Yazarımız Turan Çevik bugüne bakıyor.. Ve “TARİH HEM YAZAR HEM DE ÜSTÜNÜ ÇİZER” diyor..

1

Bugün İslam coğrafyası kan, gözyaşı, ölüm, yıkım ve ihanetlerle anılır oldu. Günlük beş vakit namazda safları sıklaştırın, aranızdaki muhabbeti artırın, aranıza nifak sokmayın diyen bir milletin, yakın mesafeden birbirlerini boğazlamasına şahit olmak ne kadar acı.

Ağızlarından ilah-i kelamları eksik olmayanların samimiyetsizliği sözlerine yansımış olacak ki hükümsüz kalıyor. Söz ağızdan çıkıp daha hedef kitleye ulaşmadan manasını kaybediyor. Bırakın omuz omuza namaz kılmayı, Suriye’de, Irakta, Mısırda, Libya’da kardeş kardeşi kesiyor, öldürüyor ibadethaneleri bombalıyorlar. Hiç beklemediğiniz insanlar önce kendilerine, onlara inananlara, milletlerine, vatanlarına, bayraklarına ihanet ediyorlar.

Bu tarihte de böyleydi, ama bilgi ve iletişim çağı dediğimiz bu günlerde her şeyden haberdar olmak büyük acı veriyor. Bu ihaneti önce kendilerine sonra bu millete yapanların sonu hep hüsranla bitti.

Bakınız zamanın birinde Şeyh Abdürrezzak Efendi diye biri yaşıyordu.  Çok bilgili halk arasında çok sevilen biriydi. Haremde kendisine bağlı dört yüz dervişle tam elli yıl şeyhlik yaptı. Dervişleri de aynı kendisi gibiydi Gece gündüz riyazette bulunurlar, durup dinlenmek bilmezlerdi. Şeyh efendi, bir gün bir rüya gördü ve rüyasının peşine Rum diyarına seyahate çıktı. Rüyasında gördüğü bir Rum kızına âşık oldu. Rum kızının güzelliği, şeyhi önce kıyafetinden, sonra şeyhliğinden, sonra dininden etti.

Rum kızı onu sonunda domuz çobanı olmaya razı etti.

Bir Rum kızı uğruna Şeyh Abdürrezzak Efendiyken domuz çobanı bir mürtet oldu.

Gün oldu bu ihanet bir devlet adamı kılığında karşımıza çıktı. Sultan Abdülaziz zamanında Sadrazamlığa getirilen Keçecizade Fuat Paşa. Mason oldu, Fransızların hesabına iş tuttu, halkın değerlerine düşman oldu. Bir toplantıda, Avrupalı meslektaşlarına “ Osmanlı Devletini siz dışardan, biz içeriden yıkmaya çalışıyoruz da yine de muvaffak olamıyoruz “ sözünü söyleyen kişidir. Ölmeden önce Papaya gidip dua alan Fuat Paşa, bu duadan sonra Fransa’nın Nis şehrinde öldü.

Bazen yazarçizer takımı olarak karşımıza çıktı. Tarih sahnesinde seni Şinasi adıyla tanıdık.  Batının bir devşirmesi olarak halkın değerlerine, kültürüne yabancı olmayı bir marifet olarak saydın. Şahsi çıkar ve menfaatlerin için dalkavukluk sanatında ne kadar ileri gidebileceğini gördük. Efendin için “Sensin ol fahr-i cihanı medeniyet” gibi yakışıksız benzetmelerde bulundun. Mustafa Reşit Paşa gibi batının iplerine sarılmış birine Hz. Peygamberimize (s.a.v) mahsus ve onun varlığıyla kaim bir sıfatı yakıştırdın. Milletin değerlerine yabancı biri olarak hayata gözlerini yumdun.

Sizi biz bir zaman sonra ”kurtarıcı” rolüyle karşımızda bulduk. Sözde “ altın nesil” yetiştirip milleti küfür bataklığından kurtaracaktın. Çocuklarımızı bizden çaldığın gibi aklını ve gücünü emperyalizmin emrine tahsis ettin. Küresel çeteler adına, evimize, ticarethanemize, emniyetimize, geleceğimize sızdın. Milletin sırtından “himmet “adı altında topladığın paraları emperyalizmin düzenini sürdürmesi için sermaye yaptın. Çocuklarımızı “son kurtarıcı” gibi ipe sapa gelmez yalanlarınla kendine ram ettin. Vatanımızı, kendi evlatlarımız eliyle küresel çetelere peşkeş çekmek için silahlı kalkışmada bulundun.

Senin sonun da bir Rum güzelinin şehvetli bakışına kanarak yolunu ve izini kaybeden Şeyh Abdürrezzak Efendiye benziyor. Yol yakınken dön geri, silkin ve kendine gel. Zira ölüm kapıyı çaldıktan sonra pişmanlık fayda vermez.

Artık sizin, güzel ve duygularımıza dokunan samimiyetsiz sözlerinizi duymak istemiyoruz. Kocasını gerdek gecesi tanıyan masum Anadolu kızları gibi sizin gerçek yüzünüzle tecavüze uğradıktan sonra tanışmak istemiyoruz. Bu milleti bugüne kadar, milliyetçiliğin arkasına mafyayı, dindarlığın arkasına küresel çetelerin kirli oyunlarını, çağdaşlığın arkasına milletin değerlerine düşmanlığı gizleyerek çok kandırdınız. Bu aziz millet sizin elinizden çok çekti. Bu millet her şeye rağmen yoluna devam etti, ama sizler kendi açtığınız karanlık çukurda boğulup gittiniz.

Unutmayın tarih hem yazar, hem de ihanet edenlerin üstünü çizer.                     

1 YORUM

CEVAP VER