Bugünkü (20 Mart 2017) FETÖ haberleri

0

39AB Bakanı Ömer Çelik : Biz 200 senedir bunu tartışıyoruz (2)

DHA
19 Mart 2017 – 22:56Son Güncelleme : 19 Mart 2017 – 22:56

BAKAN ÇELİK, CEYHANLILAR İLE BULUŞTU
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Osmaniye’nin Kadirli İlçesi’ndeki mitingin ardından Adana’nın Ceyhan İlçesi’ne gelerek vatandaşlarla buluştu.
Anayasa değişikliğini güç için istemediklerini belirten Bakan Çelik, Meclis’te çoğunlukta olduklarını hatırlatıp, “Eğer biz bunu sadece güç için isteseydik, o zaman bizim bu sistemin değişmesini hiç istemememiz lazımdı. Çünkü bu sistemde yürütmenin de yasamanın da gücü bizde. Demek ki biz gücün dışında bir şey peşinde koşuyoruz. Tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet. Bunu güçlendirmek için bu değişikliği istiyoruz. Türkiye’nin koalisyonları geride bırakan bir sisteme kavuşması önemlidir. İnşallah 16 Nisan’dan sonra sandıklardan çıkacak ‘evet’ler sayesinde geçeceğimiz yeni sistemde artık koalisyon dönemini ebediyyen geride bırakıyoruz” dedi.
CUMHURBAŞKANIMIZ DİKTATÖR DEĞİLDİR
Konuşması sırasında iki kez ses sistemi arızalanan Çelik, sözlerine şöyle devam etti:
“Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı ahlak dışı şekilde ‘Diktatör’ dendiğini duyorsunuz. Ben diktatörlerin kim olduğunu siyasi tarihte çok okudum. Diktatör demek, halkına karşı duvarların arkasına saklanan demektir. Diktatör demek, halkına karşı tankların arkasına, savaş uçaklarının arkasına saklanan demektir. Bizim Cumhurbaşkanımız, halkı ile beraber. Ölüm kusan o tanklara karşı çıktı, savaş uçaklarına, ölüme karşı çıktı. Savaş uçaklarının tehdidine rağmen hayatını tehlikeye atarak ‘Ben milletimle beraber olacağım’ dedi. Ölümü göze alarak diktatörlere karşı, FETÖ terör örgütüne karşı direniş çağrısı yaptı. Bu nedenle sayın Cumhurbaşkanımıza ‘Diktatör’ diyenlerin, bu ülkede diktatörlük yapmak isteyenlerin yanına denk düştüğünü hepimiz görmemiz lazımdır.”

Ceyhun ÖZER/CEYHAN,(Adana), (DHA)

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

38Erdoğan: Maskeli balo sona erdi

Eyüp SERBEST/İSTANBUL
19 Mart 2017 – 21:44Son Güncelleme : 19 Mart 2017 – 21:44

KARŞILIĞINI GÖRECEKSİNİZ

“Şu anda Avrupa’da, oralara giden bakan arkadaşlarımızı, milletvekili arkadaşlarımızı konuşturmuyorlar. Niye? PKK’yı konuşturuyor, FETÖ’cüleri konuşturuyor. Türkiye’den Barolar Birliği Başkanı, oraya gidiyor, bu terör örgütünün uzantılarıyla beraber orada toplantılar yapıyor. Kim bu? Barolar Birliği Başkanı. Sözde hukukçu, sözde profesör… Türkiye’den mesela, açık net konuşacağım. Daily Sabah’ı Avrupa Parlamentosu’na sokmak istemeyenler var. Onlar burada milli, yerli olan bir gazetemizi oraya sokmuyorsa, o zaman siz de bunun karşılığını Türkiye’de göreceksiniz. Arapların güzel bir sözü var ‘Men dakka dukka’ karşılığını göreceksiniz.

14 YILIN KAYBEDENLERİ

Her yarışın her mücadelenin kazananı olduğu gibi bir de kaybedeni vardır. Milletimiz zenginleşirken gariplerin yüzü gülerken elbette birileri de büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Son 14 yılın kaybedenleri kimler? Sandık yoluyla iktidara gelmek yerine tankların namluları, bunlarla iktidar hayali kuran kifayetsiz muhterisler kaybetti. Kürt kardeşlerimizin hayatlarını hendekle çukurla silahla karartan, onların evlatlarının kanı üzerinden kendilerine sefahat düzeni kuran terör baronları kaybetti. Ekonomisi çökmüş maliyesinde para kalmamış üç kuruş için boynunu bükmek zorunda olan eski Türkiye’yi sömürenler kaybetti.

Tarihi kahramanlıklarla dolu bu milleti ‘takunyacı, gerici, makarnacı, göbeğini kaşıyan’ diye aşağılayanlar son 14 yılda yaşanan değişimin manasının çok iyi farkındalar. Sizlerle beraber yürüdüğümüz bu zorlu yolculukta vesayet güçleri ile manşetlerle iftiralarla çarpışa çarpışa bu günlere geldik. Gece yarısı internete konan bildirilerin hukukun ayaklar altına alındığı kapatma davalarının bizi yıldırmasına asla izin vermedik.

TÜRKÇE ÖĞRENMEYE BAŞLADILAR

(Avrupa’ya) Demokrasi, toplantı özgürlüğü, fikir hürriyeti, kadın hakları, insan onuru gibi sözüm ona kutsallaştırdıkları ne kadar değer varsa hepsini de ayaklar altına almaktan çekinmiyorlar. Türkçe manşetlerle doğrudan açıkça Batı hayır kampanyası yapıyor. Elhamdülillah Türkçe öğrenmeye başladılar. En büyük salonlarını, en merkezi medyalarını hayır diyen teröristlere sonuna kadar açarken, evet sözcüğüne tahammül dahi edemiyorlar. Hollanda’da bizi sayımızı azaltmakla tehdit ediyorlar. Ben de Hollanda’daki kardeşlerime diyorum ki, Türkiye’de en az 3 çocuk diyorum. Siz en az 5 yapın. Bundan ciddi manada rahatsız olmuşlar. Ya senin vatandaşın. Üç de yapar, beş de yapar.

Bütün mesele bunlara gerçekten şuurlu bir yaklaşım gösterildiği zaman bunlar hopluyorlar. Bunun için utanmasalar inanın yeniden gaz odalarını, toplama kamplarını gündeme getirecekler. Ama şimdilik ona cesaret edemiyorlar. Biz Srebrenitsa’yı unutabilir miyiz? İşte bu zihniyet bu Hollanda zihniyeti budur.”

TEK ADAM YANITI: ‘GAZİ MUSTAFA KEMAL’E HAKARET EDİYORSUN’

İKİDE bir tek adam, tek adam, tek adam. O zaman Gazi Mustafa Kemal’e hakaret ediyorsun ya. Gazi Mustafa Kemal İnönü ile anlaşabildi mi? Anlaşamadı. İstifasını istedi mi? İstedi. Daha sonra İnönü Cumhurbaşkanı oldu. O da bir başka tek adamdı. Aksini söyleyebilir misin? Çık bunu açıkla. O da yine Başbakanı ile anlaşamadı. Arkadan Celal Bayar aynı şekilde. Ve Celal Bayar’dan sonra dönem bitti ve çok başlı diyelim, veyahutta cumhurbaşkanıyla, başbakanıyla yeni bir süreç başladı. O süreç de işte bize kadar geldi. Ama dertli olanlara baktığımız zaman, bakıyorsunuz merhum Demirel bu konudan rahatsız, merhum Özal bu konudan rahatsız, merhum Erbakan bu konudan rahatsız, Türkeş bu konudan rahatsız, Muhsin Yazıcıoğlu bu konudan rahatsız, hepsi rahatsız. Elimizde belgeleri, bilgileri her şeyi var. Niye? Bunu damdan düşen bilir.

Kimse bize Amerika şöyle, Latin Amerika böyle demesin. Biz Türk tipi bir cumhurbaşkanlığı sistemiyle geliyoruz. Bizim geleneklerimiz var, göreneklerimiz var. Biz bu geleneklerimizden de istifade etmek suretiyle üzerinde çalıştık yerli ve milli bir sistem oluşturduk. Bizim başkanlık sistemimiz, ey ana muhalefet, tercüme bir sistem değildir.

YALANLARDAN BIKTIK

İşte birileri çıkıyor ne diyor? ‘Bu sistem parlamentoyu fesih eden bir sistemdir.’ Cumhurbaşkanına fesih yetkisi veren bir sistemdir. Bakıyorsun sıfatı avukat. Dürüst ol. Böyle internet sitelerinde dolaşmak suretiyle bu yalanları söylemeyin. Ana muhalefetin başındaki zatın zaten yalancılığına alıştık da yani o ‘Cumhurbaşkanı fesih yetkisi alıyor’ gibi laflar ediyor da ya siz de aynı lafları etmeyin. Güya okumuşsunuz. Cumhurbaşkanının fesih yetkisi yok. Bu yalanlardan hakikaten biz bıktık.
Kaynak: Hürriyet

37Bakan Soylu’dan Baykal’a: Biz gereğini yerine getirdik zaten (2)

DHA
19 Mart 2017 – 21:29Son Güncelleme : 19 Mart 2017 – 21:29

SOYLU: ‘KANDİL, EVET ÇIKARSA BİTERİZ’ DİYOR
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Tekirdağ’ın Çorlu ve Kapaklı İlçesi’ndeki mitinglerinin ardından helikopterle Edirne’ye geldi. Partisinin trafiğe kapalı olan Saraçlar Caddesi’ndeki mitinge katılan Bakan Soylu, Türkiye’de hükümet sistemi problemi olduğunu ifade ederek yeni Anayasa desteği için MHP lideri Devlet Bahçeli’ye teşekkür etti. Soylu, “Bu ülkede bir siyasi hükümet sistemi problemi olduğu apaçık ortada. Biz MHP ile bir araya geldik, Devlet Bahçeli beye teşekkür ediyoruz. Biz MHP ile uzlaştık da Kılıçdaroğlu kimle uzlaştı? PKK, FETÖ ile uzlaştı. Hani HDP’liler diyordu ya ‘sırtımızı PKK’ya dayadık. Bu da diyor ki ‘Hollanda ve Almanya’ya dayadım’. Onlarla beraber uzlaştılar” dedi.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bu sabah Kandil’e ilişkin istihbarat raporları geldiğini ifade ederek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu eleştirdi ve sözlerini söyle sürdürdü:
“Biz terörle mücadele etmiyor muyuz? Bugün Lice’de evlatlarımız, bizim aslanlarımız büyük bir mücadele ortaya koydular. 5 Mart’tan beri orada her dağ, taş her yeri arıyorlar. O afra satanlar, tafra satanlar neredeler. Cudi, Lice’de, Tendürek’te bu ülkenin her noktasında bizim evlatlarımız fellik fellik teröristleri arıyorlar. Onlarda sıçan gibi kaçıyorlar. Şimdi İçişleri Bakanı mıyım değil mi? Her yeri takip etme mecburiyetimdeyim, terör ne diyor, ne anlatıyor. Kandil diyor ki daha bu sabah Karaman’dan gelirken, istihbarat raporlarını okudum. Kandil diyor ki ‘Eğer evet çıkarsa biz bittik’ diyor. Peki şunu söylemek istiyorum. Sayın Kılıçdaroğlu, CHP’li kardeşlerime söylemek istiyorum. CHP’li kardeşlerime Kılıçdaroğlu’nu şikayet etmek istiyorum. Orada terörle mücadele etmek isteyen evlatlarımıza adına şikayet etmek istiyorum. Niye sen PKK’ya, FETÖ’ye can suyu vermeye çalışıyorsun. Bunu bize bir izah et.”
Geçenlerde 60 teröristin etkisiz hale getirildiğini anlatan Soylu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu teröre destek vermekle suçladı. CHP’lilere Kılıçdaroğlu’nun peşinden gitmemeleri gerektiğini anlatan Soylu, “Edirneliler 7 Haziran’da Ak Parti hükümeti kuramadı. Hükümeti CHP kurdu, bunlarda dışarıdan destekledi. Pozisyon öyle değimliydi? Peki bizim evlatlarımız bu mücadeleyi yaparlarken, dışarıdan destekleyen içerde olan HDP bu operasyonu bitir dediği andan itibaren bugün kol kola yürüdükleri ne yaparlar? Bizim memleketimizin hali ne olur. Siyaset yaparsın, belediye başkanı olursun, meclis üyesi olursun, milletvekili olursun. Elbette ki demokrasi içerisinde her şeyi yaparsın ama ülkenin beka ile ilgili meselesi olur, terörle ilgili meselesi olur da sen PKK ile kol kola girip ona can suyu taşımaya çalışırsan, bu millet sana bunun hesabını sorar” diye konuştu.
Ezan nedeniyle konuşmasına bir süre ara veren Bakan Soylu, Edirne’den referandumda sürpriz bir patlama beklediklerini de sözlerine ekledi. Soylu ve beraberindeki partililerle akşam yemeği için Meriç nehri kenarındaki Lalezar restorana geçti.
Engin ÖZMEN- Ali Can ZERAY/EDİRNE, (DHA)

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

36Almanya ile 15 Temmuz polemiği: Siz bu işin neresindesiniz

ANKARA
19 Mart 2017 – 21:17Son Güncelleme : 19 Mart 2017 – 21:19

FAİLİ GİZLEME ARAYIŞI

“Bunu nasıl görememişler anlamak mümkün değil. Tabii sayın Kılıçdaroğlu’na sorsalardı, sayın Kılıçdaroğlu, ‘Evet, bu darbenin arkasında FETÖ var’ derdi. Hatta hiç Kılıçdaroğlu’na bile gelmeden, yanlarında Can Dündar var, ona sorsalardı çok rahatlıkla ‘Evet, bu işin arkasında FETÖ var’ diye söylerdi. Bu biraz da faili gizleme, örtbas etme, işi faili meçhul bırakma anlayışının herhalde bir tezahürü.

İŞBİRLİĞİ Mİ YAPTINIZ?

Bir de tabii 15 Temmuz’un başarısız olmasından Avrupa’da bazı merkezler özellikle hoşnut olmadılar, memnuniyet duymadılar. Onlar böyle bir darbe girişiminin başarılı olmasını herhalde bekliyorlardı. Eğer Alman istihbaratının başındaki kişi, ‘Biz burada FETÖ’yü göremedik’ diyorsa ya bu adamın iki gözü birden kördür, iki kulağı birden sağırdır ya da arzu ettikleri bir işin gerçekleşmemiş olmasından dolayı failleri gizleme ihtiyacı hissediyordur. Bunun başka izahı olmaz. Bu da herkesin aklına şu soruyu getirir: Acaba işbirliği mi yaptınız? Siz bu işin neresindesiniz?

YOKSA KUŞKUMUZ ARTAR

Bir ülkenin, Almanya’nın istihbarat şefinin böyle bir açıklama yapması Almanya üzerindeki şüphelerin son derece artmasına ve ‘Bu darbenin arkasında acaba Alman istihbaratı var mı?’ sorusunun sorulmasına sebep olur. Alman halkı ve Alman siyasetinin bu açıklamayı yapan kişiyi ciddi derecede sorguya çekip, ‘Sen ne yapmak istiyorsun?’ diye bir sorması gerektiğini düşünüyorum, Alman siyasetinin bunu mutlaka yapması lazım yoksa bu darbenin arkasında Alman istihbaratının da olduğuna yönelik Türkiye’deki kuşkular iyice artacak demektir.”

‘AVRUPA’DA FETÖ’YÜ AKLAMA OPERASYONU’

m Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da BND Başkanı’nın açıklamasıyla ilgili şöyle konuştu: “FETÖ’ye kimlerin arka çıktığını göstermesi açısından çok ibretlik bir tablo bu. Siz en son BND Başkanı’nın ne zaman açıklama yaptığını duydunuz? Bu konuda Alman istihbaratı, BND Başkanı’nın çıkıp açıklama yapması, bu çok yönlü okunması gereken bir şeydir. Bu Avrupa’da FETÖ’yü aklama operasyonudur. Bu, Almanya devletinin nasıl dolaylı yollardan PKK’ya arka çıkıyorsa aynı şekilde FETÖ’ye de arka çıkacağının işaretedir. Demek ki Türkiye’ye karşı kullanacakları elverişli enstrümanlar bunlar.”

NE DEMİŞTİ

ALMANYA’nın dış istihbarat teşkilatı Federal Haberalma Servisi’nin (BND) Başkanı Bruno Kahl, Der Spiegel’e verdiği röportajda, Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında Gülen yapılanmasının olduğu konusunda kendilerini çeşitli yollardan ikna etmeye çalıştığını ancak bunun şu ana kadar gerçekleşmediğini söyledi. Kahl, “Gülen yapılanması dini ve seküler eğitim için bir araya gelmiş sivil bir oluşum. Bunlar arasında dershaneler, Erdoğan güçleriyle yıllarca ortak çalıştıkları eğitim kurumları var. Önemsenemeyecek bir azınlık değil” demişti.

Kaynak: Hürriyet

35‘600 vekili CHP istedi’

Rıza ÖZEL/ERZİNCAN
19 Mart 2017 – 21:11Son Güncelleme : 19 Mart 2017 – 21:12

BAŞBAKANLIK KALDIRILIYOR

“Erzincan şimdi diyor ki ‘Yıllar sonra bir başbakan çıkardık, anayasa değişiyor, Başbakanlık kaldırılıyor.’ Vatana hizmet, makamla mevkiyle olmaz. Eğer içinizde memleket aşkı varsa toprağı sürerek de ticaret yaparak da hizmet edersiniz. İşinizi en iyi şekilde yaparak da bu ülkeye, bu cennet vatana hizmet edersiniz. Biz Türkiye sevdalısıyız. Dün Ulaştırma Bakanı olarak ülkeme hizmet ettim, bugün başbakan olarak aynı şekilde ülkemize hizmet ediyoruz. Yarın da ne vazife verirseniz, siz ne derseniz, biz onu yaparız. Onlar 15 Temmuz’da asker kılığına girerek ülkeyi işgale çalışırlar, biz hem onları püskürtür hem de ülkemize hizmet ederiz. Onların işi hep ‘Hayır’ demek, engellemek, bizim işimiz de ‘Evet’ demek, yapmak, bitirmek, milletin hizmetine sunmak.

