah için istiyorum”

“GEREKİYORSA ÖNCÜLÜK EDEREK EKONOMİYİ AYAĞA KALDIRMALIYIZ”

Ekonominin bu dönemde özel önem verilmesi gereken bir alan olduğuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üretimi, ticareti, istihdamı, ihracatı artırmaya yönelik faaliyetleri destekleyerek, teşvik ederek, gerekiyorsa öncülük ederek ekonomiyi ayağa kaldırmalıyız. Eğitim, sağlık, ulaşım, enerji, spor gibi hizmet alanlarında vatandaşlarımızın memnuniyetini artırmaya yönelik çalışmaları kesintisiz sürdürmeliyiz. Kollarını sıvayıp işin içine giren her idareci benim yol arkadaşımdır, bu kadar açık ve net söylüyorum. ‘Niyet hayır, akıbet hayır’ derler, eğer siz hayırlı bir niyetle yola çıkarsanız, kendinize destek olacak çok kişi, çok kurum bulursunuz, hiç endişe etmeyin” diye konuştu.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

27Başbakan Yıldırım: Avrupa, terör örgütleri arasında ayrım yapıyor

ANKARA, (DHA) – BAŞBAKAN Binali Yıldırım, “Dostumuz, müttefikimiz Avrupa, terör örgütleri arasında ayrım yapıyor. PKK’ya gelince müsamahakar, DEAŞ’a gelince değil. Terör örgütlerini, birini, diğerine tercih etmek; insanlığa, dünya barışına yapılabilecek en büyük ihanettir” dedi.

Başbakan Yıldırım, 9’uncu Büyükelçiler Konferansı dolayısıyla, Çankaya Köşkü’nde büyükelçilere verilen öğle yemeğinde hitap etti. Avrupa’nın terör örgütleri arasında ayrım yaptığını savunan Yıldırım, “Bugün DEAŞ da PKK da Avrupa’da terör örgütü olarak tanınıyor. PKK’nın bayrağını da reklamını da Avrupa’nın her yerinde görüyoruz. Avrupa, dostumuz, müttefikimiz, terör örgütleri arasında ayrım yapıyor. PKK’ya gelince müsamahakar, DEAŞ’a gelince değil. Terör örgütlerini birini diğerine tercih etmek insanlığa dünya barışına yapılabilecek en büyük ihanettir. Dostlarımıza sürekli bunu söylüyoruz. Terör örgütlerinin hepsi aynı merkezden yönetilir. Bir terör örgütünü ile bir başkasını yok edemezsiniz. Terörle mücadeledeki başarının sırrı işbirliğidir, bilgi paylaşımıdır, terör örgütlerinin arasında ayrım yapmamaktır. Yaşadığımız acı tecrübeler, söylediklerimizin daha iyi anlaşılmasına vesile olmaktadır” diye konuştu.

“ÇÖZÜM OLACAKSA DÖRTLÜ ÖZGÜRLÜKTEN TAVİZ VERİLMEMESİ LAZIM”

Kıbrıs görüşmeleriyle ilgili açıklamalarda bulunan Yıldırım, “Alınan birtakım mesafeler, anlaşılan konular var. Türkiye’yi ilgilendiren tarafı da bu işin var. Ada’da adil, eşit bir yönetişim sistemi garanti altına alınmalıdır. Sadece toplumların birbirine güvenleri yetmez. Geçmiş dönemlerde yaşanan acı tecrübelerin ışığında her şeyin teminat altına alınması lazım. Teminat da Türk tarafı için Türkiye, Rum tarafı için de Yunanistan’dır. O bakımdan, buradaki görüşmelerin adil ve kalıcı bir barışı birlikte, iki federasyonlu bir devletin dönüşümlü başkanlığı oluşturacak şekilde tesis ederek sürdürülmesi en büyük dileğimizdir. Bunun için katkı sağladık, sağlamaya da devam edeceğiz. Tabii burada Avrupa Birliği geçen sefer olduğu gibi işin kenarında durmamalı. 2004’teki işte, Kıbrıs Türk tarafına kazık attılar. ‘Bu sefer aynı şeyi yapmayın’ dedik. Eğer burada bir çözüm olacaksa; Türk tarafı, Rum tarafı, birliğin aynı anda üyesi olacaksa bu dörtlü özgürlükten taviz verilmemesi lazım” dedi.

BAŞBAKAN’DAN AB’YE: SİZ BİZİMLE DALGA MI GEÇİYORSUNUZ?

Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik süreci üzerinden tepki gösteren Başbakan Yıldırım, “Terörle mücadele yasasının değiştirilmesi asla konuşamayacağımız bir şey. Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Avrupa ülkelerine alınganlığımız şudur. FETÖ darbe girişiminden sonra yüksek bir sesle kınamak yerine, darbecileri fazla hırpalamayın demeleri bizim kanımıza dokundu. Önce darbeyi hiç tereddüte mahal bırakmadan kınayacaksınız, sonra da Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğuna sonuna kadar inanacaksınız. Hukuk dersine Türkiye’nin ihtiyacı yok” diye konuştu.

‘YENİ ANAYASA’ AÇIKLAMASI: MECLİS’İN İÇİNDEN HÜKÜMET ÇIKMA DÖNEMİ BİTMİŞ OLACAK

Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen anayasa değişiklik teklifine ilişkin bilgi veren Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu: “Bir anayasa değişiklik çalışmamız var. Meclis Genel Kurulu’nda dün akşam başladık. Görüşmeleri tamamladık, maddelere geçilmesine karar verdik. Bu çalışma daha önceki anaysa değişikliğinden biraz farklı. Biz hükümet sistemini değiştiriyoruz. Parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı sistemine geçiyoruz. Artık Bakanlar Kurulu, Başbakanlık kalkıyor. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve kendi kabinesi oluyor. Yürütme seçimle işbaşına gelecek, Meclis de yine seçimle oluşacak. Meclis’in içinden hükümet çıkma dönemi bitmiş olacak. Bu cumhuriyetin kuruluşundan beri yapılan en köklü değişiklik. Bunun temelini 2007’de attık. Cumhurbaşkanı seçilemeyince halka gitmek zorunda kaldı bu mesele. Yürütmede erkin tek olması lazım. Bu değişiklikle beraber yürütmeyle yasamayı aynı anda seçiyoruz. Yürütme ayrıca hesap veriyor, yasama da yasaları çıkarıyor ve yürütmeyi denetliyor. Cumhurbaşkanı ve yasama arasında herhangi bir anlaşmazlık olursa, cumhurbaşkanı seçime götürebiliyor ülkeyi. Ama kendisi seçim kararı aldığında Meclis de otomatik seçime gidiyor veya tersi. Meclis seçimleri yenilemeye karar veriyor, bu sefer cumhurbaşkanı da aynı anda seçime gitmiş oluyor. Yürüme ve yasama erki birbirini güç olarak dengelemesi. Bu da çözümü getiriyor. Eğer gidiyorsan kendini de yakıyorsun. Oturup uzlaşacaksınız, çözüm üreteceksiniz. Diğer başkanlık sistemlerine göre biraz yeni bir boyut. Ülkenin demokrasisinin gelişmesine, uzlaşma kültürünün daha da artmasına vesile olur diye düşünüyoruz”
Kaynak: Hürriyet

26Karlov’un ismi büyükelçilik sokağına verildi

Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek eşi Nevin Gökçek ile birlikte meclis kararını dün Büyükelçinin eşi Marina Karlov’a takdim etti. Büyükelçilikteki törende Marina Karlov’a bir kez daha başsağlığı dileklerini ileten Başkan Gökçek, “Sayın Karlov’un bir cinayete kurban gitmesi dolayısıyla Türkiye olarak üzgünüz. Büyük bir mahcubiyet yaşıyoruz. Terör her yerde görevini yapıyor. Amaçları doğrudan doğruya Türkiye ve Rusya ilişkilerini bozmak idi. Cinayeti kimlerin işlediği aşağı yukarı ortaya çıktı. FETÖ ve onun bağlı olduğu güçler Rus-Türk ilişkilerini bozmak için bunu yaptı. Gerçekler ortaya çıkınca işler tersine döndü.

YENİ TABELALAR TAKILDI

Sayın Karlov’a olan sevgimizi ve ayrıca Türkiye Rusya dobtluğunun simgesi olarak Karlov’un anısına Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nden bir karar alarak hemen elçiliğin önünde bulunan eski adıyla Karyağdı Sokağını Andrey Karlov olarak değiştirdik. Hanımefendinin önünde bu töreni yapalım istedik. Kendisine hem bunun belgesini verelim hem de aynı zamanda Türkiye Rusya dostluğuna simge olması için ayrıca bir vazomuzu hediye edelimi istedik” diye konuştu. Marina Karlov ise “Eşime bu kadar büyük değer verdiğiniz için teşekkür ederim. Eşim Andrey Karlov Rus Türk ilişkilerinin pekiştirilmesi için çok çaba sarf etti. İlişkilerimiz pekiştirilerek çok iyi olacak. Biz Türkiye’yi çok severiz, teşekkür ederiz” dedi. Törenin ardından Büyükşehir ekipleri de sokağa yeni tabelaları taktı.
Kaynak: Hürriyet

25FETÖ’nün Marmara Üniversitesi yapılanması iddianamesi tamamlandı

Ümit TÜRK/İSTANBUL, (DHA) FETÖ’nün Marmara Üniversitesi’ndeki akademik yapılanmasına ilişkin aralarında profesörlerin de bulunduğu 15’i tutuklu 40 şüpheli hakkında başlatılan soruşturma tamamlandı. Şüpheliler hakkında “Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7.5 yıldan 15’er yıla kadar hapis cezası talep edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Mehmet Şenay Baygın tarafından FETÖ’nün akademik yapılanmasına ilişkin yürütülen soruşturmada, örgütün Marmara Üniversitesi’ndeki yapılanmasına yönelik hazırlanan iddianame tamamlandı. Aralarında profesör ve doçentlerin de bulunduğu 15’i tutuklu 40 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, tüm şüphelilerin örgütün şifreli haberleşme programı olan “Bylock”u kullandıkları ve Bank Asya’da hesap hareketlerinin varlığı delil olarak gösterildi. Tüm şüpheliler hakkında “Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7.5 yıldan 15’er yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede ayrıca, tutuksuz bulununan 25 şüpheli hakkında da yakalama kararı çıkarılması talep edildi.
BAŞSAVCILIK İDDİANAMEYİ ONAYLADI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili İsmail Uçar tarafından onaylanan iddianame, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Kaynak: Hürriyet

24Büyükelçi Andrey Karlov’un adı yaşadığı sokağa verildi

Tahsin GÜNER-Muhammet BAYRAM/ANKARA, (DHA) – ANKARA’da katıldığı sergi açılışında, uğradığı suikast sonucu öldürülen Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un ismi, büyükelçiliğin bulunduğu ve kendisinin de ikamet ettiği Karyağdı Sokak’a verildi. Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek, belediye meclisi kararının bir nüshasını Karlov’un eşi Marina Karlov’a verdi.

