Bugünkü FETÖ Haberleri (12 Mart 2017)

0

45Vatan Partisi kararını açıkladı: Hayır diyoruz

ANKARA

12 Mart 2017 – 00:22Son Güncelleme : 12 Mart 2017 – 00:22

Perinçek, partisinin Ankara Arena’da yapılan 10. Olağan Genel Kurultayı’nda yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “Millete bir başkanlık sistemi dayatılıyor, millet ‘evet’ ve ‘hayır’ diye kamplara bölünmeye çalışılıyor. Onların başkanlık sistemine ‘hayır’ diyoruz. Çünkü kurmak istedikleri başkanlık sistemi halkın, milletin sistemi değil, atanmışlar sistemi kurmak istiyorlar. Bir atanmışlar rejimi. AK Parti’nin tabanında ona oy veren hatta AK Parti’nin yerel ve merkez yöneticilerine, hepsine sesleniyorum, ‘Hayır’da birleşin. ‘Hayır’ AK Parti için de hayırlı olacaktır. Onlar için de bir çözüm ve kurtuluş olacaktır. Bugün ‘hayır’ diyenler, FETÖ ile 50 yıldır mücadelenin içinden geliyorlar. Teröre karşı mücadelenin en kararlı unsurları, örgütleri bugün ‘hayır’ diyor. Biz ‘evet’ diyen milletimizin mensuplarına da saygı duyuyoruz. ‘Evet’ tercihlerini de selamlıyoruz, saygı duyuyoruz. O bir tercihtir. Evetçiler ile hayırcılar arasında bir kamplaşmayı kesinlikle doğru bulmuyoruz.”
Kaynak: Hürriyet

44Başbakan Yardımcısı Canikli: Avrupa paramparça olacak

DHA

11 Mart 2017 – 23:56Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 23:56

Hakan KABAHASANOĞLU/GİRESUN, (DHA)- BAŞBAKAN Yardımcısı Nurettin Canikli, Hollanda’nın, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçuş iznini iptal etmesine tepki gösterdi, “Avrupa’yı bir arada tutan esas insan hakları, hukukun üstünlüğü, ama şu anda yok, bunlar da ortadan kalkınca Avrupa paramparça olacak” dedi.
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Ak Parti Giresun İl Teşkilatı tarafından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi çalışmaları kapsamında organize edilen toplantıya katıldı. Anayasa değişikliği ve refandum sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Canikli, bugünden itibaren hiç durmadan referandum çalışmalarına başlayacaklarını söyledi.
Milletin hiçbir işini yarım bırakmayacağını belirten Canikli, “Biz, 2007 yılında anayasa değişikliği yaptık ve o anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanlarının doğrudan halk tarafından seçilmesini kabul ettik. Bu getirdiğimiz düzenleme esasında onun bir parçası, onun bir devamı, bu millet hiçbir işini yarım bırakmaz, yarım bırakmayacak, 16 Nisan’da da tamamlayacak, bütün dünya da izlesin” dedi.
CHP LİDERİ KILIÇDAROĞLU’NA ELEŞTİRİ
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da eleştiren Canikli, “Ortada bir kaset meselesi var. Cumhuriyet Halk Partisi açısından demekki o kasetin 40 yıl hatırı var. O kadar önemli bir değişiklik yapmış ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetiminde. Kılıçdaroğlu FETÖ’cülere üzülüyor, FETÖ’cülere ağıt yakıyor, FETÖ’cülerin devlet kurumlarından çıkartılmasından dolayı gerçekten büyük üzüntü içerisinde, ne dediğini bilmiyor. Gerçekten artık ciddi zarar vermeye başladı. Kılıçdaroğlu, bu milletin düşmanlarıyla dost. Nerede bu milletin düşmanı varsa Kılıçdaroğlu onun dostu”
AVRUPA ÜLKELERİNE TEPKİ
Avrupa’da bazı ülkelerde Türkiye’ye karşı yapılan uygulamalara da değinen Canikli, “Bakın en son Almanya, Avusturya, Hollanda’nın yaptıklarına bakın. Bütün tedbiri elden bıraktılar, bu millete, Türk milletine olan düşmanlıklarını iyice açığa çıkardılar, kin kusuyorlar, kan kusuyorlar neredeyse o haldeler” ifadesini kullandı. Başbakan Yardımcısı Canikli, şöyle devam etti:
“Bundan sonra Türkiye’nin önü açık, bundan sonra onlar düşünecek, çünkü Avrupa hasta, batı hasta, batı bundan sonra daha çok kan kaybedecek, her alanda kan kaybedecek. Çünkü Avrupa’yı Avrupa yapan değerlerin hiçbir tanesine sahip çıkmıyor. Avrupa’yı bir arada tutan esas insan hakları, hukukun üstünlüğü, ama şu anda yok, bunlar da ortadan kalkınca Avrupa paramparça olacak. Avrupa’nın dağılmasını hiç kimse engelleyemeyecek, aslında süreç başladı, onlar da farkında. Eğer kafatasçılık derecesinde faşizme uzanan bir aşırı milliyetçiliği Avrupa hep destekler ve bu çerçevede terör örgütlerine katkı ve kucak sağlarsa Avrupa’nın dağılmasını hiç kimse kurtaramaz, hiç kimse engelleyemez ve o süreç başlamıştır. Bundan sonra bunu izleyeceğiz değerli kardeşlerim, buna sevinmiyoruz, üzülüyoruz, ama kendi yaptıkları hatalarının bedelidir bunlar, karşılığıdır bunlar, mazlumların ahının karşılığıdır bunlar.”
‘NE YAPACAKLARINI BİLMİYORLAR’
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçuş izni vermeyen Hollanda’ya tepki gösteren Canikli, “Hayırcılara destek vermek için bunu yapıyorlar. Arkadaşlarımız niye gidiyor oraya, 16 Nisan kampanyası için vatandaşa kendi kanaatlerimizi aktarmak için gidiyorlar. En temel düşünce hürriyetinin açıklanması çerçevesinde gidiyorlar, niye engel oluyorsun, neden korkuyorsun, neden konuşturmuyorsun? Terör örgütü başını Kandil’den orayla uzaktan konuşturup, Almanya’nın meydanlarında onların miting yapmasına izin veriyorsun, her türlü desteği veriyorsun, ayıp değil mi? Artık tedbiri falan elden bıraktılar, şaşkınlıklarının bir başka sonucu bu. Bu yaptıkları hiç mantıklı adımlar değil, rasyonel adımlar değil, inanın ne yapacaklarını bilmiyorlar.”
Giresunlulardan 16 Nisan’da ‘evet’ oyuyla Türkiye’de rekor seviyede destek vermelerini isteyerek konuşmasını tamamlayan Başbakan Yardımcısı Canikli, daha sonra Tabzon’a gitti.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

43Savcı Bharara: İstifa etmedim, kovuldum

Hürriyet Haber

11 Mart 2017 – 22:53Son Güncelleme : 12 Mart 2017 – 02:11

Bharara, Adalet Bakanı Jeff Sessions’ın önceki gün talebinin aksine dün istifa mektubu sunmayacağını açıklamasından saatler sonra, ‘kovulduğunu’ duyurdu. Görevden alındığı haberini kişisel Twitter hesabından açıklayan Bharara, “İstifa etmedim. Dakikalar önce kovuldum. New York Güney Bölgesi Başsavcılığı iş hayatımda sonsuza dek en büyük onur olacak” dedi. ABD yönetiminin sürpriz bir karar ile 46 başsavcının istifasını istemesi ABD’de gündeme otururken, istifası istenen isimler arasında en çok dikkati Başsavcı Preet Bharara çekmişti. Donald Trump, kasım ayında başkan seçildikten sonra Bharara’dan görevde kalmasını istediği için önceki günkü istifa talebi sürpriz yaratmıştı.

WALL STREET’İN KORKULAN RÜYASIYDI

2009’da o dönemin Başkanı Barack Obama tarafından New York Güney Bölgesi Savcılığı görevine atanan Bharara, ABD’li politikacılar, uluslararası silah tüccarları, Wall Street yöneticileri ve hatta diplomatlara karşı açtığı önemli davalarla ün yaptı. Savcı Bharara medyada ‘Wall Street’in Şerifi’ ve ‘Süper Savcı’ olarak da anılmaya başlandı.

FETÖ’NÜN KONTROLÜNDE POLİTİZE OLMUŞ BİR SAVCI

IŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD yönetiminin istifasını istediği Reza Zarrab’ın davasına bakan New York Güney Bölge Savcısı Preet Bharara için, “Türkiye ile ilgili konularda Bharara tamamen FETÖ’nün kontrolünde olan ve FETÖ’cülerle sürekli görüşen, onlarla Türkiye’ye gelen, politize olmuş bir savcıdır” dedi. Dün

CNNTürk’te canlı yayına katılan Çavuşoğlu, her yönetimin kendi savcılarını atamak isteyebileceğini belirterek, “Türkiye’de şu anki hükümet, ‘Ben tüm savcıları değiştireceğim istifa etsin’ dese kıyamet kopar. Ama ABD’de sistem böyle” açıklamasını yaptı.

Rusya ile normalleşme tamamlandı: Çavuşoğlu, “Bir gazeteci olsaydınız Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya ziyaretine nasıl bir başlık atardınız” sorusuna Çavuşoğlu, “Normalleşme süreci tamamlandı” cevabını verdi. Rusya’nın kolay bir ülke olmadığını, hedeflerinin ve ayrıştıkları noktaların bulunduğunu dile getiren Çavuşoğlu, Rusya’nın diğer Batı ülkelerinden farkının, oturup konuşulduğunda sözünü tutması olduğuna dikkati çekti.

ABD’ye terör mesajı:  Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni dönemde seyri konusunda da Çavuşoğlu, ülkelerin farklı bakış açılarının olabileceğini, ancak terör ve teröristler konusunda kimsenin “Biz farklı düşünüyoruz” deme lüksünün bulunmadığını anlattı.
Kaynak: Hürriyet

42Canikli: Anlaşmalar iki ülkeye büyük katkılar sağlayacak (2)

DHA

11 Mart 2017 – 20:34Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 20:34

İŞADAMLARI İLE BİR ARAYA GELDİ
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Ordu Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıda işadamlarıyla bir araya geldi. Firmalara yönelik kredi çalışmalarıyla ilgili açıklamada bulunan Nurettin Canikli, bankacılık sistemi içerisinde şu ana kadar 41 milyar TL yapılandırma talebinde bulunulduğunu belirtti. Kredi garanti fonu kefaretiyle verilen kredinin devlete maliyetini de anlatan Nurettin Canikli şunları söyledi:
“Kredi ihtiyacı nedeniyle, kredisini yapılandırma ihtiyacı talebinde bulunan toplam 41 milyar TL. Bizim ürettiğimiz kredi alanı 250 milyar TL. Bu da hem firmalarımızın finansman ihtiyacını çözecek, hem de piyasaya alışverişi hareketlendirecek para olarak girecek aynı zamanda. Nefes alan her firmaya bunu vereceğiz. Ölmüşse yapacak bir şey yok, ölmüş firmaya kredi vermek demek, o kredinin batması demek. Sonuçta bu kamu kaynağı, bunun ciddi maliyeti var devlete, bütçeye. Sadece 250 milyar TL’lik kredi garanti fonu kefaretiyle verilen kredinin devlete maliyeti 3 yılda 17.5 milyar TL. Gerçekten ciddi bir rakam. Yine KOBİ’lere verdiğimiz kredinin üç yıllık maliyeti 2.5 milyar TL civarında. Firmaların, reel sektörün finansman ihtiyacını karşılamak için 3 yılda bütçeden aktaracağımız rakam 20 milyar TL. Para basarak da karşılamıyoruz onu söyleyeyim. Bütçe dengesini bozmadan, tamamen kendi içinde yatırımdaki ödenekleri koruyoruz. Sosyal devlet politikasının gereği olarak yapılan harcamalarla ilgili ödeneklerden, onlara dokunmuyoruz. Onun dışındakilerden buraya aktarım yoluyla, bütçe dengesini bozmadan, kendi içinde aktarmalarla bu ihtiyacı gideriyoruz.”
KILIÇDAROĞLU’NU 16 NİSAN’DA GÖNDERMEMİZ LAZIM
Nurettin Canikli daha sonra, Ordu Kültür Sanat Merkezi’nde Ak Partililer ile düzenlenen toplantıya katıldı. Toplantıya yaklaşık 1 saat geç katılan Başbakan Yardımcısı Canikli, özür dileyerek başladığı konuşmasında, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğolu ile birlikte 16 Nisan referandumu için ‘hayır’ kampanyası yürütenlerin gitmesi gerektiğini söyledi.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun 1 Kasım seçimlerinde başarısız olduğunu söyleyen Nurettin Canikli, “7-8’inci defa milletten tokadı yedi, artık ondan sonra veda eder, bu işi bırakır. Fakat gitmedi Kılıçdaroğlu. Bu sefer göndermemiz lazım. 16 Nisan göndermek için yeni bir fırsat. Sandık kuruluyor, bu milletin sağlığı için, geleceği için, Kılıçdaroğlu’nu artık kaleye göndermemiz lazım. Sadece o değil, birlikte oldukları, yan yana durdukları, 16 Nisan halk oylamasında birlikte ‘hayır’ kampanyası yürüttükleri, bütün dostları, arkadaşlarını, kim varsa hepsini 16 Nisan’dan sonra kaleye göndermemiz lazım. Terör örgütü PKK, FETÖ, DEAŞ, o da öyle. O da gizliden gizliye el altından ‘hayır’ kampanyası yürütüyor. Ondan sonra HDP ve son Almanya, Hollanda, Avusturya, Belçika, Avrupa hepsi birlikte Kılıçdaroğlu ile beraber 16 Nisan’da ‘hayır’ çıkması için birlikte mücadele ediyorlar” dedi.
Nurettin Canikli toplantının ardından karayoluyla Giresun’a hareket etti.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

41Akşener: Çıkın saraydan, inin arabadan eşit yarışalım

DHA

11 Mart 2017 – 19:19Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 19:19

Hakan TÜRKTAN- Saadet YÖRÜKÇÜ/ESKİŞEHİR, (DHA) – MHP’den ihraç edilen Meral Akşener, anketlerin 16 Nisan referandumunda ‘hayır’ çıkacağı görüşünü savunarak, iktidara “Çıkın saraydan, inin arabalardan, gelin buraya, milletin önüne gelin, eşit yarışalım. Kazanırsanız her şey size helal olsun” dedi. Akşener gittiği yerlerde ya elektrikler kesilerek ya afişler yırtılarak engel çıkarıldığını belirterek, “Kütahya’da 10’uncu salon değişti, bakalım sabaha kadar ne değişecek?” diye konuştu.
Meral Akşener, Eskişehir’de Odunpazarı Kent Konseyi tarafından Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Milli İrade’nin Dünü Bugünü Yarını’ konulu söyleşiye katıldı. Söyleşiyi aralarında Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Yılmaz Büyükerşen, CHP Milletvekili Utku Çakırözer’in de bulunduğu çok sayıda kişi izledi. Akşener yaptığı konuşmada referandumda ‘Hayır’ diyeceklerini belirterek şunları söyledi:
“Allah’ın izniyle 16 Nisan sabahı, akşamı 80 milyon kişi, 80 milyon kere hayır diyeceğiz. Şimdi biz buna niye hayır diyoruz? Yıl 2002 hatırlayın, 2002 iktidar değişti. O günlerde partili cumhurbaşkanlığına dair değişiklik yapılmış olsa idi ne olacaktı? 2003’de Irak’a Amerika’nın yaptığı müdahaleyi tek kişi hadi bakalım Türk Ordusu oraya git diyecekti. Ve biz o kirli savaşın içinde olacaktık. Gözünüzün önünde canlandırın. Yıl 2010. Hatırlayın 2010 Anayasa değişikliği yapıldı. Terör örgütünün başı denilen ve FETÖ terör örgütünün başı olan ama o zamanlar çok muhterem hoca efendi diye bizzat bugün bizi yönetenlerin itibar ettiği, iltifat ettiği o zat ne demişti? 2010 referandumunda mezarlarından insanları kaldırıp getirin demişti. O, 2010 referandumuna giden anayasa değişikliğinin içine bugünkü anayasa değişikliğini de ilave etmiş olsalar idi, ilave edilmiş olsaydı. Ve sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı, partili cumhurbaşkanı ya da başkan olmuş olsaydı. O gün gençlerin diliyle söylüyorum kankiydi bunlar, kanka. Bakanlar kurulu atanıyor Rıza Sarraf Maliye bakanı, itiraz edebilir misiniz? Hayır, peki niye şaşırıyorsunuz adam bizim dış açığımızı kapattı. Peki adalet bakanı kim? Zekeriya Öz. Milli Savunma Bakanı kim? Bir türlü yakalanamayan Adil Özsüz. Böyle bir Türkiye ile karşı karşıya kalmayacağımızı kim iddia edebilir. Parlamenter sistemin ortadan kaldırılıp her şeyi tek bir kişiye bağlayan bu anayasa taslağını referandumda geçmemesi için, Türkiye için milletimiz için hayır diyoruz.”
‘REFERANDUM OLAĞANÜSTÜ HAL ŞARTLARINDA YAPILIYOR’
Referandumun olağanüstü hal şartlarında yapıldığını hatırlatan Meral Akşener hayırcıların imamlar tarafından kafir, Başbakan tarafından terörist, hain, FETÖ’cü, Cumhurbaşkanı tarafından ise 15 Temmuz’da bomba yağdıranlarla eş düzeyde görüldüğünü söyledi. Akşener şöyle devam etti:
“Bu referandumu bütün olağanüstü şartlara rağmen meşruiyetini sağlayan biziz. Yani bu arkadaşlarımızın ben akıllı olduğunu zannederdim. Tek başına herkesin evet dediği, itirazı olanların da sandığa gitmediği bir referandumun sonucu uluslararası alanda, evrensel hukukta, iç hukukta her ne kadar bizim hukuk guguk olduysa da adaletin yerle bir edilmiş bir Türkiye’de bile referandum sonuçları meşru olarak kabul edilemez. Milletin önünde bütün eşitsizliğe rağmen biz varız. Herkes olarak biz varız. En önemlisi kadınlar var kadınlar.”
‘ÇEŞİTLİ ENGELERLE KARŞILAŞIYORUZ’
Meral Akşener gittiği ilerde engellemelerle karşılaştığını da söyleyerek şöyle konuştu:
“Milli iradenin önemi için buradayız. Milli iradenin önemini yıllarca, milli irade diye diye seçim kazanın bugünkü iktidarın, bu milli iradenin önemi konusunda anlatılacaklara dahi tahammül edemediği, fırsat tanımadığı cep delik cepken delik yolara düşmüş bu fakirin bulunduğu her yerde ya elektrik kesiliyor, ya bilboardlardaki afişler yırtılıyor, ya da çeşitli engellerle karşılaşılıyor. Kütahya’da 10’uncu salon değişti, bakalım sabaha kadar ne değişecek. Yani bir şehirde 10 ayrı salonla, 3’ü sözleşmeli, diğerleri karşılıklı söz usulü yapılan bütün sözleşmeler son dakikada sahiplerinin endişesi sebebiyle iptal ediliyor.”
‘BÜTÜN ANKETLER HAYIRI GÖSTERİYOR’
Eşit yarışma çağrısında bulunan Meral Akşener, “Çıkın saraydan, inin arabalardan, gelin buraya, milletin önüne gelin, eşit yarışalım. Kazanırsanız her şey size helal olsun. Eşit yarışalım, kaçmayın bizden, kaçmayın milletten. Millet iradesi dediniz, dediniz millet kaçağı oldunuz. Bütün anketler Hayır’ı gösteriyor. Şöyle bir endişem var; yani Hayır çıkacağı söz konusu olunca bir kanun hükmünde kararnameyle daha sonraki bir zamana ertelenebilir mi diye. Ama huzurunuzda söz veriyorum, ant olsun, şart olsun ki meydan meydan, kapı kapı gezer, zil çalar hepinizi millet kaçağı ilan ederim” dedi.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