DÜŞÜN MİLLETİN YAKASINDAN

Merhum Menderes, bu ülke için çok eserler ortaya koydu. CHP, ‘Hayır, yapamazsınız’ dedi. ‘İktidarı bizimle paylaşmanız gerekir’ dedi. Merhum Menderes boyun eğmediği için darbe yaptırdılar ve hayatına kast ettiler. 80’de millet Cumhurbaşkanı seçemedi bahanesiyle 12 Eylül darbesini yaptılar. Merhum Özal, bu ülke çok hizmetler yaptı. Onu da engellemek için çok uğraştılar. 1996, 28 Şubat merhum Erbakan’ı da çalıştırmadılar. Tanklarla demokrasiye balans ayarı vermeye kalktılar. Milletin iktidarlarını rahat bırakmadılar. Millet, iktidarının gücünü hep paylaşmaya çalıştılar. CHP diyor ki, ‘Tek adam rejimi olacak.’ Derdi, millet iktidar olmasın. Bu millet iktidarını sizinle paylaşmak zorunda mı? Vesayet odaklarıyla paylaşmak zorunda mı? Çekilin artık. Artık düşün milletin yakasından. Çekilin artık millet iradesinin önünden.

EVET, TEK ADAM OLACAK

Kılıçdaroğlu diyor ki, ‘Tek adam ülkeyi yönetecek.’ Be adam, sen istiyorsun diye iki Cumhurbaşkanı mı seçeceğiz? Bunlar HDP ile sıkı fıkılar ya eşbaşkanlığa kafayı takmışlar. Evet, tek adam olacak. Patronu da millet olacak. Bu ülkede tek adam yönetiminden bahsediliyorsa CHP yönetimi kendine baksın. 7 seçim kaybetti, hâlâ tek adam. Tek adam yönetimi arıyorsa Sayın Kılıçdaroğlu aynaya baksın.
Bir de çıkmış diyor ki, ‘600 milletvekiline ne gerek var?’ Milletvekili sayısını 600’e çıkarıyoruz. Nüfus arttığı için yapıyoruz. Bu Kılıçdaroğlu, ne söylediğinin farkında değil. 1995’te DYP, ANAP, CHP anayasa teklifi hazırlıyorlar. Milletvekili 600 olsun istiyorlar. 22 yıl önce kendileri 600’e çıksın demişler, altına da imza da atmışlar. Sonra Meclis’e gelince 600 çok 550 yapalım. O zaman nüfus 59 milyon. Şimdi 80 milyon. 450’den 550’ye çıkarırken ses yok. O zaman gerekçeleri ne? Nüfus artmış. Şimdi nüfus artmadı mı? Kılıçdaroğlu, 10 tane şey söylüyor 9’u yalan biri de şüpheli. Bunlar ilkesiz, tutarsız. Cumhuriyetin ilk yıllarında 40 bin kişiye bir milletvekili düşerken şu anda 145 bin kişiye bir milletvekili düşüyor. Avrupa’da bu sayı 50 bin 60 bin.”

Terörü bağrına basıyor

Anayasa değişikliklerine terör örgütleri karşı çıkıyor. FETÖ, var gücüyle ‘Hayır’ için çalışıyor. PKK ‘Hayır’ diyor. Almanya, Hollanda, Avusturya, İsviçre alayı ‘Hayır’ diyor. Eğer Almanya’da Hollanda’da ‘Evet’ kampanyası yapmak isterseniz kapılar kapatılıyor, ‘Hayır’ kampanyasına kapılar sonuna kadar açık. İşte Frankfurt’ta bölücü terör örgütü meydanlarda miting yaptı. Bölücü başının resimlerini boy boy gösterdi. PYD’li terörist başı da Suriye’den kalktı Frankfurt’ta ‘Hayır’ kampanyasına katıldı. Almanya, Hollanda, Türkiye’de katliam yapan bu terör örgütlerini bağrına basıyor. Ey Hollanda, ey Almanya, ey Avrupa, Erzincan öyle bir gür sesle ‘Evet’ diyecek ki yaptıklarınızdan utanacaksınız.”

14.7 milyon gence mektup

BAŞBAKAN Yıldırım, referandum için 14.7 milyon gence gönderilmek üzere bir mektup kaleme aldı. Yıldırım’ın imzasıyla isme gönderilen mektup, Anayasa değişikliğinin amacını anlatıyor. Mektupları, AK Parti Gençlik Kolları elden teslim edecek. Yıldırım, mektuplardan birini de Çanakkale Ayvacık’a bağlı Yukarıköy’de Güner Köse’ye kendisi verdi. Yıldırım mektubunu, “Bu değişikliğe 16 Nisan’da diyeceğiniz ‘EVET’ ile yeni bir heyecanla ve daha büyük sorumluluklarla sahip çıkmanızı istiyorum” sözleriyle bitirdi.
Kaynak: Hürriyet

34Başbakan Yıldırım: Vatana hizmet, makamla mevkiyle olmaz (2)

DHA
19 Mart 2017 – 19:21Son Güncelleme : 19 Mart 2017 – 19:21

‘BUNLAR PUSULAYI ŞAŞIRMIŞ’
Başbakan Binali Yıldırım Erzincan mitinginin ardından helikopter ile Sivas’a geldi. Havaalanından otobüsle kent merkezine geçen Başbakan Binali Yıldırım, hükümet meydanında düzenlenen mitin için bekleyen Sivaslıları eşi Semiha Yıldırım ile birlikte selamladı. Başbakan Yıldırım, konuşmasına ‘Sivaslı Gardaşlarım, Yiğidolar’ diyerek başladı. 15 Temmuz sürecinde Sivaslıların gösterdiği duyarlılık için teşekkür etti.
Ak Parti iktidarlarının hizmetlerini anlatan Binali Yıldırım, şunları söyledi:
“15 yılda Türkiye’de istikrar var, kalkınma var, ekonomide büyüme var. Dünyanın 16’ıncı büyük ekonomisi olduk. Avrupa’nın 6’ıncı büyük ekonomisi olduk. 5 yıldır kardeşlik temelinde milletin birliği, beraberliği temelinde ilimizi, Türkiyemizi mamur hale getirdik. Sizin beklentileriniz her zaman bizim önceliğimiz odu. Sizlerle el ele milletle el ele atılım üstüne atılım yaptık bir çok eseri hayata geçirdik. Aşılamaz dağları aştık, imkansız görülen işleri başardık. Bunları yaparken bir yandan da ayağımızda prangalar, sırtımızda vesayet yükü vardı. Artık zaman geldi. Bu yüklerden, bu engellerden kurtulmanın tam vaktidir. Artık büyük Türkiye’nin kapılarını sonuna kadar açma vaktidir. 16 Nisan aydınlık yarınların açılacağı gündür. Geleceğe daha güvenle bakacağız. Demokrasimizi, hukuk devletimizi meclis itibarımız daha da yükselecek.”
Birlik ve beraberlik içinde olunması halinde Türkiye’nin sırtının yere getirilemeyeceğini anlatan Başbakan Yıldırım, “Birbirimize kenetlenirsek sırtımız yere gelmez. Yedi düvel gelse bu milleti yolundan döndüremez. Bu millete düşmanlık eden bir sefer değil 100 sefer düşünecek. Çünkü bedeli çok ağır olur. Tarihte de böyleydi bugün de böyle, yarın da böyle olacak” diye konuştu.
“ŞER GÜÇLERİ İŞBİRLİĞİ İÇİNDE”
15 Temmuz gecesi Türkiye’nin üzerine kabus gibi çöken karanlık ihanet şebekesine halkın meydanları dar ettiğini ifade eden Yıldırım, “Hiçbir ihanet şebekesi, terör örgütü birliğimizi, kardeşliğimizi bozamadı, asla bozamayacak. Sizler bu meydanda gür sesinizle hainlerin yüreğine korku düşürdünüz. Ezana, bayrağa sahip çıktığınız. Bizler bu topraklarda daima uyanık olmalıyız” dedi.
Türkiye’nin durdurulmaya çalışıldığını kaydeden Binali Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün de görüyorsunuz, şer güçler tam bir işbirliği içinde Türkiye’nin kutlu yürüyüşü durdurmaya çalışıyorlar. Onların hayır dedikleri nedir biliyor musunuz. Onlar güçlü, kalkınmış, ekonomisi büyümüş bir Türkiye’ye hayır diyorlar. FETÖ, PKK YPG, PYD bütün bölücüler, bütün teröristler kol kola girmişler hayır kampanyayı yapıyorlar. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçmemizi engellemeye çalışıyorlar. Biliyorlar ki bu sistem gelince artık rahatça cirit atamayacaklar. Bu koroya maalesef dost bildiğimiz Avrupa ülkeleri de katıldı. İtleriyle, atlarıyla, ırkçılarıyla hayırcılara destek verdiler. Almanya, Hollanda, Avusturya, İsviçre teröristlere her türlü izni, desteği verirken, bizim bakanlarımızın, milletvekillerimizin vatandaşlarımızla buluşmalarını engellediler. 16 Nisan’da öyle bir gür sesle evet diyeceksiniz ki sesiniz Rotterdam’dan, Berlin’den işitilecek. Sesiniz Pensilvanya’ya kadar uzanacak. Sesiniz Kandil’e gidecek. Sesinizi hainlere duyurmaya var mısınız. Türkiye’yi her türlü zorbalıktan, vesayetten çekip çıkarmaya hazır mısınız.”
‘KADINLARIMIZA SİYASETİ ÇOK GÖRÜYORLAR’
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 18 yaş milletvekili seçimi ve askerlik eleştirisini dile getiren Yıldırım “Kılıçdaroğlu diyor ki, ’18 yaşında da siyaset mi olur’. Bunlar hakikaten ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor. Şimdi diyor ki, ’18 yaşında vekil yapacaksınız, askerlikten muaf edeceksiniz’. Bunu söylerken 18-25 yaş arasındaki vatandaşlarımızın 5 milyonunun genç kızlardan oluştuğunu hatırlamıyor. Sizi yok sayıyor. Bu CHP’nin insandan anladığı budur. Askerliği erkekler yapıyor, kadınlar ne olacak. Onlar da mı siyasete girmesin. Atatürk’ün partisi. Atatürk 1934’te bütün Avrupa’dan önce kadınlara seçilme hakkı verdi. Onun mirasını yiyenler kadınlarımıza siyaseti çok görüyorlar. Bunun cevabını kadınlarımız, kızlarımızı, hanımefendiler 16 Nisan’da vermeye hazır mısınız” dedi.
“BUNLAR PUSULAYI ŞAŞIRMIŞ”
Başbakan Binali Yıldırım, getirmek istedikleri sistemde zayıf iktidarların, 28 Şubatlar, 12 Eylüller, 28 Mayıslar ve 15 Temmuzların yok olacağını, vesayet, darbeci, kumpasçıların kenara atılacağını ifade ederek şöyle dedi:
“Siyaset güçleniyor, hükümet istikrarlı ve güçlü hale geliyor. Bu sisteme göre seçim olunca mutlaka tek başına güçlü bir hükümet çıkıyor. Hükümete siz karar veriyorsunuz. Sandıkta karar veriyorsunuz. İki sandık var birinde Cumhurbaşkanı birinde vekillerini seçiyorsunuz. Sandıklar açıldığında kimin ülkeyi 5 yıllığına yöneteceğini siz anlamış oluyorsunuz, kararı siz veriyorsunuz. Eğer beğenirseniz 5 yıl sonra bir daha seçiyorsunuz, beğenmezseniz hadi güle güle. Bir de tek adam, diktatörlük diyorlar. 5 yılda sandıkla gelip sandıkla giden iktidar olduğunda diktatörlük olur mu? Kılıçdaroğlu’nun keyfi için 2 tane mi cumhurbaşkanı seçeceğiz. Olur mu öyle şey. Bunlar pusulayı şaşırmış. Bunlar her şeyi çift görmeye başladı. Bugünlerde HDP ile fazla düşüp kalkıyorlar. Onlar gibi eşbaşkanlığa kafayı takmış vaziyetteler.”
“ZIRT-PIRT SEÇİM YOK”
Yeni sistemle kurumların daha hızlı çalışacağını, mahkemelerin güçlü hale geleceğini vurgulayan Başbakan Yıldırım, yönetimde çift başlığı da ortadan kalkacağını belirterek şunları söyledi:
“Çatal kazık toprağa gider mi? İki kaptan nasıl gemiyi batırırsa, bir yerde de iki baş olursa o ülke felaket gider. Bu sistem babayı oğula düşman eder. Bu çarpık sistemi değiştirip bütün yetkiyi sandıkta siz vereceksiniz, 5 yıl kulağınız rahat. Zırt-pırt seçim yok. Seçeceksiniz işi bitireceksiniz. Seçtiğimiz hükümet iş yapacak, meclis kanun yapıp hükümeti denetleyecek. Meclis ve hükümet kendi alanlarına yoğunlaşacak. Güçlü meclis, güçlü temsil olacak. Bu sistemle, terörle mücadele daha kararlı hale gelecek, evvel Allah terörü Türkiye’nin gündeminden çıkaracağız, tamamen kurtaracağız.”
“TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE DEĞİL”
Yeni sistemde Cumhurbaşkanın yüzde 50 artı 1 oyla seçileceğini, yüzde 30-35’ler ile iktidar olma dönemlerinin geride kalacağını belirten Yıldırım, Cumhurbaşkanı ve meclisin karşılıklı olarak seçimi yenileme yetkisi olacağını belirtti. Cumhurbaşkanı ve meclisin mecbur kalmadıkça seçim kararı olamayacağını vurguladı. Siyasette daha sorumlu, daha akılcı ve uyumlu bir çalışma geleceğini belirten Yıldırım, şunları dile getirdi:
“Güçlü hükmet sistemi ülkeyi bölgede dünyada daha etkin konuma getirecek. Bölgesel ve küresel barışa daha çok katkımız olacak. Uluslararası sorunların çözümünde Türkiye daha etkin hale gelecek. Öncü ülke olma, lider ülkeler arasına girme hedefimizi daha kısa sürede gerçekleşecek. Darbeyle, vesayetle, zulümle, millet iradesini yok sayanlar artık bundan sonra böyle bir işin içinde olamayacaklar. Türkiye artık eski Türkiye değil.”
Başbakan Binali Yıldırım, mitingin ardından Sivas Valiliğini ziyaret etti.

Eraydın AYTEKİN- Gökhan CEYLAN- Hüsnü Ümit AVCI/SİVAS, (DHA)-

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

33Bakan Soylu’dan Baykal’a: Biz gereğini yerine getirdik zaten

DHA
19 Mart 2017 – 17:51Son Güncelleme : 19 Mart 2017 – 17:51

Mehmet YİRUN- Ruhan YALÇIN- Özan TAŞOYAR/ÇORLU (Tekirdağ), (DHA) – İÇİŞLERİ Bakanı Süleyman Soylu “Yüreğin yetiyorsa Kılıçdaroğlu ile gel İçişleri’ne, sana kumpası kim kurdu gösterelim” sözleri karşısında “Gereğini yerine getir” diyen Deniz Baykal’a, “Biz gereğini yerine getirdik zaten” yanıtını verdi.
İçişleri Süleyman Soylu, Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi’nde partisinin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlediği mitingde yağmur altında konuştu. CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal’a “Kılıçdaroğlu ile bana gelin, demokratik hayatın nasıl bir operasyona maruz kaldığını ve senin nasıl açığa çıkarıldığını ve nasıl genel başkanlıktan gönderildiğini göstereceğim” dediğini hatırlatan Süleyman Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bana ‘gereğini yerine getir’ diyorsun. Şimdi mahkemedeyiz, mahkemede. Tüm belgeleriyle, tüm bilgileriyle beraber şu anda mahkemede. Ben sizden tek bir şey istiyorum. Gelip ben size anlatırım. İçişleri Bakanlığı’na geldiğiniz zaman ben anlatacağım. Sizi çağıracağım da merak etmeyin. Ama benim istediğim başka bir şey daha var. Sayın Baykal, Kılıçdaroğlu’nu muhafaza etme, Türk siyasi hayatının en büyük komplosuyla karşı karşıya kaldın, en büyük operasyonu ile karşı karşıya kaldın sen. Bunu herkesin FETÖ’nün yaptığını, adını bildiği gibi bilmektedir. Şimdi yapman gereken o mahkemede de onun nasıl olduğunu anlatabilecek misin, anlatamayacak mısın şimdi ona bakacağız. Başımızın üzerinde eğer Kılıçdaroğlu’na hala korumaya çalışıyor hala bu FETÖ’cülerle iş birliği yapıp, bugün Cumhuriyet Halk Partisi gibi bir bir partiyi yönetmeye çalışan bir adama hala koruma, hala bir şekilde muhafaza etmeye çalışıyorsa o senin meselendir. Ama bizim meselemiz siyasi hayatın, demokrasi hayatının kirlenmesini sağlayan kim varsa hesabını sormak bize aittir, bize. Onun hesabını soracağız. Size de o tuzağa nasıl düştüğünüzü, nasıl böyle bir olay ile karşı karşıya kaldığını size de göstereceğiz. Ama sayın Baykal senin birde Diyanet’e gitmen lazım senin sadece İçişleri Bakanlığı’na değil. Diyanete git de Peygamber efendimiz ile ilgili olarak hangi sözler ağza alınıyor, hangi sözler ağza alınmadığını öğrenmen lazım. Sadece İçişleri Bakanlığı sizi kesmez.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı öven ve onun selamını getirdiğini söyleyen Süleyman Soylu, referandumda ülkenin musibetten kurtulup kurtulamayacağına karar verileceğini söyledi. Soylu, bugünkü sistemin kendilerini terörizmle, anarşizmle, enflasyonla terbiye etmeye çalıştığını ileri sürerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yorulduk artık, evet sürekli üzerimize oyun oynanmasından yorulduk. Ve sürekli bu memleketin önünün engellenmesinden yorulduk. Bizi terbiye etmeye çalışıyorlar. Bir başbakanımızı asarak bizi terbiye etmeye çalışıyorlar. Bu ülkede siz oy kullanırsınız, iktidara gelirsiniz ama muhtekir olan biziz diye bizi terbiye etmeye çalışıyorlar. Gün geliyor minareden ezanımızı kısıyorlar, istersek sizin inançlarınıza kısıtlama getiririz diyorlar. Gün geliyor bizi Alevi, Sünni diyerek terbiye etmeye çalışıyorlar. Kahramanmaraş’ın bir mahallesiyle bir mahallesini birbirine sokuyorlar. Gün geliyor bu güzel ülkede bu güzel topraklarda, bu bereketli topraklarda, bu bizim medeniyetimizin asil insanlarını terbiye etmeye çalışıyorlar. Evet bir annenin iki evladını sağcı ve solcu birbirine pusu kurdurarak bizi terbiye etmeye çalışıyorlar. Bizi terbiye etmeye çalışıyorlar. Kimi bu millet seçtiyse ona iftira atarak terbiye etmeye çalışıyorlar. Kah rahmetli Menderes’e, kah rahmetli Özal’a, kah rahmetli Erbakan’a, kah Demirel’e hanımının üzerinden iftira atarak bizi terbiye etmeye çalışıyorlar. 28 Şubat’ta insanlarımızın evlerine giderek kim alevi, kim Sünni, kim inanıyor, kim inanmıyor diye yarın öbür gün lazım olur diye insanımızın her ferdini fişleyerek bizi terbiye etmeye çalışıyorlar.”�
Bakan Soylu’nun Çorlu’daki mitingi sırasında geniş güvenlik önlemleri alındı. Alana girenler tek tek aranırken, üzerlerindeki bozuk paralar, çakmaklar toplanırken, bazı kişilerin üzerlerinden çakı çıktığı görüldü.