Ankara’da suikast sonucu öldürülen Rus Büyükelçi Andrey Karlov’un ismi, Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek’in önerisiyle Büyükşehir Belediye Meclisi’nde oy birliğiyle alınan karar ile Ayrancı Mahallesi’nde bulunan Karyağdı Sokak’a verildi. Başkan Gökçek, Karlov’un isminin Karyağdı Sokak’a verilmesine ilişkin meclis kararını, eşi Nevin Gökçek ile birlikte Karlov’un eşi Marina Karlov’a takdim etti. Gökçek, Marina Karlov’a taziyede bulunduktan sonra yaptığı açıklamada, “Sayın Karlov’un bir cinayete kurban gitmesi dolayısıyla Türkiye olarak ziyadesiyle üzgünüz. Ve büyük bir mahcubiyet yaşıyoruz. Ama terör her yerde görevini yapıyor amaçları doğrudan doğruya Rusya ve Türkiye ilişkilerini bozmaktı. Cinayeti kimin işlediği aşağı yukarı kimin işlediği ortaya çıktı. FETÖ ve onun bağlı olduğu güçler, Rus-Türk ilişkilerini bozmak için bunları yaptı. Ama gerçekler ortaya çıkınca işler tersine döndü. Biz sayın Karlov’a olan sevgimizi ve ayrıca Türkiye-Rusya dostluğunu simgesi olarak KArlovun anısına dün Büyükşehir belediye meclisinden karar alarak, elçiliğin önüğnde bulunan eski adıyla Karyağdı sokağın adını Andrey KArlov olarak değiştirdik. İstedik ki hanımefendinin önünde bu töreni yapalım. Kendisine hem bunun belgesini verelim hem de aynı zamanda Türkiye Rusya dostluğuna simge olması için ayrıca bir vazomuzu hediye edelimi istedik” diye konuştu.

Başkan Gökçek, açıklamanın ardından Marina Karlov’a belediye meclis kararını verdi. Marina Karlov, “Eşim Andrey Karlov Türk-Rus ilişkilerinin pekiştirilmesi için büyük çaba sarf etti. İlişkilerimiz pekiştirilerek çok iyi olacak. Biz Türkiye’yi çok severiz, teşekkür ederiz” dedi. Törenin ardından belediye ekipleri, büyükelçiliğin bulunduğu sokağa gelerek, tabelaları değiştirdi.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

23Atatürk Üniversitesi’nde FETÖ’cülere aktarılan 5 milyon liralık proje parası geri alındı

Zafer KUMRU/ERZURUM, (DHA) – ATATÜRK Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ömer Çomaklı, yaptıkları araştırmada proje kaynaklarının bir çoğunun terör örgütü FETÖ mensuplarına usulsüz aktarıldığını belirterek, “FETÖ’cülerin ihracından dolayı 5 milyon lira aktarılan proje bedelini geri aldık” dedi. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü nedeniyle Turizm Fakültesine ait Uygulama Otelinde basın mensuplarıyla bir araya gelen Prof. Dr. Ömer Çomaklı, göreve başladığı günde FETÖ/PDY ile mücadeleyi birinci öncelikli vazife olarak saydıklarını bildirdi. ‘Suçsuz ve günahsız’ olanlara zarar gelmemesi için ihtiyatlı yaklaştıklarını anlatan Prof. Dr. Çomaklı, 200’ü akademik olmak üzere 263 personel hakkında soruşturma başlattıklarını, bunlardan 114’ü akademik olmak üzere 160 personelin üniversite ile ilişkisinin kesildiğini, 28’i akedemik toplam 37 personeli ise görevine iade ettiklerini belirtti. Üniversitede 58’i akedemik toplam 66 personelin soruşturmasının devam ettiğine hatırlatan Prof. Dr. Çomaklı, FETÖ yapılanmasını ortadan kaldırmak için kökünü kazıyacaklarını ifade etti.
Öğretim üyelerine yapacaklarını projeler için 30 milyon lira vereceklerini anlatan Prof. Dr. Çomaklı, şunları söyledi:”Projelerin insanlığın, bölgenin, ülkeye faydalı olmasını istiyoruz. FETÖ ile yaptığımız mücadelede gördük ki proje kaynaklarının bir çoğu ne yazık ki FETÖ mensuplarına usulsüz aktarılmış. Bununla ilgili soruşturma başlattık. Ben bütün birimler ile ilgili gerekli kurum içi denetlemeyi başlattım. Hata yapanlar kim varsa gereğini yapacağız. FETÖ’lerin ihracından, ihraç edilenlerin üzerinde olan kasamıza 5 milyon civarında bir parayı geri çevirdik. Proje değerlendirme birimimizi de yeniden yapılandırdık. Tamamen TÜBİTAK modeli bir sistem getirdik.”ÇOMAKLI: AHLAKSIZ TEKLİFLER GELDİAtatürk Üniversitesi Vakfı’nı da yeniden yapılandırdıklarını vurgulayan Prof. Dr. Çomaklı, FETÖ kapsamında tutuklanan AK Parti eski İl Başkanı Murat Kılıç’ın işlettiği vakfa ait pastaneyi boşaltırdıklarını belirtti. Prof. Dr. Çomaklı, bu konuda şunları söyledi:”Vakfın elindeki kaynakları tamamen gözden geçirdik. Pastaneyi kimseye kiraya vermedik. Müsteciri çıkarmak kolay değil. Bir başkasıyla mahkemeliğiz. Onu da çıkaracağız. Hiç şakası yok. Pastanenin yerini ihale edin, şuna verin, buna verin, dediler. Çok büyük paralar verdiler. Ahlaksız teklifler de geldi. Yakınlarımızdan şundan bundan. Bizim öyle bir derdimiz olmadığı için. Bizim üç temel konuda sıkıntımız yok. Rahatız. Biz orayı kitap cafe yapacağız. Erzurum’da çok farklı bir yer olsun istedik. İmza günlerinin yapıldığı çok güzel model düşünüyoruz. Bizim para kazanma diye misyonumuz yok.””MÜSTECİRLERDEN TOPLADIĞIMIZ ZEKATLARLA 260 ÖĞRENCİYE BURS VERDİK”Atatürk Üniversitesinde okuyan ihtiyaç sahibi öğrencilere yönelik olarak bir çalışma yaptıklarını aktaran Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı, kantinleri işletenler ve Vakfa ait yerlerin müstecirleri ile bir toplantı yaptıklarını bildirdi. Prof. Dr. Çomaklı, şöyle devam etti:”Biz dedik ki bir yerden burs almayan, para almayan özellikle kız öğrencilerimize sahip çıkalım. Müstecirler ile bir araya geldik. Bizim müstecirlerimiz var 130’un üzerinde. Gelin çorba içelim, dedik, adamlar şok oldular. Rektör bizimle yemek yiyor. Dedik ki 3 ay da bir defa bir kantinde beraber olalım. Mutlu oldular. Siz bu öğrencilerin sırtından para kazanıyorsunuz. İsteyen bir aylığını zekat olarak versin. Ayrı bir hesap açtık. Öğrenciye burs zekat anlamında. İlahiyatçılar bu konuda fetva verdiler. Zekatlarla burs almayan 260 öğrenciye burs verdik. Allaha hamd olsun. Çok mutlu oldular. Biz kimseden zorla para almıyoruz. ” FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

22Prof. Alkin: Ortadoğu’da sular durulmadan dövizdeki dalgalanma durulmaz

İSTANBUL (DHA) – TÜRKİYE’DE her zaman dövizin yükselme ihtimalinin düşme ihtimalinden fazla olduğunu belirten İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, “Referandum sürecini geçirmeden ve Ortadoğu’da sular durulmadan döviz kurlarındaki dalgalanmanın durulacağını sanmıyorum. Dolar 2017’de 4 TL’yi görebilir. Herkes buna hazırlıklı olsun” dedi.

Anayasa değişiklikleri oylamaları sonrası referanduma gidileceğini hatırlatan Prof. Dr. Emre Alkin, belirsizlikler yüzünden vatandaşın 2017’nin güzel geçeceğine inanmadığını belirterek şöyle konuştu:

“Ankara’da her ne kadar ‘2017 çok güzel olacak’ deseler de Türkiye’nin önünde çok ciddi belirsizlikler var. Yatırımcılar ve vatandaş zaten bu açıklamalara mesafeli yaklaşıyor. Referandum süreci geçireceğimizi de göz önüne alırsak belirsizliğin devam edeceği ortada.”

Türkiye’nin önceliklerini gözardı ederek anayasa değişikliklerini mecliste oylamaya sunmasının dolar üzerinde büyük bir baskı uyguladığını belirten Prof. Dr. Emre Alkin, “Türkiye’nin başka öncelikleri var ancak mecliste anayasa değişikliklerinin tartışılması ve bir yandan devam eden sınır ötesi operasyonları dolar/TL paritesini olumsuz etkiledi. Belirsizliği seven dolar bu etkenlerle yükselişe geçti” dedi.

“VATANDAŞ 2017’NİN GÜZEL OLACAĞINI DÜŞÜNMÜYOR”

Doların son zamanlarda yaşadığı yükselişinin altında yatan birden fazla neden olduğunu dile getiren Emre Alkin, yükselişin nedenlerini şu şekilde sıraladı:

“Şu an Türkiye’nin uyguladığı ekonomik model çok eski. Tamamen inşaata, kamu harcamalarına ve tüketime dayalı bir model uygulanıyor. Bu da yurtdışından gelen yabancı yatırımcıya pek moral vermiyor. Yatırımcıların düşüncesi genelde ‘Burada imalat sanayinin en eski haliyle yatırımlar var, çok fazla kar elde edemeyeceğim bir yerde yatırım da yapamam’ şeklinde oluyor.”

“DAVUTOĞLU POLİTİKASININ HASARLARINI YAŞIYORUZ”

Ekonomide yaşanan çalkantıların bir nedenini de Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na bağlayan Emre Alkin, “Komşularımızla kavgalarımızı henüz bitirmeye başladık. Hala dış politikada Davutoğlu’nun yarattığı ciddi hasarların etkilerini yaşıyoruz” dedi.

Alkin, “Yeni ABD Başkanı Donald Trump 21 Ocak’ta yemin edecek. İlk açılış konuşmasında tuhaf şeyler söylerse sadece Türkiye değil tüm dünya allak bullak olacak ki bence bunu yapacak. Bundan hemen sonra Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararı gelecek. Bu karar piyasayı memnun etmezse dövizin yükselme ihtimali var. Daha sonra Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Fitch, Türkiye’nin kredi notunu açıklayacak ve sonuç büyük ihtimalle notu kırmak olacak. Türkiye’nin kredi notu düşerse döviz yükselecek. FED de, 1 Şubat’ta faiz kararını açıklayacak. Bunu da hatırlatayım” dedi.