40Başbakan Yıldırım: Hayırcılar kervanına Avrupalılar da katıldı

DHA

11 Mart 2017 – 18:57Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 18:57

Hilmi DUYAR- Coşkun YAMAN/BALIKESİR, (DHA) – BAŞBAKAN Binali Yıldırım, Balıkesir’de düzenlediği referandum mitingindeki konuşmasında, başta Almanya ve Hollanda olmak üzere toplantılara izin vermeyen Avrupa ülkelerine de tepki gösterdi. Yıldırım, “Ha şimdi ‘hayır’cılar kervanına Avrupalılar da katıldı. Almanya, Hollanda bunlar da ‘hayır’cı oldular. Dikkat ederseniz oraya gurbetçilerimizle buluşmaya giden bakanlarımıza, milletvekillerimize yasak koyuyorlar” dedi.
Uçakla 9. Ana Jet Üssü’ne inen Başbakan Binali Yıldırım, buradan otobüsle mitingin yapıldığı Kuvayımilliye Meydanı’na geçti. ‘Demokrasimizin bekçisi’ ve ‘Aydınlık yarınlarımızın mimarı’ pankartlarıyla karşılanan Binali Yıldırım’a partililer büyük sevgi gösterilerinde bulundu. Miting alanına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üzerinde ‘Sen iste, dünyayı ayağa kaldıralım’ yazılı dev posteri asıldı. Yine Cumhurbaşkanı’nın Başbakan’la el ele olduğu bir fotoğraf da miting alanında yer aldı.
RAHMETLE ANDI
Konuşmasına tüm ilçelerini tek tek saydığı Balıkesirli kahramanlar Seyit Onbaşı’yı, Ömer Seyfettin’i, Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ı, Gönenli Mehmet Efendi’yi rahmetle anan Binali Yıldırım, kurtuluş mücadelesinde meşalenin Balıkesir’de yakıldığını söyledi.
Balıkesir’in kuruluşundan bu yana Ak Parti’yi desteklediğini söyleyen Yıldırım, “Şimdi yeni bir sürecin içindeyiz. 1919’da kuvayımilliye ile bu hareketi başlattı. Şimdiki değişim de 16 Nisan zaferi de Balıkesir’le başlamış olacak. Biz yolları böleriz ama Türkiye’yi böldürtmeyiz” dedi.
KILIÇDAROĞLU’NU ELEŞTİRDİ
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu, bir radyo programında, anayasa değişikliği konusunda söylediği sözlerini hatırlatıp eleştiren Başbakan Binali Yıldırım, şunları söyledi:
“Bu sistemde ‘cumhurbaşkanıyla başbakan ayrı partiden olursa nasıl anlaşacaklar’ diyor. Yahu biz günlerdir diyoruz ki, nasıl anlatalım. Bir türlü anlatamadık. Ama Kılıçdaroğlu, sağ olsun bizim yerimize anlattı. Biz de tam da bunu diyorduk. İki başlılık, sorun oluşturdu. Anlaşmazlık oluyor, sistem tıkanıyor. Ülkenin büyümesinin kalkınmasının gelişmesi gecikiyor. Meğerse Kılıçdaroğlu, değişikliği okumamış. Anayasayı okumamış. O zannediyor ki bu değişiklikten sonra başbakan da olacak, cumhurbaşkanı da olacak. Olmayacak Kılıçdaroğlu, biraz daha fazla çalışman gerekecek. Öyle seçim kaybet tekrar devam et. Tekrar kaybet devam et devri bitti. Ya çalışacaksın başarılı olacak devam edeceksin. Olamazsan Allah selamet versin. Bu tutumdan sonra bu sefer adamları diyor ki ‘Kılıçdaroğlu bunları tersinden okur’ diyor. Konuştukları zaten doğru bir şey değil ama her şeyin tersinden okuyorsa bu memleketin hali ne olacaka yazık değil mi bu memlekete. Bu sistem demek bürokrasinin daha hızlı çalışması demek. İşlerin daha hızlı gitmesi demek. Demokrasinin daha güçlenmesi demek. Milletin iradesinin yönetime hakim olması demek.”
“HAYIRCILAR KERVANINA AVRUPALILARDA KATILDI”
MHP ile birlikte gerçekleştirdikleri anayasa değişikliğini 16 Nisan’da milletin onayına sunacaklarını yineleyen Başbakan Binali Yıldırım “16 Nisan’da millet kararını verecek. Milliyetçi ve ülkücü kardeşlerimiz, bu değişikliğe ‘evet’ diyor. MHP ‘evet’ diyor, BBP ‘evet’ diyor. Saadet Partisi’nin seçmenleri değerli kardeşlerimiz bu değişikliğe ‘evet’ diyor. Dolayısıyla toplumunun büyük kesimi ‘evet’ diyor” dedi.
Referandumda terör örgütlerinin ‘hayır’ demelerinin ne demek olduğunu bildiklerini kaydeden Yıldırım, ” Ama CHP’nin ısrarla neden ‘hayır’ dediğini bu millet bir türlü anlamıyor. Anlamayacak” dedi. Binali Yıldırım, bakanların referandum kampanyası yapmasına izin vermeyen Avrupa ülkelerine tepki gösterirken de şunları söyledi:
“Ha şimdi ‘hayır’cılar kervanına Avrupalılar da katıldı. Almanya, Hollanda bunlar da ‘hayır’cı oldular. Dikkat ederseniz oraya gurbetçilerimizle buluşmaya giden bakanlarımıza, milletvekillerimize yasak koyuyorlar. Engel çıkartıyorlar. Ne kadara engel çıkarırsanız çıkartın, bizim memleket sevdalısı gurbetçi kardeşlerimiz 16 Nisan’da size bunun cevabını sandıkları doldurarak verecektir. Sizin seçim işlerinde iç siyasetinize karışmıyoruz ama gördüğüm kadarıyla başta PKK sempatizanları, FETÖ’cüler olmak üzere ne kadar Türkiye’nin aleyhinde çalışan varsa, sizin için baş köşede yer buluyor. Bunları yapmayın, bunlar dostluğa, müttefikliğe yakışmaz. Buradan bir kez daha diyoruz ki; Ey Avrupa lütfen Türkiye’nin iç işlerine, siyasetine burnunuzu sokmayın. Taraf olmayın. Eğer taraf olursanız bunun hesabını da bu millet size verir.”
“HAİN ÖRGÜTLERİN SONUNU GERETECEĞİZ”
“Bizi Kurtuluş Savaşı’nda durduramadılar, bugün mü durduracaklar. Şimdi mi durduracaklar” diyen Başbakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gelişen Türkiye’den rahatsız olanları biz de 16 Nisan’da evet, evet, evet diyerek rahatsız edeceğiz. Bu hain örgütlerin sonunu getiriceğiz. Ekonomiyi daha da büyüteceğiz. Türkiye’nin gücüne güç katacağız. Aydınlık yarınları hep birlikte inşa edeceğiz. Türkiye’nin istikrarını daha güçlü inşa edeceğiz. Biz ant içtik. 21’inci yüzyıl mutlaka Türkiye’nin yılı olacaktır. Hayalle yola çıktık. Türkiye daha fazla zaman kaybetmesin. Kaynakları çarçur olmasın. Ülkenin gençleri dağa çıkmasın. Genç yaşta yok olup gitmesin. Anneler ağlamasın. 14 yıldır bunun için çalışıyor bunun için gayret ediyoruz. Ama biz bunları yaparken bir yandan hızımızı gereksiz oyalıyorlar. Engeller çıkartıyorlar. Durmadan, yılmadan engelleri aşa aşa bu güne geldik. 16 Nisan’da yeni hükümet sistemiyle beraber Türkiye artık bu engellemelerden, ayak bağlarından kurtulacak. Bundan sonra hız kesmeden yoluna devam edecek. Nereye? Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine. Zaman kaybetmeden ilerlemeye devam edecek.”.
“EKONOMİK KİRİZLER ORTADAN KALKACAK”
Anayasa değişikliğinin kabul edilmesi durumunda nelerin değişeceğini anlatan Başbakan Binali Yıldırım şunları söyledi:
“Yeni sistemle ekonomik krizlere tarihe karışacak. Belirsizlikler ortadan kalkacak. Ekonomi daha sağlam zeminde büyüyecek. Terörle mücadelede artık ihanetlere yer olmayacak. Güvenlik güçleri, devletin bütün kurumlarıyla hükümet her türlü terörün üzerine kararlılıkla gidecek. Ülkede kutuplaşmalar sona erecek. Millet bir olacak, beraber olacak, iri olacak ve birlikte Türkiye olacak. Kutuplaşma, gerilim ve korku siyasetinden medet umanlara artık işsiz kalacak. Muhalefet kendisini değiştirmek zorunda kalacak, çalışmak zorunda kalacak. Hainlerin, fitnecilerin, bölücülerin aramıza girmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Gereksiz boş tartışmalarla vaktimizi, kaynaklarımızı tüketmeyeceğiz. 16 Nisan’da özlediğimiz Türkiye’de anamızın sütü gibi ak oylarımızla inşa edeceğiz. Cumhuriyetimizin gücüne güç katacağız. 16 Nisan’da şehitlerimizin büyük Türkiye, bağımsız Türkiye hayallerini gerçeğe dönüştüreceğiz. Yeni sistemde güç, karar tamamen millete veriyoruz. Bundan sonra milletten yetki almayan birisi çıkıp yetki kullanamayacak. Yeni sistemde hükümet krizleri artık tarihe karışıyor. Cumhurbaşkanlığı seçim krizi diye bir şey kalmıyor. Darbelerin sonu gelecek. Geleceğe emin adımlarla yürüyor. 16 Nisan sadece kağıt üzerinde beyaz ‘evet’ bölümüne mühür basmakla kalmayacağız. 16 Nisan’da Türkiye’nin geleceğini aydınlatacağız. Geleceğin büyük Türkiye’sini inşa edeceğiz. Terör örgütlerine hak ettikleri cevabı vereceğiz. Almanya’ya da Hollanda’ya da, Avrupa’da ‘hayır’ çıkması için gayret edenlere de gereken cevabı vereceğiz. Evet çıktığı zaman Türkiye’nin bütün düşmanlarının hevesi kursaklarında kalacak. Terör diz çökecek. Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olanlar diz çökmeye mecbur kalacak.”

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

39Zonguldak merkezli 3 ilde FETÖ operasyonu: 9 gözaltı

DHA

11 Mart 2017 – 18:49Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 18:49

Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK, (DHA) – ZONGULDAK merkezli 3 ilde düzenlenen FETÖ/PDY operasyonunda, 3’ü kadın, 9 kişi gözaltına alındı.
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmada, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, sabah saatlerinde Zonguldak’ın yanı sıra Kocaeli ve Sakarya’da eş zamanlı operasyon düzenledi. KHK ile görevinden ihraç edilen ve açığa alınanların da aralarında bulunduğu memurlar T.Ş., S.Ç., Y.Ç., O.P., S.D., hemşire G.Ö., veteriner N.K., sosyal hizmet uzmanı N.K. ve S.D. gözaltına alındı.
İl Emniyet Müdürlüğü’ne getirilen şüphelilerin sorgusu devam ediyor.
Kaynak: Hürriyet

38Adil Öksüz’ün yeğeni FETÖ operasyonunda gözaltına

Ramazan ÇELİK (DHA)�

11 Mart 2017 – 17:42Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 17:42

Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ/PDY operasyonunda, örgütün haberleşme programı ByLock kullandıkları ve örgütle bağlantısı bulundukları iddiasıyla 8 Mart’ta Hatay, İstanbul, Ankara, Gaziantep, Manisa, Adana, Kahramanmaraş, Antalya, Isparta, Batman ve Konya’da belirlenen adreslere eş zamanlı baskın yapıtı. Operasyonda 104 şüpheli gözaltına alınırken bu kişilerin arasında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’nde görevli çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent olduğu bildirildi.

Hatay Emniyet Müdürlüğü’nde sorgulanan şüpheliler arasında FETÖ’nün firari Hava Kuvvetleri imamı olduğu ileri sürülen Adil Öksüz’ün yeğeni Hüseyin Öksüz’ün de yer aldığı ortaya çıktı. Operasyon kapsamında Adana’da yakalandığı belirtilen Hüseyin Öksüz’ün bir üniversite profesör olduğu ve meslekten ihraç edildiği bildirildi. Şüphelilerin sorgusu hale devam ediyor.
Kaynak: Hürriyet

37Zeybekci’den “siyaset normalleşecek” açıklaması

DHA

11 Mart 2017 – 17:29Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 17:29

Yavuz KUŞDEMİR/UŞAK, (DHA) – EKONOMİ Bakanı Nihat Zeybekci, Uşak’ta yaptığı konuşmada, 16 Nisan referandumunun ardından anayasa değişikliğinin kabul edilmesi halinde siyasetin normalleşeceğini ve siyasi uçların törpüleneceğini söyledi.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, işadamları, oda, borsa ve sivil toplum kuruluşları başkanlarıyla toplantı yapmak ve partisinin il danışma toplantısına katılmak üzere Uşak’a geldi. Denizli’den karayoluyla Uşak’a gelen Bakan Zeybekci, Uşak Ticaret ve Sanayi Odası’nda (UTSO) Vali Ahmet Okur, AK Parti Uşak Milletvekilleri Alim Tunç ve Mehmet Altay, AK Partili Uşak Belediye Başkanı Nurullah Cahan, UTSO Başkanı Selim Kandemir ve oda başkanları tarafından karşılandı.
UTSO toplantı salonunda oda ve borsa başkanlarıyla basına kapalı toplantı yapan Zeybekci, daha sonra Ramada Otel’de UTSO, Uşak Organize Sanayi Bölgesi ve Uşak Deri Karma Organize Sanayi Bölgesi tarafından düzenlenen istişare toplantısında işadamlarıyla buluştu.
Uşak iş dünyasına seslenen Zeybekci, “Dünyayla beraber dönerseniz dünyanın hızını yakalarsınız. Yavaş giderseniz geride kalırsınız. Bizim hedefimiz dünyadan daha hızlı gitmek. ‘Sen bu yolun yolcusu değilsin’ diye yolun dışına itildik. Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye dünyadaki birçok ülkeye göre başarılı. 3 bin dolarlık milli gelir 10 bin dolara çıktı ve dünyanın 16’ncı, Avrupa’nın 6’ncı büyük ekonomisiyiz. Şu anda 5 kat artan bir ihracat var ve biz bu mucizeyi çok zorluklara rağmen gerçekleştirdik” dedi.
“15 TEMMUZ BİR DARBE DEĞİL, İŞGAL GİRİŞİMİYDİ”
Denizli ve Uşak’ın önemli iki kent olduğunu belirten Bakan Zeybekci, “Otoyol, hızlı tren ve hükümetin yaptığı çalışmalarla Uşak çok farklı yerlerde olacak. 65’inci hükümet olarak göreve başladığımızda dünyanın en büyük teşvik ve yatırım seferberliğini başlatacakken, o hain işgal girişimi yaşandı. 15 Temmuz bir darbe değil, işgal girişimiydi. 15 Temmuz, ülkemizi soyu belirsizlere yamamak için yapıldı. Bu darbe girişimi, bu milletin feraseti, inancı ve Allah’ın yardımıyla atlatıldı. Fransız devrimi ve İngilizlerin kral ve kraliçeyi sınırlayıcı devrimleri nasıl anılıyorsa, 15 Temmuz da öyle anılacaktır” diye konuştu.
15 Temmuz’da yaşananların Almanya ve Hollanda’da gerçekleşmesi halinde bankaların uzun süre açılamayacağını öne süren Zeybekci, Türkiye’nin geldiği noktanın bir destan olduğunu savundu ve şöyle devam etti:
“Yeniden toparlandık ve herşeye rağmen 2016 yılının birinci ve ikinci çeyreğinde yüzde 4.5 ortalama ile büyüdük. İnşallah mart ayı sonunda ihracatı yükselteceğiz. Uşak’ta da 300 milyon doların üzerine çıkmayı istiyoruz. Bu coğrafyada bize tehdit olarak terör örgütleri türettiler ve alfabede kullanmadık harf kalmadı. Mehmedim şu anda çöktü tepelerine ve gerekeni yapıyor. Dünyanın öbür ucundan gelip, kurgularda bulanacaksın ve bundan etkilenen Türkiye’ye dur diyeceksin. Herkes haddini bilecek ve biz bu coğrafyada masum gözyaşlarının dökülmesine izin vermeyeceğiz. Bugüne kadar hep kurgulanan bir düzen üzerinden bunu yapmaya çalıştılar. Hep Türkiye’nin dilediklerinde aşağıya indirdikleri bir ülke olmasını istediler. Bunun rantını hep bunlar aldılar ve 1960’tan beri böyle olsun istediler. Menderes’ten sonra sürekli darbeler yapmaya çalıştılar. Kıbrıs’tan sonra Ecevit tek başına geldi ve sonra allem edip, kallem edip onu da indirdiler. 1980’i hazırladılar ve Evren olgunlaşmasını beklediklerini söyledi. Bu millet, buna da izin vermedi ve bir gecede ANAP’ı iktidar yaptı ve Özal’la bu milletin kaderi değişti. Yeniden bir kalkınma hamlesi başladı. Yine bu sistem ve bunların otomatikleri devreye girdi ve alem ve kalem etmeye başladılar. O dönemde bu sistemden iktidar çıkarmak için seçim rüşvetleri başladı. 32 yaşındaki erkekler seçim rüşveti olarak verildi. O ihanetlerin bedeli hala Türkiye’nin sırtındadır ve bunu 32, 33 ve 35 yaşında emekli olanların torunları ödemek zorundadır.”�
“ÖDEDİĞİMİZ VERGİLER FAİZE GİTTİ”
Dünyadaki büyümenin 1990- 2000 yılları arasında hız kazandığını anlatan Bakan Zeybekci, “Kore o tarihlerde Kore oldu. Biz o tarihlerde kendi kuyruğumuzu kovalıyorduk. 2001 krizinde bir gecede batan bankaların bu ülkeye maliyeti 46 milyar dolardır. O günkü Türkiye’nin bu ülkeye maliyeti 200 milyar dolardır. Bugün Türkiye’nin milli geliri 865 milyar dolardır. O parayı Uşak’taki sanayicilere dağıtsan, 1 trilyon dolardan fazlaydı. 2002 yılında benim senin, onun, bunun ve şunun ödediği verginin yüzde 87’si faize gidiyordu. Bugün 100 liranın 10 TL’si faize gidiyor ve Tayyip Erdoğan bu yüzden de her gün başımızda boza pişiriyor. Çünkü kendisi bu milletin emanetini canından aziz biliyor. 2001 ve 2002 krizlerinde faiz ödememiş olsaydık, Türkiye bugün 17 bin dolarlık milli gelir seviyesinde olacaktı. Avrupa’nın 4’üncü büyük ekonomisi olacaktık. Biz bu dayağı niye yedik, çünkü bu sistem bizi bu dayağa mecbur kılıyor. Bu sistemi kurgulayanlar böyle kurgulamışlar. Sistem, Türkiye’yi yatağa bağlamış veya ayakta kötürüm etmiş” diye konuştu.
16 Nisan’da milleti hastalıklardan kurtarmak için yeni bir sistem seçileceğini savunan Nihat Zeybekci, “Bu hastalıklı sistem, millete kader olarak dayatılamaz. Seçimler 2019’da olacak ve bu tarihe kadar Türkiye’de bazı şeyler muhteşem güzel olacak. Siyaset normalleşecek, siyasi partiler normalleşecek, uçlar törpülenecek. CHP’ye oy verenlerin yüzde 70’i partisinin tek başına iktidar olacağına ihtimal vermiyor. Bu sistem normal seçimlerle iktidara gelecek olan bir muhalefet yaratacak. Bu sistem kim olursa olsun yüzde 50 zorunluluğunu getirdiği için, milleti değerleriyle barışık hale getirecek. Tayyip Erdoğan kim? Tayyip Erdoğan bir fani. Bu sistem Tayyip Erdoğan’dan sonrasını garantiye almak için kurgulanan bir sistemdir. Millet gelene, 5 yıl kesintisiz olarak iktidar olanağı tanıyacak” dedi.
Almanya ve Türkiye’nin arasını açmak isteyen grupların bulunduğunu iddia eden Bakan Zeybekci, “Alman Del Spigel Gazetesi 23 Temmuz günü, 15 Temmuz’u kapak yapıyor ve bir zamanlar demokrasi vardı yazıyor. Bu ihanet gerçek olsaydı ve darbe gerçekleşseydi, meclis ve yargı darmadağın edilmiş olsaydı, Türkiye’de demokrasi kazanmış mı olacaktı? Bu Türkiye’ye bir operasyon ve devamıdır. Almanya bir ülkedir ve devlettir. Bu Almanya’nın içinde Türk – Alman dostluğu ve oluşacak devasa sinerjiyi ortadan kaldırmak isteyen bir oyundur ve mayın atmaktır ortaya. Avusturya’da bir havalananında ‘Türkiye’ye gitmeyin’ yazıyor ve eminim ki onu yazan ya PKK’lı ya da FETÖ’den birinden. Almanya’da 2 etkinliğimiz vardı ve gittik. Denizlili hemşerilerimizle bir toplantı yaptık. Bu sefer de Alman Bild gazetesi, dünyanın en ilkel ülkesindeki bir gazete de olsa bu sözü yazmaz. Bu gazete ne dedi biliyor musunuz? Medeniyet ve demokrasiden dem vuran o ülkenin gazetesi, ‘Erdoğan, Köln’e en azılı tasmalı köpeğini gönderdi’. 23 Temmuz’da başlayan bu soysuzlukla demokrasinin olmadığı bir Türkiye imajı yaratılmaya çalışıldı. 1,5 milyon sadece Almanya’da seçmenim var ve onlara ulaşmak benim hakkım. Sen de egemen bir ülkeysen bunu sağlamak zorundasın” dedi.
Zeybekci, işadamları ile yaptığı iştişare toplantısının ardından Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen AK Parti İl Danışma Toplantısı’na katılarak partililere seslenecek.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

36Adil Öksüz’ün yeğeni FETÖ operasyonunda gözaltına alındı

DHA

11 Mart 2017 – 17:11Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 17:11

Ramazan ÇELİK/HATAY, (DHA) -HATAY merkezli 11 ilde eş zamanlı düzenlenen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) operasyonunda gözaltına alınanlar arasında firari Adil Öksüz’ün yeğeni eski profesör Hüseyin Öksüz’ün de bulunduğu bildirildi.
Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ/PDY operasyonunda, örgütün haberleşme programı ByLock kullandıkları ve örgütle bağlantısı bulundukları iddiasıyla 8 Mart’ta Hatay, İstanbul, Ankara, Gaziantep, Manisa, Adana, Kahramanmaraş, Antalya, Isparta, Batman ve Konya’da belirlenen adreslere eş zamanlı baskın yapıtı. Operasyonda 104 şüpheli gözaltına alınırken bu kişilerin arasında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’nde görevli çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent olduğu bildirildi.
Hatay Emniyet Müdürlüğü’nde sorgulanan şüpheliler arasında FETÖ’nün firari Hava Kuvvetleri imamı olduğu ileri sürülen Adil Öksüz’ün yeğeni Hüseyin Öksüz’ün de yer aldığı ortaya çıktı. Operasyon kapsamında Adana’da yakalandığı belirtilen Hüseyin Öksüz’ün bir üniversite profesör olduğu ve meslekten ihraç edildiği bildirildi.
Şüphelilerin sorgusu hale devam ediyor.
Kaynak: Hürriyet