FOTOĞRAFLI

 
Kaynak: Hürriyet

32CHP’li Sarıbal: 15 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın istikrarsızlıktan söz etme hakkı yok

DHA
19 Mart 2017 – 15:44Son Güncelleme : 19 Mart 2017 – 15:44

Mehmet Ali DİNLER/KIZILTEPE (Mardin), (DHA)- CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Cumhurbaşkanlığı sistemini savunanlar istikrar sağlanacağını söylüyor. İstikrar, saray saltanatı ve AKP’nin kendi çıkarları ve yandaş çıkarları için vardır. 15 yıldır tek parti olarak bir ülkeyi idare eden siyasal iktidar, istikrarsızlaktan söz etme hakkına sahip değildir” dedi.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, referandum çalışmaları kapsamında Mardin’in Kızıltepe İlçesi’ne geldi. Partisinin ilçe teşkilatını ziyaret eden Sarıbal, burada açıklamalarda bulundu. Sarıbal, “Biz CHP olarak bu ülkenin doğu, batı, kuzey, güney hiç ayırmadan bu ülkede yaşayan 80 milyon insanın yurttaş olduğunu düşünüyoruz. Böyle olması gerektiğini düşünüyoruz. O yüzden batıda olan her olanağın doğuda da olması gerektiğini düşünüyoruz. 16 Nisan’da bir referanduma gidiyoruz. Devlet Bahçeli ‘Devletten FETÖ’yü temizleyeceğiz onun için bunu getirdik’ dedi ve Tayyip Erdoğan’a destek verdiklerini söylediler. Madem Erdoğan’a bu kadar destek vermeyi düşünüyordunuz, kankandı, 7 Haziran’da da ortak olsaydın, hükümeti kursaydın, bu ülkeyi de kan, gözyaşı, nefret bu kadar olayın içerisine bırakmasaydın” dedi.
Sarıbal, istikrarın da gündeme getirildiğini ve yeni sistem ile istikrarın sağlanacağının ifade edildiğini de belirtirek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İstikrar olacakmış diyorlar, istikrar yoksulun istikrarı değildir, istikrar köylünün istikrarı değildir, istikrar saray saltanatı ve AKP’nin kendi çıkarları ve yandaş çıkarları için vardır. O yüzden 15 yıldır tek parti olarak bir ülkeyi idare eden siyasal iktidar istikrarsızlaktan söz etme hakkına sahip değildir. Eğer bir istikrarsızlıktan bahsediyorsa bilsin ki bu ülkede istikrara dair hiç bir şey yapmamıştır. Çift başlılık olmasın, Abdullah Gül Cumhurbaşkanı iken siz başbakan iken çift başlılık yoktur. Davutoğlu başbakan iken, siz Cumhurbaşkanı ikek yine çift başlılık yoktu ama bir gecede paketlediniz Davutoğlu’nu aldınız. Binali Yıldırım diyor ya ‘Bin Ali değil, milyon Ali size kurban olsun’ oda var, onda da bir sorun yok demek ki sorun şu arkadaşlar sisteminin adının hiç önemi yok, siz eğer halka topluma ülkeye hizmet ediyorsanız çift başlı üç başlı beş başlı meselesine bakmasınız tam tersi size en zıt fikirlerle ortak bir şeyler çıkarmayı becerirsiniz. Biz tam da buna demokrasi diyoruz. Tam da buna güçler ayrılığı diyoruz. Bu mesele ne CHP, ne HDP, ne AKP, ne MHP hiçbirine sığmaz, bu mesele insanlık ve gelecek meselesidir. Bu mesele vatan ve yurtseverlik meselesidir.”

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

31CHP’li Sertel’den Siirt’ten ‘hayır’ istedi

DHA
19 Mart 2017 – 14:40Son Güncelleme : 19 Mart 2017 – 14:40

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, referandum çalışmalarına Siirt’te devam etti. İki gün boyunca Siirt’te esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelen Atila Sertel, kahvehanelerde yaptığı konuşmalarda referandumda neden ‘hayır’ denmesi gerektiğini anlattı. Siirt halkına sandığa gitmeleri yönünde çağrıda bulunan Atila Sertel, “16 Nisan’da sandığa gidin ve hayırları çoğaltın. Çünkü bu referandumda verilecek hayır oyları Türkiye’nin hayrınadır” dedi.

Siirt halkının büyük ölçüde kararını verdiğini gördüğünü ve referandumda tek kişi rejimine “Hayır” diyeceğini ifade eden CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, “AKP iktidarının bölgedeki yoğun baskıları, belediyelere atanan kayyımlar, gerek KCK ile ilgili gerekse FETÖ ile ilgili olarak suçsuz yere işlerinden edilenler, gençlerin büyük çoğunluğunun işsiz olması, halkın yoksulluğa mahkum edilmesi gibi birçok sebepten dolayı Siirt halkı tepkili. Siirt halkı bu anayasa değişikliğinin yalnızca bir kişinin isteklerini yerine getirmek için yapıldığının farkında ve tek kişi rejimini istemiyor. Bu nedenle 16 Nisan’da sandıkta hayır diyerek tepkisini ortaya koyacak” diye konuştu.

İŞ VAADİ İLE ‘EVET’ TEHDİDİ

Devlet imkanlarının vatandaşın üzerinde baskı aracı olarak kullanılmaya çalışıldığını söyleyen Atila Sertel, Siirt’teki vatandaşların İŞKUR aracılığıyla sağlanan geçici işlerle “Evet” demeye zorlandığını öne sürerek, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi Siirt’te de devlet imkanları vatandaşların evet demesi için baskı aracı olarak kullanılıyor. İŞKUR ile insanlara iki aylık, üç aylık geçici işler veriliyor ve iş verdikleri kişileri ailesi ile birlikte evet demeye zorluyorlar. İnsanların iş bulmasına, işe yerleştirilmesine evet ancak bunun baskı aracı olarak kullanılmasına hayır. Çünkü referandum biter bitmez bu insanların işlerine de son verilecek ne yazıkki. Ancak Siirt halkı, bu iş vaatlerinin geçici olduğunun farkında ve her türlü baskıya rağmen tek kişi rejimine geçit vermeyecek. Bölgedeki vatandaşların bilinçli olması ve büyük çoğunluğunun hayır konusunda kararlı durması bizlere moral oldu. 16 Nisan’da Türkiye’nin en doğusundan batısına sandıklarda hayır patlaması yaşanacak. Buna eminim.”

İZMİR, (DHA)

FOTOĞRAF

 
Kaynak: Hürriyet

30Türkiye’den Almanya’ya çok sert FETÖ tepkisi

AA
19 Mart 2017 – 13:39Son Güncelleme : 19 Mart 2017 – 14:10

Kalın, CNN Türk’te Hakan Çelik’in ‘Hafta Sonu’ programında, BND Başkanı Bruno Kahl’ın açıklaması, Trump yönetimi ile ilişkiler ve referandum hakkındaki soruları yanıtladı.

Almanya Federal Haberalma Servisi’nin Başkanı (BND) Kahl’ın “15 Temmuz darbesinin arkasında Gülen’in olduğuna ikna olmadık” şeklindeki açıklamasını, Avrupa’da FETÖ’yü aklama operasyonu olarak yorumlayan Kalın, şöyle konuştu:

“FETÖ’ye kimlerin arka çıktığını göstermesi açısından çok ibretli bir tablo bu. Siz en son BND başkanının ne zaman açıklama yaptığını duydunuz? Çok nadirdir, Alman istihbarat başkanının böyle spesifik bir konuda çıkıp, hani genel bir güvenlik değerlendirmesi de yapmıyor, çok özel bir konudan bahsediyoruz. 15 Temmuz darbesi-FETÖ ilişkisinden bahsediyoruz. Bu konuda Alman istihbaratı BND başkanının çıkıp açıklama yapması, bu çok yönlü okunması gereken bir şeydir. Bu Avrupa’da FETÖ’yü aklama operasyonudur. Bizim Avrupa’ya, Amerika’ya FETÖ konusunda yaptığımız bildirimleri, baskıyı boşa çıkartmaya dönük bir hamledir. Bu, Almanya devletinin nasıl dolaylı yollardan PKK’ya arka çıkıyorsa aynı şekilde FETÖ’ye de arka çıkacağının işaretedir. Zaten şu anda bir sürü FETÖ kaçkını firari suçlu Almanya’da. Alman istihbaratının bu adamların nerede olduğu, ne iş yaptığı, kimlerle görüştüğüne dair bir bilgisinin olmama ihtimali var mı? Peki niye koruyup kolluyorlar bunları o zaman? Demek ki Türkiye’ye karşı kullanacakları elverişli enstrümanlar bunlar. Türkiye’ye karşı kullanabileceklerini düşünüyorlar.”

Yaklaşık 1.5-2 ay kadar önce AB istihbarat örgütlerinin raporu diye bir şeyin basına sızdırıldığını söyleyen Kalın, orada da 15 Temmuz darbesinin FETÖ tarafından yapıldığına dair ikna edici deliller için yok denildiğini hatırlattı.

Bu konuda resmi kanallardan girişimde bulunduklarını ifade eden Kalın, “Bir, kim bu AB istihbarat örgütleri? İki, böyle bir şeyi diyelim ki 10 tane AB ülkesinin istihbarat örgütünün ortak hazırladığı bir şey, böyle bir raporu Türkiye istihbaratıyla hiçbir şekilde istişare etmeden nasıl yaparsınız? Olabilir mi? Yani düşün bir Avrupa ile ilgili bir çalışma yapacağız, ilgili AB ülkelerinin hiçbirisiyle temas kurmadan rapor yayınlayacağız. Yani böyle bir uygulama diplomaside, devlet ilişkilerinde yok. Üç, siz bunu basına sızdırmak suretiyle bir kamuoyu oluşturmak istiyorsunuz belli ki. Ve bu konuda bizim bütün sorularımızı cevapsız bıraktılar. O raporu kimin hazırladığı, kimin sızdırdığı hala muamma. Böyle bir ciddiyetsizlik olabilir mi?” değerlendirmesini yaptı.

“TRUMP YÖNETİMİ ŞU ANDA TÜRKİYE’NİN BU HASSASİYETLERİNİ DİKKATE ALACAK BİR ÇALIŞMANIN İÇERİSİNDE”

Kalın, Türkiye-ABD ilişkilerinde ise Trump yönetiminin FETÖ konusunda adım atması halinde normalleşme olacağını belirterek, ABD Dışişleri Bakanının 30 Mart’ta Türkiye’ye geleceğini söyledi.

“Obama yönetimiyle bizim temel iki ihtilaflı konumuz vardı” diyen Kalın, şunları kaydetti:

“PKK/YPG’ye verilen destek, iki FETÖ meselesi. Sayın Obama maalesef parmağını bile kıpırdatmadı FETÖ konusunda. Biz o kadar çağrı yaptık, söyledik, iade konusunu gündeme getirdik, orada bir tutuklama-gözaltı olabilir dedik, idari tasarrufla yapabilecekleri şeyler vardı. Bunların hiçbirisini yapmadı. Şimdi Trump yönetimi de bu mirası devraldı. Şu anda Trump yönetimi tabi düzen kurmaya çalışıyor kendince. Geldiğinden beri bir çalkantılı sürecin içine girdi. Bizim beklentimiz tabi FETÖ’ün iadesidir. Oradaki illegal faaliyetlerine son verilmesidir. Bu konuda bir adım atması Türk-Amerikan ilişkilerinde Trump yönetimi döneminde çok kuvvetli bir ivme kazandırır. Bu konuda temaslarımız sürüyor. Cumhurbaşkanımız telefon görüşmesinde bu konuyu gündeme getirdi, Trump’ta ciddiyetle dinledi ve ciddiyetle takip edeceğini zaten söyledi. Onun üzerine gelen CIA direktörü de aynı notları alarak gitti. Şimdi ayın 30’unda da ABD Dışişleri Bakanı geliyor. Orada da bu konuları konuşacağız. Bizim gördüğümüz Trump yönetimi şu anda Türkiye’nin bu hassasiyetlerini dikkate alacak bir çalışmanın içerisinde. Ama onların da henüz vermiş olduğu bir karar yok.”

“16 NİSAN’DA KARARI AVRUPA YA DA AVRUPA BASINI DEĞİL, MİLLET VERECEK”

Referandum konusuna da değinen Kalın, ‘evet’te bir yükselişin söz konusu olduğunu kaydetti.

Kendilerine gelen bütün anketlerde ‘evet’in yükselişte olduğunu belirten Kalın, “Kampanya oturdukça, toparlandıkça ve vatandaşların zihnindeki soru işaretleri giderildikçe evet artacak. Evetin artmasının en büyük faktörü sayın Cumhurbaşkanının meydanlara inmesi. Sayın Cumhurbaşkanımız meydanlarda, insanlarla konuşuyor, anlatıyor. Gençlerle, kadınlarla, meslek gruplarıyla buluşmalar olacak. Orada da vatandaşlarımızın aklında soru işareti, şüphe olarak ne varsa onların hepsini gidermeye dönük çalışmalar devam ediyor. Evet-Hayır kampanyası devam ederken aslında güzel bir demokratik tartışma ve müzakere ortamı var şu anda. Evet diyenler neden evet dediklerini anlatıyorlar, hayır diyenler neden hayır dediklerini anlatıyorlar. Bizim inancımız bu yeni sistem, Türkiye’ye bir lig atlatacak. Çünkü şu ana kadar, mevcut parlamenter sistem, aslında ne tam manasında bir parlamenter sistem ne de tam manasıyla bir başkanlık sitemi. Bizimki aslında hibrit (melez) bir sistem. Çünkü 12 Eylül darbesinden sonra askerler, yönetimi sivillere bırakmadan önce cumhurbaşkanlığı makamına birçok yetki vererek ilk cumhurbaşkanı da asker olacağı için kendilerince bir kontrol sistemi kurdular ve bu bugüne kadar devam etti.” değerlendirmesini yaptı.

“Hayır diyenler üzerinde baskı” var iddialarına da cevap veren Kalın, bu duygunun hem evet hem hayır diyen tarafta var olduğunu, bunu zaman zaman hissettiklerini söyledi.

Evet veya hayır diyenlerin kendilerini baskı altında hissetmemeleri gerektiğini vurgulayan Kalın, sözlerini şöyle tamamladı:

“Şimdi Avrupa’dan gelen bu baskı ne? Bu saldırılar? Şimdi baktığınız zaman uluslararası boyuta taşınmış. Evet diyenlerin bütün programları iptal ediliyor, hayır diyenlerin programları yapılmaya devam ediliyor. Batı basınına bakıyorsunuz, nasıl hırslı bir saldırının, sistematik bir saldırının yapıldığını her gün görüyoruz. Öyle ki sanki 16 Nisan’da evet çıkınca Türkiye’de ne demokrasi kalacak, ne cumhuriyet kalacak, ne yönetim hiçbir şey kalmayacak gibi. Bizim şeffaf bir referanduma gidiyoruz, insanlar tercihlerini kullanacaklar önerilen sistem de ortada. Bir sürü yalan-yanlış bilgilerle olmayan bir şeyin kavgasını vermeye çalışıyorlar. Ne ‘evet’çiler ne ‘hayır’cılar kendilerini baskı altına hissetmesinler. Herkes tercihini demokratik-özgür bir şekilde 16 Nisan’da yapacak. 16 Nisan’da kararı Avrupa ya da Avrupa basını değil, millet verecek.”

 
Kaynak: Hürriyet

29202 hâkim ve savcıya doğrudan ihraç

Oya ARMUTÇU / ANKARA
19 Mart 2017 – 00:47Son Güncelleme : 19 Mart 2017 – 08:54

BİZDE BYLOCK’ÇU KALMADI
“Bu ihraç listemiz etkin pişmanlık nedeniyle tanıklıkta bulunan hâkim – savcıların ifadesi sebebiyle oluşan bir liste. Bu ihraçların hiçbiri ByLock’tan değil. Bizde ByLock’la ilgili hâkim – savcı kalmadı. Etkin pişmanlığın bu tip hücre tipi yapılanan gizli örgütlerle mücadelede ne kadar önemli olduğu da açıkça ortaya çıktı.

Etkin pişmanlıktan faydalanmak için başvuran çok sayıda tutuklu var. Sayı daha da artacak, incelememiz devam ediyor. Onların da ifadeleri var, değerlendirmeleri sürüyor. Ama biz sadece o değerlendirme ve itiraflar ışığında ihraç kararı vermedik. Bu ifadelerin samimiyeti, doğruluğu, isabetine baktık.

Sadece itirafla ihraç şeklinde karar vermedik. Etkin pişmanlık yoluyla gelen her itirafı haksızlıklara yol açmayacak şekilde, samimiyeti ve doğruluğunu, somut olayla karşılaştırarak tespit edip böyle bir karara vardık. Uzunca bir süre değerlendirdik. Çapraz anlatımlarla ifadeleri değerlendirdik. HSYK Genel Kurulu’nca gerekli adımlar atılıp oybirliği ile açığa almadan direkt ihraç kararını verdik. HSYK olarak görev yaptıkları savcılıklara suç duyurusunda bulunduk. İftiraya yol açmadan, iftira tuzağına düşmeden bu kararları vermek için son derece titiz bir inceleme yaptık. Pat diye ihraç etmedik. Gizli bir örgütü başka türlü ortaya çıkarmak mümkün değil.”