“DOLARDA 1’E 400 NİSPETİNDE DENGESİZLİK VAR”

Dövizin yükselmesi için gerekli tüm sebeplerin son 10 gündür yaşandığını söyleyen Alkin, şöyle devam etti:

“Tüm bu sıkışıklıkları gören yatırımcılar pozisyon almaya başladı. Döviz cinsinden borçlanma konusunda sıkıntı yaşayan, sendikasyon ödemelerinin tarihleri gelenler ve bu yüzden mecburen döviz toplamak zorunda kalan müesseseler var. Bir de spekülatif amaçlı olmasa da gelecek korkusuyla tasarruflarını dolara çevirenler var. Basılmış dolar miktarı belli olmasına rağmen basılmış ve talep edilen dolar arasında küresel olarak 1’e 400 nispetinde bir dengesizlik var. Bu yüzden, bu gidişatı sürpriz olarak değerlendirmiyorum. Bu şartlarda doların bu denli yükselmesi çok normal.”

Olağanüstü hali FETÖ ile mücadele için hükümete tanınmış bir hak olarak değerlendiren Alkin, ekonomide OHAL etkisi olmadığını vurguladı.

“TTİP’İN İPTAL EDİLMESİ TÜRKİYE’NİN LEHİNE”

Trump’ın iş başına gelmesinin ardından Türkiye ve ABD ilişkilerinin ne yönde evrileceğini de değerlendiren Alkin, konuşmasını şöyle bitirdi:

“Trump’ın koltuğa oturmasıyla Türkiye ve ABD arasında ekonomik olarak değil de siyasi olarak bazı yakınlaşmaların olabileceğini tahmin ediyorum. Trump, Türkiye’nin dahil olmakta zorlandığı Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması’nı (TTİP) iptal edecek. Çünkü o sadece üzerinde çalışılmış ancak imzalanmamış bir anlaşmaydı. Bu sebeple TTİP’in iptal edilmesini Türkiye’nin lehine görüyorum. Fakat şu an Trump, ABD’nin imzaladığı ve yürürlükte olan herhangi bir anlaşmayı iptal edemez. Cumhuriyetçiler de Trump’a bunu yapması için destek vermezler. O yüzden Trump’ın gelişiyle birlikte belki FETÖ soruşturmasıyla alakalı olarak bir yardım gelebilir.”

(FOTOĞRAF)
Kaynak: Hürriyet

21İBB Meclisi’nde ” Anayasa Değişikliği” gündemi

Ezgi ÇAPA/İSTANBUL,(DHA) İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin gündeminde Anayasa değişikliği vardı. Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) İBB Grup Başkanvekili Ertuğrul Gülsever, son günlerde yaşanan terör olayları ve Anayasa değişikliği ile ilgili gündem dışı söz aldı. Parlamenter demokrasinin ortadan kaldırılarak başkanlık sisteminin getirilmek istendiğini savunan Gülsever, “Başımızda bunca bela varken, bu Anayasa değişikliğinin zamanı mı Allah aşkına? Siyasi iktidar bir yandan birlik beraberlik olalım diyor bir yandan toplumu ortadan ikiye bölmesi kaçınılmaz olan bu gerilimi yaşatıyor. Biz biliyoruz ki, biraz sağduyusu olan herkes bunu son derece gereksiz ve zamansız bir iş olduğunu biliyor. Toplum yeterince bilgi sahibi olmadan, üniversiteler, hukuk fakülteleri fikirlerini söyleyemeden anayasa değişikliğini alelacele parlamentodan geçirmeye çalışıyorlar” diye konuştu. Gülsever’in ardından kürsüye çıkan Ak Parti Grup Başkanvekili Temel Başalan Anayasa değişikliğine değinmediği konuşmasında, “PKK’sıyla, DEAŞ’ıyla, FETÖ’süyle tüm terör örgütleri aynı amaç için ülkemize, milletimize saldırmaya devam ediyor. Allah’ın yardımıyla teröristlerin, terör örgütlerinin ve arkasındaki güçlerin üstesinden geleceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın” ifadelerini kullandı.
(FOTOĞRAF)

Kaynak: Hürriyet

20FETÖ soruşturmasında şok iddia…

Ordu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve FETÖ’nün Ordu’daki faaliyetlerine ilişkin iddianamede, örgüte ait yurtlarda kalan kız öğrencilerin ‘abla’ olarak adlandırılan ilçe sorumluları tarafından çıplak fotoğraflarının çekildiği ve bu fotoğrafların ileride örgütten kopma ihtimaline karşı şantaj olarak kullanıldığı öne sürüldü.

İddianame de ayrıca, örgütün yasa dışı faaliyetlerle finansman sağladığı, himmet, bağış, burs gibi çeşitli adlarla toplanan paralarla gayrimenkuller alınarak ‘kara para akladığı’ iddia edildi.
Kaynak: Hürriyet

19CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: Deniz Baykal tarihe geçecek bir konuşma yaptı

İşte Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları:

”Cumhuriyet zor şartlar altında kuruldu. Atatürk’ün cumhuriyet kurulduktan sonra bir sözü vardır, 1923’te şöyle der: Milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi iradesini başkasına vermekten kaynaklanmıştır. Bu kadar acı tecrübeler geçiren milletin bundan sonra egemenliğini tek kişiye vermesi mümkün değildir.

DENİZ BAYKAL TARİHE GEÇECEK BİR KONUŞMA YAPTI

Geçmişini bilmeyen geleceğini inşa edemez. Şimdi gündemimizde bir anayasa değişikliği var. Önceki genel başkanımız Deniz Baykal tarihe geçecek bir konuşma yaptı. Milletvekillerimiz çok büyük çaba sarf etti.

Çok partili hayatı bu ülkeye getiren partiyiz. Demokrasinin gelişmesini isteyen bir partiyiz. Bizim adımıza konuşan, tarihe not düşen önceki genel başkanımız CHP’ye yakışan bir konuşma yapmıştır.

Biz her türlü düşünceye saygı gösterirken herkese saygı gösterirken temel felsefemizin demokrasi olduğunu kimsenin unutmamasını isteriz.

Deniz Baykal: Halkın haberi yok

YARGI BAĞIMSIZ DEĞİLSE HAKLAR GÜVENCE ALTINDA DEĞİLDİR

Bir ülkede yargı bağımsız değilse haklar güvence altında değildir. Benim hak arama güvencem anayasa teminatı altında olmalıdır.

Yine bazı vatandaşlarımız diyebilir ki ‘bir kişiye yetki verelim yönetsin, kavga dövüş de olmaz.’ Dünyada yetkilerin tek elde toplandığı kavgasız dövüşsüz bir örnek yoktur.

En son örneği Hitler’dir Almanya’da. Seçimle gelmiş bütün yetkileri eline almıştır. Hitler sadece Almanya, Avrupa değil bütün dünyayı kana bulamıştır.
Ve Almanlar yeni anayasa yazarken direnme hakkını yazmışlardır.

Anayasalar elbette değişir. En güzel örneğini vereceğim. Rahmetli Ecevit’in başbakanlığı döneminde 38 madde değişmiştir. Anayasa uzlaşma komisyonu kurmuş her partiden eşit sayıda temsilci vermiştir komisyona.

OHAL VAR, KİMSE KORKUDAN KONUŞAMIYOR

OHAL var. Kimse korkudan konuşamıyor. Her an herkes tutuklanabilir. Herkesin her an mal varlığına el konabilir. Anayasa değişikliği yapılacak TBMM’nin etrafında TOMA’lar, kamyonlar. Ne oluyor? Savaş mı var? Böyle bir ortamda anayasa değiştiriyoruz.

Üniversiteler, rektörler, hukuk fakülteleri, barolar konuşamıyor. Dün Ankara Baro başkanı açıklama yapacak kıyamet kopuyor. Bu ortamda biz anayasayı değiştireceğiz diyorlar.

ANAYASADA NE DEĞİŞECEK KİMSENİN HABERİ YOK

Anayasada ne değişecek kimsenin haberi yok. ”TV’lerden canlı verin” diyoruz ”vermeyiz” diyorlar.

20 TEMMUZ’DA SİVİL DARBE YAPILDI

15 Temmuz kontrollü darbe girişiminde sonra 20 Temmuz’da sivil darbe yapıldı. Kimse unutmasın bunu. 20 temmuz sivil darbe tarihidir.

Bir darbe dönemi yaşıyoruz. OHAL kararnameleri ile TBMM’nin vermediği yetkiler kullanıldı. TBMM devre dışı bırakıldı. 12 Eylül darbe döneminde bile bunlar olmadı. Yargı tamamen siyasi iktidara teslim edildi. Üzülerek ifade edeyim Anayasa Mahkemesi bile siyasi iktidara teslim edildi.

NEDEN ŞİMDİ?

Şimdi diyorlar ki yeni anayasa yapacağız. Neden şimdi yapıyorlar?

Her darbeden sonra darbeciler anayasayı değiştirmişlerdir. Şimdi aynısını yapıyorlar.

16 Temmuz’da Meclis’e geldim, parlamenter sistemin güçlendirilmesi gerektiğini söyledim alkışladılar. Yenikapı’da aynısı söyledim alkışladılar. Bildiri yayınladık onu da alkışladılar.

Ne oldu da şimdi parlamenter demokratik sistemden vazgeçip totaliter sisteme geçiyoruz.

Kendi geleceklerini güvence altına almak için bu anayasa değişikliğini yapıyorlar: Zannediyorlar ki yaptıkları yolsuzlukları, insan hakları ihlallerini unutacağız.

ATATÜRK’E VERİLMEYEN BİR YETKİ BİR KİŞİYE VERİLECEK

Ne yapmak istiyorlar? Yüzde 51 ile seçilen cumhurbaşkanına milletin yüzde yüzünü temsil eden TBMM’yi feshetme yetkisi veriyorlar.

Milli iradeye ihanettir bu. Mustafa Kemal Atatürk’e verilmeyen bir yetki bir kişiye verilecek. Üstelik Türkiye’yi felakete sürükleyen bir kişiye verilecek. Üstelik PKK, FETÖ, IŞİD, El Nusra’nın kandırdığı bir kişiye verilecek bu.

Bu, milli iradeye ihanettir. Buna ‘evet’ diyen kendisine oy veren vatandaşa ihanet etmiş olacaktır.

NEYİNE YETMİYOR CUMHURBAŞKANLIĞI

Nasıl oluyor da hem tarafsız olacaksın, hem partili olacaksın. Neyine yetmiyor Cumhurbaşkanlığı. Bu ülke seni belediye başkanı, genel başkan, Başbakan, Cumhurbaşkanı yaptı. Bir değil 5 uçak verdi 1100 odalı Saray verdi. Daha ne istiyorsun arkadaş otur yerinde. Tarafsız davrandığı sürece saygı duyduk. Kendisinden istirham ettim, ‘Ne olur şu tasarıyı geri çek ülkeyi böleceksin’ dedim.
Niye kavga edelim. Türkiye’nin bu kadar derdi var illa bu mu olacak? Tarafsız ama partili cumhurbaşkanı aynı zamanda kendi partisinin milletvekillerinin hepsini belirleyecek. Bu sorun sadece Erdoğan sorunu değil Türkiye’nin geleceği sorunu. Başbakanlık tamamen kaldırılıyor. Türkiye tarihinde kendi ipini çeken bir başbakanla karşılaşmış olacağız.