35Cumhurbaşkanı Erdoğan” İki kat daha zengin olacaktık”

DHA

11 Mart 2017 – 17:09Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 17:09

Özgür ALTUNCU -Yaşar KAÇMAZ/İSTANBUL,(DHA) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çekmeköy toplu açılış törenlerine katıldı. Erdoğan burada bir konuşma yaparak, “16 Nisan, 15 Temmuz’un hesabını sorma günüdür. 15 Temmuz darbe girişi, ‘hayır’ diyenler onlarla beraber mi? Dikkat edin Kandil’den haber gönderiyorlar. FETÖ , Pensilvanya’dan haber gönderiyor, ‘hayır’ deyin. Bilesiniz ki ‘hayır’ diyenlerin şu anda attığı adım budur. Ve bunlar şu anda bölücü terör örgütlerine destek verenlerdir. Niye ‘evet’ diyemiyorlar çünkü ‘evet’ onların bu ülkedeki geleceğini karartacaktır. Şunun unutmayın, peygamberimizin sözüdür, ‘kişi sevdikleriyle ile beraberdir. Sen Kandil’i mi seviyorsun, onlarla berabersin. Ne diyor Kandil ‘hayır’. ‘Hayır’ diyenler onlarla beraber haşr olunacaktır. Bu kadar açık ortada, gerçekler ortada” dedi.
“BUGÜNKÜNDEN 2 KAT DAHA BÜYÜK OLACAKTIK, 2 KAT DAHA ZENGİN OLACAKTIK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birileri diyor ki ‘cumhurbaşkanlığı başkanlık sistemi milletin karnını mı doyuracak?’ Evet. Yeni sistem milletin karnını doyuracak. Ülkemizin koalisyon hükümetleri döneminde ortalama oranı yüzde 4 iken, tek parti hükümetleri döneminde bu oran yüzde 5.9 yani 6. Bir başka ifadeyle, şayet Türkiye son 25 yıldır, cumhurbaşkanlığı sistemi ile yönetiliyor olsaydı ekonomik açıdan bugünkünden 2 kat daha büyük olacaktık, 2 kat daha zengin olacaktık. Koalisyon dönemlerinde milletimizin cebinden çalınan paralar son 14 yılda olduğu gibi yatırıma istihdama dönüştürülseydi, bugün olduğumuz yerin 2 kat daha ilerisinde olacaktık. Koalisyon dönemlerinde tek parti yıllarına göre faizlerin 4 kat, bugünküne göre de 10-11 kat fazla olduğunu görürüsünüz. Eğer faiz giderlerinin milli gelire oranı biz iktidara gelmeden önce 2002 yılı seviyesinde olsaydı 1 trilyon 800 milyar lira faiz ödemesi yapacaktık. Eski rakamla söylemiyorum. Halbuki bu dönemde faiz yükümüz 700 milyar lirada kaldı. Aradaki 1 trilyon 100 milyar liraya ne oldu. O para alt yapı, eğitim, sağlık yatırımı olarak milletimizin hizmetine sunuldu” diye konuştu.
“ARADAKİ FARK MİLLETİN CEBİNDE KALDI”
Erdoğan, “Bize düşman olanların kuyruk acısı kendi ceplerine atmak istedikleri bu 1 trilyon 100 milyar lirayı milletimizin cebine aktarmış olmamızdan kaynaklanıyor. Faiz giderleri biz geldiğimiz de, devletin borçlanma faizi yüzde 63’dü. Biz bunu tek haneli rakamlara düşürdük. Aradaki fark milletin cebinde kaldı” dedi.
“1 KASIM’DA YENİDEN DURUMU TOPARLADIK”
Erdoğan, “7 Haziran ülkemizdeki siyasi tablonun ne kadar kırılgan olduğunu hepimizde gösterdi. 1 Kasım’da yeniden durumu toparladık. Ama bir daha aynı tehlikeyi kim göze alabilir. Cumhurbaşkanlığı sistemi siyasette ve ekonomide istikrarı sağlayarak son 14 yıldaki bu tabloyu kalıcı hale getirecektir. Varsın kriz tacirleri bize düşman olsun, bize milletimizin sevgisi, teveccühü, hayır duası yeter” diye konuştu..
(FOTOĞRAF)
Kaynak: Hürriyet

34Erdoğan: 2 kat zengin olacaktık

Özgür ALTUNCU (DHA)

11 Mart 2017 – 17:09Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 17:09

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çekmeköy toplu açılış törenlerine katıldı. Erdoğan burada bir konuşma yaparak, “16 Nisan, 15 Temmuz’un hesabını sorma günüdür. 15 Temmuz darbe girişi, ‘hayır’ diyenler onlarla beraber mi? Dikkat edin Kandil’den haber gönderiyorlar. FETÖ , Pensilvanya’dan haber gönderiyor, ‘hayır’ deyin. Bilesiniz ki ‘hayır’ diyenlerin şu anda attığı adım budur. Ve bunlar şu anda bölücü terör örgütlerine destek verenlerdir. Niye ‘evet’ diyemiyorlar çünkü ‘evet’ onların bu ülkedeki geleceğini karartacaktır. Şunun unutmayın, peygamberimizin sözüdür, ‘kişi sevdikleriyle ile beraberdir. Sen Kandil’i mi seviyorsun, onlarla berabersin. Ne diyor Kandil ‘hayır’. ‘Hayır’ diyenler onlarla beraber haşr olunacaktır. Bu kadar açık ortada, gerçekler ortada” dedi.

“BUGÜNKÜNDEN 2 KAT DAHA BÜYÜK OLACAKTIK, 2 KAT DAHA ZENGİN OLACAKTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birileri diyor ki ‘cumhurbaşkanlığı başkanlık sistemi milletin karnını mı doyuracak?’ Evet. Yeni sistem milletin karnını doyuracak. Ülkemizin koalisyon hükümetleri döneminde ortalama oranı yüzde 4 iken, tek parti hükümetleri döneminde bu oran yüzde 5.9 yani 6. Bir başka ifadeyle, şayet Türkiye son 25 yıldır, cumhurbaşkanlığı sistemi ile yönetiliyor olsaydı ekonomik açıdan bugünkünden 2 kat daha büyük olacaktık, 2 kat daha zengin olacaktık. Koalisyon dönemlerinde milletimizin cebinden çalınan paralar son 14 yılda olduğu gibi yatırıma istihdama dönüştürülseydi, bugün olduğumuz yerin 2 kat daha ilerisinde olacaktık. Koalisyon dönemlerinde tek parti yıllarına göre faizlerin 4 kat, bugünküne göre de 10-11 kat fazla olduğunu görürüsünüz. Eğer faiz giderlerinin milli gelire oranı biz iktidara gelmeden önce 2002 yılı seviyesinde olsaydı 1 trilyon 800 milyar lira faiz ödemesi yapacaktık. Eski rakamla söylemiyorum. Halbuki bu dönemde faiz yükümüz 700 milyar lirada kaldı. Aradaki 1 trilyon 100 milyar liraya ne oldu. O para alt yapı, eğitim, sağlık yatırımı olarak milletimizin hizmetine sunuldu” diye konuştu.

“ARADAKİ FARK MİLLETİN CEBİNDE KALDI”

Erdoğan, “Bize düşman olanların kuyruk acısı kendi ceplerine atmak istedikleri bu 1 trilyon 100 milyar lirayı milletimizin cebine aktarmış olmamızdan kaynaklanıyor. Faiz giderleri biz geldiğimiz de, devletin borçlanma faizi yüzde 63’dü. Biz bunu tek haneli rakamlara düşürdük. Aradaki fark milletin cebinde kaldı” dedi.

“1 KASIM’DA YENİDEN DURUMU TOPARLADIK”

Erdoğan, “7 Haziran ülkemizdeki siyasi tablonun ne kadar kırılgan olduğunu hepimizde gösterdi. 1 Kasım’da yeniden durumu toparladık. Ama bir daha aynı tehlikeyi kim göze alabilir. Cumhurbaşkanlığı sistemi siyasette ve ekonomide istikrarı sağlayarak son 14 yıldaki bu tabloyu kalıcı hale getirecektir. Varsın kriz tacirleri bize düşman olsun, bize milletimizin sevgisi, teveccühü, hayır duası yeter” diye konuştu.
Kaynak: Hürriyet

33CHP’li İnce: Biz Köroğlu’nun torunuyuz

DHA

11 Mart 2017 – 17:00Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 17:00

Süheyla GÖZDERELİLER/YALOVA, (DHA) – CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, referandum çalışmaları kapsamında kentte yaptığı konuşmada, referandumda ‘evet’ denilirse 600 milletvekilinin seçileceğini, dışarıdan atanan bakanlar ve cumhurbaşkanı yardımcılarıyla bu sayının 650’ye çıkacağını belirterek, “Ben bir kamyon şoförünün oğlu olarak bu fakir milletin parasının 650 milletvekiline bölünmesini içime sindiremiyorum.  Onun için ‘hayır’ oyu vereceğim” dedi.
Cumhuriyet Meydanı’nda otobüs üzerinden halka hitap eden İnce, “Bu topraklarda unutmayın ki Köroğlu vardı, Bolu Bey’ine meydan okudu. Yarın bu meydana gelecek olan Binali Yıldırım diyor ki; ‘Siz Bolu Beyi’nin torunusunuz.’ Cehaleti görüyor musun? Onlar Bolu Beyi’nin torunu olabilir, biz Köroğlu’nun torunuyuz” dedi. Bütün kumpaslara karşı durduklarını belirterek, referandumda hayır denilmesini isteyen İnce, “1 Mart tezkeresi geldi, onlar ‘evet’ dedi biz ‘hayır’ dedik. Ardından FETÖ geldi yargıyı teslim aldı 2010’nda, onlar ‘evet’ biz ise ‘hayır’ dedik. Kumpas davaları geldi. Balyoz, Ergenekon geldi. Generalleri gazetecileri hapse attılar. Onlar ‘evet’, biz ‘hayır’ dedik. Kozmik oda geldi, onlar ‘evet’ dedi, biz ‘hayır’ dedik. Ardından Habur’da terörist karşılama geldi. Ne dediler? ‘evet’ dediler, biz ‘hayır’ dedik. Ardından çözüm süreci geldi. Onlar ‘evet’ biz ‘hayır’ dedik. Akil insan dediler, biz ‘hayır’ dedik, onlar ‘evet’ dedi. Şimdi 16 Nisan’da ‘evet mi’ diyeceğiz, ‘hayır mı ?’ Ben madde madde neden ‘hayır’ dememiz gerektiğini anlatacağım ama emin olun ki onlar bu meydana gelip neden ‘evet’ dememiz gerektiğini söyleyemeyecekler” dedi.
Referandumda ‘evet’ çıkması durumunda Türkiye’nin sistem değişikliğine gidileceğini, devlet başkanının istediğini yapabileceğini söyleyen İnce, bu konuda Ak Partilileri de uyarıp, referandumda ‘hayır’ demelerini istedi. Muharrem İnce, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdi ‘evet’ dediğimiz zaman bu sisteme, bakanlar dışarıdan olacak. Milletvekillerinden olmayacak. 30 kişi onlar. 20 de cumhurbaşkanı yardımcısı, 600 de milletvekili. Etti mi 650. Türkiye’nin nüfusu ne kadar? 80 milyon. Milletvekili sayısı 650 olacak. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki milletvekili sayısı kaç? 435. 300 milyona 435, 80 milyonluk Türkiye’ye 650. Evet verecek olan Yalovalılara sesleniyorum; senin vicdanın bunu kabul ediyor mu? Yani Türkiye’ye 300 milletvekili yeter. Trilyonlarca lira milletvekillerine maaş vereceğiz. Ben bir kamyon şoförünün oğlu olarak bu fakir milletin parasının 650 milletvekiline bölünmesini içime sindiremiyorum. Onun için ‘hayır’ oyu vereceğim.”

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

32Ak Partili Petek: Darbenin siyasi ayağı tespit edilemedi

DHA

11 Mart 2017 – 16:48Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 16:48

Yasin DALKILIÇ/ KAYSERİ,(DHA)- DARBE girişimini Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek, “Meclis Araştırma komisyonunda 141 kişi dinlendi. Yurtta sulh konseyinin 38 kişiden oluşmaktadır. Darbenin siyasi ayağı ise tespit edilemedi” dedi.
Tüketiciler Birliği’nin davetlisi olarak Kayseri’ye gelen TBMM Darbe girişimi Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek, Büyükşehir Belediyesi Meclis salonunda ’28 Şubat’ta Direniş, 15 Temmuz’da Diriliş ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ konulu toplantıya katıldı. Petek, “Dünya hayatının geçici olduğuna inanırken, sanki dünya hayatı geçici değilmiş gibi kavgalar ediyoruz. Cebire şiddete dayanan her türlü gayrimeşru girişim darbedir ve ayağımızın altındadır. Ben, 28 Şubat’ta savcı iken, yüce kitabımız suç delili olarak bana getirilmişti. Şimdi de Bodrum’da FETÖ ile mücadele kapsamında basılan bir evde, Kuran-ı Kerim evden alınarak suç delili olarak kayda geçiliyor. Konu ile ilgili, Muğla Başsavcılığını aradım ve ‘Böyle rezalet olmaz’ dedim. Başsavcılık gereğini yaptı. Şimdi FETÖ ile mücadelede geniş anlamda büyük mağduriyet içerisinde olanlar söyleniyor. Mağduriyet yaşayanlar var mıdır? Evet vardır. Ancak, mağduriyetin giderilmesi için kör sağır olmuş iktidar yok. Mağduriyet yaşadığı ifade edenler kendi haklarını yargı yolunu açarak arayabilecekler” diye konuştu. Petek sözlerini şöyle sürdürdü:
“15 Temmuzda Cumhurbaşkanlığı külliyesi yanında bulunan Jandarma birliği, darbecilerin asıl merkeziydi. Her tarafa faks çekilen yer oradır. Özel Harekat operasyon yapıyor. 18 darbeci teröristi ölü olarak, diğerlerini de beyaz külotları ile teslim aldılar. 28 Şubat darbecileri ile FETÖ darbecileri arasında ne fark var? Birisi açıktan dindarlar üzerine zulüm yapıyor. Diğeri de, milletin parasını himmet diye sömürdü. Fethullah Gülen denen alçak, 28 Şubat’ta ‘Başörtüsüne teferruattır’ demişti. O dönem Müslümanların direnişlerini kıranlardan birisi Fethullah Gülen’dir. O zamanki askeri yönetime yalakalık, köpeklik yaptı. Seçilmiş insanlarla kendi yönetimini sağlıyorsa doğru olan budur. Türkiye de kökü dışarıda olmayan bir darbe yoktur. Dış güçlerin ülkemizde kurmak istediği baskı nedeniyle darbe olur. 15 Temmuz darbe girişimini araştırdığımızda 141 kişiyi dinledik. Yurtta Sulh Konseyinde anılan 38 isim var. Bununla ilgili Ankara’da kamu davası açıldı. Darbenin siyasi ayağı ile ilgili yapılan incelemelerde iktidardan ve muhalefetten bir isim tespit edilmiş değil. Fethullah Gülen 1967’den bu yana bir proje olarak görevlendirilmiş, kendini çok iyi gizlemiştir. FETÖ’nün siyasi ayağını detaylı incelemek için 1967’den 2016’ya kadar incelemek gerekir. Siyasi destek aranıyorsa rahmetli Bülent Ecevit’in mektubu ile Papa ile görüşmüştür. Tansu Çiller’den komisyon için yazılı cevap aldık. Görüştüklerini inkar etmedi. Ancak, o dönem örgüt olarak görmedikleri için görüştüklerini belirttiler. Fethullah Gülen, cemaatteki insanları (Perşembe günü Peygamberle, haftanın belirli günü Allah’la görüşüyorum) diyerek kandırdı.”
Konferansa Reşat Petek’in yanı sıra AK Parti Kayseri Milletvekili İsmail Tamer, Kocasinan Kaymakamı Ali Candan, Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin ve çok sayıda Sivil Toplum Kuruluşu (STK) temsilcisi katıldı.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

31AB Bakanı Çelik: Teröristler Hollanda’da rahatça toplantı yapabiliyor

DHA

11 Mart 2017 – 16:05Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 16:05

Malik GÖDELİNER/YUMURTALIK(Adana), (DHA)-AVRUPA Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçağına Hollanda’ya iniş izin verilmemesiyle ilgili olarak, “Hollanda’da teröristler rahatça dolaşıp toplantı yapabiliyor” dedi.
Adana’nın Yumurtalık İlçesi’nde referandum toplantılarına katılan Bakan Ömer Çelik, halka hitap etti. Hollanda’da PKK’lı ve FETÖ üyesi teröristlerin rahatça dolaşıp toplantı yapabildiğini hatırlatan Çelik, şu açıklamayı yaptı:
“Gerçi bunu yaparak, bizim vatandaşlarımızla buluşmamızı engelleyerek, 16 Nisan’da onlara sandıklardan ‘evet’ çıkmasının Türkiye için ne kadar faydalı olacağını anlatmamızın önüne set çektiklerini zannediyorlar. Fakat farkında değiller ki, bu yaptıklarıyla aslında çeşitli konularda yeterince zihni berraklaşmamış vatandaşlarımızın ya da kararsız durumdaki vatandaşlarımızın bile kararını evet yönünde netleştirmiş oldu. Yani onlar Türkiye’nin cumhurbaşkanına saldırdığı zaman, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin bakanlarını engellemeye çalıştığı zaman, bizim vatandaşlarımız onlara vereceği cevap bellidir. Rejim değişikliğinden bahsediyorlar. Bakın Türkiye Cumhuriyeti’nin rejimi, laik, demokratik, sosyal hukuk devletidir. Türkiye 1923’ten beri vatandaşımızın rejimle problemi olmamıştır. Rejim değişikliği halkın iradesinin gasp edilmesidir. Bizim rejimimizin esası demokratik cumhuriyettir, bunun esası egemenlik kayıtsız şartsız millete ait demektir.”
Çelik, Yumurtalık’ın ardından Karataş İlçesi’nde de vatandaşlarla bir araya gelip, referandumda neden evet denilmesi gerektiğini anlattı.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

30DSP Genel Başkanı Aksakal: Türkiye 100 yıl öncesinin görüntüleriyle karşı karşıya

DHA

11 Mart 2017 – 15:39Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 15:39

İbrahim MAŞE/MERSİN, (DHA) – DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Türkiye’nin 100 yıl öncesinin görüntüleriyle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde basın mensupları ile bir araya gelen Önder Aksakal, geçtiğimiz 15 yıl içerisinde Türkiye’nin ekonomisiyle birlikte dış politikası ve siyasetinin bitirilme noktasına getirildiğini söyledi. AK Parti’nin ülkeyi kan deryasına çevirdiğini ifade eden Aksakal, “Bütün komşularıyla barışık bir ülke durumundan, maalesef tüm dünya ile kavgalı bir devlet haline getirildik. Çağdaş medeniyetlerin yolundan çıkarılıp, kara Afrika’nın, Ortadoğu’nun karanlık dehlizlerine sürüklendik. 150 milyar dolar toplam borçla devrettiğimiz devleti, biliyorsunuz AK Parti’ye devleti DSP teslim etmişti. Tertemiz devlet, sorunsuz, kavgasız ve sorunsuz bir toplum teslim etmişti, sıfır terörle. Bugün trilyon dolarlar seviyesinde bir batağın içine sürükleyen AK Parti iktidarı, devleti sıfır terörle teslim aldığı ülkeyi bir kan deryasına çevirmiştir” dedi.
NASIL KANDIRILDIKLARINI ANLATACAĞIZ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i eleştiren Aksakal, “Bugün AK Parti’nin koltuk değneği olmuş, dilinden milliyetçiliği düşürmeyen, insanları da olmayan aklınca imalı bir şekilde halkı tehdit eden ve bize göre bu bölgenin, Çukurova bölgesinin, Toros bölgesinin içinden çıktığını iddia eden ve sözde milliyetçi söylemleri ile Bahçeli gibi siyaset figüranları, başrol oyuncularıyla birlikte bu emperyalist emellerin bataklığında yok olup gideceklerdir. Hiçbir ihtiyaç yokken durduk yere devletin temel taşlarıyla oynayanların geçmişte PKK ve FETÖ terör örgütleri tarafından kandırıldıkları gibi şimdi de bu sahte hayırcılar tarafından ortaya atılan bir tezgahla, Bahçeli ve Perinçek ikilisiyle tezgahlanan oyunlarla nasıl kandırıldıklarını anlatacağız” diye konuştu.
İktidarın, emperyalizmin dümen suyuna teslim olduğunu kaydeden Aksakal, konuşmasına şöyle devam etti:
“Sıfırı tüketmiş müflis tüccar misali olan biteni her şeyi örtbas etmek için darbe dönemlerinin hikayeleriyle ve hatta Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki şartlarda oluşan olaylarla insanlarımızı oyalama çalışıyor. Deniz bitmiştir. Gemi karaya oturmuştur. 17 Nisan günü gerçekler gün gibi ortaya dökülür. Kendileri de biliyorlar ki 16 Nisan akşamı sandıklardan çıkacak bu halkın iradesi bir şamar gibi patlayacaktır. İşte bu korku, iktidar ve yandaşlarını acımasız ve saldırgan bir hale getirmiştir. Bu tehlikeli bir gidiştir. Biz bu filmi 12 Eylül darbesi öncesinde izlemiştik. Demokrasiyi ve eşitliği arayanlara karşı elleri muştalı, yüzleri maskeli, ağızları salyalı tetikçilerin saldırıları, nihayetinde toplumun da kutuplaşmasına ve kardeşi kardeşe düşman olacak hale getirmişti. ”

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

29KOM’dan başarılı iki operasyon

DHA

11 Mart 2017 – 14:56Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 14:56

ERZURUM, (DHA)-Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekipleri FETÖ/PDY ve sigara kaçakçılarına yönelik düzenlediği iki ayrı operasyonda 10 kişiyi gözaltına aldı.