‘İLTİSAK VE İRTİBATLARI SABİT’
HSYK Genel Kurulu’nun 202 hâkim ve savcıyı meslekten doğrudan ihraç etmesine dair kararı dünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararda, 202 hâkim ve savcı hakkında, “sosyal çevre bilgileri, savcılıklardan temin edilen bilgi ve belgeler, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve savcıların ifade ve sorgu tutanaklarının değerlendirilmesi sonucunda, FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden OHAL KHK’sı kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ihraçlarına oybirliğiyle karar verildiği” belirtildi.

İKİNCİ KEZ İHRAÇ KARARI
İhraç listesinde, 6’sı 25 Şubat 2016 ve biri de 6 Haziran 2016 tarihli kararnamelerle 15 Temmuz darbe girişimi öncesi bölge adliye mahkemelerine (BAM) atanan 7 yargı mensubu yer alıyor.

İzmir, Gaziantep ve İstanbul’da kurulan BAM’a atanan hâkimler Mehmet Tolga Özmen, Cuma Öztürk, Durmuş Özcan, Erkan Şimşek, Murat Tolan, Selçuk Aksoy ve Cengiz Kaya listede yer aldı. Bu 7 hâkimin atandığı tarihte FETÖ üyesi oldukları iddia edilen HSYK 2. ve 3. daire üyeleri Şaban Işık, Mustafa Kemal Özçelik, Kerim Tosun, Ahmet Berberoğlu ve Mahmut Şen aktif olarak görevdeydi. Darbe girişiminden sonra HSYK Genel Kurulu bu 5 üyenin önce üyeliklerini düşürdü sonra haklarında soruşturma açıldı.

Savcı Umut Güneş ile eşi Hâkim Şule Güneş ise 25 Ağustos 2016’da ihraç edilip, HSYK’nın 5 Aralık 2016 tarihli kararıyla görevlerine iade edilmişlerdi. Bu liste ile tekrar ihraç edilmeleri dikkat çekti.

TEKMECİYİ SERBEST BIRAKAN HÂKİM LİSTEDE
İSTANBUL’da hemşire Ayşegül Terzi’ye şort giydiği gerekçesiyle belediye otobüsünde tekme atan Abdullah Çakıroğlu’nu ilk duruşmada tahliye eden Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi İbrahim Uyanık da ihraç edilenler arasında.

Adana’da yasadışı dinleme soruşturmasında 5 polisi tahliye eden ve o dönem Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “paralel yapı” mensubu olarak nitelendirdiği hâkim Hacı Hüseyin Bolat da ihraç edildi. Bolat, “Onunla ilgili (Gülen cemaati) yedi sülalemde bir tane bulsunlar mesleği de bırakırım, memleketi de terk ederim” demişti.

Listede Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü, Kaçakçılık ve Mali Suçlar Soruşturma Bürosu kıdemli Savcısı Yusuf İltar da yer alıyor.

MİT TIR’ları savcılarının tutuklanması kararında imzası bulunan hâkim Elif Korkmaz ihraç edildi. Korkmaz, Tarsus Sulh Ceza Hâkimliği sırasında Özgecan Aslan’ın öldürülmesine ilişkin soruşturmada gizlilik kararı vermişti.

İhraç edilenler arasında 8 hâkim-savcı çift var.

Kaynak: Hürriyet

28Söyleyenler tarih cahili

Umut ERDEM-ELAZIĞ
19 Mart 2017 – 00:34Son Güncelleme : 19 Mart 2017 – 00:34

Referandum çalışmaları kapsamında ilk mitingini Elazığ’da yapan Bahçeli özetle şunları söyledi:

15 TEMMUZ HAÇLI OPERASYONU

“Küresel komplonun hedefinde Türk milleti vardır. Terör örgütleri kışkırtılmaktadır. 20 Temmuz 2015’ten bu tarafa şehit sayımız 1137’dir. PKK saldırmaktadır. Artık hainlerin kökü kazınmalıdır. İblisin yeryüzü garnizonu olan IŞİD gözü dönmüşçesine kan dökmektedir. PYD-YPG sınırlarımızın dibinde, küresel güçlerin himayesiyle dört parçalı Kürdistan için tuzak kurmaktadır. Bu cinayet çetelerinin en şerefsizi, en adisi, en sinsisi olan FETÖ,15 Temmuz’da silaha sarılmıştır. Kuşkunuz olmasın, 15 Temmuz bir Haçlı operasyonuydu. Devletin süratli kararlar aldığı, TBMM’nin aktif ve etkin olduğu bir sistemi kurmazsak 15 Temmuz’da harekete geçenler tekrar varlığımıza suikast yapacaklar. 15 Temmuz’da karşımıza tekrar çıkanlar, dün Çanakkale’de denizi boylayanların kalıntılarıdır.

KİLİTLENMEYİ AÇALIM İSTEDİK

Dedik ki, Türkiye bu şekilde gidemez. Özellikle 10 Ağustos 2014’ten bu tarafa süren kutuplaşma ve anlaşmazlıklarla daha fazla mesafe alamaz. Türkiye’yi kaybedebiliriz dedik, uzlaşma çağrısı yaptık. Hükümet etme sistemindeki tıkanıklık ve kilitlenmeyi açalım istedik. Sonunda Adalet ve Kalkınma Partisi’yle 18 maddelik anayasa değişikliği üzerinde anlaştık. Çarpıtmalara, çarpık kafalara, aramızdan çıkan çürüklere bakmayın, ilkelerimizden taviz vermedik, ülkülerimizden ayrılmadık.

İLK 4 MADDE GÜVENCEDEDİR

Bizim nezdimizde hem evet, hem de hayır diyen her vatandaşım, her kardeşim bir ve aynıdır. Fakat bu defa hayırda hayır yoktur. Rejim değişecek diyorlar, külliyen yalandır. Değişecek olan sadece hükümet etme sistemidir, yenisinin adı da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’dir. Federal sistem gelecek, Türkiye eyaletlere bölünecek, üniter yapı bozulacak diyorlar. Tümden iftira, hayal mahsulüdür. Tek adam yönetimi olacak diyorlar, bunu söyleyenlerin tarih cahili oldukları, geçmişimizde dahi böyle bir yönetim modelinin hiç görülmediği açık ve ortadadır. İlk dört madde güvencededir. Teminat MHP’dir.

AVRUPA’DA TAHTLAR SALLANACAK

Hollanda 16 Nisan referandumundan korktu, cephe aldı. Hollanda yönetimi, vatandaşlarımızın üzerine atlarını sürdü, itlerini saldı. 16 Nisan’da Türkiye’de sistem değişecek, Avrupa’da ise tahtlar sallanıp rejim değişikliklerinin ilk kıvılcımı çakılacaktır.

ETEĞİNİN ALTINA GİZLENMESİN

Hiç kimse meydanı boş bulup zehir saçmasın. Milliyetçiyim pozlarıyla düşman sevindirmesin, onun bunun eteğinin altına gizlenmesin. Ayağımıza kurşun sıkmayacağız, papaza kızıp oruç bozmayacağız. Ezik durmak yok, boyun bükmek yok, Çanakkale’yi unutmak, 15 Temmuz’u akıldan çıkarmak asla yok. 15 Temmuz’un suç ortaklarının oyununu kökten bozma vakti gelmiştir. Bu vakit 16 Nisan’dır.”

‘BU ‘EVET’LER AVRUPA’YA KAPAK’

MİTİNG alanındaki kalabalığa “Oyunu bozacak mısınız? İradenize sahip çıkacak mısınız?” diye soran Bahçeli, aldığı yanıt üzerine “Bu evetler, anayasada ne yazdığını bilmeyen, zahmet edip de bir maddesini açıp okumamış CHP Genel Başkanı’nın uykularını kaçıracaktır. Bu evetler, hayırcı kafilenin içindeki FETÖ, PKK, PYD, DHKP-C, Perinçek lobisi ve Türk düşmanlarını titretecektir. Bu evetler, Avrupa’ya kapak, işgal planı yapanlara tokat olacak, alayını silindir gibi ezip geçecektir” dedi.
Kaynak: Hürriyet

27İdam mesajı: 16 Nisan’dan sonra meclis gereğini yapacaktır

Eyüp SERBEST / ÇANAKKALE
18 Mart 2017 – 23:03Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 23:03

YA ŞEHİT OL YA GAZİ…
“Çanakkale Deniz Zaferimizin 102. Yıldönümü’nü idrak ettiğimiz bu günde tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle yad ediyorum. Yıllar gelip geçiyor, ama şehitler tepesi boş kalmıyor… Dün analar babalar ‘Ya şehit ol, ya gazi’ diyerek Çanakkale’ye gönderiyorlardı, bugün terör örgütlerinin üzerine gönderiyorlar, Suriye’ye gönderiyorlar. Türk milleti işte böyle bir millettir. Vatanı bayrağı ezanı, istiklali ve istikbali söz konusu olduğunda gözü hiçbir şeyi görmez.

KAOS ÜRETEN SİSTEM
Darbelerin, krizlerin, kaosların sebebi olan istikrarsızlığı üreten mevcut sistem yerine, dünyanın en gelişmiş ülkelerindeki yönetim sistemine geçiyoruz. Bunun adını Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak koyduk ve işte milletimizin huzuruna getirdik. Bu sistem öyle tercüme filan da değildir. Yerlidir, millidir.

NE GEREK VAR DİYENLER
Bizim gayemiz Çanakkale’de yedi düvele meydan okuyan dönemin en modern ordularını dize getiren ecdadımıza layık olabilmektir. Çanakkale Savaşlarını bilmeyen, oradaki ruhu, heyecanı, azmi, kararlılığı kalbinde hissetmeyen hiç kimsenin yüreği bu ülke için, bu millet için çarpmaz. Ülkemizde böyle bir kesim her zaman olmuştur. Bundan bir asır önce de kahraman askerlerimiz Çanakkale sırtlarında, kıyılarında düşmana dünyayı dar ederken, birileri ‘Bu savaşa ne gerek var’ havasındaydı.  Tıpkı bugün ‘Suriye’de ne işimiz var, Irak’ta ne işimiz var, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Afrika’da ne işimiz var’ diyenler gibi.   Geçtiğimiz 14 yılda telafi edebileceğimiz kadar zararı telafi ettik. Ama ne yaparsak yapalım iş geliyor bir yerde tıkanıyor. 2007 yılını hatırlayın. Türkiye büyümesiyle, kalkınmasıyla, yatırımlarıyla gayet güzel yolunda ilerlerken birden karşımıza olmadık bir engel çıkardılar. Meclis’te bize cumhurbaşkanı seçtirmek istemediler. 367 gibi akıl mantık dışı bahaneyle Meclis’i kilitlediler. Biz de çözümü millete gitmekte bulduk.

KAÇINILMAZ DEĞİŞİM
Bunun bedeli olarak da tuttular o zaman başında bulunduğum partiye kapatma davası açtılar. 2011 seçimlerinde gelin ülkemizi yeni bir anayasaya kavuşturalım dedik; ona da karşı çıktılar. 2013 yılından itibaren yaşadığımız her hadise artık köklü bir değişimin kaçınılmaz olduğunun habercisiydi. 17-25 Aralık’ta girişilen emniyet-yargı darbesi gücünü ve yetkisini milletten almayan bir çetenin ürünüydü. Milletimizin desteği ile bu saldırıyı püskürttük. Bu defa diğer terör örgütlerini devreye soktular. DEAŞ denilen cani örgüt, diğer yandan PKK kanlı eylemlere girişti.

HEPSİ HESAP VERİYOR
Ülkemize yönelik tüm saldırıları boşa çıkanlar 15 Temmuz’da bu defa kanlı bir darbe girişimiyle hedefe ulaşmak istediler. Milletimiz o gece tarihimizin en büyük kıyamlarından birini gerçekleştirerek FETÖ ihanet çetesi mensuplarını derdest etti. Şimdi hepsi mahkemelerde hesap veriyor. Yakalandıklarında itiraf ettikleri ne varsa şimdi hepsini inkar ediyorlar. İstedikleri kadar inkar etsinler, ortada 249 vatandaşımızın şehadeti, 2 bin 193 vatandaşımızın yaralanması var. Ortada işgal edilmek istenen bir ülke var. Hepsi de suçüstü yakalandı. Milletimiz müsterih olsun o katiller ve onları destekleyen kim varsa hak ettikleri cezayı alacaklar.

YARASALAR İSTEMİYOR DİYE
Şu anda karşımda şehit aileleri var, gazi aileleri var. Hiç merak etmeyin 16 Nisan’dan sonra parlamento inanıyorum ki inşallah onlarla ilgili idam talebinizin de gereğini yapacaktır. Bu bana geldiği zaman tereddütsüz onaylarım. George ne diyecek? Hans ne diyecek? Şu ne diyecek? Hiçbirisi bizi ilgilendirmez. Halkım ne diyecek? Hak ne diyecek?  Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin siyasetten ekonomiye, diplomasiden yatırımlara kadar her alanda yeni Çanakkale zaferlerinin yolunu açacağını iyi biliyorlar. Beyhude uğraşıyorlar. Yarasalar istemiyor diye güneş doğmaktan vazgeçmez. Türk milletinin yeniden dirilişi kaçınılmazdır.”

YAZIKLAR OLSUN SİZE
YENİ yönetim sistemini yurtiçinde ve yurtdışında milletimize anlatmak üzere çalışmalara başladığımızda karşımızda garip bir tablo bulduk. Baktık ki terör örgütlerinin hepsi bir olmuş karşı çıkıyor. Ana muhalefet partisi de karşı çıkıyor. Hollanda’nın yönetimi benim Dışişleri Bakanımın uçuş iznini iptal ediyor. Benim bayan bakanımı Hollanda’ya sokmuyor. Atlarını, itlerini benim oradaki vatandaşlarımın üzerine salıyor. Almanya’nın Şansölyesi de onun yanında yer aldığını söylüyor, yazıklar olsun size. Bunların birbirinden farkı yok, al birini vur öbürüne. 16 Nisan’da benim milletim, Batı’nın bu yanlış tavırlarına karşı en güzel cevabı inşallah sandıkta demokratik bir şekilde verecektir. Yurtdışında 3 milyona yakın seçmenimiz var. Bunları engellediler. Varsın engellesinler. Almanyasıyla, Hollandasıyla, Avusturyasıyla, İsviçresiyle, Belçikasıyla, Danimarkasıyla kim olursa olsun biliniz ki Cumhurbaşkanınız her zaman dik durdu, bundan sonra da dik duracak.

İLK DEĞİL SON DEVLETİMİZDİR
TÜRKİYE  Cumhuriyeti ilk değil, son devletimizdir. Dolayısıyla Osmanlı da bizimdir, Selçuklu da bizimdir, binlerce yıllık tarihimizde gelip geçmiş tüm devletler bizimdir. Devleti yaşatmanın yolu insanı yaşatmaktan, insanı yaşatmanın yolu da onun kendisini huzur içinde, güven içinde hissetmesini sağlamaktan geçiyor. Bu ülke geçmişte önceliği insanı yaşatmaya vermek yerine kendi saplantılarının esiri olan bir anlayış yüzünden çok bedel ödedi.
Kaynak: Hürriyet

26Bakan Özhaseki: 15 Temmuz’da bedenini siper eden şehitlerimiz de var (3)

DHA
18 Mart 2017 – 20:47Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 20:47

‘ŞEHİRCİLİK KONUSU İÇİMİZİ YAKIYOR’
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Kayseri Sanayi Odası Mart ayı Meclis toplantısına konuk olarak katıldı. Burada sanayici ve işadamlarına seslenen Bakan Özhaseki, “Ülkemizde birçok kadim şehirlerimiz var. 10 bin yıllık yaşayan şehirlerimiz var. Son yıllarda yaşadığımız zorluklar bizi zor duruma bıraktı. Şehirler bizim aynamız olması lazım, şimdi ise kimliksiz binalara sahibiz. Şehircilik konusu bu yüzden içimizi yakıyor. İstanbul tarafındaki deprem tehlikeyi bertaraf etmek lazım. Meclis kapanmadan yasalara gireceğiz. 15 yılda 7.5 milyon binayı dönüştürebilirsek, depreme karşı daha iyi önlem almış olabileceğiz” dedi.
‘NE YAPALIM, DEMOKRASİCİLİK Mİ OYNAYALIM?’
Türkiye’nin etrafının ateş çemberi olduğunu belirten Bakan Özhaseki, şunları söyledi:
“Coğrafya insanın kaderidir. Etrafımız ateş çemberi idi. Bu zorluk bizim inanış ve tarihsel geçmişimizden kaynaklanıyor. Türkiye’nin 40 yıldır enerjisini alan PKK örgütü ile bütün hükümetler mücadele etti. Birileri şu tarihlerde bu kadar, bu tarihte bu kadar şehit geliyor dediler. Bu, doğru bir tespit değil. Haziran seçimleri gelirken, PKK’ya dışarıdan, siyasi uzantınız bağımsız olarak girecek şeklinde akıl verildi. Boyalı basın, Cumhuriyet gazetesi PKK’lıların lehine haber yaptılar. Bunlar ot ezmez diye gösterdiler. Dinsiz imansızlar, aslan gibi çocuklara kıydılar. Sözde demokratlar belediyelere el konulmasına tepki gösterdiler. 2 bin 350 sandıktan HDP’ye silme oy çıktı. PKK döve döve belediye başkanlıklarını kazandırdı. Belediye araçlarını PKK’nın emrine verdi. Belediyeler yaptıkları ihaleler ile PKK’ya para vermişler. İller bankasından aldıkları parayı, dağa gönderdiler. Ne yapalım demokrasicilik mi oynayalım. Barış günlerinde 1 milyon insanı toplayan insanlar, bir tek çıt bile çıkarmadılar. Çünkü insanlar gönüllü değildi. Vatandaşların bölgede bizden istediği askerin polisin gitmemesi oldu.”
‘HOCA DENEN TERÖRİSTİN SONUNU GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ’
FETÖ terör örgütüne de değinen Bakan Özhaseki, “Bizler hizmet eriyiz diye bize geldiler. Fakirlerin zeki çocuklarını seçtiler. Hocamız emretti, yaptık diyorlar. Eğer ölçü şaşarsa sapık ameller cereyan eder. Sızıntı, Zaman gibi yayın organları ile insanları kandırdılar. Hoca denen terörist zihniyetin sonunu getirmeye çalışıyoruz. Bir tek için masuma haksızlık yapıldı ise vebali bizdedir” diye konuştu.
Referandum süreci ile ilgili olarak sanayicilere CHP’nin tutumunu anlatan Bakan Özhaseki, “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP Eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal Trabzon’da yaptığı açıklamada sapıttı. Ancak O da bir iki gün sonra normalleşti. Evet ve Hayır verenin kendine göre bir cevabı vardır. İyi niyetle oy verecektir” diye sözlerini tamamladı.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