AMAÇ, TBMM’Yİ CUMHURBAŞKANLIĞI’NIN ARKA BAHÇESİ HALİNE GETİRMEK

Güvenoyunu kaldırıyorlar. Neden? Çünkü diyorlar ki “Bu Meclis 2. sınıf. Bunlardan güvenoyu almaya gerek yok.” Böyle bir anlayış olabilir mi?
Amaç ne? TBMM’yi Cumhurbaşkanlığı’nın arka bahçesi haline getirmek. Gazi Meclis. Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Meclis. 15 Temmuz’da üzerine bomba yağarken darbecileri püskürten Meclis. Bu milli Kurtuluş Savaşı’nın ruhuna ihanettir.

TÜRKİYE SÜREKLİ BİR OHAL DÖNEMİNE GİRİYOR

Gensoru da kalkıyor. Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum. Kul hakkına saygı duyuyorsan bu anayasaya karşı çıkacaksın.
Milli Kurtuluş Savaşıyla gazi unvanını alan Meclis’i itibarsızlaştırmak istiyorlar.
Cumhurbaşkanı’na KHK çıkarma yetkisi veriliyor. Yani Türkiye sürekli olarak bir OHAL dönemine giriyor. Türkiye bunu hak ediyor mu?
Milletvekilleri kendi vicdanlarıyla oy kullanmalıdır. Çocuklarının geleceği için oy kullanmalıdır. Birilerine yalakalık için oy kullanmak bir milletvekiline yakışmaz. Çünkü o milleti temsil ediyor.

TÜRKİYE BİR KİŞİYE TESLİM EDİLEBİLİR Mİ?

Meclisi, yargıyı bir adama teslim ettik. Bir partinin genel başkanı AYM’ye 12 üye atarsa o AYM tarafsız olabilir mi?
O hakim o Cumhurbaşkanı’nı yargılayabilir mi? Malı götürdüğünü göre göre beraat ettirecek adım gibi biliyorum.
Türkiye bir kişiye teslim edilebilir mi? Türkiye bu kadar küçük bir ülke mi? Kim olursa olsun biz bu sistem karşıyız.
20 Temmuz darbesinden sonra Türkiye’yi dar bir kıskacın içine sokmak istiyorlar.

2 SORU SORACAĞIM

2 soru soracağım: 15 yıldır tek başına iktidardalar. 15 yıldır çıkarmak isteyip de çıkaramadığınız bir kanun var mı? O zaman bunu neden getiriyorsunuz. Her istediğinizi yapıyorsunuz. Kanun çıkınca aksaklıkları düzelttik. Söyledik onlar da kabul etti.
İkinci sorum da şu: Getirilen bu anayasa değişikliği Türkiye’nin hangi sorunun düzeltecek? Bir Allah’ın kulu da çıkıp desin ki bu değişiklik çıkınca ekonomi düzelecek, işsizlik bitecek… Diyemezler neden çünkü 2 yıldır fiili başkanlık sistemi zaten var.
Vatandaşlarım şöyle düşünsün 2 yıl önceki Türkiye mi daha iyi şimdiki mi? Daha iyi diyenler sanayi sitelerine gidip bir baksın.Freni patlamış kamyon gibi gidiyoruz. Nereye gideceğimiz belli değil.
Şu anda kimsenin can ve mal güvenliği yoktur. Biz ülkemizde yaşarken görüş ayrılığımız, fikir ayrılığımız olabilir.
Ama bir ortak paydada hepimizin buluşması lazım. O ortak payda da demokrasidir. Bu memleketin huzura ihtiyacı var.
Tarihimize, geleneğimize, örfümüze, adetimize sahip çıkalım. Tarihimizde, geleneğimizde, örfümüzde böyle bir şey yoktur. Ortak akıl vardır. Bu mücadelenin arkasında olacağız. Bütün vatandaşlarımızın bizim ne kadar iyi niyetli olduğumuzu bilmesini istiyoruz.
Ülkemizi seviyoruz.
Kaynak: Hürriyet

18FETÖ operasyonunda 3’ü kadın 21 kişi gözaltında

Hakan ÇELİKBAŞ / SAMSUN, (DHA) – SAMSUN’da Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekiplerinin Samsun merkezli Ankara ve Kırklareli illerinde yaptığı eş zamanlı FETÖ/PDY operasyonunda 3’ü kadın 21 kişi gözaltına alındı.
Samsun Emniyet Müdürlüğü, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü ekipleri bu sabah Samsun merkezli Ankara ve Kırklareli illerinde eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi. 22 ekip halinde 90 polisin katıldığı operasyonda, aralarında Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde öğrenci olanlar, iş adamları, daha önce mesleklerinden ihraç edilen kamu görevlilerinin de bulunduğu 3’ü kadın 21 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin ev ve işyerlerinde yapılan aramada ele geçen delillere el kondu. Gözaltına alınanların bir kısmının Bylock kullandığı, Bank Asya’da katılım hesaplarının bulunduğu, terör örgütünün toplantılarına katıldıkları ve himmet verdikleri öne sürüldü.
Emniyet müdürlüğüne getirilen 21 şüpheli hakkında soruşturmanın devam ettiği bildirildi.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

17Kayseri’de FETÖ davasına devam edildi

Yasin DALKILIÇ/KAYSERİ, (DHA) – KAYSERİ’de Fethullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında aralarında Boydak Holding sahip ve eski yöneticilerinin de bulunduğu 67 sanığın yargılanmasına bugün de devam edildi. Bugünkü duruşma tutuksuz sanıkların ifadelerinin alınması ile devam etti. Sanıklardan memur Şaban Çınar, ”Hakkımıza bir çok suç yönetildi. Acaba, Rus büyükelçisinin öldürülmesi olayı da bizim dosyaya eklenecek mi?” dedi.
FETÖ/PYD soruşturması kapsamında aralarında Boydak kardeşlerin de olduğu 28’i tutuklu, 30’u tutuksuz, 9’u firari toplam 67 sanığın dün yapılan duruşması bugün de devam etti. Duruşmanın ikinci gününde tutuksuz sanıklardan Hüseyin Güngör, Hüseyin Aydın, Şaban Çınar, Şadi Gülek, Tamer Oğuz, Şahin Ekici ve Köksal Erdoğmuş savunma yaptı.
Tutuksuz sanık, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’nde memur olarak  olarak çalışan Şaban Çınar mahkemede savunma yaptı. Halen KHK ile açıkta bulunan memur Çınar, ifadesinde şunları söyledi:
“Kendimi aklamak için parçalamayacağım. Çünkü benim, suçum yok. Bize, yönetilen suçlamalar 17-25 Temmuz sonrası olaylar olarak ifade edilse de, sorular ve yönetilen suçlamalar bu tarih öncesine aittir. Davayı down sendromlu olarak nitelendirmek istiyorum. Terör örgütüne finans sağlamak suçlamasıyla yargılanırken, şimdi hakkıma birçok suçlama yöneltilerek eklemeler yapılmış. Şimdi soruyorum, Rus büyükelçisinin öldürülmesi de bizim dosyaya eklenecek mi? Evimde yapılan aramada 2 liste bulundu. Bu listeler, satın aldığım eve ve doğan çocuğuma hediye getiren kişilerdi. Ancak, hayırlı olsun amacıyla getirilen paralar himmet parası olarak nitelendiriliyor. Savcılığın yaptığı suç eklemelerini, kaçak yapı olarak değerlendiriyorum.”
Tutuksuz yargılanan diğer sanıklar Hüseyin Güngör, Hüseyin Aydın, Şadi Gülek, Tamer Oğuz, Şahin Ekici ve Köksal Erdoğmuş mahkeme de yaptığı savunma da kendilerine yönetilen suçlamaları kabul etmeyerek mahkeme de tahliyelerini istedi. Mahkeme alınan ifadelerin ardından duruşmaya öğle tatili nedeniyle ara verildi.
Kaynak: Hürriyet

16Diyarbakır’da FETÖ’nün akademik yapılanmasına operasyon: 26 gözaltı

Canan ALTINTAŞ/DİYARBAKIR, (DHA)- DİYARBAKIR merkezli 4 ilde FETÖ/PDY’nin akademik yapılanmasına yönelik başlatılan operasyon kapsamında gözaltına alınanların sayısı 26’ya çıktı. Soruşturma kapsamında aralarında akademisyenlerin de bulunduğu 45 kişi ifade için emniyete davet edilerek, ev ve işyerlerinde arama yapılıyor.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Diyarbakır, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Rize’de belirlenen adreslere polis dün sabah eş zamanlı operasyon düzenledi. FETÖ/PDY’nin akademik yapılanmasına yönelik düzenlenen operasyonlarda dün 3 kişi gözaltına alınırken, Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nde görevli, aralarında profesör, doçent ve doktorların da bulunduğu toplam 23 akademisyenin de bulunduğu 26 kişi gözaltına alındı.
Diyarbakır merkezli operasyonda diğer illerden gözaltına alınanlar da kente getirilirken, Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ndeki sorgularının devam ettiği öğrenildi. Soruşturma kapsamında bugün ise aralarında akedemisyenlerin de bulunduğu 45 kişinin ifadesine başvurulacağı, bunlardan bazılarının ev ve iş yerlerinde aramalar yapıldığı belirtildi.

Kaynak: Hürriyet

15Cumhurbaşkanı Erdoğan kaymakamlara seslendi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İdareciler Günü nedeniyle Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen Kaymakamlar Toplantısı ve Öğle Yemeği’nde konuştu.

İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

Ülkemizin ve milletimizin içinden geçtiği şu kritik dönemde idarecilerimizin çabası ve basireti belirleyici bir role sahiptir.

Türkiye içeride ve dışarıda çok büyük bir saldırı altındadır. Bu saldırı zayıf bir ülke olmaktan kaynaklanmıyor. Güçlü ve güçlenen bir ülke olduğumuz için bu saldırılar yapılıyor.

Bugün 3 milyonun üzerinde Suriyeli ve Iraklıyı misafir ediyoruz. Başlangıçta kısa süreli hesaplanan bu durum zamanla daha köklü tedbirleri gerekli kılmıştır.

Bu insanlar arasında ülkemize de ciddi katkı sağlayacak olanlar var. İçişleri  Bakanlığımız bu tür kişilere aileleriyle birlikte vatandaşlık vermek üzere bir çalışma yürütüyor.

Asıl çözüm Suriye ve Irak’ın yeniden ve huzura ve istikrar kavuşması olduğu açıktır.

Düne kadar DEAŞ’la mücadeleyi ilk sıraya koyan ülkelerin bugün nerdeyse DEAŞ’ı himaye altına almasını ibretle izliyoruz.

Açık konuşmak lazım Türkiye’nin karşısında isimleri  farklı harflerden oluşuyor, söylemleri farklı olsa da aslında aynı örgüt var. Biz bunların topuna birden terör örgütü, mensuplarına da terörist diyoruz.