KOM Şubesi ekipleri ilk olarak FETÖ/PDY terör örgütüne yönelik yaptığı operasyonda aralarında doktor ve hemşirelerin bulunduğu 7 sağlık çalışanını gözaltına aldı. Bir taraftan terör örgütü ile mücadele veren ekipler, diğer taraftan da zehir tacirlerine göz açtırmıyor. Şüphelendikleri bir yolcu minibüsünü durduran ekipler aracın muhtelif yerlerine zulalanmış vaziyette 19 bin 250 paket kaçak sigara ele geçirdi. Konu ile ilgili olarak 3 şüpheli şahıs gözaltına alınarak haklarında adli işlemler başlatıldı.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

28Adalet Bakanı Bozdağ” Evetleri öyle patlatmalıyız ki Merkel Almanya’dan duyduğunda o sesle yerinden fırlamalı”

DHA

11 Mart 2017 – 14:54Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 14:54
Yüksel KOÇ/İSTANBUL,(DHA) Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Ak Parti Kartal İlçe örgütü tarafından düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, “28 Şubat’ın önden çekeni CHP’dir, arkadan itişli araba desek arkadan iteni de CHP’dir. Şaşakçısı da CHP’dir. Merhum Erbakan’ı iktidardan indirmek için 28 Şubatçılarla beraber çalışan da bunlar. Ama dikkat edin Erbakan hocamızı anma toplantısına Sayın Kılıçdaroğlu gitti katıldı, elini açtı, Erbakan hocamız için dua etti. Eğer bu halk oylaması olmasaydı, Saadet Partililerin oyuna ihtiyacı olmasaydı vallahi hiçbir güç Kılıçdaroğlu’nu Erbakan’ı anma toplantısına götürüp Erbakan hocaya dua ettiremezdi” dedi.
Avrupa Konseyi üyesi bazı ülkelerin sanki kendi ülkelerindeki hükümet sistemi değişiyormuş gibi telaşta olduklarını söyleyen Bakan Bozdağ, “Türkiyemiz için ve geleceğimiz için 16 Nisan’da sandıklarda evetleri patlatmalıyız. Öyle patlatmalıyız ki Merkel Almanya’dan duyduğunda o sesle yerinden fırlamalı” dedi.

Ak Parti Kartal İlçe örgütü tarafından Kartal’da düzenlenen etkinliğe katılan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, hükümet sistemi değişikliği, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun değişikliğe ilişkin tek adamlık eleştrisi, yine Kılıçdaroğlu’nun Erbakan’ın anma toplantısına katılması, bazı bakanların etkinliklerinin bazı Avrupa ülkelerinde yasaklanmasıyla ilgili konuştu.
Bozdağ özetli şunları söyledi:
“15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü ortada. Onun için Türkiye’nin, Türk demokrasisinin, hukuk devletimizin, milli irademizin, seçilmişlerimizin bir daha darbelerle, muhtıralarla karşılaşmaması için, demokrasimizin asla kesintiye uğramaması için, başka güçlerin taşeronluğunu yapanların, başka devletler adına Türkiye’ye hiza ve istikamet vermemesi, verememesi için milletin iradesinin daima iktidarda kalması için bizim bu değişikliğe sahip çıkmamız şarttır.”
‘BU SİYASİ İSTİKRAR KONJONKTÜREL BİR DURUM’
“Biz diyoruz ki; Türkiye’nin Tayyip Erdoğan’dan sonra, Ak Parti’den sonra da daima güçlü bir iktidara ihtiyacı var. Diyeceksiniz ki; şimdi siyasi iktidar yokmu? Var. Güçlü iktidar yokmu? Var. Peki niye istiyorsunuz? Bu siyasi istikrar, güçlü iktidar sistemin doğal ve zorunlu sonucu değil, konjonktürel bir durum. Sistemimizi çok güçlü kuracağız ve istirkarı sistem kendisi ortaya çıkaracak. Onun için diyoruz ki; bu sistem değişikliği Tayyip Bey için değil. Ak Parti’den sonra, Tayyip Bey’den sonra Türkiye’nin daima siyasi istikrar ve daima güçlü iktidara sahip bir ülke olması için.”
KILIÇDAROĞLU’NA YANIT
“Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu çıkmış diyor ki bu yanlış. Tek kişi falan edebiyatı yapıyor. Ben de diyorum ki Sayın Kılıçdaroğlu’na; maden yanlış tek başlı yürütme, o zaman neden CHP’nin tek başlı bir genel başkanı var. İki tane genel başkan olsun CHP’ye. Madem çift başlılık çok iyi oluyor, eş genel başkan yap. Daha önce yaptığı bir açıklama var. Diyor ki; bu sistemde Başbakan ayrı partiden, Cumhurbaşkanı ayrı partiden olursa çok büyük kavgalar çıkar. Şimdi halk onu ayrı seçer bunu ayrı seçer. Sayın Kılıçdaroğlu, zaten biz senin dediğin bu gerekçeyle sistem değişikliğine gidiyoruz. Sen o zaman evetçisin, o zaman niye hayıra çalışıyorsun mübarek. Gel beraber evet diyelim bu işi bitirelim. Adamın kafası karışık. Milletin de kafasını karıştırmak istiyor.”
“Siz Türkiyeyi yönetecek yürütmeyi doğrudan istiyormusunuz istemiyormusunuz. Biz milletvekillerini, belediye başkanlarını, Cumhurbaşkanını doğrudan seçtiğimiz gibi doğrudan seçmeliyiz diyorsanız oyumuzun rengi evet. Yok ben milletvekilini seçerim, Cumhurbaşkanını seçerim, belediye başkanını seçerim doğrudan ama Türkiyeyi yönetecek hükümeti seçmeye ehil görmüyorum, ben aracılar seçeyim, vekiller. Onlar içinden hükümet çıkarsın diyorsa o zaman hayır diyeceksin.”
“28 Şubat’ın önde çekişli desek önden çekeni CHP’dir, arkadan itişli araba desek arkadan iteni de CHP’dir. Şaşakçısı da CHP’dir. Merhum Erbakan’ı iktidardan indirmek için 28 Şubatçılarla beraber çalışan da bunlar. Ama dikkat edin Erbakan hocamızı anma toplantısına Sayın Kılıçdaroğlu gitti katıldı, elini açtı, Erbakan hocamız için dua etti. Eğer bu halk oylaması olmasaydı, Saadet Partililerin oyuna ihtiyacı olmasaydı vallahi hiçbir güç Kılıçdaroğlu’nu Erbakan’ı anma toplantısına götürüp Erbakan hocaya dua ettiremezdi.”
‘EVETLERİ ÖYLE PATLATMALIYIZ Kİ MERKEL ALMANYA’DA DUYDUĞUNDA YERİNDEN FIRLAMALI
Ben geçenlerde Avrupada idim. Takip ettiniz orada olup bitenleri. Bugün de Almanya Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bir karar var. Orada gördüğüm bir manzara var; Türkiye’de hükümet sistemi değişiyor ama Almanyaya bakarsanız sanki Türkler Federal Almanya’nın hükümet sistemini değiştirmek için uğraşıyormuş gibi algı var. Avrupa Konseyi üyesi bazı ülkeler Türkiye’nin hükümet sistemi değil de kendi ülkelerinin hükümet sistemi değişiyormuş gibi telaştalar. Türkiye’nin hükümet sistemini değiştirmemesi için baskı yapıyorlar. Türk siyasetçilerin oralarda konuşmalarına izin vermiyorlar. Bir yandan ifade hürriyeti, bir yandan toplanma hakkı, bir yandan hukukun üstünlüğü, bir yandan demokrasi diyorlar ama ne toplanma hakkına, ne ifade hürriyetine, ne demokrasiye ne de hukukun üstünlüğüne saygıları var. Sadece kendileri için bunu istiyorlar. Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarına, Türkiye kökenli Alman vatandaşlarına yapılan haksızlıkların haddi hesabı yok. Ama bakıyorsunuz Türkiye ile ilgili bir şey olunca bambaşka. Ya sen önce kendi ülkende demokrasiyi bir hakim kıl bakim. Hukukun üstünlüğünü bir hakim kıl. PKK terör örgütü orada stand açmış duruyor, sen cami derneklerinde terörist arıyorsun. Terörist gözünün önünde, sarayda ağırlıyorsun teröristi, cami derneklerinde de masum insanlara terörist muamelesi yapıyorsun.
Alman Devlet televizyonu hayır kampanyası başlatmış şimdi reklamlar yayınlıyorlar. Neden bunlar Türkiye’deki bu sistem değişikliğine karşı çıkıyorlar. Ona bakmak lazım. Bütün bunların tek derdi zayıf bir Türkiye, istikrarsız bir Türkiye, Türkiyeyi yöneten zayıf iktidarlar, devamlı iç kavgalarıyla, krizle, kaosla, terörle mücadele eden ve enerjisini daima içine harcayan bir Türkiye olsun istiyorlar. Biz onlara ara sıra bir şey verelim idare edelim diyorlar. Böyle bir Türkiye istiyorlar. Onun için karşılar buna. Bu sistem geçtikten sonra siyasi istikrar olacağı için, güçlü iktidar olacağı için, düdük çalınca Türkiye’nin siyasetini hizaya getirme imkanları yok. Velik transferiyle, başka yol ve yöntemlerle hükümet değişikliği yapma imkanları yok.
Bu sistem değişikliği ülkemizin ve milletimizin bekaası, istiklali, istikbali, istikrarı ve Türkiye’nin, Türk milletinin daima güçlü kalması için şarttır. Biz hep beraber el ele vermeliyiz, parti farklarını bir kenara bırakmalıyız, Türkiyemiz için ve geleceğimiz için 16 Nisan’da sandıklarda evetleri patlatmalıyız. Öyle patlatmalıyız ki Merkel Almanya’dan duyduğunda o sesle yerinden fırlamalı. Yeni mi Türkler diyebilmeli. Öyle patlatmalıyız ki Kandil’deki teröristler, Pensilvanya’daki FETÖ, DHKP-C, bütün terör örgütleri bu millete yol çizemeyeceklerini bir kez daha görmelidirler.
(FOTOĞRAF)
Kaynak: Hürriyet

27Doğu Perinçek: Cumhurbaşkanı’na soruyorum, yapacağı bir eylem yok mudur?

DHA

11 Mart 2017 – 14:34Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 14:34

ANKARA, (DHA) – VATAN Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, partisinin 10’uncu Genel Kurultayı’ndaki konuşmasında, “Madem diyorlar ki ‘Hayır, diyenler terör örgütleriyle beraberdir’ o zaman ben size şunu söylüyorum. Siz terör örgütleriyle beraber değilseniz arkanızdaki o Kürdistan bayrağını ilk önce oradan indirin. Cumhurbaşkanı da bu sorunun cevabından kaçamaz. Buradan Cumhurbaşkanı’na da soruyorum. Cumhurbaşkanı olarak o Kürdistan bayrağının orada asılmasına söyleyeceği bir çift sözü yok mudur? Yapacağı bir eylem yok mudur?” dedi.

Vatan Partisi’nin 10’uncu Genel Kurultayı, ‘Vatan Savaşından Milli Hükümete’ sloganıyla toplandı. Ankara Arena Kapalı Spor Salonu’nda, partililerin katılımıyla başlayan kurultayda konuşan Vatan Partisi Genel Başkanı Perinçek, Türkiye’nin yeni bir dönemin eşiğinde olduğunu söyledi. Perinçek, “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Türkiye’yi tek başına yönettiği dönemin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Türkiye’nin önünde artık tek başına Tayyip Erdoğan yönetimleri yok. Önümüzdeki seçimlerde, halk oylamasından başlayarak, önümüzdeki Meclis seçimlerinde ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin millet tarafından seçilmeyeceğini göreceğiz. Adalet ve Kalkınma Partisi dönemi bitmiştir. Türkiye’yi yabancıların talimatlarıyla yönetenlerin devri bitmiştir” diye konuştu.

“CUMHURBAŞKANI BU SORUNUN CEVABINDAN KAÇAMAZ”

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani’nin, İstanbul Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’ne gelişi sırasında kapının önündeki direğe çekilen bayrağa tepki gösteren Doğu Perinçek, şunları söyledi: “Mehmetçik; Fırat Kalkanı’nda içeride savaşırken, canını, kanını verirken, ABD’nin ikinci İsrail planını, Kürdistan planını bozmak için Ankara’ya Kürdistan bayrağı asanların devri bitmiştir. Bu halk oylamasından sonra ve arkasından gelen seçimlerle Türkiye yeni bir döneme girmektedir. ‘Evetçiler’ ile ‘Hayırcılar’ arasında bir kamplaşmayı kesinlikle doğru bulmuyoruz. Madem diyorlar ki ‘Hayır, diyenler terör örgütleriyle beraberdir’ o zaman ben size şunu söylüyorum. Siz terör örgütleriyle beraber değilseniz arkanızdaki o Kürdistan bayrağını ilk önce oradan indirin. Cumhurbaşkanı’na da söylüyorum. Cumhurbaşkanı da bu sorunun cevabından kaçamaz. Buradan Cumhurbaşkanı’na da soruyorum. Cumhurbaşkanı olarak o Kürdistan bayrağının orada asılmasına söyleyeceği bir çift sözü yok mudur? Yapacağı bir eylem yok mudur? ‘Kürdistan’ diye bir devlet yok”

“O BAYRAK KÜRTLERİN BAYRAĞI DEĞİL”

Hükümetin Türkiye’yi birleştiremediğini savunan Perinçek, “Vatan Partisi, Türkiye’yi birleştiriyor. Bütünleştiriyor. Niçin tek başına AKP iktidarının sonuna geldik? Çünkü AKP yönetimi Türkiye’yi birleştiremiyor. En başta Mehmetçik, vatan için savaşırken, Ankara’da Başbakan’ın arkasında Kürdistan bayrağı asanlar ki o bayrak, Kürtlerin bayrağı değildir. O bayrak, Amerikan grafikerlerinin çizdiği, Amerikan boyacılarının sulu boyayla boyadığı bayraktır. Türkiye’mizin Kürtlerinin bayrağı; kan döktükleri, ay yıldızlı, al bayrağımızdır” dedi.

“ATANMIŞLAR SİSTEMİ KURMAK İSTİYORLAR”

Anayasa değişikliği referandumuna ilişkin de açıklamalarda bulunan Perinçek, “Bu millete bir başkanlık sistemi dayatmaya kalkmışlardır. Bu savaşın ortasında milletimizi ‘Evet’ ve ‘Hayır’ diye iki kampa bölmeye çalışmışlardır. Onların başkanlık sistemine buradan ‘Hayır, hayır, hayır’ diyoruz. ‘Hayır’ diyoruz; çünkü kurmak istedikleri başkanlık sistemi, halkın sistemi değil. Atanmışlar sistemi kurmak istiyorlar. O hükümet cumhurbaşkanının atadığı insanlardan oluşacak. Adına artık hükümet de diyemeyiz, ekip diyelim. Milletle hükümeti birbirinden koparan atanmışlardan oluşan bir rejim kurmak istiyorlar. O rejime ‘Hayır’ diyoruz” diye konuştu.

“BAĞRINDA FETULLAH TERÖR ÖRGÜTÜ HALA VAR; BAKANLAR KURULU’NDA BYLOCK’ÇULAR, FETÖ’CÜLER…”

Anayasa değişikliği için 16 Nisan günü yapılacak halk oylamasından ‘Hayır’ kararı çıkacağını savunan Perinçek, “Türkiye, 17 Nisan sabahı aydınlıklara uyanacak. Yeniden ayağa kalkacak. Türkiye, kendisine dayatılan başkanlık sistemini yani atanmışlar rejimini kurmaya kalkanlar 17 Nisan sabahı Türk milletinden o ‘Hayır’ kararını göreceklerdir. ‘Hayır’da birleşmek, aynı zamanda AKP iktidarı döneminin sonunda birleşmektir. Bu, AKP için de bir kurtuluş. AKP iktidarı yönetemiyor, iç çatışmalara düşmüş. Bağrında Fetullah terör örgütü hala var. Yönetiminde, Bakanlar Kurulu’nda Bylock’çular, FETÖ’cüler; onları da kurtaracak olan Türk milletinin ‘Hayır’ kararıdır” dedi.

“GELİN, MİLLİ SEFERBERLİK HÜKÜMETİ KURALIM”

Partisinin genel kurultayından AK Parti, CHP ve MHP’ye seslenen Doğu Perinçek, şöyle konuştu: “Vatan Partisi önümüzdeki dönem elini diğer partilerimize uzatıyor. Milli olan, bağımsız, başı dik Türkiye’yi kurmak için bizimle görev paylaşmak isteyen, geleceğin üretenler Türkiye’sini kurma kararında olan partilerimize buradan elimizi uzatıyoruz. Onlara ‘Gelin, Türkiye’yi beraber yönetelim. Bir milli hükümet kuralım. Bir milli seferberlik hükümeti kuralım’ çağrısını kurultayımızın en temel çağrısı olarak açıklıyoruz. Türkiye, önümüzdeki dönem çeşitli bocalamalardan da geçse sancılar da yaşasa bir milli seferberlik hükümetini kuracak. Türkiye, ‘Hayır’ ile bir dönümün sonunu getirmek üzere. Diğer partilere de buradan şu çağrıyı yapıyoruz. Gelin, Türkiye’yi birlikte yönetelim. Birleşen Türkiye’yi birlikte kuralım. Fırat Kalkanı Harekatı’ndan, vatan savaşından birlikte zaferle çıkalım. Türk ordusunun yenilgisinden iktidar umutları beslemeyelim. Millet olarak ordumuzla bu vatan savaşında birleşelim. Partiler olarak birleşelim”
Kaynak: Hürriyet

26İstinaf Mahkemesi ilk FETÖ kararını verdi

AA

11 Mart 2017 – 13:08Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 13:09

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) 2. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) üye olmak” suçundan 4 kişiye verilen hapis cezalarını yasaya uygun bularak kesinleştirdi.

Tokat Ağır Ceza Mahkemesi, FETÖ/PDY’ye üye olmak suçundan sanıklar Kadir Tulum’u 3 yıl 1 ay 15 gün, Mesut Böğrek’i 1 yıl 8 ay 18 gün, Serhat Kızılkaya’yı 1 yıl 8 ay 18 gün, Şaban Top’u ise 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırdı.

Sanıkların avukatları, müvekkillerinin beraatine karar verilmesi talebiyle yerel mahkemenin verdiği kararı istinaf mahkemesine taşıdı.

Dosya üzerinden davayı karara bağlayan Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, dosyada usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılık bulunmadığını, delillerde herhangi bir eksiklik saptanmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu belirterek, istinaf başvurularını esastan reddetti.

Yerel mahkemenin sanıklar hakkında verdiği kararı yasaya uygun bulan daire, cezaları kesin hükme bağladı.

Böylece istinaf mahkemesi FETÖ’ye ilişkin bir davada ilk kararını verdi.
Kaynak: Hürriyet

25Aziz Yıldırım’a şok dava!

DHA

11 Mart 2017 – 12:17Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 13:54

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, geçen yıl 24 Ağustos’ta bir televizyon kanalında Trabzonspor hakkında yaptığı açıklamalara medya hesabından tepki gösteren bordo mavililerin yönetim kurulu üyesi Gökhan Saral’dan şikayetçi olmuştu.
Saral da, bordo mavili camianın yıpratılmaya çalışılmasına duyarsız kalmayacağını belirterek Aziz Yıldırım’dan şikayetçi oldu.
Gökhan Saral, Aziz Yıldırım’ın algı operasyonu yaptığını ve Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından şike kumpasıyla karşı karşıya kaldığını öne sürerek mağduru oynadığını savundu, Trabzonsporlulara da psikolojik baskı yapıldığını kaydetti.