25Başbakan Yıldırım, depremzedeleri ziyaret etti, müjde verdi

DHA
18 Mart 2017 – 20:32Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 20:32

Mustafa SUİÇMEZ-Orhan AKTUĞ/ÇANAKKALE, (DHA) – BAŞBAKAN Binali Yıldırım, 6 Şubat’te meydana gelen 5.3 büyüklüğündeki depremde en çok hasar gören Çanakkale’nin Ayvacık İlçesi’ne bağlı Yukarıköy’ü ziyaret etti. Başbakan Yıldırım, vatandaşlara, “Sene sonu bitmeden evlerinizin içine gireceksiniz. Borçlarınıza ve sıkıntılarınız noktasında ne lazımsa yaparız” dedi.
18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 102’nci yıldönümü için Çanakkale Şehitleri Abidesi’ndeki törene katılan Başbakan Binali Yıldırım, ardından askeri helikopterle 6 Şubat’tan bu yana devam eden artçı sarsıntıların meydana geldiği Ayvacık’ın Yukarıköy Köyü’ne hareket etti.
ZİYARET SIRASINDA 3.2’LİK DEPREM OLDU
Başbakan Yıldırım’ın helikopteri, Yukarkıköy’e indikten kısa bir süre sonra bölgede 3.2 büyüklüğünde sarsıntı meydana geldi. Deprem sırasında köyde kısa süreli panik yaşanırken, köyde kahvecilik yapan Ramazan Çarıksız, “Başbakanımız geldiği sırada yine bir deprem oldu. Herkes kahvehanede çay içiyordu. Herkes kaçıştı. Bu depremler iki-üç aydan beri devamlı böyle sarsılıyoruz” dedi.
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, depremin Ayvacık merkezli olarak, yerin 9 kilometre derinliğinde saat 18.29’da meydana geldiği açıklandı.
HALKA SESLENDİ
Köyde halka seslenen Başbakan Binali Yıldırım, “Sene sonu bitmeden evlerinizin içine gireceksiniz. Borçlarınıza ve sıkıntılarınız noktasında ne lazımsa yaparız. Yeterki sizin gülen yüzünüz solmasın. Sizin bu köyleriniz, evleriniz en güzel şekilde yapılacak. Bundan hiç endişeniz olmasın. Depremin ilk günÜNde buraya gelindi ve 1071 aileye konteyner kuruldu. Okullar açıldı, çocuklar derslerine gidiyor. Ben hatırlıyorum, eski Türkiye’de Varto’da deprem olmuştu. Varto depreminin yaralarını bu devlet 25 senede saramadı. Binalarını 25 senede yapamadı. Ama Van’da deprem oldu ve 3 yılda 30 bin konut yapılarak hak sahiplerine teslim edildi. İşte Türkiye’nin gücü ortadadır” dedi.
AVRUPA ÖRNEĞİ
Çanakkale’de temeli atılan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün yaparak boğaza inci bir gerdanlık takacaklarını vurgulayan Yıldırım, “Muasır medeniyet seviyesine gidecek Türkiye’yi geleceğe hazırlayacak çocuklarımızın, torunlarımızın, mutlu yarınları için 16 Nisan’ı unutmuyoruz. O Avrupalılara, teröristlere ve FETÖ’ye inat, Türkiye’nin aydınlık yarınlarının hep beraber kapılarını açacağız. Türkiye büyük bir devlet. Büyük devlet olduğu nereden belli. Bakın Avrupalılar seçimlerinde bile Türkiye’yi konuşuyorlar. Türkiye sadece kendi geleceğini değil, Avrupaların seçimlerine de ayar veriyor. Onların ırkçı, Türk ve insan düşmanlığa fren veriyor” dedi.
Başbakan Binali Yıldırım, daha sonra alanı dolduranlara hediyeler dağıttı.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

24Bakan Çavuşoğlu: Hayır diyenlerin linç edilmemesi gerekiyor

DHA
18 Mart 2017 – 20:32Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 20:32

Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA) – DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ‘hayır’ diyenlere negatif üslup kullanmanın doğru olmadığını belirterek, “Saygısızlık olur. ‘Evet’ diyeceğini söyleyenler linç ediliyor, hakaretler, küfürler, sanatçılar, Arda Turan vs vs. Ama bu çok yanlış. ‘Hayır’ diyenlerin de linç edilmemesi gerekiyor” dedi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu’nun (TÜGİK) Antalya’nın Belek turizm bölgesindeki Titanic Deluxe Hotel’de düzenlenen genel kuruluna katıldı. AB’nin 12 Eylül sonrası tekrar vize uygulamaya başladığını dile getiren Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, “Vizeyi de vatandaşlarımıza bir an önce kaldırması lazım. AB ile uzaktan yakından ilgisi olmayan birçok ülkenin vatandaşlarına serbest vizeyi sağladılar. En son Gürcistan’a da sağladılar ki; bizim komşumuzdur. Adeta pasaportsuz karşılıklı kimlikle seyahatlerimizi yapabildiğimiz bir ülkedir. Bunda bir mahsur yok, ama Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin bunu hak ettiğini AB’nin de anlaması lazım. Ama biz yine dünyanın değişik bölgelerinde vizesiz seyahati sağlamak için çalışıyoruz” dedi.
‘HAYIR DİYENLERİN DE LİNÇ EDİLMEMESİ GEREKİYOR’
Referandumda ‘Hayır’ diyenlere negatif bir üslup kullanmanın doğru olmadığını belirten Bakan Çavuşoğlu, “Saygısızlık olur. ‘Evet’ diyeceğini söyleyenler linç ediliyor, hakaretler, küfürler, sanatçılar, Arda Turan vs vs. Ama bu çok yanlış. ‘Hayır’ diyenlerin de linç edilmemesi gerekiyor. Fakat kimin ‘hayır’ için yurt dışında çalıştığını herkes çok iyi biliyor. PKK’nın, FETÖ’nün ve diğer hainlerin de neden ‘hayır’ için çalıştığını bu millet çok iyi değerlendiriyor. Ve bunlar herhalde Türkiye’yi çok sevdiğinden değil” diye konuştu.
Bakan Çavuşoğlu’na konuşmasının ardından TÜGİK Genel Başkanı Erkan Güral tarafından plaket takdim edildi. Bakan Çavuşoğlu da Güral’a üzerinde lale figürü bulunan seramik hediye ederken, “En güzel lale bizdeki lale” diye espri yaptı.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

23Baykal: Hayır çıkarsa 23 Nisan’ı öyle kutlayacağız ki

DHA
18 Mart 2017 – 17:49Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 17:49

Utku BOLULU/İZMİR, (DHA) – CHP eski Genel Başkanı ve Antalya milletvekili Deniz Baykal, yeni Anayasa değişikliğinin Türkiye’nin küme düşmesine neden olacağını, referandumdan ‘Evet’ çıkarksa ülkenin, ekonominin allak bullak olacağını söyledi. Cumhurbaşkanı, Başbakan, kaymakam, rektörlerin, devletin, bürokrasinin ‘evet’, milletin ise ‘hayır’ dediğini belirten Baykal, “16 Nisan’da ‘hayır’ çıkarsa bir hafta sonra 23 Nisan’ı öyle kutlayacağız ki Meclis’i yeni kuruyormuşuz gibi yaşayacağız” dedi.
CHP Antalya milletvekili Deniz Baykal, 16 Nisan’da yapılacak Anayasa değişikliği referandumuna yönelik CHP İzmir İl Başkanlığı’nın düzenlediği ‘Hayır’ toplantısında İzmirlilerle buluştu. Baykal’ı dinlemeye gelenler, Kültürpark İsmet İnönü Kültür Merkezi’ne sığmadı. Çok sayıda insan dışarda kaldı. Toplantıya CHP’nin mevcut ve eski milletvekilleri, CHP Genel Sekreteri Kamil Okyay Sındır, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, ilçe belediye başkanları, parti yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda İzmirli katıldı.
Deniz Baykal’ın konuşmasından önce Çanakkale Zaferi’yle ilgili belgesel gösterildi. Çanakale Şehitleri, Mustafa Kemal Atatürk ve Kurtuluş Savaşı şehitleri için saygı duruşunda bulundu. İstiklal Marşı hep bir ağızdan söylendi. Deniz Baykal, konuşmasına 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin dünya siyasetinin şekillenmesine yol açtığını söyleyerek başladı. Çanakkale savaşındaki iki önemli nokta olduğunu, birinin komutanlık dehası, ikincisinin ise vatan savunmasında milletin sergileyebilecekleri fedakarlık olduğunu belirten Baykal, “Türkiye’de hala Çanakkale zaferiyle ilgili tereddüt yaratma siyasi anlayışı var. Nerdeyse Çanakkale Zaferi’nde Mustafa Kemal’in hiçbir ilişkisi olmadığını söylemek istiyorlar. Çanakkale savaşanın kahramanını gidin Churcill’e sorun. Kendileri için en büyük talihsizliğin karşılarına Mustafa Kemal gibi bir komutan çıkması olduğunu söylemişti” dedi.
“BU PARTİ DEĞİL VATAN TOPLANTISI”
Deniz Baykal, Türkiye’nin önündeki tuzakları, yönelecek tehditleri konuşmak üzere toplandıklarını belirterek bunun bir siyasi parti çalışması olmadığını söyledi. Salonda parti bayrağı değil Türk bayraklarının olduğuna dikkat çeken Baykal, “Bugün niye parti bayrağı yok? Bir büyük sorumluluk duygusu, derin bir anlayış dolayısıyla olmuyor. Buraya gelen herkes biliyor ki bu toplantı bir siyasi parti toplantı değil. Particilik, partizanlık yapma peşinde değiliz. Bu bir vatan toplantısı. Türkiye toplantısı. Türkiye için buradayız” diye konuştu.
“TÜRK BAYRAĞI ALTINDA TOPLANMA GÜNÜ”
Kendisinin bir CHP temsilcisi olarak değil Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak konuştuğunu belirten Baykal, Türkiye’yi yaşamış, geçmişini bilen, geleceğini düşünen sade bir Türkiye Cumhuriyeti evladı olarak toplantıda bulunduğunu söyledi. Baykal “Salonda Demokrat Parti, ANAP eski yöneticileri bulunduğunu öğrendim. MHP, Saadet Partililer, AK Partililerin de aramızda olduklarına inanıyorum. Türk bayrağı altında toplanma günü bugündür. Bu büyük çağrıyı sezen, koşup Türk bayrağı altında bir araya gelen tüm kardeşlerimi saygıyla selamlıyorum” dedi.
“MİLLETİN EGEMENLİĞİ MECLİS’İN ÜSTÜNLÜĞÜ SİYASİ KUTSALIMIZDIR”
Baykal, milletin bir karar alacağını belirterek, “Millet karar alacak. Türkiye Cumhuriyeti  temellerinin sadece Anayasa’da, kanunda değil 80 milyon insanın yüreğinde yazılı olduğunu 16 Nisan’da ortaya koyacak” dedi. Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu sürecindeki sözleriyle konuşmasını sürdüren Deniz Baykal, Türkiye’nin bugüne kadar yaptığı Anayasalar ve son 1982 Anayasası’ndaki 17 değişiklikte de milletin egemenliği ve millet adına davranan meclisin üstünlüğünün temel alındığını söyledi. Baykal, “Bizim siyasi kutsalımız milletin egemenliği, meclisin üstünlüğüdür. Bugüne kadar yapılan anayasalarda buna saygı gösterildi. Anayasa değişikliklerinde bugüne kadar milleti yormadık. Milleti tartışmaya yönlendiren durum yaşatılmadı” diye konuştu.
“MİLLETİN YARISINDAN FAZLASI TERÖRİST Mİ?”
Deniz Baykal, ‘evet’ kampanyasında sağa sola sürekli suçlama yapıldığını söyledi, şöyle devam etti:
“En fazla direksiyonda çift şoför olmaz diyorlar. Çift pilot oluyor ya! 80 milyonluk Türkiye’ye tek pilota emanet etmeye nasıl izin verirsiniz? Devlet arabası yola çıkıyor ama stepnesi de freni de yok. Köprüler yapıyorlar. Hayırlı olsun. Ama köprü yapıyorsun diye millet egemenliğini sana teslim etmem. Bunlar teröristlerle beraber diyorlar. Milletin yarısından fazlası hayır oyu verecek. Milletin yarısından fazlası terörist mi? Evet oyu verecek bir adam, kayınbiraderinin hayır oyu kullanacağı için terörist mi olacağını soruyor? Evet diyecek insan da bu yaklaşımdan rahatsız. Yakışmadığını düşünüyor.”
“MİLLİ DAVA ÇIKSA DA KAHRAMANLIK YAPSAK DİYE DÜŞÜNDÜLER”
Son dönemde Almanya ve Hollanda’yla yaşanan krizleri de değerlendiren Baykal şunları söyledi:
“Bir büyük mili dava ortaya çıksa da biz büyük kahramanlık yapsak da kimse anayasayı düşünmese ve ‘Mühim değil bunlara Evet vereyim’ diye düşünseler diye proje hazırladırlar. Reklam filmleri hazırlandı. Onun da hiçbir hukuki temeli olmadığı, makul kabul edilebilir tarafı olmadığı ortaya çıktı. Başbakan uzatmayalım üslubunda ama, Cumhurbaşkanı işi köpürttükçe köpürtmeye çalışıyor. Başbakan Hollanda Başbakanı ile yemek yiyelim, tatlıya bağlayalım diye konuşurken, Cumhurbaşkanı ‘Benim onunla yemek yiyecek başbakanım yok’ diyerek kıyameti kopardı. Şimdiden Başbakan’ı silmeye, yok saymaya başlamış. Boş sözlere, meydan okumaların, düşmanlık ve husumet söyleminin bedelini milletimiz ödüyor. Öncelikle Hollanda’daki 465 bin vatandaşımız. Huzur içinde yaşarken şimdi birdenbire komşusu, patronu tarafından mesafe kondu. Tehlikeli olarak görülmeye başlandılar. Milletin başını derde sokmaya hakkın var mı?”
Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlık üzerine yemin edeceğini ama aynı zamanda AKP’nin Genel Başkanı olacağını belirten Baykal, “AKP’nin çıkarı ile tarafsız Cumhurbaşkanı’nın çıkarı birbiriyle çelişince ne olacak? Bu şuna benziyor: Bir maçta sahaya çıkan hakem aynı zamanda o iki takımdan birisini başkanı olur mu? Öyle şey olur mu” dedi.
“EVET ÇIKARSA MEMLEKET ALLAK BULLAK OLUR”
Baykal, referandumdan ‘Evet’ çıkması durumunda memleketin allak bullak olacağını söyledi. Evet’in siyasi depreme çağrı çıkarmak olduğunu belirten Baykal, “Evet çıkarsa memur arkadaşlara sözleşmeli personel olacaklarını söyleyecekler. İşçilerin kıdem tazminatları fonu bir sabah Varlık Fonu’na kararnameyle devredilebilinecek. Evet’in sonucu ekonomik depremdir. Evet çıkarsa Türkiye’de parası pulu olan yurt dışına çıkaracak. Burada başıma ne geleceği belli olmaz diyecekler. Yüzlerce firma kayyuma alındı. Onbinlerce işçi kayyum yönetim altında. Evet çıktığı anda ekonomik güvence kaybolacak. Şimdiden bölünmeye başlanan Türkiye bölünecek. Evet karanlık, belirsiz, meçhul, tereddüt, şüphe ve tedirginliğin yükseldiği ortam yaratacak. Hayır ise berrak, net, hiçbir tereddüt yok. Cumhurbaşkanı yine Cumhurbaşkanı, Başbakan Başbakan olarak Bakanlar Kurulu Bakanlar Kurulu olarak devam edecek. Meclis devam edecek, kanun, hukuk devam edecek. Diyorlar ki ‘hayır’ çıkarsa Cumhurbaşkanı’nı istifaya davet edecek misiniz? Öyle bir çağrı yapmayacağız. Aksine seçime kadar ayasayaya, hukuka uygun olarak bir cumhurbaşkanlığı yap diyeceğiz” diye konuştu.
“HAYIR ÇIKARSA 23 NİSAN’I ÖYLE KUTLAYACAĞIZ Kİ”
Baykal şöyle devam etti.
“Hayır çıkarsa 16 Nisan’dan bir hafta sonra öyle bir 23 Nisan kutlaması yapacağız ki, sanki 2017 23 Nisanı’nda değil de, 1920 23 Nisan’ı gibi olacak. Meclis’i sanki yeni açıyormuşuz gibi yaşacağız. Sadece ‘Hayır’ oyu verenler değil ‘Evet’ diyenlerin de ellerini tutarak bu devleti yeniden kuruyor gibi duygulanacağız. Sanki 29 Ekim 1923’deymişiz gibi de hissedeceğiz. Cumhuriyeti kurmuşuz gibi hissedeceğiz. 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’de Vilayet konağını Türk bayrağını diken birlikleri gibi duygulanarak, sanki İzmir ve Türkiye’yi yeniden kurtarmışız gibi hissedeceğiz.”
DEVLET, BÜROKRASİ ‘EVET’ MİLLET ‘HAYIR’ DİYOR
Baykal, kendilerinin ‘Hayır’ dediğini belirterek “Kim ‘evet’ diyor? Rektör, savcı, kaymakam, Cumhurbaşkanı, Başbakan ‘evet’ diyor. Devlet büyükleri, devlet ‘evet’ diyor.  Biz millet olarak ‘hayır’ diyoruz. Bürokrasi ‘evet’ diyor. Halk ‘hayır’ diyor. Millet devlete mi teslim olacak, yoksa  devlet millete mi teslim olacak. Devlet milletin devleti olacak. Milletin tümünün egemenliği ortaya çıkacak” dedi.
BU SİSTEMİN BENZERİ YOK
Referanduma taşınan anayasa değişikliğinin içeriğini incelediklerinde dünyanın 200 ülkesinin hiçbirisinde olmayan bir başkanlık sistemiyle karşılaştıklarını belirten Baykal, “Anayasa kitaplarında yok. Yani kitapta yeri yok bu anayasanın. Başkanlık sistemi ABD’de uygulanıyor. Ama getirilmek istenen sistemin onunla ilgisi yok. Başkanlık sistemini bazı az gelişmiş ülkeler de uyguluyor, dikta rejimlerine sürükleniyorlar. Dünyada benzeri yok, bizim tarihimizde de yeri yok. Bizim tarihimizde şura, meşveret, istişare ve yüzyıldır da Meclis var. Yok bizim tarihimizde yeri yok. Bizim tarihimizde  şura, istişare, yüzyıldan beri de Meclis var. Bu getirmek istenen sistemde Başkan’ın karar alırken birinden fikir almaya, aldığı kararı bildirme zorunluluğu yok. Bakan atayacak ama Meclis’in haberi olmayacak. Yardımcısından haberimiz olmayacak.  Sınırsız başkan yardımcısı atayabilecek. Keyfine göre sayısını belirleyecek” dedi.
TÜRKİYE’NİN KÜME DÜŞMESİ ANLAMINA GELEN  ANAYASA
Anayasa değişikliğine göre Meclis’in kanun çıkama yetkisin Cumhurbaşkanı’nın bizzat kendisinin kararnameyle aynı nitelikte kullanacağını belirten Baykal, “Tüm bakanlıkları feshedebilecek. Yeni bakanlık kurabilecek. Milletin cebinden çıkan paranın, bütçenin nereye harcanacağına Meclis değil Cumhurbaşkanı karar verecek. Olur mu böyle şey? Milletin parası, millete sor bakalım. İstişare et? Bu Türkiye’nin küme düşmesi anlamına gelen anayasadır. Anayasa sadece hukuki metin değil medeniyet tercihidir. İlk kez dünyada varolan medeniyetin altında, dünya liginde değil bölge liginde oynamayı kendi irademizle kararlaştırıyoruz. Türkiye buna müstahak diyoruz. Hayır! Türkiye buna müstehak değil. En iyi Anayasa’ya layıktır” diye konuştu.
“SEN KİM OLUYORSUN?”
Cumhurbaşkanı hiçbir siyasi organ tarafından denetlenemeyeceği, Başbakan’ın olmadığı bir sistemin öngörüldüğünü belirten Baykal “Bir kişinin yöneteceği, ben yöneteyim anlayışı var. 80 milyonluk Türkiye. Cumhuriyeti kuran, 100 yıl yaşatan bu insanlara ‘ver yetkileri seni ben yöneteceğim’ diyor. Sen kim oluyorsun? Sen yönetme yetkisi istiyorsun milleten ama bu yetkiyi hiçbir Allah’ın kuluna vermeyi kabul edemeyiz. Hiçbirimiz kendimiz için, kendi siyasi liderimiz için istemeyiz. Doğrusu milletin kendisinin söz sahibi olmasıdır. Bu yetkileri hiçbir Allah’ın kuluna vermeyi içimize sindirmemiz mümkün değildir” dedi.
Cumhurbaşkanı’nın denetlenmeyeceğini belirten Baykal, suç varsa mahkemeye gönderilebileceğini söylendiğine dikkat çekerek bunun olması için Meclis’teki 500 milletvekilinden 400’nün oyuna ihtiyaç olduğunu söyledi. Baykal, “Cumhurbaşkanı’nın iktidar partisi genel başkanı olduğu meclis bunu yapacak. Dünyanın hiçbir yerinde yok. Milletvekili Cumhurbaşkanı’nın memuru haline gelmiyor mu? Meclis’teki 300 vekili sen belirlemişsin. Geri kalan 300 üyeden  400 kişiyi nasıl bulacağım. 400’ü bulursak mahkemeye vereceğim. Hangi Mahkemeye? Toplam 15 üyesinin 12’sini kendisinin üye yaptığı, üçünü ise genel başkan sıfatıyla denetlediği Meclis’in seçtiği Mahkeme yargılayacak” dedi.
PKK’ya yönelik olarak açılım sürecini eleştiren Baykal, FETÖ’yle ilgili ise “Yıllardır birlikte yürüdüler. Baktılar olmadı. Şimdi herkesi FETÖ’cü ilan ediyorlar. Dershaneye çocuğunu gönderenin, bankaya para yatıranın hesap vereceğini söylüyorlar. Bunları oraya monte eden sen niye hesap vermiyorsun? 13 bin kadar hakim var. 4 bin 188’inin işine son verildi. Nasıl oluyor da yargı sistemi bu boyutta bir yanlışa emanet edilebilir. Kim yaptı bunu böyle? Bu soru sorulmalı. İşten atıyorsun da hepsinde de haklımısın? İçlerinde haksızlık yanlışlık yaptıkların yok mu” dedi.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