Maruz kaldığımız saldırılar göstertiyor ki FETÖ, DEAŞ, bölücü örgüt ve DHKP-C arasında bizim açımızdan fark yoktur.

Hepsi de gözünü kan bürümüş zihinleri ve bedenlerini kiraya vermiş bir katiller güruhudur.

“YAŞADIĞIMIZ DÖNEM OLAĞANÜSTÜ BİR DÖNEM”

Dostluk müttefiklik iyi ilişkiler dayanışma gibi hususlar ancak siz güçlüyseniz bir karşılık buluyor. Ülke olarak hükümet olarak güçlü olmalıyız.
Yaşadığımız dönem rutin bir dönem değil olağanüstü bir dönemdir.

Çalışmalarımızı da bu olağanüstü hale mütenasip bir şekilde yürütmek zorundayız. Hiçbir terör örgütüne karşı müsamaha göstermeyeceğiz.

Emriniz altındaki muhtarlarla çok iyi diyalog kurup onlarla çok hassas bir çalışma yürütmelisiniz. Muhtarları asla ihmal etmeyin. Muhtarlar sizin için adeta birer uçbeyi gibidir. Onları yanınıza aldığınızda çok şey değişebilir.

Hani milli seferberlik diyorum ya bu çağrımın en başta gelen muhatapları sizlersiniz. Sizler bu milli seferberliğin en önemli planlayıcısı ve uygulayıcısı olarak arazidesiniz.

Yaşadığımız tecrübeler hem terörle mücadele etmeyi hem yatırım yapmayı hem de hedeflerimizden kopmamayı öğretti.

Burada vali yardımcılarımıza kaymakam kardeşlerimize bir tavsiyede bulunacağım. Kış mevsimindeyiz. Kömür ihtiyacı olan mı var. Sizler şoförün yanına oturmalısınız, kömürü bizzat götürüp teslim etmelisiniz.

İşte bu kaymakam unutulmaz. Ve bu dalga dalga o ilçede yansır. Herkes der ki ,”bizim böyle bir kaymakamımız vardı. Ummadığımız anda kapımızı çalar ihtiyacımızı sorar getirir bize teslim ederdi.”

Bir vatandaşım kendini sahipsiz hissederse diğer konularda çok başarılı olsanız bile benim nezdimde ağzınızla kuş tutsanız önemi yoktur

“TAYYİP ERDOĞAN İÇİN GÖZ, KULAK SİZSİNİZ”

Tayyip Erdoğan için el, göz, kulak, ayak sizsiniz. Başbakanımız için sizsiniz, siz varsanız elimiz ayağımız gözümüz var.
Kollarını sıvayıp işe girişen her idareci benim yol arkadaşımdır.
Kaynak: Hürriyet

14Kırşehir’de sağlıkçılara FETÖ operasyonu

Salih GÜNER/KIRŞEHİR, (DHA)- KIRŞEHİR’de, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Kamu Hastaneleri Birliğine operasyon yapıldı. Birlik Genel Sekreteri A.K. ile üroloji uzmanı Dr. M.Ş. ve göz doktoru S.T. gözaltına alındı.
Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ/PDY operasyonu kapsamında polis ekipleri, Kırşehir Kamu Hastaneleri Birliğine operasyon yaptı. Birlik Genel Sekreteri A.K. ile üroloji uzmanı Dr. M.Ş. ve göz doktoru S.T. gözaltına alındı. Bu operaspyonun yanı sıra Kırşehir Sağlık İl Müdürlüğü’nde Personel Müdürü olarak görev yapan Kırşehir Sağlık-Sen Şube Başkanı N.Y. ile yardımcısı olan, Sağlık İl Müdürlüğü’nde Şube Müdürü Ş.S. ve Kırşehir Devlet Hastanesi’nde memur olarak görev yapan G.G, bu sabah saatlerinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı. Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilen şüphelilerin sorgulamaları Emniyet Müdürlüğü’nde devam ediyor.
Kaynak: Hürriyet

13Manisa’da FETÖ’den 9 kadına gözaltı

İlker KILIÇASLAN/MANİSA, (DHA)- MANİSA’nın Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerinde, FETÖ/PDY örgütünün kadın yapılanmasına yönelik operasyonda, 9 kadın gözaltına alındı.
Manisa İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri bu sabah, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatlarıyla, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, Şehzadeler ile Yunusemre ilçelerinde operasyon yaptı. Örgütünün kadın yapılanmasına yönelik operasyonda, belirlenen adreslere eş zamanlı baskın düzenlendi. Toplam 9 kadın, gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra sorgulanmak üzere emniyete götürüldü.

Kaynak: Hürriyet

12Kozan belediyesi film seti oldu

Kozan Belediye Başkanı Musa Öztürk yönetmen, oyuncular ve set çalışanlarından oluşan yaklaşık 50 kişilik film ekibini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. Başkan Öztürk “Çekimleri cuma gününden bu yana ilçemizde devam eden Bordo Bereliler Suriye filmi, FETÖ bağlantılı bir terör örgütüne Suriye’de düzenlenen operasyonu konu alıyor. Film ekibi ile geçtiğimiz hafta Çukurköprü’de devam eden çekimlerde bir araya geldik ve kendilerini ilçemize davet ettik. Cuma günü Anavarza Antik Kentimizde yapılan çekimler dün de belediyemiz hizmet binasında devam etti. Film ekibine personelimiz de büyük destek verdi” dedi.
Kaynak: Hürriyet

11Antalya’da ilk FETÖ davası

 

Mustafa KOZAK/ANTALYA, (DHA) – ANTALYA’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında açılan davaların görülmesine başlandı.
FETÖ davalarıyla ilgili ilk duruşma, yeni kurulan Antalya 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Çoğunluğu mesleklerinden ihraç edilen Manavgat’ta görevli adliye personeli ve öğretmenlerden oluşan 3’ü tutuklu 17 sanığın tamamı duruşmada hazır bulundu. Silahlı terör örgütüne üyelikten tutuklu sanıklar Hüseyin Y. Musa O. ile M.M.E. ile tutuksuz sanıklardan Barbaros D. dosyayı incelemek üzere talepte bulunup ifade vermeyi reddetti.
DİNİ SOHBETLER YAPIP KURAN OKUYORDUK
Tutuksuz sanıklar Huriye Ç.,Hesna G., Ayşe K., Ş. Bal Ş.,Sami D., Mehmet P., Meryem Ş., M. Beyoğlu B., Esma G., Melek A, Emine Beyoğlu T., Nurşah A. ile Mahmut G. ise suçlamaları kabul etmedi. Katıldıkları toplantıların örgüt faaliyeti değil dini sohbetler olduğunu ileri süren sanıklar, bir araya geldiklerinde Kuran okuyup dua edip ayrıldıklarını, siyasi içerikli birşey konuşmadıklarını söyledi.
VATANIMA İHANET EDECEK BİRŞEY YAPMADIM
Dosyanın sanıklarından Nurşah A., “Sırayla evlerde toplanıp dini içerikli sohbetler yapıyorduk. Ben Kuranı Kerim okuyordum, ilmihal dersi yapıyordum. Fakat bunları tek başıma ben yapmıyordum, sıra ile herkes yapıyordu. Ben bunun örgüt faaliyeti olduğunu bilmiyordum. Öyle olduğunu bilseydim kesinlikle bir araya gelmezdim. Ben şu ana kadar vatanıma ve milletime hainlik yapacak birşey yapmadım. Bundan sonra yapacaksam Allah benim burada canımı alsın” dedi.
KORKUDAN ERKEN DOĞUM YAPTIM
Eşinin de FETÖ soruşturması kapsamında tutuklu olduğunu anlatan Nurşah A., “Eşimde ByLock programı görmedim, ben bu programı televizyondan öğrendim. Darbe gecesi evdeydim, korkumdan erken doğum yaptım” dedi.
Sanıklardan Ayşe K. da “2011’in yaz sonundan 2012’nin nisan ve mayıs aylarına kadar arkadaşlarımızla toplandık. Perşembe akşamları görüşüyorduk, fakat düzenli değildi” dedi. Sanıklardan Şerife Bal Şakar ise “Bu benim için onur kırıcı bir suçlama. 2011 ve 2012 yıllarında sohbetlere nadiren katıldım. Dini konuşmalar dışında başka birşey konuşulmuyordu, Kuranı Kerim okunuyordu” dedi.
BENİM DÖVMEM VAR
Sanıklardan Mehmet P. de ByLock adlı programı 16 Ağustos’taki sorgusunda duyduğunu söyledi. Mehmet P., “Sohbetlerine, gruplarına, okullarına, dershanelerine gitmedim ve katılmadım, yasal zeminde faaliyet gösterdikleri zaman bile siyasi görüş olarak zaten farklı düşünüyordum. Benim bu yapıyla hayat tarzım uyuşmaz. Ben vücudunda dövme olan cemaat mensubu görmedim. Benim vücudumda dövme vardır” dedi. Diğer sanıklar da suçlamaları kabul etmeyip beraatlarını istedi.
İfade vermeyen sanıklardan Hüseyin Y.’ın avukatı Alper Tunga Nuri Çimen, FETÖ’den tutuklu sanıkların avukatlarıyla yaptıkları görüşmelerin kayıt altına alındığını veya üçüncü bir kişinin gözetimi altında yapıldığını iddia etti. Bunun savunma hakkının ihlali olduğunu savunan Çimen, buna son verilmezse konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacaklarını söyledi.
Hüseyin Y., Musa O., M.M.E.’ın tutukluğuna devam kararı veren mahkeme, sanıklardan Ş. B.Ş., Melek A., Huriye Ç. hakkında verilen adli kontrol kararının kaldırılmasına, yurtdışına çıkış yasağının ise devamına karar verdi. Mahkeme eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

 
Kaynak: Hürriyet

10’15 Temmuz Turnuvası’nın ödülleri şehit ve gazi yakınlarından

KAHRAMANKAZAN Kent Konseyi’nce, FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi sırasında 4’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan kalkarak sivil halkı, Meclis’i ve devlet kurumlarını bombalayan F-16’ları engellemeye çalışırken 9 şehit, 92 gazi veren ilçedeki, şehitlerin ve gazilerin adına düzenlenen voleybol turnuvası tamamlandı. Turnuvada dereceye girenlere ödüllerini şehit yakınları ve gaziler takdim etti.

Kahramankazan Kent Konseyi her yıl aralık ayında ilçe genelindeki kamu kurumları, STK’lar ve vatandaşların oluşturduğu takımların mücadele ettiği voleybol turnuvasını, bu yıl 15 Temmuz Şehit ve Gazilerine ithaf etmişti. Kent Konseyi, bu kapsamda düzenlenen turnuvanın adını ’15 Temmuz Şehitler ve Gaziler Voleybol Turnuvası” olarak değiştirdi. 21 takımın mücadele ettiği turnuva tamamlandı. Dostluk rüzgârlarının estiği turnuvada, rakiplerini geride bırakan Mert Arıcılık birinci oldu. Turnuvada Artvin Gençlik ikinci, Sağlık Spor iseüçüncü olarak tamamladı. Turnuva boyunca mücadele eden takımlar Türkiye’de yaşanan terör saldırılarını kınayan ve bu saldırılarda hayatını kaybeden ve yaralananlarla ilgili anlamlı pankart ve dövizlerle sahaya çıktı.Turnuvada dereceye giren takımlara ödüllerini şehit yakınları ve gaziler ile Kahramankazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk takdim etti.