‘SPORTMENLİĞE DAVET EDİYORUM’
Gökhan Saral, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, ”Camiama hakaret eden, camiamın hakkına göz diken ve geçmişte hakkını yiyenlerle mücadele etmeye devam edeceğim. Aziz Yıldırım’ı camiamla ilgili açıklamalarını Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) kuralları ve sportmenlik çerçevesinde yapmaya davet ediyorum. Trabzonspor camiasına yapmış olduğu hakaretten ötürü ben de kendisinden davacı ve şikayetçiyim. Hak arama ve şike mücadelesi yargıda devam edecektir” ifadelerini kullandı.
Kaynak: Hürriyet

24Dolandırıcılar parayı çekmeye geldikleri bankada yakalandı

DHA

11 Mart 2017 – 12:16Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 12:16

Fatih KARAÇALI/ ADANA,(DHA)- BALIKESİR ve Bursa’da 2 kişiyi telefonla arayıp kendilerini savcı ve polis olarak tanıtarak toplam 57 bin lira dolandırdıkları iddiasıyla Faruk Zerengök (42), Burhan Akarsu (38) ile Levent Özkök (34) Adana’da parayı çekmek isterken yakalandı. Zanlılardan Akarsu’nun geçtiğimiz ay dolandırıcılık şebekelerine yönelik yapılan planı operasyonda gözaltına alınıp, mahkemece serbest bırakıldığı belirlendi.
İddiaya göre, Balıkesir’in Bandırma İlçesi’nde yaşayan Semiha Y.’yi (71) telefonla arayan dolandırıcılar, Fethullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmasını yürüten ekipte olduklarını belirterek, “Teyzeciğim, senin adına FETÖ’ye para aktarılmış. Biz bu soruşturmayı yürütüyoruz. Evinde, bankada, ne kadar altın ve para varsa, bunları inceleyip, sana geri iade edeceği. Şimdi, sen ne varsa, bunları vereceğimiz hesaba yatır. Altınların varsa, onları da bozdur” dedi.
Telefon dolandırıcılarının sözlerine kanan Semiha Y., Bandırma PTT Şubesine giderek 8 bin TL parayı yatırdı. Elindeki 2 bileziği de toplam 10 bin liraya bozduran Semiha Y., yeniden gittiği PTT Şubesi’ne parayı yatırmaya çalışırken, görevliler durumu fark ederek uyardı. Semiha Y.’nin parayı yatırması önlendi.
Aynı gün, Bursa’nın Osmangazi İlçesi’nde oturan kepçe operatörü Fehmi Ç.’yi (42) de arayan aynı dolandırıcılar, “FETÖ’cüler senin hesaplarını ele geçirmiş. Bankadaki paranı çekecekler, ayrıca adına kredi çıkartmışlar, onu da almak üzereler. Hemen git parayı onlardan önce çek” diye korkuttu. Fehmi Ç., bankadan parasını çekti, arkadaşlarından borç aldı, ayrıca bir bankadan da kredi çekip, toplam 48 bin 750 lirayı dolandırıcıların verdiği banka hesabına yatırdı. Parayı yatırdıktan sonra dolandırıldığını anlayan Fehmi Ç.’nin şikayeti üzerine harekete geçen Adana polisi, Faruk Zerengök, Burhan Akarsu ile Levent Özkök’ü parayı çekmek için geldikleri banka şubesinde suçüstü yakaladı.
Asayiş Şube Müdürlüğü’nde sorgulanan zanlılardan Burhan Akarsu’nun geçtiğimiz ay dolandırıcılık şebekesine yönelik yapılan operasyonda gözaltına alınıp, mahkemeden serbest bırakıldığı belirlendi. Zanlılar, emniyetteki sorgularının ardından adliyeye sevk edildi.

FOTOĞRAFLI

 
Kaynak: Hürriyet

23Kırıkkale’de ‘Bylock’ kullanan 18 öğretmen ihraç edildi

DHA

11 Mart 2017 – 11:59Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 11:59

Erhan GÖĞEM/ KIRIKKALE, (DHA)- KIRIKKALE’de Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında haklarında soruşturma açılan 18 öğretmen, örgüt üyelerinin haberleşme proğramı ‘ByLock’u kullandıkları gerekçesiyle görevlerinden ihraç edildi.
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde, Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, örgütün şifreli haberleşme programı ‘ByLock’u kullandığı iddiası ile 17 öğretmenin görevlerinden ihraç edildiği bildirildi. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekipleri Kırıkkale de yapılan operasyon sonucunda öğretmenler A.P., F.S.T., H.S., İ.M., C.S., M.S., M.A.P., M.Ş., M.K., H.M., A.G.Y., R.P., O.K., H.K., Z.A., R.A., B.C. ve H.M. göz altına alınırken Emniyet Müdürlüğü’nde işlemlerine başlandı.

 
Kaynak: Hürriyet

22Trabzonspor 6 sezon sonra ilk peşinde

DHA

11 Mart 2017 – 11:53Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 11:53

Tolga SAĞLAM/TRABZON, (DHA)- SPOR Toto Süper Lig’in ikinci yarısında oynadığı 7 maçta da mağlubiyet yüzü görmeyen Trabzonspor, Pazartesi günü deplasmanda karşılaşacağı Akhisar Belediyespor maçını kazanması durumunda son 6 sezonda en çok puan topladığı dönemi yaşayacak.
2016-17 sezonuna tarihinin en kötü başlangıçlarından birini yapan ve devreyi 18 puan ile 13’üncü sırada tamamlayan Trabzonspor, ikinci yarıda yakaladığı çıkışla birlikte 7 maçlık puan serisi elde etti. 7 haftada 5 galibiyet, 2 beraberlik alan ve 17 puan toplayan bordo mavililer, Spor Toto Süper Lig’in 24’üncü haftasında oynayacağı Akhisar Belediyespor karşılaşmasını kazanması durumunda son olarak kaybetmeden üst üste 39 puan topladığı 2010-11 sezonunun ardından son 6 yılda peş peşe en çok puan kazandığı dönemi yaşayacak.
REKOR 43 PUAN
En son 82 puan topladığı 2010-11 sezonunda 15 maçlık puan serisi yakalayan ve söz konusu dönemde 39 puan elde eden Trabzonspor, lig tarihinde üst üste en çok puanı ise 1983-84 sezonunda topladı. Bordo mavililer söz konusu sezonda peş peşe 28 maç kaybetmedi, 15 galibiyet ve 13 beraberlikle 2 puanlı sistemde 43 puana ulaştı. Trabzonspor yakın tarihte ise 2011-12 sezonunda 9 maçlık seride 19 puan, 2014-15 sezonunda ise 8 maçlık seride 18 puan elde etmişti.
SARAL, BAŞKAN AZİZ YILDIRIM’A DAVA AÇTI
Bu arada, Trabzonspor Yönetim Kurulu üyesi Gökhan Saral, Fenerbahçe Kulübü başkanı Aziz Yıldırım’a karşı dava açtı. Aziz Yıldırım, geçen yıl 24 Ağustos’ta bir televizyon kanalında Trabzonspor hakkında yaptığı açıklamalara medya hesabından tepki gösteren Saral’dan şikayetçi olmuştu. Saral da, bordo mavili camianın yıpratılmaya çalışılmasına duyarsız kalmayacağını belirterek Aziz Yıldırım’dan şikayetçi oldu. Gökhan Saral, Aziz Yıldırım’ın algı operasyonu yaptığını ve Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından şike kumpasıyla karşı karşıya kaldığını öne sürerek mağduru oynadığını savundu, Trabzonsporlulara da psikolojik baskı yapıldığını kaydetti.
‘SPORTMENLİĞE DAVET EDİYORUM’
Gökhan Saral, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, ”Camiama hakaret eden, camiamın hakkına göz diken ve geçmişte hakkını yiyenlerle mücadele etmeye devam edeceğim. Aziz Yıldırım’ı camiamla ilgili açıklamalarını Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) kuralları ve sportmenlik çerçevesinde yapmaya davet ediyorum. Trabzonspor camiasına yapmış olduğu hakaretten ötürü ben de kendisinden davacı ve şikayetçiyim. Hak arama ve şike mücadelesi yargıda devam edecektir” ifadelerini kullandı.
YOLCULUK YARIN
Spor Toto Süper Lig’in 24’üncü haftasında Pazartesi günü deplasmanda Akhisar Belediyespor ile karşılaşacak olan Trabzonspor, bu maç için yarın Manisa’ya gidecek. Bordo mavililer, yarın Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde yapacağı antrenmanın ardından saat 14.30’da Trabzon Havalimanı’ndan özel uçakla İzmir’e hareket edecek, buradan da karayoluyla Manisa’ya geçecek.

FOTOĞRAF
Kaynak: Hürriyet

21Çavuşoğlu: Rotterdam’a gideceğim; Hollanda, uçuş iznimi iptal ederse yaptırımımız ağır olur

DHA

11 Mart 2017 – 11:38Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 11:38

Bahar DEMİREL / ANKARA, (DHA) – DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hollanda’nın Rotterdam kentine bugün gideceğini açıklayarak, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı gidecek. ‘Uçuş iznini iptal ederiz’. Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı’nı böyle tehdit ediyorlar. Bugün Rotterdam’a gideceğim. Eğer Hollanda, benim uçuş iznimi iptal ederse ekonomik ve siyasi bizim Hollanda’ya karşı yaptırımımız çok ağır olur” dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, CNN TÜRK’te Hakan Çelik’le Hafta Sonu programında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya ziyaretinin ardından Moskova ile ilişkileri değerlendiren Çavuşoğlu, “Normalleşme süreci tamamlandı. Gerek karşılıklı hissiyat olarak da gerekse atılan adımlar bakımından da bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bundan sonra yapacağımız iş birliği açısından da söyleyebiliriz” diye konuştu.

“NORMALLEŞME SÜRECİ TAMAMLANDI, ESKİ GÜNLERE DÖNDÜK”

Vize konusunda güvenlikle ilgili bazı görüşmeler yapıldığını kaydeden Bakan Çavuşoğlu, “Artık ‘Normalleşiyoruz, normalleştik, istiyoruz’ şeyleri bitti. Normalleşme süreci tamamlandı. Eski günlere döndük. Alacağımız ortak tedbirler var; ama ilk etapta en azından resmi pasaport sahipleri olsun, TIR şoförleri, havayollarımızda çalışan kabin görevlileri, Rusya’da iş yapan iş adamları, toplumun belli kesimlerine vize kalkıyor. Daha sonra tamamen kaldıracağız. Biz Rusya vatandaşlarına bu dönemde tekrar vize koymadık. Rusya’dan da beklentimiz bu” dedi.

“YPG KONUSUNDA ABD’DEN BEKLENTİMİZ…”

Terör konusunda ülkelerin farklı düşünemeyeceğini savunan Çavuşoğlu, Türkiye’nin ABD’den YPG konusundaki beklentisini dile getirdi. Bakan Çavuşoğlu, şu açıklamalarda bulundu: “Kendi askerleri kongrede, komitede, soru cevap kısmında; senatörlerden, temsilcilerden soru geldiği zaman ‘Evet, PKK ile YPG aynıdır, bir farkı yoktur’ diyorsa kendi askerleri itiraf ediyorsa o zaman bizim de ABD’den beklentimiz YPG konusunda PKK’ya nasıl politikalar uyguluyorlarsa terör listesine aldıysa YPG konusunda da aynı tutumu sergilemesi. Bizim beklentimiz bu. Terör örgütü kullanılmaz. Terör örgütü esasen sizi kullanır”

“FETÖ’YÜ VERMEZLERSE İLİŞKİLERİMİZ OLUMSUZ ETKİLENİR”

Fetullah Gülen’in Türkiye’ye iade edilmemesi durumunda, ABD ile ilişkilerin olumsuz yönde etkileneceğini belirten Çavuşoğlu, “Şu andaki yönetimin bu konuda farklı düşündüğünü biliyorum. Şu andaki yönetimin, daha önceki yönetimin Türkiye’ye yönelik sözlerini tutmadığını da defalarca bize söylemesi; esasen Trump’ın karakterini biliyoruz. Verdiği sözü tutan bir kişi. Daha bu konularda, kendi iç meselelerinden dolayı henüz karar vermiş değiller. Ama eğer terör örgütünü desteklemeye devam edelerse tabi ki FETÖ’yü vermezlerse elbette ilişkilerimiz bundan olumsuz etkilenir. Bu kaçınılmaz” dedi.

“BHARARA FETÖ’NÜN KONTROLÜNDE BİR SAVCIDIR”

Trump yönetiminin, aralarında New York’ta tutuklu olarak yargılanan İran asıllı iş adamı Reza Zarrab’ın davasının savcısı olarak ünlenen Preet Bharara dahil 46 savcının istifasını istemesi konusunda görüşleri sorulan Bakan Çavuşoğlu, şunları söyledi:

“Bharara tamamen Türkiye ile ilgili konularda, FETÖ’nün kontrolünde olan ve FETÖ’cülerle sürekli görüşen, onlarla Türkiye’ye gelen bir savcıdır. Her yönetim kendi savcılarını atamak ister. Hep diyoruz ya ‘yargı bağımsızlığı’. Türkiye’de hükümet ‘Ben tüm savcıları değiştireceğim, istifa etsin’ dese kıyamet kopar. Amerika’da sistem böyle. Cumhurbaşkanı’mız 4 tane HSYK üyesi atıyor, yeni anayasa paketinde de 4 tane atıyor. Başka ülkelerde tamamını kral, cumhurbaşkanı atıyor. Sorun yok. Amerika’da da sistem böyle. Bharara politize olmuş bir savcıdır”

“TOPLANTI YAPACAĞIM SALONUN SAHİBİNİ İSTİHBARAT, POLİS TEHDİT EDİYOR”

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Almanya ve Hollanda ile etkinlik iptallerinin ardından yaşanan krize ilişkin de açıklamalarda bulundu. Hamburg’da katılacağı etkinliğe ev sahipliği yapacak salonun sahibinin, Alman istihbaratı tarafından tehdit edildiğini söyleyen Çavuşoğlu, şöyle konuştu: “Benim toplantı yapacağım düğün salonunun sahibi biri Urfalı biri Kayserili, PKK tehdit ediyor. Ona rağmen ‘Ben sözümden dönmem’ diyor. İstihbarat, polis hepsi tehdit ediyor. Hamburg’da, 4 tane salonu iptal ettiler. Vatandaşın yerinin ruhsatını en sonunda iptal ediyorlar. Şimdi Almanya yumuşadı. Daha olumlu bir tutum sergiliyor. ‘Pozisyonundan geri adım attı’ da diyebilirsiniz. ‘Hatasını anladı’ da diyebilirsiniz. ‘Bunun ilişkilerimize vereceği zararı gördü’ de diyebilirsiniz. Geri adım atması, hatadan dönmesi doğru”

“HOLLANDA’DA IRKÇI BİR WİLDERS VAR; FAŞİST, NAZİ GİBİ”

İptale rağmen, konuşma yapmasına izin verilmeyen Hollanda’nın Rotterdam kentine bugün gideceğini açıklayan Bakan Çavuşoğlu, şunları söyledi: “Hollanda, ırkçı bir Wilders var. Faşist, Nazi gibi. Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı gidecek. ‘Uçuş iznini iptal ederiz’. Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı’nı böyle tehdit ediyorlar. Ben de dedim ki ‘Ben geleceğim’. Bugün Rotterdam’a gideceğim. Faşizan bir uygulama bunlar. Türkiye’nin güçlenmesini istemiyorlar. Kendilerinden bağımsız olmasını da istemiyorlar. Kendi seçimleri öncesi Wilders’a oy kaybetmek istemiyorlar. Şu anda yaptıkları uygulama esasen bizim vatandaşlarımızı rehin alıyorlar. Şu anda Hollanda’nın yaptığı şey bu. Almanya’nın benim gidişime kadar uyguladığı politikalar da bu. Ben vatandaşlarımı sana rehin diye göndermedim ki. Senin ekonomine katkı sağlasın, diye gönderdim. Sizin esiriniz değiller ki. Nasıl olur da sen, bizim onlarla bağımızı koparmaya çalışıyorsun? Benim gitmemden dolayı tansiyon artacaksa artsın. Benim gitmemin ne zararı var onlara? Ben bir bakanım ve dışişleri bakanıyım. İstediğim yere giderim”

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, ALMANYA’YA GİDECEK Mİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’ya gidip gitmeyeceği sorulan Çavuşoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı’mız düşünüyor. Henüz daha tarihi ve yeri belli olmadı. Almanya’daki görüşmemizde Dışişleri Bakanı Gabriel, bazı bölgelerdeki salonları tavsiye etti. Hem salon büyük, dedi. Güvelik tedbirleri de daha kolay alınabilir, dedi. Önerdiği yerler oldu. Bu ne demektir? Almanya için elbette doğal olarak Sayın Cumhurbaşkanı’mızın oraya gelmesi kendileri içinde gayet uygun bir şey” diye yanıt verdi.

“HOLLANDA, UÇUŞ İZNİMİ İPTAL EDERSE YAPTIRIMIMIZ ÇOK AĞIR OLUR”

Hollanda’nın, kendisini uçuş iznini iptal etmekle tehdit ettiğini söyleyen Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, şöyle devam etti: “Eğer Hollanda, benim uçuş iznimi iptal ederse, öyle sürekli tehdit ediyorlar, eğer böyle bir şey yaparlarsa ekonomik ve siyasi bizim Hollanda’ya karşı yaptırımımız çok ağır olur. Ne demek bir bakanın uçuşunu iptal etmek? Bu çok ağır sonuçlar doğurur. O yüzden Hollanda bu tür yanlış politikalarından vazgeçsin. Bu sakat anlayıştan vazgeçmesi lazım. Onlar diyorlarsa ‘Biz ne yaparsak yapalım, Türkler buna uymak zorunda’. Geçti o, öyle bir Türkiye yok. Büyük patronluk taslama şeylerinizden vazgeçin artık. Tüm Avrupa’da bu anlayış var. Kendileri patron, diğerleri ikinci sınıf. Başka konularda da bunu yapıyorlar”
Kaynak: Hürriyet

204 pilotun şehit olduğu kazada korkunç şüphe

Taylan YILDIRIM (DHA)

11 Mart 2017 – 11:34Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 12:04

Malatya’da konuşlu 7’nci Ana Jet Üssü’nden planlı gece uçuş eğitimi için kalkan 2 RF-4E keşif uçağı, 24 Şubat 2015’te dağa çarptı. Kazada hepsi pilot olan Kurmay Binbaşı Salih Sezer, Üsteğmenler Salih Atalay, Zeynel Özbahçeçi ve Onur Özkaya şehit oldu. Kaza günü İzmirli anne emekli memur Aynur Özkaya, tuval başında resim yaparken, oğlunun şehit olduğu haberini aldı. Yürek yakan bu acı ardından bir süre ne tuval gördü gözü, ne eline fırça değdi.

32 yaşındaki evladın acısı, hayatla birlikte tabloyu da dondurdu. Sonra dünyaya küsmek, içine kapanmak yerine oğluna verdiği sergi açma sözünü yerine getirmek, içinin karanlığından kurtulmak için tekrar renklere sığındı. Aynur Özkaya’nın açtığı sergisinin en dikkat çeken eseri yarım kalmış yağlı boya tablo oldu. O tablo, serginin başköşesine konuldu. Ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği eser de bu oldu.

AİLESİ KAZANIN PEŞİNİ BIRAKMADI

Kazanın oluş şekli ve eldeki bilgilerde bir çelişki olduğunu düşünen Üsteğmen Onur Özkaya’nın ailesi, eşi ve eşinin ailesi, olaya yönelik araştırmalarını hiç bırakmadı. Son olarak kısa süre önce tamamlanan kaza raporunu da şehit Pilot Üsteğmen Onur Özkaya’nın kayınpederi, aynı zamanda Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan kurmay pilot albay olarak emekli olan Tayyip Özsever de uzman gözüyle inceledi.

AİLE SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

Bu incelemelerden sonra aile kazaya ilişkin birçok ihmal ve şüphelerin bulunduğuna kanaat getirdi. Emekli kurmay pilot albay Özsever bunları birleştirip savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ailenin suç duyurusunda direk olarak yazılmasa da FETÖ şüphesi ön plana çıktı.

PİLOTLAR YANLIŞ YÖNLENDİRİLDİ İDDİASI

Kazayla ilgili rapordan elde edilen bilgilere göre, gece ve kötü hava şartları bulunduğu sırada uçakların yerden komuta edilmesinin kural olduğu, kaza anında da uçakların kuleden gelen talimata göre alçaldığı saptandı. Eldeki teknik bilgilerden pilotların verdiği rota yerine uçağın bilinçli olarak dağ seviyesine kadar indirildiği sonucuna varıldı. Ayrıca buradaki olumsuzluklar, telsizin sürekli meşgul edilmesinden dolayı pilotlar da var olan olumsuzluğu kuleye bildiremedi.

Kuledeki radar izinden, uçakların uçuş güzergahında dağ olduğu bilinmesine rağmen iddiaya göre bu uyarı pilotlara yapılmadı. Ayrıca yerde uçuş kontrol görevlisi olan Üsteğmen Onur Özkaya’nın, filo komutanı Kurmay Binbaşı Ali Ertürk tarafından kurallara aykırı olarak uçakta görevlendirildiği öne sürüldü. Üsteğmen Onur Özkaya’nın, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda tümgeneral olan Murat Temiz’in damadı olan Pilot Üsteğmen Emre Çömez’in yerine uçtuğu öne sürüldü.

FİLO KOMUTANI TUTUKLU

Bu bilgilerden sonra kazada ihmali olan askerlere yönelik yapılan araştırma da bir başka gerçek de ortaya çıkardı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra filo komutanı Kurmay Binbaşı Ali Ertürk, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda tümgeneral olan Murat Temiz, damadı pilot üsteğmen Emre Çömez ile yine üste görevli, kazayı araştıran kırım ekibinde görevli kişilerin de FETÖ üyeliğinden ya meslekten ihraç edilip yargılandıkları ya da tutuklandıkları anlaşıldı.

