OcakMedya son gelişmeyi yorumluyor: Popülizmin çekmeye çalıştığı tuzağa düşmemeliyiz..

1

Dünya’nın her yerinde popülizm sert bir şekilde yükseliyor…

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Hollanda’ya ziyaret gerçekleştirip oradaki Türkler ile toplantı düzenleyecekti. Hollanda Hükümeti bakanın uçuş iznini iptal ederek, toplantıya müsaade etmedi. Demokrasinin beşiği olduğunu iddia eden Avrupa’nın böyle bir tutum sergilemesi şaşırtıcıydı. Bu durum, kendi ülkelerindeki seçimden kaynaklanıyor. Demokrasi ile çelişse de, Müslüman Türkiye’ye karşı popülist bir tavır sergiledi.

Ardından Türkiye bu duruma sert bir tepki gösterdi. Protesto amaçlı, Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, araba ile Hollanda’ya doğru yol aldı. Ancak aracı durduruldu. Başkonsolosluğa gitmesine izin verilmedi. Türk vatandaşlar eylem için sokağa çıktı ve Hollanda polisinin sert müdahalesiyle karşılaştı. Bakan Almanya’ya gönderildi.

Tam bir diplomatik kriz yaşanıyor. Başbakan, cumhurbaşkanı, dışişleri bakanı ve aile bakanı, devletin tüm zirvesi bu diplomatik krize karışmış durumda. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin manevra kabiliyetini azaltıyor. İktidar ve cumhurbaşkanı Avrupa ve Hollanda aleyhine çok sert söylemlerde bulunuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün, Hollanda’nın popülist tavrını, seçim uğruna demokrasiden ödün verilmesini aşağıdaki sözlerle eleştirdi:

“Batı gerçek yüzünü şu son birkaç gündür açık ve net ortaya koymuştur. Nazizm bitti sanıyordum ama yanılmışım dedim. Meğerse Nazizm batıda ayakta. Dün gece bizim Bakanımız Fatma Sayan kardeşime, bir bayan kalkıp da kendi konsolosluk binasına, maslahatgüzarıyla ve diplomatik bir araçla gitmesini engelleyen bir ülke bunu nasıl açıklayabilir. Biz davet etmedik ki diyorlar. Ben elimde pasaport olduktan sonra istediğim ülkeye girerim” dedi. Erdoğan, “Çarşamba günü yapılacak bir seçime sen Türkiye-Hollanda ilişkilerini feda ediyorsan bunun bedelini ödeyeceksin. Daha biz olması gerekenleri henüz yapmış değiliz”

Hollanda’daki seçimin yaşattığı kriz yetmezmiş gibi, Türkiye’nin de referanduma gidiyor olması, ülkemizde karşılıklı popülist söylemleri arttırıyor. Bu da krizin büyümesine neden oluyor.  Avrupa ile yaşanan krizin, referandumda iktidarın lehine olacağını düşünen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da oldukça sert açıklamalar yaptı. Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından satır başları:

“Şimdi hükümete net açık çağrıda bulunuyorum. Lafla peynir gemisi yürümez. Eğer Türkiye’nin bakanını Hollanda’ya sokmuyorlarsa, büyükelçiliğe gidemiyorsa Hollanda ile ilişkilerimizi lütfen askıya alın. Her türlü desteği vereceğiz. Almanya, yine bizim bakanlarımıza engellemelerde bulunuyorlar.

Alman askerlerinin incirlik’te ne işi var? Bir daha söylüyorum. Bizim bakanlarımızı Türkiye’nin bakanlarını Almanya’ya sokmuyorlarsa, Alman askerlerinin İncirlik’te ne işi var? İsrail gibi, Rusya gibi olmasın. Gidip sonra özür dilemek olmasın. Söz söylüyorsan adam gibi arkasında duracaksın.

Sözü gelince büyük ülke, zamanı gelince özür dileyen ülke olmak istemiyoruz. Neden bunu söylüyoruz? Bu işin referandumla bir ilgisi yok, evet hayırla ilgisi yok. Bu iş milli bir iştir. Sağcısıyla solcusuyla, A partisiyle B partisiyle Türkiye’nin haklarını savunmak her siyasi partinin ortak görevidir. Biz görevimizi yerine getirmeye hazırız.”

Avrupa, belli ki, Türkiye’nin referandumunu, İslam düşmanı parti bir yönden, iş başındaki hükümet bir başka yönden kendi seçimleri için kullanma niyetinde ve tırmanmayı zorluyor.

Türkiye biraz daha serinkanlı davransa bu gerilimden başarıyla çıkabilir.

Popülizm dünya için büyük tehlike. Bizi de içine çekmeye çalışıyorlar. Uzak durmalıyız.

1 YORUM

  1. Ilk asamadan sonra Aile Bakani’nin zorlama girisimi bu isin bir takim hesaplarla yapildigina isaret ediyor.

    Ve zavalli Kilicdaroglu, ne dese bos. Bu is “Evet” oylarini en azindan 2-3 puan arttirir.

CEVAP VER