Başkan Ertürk, Kahramankazan’da her yıl geleneksel olarak düzenlenen turnuvanın ilçede var olan kardeşlik ve kaynaşma ortamına büyük katkı sağladığını söyledi. Ertürk, “Bu yıl ise anlamlı bir isimle turnuva yeniden düzenlendi. Bunun için Kent Konseyimize teşekkür ediyorum. Katılan tüm takımlarımıza da teşekkür ediyor, dereceye girenleri kutluyorum. 15 Temmuz’da ilçemizin verdiği destansı mücadeleyi unutmayacağız ve unutturmayacağız. Şehitlerimizin ve gazilerimizin adını her zaman yaşatacağız. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar ve hayırlı ömürler diliyorum” diye konuştu.

Kahramankazan Kent Konseyi Başkanı Gültekin Oğuz da, “Güzel bir turnuva süreci geçirdik. Bu turnuvayı düzenleyebiliyorsak bu şehitlerimizin ve gazilerimizin sayesindedir. Allah hepsinden razı olsun” dedi.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

9İzmir emniyetinde görev değişikliği

İl Emniyet Müdürleri Kararnamesi ile 26 Ekim’de İzmir’e atanan Hüseyin Aşkın, daha önce açıklanan terfi ve tayinlerin ardından bazı birimlerde değişikliğe gitti.

Vali Erol Ayyıldız’ın onayıyla, 26 il emniyet müdür yardımcılığı ile 74 ilçe ve şube müdürlüğüne yeni görevlendirme yapıldı. Özellikle Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ), PKK, DEAŞ ve diğer terör örgütlerine önemli darbelerin vurulduğu İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi, Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesine yeni müdürler atandı.

İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın’ın yeni ekibinde Asayiş Şube Müdürü, Kemalpaşa İlçe Emniyet Müdürü, Çocuk Şube Müdürü ve Özel Kalem Büro Amirinin de kadın olması dikkati çekti.

Kaynak: Hürriyet

8Erzurum’da FETÖ operasyonu

İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla örgütün finansal yapılanmasının deşifre edilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

Bu kapsamda Erzurum, İstanbul ve Trabzon’da düzenlenen eş zamanlı operasyonda, haklarında gözaltı kararı verilen 21 zanlıdan 18’i yakalandı.

Erzurum’da gözaltına alınan zanlılar, Palandöken Devlet Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra İl Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Terör örgütüne maddi destek sağladığı ve faaliyet yürüttükleri iddiasıyla İstanbul ve Trabzon’da gözaltına alınan zanlıların da işlemlerinin ardından Erzurum’a getirileceği öğrenildi.

Aranan 3 zanlının yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

Kaynak: Hürriyet

7İzmir’de proje okul sayısı artacak

İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, İzmir’de okullarla ilgili oluşturdukları planları açıkladı. Konak, Karabağlar gibi ilçelerde okul yapacak arsa bulamadıklarını, mevcut binaları etkin şekilde kullanarak okul ihtiyacını karşılayacaklarını söyledi. Hedeflerinin 2020 yılına kadar ikili öğretimi sıfırlamak olduğunu söyleyen Yahşi, arsa bulamadıkları ilçelerde, fen lisesi ve Anadolu liselerini askeri alanlara taşıyıp, bu binalara ilk ve ortaokul yapmayı planladıklarını belirtti. İlkokul ve ortaokul öğrencilerinin eğitime ulaşabilmek için uzun mesafelere gitmesini istemediklerini söyleyen Yahşi, “Liseli öğrenciler uzağa gidebilir ancak ilkokul ve ortaokul öğrencileri zorlanıyor. Bu sayede servis sayısını da azaltacağız” dedi.

GÜZEL SANATLARDA EKSİĞİZ

Güzel sanatlar lisesi konusunda eksiklik olduğunu söyleyen Yahşi, “1 tane güzel sanatlar lisemiz var. Bunun sayısını arttıracağız, özellikle Türk halk müziğine yönelik bir güzel sanatlar lisesi açacağız. Hem İzmir’e uygun hem de bu alanda eksiğimiz var. Akademik gelişim, sosyal gelişim ve sportif gelişimi önemsiyoruz. Sosyal ve sportif gelişimi Kadıköy örneğiyle geliştirmek istiyoruz” diye konuştu.

Tematik meslek liseleri konusunda çalıştıklarını anlatan Ömer Yahşi, “Foça’da deniz kıyısında bir meslek lisesi var. Burayı spor lisesi yapalım dedik. Çünkü meslek lisesi vasfını yitirmiş. Denizin kıyısında, güneşin yılın 360 günü ısıttığı bir coğrafyada iyi sporcular yetiştirmemiz lazım. Bir de öğretmen evi var. Burayı da birkaç milyon liralık yatırımla, 150 kişilik yatak kapasiteli hizmet içi eğitim enstitüsüne çeviriyoruz. Türkiye çapında müdürler, şube müdürleri, öğretmenler burada eğitim alacak” dedi.

23 YAŞINDAN SONRA ÖZEL EĞİTİM

23 yaşından sonra özel eğitime devam edilemediğini hatırlatan Yahşi, “Ben 6 ay önce göreve geldiğimde 550 evde bu çocuklar hiç dışarı çıkmıyorlardı. Bu nedenle 5 özel eğitim okulu açtık. Ancak 23 yaşından sonra bu çocuklarımıza eğitim verilmiyor. Bu çocukları aileleriyle baş başa bırakmamız mümkün değil. Karşıyaka ve Buca’da 23 yaş üstü çocuklara yönelik merkezler oluşturuyoruz. Karşıyaka’da öğrencisi az olan bir ilkokulda yapılan merkezimiz 25 gün içinde açılacak” diye konuştu.

YURTLARA SIKI DENETİM

Adana’da öğrenci yurdunda meydana gelen yangını hatırlatan Yahşi, bu konuda denetimleri sıkı şekilde yürüttüklerini ve taviz vermediklerini söyledi. Özel yurtların emniyet, milli eğitim müdürlüğü, dernekler masası, büyükşehir itfaiye, çevre ve şehircilik il müdürlüğü ve il sağlık müdürlüğü tarafından ortaklaşa denetlendiğini belirterek, kaçak durumdaki, 12 öğrenci yurdu, 12 eğitim merkezi, 4 anaokulu, 44 kurs olmak üzere toplamda 72 kaçak kurumun kapatıldığını açıkladı.

Öğrencilere yönelik cinsel istismarla ilgili çok net tavırlarının olduğunu ifade eden Yahşi, “İzmir’de bundan sonraki dönemde, doğru anlaşılan ve ispat edilen bir olayda Milli Eğitim Müdürlüğü olarak müdahil olacağız. 11 avukatımızla şikayetini biz gerçekleştireceğiz. Mahkemeye gidip davayı açacağız. Şu ana kadar yaşananları takip ediyoruz. Silik ve sinmiş haldeki çocukları birileriyle baş başa bırakmıyoruz. Zihinsel engelli çocuğumuza gerçekleştirilen tacizle ilgili, biz tarafız. Zihinsel engelli öğrencilerimizin bedenlerini tanımasına yönelik, rehber öğretmenlerimiz ve psikologlarımızla birlikte eğitim vereceğiz” dedi.

OKUL BAHÇESİNE OTOPARK YASAĞI

Okul bahçelerinin otopark olarak kullanılması konusunda ise Yahşi, “Ben bu şekilde kullanıma karşıyım. Çocukların zaten oynayacak yeri yok. Bu şekilde onlara ait olan alanları kullandıramayız. Kadıköy ve Beşiktaş’tan biliyorum, belediye diyor ki; ’Ben okulu yıkıp yeniden yapayım, altına da otopark yapayım’ bu olabilir. Ama bahçelerin otopark yapılmasına karşıyım” dedi.

Proje okul sayısının arttırılması gerektiği görüşünde olduğunu söyleyen Ömer Yahşi, “Kendini yenilememiş, kendini geliştirememiş öğretmen ile müthiş zeki bir öğrenci aynı sınıfta olduğu zaman çocuk bir süre sonra bıkıyor. İzmir’deki proje okulları ile ilgili bir sıkıntı yaşanmadı. İzmir’de proje okullarında yüksek lisanslı 25 öğretmen varken, 42’ye yükseldi. Doktoralı öğretmen sayısı ise 3’ten 19’a yükseldi. Zeki öğrencinin karşısında duramayan öğretmen, besleyemeyen öğretmeni oralarda zorla tutuyorduk, şimdi öğrenci buna karar veriyor. Biz İzmir’de proje okul sayısını da arttıracağız” dedi.

Yahşi, “İzmir’de FETÖ kapsamında toplam bin 365 personel açığa alındı. 2016 yılında, 965 personel de ihraç edildi. 225 personel görevden uzaklaştırılırken, 175 personel ise göreve iade edildi. Bu toprakları ihaleyle almadık. Tepsiyle de bize sunulmadı. Bu noktada titiz davranıyoruz. İzmir’de yaklaşık 700 bin öğrenci bize emanet. İstikameti Pensilvanya’ya dönmüş öğretmenle çalışmak istemiyoruz” dedi.

 
Kaynak: Hürriyet

6Beyaz Saray Sözcüsü’nden ‘FETÖ’ açıklaması

Earnest, günlük basın toplantısında, FETÖ elebaşı Gülen’in iade süreci ile Türk-Amerikan ilişkilerinin son durumuna ilişkin soruları cevapladı.

Josh Earnest, Türkiye’nin, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in iade edilmesi talebine ilişkin, “Adalet Bakanlığı, Türk hükümetinin yaptığı iade talebini destekleyecek ne gibi delillerin olduğunu tespit etmek için Türk muhataplarıyla birkaç aydır yakın bir şekilde çalışıyor.” açıklamasını yaptı.

Bu sürecin ne aşamada olduğuna dair elinde güncel bir bilgi olmadığını söyleyen Beyaz Saray Sözcüsü, “20 Ocak’tan önce konuya ilişkin bir gelişme beklenip beklenmemesi gerektiği” yönündeki soruya da bu tür süreçlerin zaman aldığı vurgusunu yaparak, “Bilmiyorum” yanıtını verdi.

ABD Başkanı Barack Obama’nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı son telefon görüşmesine ilişkin de değerlendirmeler yapan Earnest, Obama’nın, İstanbul’daki terör saldırısında hayatını kaybedenler için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a taziye dileklerini ilettiğini hatırlattı.