AİLE CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKAN’DAN YARDIM İSTEDİ

Kazaya yönelik hukuk mücadelesi başlatan pilotlardan Onur Özkaya’nın ailesi, topladıkları bilgileri de resmi raporla birlikte değerlendirip ortaya çıkan ihmalleri, sorumlular hakkında gereğinin yapılması için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım’a da gönderdi.
Kaynak: Hürriyet

19Malatya’da 4 pilotun şehit olmasında FETÖ parmağı

DHA

11 Mart 2017 – 11:18Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 11:18

Taylan YILDIRIM/ İZMİR,(DHA)- MALATYA’da, iki yıl önce 2 RF-4E keşif uçağının dağa çarptığı olayda Kurmay Binbaşı Salih Sezer, Üsteğmenler Salih Atalay ile Zeynel Özbahçeçi ve Onur Özkaya şehit oldu. Üsteğmen Özkaya’nın yakınları, kazanın ardından araştırmalarında olumsuz hava koşullarından dolayı yerden yönlendirilen uçakların bilinçli olarak, pilotların uyarısına rağmen dağ hizasında alçaltıldığı; kule ekibinin bunu kayıtlardan görmesine rağmen müdahale etmediği, kurallara aykırı uçurulduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.
Ayrıca şehit Pilot Üsteğmen Özkaya’nın zorla yerine uçurulduğu pilot üsteğmen ile havacı general olan kayınpederi ve kaza anında kulede görevli filo komutanın da FETÖ’cü oldukları gerekçesiyle ordudan ihraç edilip tutuklandığı ortaya çıktı.
Malatya’da konuşlu 7’nci Ana Jet Üssü’nden planlı gece uçuş eğitimi için kalkan 2 RF-4E keşif uçağı, 24 Şubat 2015’te dağa çarptı. Kazada hepsi pilot olan Kurmay Binbaşı Salih Sezer, Üsteğmenler Salih Atalay, Zeynel Özbahçeçi ve Onur Özkaya şehit oldu. Kaza günü İzmirli anne emekli memur Aynur Özkaya, tuval başında resim yaparken, oğlunun şehit olduğu haberini aldı. Yürek yakan bu acı ardından bir süre ne tuval gördü gözü, ne eline fırça değdi.
32 yaşındaki evladın acısı, hayatla birlikte tabloyu da dondurdu. Sonra dünyaya küsmek, içine kapanmak yerine oğluna verdiği sergi açma sözünü yerine getirmek, içinin karanlığından kurtulmak için tekrar renklere sığındı. Aynur Özkaya’nın açtığı sergisinin en dikkat çeken eseri yarım kalmış yağlı boya tablo oldu. O tablo, serginin başköşesine konuldu. Ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği eser de bu oldu.
AİLESİ KAZANIN PEŞİNİ BIRAKMADI
Kazanın oluş şekli ve eldeki bilgilerde bir çelişki olduğunu düşünen Üsteğmen Onur Özkaya’nın ailesi, eşi ve eşinin ailesi, olaya yönelik araştırmalarını hiç bırakmadı. Son olarak kısa süre önce tamamlanan kaza raporunu da şehit Pilot Üsteğmen Onur Özkaya’nın kayınpederi, aynı zamanda Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan kurmay pilot albay olarak emekli olan Tayyip Özsever de uzman gözüyle inceledi.
AİLE SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
Bu incelemelerden sonra aile kazaya ilişkin birçok ihmal ve şüphelerin bulunduğuna kanaat getirdi. Emekli kurmay pilot albay Özsever bunları birleştirip savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ailenin suç duyurusunda direk olarak yazılmasa da FETÖ şüphesi ön plana çıktı.
PİLOTLAR YANLIŞ YÖNLENDİRİLDİ İDDİASI
Kazayla ilgili rapordan elde edilen bilgilere göre, gece ve kötü hava şartları bulunduğu sırada uçakların yerden komuta edilmesinin kural olduğu, kaza anında da uçakların kuleden gelen talimata göre alçaldığı saptandı. Eldeki teknik bilgilerden pilotların verdiği rota yerine uçağın bilinçli olarak dağ seviyesine kadar indirildiği sonucuna varıldı. Ayrıca buradaki olumsuzluklar, telsizin sürekli meşgul edilmesinden dolayı pilotlar da var olan olumsuzluğu kuleye bildiremedi.
Kuledeki radar izinden, uçakların uçuş güzergahında dağ olduğu bilinmesine rağmen iddiaya göre bu uyarı pilotlara yapılmadı. Ayrıca yerde uçuş kontrol görevlisi olan Üsteğmen Onur Özkaya’nın, filo komutanı Kurmay Binbaşı Ali Ertürk tarafından kurallara aykırı olarak uçakta görevlendirildiği öne sürüldü. Üsteğmen Onur Özkaya’nın, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda tümgeneral olan Murat Temiz’in damadı olan Pilot Üsteğmen Emre Çömez’in yerine uçtuğu öne sürüldü.
KAZADA FETÖ ŞÜPHESİ ÇIKTI
Bu bilgilerden sonra kazada ihmali olan askerlere yönelik yapılan araştırma da bir başka gerçek de ortaya çıkardı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra filo komutanı Kurmay Binbaşı Ali Ertürk, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda tümgeneral olan Murat Temiz, damadı pilot üsteğmen Emre Çömez ile yine üste görevli, kazayı araştıran kırım ekibinde görevli kişilerin de FETÖ üyeliğinden ya meslekten ihraç edilip yargılandıkları ya da tutuklandıkları anlaşıldı.
AİLE CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANDAN YARDIM İSTEDİ
Kazaya yönelik hukuk mücadelesi başlatan pilotlardan Onur Özkaya’nın ailesi, topladıkları bilgileri de resmi raporla birlikte değerlendirip ortaya çıkan ihmalleri, sorumlular hakkında gereğinin yapılması için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım’a da gönderdi.

FOTOĞRAFLI

 
Kaynak: Hürriyet

18Şehidin adı camiye verildi

DHA

11 Mart 2017 – 11:08Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 11:08

 

Mustafa KOZAK/ANTALYA, (DHA) – FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz darbe girişimi sırasında şehit olan polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç’ın adı Konyaaltı’nda bir camiye verildi.

Darbe girişimi sırasında Ankara’da şehit düşen polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç’ın adı Uncalı Mahallesi’nde bir camiye verildi. Şehit Muhammet Oğuz Kılınç cami, hizmete açıldı. Antalya protokolü açılış dolayısıyla camide bir araya geldi, namaz kıldı. Şehidin babası polis memuru Zeki Kılınç, oğlunun adının verildiği sokaktaki camiye de adının verildiğini söyledi.

Konyaaltı Kaymakamı İbrahim Keklik ile l Müftüsü Osman Artan’a teşekkür eden Zeki Kılınç, açılışa katılan Kepez Kaymakamı Hamdullah Suphi Özgödek, İl Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya ve Ak Parti İl Başkanı Rıza Sümer’e de teşekkür etti.

FOTOĞRAFLI

 

 
Kaynak: Hürriyet

17FETÖ şüphelileri serbest

DHA

11 Mart 2017 – 11:06Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 11:06

 

Adem DURMAZ/KORKUTELİ, (DHA) – ANTALYA’nın Korkuteli İlçesi’nde FETÖ/PDY operasyonları kapsamında bir süredir tutuklu bulunan 12 şüpheli adli kontrolle bırakıldı.

Korkuteli’de FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında peyderpey gözaltına alınan 12 şüpheli dün Antalya 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısında çıktı. Mahkemedeki işlemleri tamamlanan şüphelilerin adli kontrol şartıyla serbest bırakılması kararlaştırıldı.
Kaynak: Hürriyet

16İçimizdeki Kahramanlar’ı Köln’de Almanca anlattı

Hakan AYTAŞ / KÖLN, DHA

11 Mart 2017 – 10:56Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 10:56

İÇİMİZDEKİ Kahramanlar programını Türkiye’de 62 kez gerçekleştirdiklerini ve binlerce kişinin 15 Temmuz gecesi yaşananları birinci ağızdan dinleme fırsatı yakaladığını dile getiren Bakan Kılıç, şunları söyledi:
“15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de ülkemizin geleceğine, milletimizin geleceğine karanlık emellerle yön vermeye çalışan FETÖ terör örgütünün başını çektiği darbeciler yollara çıktı. Biraz sonra burada tecrübelerini bizimle paylaşacak olan değerli kardeşlerimiz o gece Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısına, Sayın Başbakanımızın davetine kulak verdiler. Millet olarak, hiçbir ayrım gözetmeksizin ülkemizin geleceği, milletimizin geleceği, devletimizin ve demokrasimizin geleceği için hep beraber sokaklara çıktı; şehitler verdi; şehit olan kardeşlerimiz oldu. Gazilerimiz oldu, 240’ı aşkın şehidimiz, 2 bin 500’den fazla gazimiz oldu. Değerli kardeşlerim, bu kolay bir şey değil. Türkiye’de 15 Temmuz gecesi yaşananları, olup bitenleri anlamak için iyi incelemek lazım.”
Kılıç konuşmasını, “Türkiye ile ilişkilerine yön verirken dost olarak bildiğimiz ülkelerden yanımızda durmalarını beklemek bizim hakkımızdır. Ümit ediyorum ki, 63. program olarak yurtdışında ilk kez Köln’de gerçekleştirdiğimiz bu program buna katkı verir” sözleriyle sürdürdü.
ALMAN GAZETECİLERE ALMANCA ANLATTI

Bakan Kılıç, Alman medyasından etkinlikte dinledikleri olayları daha iyi aktarmalarını istedi. Kılıç, “Bu akşam dinleyecekleriniz, tercümeleri de umarım iyi yaparsınız, Alman kanallarına söylüyorum. Bu akşam burada Alman medyasının temsilcilerinin olmasının gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü burada birinci elden nelerin olup bittiğini dinlemeleri önemlidir. Alman dostlarımızda buradan bir şeyler alacaklardır diye düşünüyorum” dedi.
Konuşmasının son bölümünde Alman basın mensuplarına Almanca hitap eden Kılıç, kendilerinin etkinlikte bulunmaları nedeniyle memnuniyet duyduğunu söyledi. Olanları ilk ağızdan dinleyerek ve 15 Temmuz’da Türkiye’de neler yaşandığını, haberlerinde daha iyi aktaracaklarını ümit ettiğini belirtti. Kılıç, olay günü FETÖ terör örgütünün darbe yoluyla Türkiye’de demokrasiyi kaldırmak istediğine değindi.
’İçimizdeki Kahramanlar’ Programı, pazar günü Berlin’de devam edecek.
Kaynak: Hürriyet

15Son dakika…Flaş açıklama: Tehdit ettiler, büyük yaptırımlarımız olur

Hürriyet Haber

11 Mart 2017 – 10:48Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 11:54

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, CNN Türk’te Hakan Çelik’in hazırladığı programa konuk oldu. Çavuşoğlu, özetle şöye konuştu:

ABD-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

Menbiç YPG konusunda sözleri var. Menbiç operasyonu biter bitmez YPG çıkacak demişlerdi ama böyle bir şey olmadı. Bunu Obama da söyledi Dışişleri bakanı da tekrar etti ama sözler tutulmadı. Terör konusunda ülkeler farklı düşünemez. Terör örgütü kullanılamaz. O sizi kullanır. Tabii ki FETÖ’yü vermezlerse ilişkilerimiz kötü etkilenir bunu herkes biliyor. Trump yönetimi Obama gibi değil verdiği sözleri tutuyor.

SAVCI BHARARA FETÖ İLE İŞBİRLİĞİ YAPIYOR

(ABD Başkanı Trump’ın savcı Bharara’nın istifasını istemesinin sorulması üzerine) Zarrab davası savcısı Bharara FETÖ ile ilişki içindeydi. Sık sık görüşüyorlardı.

‘TEHDİT EDİYORLAR…’

AB Türkiye’yi oylamaya devam etmek istiyor. Almanya hatasını anladı! Şimdi de Hollanda var. Hollandalı Wilders Nazi gibi hareket ediyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı’nı uçağı kaldırmamakla tehdit ediyor. Ama bugün gideceğim. Bir Wilders’in kuyruğuna takılmışlar. Hollanda bugün benim uçuş iznimi iptal ederse bizim çok büyük yaptırımlarımız olur. Biz ne yaparsak yapalım Türkiye bir şey yapmaz zamanları geçti artık.”

Hollanda’dan Çavuşoğlu’na: ‘Toplantı olmaz’

Hollanda bir bakana daha salon vermedi

 
Kaynak: Hürriyet

Kaynak: Hürriyet

14Zonguldak’ta FETÖ davasında 9 tahliye

DHA

11 Mart 2017 – 10:35Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 10:35

Durmuş SEVİNDİK/ ZONGULDAK, (DHA)- ZONGULDAK’ta, 15’i tutuklu 17 sanığın yargılandığı FETÖ davasında, tutuklu 9 sanık tahliye edildi.
Zonguldak 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki önceki gün başlayan ve gece geç saatlere kadar devam eden duruşmada, 15’i tutuklu toplam 17 sanık, ‘silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmek’ ve ‘Silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlarından ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada, sanıkların ifadelerinin ardından tanık ifadelerine geçildi. Alaplı İlçesi’nde Kuran Kursu öğreticisi olarak çalıştığını söyleyen tanık F.G., tutuklu sanık A.A.’nın FETÖ ile bağlantısı olduğunu söyledi. A.A.’nın 17 Aralık’tan sonra da örgütü savunan sözler söylediğini ifade eden F.G., şöyle konuştu:
“Zaman gazetesi aboneliğini de son ana kadar sürdürmüştür. Bank Asya veya örgütün dershaneleriyle ilgili bir konu çıktığında kendisinin bu yapıyı savunan sözler söylediğine de tanık oldum. Kendisi cemaati kesin olarak savunuyor ve bize ‘Sizin bilmediğiniz olaylar’ diyordu.”
Diğer tanıkların dinlenmesinin ardından, sanıkların avukatları savunma yaptı. Mahkeme heyeti, tutuklu 9 sanığın adli kontrol şartıyla tahliyesine karar vererek duruşmayı erteledi.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

13İstanbul’da FET/PDY operasyonu (2)

DHA

11 Mart 2017 – 09:16Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 09:16

İbrahim AKTÜRK – Ramazan EĞRİ – Soner HASIRCIOĞLU/İSTANBUL,(DHA) İstanbul’da sabah saatlerinde FETÖ/PDY soruşturması kapsamında meslekten ihraç edilen polislere yönelik operasyonlar düzenlendi. Operasyon kapsamında çok sayıda kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. Gözaltına alınanlar sağlık kontrolünün ardından emniyet müdürlüğüne götürüldü

Kaynak: Hürriyet

12İstanbul merkezli 20 ilde FETÖ operasyonu

Çağatay KENARLI-İbrahim AKTÜRK-Ramazan EĞRİ -Soner HASIRCIOĞLU/İSTANBUL (DHA)

11 Mart 2017 – 08:29Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 11:39

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması çerçevesinde hakkında gözaltı kararı çıkarılan 89 şüpheliyi yakalamaya yönelik, 20 ilde 101 adrese operasyon düzenledi.

Meslekten ihraç edilen polislere yönelik düzenlenen operasyonda hakkında yakalama kararı bulunan 4’ü emniyet müdürü, 9’u komiser toplam 89 polisten 62’si yakalanarak gözaltına alındı.

27 polisin ise aranmasına devam ediliyor. Eski polislerin, FETÖ’nün şifreli mesajlaşma programı olan ’ByLock’ kullandıkları da ileri sürülüyor.
Kaynak: Hürriyet

11Konya’daki FETÖ operasyonunda 16 tutuklama

DHA

11 Mart 2017 – 07:51Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 07:51

Tolga YANIK/KONYA, (DHA)- KONYA’da Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) kapsamında daha önce açığa alınan kamu çalışanlarına yönelik Konya merkezli 10 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 24 kişiden 16’sı çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, 8 kişi adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı, darbe girişimi ardından FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında aralarında müftülük, maliye ve sağlık gibi kamu kurumlarında daha önceden açığa alınmış olan 39 kişi hakkında gözaltı kararı çıkartıldı. Geçtiğimiz Pazartesi sabahı Konya merkezli 10 ilde eş zamanlı yapılan operasyonda aralarında kadınlarında bulunduğu 24 kişi gözaltına alındı. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde sorguları tamamlanan 24 kişi adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 16’sı çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, 8 kişi adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

10Rusya’dan 3 talep

Nerdun HACIOĞLU-MOSKOVA

11 Mart 2017 – 00:43Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 02:08

RUSYA’nın başkenti Moskova’da iki yıl aradan sonra dün gerçekleşen 6’ncı Üst Düzey İşbirliği Konseyi Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den yalnızca Suriye’de teröre karşı işbirliği değil, Moskova’da faaliyet gösteren PYD terör örgütü faaliyetlerinin de yasaklanmasını beklediğini açıkladı. Konsey toplantısı öncesi 2.5 saate yakın süren başbaşa görüşmenin ardından Putin ve Erdoğan’ın katılımıyla heyetler arası görüşmenin başında taraflar görüşlerini dile getiren açıklamalar yaptı.

PUTİN: TÜRKİYE ÖNDE GELEN PARTNER

İlk konuşmayı yapan Putin, “Aramızdaki durgunluk sonrası yoğun ilişki döneminin tekrar canlandırıldığını söyleyebiliriz. Rusya olarak biz çok yönlü işbirliğimizde çok ileri gitmeye hazırız. Çünkü Rusya Türkiye için, Türkiye de Rusya için önde gelen partner. Terörle mücadele konusunda da daha geniş işbirliği yapılabilir. Askeri ve istihbarat birimleri arasında işbirliğinin geliştirilmesi de çok önemli. Ayrıca son 1-2 yılda ikili ticaretteki kaybın bu yıl telafi edileceğini umut ediyoruz” dedi.

ERDOĞAN: FETÖ HASSASİYETİ İÇİN MÜTEŞEKKİRİM

Putin’den sonra söz alan Erdoğan, nazik davet ve misafirperverlik için teşekkür etti. Teröre karşı işbirliğine de değinen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Rusya ile Türkiye, Suriye’de uluslararası terörizme karşı işbirliği yaparken bizim ayrıca Rusya’dan önemli bir beklentimiz var. Terörle mücadele alanında yakın eşgüdüm halinde hareket etmemiz büyük önem taşıyor. Suriye’de DEAŞ’a karşı sergilediğimiz kararlı tutumu diğer terör örgütlerine karşı da göstermeliyiz. Bu bakımdan PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin Moskova’daki faaliyetlerine son verilmesini özellikle bekliyoruz. FETÖ ile mücadele konusuna ne denli önem verdiğimiz ise malumunuzdur. Bu konuda gösterdiğiniz hassasiyetten dolayı müteşekkirim ancak bu örgütün başka isimler altında farklı alanlarda gizlice faaliyetlerini yürütme yöntemini gayet iyi uygulayabildiğini de akıldan çıkarmamak lazım. Moskova ve St. Petersburg’da bu örgütle iltisaklı olan kişi ve kuruluşlar hakkında gerekli adımları atacağınıza inanıyorum.”

VİZE MUAFİYETİ BEKLİYORUZ

Rusya’nın vizeler konusunda herhangi adım atmamış olmasına da değinen Erdoğan, “Vize, Türk vatandaşlarına Rusya’da çalışma izinleri gibi konuların bir an önce çözülmesi bizim açımızdan fevkalade önem arz ediyor. Bu kısıtlamalara son verilmesi için bir an önce çalışma grupları oluşturulmalı ve problem çözülmeli. Bizim arzumuz en kısa sürede tam muafiyetin sağlanmasıdır” mesajı verdi.

Yukarı Karabağ ihtilafının çözülmesinin de aciliyet arz ettiğini belirten Erdoğan, “Son çatışmalar, durumun ne kadar kritik olduğunu, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yeni bir savaş riskinin ne kadar arttığını açıkça ortaya koydu” dedi.

ARTIK O KELİMEYİ TELAFFUZ ETMEYELİM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günü birlik Moskova ziyaretinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ortak basın toplantısı düzenledi. İki lider, sıcak mesajlar verdi. Sözlerine “Değerli dostum Sayın Putin’e şahsıma ve heyetimize gösterdikleri misafirperverlikten dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, son aylarda atılan karşılıklı adımlarla iki ülke ilişkilerini normalleştirme yönünde mesafe kaydettiklerini belirtti. Erdoğan, “Konsey toplantısıyla normalleşme sürecini sona erdirdiğimize inanıyor, artık bu kelimeyi telaffuz etmek istemiyoruz. Bundan sonraki beklentimiz karşılıklı güven unsurunu tesis etmek ve siyasi düzeydeki diyaloğun ekonomik alana sirayet etmesini sağlamaktır” dedi.

TÜRKİYE VE RUSYA OLARAK KOALİSYONLA İŞBİRLİĞİ YAPMAK İSTİYORUZ

– Suriye krizine de değinen Erdoğan şunları söyledi: “Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve milli birliğini hiçkimse tehlikeye atmamalıdır. Rusya ile eşgüdüm halinde soruna adalet ve hakkaniyet temelinde çözüm bulunması için gayretlerimize devam edeceğiz. Bütün konularda hemfikir olmasak da iletişim kanallarını açık, bugüne kadar açık tuttuk, açık tutmaya da devam edeceğiz. İnşallah karşılıklı güven temelinde işbirliğimizi sürdüreceğiz.”

– Suriye ile Irak’ın toprak ve siyasi bütünlüğüyle ilgili soru üzerine de Erdoğan şunları söyledi:

“Her iki ülkenin toprak bütünlüğü bizim temel hedefimizdir. Buraların parçalanmasına gerçekten tahammülümüz yoktur.”

– (Menbiç’teki gelişmeler) “Şimdi Münbiç (Menbiç) süreci var, bildiğiniz gibi şu anda orada özellikle Türkiye ve Rusya olarak koalisyon güçleriyle bir işbirliği yapalım istiyoruz. Bu işbirliğiyle Münbiç’te de Münbiç halkının oraya yerleşmesini sağlayalım. Tabii bundan sonra asıl hedef Rakka, Rakka biliyorsunuz DEAŞ’ın en büyük örgütlendiği yerdir.”