22Muharrem İnce: Cumhurbaşkanına gazilik unvanı verilecekmiş

DHA
18 Mart 2017 – 17:48Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 17:48

Sinan KORKMAZER/NEVŞEHİR, (DHA) – CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce Nevşehir’de düzenlenen mitingde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gazilik unvanı verileceği yolunda duyumlar aldığını söyledi.
Diriliş Meydanı’nda düzenlenen mitingde Muharrem İnce’ye CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, Bursa Milletvekili Mehmet Göker, Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu, Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt eşlik etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gazilik unvanı verileceği yolunda duyum aldığını belirten Muharrim İnce, şunları söyledi:
“Bakın değerli Nevşehirliler bir şeyler duyuyorum. Gazi unvanı vereceklermiş şimdi. Gazi unvanını vermeden önce madalya vermeniz lazım. Gazi unvanını FETÖ ile mücadele ettiği için vereceklermiş. Önce FETÖ’ye hizmetinden dolayı madalya verin, sonra gazi unvanını verin. Önce ne istediniz de vermedim dediği için, önce Rabbim beni affetsin dediği için, Önce FETÖ’cüleri general yaptığı için, emniyet müdürü yaptığı için, anaya mahkemesi üyesi yaptığı için, ülkeyi parsel, parsel sattığı için önce madalya verin, sonra gazi unvanı verirsiniz.”

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

21Bozdağ: Sanırsınız ki, 16 Nisan’da Almanya’da hükümet sistemi oylanacak (2)

DHA
18 Mart 2017 – 17:46Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 17:46

‘HAKİM VE SAVCILARIN İHRACI HUKUK DEVLETİNİNİN GEREĞİ’
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK), Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına ilişkin (FETÖ/PDY) tutuklu hakim ve savcıların verdiği ifadeler doğrultusunda 202 hakim ve savcının meslekten ihracıyla ilgili Bursa’da konuştu.
Çelik Palas Otel’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, HSYK’nın dün 202 hakim ve savcının ihraç etmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Bozdağ, “Yargıdaki yapılan değerlendirmeler, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun bazı hakim ve savcıları meslekten uzaklaştırma kararı alması hukuk devletini korumak, yargının bağımsız ve tarafsız vasfını korumak, yargı içerisinde tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirmiş kişilerin meslekte kalmasına izin vermemekten ibarettir. Hukuk devletinin gereğini yapmaktır” dedi.
Anayasa’nın 138’inci maddesi gereği hakimlerin görevlerinde bağımsız olduğuna dikkat çeken Bakan Bozdağ, “Anayasa, ‘kanun ve hukuka bağlı vicdani kanaatleriyle karar verirler’  ifadesine yer veriyor. Bu son derece önemli. Yargı görevini yapan kişilerin kendi vicdani kanaati olabilir, kendi fikri olabilir, başka düşünceleri olabilir ama görevini yaparken vicdanın Anayasa’ya bağlı olması, kanuna ve hukuka bağlı olması vereceği kararın da bu bağlılık çerçevesinde verilmesini şart koşmaktadır. Yargıdaki yapılan değerlendirmeler, hakimler ve savcılar yüksek kurulunun bazı hakim ve savcıları meslekten uzaklaştırma kararı alması hukuk devletini korumak, yargının bağımsız ve tarafsız vasfını korumak, yargı içerisinde tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirmiş kişilerin meslekte kalmasına izin vermemekten ibarettir, hukuk devletinin gereğini yapmaktır. Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını korumaktır. Bu açıdan olaya bakmakta fayda vardır” dedi.
KILIÇDAROĞLU’NUN PAYLAŞIMI
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 102’nci yılı sebebiyle sosyal medya hesabından paylaştığı, “Çanakkale Zaferi’nin 102. yılında şehitlerimizi minnetle anıyorum. Çanakkale, bizi millet iradesine dayalı bir rejime kavuşturan ilk adımdır. 102 yıl sonra rejim değişikliğine ‘hayır’ demek vatan borcumuzdur” mesajının hatırlatılması üzerine Bozdağ, “Kılıçdaroğlu’nun açıklamasına gelince. Bu halk oylamasında ‘evet’ diyenler de kendini vatansever ifade ediyor, ‘hayır’ diyenler de kendilerini vatansever kabul ediyor. ‘Evet’ diyenler de Türkiye için en iyi sonuçlara doğrucağına inanıyor ve onun için propagandasını yapıyor. ‘Hayır’ diyenler de Türkiye için en iyi sonuç doğuracağına inanıyor. Burada önemli olan ‘evet’ veya ‘hayır’ propagandasını yapanlardan ziyade, ‘evet’ veya ‘hayır’ diyecek vatandaşlarımızın kararıdır. Şehitlerimizin veya dini kavramlarımızı halk oylaması sürecine alet etmek hem şehitlerimize hem de bu kavramlara büyük bir saygısızlık olarak görüyorum” dedi.
‘DİN ADAMLARI PARANOYASI VAR’
Bozdağ, ayrıca, 2016 yılında Almanya’da yüzlerce göçmen derneklerine saldırı gerçekleştirildiğini ve bunların hiçbirinin gerçek anlamda aydınlatılmadığını dile getirerek, “PKK’lı teröristler, darbeciler, DHKP teröristleri, FETÖ teröristleri Almanya’da geziyor. Alman hükümeti, Türkiye’nin kurduğu cami derneklerinde, ‘imamları nasıl terörist yaparız’ diye arama yapıyor, oralarda terörist arıyor. Böyle bir şey olmaz. Din adamlarının tamamını güvenlik tehdidi olarak gören bir paranoya var” dedi.
‘CAN DÜNDAR ALMANYA LEHİNE HANGİ İŞİ YAPTI ?’
Bozdağ, Almanya’nın, Türkiye’ye yönelik, “Siz insan haklarını ihlal ediyorsunuz, hukuku çiğniyorsunuz” lafını duymaya hiç alışmadığını belirterek, “Can Dündar, Almanya Cumhurbaşkanı tarafından sarayda ağırlandı. Adalet Bakanı resepsiyonda bir konuşma yaptı ve orada ittifak gördü, her türlü desteği aldı. Şimdi buradan Alman yetkililere soruyorum, bu kişi Almanya’nın lehine hangi işi yaptı da Adalet Bakanı ve Cumhurbaşkanı da dahil Almanya’nın bütün makamları buna bu kadar imkan, değer ve destek veriyor? Kim ki Türkiye’ye, Türk milletine söverse, aleyhine çalışırsa Almanya Cumhurbaşkanı onu sarayda ağırlar” diye konuştu.
Bakan Bozdağ, ardından Bursa İl Dernekleri Federasyonu’na (BİLDEF) geçti.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

20Denizli Adliyesi’nden 2 savcı ile 2 hakim ihraç edildi

DHA
18 Mart 2017 – 17:39Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 17:39

DENİZLİ Adliyesi’nde görev yapan 2 hakim ve 2 savcı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca (HSYK) meslekten ihraç edildi.
HSYK, son olarak, FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisak ve irtibat bağlantısı olduğu iddiasıyla Türkiye genelinde 202 hakim ve savcıyı meslekten ihraç etti. HSYK’nın ihraç ettiği hakim ve savcılar arasında Denizli Adliyesi’nde görev yapan 2 hakim ve 2 de savcı bulunuyor. Hakimler Muammer Yokuş, Umut İmal ile Cumhuriyet Savcıları Enver Irmak ve Ahmet Murat Özkan da meslekten ihraç edildi.

Ramazan ÇETİN/DENİZLİ, (DHA)
Kaynak: Hürriyet

19Eskişehir’de 3 hakim ile 1 savcı gözaltında

DHA
18 Mart 2017 – 17:31Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 17:31

ESKİŞEHİR, (DHA)- FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından ihraç edilen 202 hakim ve savcıdan, haklarında gözaltı kararı çıkartılan 3 hakim ile 1 savcı Eskişehir’de gözaltına alındı.
Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şubesi ekipleri, ihraç edilen hakim ve savcılardan haklarında gözaltı kararı bulunan hakimler M.E. ve E.İ.’yi Eskişehir kent merkezinde, hakim N.T. ve savcı B.E.’yi de Beylikova İlçesinde gözaltına aldı. Evlerinde ve adliyelerdeki odalarında arama yapılan 3 hakim ve 1 savcı daha sonra Eskişehir Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
Gözaltındaki savcı ve hakimlerin TEM Şubesinde işlemlerinin tamamlanmasının ardından soruşturmanın yapılacağı Ankara’ya götürülecekleri belirtildi.

Kaynak: Hürriyet

18Bakan Elvan: Şehitlerimizin hatıraları bizim yol haritamızdır.

DHA
18 Mart 2017 – 17:22Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 17:22

Mustafa ERCAN/MERSİN, (DHA) – KALKINMA Bakanı Lütfi Elvan, Türk milletinin yokluk, yoksulluk içerisinde, peş peşe savaşlardan çıkarak, büyük mücadeleler veren, büyük zaferler kazanmış bir millet olduğunu belirterek, “Şehitlerimizin hatıraları bizim yol haritamızdır” dedi.
Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Çanakkale Zaferi’nin 102’nci yıl dönümünde Mersin Divan Otel’de şehit aileleri ve gaziler onuruna verilen yemeğe katıldı. Vali Özdemir Çakacak, Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Kadir Yıldız, Büyükşehir Belediye Başkanı MHP’li Burhanettin Kocamaz, Sahil Güvenlik Akdeniz Bölge Komutanı Albay Fatih Erhan, İl Jandarma Komutanı Albay Hüseyin Kanat, İl Emniyet Müdürü Mehmet Şahne’nin bulunduğu yemekte konuşan Bakan Elvan, “Burada, yedi düvele rağmen, küllerinden dirilerek, işgalcilere ve işbirlikçilere bu ülkeyi dar eden İstiklal Harbi şehit ve gazilerimizin ruhu var. Burada, yurdun dört bir köşesinde terörle mücadele ederken, milletinin rahatını, huzurunu, istiklalini kendi canından özge bilip söz konusu vatansa gerisi teferruattır diyen şehitlerimizin ruhu var. Burada, 40 yıldır Doğu ve Güneydoğu illerimizde kökü dışarıda Türkiye düşmanı hainlere karşı düzenlenen operasyonlarda şehit olan kardeşlerimizin ruhu var. Burada FETÖ darbe kalkışmasında, ikinci bir İstiklal Mücadelesi verircesine bayrağını alıp darbeci hainlere karşı duran 15 Temmuz şehitlerimizin ruhu var. Burada bataklıkları kurutmak için gerçekleştirilen Fırat Kalkanı Harekatında verdiğimiz şehitlerimizin ruhu var. Türkiye olarak onlara minnettarız. Onlarla gurur duyuyoruz. Gazilerimizle gurur duyuyoruz” diye konuştu.
Şehitlerin kıyamete kadar Türk milletinin iftihar kaynağı olmaya, güç vermeye devam edeceğini kaydeden Elvan, şunları söyledi:
“Onların yolu 80 milyon Türk milletinin huzurunun, istiklalinin, geleceğinin yoludur. Onlar sadece burada kardeşi bulunanlarımızın kardeşi değil hepimizin kardeşidir. Burada anne babası bulunanlarımızın evladı değil, milletimizin evladıdır. Burada eşi bulunanlarımızın sevdalısı olduğu kadar büyük Türk milletinin gönlünün sevdalısıdır. Onlara selam olsun. Biz yokluk içerisinde, yoksulluk içerisinde, peş peşe savaşlardan çıkmışken bile, büyük mücadeleler vermiş, büyük zaferler kazanmış bir milletiz. En zor zamanımızda bile bu ülkeyi hainlere çiğnetmeyen, düşmana çiğnetmeyen, düşman uşaklarına çiğnetmeyen şehitlerimiz varken, bugün güçlü Türkiye olarak, tek yürek Türkiye olarak işgalcilere, işbirlikçilere, vatan hainlerine, milletimizin birliğine dirliğine kast edenlere hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz. Şehitlerimizin hatıraları bizim yol haritamızdır. Şehitlerimizin hatıraları bizim pusulamızdır. O yoldan, o pusuladan şaşmayacağız.”