“Türkiye, ABD’nin çok önemli bir NATO müttefikidir. Nadiren ortaya çıkan bazı farklılıklarımıza rağmen Türkiye ile olan güçlü iş birliğimize değer veriyoruz.” diyen Josh Earnest, her iki ülke vatandaşlarının güvenliklerinin Washington ile Ankara’nın en önemli önceliği olduğunu vurguladı.

Kaynak: Hürriyet

5‘Bu ne menem iş’

EN SİNSİ, EN BÜYÜK İHANET
“15 Temmuz darbe girişimi tarihimizde devlete, millete yapılmış ilk ihanet değildir. Fakat hedefleri, uygulayıcıları ve sonuçları itibariyle en sinsi, en pervasız, en büyük ihanettir.

15 Temmuz nasıl içeride hainlerle vatan aşıklarını ayırmış, ayrıştırmışsa, dışarıda da aynı görevi icra etti. Bu hadise dostlarımız, müttefiklerimiz için de turnusol kâğıdı oldu. Kara gün dostluğunu ilk anlardan itibaren ispat eden belli ülkeler dışında dayanışma ve destek mesajları ancak darbe teşebbüsü başarısız olduktan sonra gelmeye başlamıştır.

KOL KANAT GERİLİYOR
Bizim yaşadığımız hadiselerin onda birine maruz kalmayanların bile aldığı önlemler ortadayken anayasamıza ve uluslararası hukuka uygun olarak hayata geçirdiğimiz OHAL ve diğer tedbirler ilk günlerden itibaren bu çevreler tarafından insafsızca, acımasızca eleştiriliyor. Daha da kötüsü darbeciler, FETÖ üyeleri, eli kanlı katiller maalesef kimi Avrupa ülkelerinde mağdur gibi karşılanmakta, kol kanat gerilmektedir. Şu anda hâlâ devam ediyor sığınma hakkı.

Suriyeli masumlardan, Arakanlı mazlumlardan, Afganistanlı, Afrikalı gariplerden esirgenirken, FETÖ’cü ve PKK’lı teröristlere altın tepside bunlar sunuluyor. Canını kurtarmak için bir tas çorba için kapılarına gelenleri kovanlar, darbecilere ve azılı teröristlere sahip çıkmaktadır. Dost demeye dilim varmıyor ama en azından müttefik bildiğimiz ülkelere yakıştıramadığımız bu tablo karşısında elbette üzülüyoruz. Bakıyorsunuz şu anda ülkemizde kara listede olup kaçan FETÖ mensubu, Amerika’da bir üniversitede rektör olarak atanabiliyor. Bu ne menem iştir, bu nasıl bir şeydir?

40 yıldır sinsi bir kanser hücresi gibi içimizde büyüyen, son 25 yıldır dünyayı bir ahtapot gibi saran böyle bir örgütle mücadele muhakkak kolay değildir. Adalet terazisine halel getirmeden, sapla samanı karıştırmadan, masumla suçluyu iyi ayırt ederek mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

ATEŞLE OYNUYORLAR
Birileri ısrarla en fazla Müslümanlara zarar veren, elinde en çok Müslüman kanı olan DEAŞ’ın terörü üzerinden İslam düşmanlığı yapıyor. Ekonomik ve siyasi sorunları çözmekte başarısız olan kimi Batılı siyasetçiler adeta can simidi gibi bu istismara sarılmış durumdalar. Bunun da etkisiyle Avrupa’da insanlarımızın ibadethanelerine, işyerlerine, kurumlarına yönelik saldırıların arttığına şahit oluyoruz. Açık ve net söylüyorum bunun adı ateşle oynamaktır. Batıda yükselen kültürel ırkçılık, bu ülkelerdeki Müslüman azınlığın güvenliği hususunda endişelerimizi ciddi olarak arttırmaktadır.

AB, STRATEJİK TERCİH
Avrupa Birliği halen ülkemiz için stratejik bir tercihtir. Bir taraftan bu hedef doğrultusunda adımlar atarken birliğin ülkemize yönelik çifte standartlı politikalarına da eyvallah demeyiz. Avrupa Birliği’nin artık Göç Mutabakatı taahhütlerini yerine getirmesi, ipe un sermekten vazgeçmesi gerekiyor. Olumlu gündem noktasında Gümrük Birliği’nin güncellenmesi müzakerelerine öncelik verilmesi de isabetli olacaktır.”

BİRLİKTE MESAFE KAYDEDERİZ
ABD ile ilişkilerimiz ziyadesiyle hassas bir dönemden geçiyor. Terörle mücadelede karşılaştığımız sıkıntılar, Obama yönetiminin son yıllarda ortaya koyduğu bazı tercihlerle birleşmiş ve kamuoyumuzda, siyasette tartışma konusu haline gelmiştir. DEAŞ, FETÖ ve bölücü örgütlerden gelen tehditlere karşı müttefikimiz ABD’yi, kararlı, güçlü ve tereddütsüz bir biçimde yanımızda görmek istiyoruz. Bölgesel konularda sayın Trump ile anlayış birliğine vararak kısa zamanda mesafe kaydedeceğimize inanıyorum.

İŞTE O REKTÖR
TÜRKİYE’de, ‘FETÖ çatı davası’, ‘KPSS sorularının sızdırılması’ ve ‘Futbolda şike kumpası’ gibi davalarda sanık olan ve hakkında tutuklama kararları bulunan eski Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali Tekalan, ABD Teksas’taki North American Üniversitesi’ne rektör atandı. Teksas’ta FETÖ üyeleri tarafından kurulduğu belirtilen üniversitenin internet sayfasında yer alan 19 Aralık tarihli duyuruda, Tekalan’ın üniversitenin üçüncü rektörü olarak atandığı ifade edildi. Teksas’ta 2010 yılında North American College adıyla faaliyete başlayan okul 2013 yılında ismini North American Üniversitesi olarak değiştirdi. Önce Avrupa’ya ardından da ABD’ye kaçan Tekalan, ‘aranan teröristler’ listesinde 300 bin TL’ye kadar ödül belirlenen gri kategoride yer alıyor.
Kaynak: Hürriyet

4Ankara’dan ABD’ye iki mesaj

DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün, Ankara’da JW Mariott Otel’de düzenlenen 9’uncu Büyükelçiler Konferansı’nın resmi açılış töreninde dünyanın dört bir yanından gelen Türk büyükelçilere hitap etti. Bakan, “ABD’nin önceki dönemde yapılan bazı hataları sürdürmeyeceğine inanıyoruz. İki öncelikli beklentimiz var. Birincisi FETÖ elebaşının ve diğer yöneticilerinin bir an önce ülkemize iade edilmesidir. İkincisi de PKK’nın uzantısı olan YPG ile işbirliğine son verilmesidir” diye konuştu. Çavuşoğlu, Türkiye’nin bu iki haklı beklentisinin karşılanmasının Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.

ASTANA SÜRECİ: Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenecek Suriye görüşmelerine de değinen Çavuşoğlu, şunları söyledi: “Şimdi Astana’da yapılacak toplantılara odaklandık. Buradan da Cenevre görüşmelerinden tamamlayıcı ve destekleyici somut bir sonuç çıkmasını bekliyoruz. Bir taraftan da sınır güvenliğimizi ve aynı zamanda Suriye’nin toprak bütünlüğünü destekleyen, toprak bütünlüğüne katkı sağlayan Fırat Kalkanı harekâtını sürdürüyoruz. Hamdolsun DEAŞ sınırlarımızdan temizlendi. Bu terör örgütü, Suriye’nin kuzeyinde savunmaya geçti.”

‘AB EKSİK KALIR’: Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini değerlendiren Çavuşoğlu, “AB liderleri şunu görmeli:  Türkiyesiz bir AB eksik kalacaktır… Avrupalı dostlara şunu söylüyoruz: Sürekli evrensel değerlerden geri adım atamazsınız” dedi. AB’nin sözlerini tutmadığına işaret eden Çavuşoğlu, “Bırakın sözünü tutmayı, müzakerelerin askıya alınmasını isteyecek kadar ileri giden çevreler var AB içinde” dedi. Çavuşoğlu, AB’den, PKK, FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadelede kararlı bir tutum sergilenmesini, varılan mutabakata uygun şekilde Türk vatandaşları için vize muafiyetinin bir an önce sağlanması ve AB üyeliği önündeki  engellerin kaldırılarak daha fazla faslın açılmasını beklediklerini dile getirdi.

KIBRIS MÜZAKERELERİ: Çavuşoğlu, “Bu hafta katılacağımız Cenevre’deki Kıbrıs Konferansı’nda yapıcı irademizi ve tutumumuzu sürdüreceğiz. Aynı yaklaşımı elbette diğer taraflardan da bekliyoruz. Bugün dünyanın birçok yerinde kan dökülmeye devam ederken Kıbrıs’ta huzurun hâkim olmasının nedeni ise Türkiye’nin sağladığı etkin garantidir. Bu garantiden vazgeçilemez. Cenevre’den hangi sonuç çıkarsa çıksın biz Kıbrıs Türkünü sahipsiz bırakmayacak kudrete ve iradeye sahibiz” dedi.
Kaynak: Hürriyet