PUTİN: TÜRKİYE’DE TATİL YAPTIM, SICAK DUYGULARIM MEVCUT

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye ve Rusya’nın Suriye konusundaki işbirliğini takdir ettiğini söyledi. Rusya Lideri Putin, basın toplantısında Türkiye tatilinin Rusların hayatının önemli bir parçası haline dönüştüğünü anlatırken, “Ben de şahsen Moskova’da bu görevde olmadığım sürede birkaç kez Türkiye’de tatil yaptım ve en sıcak duygularım halen mevcut” dedi.

Kaynak: Hürriyet

9KKTC mesajı: Çözüm federal yönetişim

ANKARA

11 Mart 2017 – 00:14Son Güncelleme : 11 Mart 2017 – 02:08

TÜRK KESİMİNİ AZINLIK DİYE DÜŞÜNÜYOR
“(Rum kesiminin anlaşma niyeti var mı?) Bana göre Rum kesiminin baştan beri niyetinde aslında samimiyet yok. Kıbrıs Türk kesimini azınlık diye düşünüyor. Azınlık diye düşünürseniz bir toplumu, iki toplumlu eşit, adil bir yönetişimi nasıl kuracaksınız? Sonra bütün meseleler konuşuluyor, bir bakıyorsun adamlar Enosis’in her yıl 10 Şubat’ta anılması için Meclis’ten karar çıkarıyor. Söylenen her şeyi bir anda yok ediyor. Onun için gelinen noktada ciddi bir, yeni bir başlangıç yapacak, ciddi bir bakış açısı olmazsa burada bir mesafe alınamaz.

ŞEHİTLERİN RUHUNU YARALAR
(Böyle devam eder mi, Türkiye KKTC ile beraber yeni bir karar alır mı?) Dünyanın sonu değil ki, yani şu anda fiili bir durum var. Çözüm olursa olur. Ama ‘Her şeye rağmen çözüm, ne pahasına olursa olsun çözüm; çözüme mecburuz, mahkûmuz’ diye bir düşünce de bizim şehitlerimizin ruhunu yaralar, gazilerimize olan vefamızı sorgular. Bulunacak çözüm mutlaka adil, eşit, iki toplumlu federal bir yönetişim şekli olması lazım. Kıbrıs’ta yaşayan bütün kesimlerin güvenliğini garanti altına alması lazım. Yarın bir gün çözüm olduğunda Türkiye’nin haklarını koruyacak 4 özgürlüğü sağlaması lazım.

TÜRKİYE VİZEYLE Mİ GİRECEK?
Avrupa Birliği bu konuda olumsuz bir açıklama yaptı, o da işin tuzu-biberi oldu zaten. Yani diyelim ki yarın çözüm buldular. Ne olacak? Kıbrıs’a Türkiye vizeyle mi girecek? 27 ülkenin içine girecek Kıbrıs, Türkiye’ye gelince Schengen vizesiyle girecek. Öyle şey olur mu? Bunların çözümlenmesi lazım. Biz diyoruz ki ya Yunanistan da bizim durumumuza gelsin ya da Türkiye Yunanistan’ın durumuna gelsin. Bunlar hep ortada, asıl çözüm bekleyen konular. Daha ciddi konuların tamamında tam bir mesafe alınabilmiş değil.

TEK TARAFLI GİRİŞİM SORUN OLUR
(Akdeniz’de enerji havzalarındaki aramalar) O konular görüşülmedi. Malum Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşmadan bir kesimin, Rum kesiminin buradaki kaynakları tek başına değerlendirmesi ve bunun üzerine tasarrufta bulunması uluslararası hukuka da aykırı. Bizim bu konuda duruşumuz çok net. Adada kalıcı, iki tarafı tatmin eden bir çözüm sağlanmasıyla beraber buradaki yeraltı-yerüstü kaynakların iki toplumun menfaatine uygun olarak değerlendirilmesi tabiatıyla mümkündür. Aksi halde tek taraflı yapılacak girişimler yeni sorunlara sebep olur ve bundan kaçınılması gerekir. Hem Rum tarafı hem de onunla birlikte hareket edenlerin, doğacak problemleri de göz önüne almaları icap eder.

ABD’YE AÇIK TEKLİFTE BULUNDUK
(Türk, ABD, Rus Genelkurmay Başkanlarının görüşmesi) Terörle mücadele faaliyetlerinde bir koordinasyonun sağlanması, askeri düzeyde herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması için birtakım teknik çalışmalar yaptılar. DEAŞ’la mücadele konusunda da bizim ABD’ye önerilerimiz var. ‘Bu mücadeleyi DEAŞ, YPG ile PYD ile SDF (Suriye Demokratik Güçleri) ile değil Türkiye’nin arkasında olduğu Özgür Suriye Ordusu’yla (ÖSO) beraber yapın’ diye açık teklifte bulunduk. Onlar tabii bu noktada kararlarını verecekler. Henüz bize iletilmiş bir kararları yok.

YASAKLAR AKLA, İZANA UYMUYOR
(Almanya, Avusturya, Hollanda’daki yasak kararları) Bazı Avrupa ülkelerinde ne yazık ki bu halk oylaması kampanya döneminde akla, izana uymayan birtakım uygulamalara şahit oluyoruz. Almanya başta olmak üzere, Hollanda da buna dahil edilebilir, Avusturya zaten pusulayı şaşırmış vaziyette. Ama ne yaparsa yapsınlar, bizim milyonlarca vatandaşımız orada memleketi için ne gerekiyorsa onu yapacaktır.

CUMHURBAŞKANI’NIN PROGRAMI NETLEŞMEDİ
(Cumhurbaşkanı miting yapacak mı orada?) Cumhurbaşkanımızın düşüncesi var ama henüz netleşmiş değil program. Uygun bir formatta program ayarlanabilirse pekala düşünebilir. Her ülke böyle değil, mesela 20 Mart’ta Danimarka’ya gideceğim, Danimarka’da böyle bir toplantı yapacağım, aynı zamanda da resmi görüşmeler yapacağız, onların bu konuda olumsuz bir tavırları yok.

BİR AKIL TUTULMASIDIR GİDİYOR
Maalesef orada Türkiye, iç siyasetin önemli bir aracı oluyor. İngiltere’deki Brexit sürecini hatırlayın, bütün kampanyayı Türkiye üzerine kurdular ve kaybettiler. Türkiye üzerine hesap yapanların geçmişteki tecrübelere bakması lazım. Yani orada bölücü PKK sempatizanları, FETÖ’nün bütün elemanları ortalığı kasıp kavuracak, her türlü propagandayı, her türlü etkinliği yapacak, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi makamlarına sıra gelince türlü bahaneler. Bir akıl tutulmasıdır gidiyor. İnsanın aklına ‘Bunlar da ‘hayır’ kervanına katıldılar’ diye geliyor. İçeridekiler (muhalefet) bu kadar kuvvetli yapamıyorlar.

MEMURLARLA İLGİLİ ÇALIŞMA YOK
(Memurlara performans sistemi, 657’deki güvence kalkacak mı?) Bunlar nereden çıktı kardeşim, böyle bir şey yok. Yani bir kere memur güvencesi Anayasa’da var, Anayasa’nın bu maddesi de yerli yerinde duruyor, herhangi bir değişiklik yok. Dolayısıyla bunlar… Mesela Sayın Baykal da, bir programda gördüm, bunlar diyor ‘evet’ çıksın ertesi gün bütün memurları sözleşmeli yapacaklar. Bu kadar da olmaz ya, bu kadar da göz göre göre milletin önünde yalan-yanlış bilgi verilir mi… Şu anda dolayısıyla memurlara yönelik herhangi bir çalışma yok.

KARARSIZLAR YÜZDE 10’UN ÜZERİNDE
(Kararsızlar azaldı mı?) Kararsızların şu anda ne seviyede olduğunu doğrusu bilmiyorum ama hâlâ yüzde 10’un üzerinde olduğunu düşünüyorum. Yani kararsızların önümüzdeki birkaç hafta içinde, yeterli süre var, karar verecek noktaya geleceklerini tahmin ediyorum. Bugün Sayın Kılıçdaroğlu da bana cevap vermiş; belediye seçimiyle bunun aynı olduğunu söylüyor diyor Başbakan. Gelsin de ona anlatayım diyor. Eğer cumhurbaşkanı-başbakan sistemi gibi anlatacaksa vay halimize.

(Kamudan ihraç ve iade KHK’sı var mı?) FETÖ terörle mücadele kapsamındaki çalışmalar devam ediyor. Peyderpey çalışmalar tespit edildikçe, araştırmaları tamamlandıkça işlemler yapılıyor. Yani bu işe ilk günden beri ara verilmedi, tamamlayıncaya kadar devam edecek.”

Kaynak: Hürriyet

8‘Kuzgun’ ve ‘Şapka’ Öksüz’lü darbe toplantısını anlattı

AA – İSTANBUL

10 Mart 2017 – 23:43Son Güncelleme : 10 Mart 2017 – 23:43

15 Temmuz darbe girişimine ilişkin İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 270 sanığın yargılandığı davada tutuklu sanıklar eski Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanı tuğamiral Halil İbrahim Yıldız ile eski Foça Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Kurmay Başkanvekili Albay Hakan Bıyık ifade verdi. Sanık Yıldız, soruşturma aşamasında ‘Kuzgun’, Bıyık ise ‘Şapka’ kod adıyla gizli tanık olarak ifade verdiğini söyledi. Her iki sanık da ‘Etkin Pişmanlık Yasası’ndan faydalanmak istediğini belirtti. İki sanık 15 Temmuz’dan önce Ankara’da bir villada FETÖ’nün ‘Hava kuvvetleri imamı’ olduğu belirtilen firari Adil Öksüz ve askerlerin katılımıyla yapılan toplantılara ilişkin anlatımlarda bulundu.

‘15 OLMAZSA 22 TEMMUZ’
Tutuklu sanık Yıldız, özetle şunları anlattı: “Bu şahıs (Adil Öksüz) villanın katlarını gezerek, darbeyle ilgili çalışmaları yürüten örgüt mensuplarıyla görüşmeler yapıyordu. Öksüz’ün darbe planının bitmek üzere olduğunu, birkaç unsurun tamamlanacağını ve Gülen’e onaylatılacağını söylediğini duydum. Öksüz darbe planını Gülen’e yazılı olarak değil, planı ezbere sunacağını söylüyordu. Villada, eksikliklerin giderilmesi halinde darbe planının 15 Temmuz’da, aksi halde 22 Temmuz’da devreye sokulacağı konuşuldu. İki tarihte de darbe planı saat 03.00’te devreye sokulacaktı.”

Yıldız, Mahkeme Başkanı’nın “Devletin elinde TSK’da FETÖ mensubu olduğu iddia edilen 600 kişilik bir listenin olduğuna yönelik söylemden haberin var mıydı? Villada konuşuldu mu?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Böyle bir liste olduğu söyleniyordu. Oradakiler, ‘Biz bu hareketi (darbe kastedilerek) yapmazsak, onlar bize bu hareketi yapacaklar’ diyordu. Belki de darbeyi bu yüzden öne çektiler.”

GÜLEN’İN TALİMATI GELDİ
Sanık Bıyık ise özetle şu iddialarda bulundu: “Öksüz, yaptığı görüşme sonrasında, Gülen’in talimatını bize aktardı. Öksüz, ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan, YAŞ’ta Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ı emekli edecek. Akar’ın darbede desteğinin örgütün yanında olması için bunu ona söyleyin’ şeklinde sözler sarf etti. Bunun Gülen’in talimatı olduğunu söyledi. Villada, ‘Darbe bir emirle başlayacak’ şeklinde konuşuldu, emrin ne olduğu söylenmedi.”

2 İFADE ABD DOSYASINDA
Türkiye, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in iadesi için ABD’ye ek deliller sunmuştu. Gizli tanıklar ‘Kuzgun’ ve ‘Şapka’nın darbe planının Öksüz tarafından ABD’ye götürülüp Gülen’in onayına sunulduktan sonra devreye sokulduğu şeklindeki ifadeleri de dosyaya girmişti.
Kaynak: Hürriyet

7Canikli: Avrupa’nın yaptığı tam anlamıyla faşist uygulamalar (3)

DHA

10 Mart 2017 – 22:56Son Güncelleme : 10 Mart 2017 – 22:56

‘CHP’NİN KREDİSİNİN KALMADIĞINI ONLAR DA BİLİYOR’
Başbakan Yardımıcısı Nurettin Canikli, Ak Parti Samsun İl Teşkilatı üyeleriyle biraraya geldi. Programda konuşan Canikli, CHP’nin kampanyayı farklı bir yöntemle yürüttüğün belirterek şöyle konuştu:
“Ana muhalefet partisi bu kampanyayı ilk defa çok farklı bir yöntemle götürüyor. Ortada ‘Hayır’ kampanyası yürüten partilerin en başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere parti bayrakları, parti kimlikleri meydanda yok. Kılıçdaroğlu da bütün toplantılarını sanki kanaryaseverler derneği başkanı gibi kampanya yürütüyor. Ortada ne partisi var, ne bayrağı var, yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin hiçbir işareti, emaresi yok. Yani sizce de bu garip değil mi, ortada bir gariplik yok mu? Ana muhalefet partisi genel başkanıysan, bir kampanya yürütüyorsan çıkacaksın öyle yani nasıl yürüttüğün, ne isim altında, hangi kimlik altında yürüttüğün belli değil, böyle olmaz. Çıkacaksın çatır çatır neyse vatandaşınla paylaşacaksın. Vatandaş ona göre kararını verecek, herkes ona uyacak. Niye böyle yapmıyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Sayın Genel Başkanı ve bütün yöneticileri partilerinden utanıyorlar. Evet partilerinden utanıyorlar. Nasıl utanıyorlar, çünkü milletin Cumhuriyet Halk Partisi’ni sevmediğini, itibar etmediğini millet nezdinde Cmhuriyet Halk Partisi’nin hiçbir kredisinin kalmadığını onlar da çok iyi biliyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bayrakları altında bu kampanyayı yürütmeleri halinde, buradan vatandaşın olumsuz bir tercihle, yani kendileri açısından bulunacağını düşünüyorlar.”
‘MİLLET, BUNLARIN BABALARINI DA SEVMEZDİ’
Başbakan Yadımcısı Nurettin Canikli buradaki programının ardından Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Samsun Şubesi’nin düzenlediği programa katıldı. Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’ndeki proramda konuşan Canikli, “Bu kampanyayı partisiz yürütüyor. Partisine güvenmiyor. Partisini millet sevmiyor çünkü. Hani bir film vardı Şener Şen ‘Süt oğlan, babanı da sevmezdim’ diye, bu millet bunların babalarını da sevmez, CHP’nin eskisini de sevmezdi, yenisini de sevmiyor. Onu bildiği için partisini yanına almıyor. Böyle bir de maske takmışlar. Bunlar sürekli gülüyorlar, o maskeyi takmışlar. Yani CHP’yi tanımasak, inan bizi bile kandıracaklar” diye konuştu.
FETÖ ile CHP arasında özel bir ilişki olduğunu öne süren Canikli, “Ortada bir kaset var. Kasetle gelen genel başkanlık var. Değil mi, bunlar unutulur mu? Bunlar önemli hadiseler. Dolayısıyla FETÖ ile ilişkilerde çok özel uzmanlıkları da var“ dedi.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

6Sinan Oğan: Bizi ikinci defa partimizden ihraç edenlere hodri meydan gelin ortaya bir sandık koyalım

DHA

10 Mart 2017 – 21:13Son Güncelleme : 10 Mart 2017 – 21:13

Hakime TORUN/İSTANBUL,(DHA)-SİNAN Oğan MHP’den ihraç edilmesine ilişkin, “MHP’den içinde doğup büyüdüğümüz ikinci defa ihraç edilme haberini aldık. Bizi ikinci defa partimizden ihraç edenlere bir çift sözüm var; hodri meydan gelin ortaya bir sandık koyalım. Sinan Oğan tek, hepiniz bir. Delegelerin oyuna sunalım. Bakalım delegeler kimin ihraçından yana olacak. Kimin partiyi şaha kaldırıp iktidara yürümesinden yana olacak” dedi.

Sinan Oğan Bakırköy’de yaptığı konuşmada MHP’den ihraç edilmesine ilişkin, “Referandum için bugün buradayız. Ancak arkadaşlarımız da haklı olarak bir şeye itiraz ediyorlar. Bugün bir haber de aldık aynı zamanda. Bu haber, MHP’den içinde doğup büyüdüğümüz ikinci defa ihraç edilme haberiydi. Sanırım buna itiraz var. Yoksa MHP’nin bu sürecinde parti içi meseleleri konuşmayacağız. Onu konuşacağımız günler olacaktır. Biz bugün burada referandumu konuşup tartışacağız. Bizi ikinci defa partimizden ihraç edenlere bir çift sözüm var; hodri meydan gelin ortaya bir sandık koyalım. Sinan Oğan tek hepiniz bir. Delegelerin oyuna sunalım. Bakalım delegeler kimin ihraçından yana olacak. Kimin partiyi şaha kaldırıp iktidara yürümesinden yana olacak. Biraz sakin olalım. Ortam yeterince gergin. Büyük davalara inanmak büyük nedenleri göze almayı gerektirir. Büyük bedelleri ödemeyi göze alarak bu yola çıktık. Yoksa bizden önceki büyüklerimiz, dava abilerimiz bu bedelleri boşuna vermediler, onlar hangi bedelleri ödedilerse biz de aynı bedelleri elbette gerekirse öderiz.” diye konuştu.

“BU ÜLKENİN GENELKURMAY BAŞKANINA TERÖRİST BAŞI DEDİLER”

Referanduma ve anayasa değişikliğine ilişkin Oğan, “Bu anayasaya PKK’lılar, HDP’liler, hain FETÖ’cüler ‘Hayır diyor’ deniliyor. O sebeple biz ‘Evet diyoruz’ deniliyor. Dolayısıyla bu anayasaya ‘hayır’ diyenler teröristtir. ‘Evet’ diyenler ise vatanseverdir. Bu salonu dolduranlar arasında ‘Evet’ veya ‘Hayır’ diyenler olacaktır. ‘Hayır2 diyenlere soruyorum; siz terörist misiniz? Siz vatanseversiniz. Yasamayı, yürütmeyi tek kişinin eline vermeyin diyoruz. ‘Evet’ diyenlerin 2010’daki referandumda söylediklerinin hangisi gerçekleşti? 12 Eylül cuntacılarından hesap mı sordular? Sormadılar. Bu ülkenin genelkurmay başkanına ‘terörist başı’ dediler. Hain Abdullah Öcalan denen bebek katiline TBMM’de sayın Öcalan dediler bunlar.” diye konuştu.

“BİZ KİMSEYE ‘EVET’, DEDİĞİ İÇİN ‘TERÖRİST’ DEMİYORUZ, ‘VATAN HAİNİ’ DEMİYORUZ”

Oğan, “Biz kimseye ‘Evet’, dediği için ‘terörist’ demiyoruz, ‘vatan haini’ demiyoruz. Söz hakkını kısıtlamıyoruz. Bu ülke ne kadar çok demokratik, özgür bir ülke olursa o kadar çok gelişir, kardeşçe yaşayacağımız bir ülke haline gelir. Dünyada darbelerin en çok yapıldığı sistemler, başkanlık, tek adam sistemleridir. Başkanlık gelirse sorunlar çözülecek deniyor. 15 yıldır siz yönetiyordunuz neden çözmediniz? 15 yıldır neden bu kadar kanın dökülmesine izin verdiniz. Terörü bitirmek için hangi desteğe TBMM ‘hayır’ dedi” ifadelerini kullandı.

“TERÖRÜ BİTİRMEK İÇİN NE İSTEDİNİZ VERMEDİK?”

Oğan, “Terörü bitirmek için ne istediniz vermedik? Hangi sihirli formül ile ekonomiyi düzeltecek, terörü bitireceksiniz? Amerikalı, Rusya’sıyla herkesle düşmansın. İsrail ile barıştılar. Bir de Barzani ile dostsun. Başkanlık gelince trafik sorunu mu bitecek? ‘İstanbul’un silueti bozuldu’ diyorlar. Siz bostan korkuluğu muydunuz? Başkanlık gelince, istikrar gelmeyeceği için, yabancı sermaye gelmeyeceği için daha az yatırım olacak, ekonomi daha fazla bozulacak. Teröristlerin Başkanlık 40 yıllık rüyasıdır. İmralı tutanaklarında da var. Başkanlık sistemi federasyon sistemidir. Bütün AKP’lilere hodri meydan diyorum. Gelsinler tartışalım.” ifadelerini kullandı.

“MHP İLE BALAYISI BİTMEDEN BARZANİ’NİN PAÇAVRASINI BU ŞEHİRDE İSTANBUL’DA DALGALANDIRMADILAR MI?”

Oğan, “O kadar sabırsızlar ki, daha MHP ile balayısı bitmeden Barzani’nin paçavrasını bu şehirde İstanbul’da dalgalandırmadılar mı? dalgalandırdılar. Barzani ile olan megri, megrilerini bu millet unuttu mu? Elbette unutmadı. Tek adam rejimine geçtiklerinde ülkeyi 36 etnik parçaya, federasyona götürmeyeceklerinin hiçbir garantisi yoktur. Ülkenin birliği beraberliği için Türkiye’nin başkanlık sistemine değil parlamenter sisteme ihtiyacı var.” açıklamasında bulundu.