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

17Muharrem İnce: Abdullah Gül’ü partiye sokmuyorlar

DHA
18 Mart 2017 – 17:22Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 17:22

Ali KADI/NİĞDE,(DHA)- CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, isim vermeden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı eleştirip, “FETÖ, bunları arkadaşıydı ne oldu? Abdullah Gül’ü partiye sokmuyor partiye. Bak Davutoğlu’nu aldı görevden attı kenara. Bak Bülent Arınç partiye gelemiyor. Kendi arkadaşlarını bir kenara attı da Niğde’de AK Partiliyi mi bir kenara atmayacak” dedi.
Referandum çalışmaları kapsamında Niğde’ye gelen Muharrem İnce, Şehit Ömer Halisdemir Meydanı’nda bir konuşma yaptı. Referandum kapsamında değişecek olan anayasa maddeleri ile ilgili bilgiler veren İnce, “Ömer Halisdemir’i şehit edenlerin eline silahı bunlar vermedi mi? Bunlar iş başına getirmedi mi? Biraz vicdan biraz akıl. Bunları general ben mi yaptım? Bunları vali ben mi yaptım? Bunlara üniversiteyi ben mi kurdurdum, bunlara parsel parsel ülkeyi ben mi sattırdım? Onlar cebine evet diyor onlar gemilerine evet diyor. Türklerin tarihinde padişahlar var Türklerin tarihinde hakanlar var. Atatürk var ama yanında İsmet Paşa da var. Yani ikinci adamlar da var. Yani bir memleket bir kişiye bırakılmaz. Şimdi bir de Binali Yıldırm var. Çıkıyor meydanlara ben gereksizim ben lüzumsuzum diyor. Beni yok edin diyor. Başbakanlık gereksiz diyor. Beni kaldırın diyor. Neden çünkü seçimle gelmedi atamayla geldi. Feda olsun diyor ya sen babanın malını mı feda ediyorsun”dedi.
TRT PAYINI KENDİ ADIMA HARAM EDİYORUM
Hükümeti eleştiren Muharrem İnce sözlerine şöyle devam etti:
“Hiçbir maddesinde ekonomiden bahsetmiyor bunu anlatamadıkları için Hollanda ile kavga ediyorlar. Bulgaristan’da seçime giren Erdinç Hayrullah milletvekili Türkiye’ye gelmek istiyor ama engelleniyor. Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yasak konuluyor. TRT’nin geliri bizim elektrik faturalarından ama hayır diyen çıkmıyor. Ben TRT payını kendi adıma haram ediyorum. Haram zıkkım olsun. TRT’ye emir vermişler hayır diyenleri çıkarmayın diye onun için kınıyorum. Meral Akşener’in iznini iptal etmişler duydum ki Hollanda iptal ettirmiş Hollanda’yı kınıyorum. Kınıyorum Hollanda’yı. Türkiye’nin yolsuzluk sorunu yasaklar sorunu vardı ama yalan ve yüzsüzlük çıktı. Anadolu topraklarında böyle yüzsüzlük görülmedi. Salonları kapat elektrikleri kes. TRT’de yasakla sonra çık Almanya beni yasakladı. Çocuk gibi ağlıyorsunuz hadi oradan. Bütün Niğde duysun bir çivi nalı kurtarır, bir nal bir atı kurtarır, bir at bir yiğidi kurtarır bir yiğit memleketi kurtarır. Var olun. Yine evet dersek 6 ay süreyle olağan üstü hal ilan etme yetkisi veriyoruz. Geldi malına el koydu kamulaştırdı. AK Partililer, ‘CHP’liler korksun’ diyebilir. Ama FETÖ de bunları arkadaşıydı ama ne oldu? Abdullah Gül’ü partiye sokmuyor partiye. Bak Davutoğlu’nu aldı görevden attı kenara. Bak Bülent Arınç partiye gelemiyor. Kendi arkadaşlarını bir kenara attı da Niğde’de AK Partiliyi mi bir kenara atmayacak. Bazı amcalarla sohbet ediyoruz, ‘benim bir oğlum var malı mülkü üzerine yapsam mı diye tereddüt ediyor’ diyor. Kendine geldi mi bir evi eşine oğluna vermiyorsun da Türkiye’nin tapusunu nasıl bir kişiye verebilirsin.”

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

16Ülkücülerden, Meral Akşener’in katıldığı toplantıya protesto

DHA
18 Mart 2017 – 17:03Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 17:03

Faruk KIYAK- Selda Hatun TAN- Çağla DAŞCI/ İZMİT(Kocaeli), (DHA) – MHP eski milletvekili Meral Akşener, memleketi İzmit’te vatandaşlara seslenirken, bir grup ülkücü tepki gösterdi. Polis ve araya girenler, tepki gösteren grupla karşı karşıya gelince ortalık karışırken, Meral Akşener’in bulunduğu alana yaklaşmalarına engel olundu. Meral Akşener olayları yatıştırmaya çalıştı.
Kocaeli Aydınlar Ocağı’nın İzmit Fuarı’nda bulunan bir restoranda düzenlediği ‘Milli İradeye Saygı’ konulu toplantıya konuşmacı olarak Meral Akşener katıldı. Toplantıya CHP Kocaeli İl Başkanı Cengiz Sarıbay, CHP İzmit İlçe Başkanı Ümit Küçükkaya, MHP’li eski ilçe yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Salondaki tüm sandalyeler Türk Bayraklarıyla donatılırken, girişte küçük keseler içinde kınalar ve Ümit Özdağ’ın ‘Türk Milliyetçilerinden Başkanlığa Hayır’ adlı kitapçık dağıtıldı. Konferansın yapılacağı salonda ve bahçede bomba olması ihtimaline karşı polisler arama yaptı. Akşener salona girdiği sırada sarılmak isteyenler kısa süreli izdihama neden oldu. 500 kişilik salonda izdiham yaşanması üzerine Akşener, konuşmasını salonun dışında yaptı. Salondakiler de dışarı çıktı. MHP eski milletvekilleri Lütfü Türkkan ve Cumali Durmuş konuşması sırasında Akşener’in yanında yer aldı.
OHAL ŞARTLARINDA REFERANDUMA GİDİLMEZ
Meral Akşener, Türkiye’nin bekasının oylandığının söylendiğini belirterek, “16 Nisan akşamı Türkiye’nin bekasının oylandığını söyleniyor. Doğrudur, bu bekanın ne olduğu anlatılmıyor. Biliyoruz ki sandalyelerin bekası oylanacak. Parlamenter demokratik sistemin yerine tek adamın eline bırakılmış, kaderlerimizin teslim olacağı bir referandum sürecine OHAL şartlarında gidiliyor. Kocaeli aydın ve münevver insanların yaşadığı bir şehirdir. Onlar bilir ki demokrasinin olmazsa olmazı milli iradenin tecellisidir. Milli iradenin tecellisi seçimdir. Ama seçimlerdeki rekabet ortamının da eşit şartlarda yapılması, o seçimin meşruluğunu belirtir. Yıllarca üniversitelerde bunu anlattım öğrencilerime. Sayın başbakan bir bilim kadını olarak anlattığım bu gerekçeleri yalan haline getirmiştir. OHAL şartlarında referanduma gidilmez. Ama biz her zorluklarda bunu söylemeyi başararak, sizlerle buluşarak bu referandum meşruluğunu da sağlayan, garanti eden insanlarız” dedi.
BURADA TERÖRİSTLE MASAYA OTURAN VAR MI?
Akşener hükümeti eleştirerek, “Sayın başbakan diyor ki hayır diyenler teröristtir. Yuhlamak yok. Şu meydanı dolduranlar arasında teröristlerle masaya oturan var mı? Bebek katiline bilge lider diyen, sayın Öcalan diyen var mı? Habur’dan davulla zurnayla teröristler karşılanırken, çadır mahkemesi kurulurken öğrencilerim arasından bir öğrencim aradı dedi ki, ‘hocam çadır mahkemesi kuruldu. Ama Atatürk resmi ve Türk bayrağı çıkarıldı. Bunu kamuoyuyla paylaşın’ dedi. O gün bakana soru sorduk. Bunlar çıktı mı diye? Ama cevap alamadık. Sizlerin içinde o çadır mahkemelerine hadi gidin kurun diye terörist karşılayan var mı? Oslo’da bu ülke kepaze edilirken, bu devlet kepaze edilirken ‘Apo’yla görüşen şerefsizdir’ diyen, ‘gönderdiysem gönderdim’ diyip bununla övünen bir yönetim anlayışının sahibi var mı? Dolmabahçe’de süs biberi gibi, cami ibriği gibi dizildiniz. Apo’nun on maddelik talimatı okundu. Peki o Dolmabahçe’de bırakın oraya gitmeyi, Tayyip beyin izni olmadan o bakanlar içeri bile giremez. O bakanların arasından buradan bir kişi var mı? FETÖ’cü deniyor. Sayın başbakan şimdi soruyorum. Türkçe Olimpiyatları’na katılıp ağlaya ağlaya ‘gel hoca efendi’ diyeniniz var mı? Türkçe Olimpiyatları’na sizin bizim paramızla, örtülü ödenekten para veren var mı? O gün ‘Hoca efendi’ dediniz bugün FETÖ’nün başından liste alarak milletvekili listesine konulanlar var. O listelere konulması için dahili olanınız var mı?” diye konuştu.
Akşener, Cumhurbaşkanı’nı eleştirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
SİZ BOLU BEYİNİN TORUNU OLABİLİRSİNİZ
“OHAL bahane edilip herkesin ekmeğiyle tehdit edildiği bir dönemdeyiz. Her zaman bir Bolu Beyi vardır, her zaman da bir Köroğlu vardır. Siz Bolu Beyi’nin torunu olabilirsiniz ama bu cesur insanlar Köroğlu’nun torunlarıdır. Sayın cumhurbaşkanı dedi ki, ‘Bu hayırcıların bir dikili ağacı yok’. Bizim gemiciğimiz yok, Hollanda’da şirketimiz, sarayımız, zırhlı aracımız yok. Büyük ayakkabı kutucuklarımız yok. Rahmetli Demirel’e bir dönem denilmişti ki ne yaptın? Rahmetlik demişti ki ‘Kardeşim bu sattıklarını babamdan mı buldun?’ Bizim her birimizin biriktirdikleriyle bu cumhuriyetin oluşturdukları sizin de ona buna peşkeş çekip varlık fonuna aktardığınız dikili ağaçların tamamı bizimdir.”
KENDİ ÇOCUKLARINIZI GÖNDERİN
Meral Akşener’in konuşması sırasında 30 kişilik bir grup ülkücü alana gelerek tepki göstererek, restoranın önünde asılı bulunan ‘Meral Akşener hayır lokması’ yazılı pankartı indirmek istedi. Alan bir anda karışırken, araya girenler ile ülkücüler arasında gerginlik yaşandı. Polisler ve araya girenler, tepki gösteren grubun Meral Akşener’in bulunduğu alana girmesine engel oldu. Meral Akşener yaşananlara tepki göstererek, olayları yatıştırmaya çalıştı. Meral Akşener, “Başka anaların doğurduğu çocuklarla kabadayılık yapmak kolay. Gönderin kendi çocuklarınızı. Çoluk çocuğu iş peşinde, hepinizin çoluk çocuğu ballı maaşlar için AKP’lilerle yan yana. Bu garipleri ise yollayın buraya. Tutuklandıklarında da ortada bırakın. Ben sayın cumhurbaşkanının söylediklerini söylemeye başladım olay çıktı. Yaşasın ileri demokrasi. Siz hem Kara Fatma’nın torunlarısınız. Böyle yapın bakalım n’oluyor? 16 Nisan akşamı bütün bu zorbalıkların, baskıların karşılığı bu cesur insanlar, bu cesur kadınlar hayır diyecek, hayır diyecek. 80 milyon kere hayır diyecek” dedi.
Polis tepki gösteren grubu alandan uzaklaştırdı.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

15Bakan Akdağ, 5 yaşındaki şehit yeğeni ile asker selamı verdi

DHA
18 Mart 2017 – 16:27Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 16:27

Hümeyra PARDELİ/ERZURUM, (DHA) – SAĞLIK Bakanı Recep Akdağ, Erzurum’da şehit ailelerine verilen yemeğe katılan şehit yeğeni 5 yaşındaki Sefa Gündüzhev ile asker selamı verdi.
Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 102’nci yıldönümü nedeniyle Valilik koordinesinde Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürülüğü tarafından Öğretmen Evi’nde şehit ailelerine yemek verildi. Yemeğe Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Vali Seyfettin Azizoğlu, 9’uncu Kolordu ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Mehmet Özoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Cumhuriyet Başsavcısı Halil İnal, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ömer Çomaklı, İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Çelik, İl Emniyet Müdürü Mehmet Aslan ile gaziler ve şehit yakınları katıldı. Şehit aileleri ile tokalaşan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 1986 yılında şehit olan Mehmet Gündüzhev’in yeğeni ile yakından ilgilendi. Asker üniforması ile dolaşan Sefa Gündüzhev’i seven Bakan Akdağ onunla birlikte selam verdi. Törende şehit ailelerine bir konuşma yapan Bakan Recep Akdağ şunları söyledi:
“İçinde bulunduğumuz bir dönem Çanakkale değildir ama adeta ikinci bir Çanakkale’dir. Bu milletin üzerine kaç terör örgütünün hesabı var ve arkalarında da onları destekleyen hain güçler var. Ama onlar bilmiyorlar ki, bu şehit olan kardeşlerimizin yanı sıra bu milletin 80 milyonu da yeri geldiğinde şehit olmaya hazırdır. Hepimiz hazırız, onlar bu milletin şehadete verdiği ehemmiyeti bilmiyorlar. Üstümüze PKK’lıları, DAEŞ’lileri, FETÖ çetesini göndermekle bu millete diz çöktüreceklerini zannediyorlar, çöktüremezler. Bu topraklar hep şehit kanı ile ıslanmış. 93 harbinde, Kurtuluş savaşında, ondan sonra da böyle olmuş. Ne bu toprakları kimseye teslim ederiz, ne de şehitlerimizin mirasına bir halel getiririz.”

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

14Bahçeli: 16 Nisan’da Avrupa’da tahtlar sallanacak

DHA
18 Mart 2017 – 16:09Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 16:09

Felat BOZARSLAN- Şahismail GEZİCİ- Mesut BUDRAÇ/ ELAZIĞ, (DHA)- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ilk referandum mitingini düzenlediği Elazığ’da, 15 Temmuz darbesinin bir ‘Haçlı Operasyonu’ olduğunu belirterek, “Biliniz ki 16 Nisan’da Türkiye’de sistem değişecek, Avrupa’da ise tahtlar sallanıp rejim değişikliklerinin ilk kıvılcımı çakılacaktır” dedi.
Anayasa değişikliği için 16 Nisan’da yapılacak referandumla ilgili ilk mitingini Elazığ İstasyon Meydan’ında düzenleyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 15 Temmuz süreci, Güneydoğu’da devam eden terör operasyonları, Suriye’nin El Bab Bölgesi’nde yaşanan terörle mücadele çalışmaları ile son olarak diplomatik krizin yaşandığı Hollanda ve Almanya ilişkilerini değerlendirdi.
Miting alanında  ilçe ilçe isimleri vererek yoklama alan Bahçeli, her ilçe sonunda ‘burada’ seslerinden sonra, “Maşallah Elazığ tek yürek halinde buraya akmış. Harput’un hatıraları demet demet burada toplanmış. Fırat’ın birlik ve kardeşliğe akan suları Elazığ’a şan ve ruh vermiş” dedi.
“20 TEMMUZ 2015’TEN BU YANA ŞEHİT SAYIMIZ BİN 137’DİR”
Türkiye’nin kuşatma altında olduğunu savunan Bahçeli, “Ancak bugün kardeşliğimizi kıskananlar çok sayıdadır. Elazığlı’nın kaynaşma ve kucaklaşmasını çekemeyenler kara kampanya peşindedir. Türk ve Türkiye düşmanları devrededir. Karşımızda çok çetin bir oyun sahnededir. Bu oyun acımasız, vahşi ve ahlaksızdır. Küresel komplonun hedefinde Türk milleti vardır. Bu nedenle terör örgütleri kışkırtılmaktadır. Bu nedenle tehditler yoğunlaşıp derinleşmektedir. Türkiye kuşatma altındadır. Yıkım müteahhitleri, sanal sorun mucitleri taarruzdadır. Bin yıllık kardeşliğimizden rahatsız olan mihraklar içimizde ve çevremizde kanlı nöbettedir. Dikkat ediniz, 20 Temmuz 2015’den bu tarafa vatan ve millet uğruna toprağa düşen şehit sayımız bin 137’dir. PKK saldırmaktadır. Lice, Kulp, Genç üçgeninde günlerdir üstün bir mücadele sergilenirken, maalesef şehadet haberleri de alınmaktadır. Artık hainlerin kökü kazınmalı, inleri, saklandıkları delikleri yerle bir edilmelidir” diye konuştu.
“15 TEMMUZ BİR HAÇLI OPERASYONUYDU”
IŞİD, PYD-YPG’nin küresel güçlerin himayesinde “4 parçalı Kürdistan” için tuzak kurduğunu belirten Bahçeli şöyle devam etti:
“Bunun yanında İblisin yeryüzü garnizonu olan IŞİD, gözü dönmüşçesine kan dökmektedir. Kahraman Mehmetçiğin El Bab’ta 182 gün boyunca destan yazarak IŞİD’i söküp attığına millet ve Elazığ şahittir. PYD-YPG ise sınırlarımızın hemen dibinde, küresel güçlerin himayesiyle dört parçalı Kürdistan için tuzak kurmaktadır. Menbiç teröristlerin tasallutunda, Rakka tutsaktır. Bu cinayet çetelerinin en şerefsizi, en adisi, en sinsisi olan FETÖ, 15 Temmuz’da silaha sarılmıştır. FETÖ, son haçlı akınına komuta eden barbarlardan, Türkiye’yi işgal emrini alarak 15 Temmuz akşamı harekete geçmişti. Bunlar şerefli Türk askerinin kamuflajı içine saklandılar. Bunlar din ve diyanet istismarıyla batıla hizmet edip, küfrün yanında hizalandılar. Bunlar ki, yaratılmışların en aşağısı, en aşağılığı, en alçağı olarak milli hafızadaki kirli yerlerini aldılar. FETÖ, Anadolu’yu ele geçirmek maksadıyla yüzyıllardır pusuda bekleyen muhasım odakların, müstevli emellerin kızgın maşası, karanlık parçasıdır. Savaş uçaklarımızı gasp edip tepemizden bomba attılar. Helikopterlerimizi kaçırıp üzerimize kurşun yağdırdılar. Milli birliğimizi çözmek, milli bünyemizi çürütmek istediler. Askeri askere, askeri polise, polisi askere kırdırıp iç savaşa hizmet ettiler. Türkiye böylesi bir ihaneti hiç görmedi. Türk milleti böylesi bir zillete hiç düşmedi. Hiç kuşkunuz olmasın, 15 Temmuz bir Haçlı operasyonuydu. Planlaması ise Pensilvanya’daki hoca kılıklı hain ve arkasından itekleyip kumanda eden güçler tarafından yapılmıştı. Cüzdanlarına bir dolar koyup ByLockla haberleşen, himmet kuyruğuna girip aziz milletimizin kuyusunu kazmaya yeltenen şerefsizlere Türk milleti boyun eğmedi. Tankın önüne millet iradesi sere serpe yattı. 248 şehit vermek pahasına, masum kardeşlerimiz kurşunların karşısına inançla çıktı. Darbe teşebbüsüne 80 milyon direndi. FETÖ şiddeti sürerken, IŞİD, PYD-PKK sınırlarımızdan içeri sızıp işgali tamamlamak için fırsat kolluyorlardı.”
“16 NİSAN’DA AVRUPA’DA REJİM DEĞİŞİKLİKLERİNİN İLK KIVILCIMI ÇAKILACAK”
Almanya ve Hollanda ile yaşanan diplomatik krize de değinen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 16 Nisan’da Türkiye’de sistemin değişeceğini, Avrupa’da ise tahtların sallanacağını, rejim değişkliklerinin il kıvılcımının çakacağını söyledi. Bahçeli, şöyle konuştu:
“İşte görüyorsunuz, Hollanda, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin yaptıklarını. Hollanda 16 Nisan referandumundan korktu, cephe aldı. Türk milletinin iradesiyle sistem değişikliği yapmasından rahatsız olan ırkçı, Türk ve İslam karşıtı blok, olmadık tahammülsüzlükler gösterdi. Dışişleri Bakanımızın uçuş iznini iptal ettiler. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı bir hanım kardeşimizi zor ve cebir kullanarak aracına hapsettiler, ardından ülkeden çıkardılar. Hollanda yönetimi, bu ülkede hayat ve varlık mücadelesi veren vatandaşlarımızın üzerine atlarını sürdü, itlerini saldı. Biliniz ki, 16 Nisan’da Türkiye’de sistem değişecek, Avrupa’da ise tahtlar sallanıp rejim değişikliklerinin ilk kıvılcımı çakılacaktır. Bu yüzden monarşik yönetimler huzursuz ve sancılıdır. Hükümetler şaşkın ve şuursuzdur. Avrupa’nın demokratikleşmesi, insan hak ve özgürlüklerine saygı duymayı öğrenmesi yakındır, 16 Nisan’dan sonra kaçınılmaz bir şekilde gündeme gelecektir. Hollanda’da yapılan seçimler ırkçı ve Türkiye düşmanlarının yüzlerini kızartmış, okkalı bir ders vermiştir. İnanıyorum ki, yürüyüşümüzün önüne taş koymak isteyenler 16 Nisan’da kaybedecektir. Yerli, milli ve ahlaki bir uzlaşmayla; üstelik tamamıyla iç dinamiklerle temellenmiş sistem değişikliğini hazmedemeyenler dağılacaklardır. 16 Nisan’da Türkiye kazanacaktır. 16 Nisan’da Türk milleti onun bunun ağzına bakmayarak, muhteşem iradesiyle geleceğini şekillendirecektir.”
“FETÖ, PKK, DHKP-C, PERİNÇEK LOBİSİ”
Meydanda toplananlardan, sık sık referandum için “Evet” sözünü alarak, “Bu evetler, hayırcı kafilenin içindeki FETÖ, PKK, PYD, DHKP-C, Perinçek lobisi ve Türk doşmanlarını tir tir titretecektir” diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu evetler, daha Anayasa’da ne yazdığını bilmeyen, zahmet edip de bir maddesini açıp okumamış CHP Genel Başkanının uykularını kaçıracaktır. Bu evetler, hayırcı kafilenin içindeki FETÖ, PKK, PYD, DHKP-C, Perinçek lobisi ve Türk düşmanlarını tir tir titretecektir. Bu evetler, Avrupa’ya kapak, işgal planı yapanlara tokat olacak, alayını silindir gibi ezip geçecektir. Değerli Elazığlılar, Bizim nezdimizde hem evet, hem de hayır diyen her vatandaşım, her kardeşim bir ve aynıdır. Fakat bu defa hayırda hayır yoktur. Ayağımıza pranga vurmak, bağımsızlığımıza bitirmek isteyen terör örgütleri ve arkasındaki ülkeler karşımızdadır. Bu oluyorken, yalan kafilesi sapıtmış, ölçü ve ayarı iyice kaçırmıştır. Rejim değişecek diyorlar, külliyen yalandır. Değişecek olan sadece hükümet etme sistemidir, yenisinin adı da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir. Federal sistem gelecek, Türkiye eyaletlere bölünecek, üniter yapı bozulacak diyorlar. Tümden iftira, tümden hayal mahsulüdür. Milliyetçi Hareket Partisi varken, Gakgoşlar şuurlu ve uyanıkken, Türkiye’yi federasyona sürüklemeye hiçbir işbirlikçi, casus, melun ve yabancı ajanın gücü yetmeyecektir. Ve de böyle birisi veya birileri henüz anasının karnından doğmamıştır. İlk dört madde güvencededir. Teminat Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Anayasa’ya millet damgasını vurmuştur. Kırmızı çizgilerimizi aşındırmaya kalkanın alnını karışlayacağımız da iyi bilinmelidir.”