3Sivas’ta 18 sanıklı FETÖ duruşmasına devam edildi

Gökhan CEYLAN/SİVAS, (DHA)- SİVAS’ta Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın (FETÖ/PDY) darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında haklarında dava açılan, doktor ve akademisyenlerden oluşan 7’si tutuklu 18 sanığın yargılanmasına devam edildi.
Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında doktor ve akademisyenlerden oluşan 10’u tutuklu, 18 sanık hakkında, ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ ve ‘Silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 5 ila 10 yıl arasında değişen hapis cezaları istemiyle dava açıldı. Sanıklar 2 hafta önce Sivas 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlandı. İlk duruşmada 3 kişinin tahliye edildiği davanın ikinci duruşması bugün yapıldı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Ümit Erkan V., Sefa G., Ahmet Ali K., Ömer C., Fikret Ö., Erol P., Durmuş T. ile tutuksuz sanıklar Adnan G., Ali Feyzullah Ş., Ferruh B., Yıldırım T., Selim Y., İsmail Önder U. ve Alparslan B. ile sanık avukatları katıldı. Dosya kapsamındaki firari 3 sanığın yakalanması için çalışmalar devam ederken, ikinci duruşmada 14 tanık dinlendi.
TANIKLAR DİNLENDİ
Tanıklardan Aile Hekimi Muhammed Baki Vatankulu, Sivas’ın eski ‘Doktorlar İmamı’ Ferda T. tarafından sohbetlere çağırıldığını ve dini hassasiyetleri nedeniyle bu sohbetlere katıldığını belirterek bu sohbetlere kendisiyle birlikte uzman ve pratisyen doktorların da eşlik ettiğini ancak 17-25 Aralık sürecinden sonra sohbet yapılmadığını söyledi. Tanıklardan Numune Hastanesi Sağlık Otelciliği Müdürü Muhammed Zahit Kaya ise tutuklu sanıklardan Prof. Dr. Ömer C.’nin cemaatin rektör adayı olduğunu belirterek bu durumun akademisyen, doktor ve kamuoyu tarafından da bilindiğini dile getirdi. Tanıklardan İl Sağlık Müdürü Adil Kaya da, tutuklu sanık Prof. Dr. Ömer C.’nin cemaat tarafından rektör adayı olarak desteklendiğini ifade ederek, tutuklu sanıklardan Numune Hastanesi eski başhekimi Fikret Ö.’nün de cemaat ile yakın olduğunu söyledi.
Tanıklardan Halk Sağlığı Müdürü Uzman Doktor Levent Sağlam da, 2009 öncesi kendisinin de 8-9 kez sohbetlere katıldığını belirterek, tutuklu ve tutuksuz sanıkların cemaatle bağlantısının olduğunu bildiğini ancak örgüt mensubu olup olmadıklarını bilmediğini ifade etti. Cumhuriyet Üniversitesi’nden ihraç edilen ve etkin pişmanlık yasasından faydalanan tanıklardan Prof. Dr. Şeref B. de, tutuklu ve tutuksuz sanıkların bir çoğunun 2000’li yıllarda sohbetlere katıldığını belirterek, “17-25 Aralık sürecinden sonra ismini Hasan olarak bildiğim ancak daha sonra isminin Ali Akpınar olduğunu öğrendiğim kişi tarafından telefonlarımıza ByLock yükleniyordu. Ama Bylock ile bize sohbetin nerede yapılacağını ve içeriğini özetleyen mesajlar geliyordu. Bu program aracılığıyla bize terör faaliyetleri içeren bir mesaj gönderilmiyordu. Ben programda kod adı olarak ‘Kutay’ı kullanıyordum, buradaki tutuklu sanıklardan bir kaç kişiye de bu programın yükleneceği söyleniyordu” dedi.
REKTÖR DE TANIKLIK YAPTI
Tanıklardan Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alim Yıldız da, tutuklu sanıklardan Sefa G., Durmuş T., Ömer C. ile tutuksuz sanıklar İsmail Önder U. ve Salim Y.’nin cemaate yakın akademisyen ve doktorlardan olduğunu belirterek, “Adnan G.’nin de cemaatin adayı olduğunu düşündüğüm rektör adayı Ömer C.’yi desteklediği için cemaate yakın olduğunu düşünüyorum. Ben 2002’den beri öğretim üyesi olarak üniversitedeyim. İlahiyatçı olmam nedeniyle kimin cemaatlerle ilişkisi olduğunu bilirim. Zaten kimse gizlemiyordu, hatta birçok kişi özellikle cemaate yakın olmakla uğraşırdı. Herkes kendi kurumundakileri bilir. O zaman yasaklı değildi. Herkes kimin neye mensup olduğunu bilirdi. Sefa G. ile de 2009 ya da 2010 yılında Elazığ’da toplantıya gittik. Öncesinde ve sonrasında görüşmedik ama Elazığ’da aynı odada kaldık. Cemaatle bağlantısı olup olmadığını sorduğumda, öğrencilik zamanında Fetullah Gülen’in cemaatinin kendisine yardımcı olduğunu söylemişti” dedi.
Bunun üzerine tutuklu sanık Sefa G. söz alarak, “Ben cemaatçi olsam zaten söylemezdim. Çocuklarım iyi bir eğitim alsınlar diye onların okullarına gönderdiğimi söylemiştim. Ancak bu şekilde yorumlanmış. Benim cemaat lehine bir cümlem bile olmamıştır” dedi.
12 saat süren duruşmanın ardından mahkeme heyeti tarafından tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilerek, davada ismi geçen tanıkların dinlenmeleri ve sanıkların ByLock raporlarının Cumhuriyet Savcılğı’ndan istenmesi için duruşma 7 Mart 2017 tarihine erteledi.
Kaynak: Hürriyet

2Mersin’de FETÖ operasyonu: 31 iş adamı gözaltında

MERSİN, (DHA) – MERSİN’de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik yapılan operasyonda 31 iş adamı gözaltına alındı.
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında örgüt faaliyeti yürüttüğü ve finans sağladıkları iddiasıyla 46 iş adamı hakkında gözaltına kararı verildi. Mersin Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan eş zamanlı operasyonlarda, iş adamları Abdullah B., Mehmet B, İsak İ, Erhan G., Mustafa G, İbrahim O., Osman Y., Yasin E., Mehmet İ., Süleyman O., Çetin B., Erhan I., Recep Ö., Fayik Ç., İrfan B., Ali T., Bünyamin D., Hasan A., Veysel Umut Ç., Kenan İ., Hasan İ., Ali K., Emrah B., Ali M., Faik B., Murat H., Kadri T., Mustafa D., Demet D., Sebahattin Ö. ve Mahmut Ö. gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda ise 2 adet ruhsatlı av tüfeği, 52 adet fişek, 4 adet ruhsatlı tabanca, 5 adet şarjör, bin 626  tabanca fişeği, Fetullah Gülen’e ait CD ve 1 dolar ile çeşitli örgütsel dökümanlar ele geçirildiği bildirildi. Yakalama kararı bulunan 15 firari şüpheliden 6’sının yurt dışında olduğu, 9’unun ise arandığı belirtildi.
Kaynak: Hürriyet

1Çanakçı: Gülen’in talimatıyla Nuh Mete Yüksel’e komplo düzenlendi

Özkan ARSLAN/ANKARA, (DHA)- ANKARA Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında açılan FETÖ Çatı Davası’na Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Davanın öğleden sonraki oturumunda, bir dönem emniyet doktorluğu yapan Dr. Bülent Çanakçı ve 1998 yılında Emniyet eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun tarafından cemaatin içine bilgi toplasın diye sokulduğu söyleyen polis memuru Hulusi Cemil Altınlı dinlendi. İfadesinde, cemaatin elinde yaklaşık 6 bin 500 komplo CD’si olduğunu söyleyen Dr. Çanakçı, Nuh Mete Yüksel’e düzenlenen komplonun emrinin de bizzat Fetullah Gülen tarafından verildiğini iddia etti.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden duruşmada ilk tanık olarak polis memuru Hulusi Cemil Altınlı dinlendi. Altınlı, 1998 Sabri Uzun tarafından cemaatin içine bilgi toplaması için sokulduğunu ancak görevinin resmi bir görev olmadığını söyledi. Altınlı, Batman’da istihbaratta görev yaptığı dönemde cemaatin Gaffar Okan suikastıyla ilgili kendisinden bilgi toplamasını istediğini, önce buna bir anlam veremediğini ancak daha sonra bu suikastta cemaatin parmağı olduğunu düşündüğünü söyledi.

DEŞİFRE OLUNCA CEMAAT BENİ CEZAEVİNE ATTI
Hulusi Cemil Altınlı cemaatin, aralarına sızdığını anlayınca kendisine kurulan kumpas sonucu cezaevine girdiğini sonra da meslekten ihraç ettirildiğini söyledi. Deşifre olduğunu cezaevinden çıktıktan sonra öğrendiğini, cezaevi sürecinde cemaatin gönderdiği Ali Çelik’in avukatlığını yaptığını belirterek, “Ali Çelik FETÖ mensubudur ve FETÖ’nün bana gönderdiği bir avukattır” dedi.

‘TELEFONUMDA BİNİN ÜZERİNDE İSİM VAR BUNLARIN HEPSİ CEMAAT ÜYESİ’
Altınlı’nın ardından tanık olarak Dr. Bülent Çanakçı dinlendi. Çanakçı, 1984 yılında öğrenciliği döneminde cemaat evlerinde kalmaya başladığını ve bu sayede cemaatin içine girdiğini söyledi. Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra cemaat tarafından emniyete geçmesinin istendiğini ve ilk olarak polis kolejinde ardından da Emniyet Genel Müdürlüğü’nde doktor olarak çalıştığını belirten Çanakçı, “Emniyette çalışırken 4-5 doktora ağabeylik yaptım. Cemaatin doktorlar üzerinde bir çalışması yoktu. Daha çok emniyetteki cemaat üyelerine ve çocuklarına bakardık” dedi. 2005 yılana kadar emniyette çalıştığını söyleyen tanık Çanakçı, ifadesi sırasında cemaat yapılanmasını anlattı. Ancak isimlerin çoğunu hatırlayamadı. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Selfet Giray tanığı daha somut bilgiler vermesi yönünde uyardı. Tanık Çanakçı ise, “Efendim aradan uzun seneler geçti. Telefonumda binin üzerinde isim var bunların hepsi o dönemde tanığım ilişkide bulunduğum emniyet içindeki cemaat üyeleri. Daha önce savcı bununla ilgili ifademi alacağını söylemişti ancak almadı” dedi.
İfadesine devam eden Çanakçı, ismini hatırlayamadığı kişileri telefon rehberine bakarak hatırlayabildi. İfadesi sırasında zaman zaman gülen ve espriler yapan Çanakçı, isimleri hatırlayamaması konusunda, “Bilgi başıma bela olur diye hafızamda tutmamaya çalışıyordum. Ama şimdi devletin ihtiyacı olduğu için bulmaya çalışıyorum” diye konuştu.

“KEMALETTİN ÖZDEMİR 4-5 DAKİKA AĞLADI”
Çanakçı, bir dönem emniyet imamı olan Kemalettin Özdemir’le çok samimi olduklarını anlattı. Emniyette Fetullah Gülen’e dava açan dönemin DGM Başsavcısı Nuh Mete Yüksel’e komplo kurulduğu yönünde söylentileri Kemalettin Özdemir’e sorduğunu anlatan Çanakçı, “Bunun üzerine 5-6 dakika, ‘Bizi kandırdılar doktor bey’ diyerek ağladı” dedi. Çanakçı, Nuh Mete Yüksel’e komplo kurulması emrinin bizzat Fetullah Gülen tarafından verildiğini de Kemalettin Özdemir’in kendisine söylediğini ileri sürdü.
“CEMAATİN ELİNDE KOMPLO İÇİN HAZIRLANMIŞ 6 BİN 500 CD VARDI”
Emniyette çalıştığı için olup biten çoğu şeyi cemaat mensubu polislerden duyduğunu anlatan Çanakçı, “Emniyette cemaatçiler tarafından hazırlanmış yaklaşık 6 bin 500 komplo CD’si varmış. Ben Kemal Özdemir’e bunu sordum. ‘Eğer siz yaptıysanız cehennem gazabından sizi kim kurtaracak’ dedim. Yine ağladı, çok yanlış şeyler yaptığını söyledi” diye konuştu.
Kozanlı Ömer adıyla bilinen Osman Hilmi Özdil’in, Kemalettin Özdemir’in yerine emniyet imamı olarak görevlendirildiğini ve bu süreçten sonra Özdemir hakkında cemaat çevresinde karalama kampanyası başlatıldığını anlatan Çanakçı, “Kemalettin Özdemir
benim için önemli bir insandı. Ona yapılanları ve cemaat üyelerinin yaptığı yasa dışı işleri gördükten sonra 2010 yılında ayrıldım” diyerek ifadesini tamamladı.
Kaynak: Hürriyet

CEVAP VER