“IŞIKLARIMIZ SÖNDÜRÜLÜYOR, KÜRSÜLERİMİZ DEVRİLİYOR”

Oğan, “Bu salonu bize açtıkları için teşekkür ediyorum. Bir çok şehirde salonlarımız açılmıyor. Afişlerimiz yırtılıyor, ışıklarımız söndürülüyor, kürsülerimiz devriliyor. Salonlar baskına uğruyor. Buna göz yumanları yarın tek bir kararname ile içeri atabilir. Sultan Süleyman’a bile kalmadı.” dedi.

“SİYASETTE OLANLAR, ‘BENDEN SONRA DA OĞLUM, TORUNUM YAPSIN’ DİYENLERİN ÇOCUKLARI SEÇİLECEK”

Seçilme yaşının 18 olmasına ilişkin Oğan, “İktidar partisinin içinde yaşı ilerlemiş ama hala ‘Horoz ölür gözü çöplükte olur’ derler ya. Hala gözü siyasette olanlar, ‘benden sonra da oğlum, torunum yapsın’ diyenlerin çocukları olacaktır. Meclis’te var böyleleri emin olun. Bazılarını anası doğar cami önüne koyar. Bazılarının anası doğduktan sonra Meclis önüne bırakıyor. Adam o gün bugündür vekil Meclis’te. Ak Parti içinde çok sayıda bu işe ‘Hayır’ diyecek olan var. Bu sistemin hiç kimseye hiçbir faydası yok. Başkan yardımcısının kim olacağı belli değil. Barzani mi, damat mı … kaç tane yardımcı olacağı da belli değil.” şeklinde konuştu.

“KENDİ MEMLEKETLERİNDE İŞGAL DEVAM EDERKEN, GÜNEŞ YAĞINI SÜRÜP DOLAŞMALARINA MÜSAADE ETMEYİZ”

Oğan, “Kendi memleketlerinde işgal devam ederken, güneş yağını sürüp sahilde dolaşmalarına da müsaade etmeyiz. Suriyeli Suriye’ye gidecek güvenlik sağlanacak. Vatandaşlık dahi verseniz güvenlik sağlanınca bunların hepsini geri göndereceğiz.” diye konuştu.

“İKİLİ PARTİLİ SİSTEM GELECEK AK PARTİ VE CHP KALACAK SÜLALE DEVLETİ KURMAK İSTİYORLAR”

Oğan, “Burhan Kuzu da söyledi. Yeni sistem ile birlikte Ak Parti, Meclis’te iki partili sistem içerisinde valileri, yargıçları kendisi atayacak. Damadı kızı, Oğlu bir sülale devleti kurmak istiyorlar. Sadece Ak Parti ve CHP kalacağına göre bu Türkiye’yi demokrasiye götürür mü? Sistem geldiğinde MHP yeniden iktidar olama şansını bir daha bulamayacaktır. Sistem, dar bölge daraltılmış bölgedir. Dar bölgede ana muhalefet partisi HDP olacaktır. İktidar AKP. Daraltılmış bölge sisteminde de yine AKP kendisini tek başına ve Meclis’te ezici çoğunluk ile iktidar yapmak istiyor. Sistem ile kendi yandaş yargıçlarını yerleştirecekler.” ifadelerini kullandı.

“KAŞLA GÖZ ARASINDA 2 YILLIK YÜKSEKOKUL MEZUNLARI DA BAŞKAN OLABİLİR DENDİ”

Oğan, “Kaşla göz arasında bir değişiklik daha yapıldı. Dendi ki, 2 yıllık yüksekokul mezunları da başkan olabilir. Bayram değil seyran değil Ak Parti bu 2 yıllıkları neden öptü? Bir sıkıntısı var demek ki?” dedi.

“BİR RABİA’DIR GİDİYOR. DÖRDÜNE BİZ DE ‘EVET’ DİYORUZ AMA TEK ADAMA ‘HAYIR’ DİYORUZ”

Oğan, “Bir Rabia’dır gidiyor. Dördüne biz de ‘evet’ diyoruz ama tek adama ‘Hayır’ diyoruz. Kürsü devirenler, salonlara baskın verenler 17 Nisan sabahı yüz yüze bakacağız yine. TV ekranlarını kapatanlar bu devran dönecek. Bu yaptıklarınızdan pişman olacaksınız. Kraldan çok kralcı olan valilere, bürokratlara sesleniyorum bu devran dönecek hesabı sorulacak inşallah. Paralel devlet peydah ettiler bunun için ‘Hayır’ diyeceğiz” diye konuştu.

“ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ’A ÇAĞRIM; SEN DE Mİ FETÖ’CÜSÜN?”

Oğan, “Birisi çıkmış ‘tiyatro’ diyor, birisi çıkmış saldırılara ‘FETÖ tezgahı’ diyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a çağrımdır; saldırıları yapan FETÖ’cü ise bunlar bir tiyatro ise savcılar elinde bunları neden ön kapıdan alıp arka kapıdan bırakıyorsun? Sen de mi FETÖ’cüsün? İstanbul Savcısı da mı FETÖ’cü? Salonlarımız basıldı, kürsülerimiz devrildi diye yılmayacağız. Kardeşi kardeşe düşürmeyin, vebali ağırdır. Bu mücadele federasyona karşıdır. Gerekirse öleceğiz. Ama ülkeyi böldürmeyeceğiz” açıklamasında bulundu.
Kaynak: Hürriyet

5Samsun’da FETÖ operasyonu: 3 gözaltı (2)

DHA

10 Mart 2017 – 19:58Son Güncelleme : 10 Mart 2017 – 19:58

BAŞKAN TUTUKLANDI
Samsun’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen TÜTEV Samsun Şubesi Başkanı Dursun Aksoy tutuklandı, 2 yönetim kurulu üyesi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Kaynak: Hürriyet

4KHK’larla ihraç edilenlerle dayanışma toplantısı

DHA

10 Mart 2017 – 19:42Son Güncelleme : 10 Mart 2017 – 19:42

İZMİR’in Konak Belediyesi ev sahipliğinde, Sosyal Demokrat Belediyeler Birliği (SODEM) ve İzmir Düşünce Kuruluşu tarafından düzenlenen etkinlikte, OHAL kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnameler’le (KHK) mesleğinden ihraç edilen akademisyerler bir araya geldi.
Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe, CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu, SODEM Başkanı, aynı zamanda da Seferihisar Belediye Başkanı CHP’li Tunç Soyer, CHP’li Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve KHK’larla mesleğinden ihraç edilen akademisyenler katıldı. Üniversitelerin bazı bölümlerinin kapatıldığını belirten Başkan Pekdaş, “Türkiye bir başka girdaba girdi, uzun süre uluslararası sözleşmelerden bahsettik ama maalesef yargısız infazlarla üniversiteleri üniversite olmaktan çıkartıp akademisyenleri üniversitelerden uzaklaştırdık. Maalesef üniversiteler akademisyensiz kaldı bazı bölümler tamamen kapandı. Hiçbir karanlık sonsuza dek sürmez” diye konuştu.
SODEM Başkanı Soyer de, “Burası herkese tek tek teşekkür etmem gereken insanlarla dolu. Sayımıza bakmayın temsil kabiliyeti yüksek insanlar burada. 1968’lerden bu yana sol hareket ne kadar dayanışma içinde olduysa serpilmiştir, genişlemiştir, ne kadar çok ayrışmışsa da o kadar çok darbe ortamına zemin oluşmuştur. Mümkün olduğu kadar aramızdaki dayanışmayı güçlendirmeliyiz. KHK’larla ihraç edilen, akademisyenleri, memurları ve öğretmenleri dinleyeceğiz. Hayalini kurduğumuz bir demokrasi ya da siyaset akademisini bu arkadaşlarımızla kurabiliriz. Bugün onları dinleyip yaşadıkları sıkıntıları paylaşacağız” dedi.
İzmir Düşünce Topluluğu adına konuşan Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Engin Önen, “Yakın arkadaşlarımı uzaklaştırdılar. Ülkemiz zor günlerden geçiyor. Sadece ülkemiz değil kurumlarımız da zor günler geçiriyor. Hayatım boyunca üniversitenin bu kadar kötü olduğunu görmedim. İtibarını zedeleyecek gelişmelerin yaşandığını daha önce hiç görmedim. Her itiraz her muhalefet terör olarak değerlendirilemez. Türkiye’nin can yakıcı sorunları var demokrasilerde iktidarı desteklemek zorunda değiliz. İktidar kendisini eleştirenleri terörist olarak göremez. Bu süreçte bizler ve basın da gerekli direnci gösteremedi. Korku normal bir duygudur, çıkar ve menfaatte, ama denge tutturamıyoruz. Yeni bir vesayet sistemi kuruluyor” dedi.
ESKİDEN DAHA ÇOK DERS VERDİM
Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesiyken KHK kapsamında ihraç edilen Melek Göregenli, “İhraç oldum, ama eskisinden daha çok ders verdim. Bu kent adeta bize kucak açtı. Herkese ayrı ayrı teşekkür ederim. Başarısız darbe girişiminden sonra pek çok KHK çıktı ve on binlerce insan işinden edildi. Hukuk hepimize lazım. Ben sosyalist bir insanım Fethullah Gülen cemaatini hoş görmem ya da desteklemem mümkün olamaz. Ama FETÖ gerekçesiyle işten atılan insanların somut delillerle yargılanması gerekiyor. O insanlardan bazıları intihar etti. Bizim üniversitemize kayyum atandı. Seçimle ilk üçe girenler atanmadı, çünkü hiç birine güvenmiyorlar. Güvendikleri dinci insanlar FEÜÖ’cü mü değil mi bilmedikleri için güvendikleri başka birilerini atadılar. Eğer biz belediyelere kayyum atandığında sesimizi çıkartsaydık belki bizim üniversitemize kayyum atanmazdı. Biz bu ülkede yaşıyoruz ve hiçbir yere gitmeyeceğiz” diye konuştu.
Tufan HAMARAT / İZMİR, (DHA)
FOTOĞRAF
 

 

 
Kaynak: Hürriyet

3Manisa’da 8 polis FETÖ’den tutuklandı

DHA

10 Mart 2017 – 18:53Son Güncelleme : 10 Mart 2017 – 18:53

Mehmed Hakkı ÖZBAYIR/MANİSA, (DHA)- MANİSA’da FETÖ/PDY soruşturmasında gözaltına alınan 18 eski polisten 8’i, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
FETÖ/PDY’nin Manisa Emniyet Müdürlüğü yapılanmasına yönelik olarak geçen 28 Şubat’ta yapılan operasyonda, örgüt içerisinde faaliyet gösterdikleri tespit edilen 18 eski polis gözaltına alındı. Bu sabah şüpheliler adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 8’i çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, 10 kişi ise nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuksuz yargılanmak üzere adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kaynak: Hürriyet

2BBP’li İl Başkanı: Destici’nin kararı, BBP’yi bağlamaz

DHA

10 Mart 2017 – 18:46Son Güncelleme : 10 Mart 2017 – 18:46

Ömer KOÇ/KAHRAMANMARAŞ, (DHA) – BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Kahramanmaraş İl Başkanı Hasan Kızıldağ, referandum ile ilgili partide yapılan istişare toplantısında ‘Hayır’ sonucunun çıkmasına rağmen Genel Başkan Mustafa Destici’nin ‘Evet’ açıklamasında bulunduğunu öne sürdü. Kızıldağ, “Bu karar; Büyük Birlik Partisi’ni bağlayacak bir karar değildir. Partiyi bağlayacak bir karar olmuş olsaydı teşkilatlarımızın ortaya koyduğu tavır ve iradeden oluşan ‘Hayır’ açıklamasını yapması lazımdı” dedi.
16 Nisan’da yapılacak referandumda oylanacak Anayasa değişikliği teklifinin kişiye özel ve Ak Parti’nin ömrünü uzatacak bir teklif olduğunu savunan Hasan Kızıldağ, bununla ilgili partide 45 gündür bir istişare yapıldığını söyledi. Kızıldağ, “Bu toplantıya katılan kadın kollarımız, Alperen ocaklarımız, Avrupa Türk Birliği Federasyonumuz, kurucular kurulu üyelerimiz, MKYK üyelerimiz ve il başkanlarının yapmış olduğu istişare sonunda çıkan netice, yüzde 99 ölçüsünde ‘Hayır’dır” dedi.
‘İHANETE ORTAK OLMAYIZ’
Genel Başkan Destici’nin kendisine taahhüt de verdiğini ifade eden Kızıldağ, şunları söyledi:
“Genel Başkanımız bana ‘Bu parti tek adam partisi değildir. İstişarede çıkan sonucu açıklarım’ taahhüdünde bulunmuştu. Lakin bugün yapmış olduğu açıklama bunun tam tersi yönünde bir açıklama oldu. Dolayısıyla bu karar sadece temsili bir karar, Büyük Birlik Partisi’ni bağlayacak bir karar değildir. Partiyi bağlayacak bir karar olmuş olsaydı teşkilatlarımızın ortaya koyduğu tavır ve iradeden oluşan ‘Hayır’ açıklamasını yapması lazımdı. Bizi hayrete düşürmüş olan bu durumu sayın Genel Başkan’ın sarayla yapmış olduğu görüşme sonrası tavır değiştirdiğini görmekteyiz. Ne konuşuldu ne edildi bu da manidardır. Dolayısıyla biz memleket ve millet meselesi adına hiçbir ihanete ortak olmayız. Muhsin Yazıcıoğlu’nun arkadaşları hiçbir kötü kararın altına imza atma ve memleketimizi sıkıntıya sokacak böyle bir sürece de destek vermez.”
‘TEŞKİLATLAR KAZAN KALDIRDI’
BBP İl Başkanı Hasan Kızıldağ ayrıca, Destici’nin açıklamasına birçok il teşkilatının da karşı çıktığını savunarak, “Bugün sadece Kahramanmaraş teşkilatı olarak değil birçok teşkilatımız kazan kaldırmış durumda, her yerde teşkilatlarımız farklı farklı açıklamalar yapılmakta ve eminim ki teşkilatlarımız bu hafta sonu Ankara’da toplanarak genel merkezimizi protesto edecek bir tavır sergileyecektir. Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının kararının bu olmadığını beyan edeceklerdir” dedi.
ŞENDİLLER: SARAYDA NE KONUŞULDU?
BBP’den 19’uncu Dönem Kahramanmaraş Milletvekilliği yapan Ökkeş Şendiller ise Kızıldağ’ın açıklamalarına katıldığını belirterek partililerin referandumda ‘Hayır’ diyeceğini kaydederek, şunları söyledi:
“Büyük Birlik Partisi iki sebepten dolayı Anayasa değişikliğine olumlu bakmadı. Birincisi rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun şahadetinden dolayı mevcut hükümetin tutumları en büyük sebep oldu. Bildiğiniz gibi arma- kurtarma sabote edildi, Muhsin Yazıcıoğlu’nun davasına bakan ve bu konuda onun aleyhinde karar veren kamu görevlilerinin tümü bu zamana kadar mükafatlandırıldı. Mevcut hükümet ayrıca bu konunun kapatılması için bu zamana kadar uğraştı. 105 Temmuz’dan hemen önce Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı Yazıcıoğlu’nun davasıyla ilgili takipsizlik kararı verdi ve şu ana kadar da daha kapağı kaldırılmadı. Her erken kalkan AK Partili ve yetkili ‘Muhsin Yazıcıoğlu’nun katillerini bulduk’ diyor. Ben buradan çağrıda bulunuyorum, bu lafı istismar için kullanmayın. Muhsin Yazıcıoğlu’nu kim katlettiyse, onların deyimiyle FETÖ olur, bir başkası olur kim olursa olsun bunu bulmak devletin ve hükümetin vazifesidir. Bunu bulmamışken, 15 Temmuz öncesi dosyayı kapatıp 7 aydan beri açılmamışken BBP’den ‘Evet’ oyu beklemek kimsenin akıl karı değildir. O zaman partinin Genel başkanı Sayın Mustafa Destici neye dayanarak partinin kurularının kararına ters olarak böyle bir açıklamayı niye yaptı, bunun pazarlığında ne var, sarayda ne görüşüldü, Muhsin Yazıcıoğlu dosyası gündeme geldi mi gelmedi mi onun açıklamasını istiyoruz.”

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

1Başbakan Yıldırım: Kılıçdaroğlu gitsin ‘evet’ versin (2)

DHA

10 Mart 2017 – 18:44Son Güncelleme : 10 Mart 2017 – 18:44

BOLU MİTİNGİNDE KONUŞTU
Başbakan Yıldırım, Bolu’da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda halka hitap etti. Başbakan Yıldırım, 15 Temmuz sonrası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin  Türkiye’de beka sorunu olduğunu görerek kendilerine destek verdiğini söyledi. Yıldırım, “Milliyetçi kardeşlerime teşekkür ediyorum. ‘Önce memleketim ve milletim’ dediler. Parti çıkarını bir tarafa bıratılar. Teröre karşı, düşmanlara karşı, birliğimize, beraberliğimize zarar verenlere karşı bir olduk, bu anayasayayı hazırladık. Hayırcılardan hayır gelmez. En güzel işler evet ile başlar. Evet’te bereket vardır” dedi.
En başta terör örgütlerinin değişikliğe ‘hayır’ dediğini ifade eden Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu:
“Kandil’den üst üste ‘hayır’ mesajları geliyor. FETÖ’cüler, 15 Temmuz’un katilleri bu değişikliğe ‘hayır’ diyor. PKK’nın elebaşları Avrupa’da ‘hayır’ propagandası yapıyor. Almanya açık açık kendi televizyon kanallarında ‘hayır’ propagandası yapıyor. Almanya bizim bakanlarımıza izin vermezken, bizim oradaki çalışmalarımıza izin vermezken bölücülerin, FETÖ’cülerin her türlü faaliyetlerine sonuna kadar izin veriyor. Almanya’da ‘hayır’a özgürlük var, ‘evet’e özgürlük yok. Benim Almanya’daki Avrupa’daki milyonlarca memleket sevdalılarım bunun cevabını 16 Nisan’da öyle bir verecek ki onlar da şaşıracaklar. Biz bu çifte standardı yüzlerine vurunca rahatsız oluyorlar. Ne yaparsa yapsınlar bu milletin iradesinin önüne geçemezler. Neden rahatsızlar? Çünkü Türkiye bu sistemle büyüyecek. İstiyorlar ki Türkiye büyümesin. Türkiye hep onların arkasından yürüsün, sesini yükseltmesin. Türkiye el pençe divan, bunlar önde, Türkiye arkada. Artık kararını veren, geleceğine karar veren Türkiye var. Bunlar Türkiye büyümesin, terör bitmesin diye el ele verdiler, hayır için çalışıyorlar. Oyunları hep birlikte bozacağız.”
‘BURADAN TEK ADAM, DİKTATÖR ÇIKMAZ’
Yeni sistemin tek adam rejimi olmadığını söyleyen Yıldırım, “Tayyip Erdoğan fanidir. Neden tek adam değil? Çünkü Meclis var. Meclis daha güçlü hale geliyor. Meclis de milletvekilleri de şimdikinden daha güçlü hale gelecek. Meclis, Cumhurbaşkanı her 5 yılda milletin önüne çıkacak hesap verecek. Milletin seçtiği, her 5 yılda da hesap verdiği bir sistemde nasıl tek adam olur, nasıl diktadörlük olur? Bu kadar yalan olur mu, bu kadar çarpıtma olur mu? Seçtiğiniz hükümeti beğenirseniz 5 yıl sonra bir daha seçersiniz, beğenmezseniz ‘hadi işine’ dersiniz. Ne kadar beğenirseniz beğenin en fazla 2 sefer seçiliyor. 3’üncü yok. Buradan tek adam çıkar mı, diktadörlük çıkar mı?” diye konuştu.
‘YARGIDA İMTİYAZA SON VERİYORUZ’
HSYK’nın yapısını değiştirdiklerini söyleyen Yıldırım, “Şu anda cumhurbaşkanı 4 üye seçiyor. Yenisinde de 4 tane seçiyor. Ama şu anda meclis HSYK’ya üye seçemiyor. Vekiller, yargı bürokratlarını seçemiyor. Yeni sistemde ise HSYK’nın 7 üyesini meclis seçiyor. Sizin vekilleriniz seçiyor. İşte yargı bağımsızlığı bu. Yargıdaki imtiyaza son veriyoruz. Yargıda askeri yargı, sivil yargı ayrımını kaldırıyoruz. Askeri mahkemeleri kapatıyoruz. Artık herkes sivil mahkemelerde yargılanacak. Hesabını orada verecek. Yargıda birliği sağlıyoruz” dedi.
‘GENÇLERİMİZE GÜVENİYORUZ’
CHP’nin seçilme yaşının 18’e indirilmesine de karşı olduğunu ifade eden Yıldırım, “Gençlerine güvenmeyenin geleceği olmaz. Türkiye’nin geleceği sizsiniz. Onun için size güveniyoruz. Size siyasetin kapılarını sonuna kadar açıyoruz. Gençler 18 yaşında yuva kurabiliyor, ehliyet alabiliyor, 20 yaşında askere gidiyor, terörle mücadele ediyor. ‘Milletvekili olsun’ diyoruz, ‘Olmaz, onlar daha küçük.’ Fatih İstanbul’u fethettiğinde 21 yaşındaydı. Memleketin namusunu emanet ettiğimiz gençlere neden meclise girmeyi çok görüyoruz. Gençlerimize güveniyoruz” diye konuştu.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

CEVAP VER