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

13Kılıçdaroğlu: Fiili durum, anayasal statüye kavuşturulmak isteniyor

DHA
18 Mart 2017 – 15:32Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 15:32

Bahar DEMİREL / ANKARA, (DHA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliği referandumuna ilişkin “Fiili durum, anayasal statüye kavuşturulmak isteniyor. Bütün yetkiler var zaten. Parlamentoda çoğunluk var. İstediğiniz kanunu çıkarıyorsunuz. Bütün bakanlar sizden. İstediğiniz kararı alabiliyorsunuz. Eksik olan ne? 80 milyon bir kişinin önünde diz çöksün isteniyor” dedi .

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Ankara’da Yenimahalle Belediyesi’nin ‘Halk-Kart’ tanıtım törenine katıldı. Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen törende hitap eden Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliği halk oylamasının bir iktidar seçimi olmadığını vurguladı. Kılıçdaroğlu, “Bu, bir seçim değil. “Bir iktidar belirlemiyoruz. Her şeye egemen olan tek adam yönetimi mi olsun, demokratik parlamenter sistem mi olsun? Oylayacağımız budur. Sandığa giderken, elimizi vicdanımıza koyacağız, düşüneceğiz ve sandığa öyle gideceğiz. Bugün 18 Mart, Çanakkale şehitlerini anıyoruz. Hangi bedeller ödeyerek, biz bu cumhuriyeti kurduk? Dumlupınar’ı, Anafartalar’ı unutacak mıyız? Tek adam yönetimi hiçbir zaman olmadı. Erzurum Kongresi, tek adam yönetimi var mıydı? Hayır. Sivas Kongresi’nde tek adam mı vardı? Hayır. Çok fazla insan vardı. Bir araya geldiler. Manda tartışmaları oldu. Türkiye’yi mandalar mı yönetsin yoksa Türkiye kendi bayrağının altında özgürce bir devlet olarak kurulsun mu, diye. Ortak akıl budur. Manda reddedilmiştir. Biz, tarihimizi bilerek, verdiğimiz şehitlerin kanlarının ne kadar değerli olduğunu unutmadan sandığa gideceğiz. Oyumuzu öyle kullanacağız” diye konuştu.

“ALİ, VELİ MESELESİ DEĞİL; VATAN MESELESİ”

Türkiye’nin demokrasi için ağır bedeller ödediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bu; Ali, Veli meselesi değildir. Bu; A partisi, B partisi meselesi değildir. Bu; A kişisi, B kişisi meselesi değildir. Bu, bir memleket meselesidir. Bu; bayrak, vatan, demokrasi meselesidir. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Kimliklerimiz farklı olabilir. İnançlarımız farklı olabilir ama bir ortak paydamız var; vatanımız, demokrasimiz, bayrağımız, birlikte yaşama irademiz. Neden vazgeçiyoruz bundan? Bize dayatıyorlar. Tek adam rejimini öneriyorlar. Her şeyi bir kişi bilecek, bir kişi karar verecek. Ortak akıldan vazgeçelim, tek aklın mahkumu olalım; diyorlar. Peki, o bir kişi hata yaparsa bedelini kim ödeyecek? Bedelini halk ödeyecek” dedi.

“23 NİSAN 1920’DE MECLİS’İ KURARKEN TEK ADAM MI VARDI?”

Anayasa değişikliği referandumu üzerinden her bireyin tek tek sorumluluğu olduğunun altını çizen CHP lideri Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Her vatandaşın endişe taşıdığını biliyorum. Endişeli bir süreçten geçtiğimizi de biliyorum. Nasıl oldu da Türkiye, bu noktaya geldi? 23 Nisan 1920’de Meclis’i kurarken, tek adam mı vardı? TBMM’ye Gazi Meclis, diyoruz. Bu Meclis, bütün vekilleriyle milli Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Meclis. Bu Meclis, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında sabaha kadar çalışıp, darbeyi püskürten Meclis. Şimdi ne diyoruz? ‘Meclis’in yetkilerinin bir kısmını alacağım’. Kime vereceğim? ‘Bir adama vereceğim’. Neden? Bir Allah’ın kulu çıkıp, bana bunun akılcı gerekçesini açıklamak zorundadır. Ben bilmiyorum. ‘Meclis çalışmıyor’ diyorlarsa Meclis çalışıyor. Bütün yasama dönemlerinden çok daha fazla kanun bu yasama döneminde çıkmıştır. Rakamları alsınlar, baksınlar. Parlamento çalışıyor. Uyum olursa uyum içinde çalışılırsa kanunlar çıkıyor”

“ÖNCE İNKAR ETTİLER SONRA ‘TEK ADAM REJİMİ OLACAK’ DİYORLAR”

Akıl ve mantıkla sandığa gidilmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Devletin yapısını ve işleyişini bir kişi belirleyecek; başkan. Başkan diyordum, itiraz ediyorlardı. Şimdi onlar da başkan demeye başladılar. Tek adam rejimi, diyordum. Önce inkar ettiler, sonra ‘Evet, tek adam rejimi olacak’ diyorlar. Biz o tartışmaları bir kenara bırakarak, aklımızla ve mantığımızla düşünerek, sandığa gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti kolay kurulmadı. Bağımsızlığını kolay elde etmedi. Bir kişi hem başkan olacak hem başbakan olacak kaç yardımcısı olacak hiç belli değil, kaç bakan olacak hiç belli değil. Arzu ederse en geç 24 saat içinde bütün valileri, kaymakamları, müftüleri, emniyet müdürlerini, büyükelçileri değiştirebilir. Bir kişiyi ikna ettiniz mi 24 saat içinde Türkiye Cumhuriyeti’ni ele geçiriyorsunuz? Buna ‘Evet’ denir mi? Böyle saçmalık olur mu? Diyorlardı ki ‘FETÖ terör örgütü 30-35 yılda devletin içinde sızdı, paralel devleti kurdu’. 30-35 yıla gerek yok. Bu modelde bir kişiyi ikna ettiniz mi, 24 saat içinde zaten ele geçiriyorsunuz” diye konuştu.

“80 MİLYON BİR KİŞİNİN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKSÜN İSTENİYOR”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Ne diyor? ‘Rakka’ya gireceğiz’. Gir kardeşim. ‘Münbiç’e gireceğiz’. Gir kardeşim. ‘İkisine de giremiyoruz’. Niye konuşuyorsun o zaman? Tek adama yetki verdiğimiz zaman Türkiye’nin itibarını düşünün. Bu fiili durum. Bu fiili durum, anayasal statüye kavuşturulmak isteniyor. Bütün yetkiler var zaten. Parlamentoda çoğunluk var. İstediğiniz kanunu çıkarıyorsunuz. Bütün bakanlar sizden. İstediğiniz kararı alabiliyorsunuz. Eksik olan ne? Her şeyi yapıyorsunuz; ama deniyor ki ‘Bütün yetkileri bir kişiye verelim’. ’80 milyon büyük değil, bir kişi büyüktür’. 80 milyon bir kişinin önünde diz çöksün isteniyor. Bu ülkenin insanları onurlu insanlardır. Demokrasiyi savunurlar. Benim gibi düşünmeyenin de konuşmaya hakkı vardır. Ayrımcılık, toplumu ayrıştırmak olmaz. Siyasetin görevi toplumda uzlaşmayı sağlamaktır. Siyaset, uzlaşma sanatıdır; bölme sanatı değildir. İnsanlar bir araya gelecek, oturup konuşacak. Ayrıştık, bölündük. Neredeyse kavga edeceğiz. Komşumuzun kimliğini, inancını, yaşam tarzını sorgular hale geldik. Bu; Türkiye’yi böler, Türkiye’yi ayrıştırır, Türkiye’yi kutuplaştırır. Tam tersini yapmalıyız. Bizim gibi düşünmeyenler de özgürce konuşabilmeliler”

“NASIL MAĞDURSUN KARDEŞİM? MAĞDUR OLAN BİZİZ”

Referanduma dengesiz ve haksız koşullarda gidildiğini savunan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Devletin forsunu, arabasını, uçaklarını, parasını, televizyonlarını kullanıyorlar. Kendi televizyonları 24 saat yayın yapıyor. Biz, bu vatandaşa gerçekleri anlatmak için sokak sokak kendi imkanlarımızla gezip, anlatmaya çalışıyoruz. Ağrıma giden ne? Devletin forsunu, arabasını, uçaklarını, parasını, televizyonlarını kullanacaksın sonra meydana çıkıp, ‘Ben mağdurum’ diyeceksin. Sen nasıl mağdursun kardeşim? Mağdur olan biziz. Her türlü engellemeyi yapıyorlar vatandaş doğruları öğrenmesin, diye. Biz doğruları anlatmıyorsak biz yanlış söylüyorsak senin televizyonuna çıkalım, orada medeni insanlar gibi tartışalım. Ben mi yanlış söylüyorum, sen mi yanlış söylüyorsun? Biri konuşuyor, 15 dakika sonra öbürü konuşuyor. Böyle bir referandum olur mu? Hangi eşit şartlarda gidiyoruz? Bütün bunlara rağmen ben bu milletin demokrasiye bağlılığına güveniyorum”

“NİYE KAOS OLSUN?”

‘Hayır, çıkarsa kaos olacak’ yorumlarına da yanıt veren CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Niye kaos olsun? Sayın Cumhurbaşkanı yerinde oturacak, 2019’a kadar. Binali Bey, başbakanlığını sürdürecek. Bakanlar, parlamento yerinde olacak. ‘Hayır’ ne demek? Biz demokrasiye sahip çıkıyoruz, demek. Biz parlamentomuza sahip çıkıyoruz, demek. Biz milli iradeye sahip çıkıyoruz, demek. Türkiye’nin saygınlığı artacaktır. Türkiye ekonomik olarak büyüyecektir. İtibarı artacaktır. Otoriter bir yönetimden demokrasiyi savunan bir Türkiye sürecine girecektir Türkiye. Biz bunu savunuyoruz” dedi.
Kaynak: Hürriyet

12Kütahya’da 3 hakim ile 1 savcı gözaltına alındı

DHA
18 Mart 2017 – 15:28Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 15:28

Oğuzhan KILIÇ/KÜTAHYA, (DHA)- FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından ihraç edilen 202 hakim ve savcıdan, haklarında yakalama kararı bulunanlardan 3 hakim ile 1 savcı Kütahya’da gözaltına alındı.
Kütahya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şubesi ekipleri, ihraç edilen hakim ve savcılardan haklarında gözaltı kararı bulunan hakim K.A.’yı Kütahya kent merkezinde, hakim H.B.’yi Tavşanlı İlçesinde, kadın hakim F.K.’yı Altıntaş İlçesinde, savcı Y.D.’yi de Simav İlçesinde gözaltına aldı. Evlerinde arama yapılan 3 hakim ve 1 savcı Kütahya Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi’ne getirildi. Burada işlemleri tamamlanan savcı ve hakimler daha sonra polisler tarafından soruşturmanın yürütüleceği İzmir’e götürüldü.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

11Çanakkale Deniz Zaferi’nin 102’nci yıldönümü, coşkuyla kutlanıyor (2)

DHA
18 Mart 2017 – 15:27Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 15:27

STADYUMDA COŞKULU KUTLAMA
Çanakkale’de, Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na çelenk konulmasıyla başlayan 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 102’inci yıldönümü törenlerine, 18 Mart Stadyumu’nda devam edildi. Zaferin 102’inci yıldönümü coşkusunun yaşandığı stadyumda, Genelkurmay Başkanlığı Mehter Takımı’nın, yerini alması sırasında 13 bin kişi kapasiteli tribünleri dolduran vatandaşlar, büyük sevgi gösterilerinde bulundu. Mehter Takımı daha sonra futbol sahasının ortasına kurulmuş olan platform önünde mini konser verdi. Törende, askeri birliklerinin yanı sıra, gaziler ve öğrenciler de, alanda yerlerini aldı. Törenin yapıldığı çimlerde, öğrenciler büyük bir Türk bayrağı ile Atatürk posterini açtı.
‘BÜYÜK BAŞKAN GELİYOR’ SLOGANI ATILDI
Tribünleri dolduranlar, tören için gelmesi beklenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için, ‘Geliyor, geliyor, büyük başkan geliyor’ sloganları attı. Tören öncesinde yine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da İstiklal Marşı’ndan dizeler okuduğu zaferi anlatan kısa belgesel gösterimi, platformun yanındaki dev ekranlarda yer aldı. Törene gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Tayyar Ertem, Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan eşlik etti, zafer coşkusuna ortak oldu. Kutlamalara ayrıca, milletvekilleri ile yabancı askeri temsilciler de katıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şeref tribünündeki yerini aldığı sırada, tribünleri dolduranlar, “Recep Tayyip Erdoğan” diyerek sevgi gösterilerinde bulundu.
ALTIN MADALYA BAYRAĞA TAKILDI
18 Mart Stadyumu’ndaki kutlamalar ise 1994 yılında, 253 bin şehit adına, TBMM tarafından çıkarılan 3972 Sayılı Kanun’la, Çanakkale’ye verilen ve üzerinde ‘Çanakkale geçilmez’ yazılı altın madalyanın, Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Tayyar Ertem, Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan tarafından, Türk bayrağına takılmasıyla başladı. Ardından altın madalyalı bayrak, saygı duruşu sonrasında, Boğaz Komutanlığı bandosunun çaldığı İstiklal Marşı eşliğinde göndere çekildi.
“GELİBOLU YARIMADASI VAROLUŞ MÜCADELESİNİN ADI SOYADIDIR”
Törende ilk konuşmayı Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan yaptı. Şehitlerin kahramanlıklarını anlatan Ülgür Gökhan, “Barışın kenti Çanakkale’ye gelen tüm misafirlerimizi selamlıyorum. Barış diyoruz hep, barış. Gelibolu Yarımadası varoluş mücadelesinin adı soyadıdır. Bağrında sakladığı özbe öz evlatları vardır. Çanakkale ruhu çok derin bir ruhtur. Ona mutlaka çok sahip çıkılmalıdır. Ona sahip çıkılmadığı zaman sonuç apaçık ortadadır. Zaferde, siper kazanını da gördük. 100 yıl sonra vatanı parçalamak için hendek kazanları gördük. Diline mezhebine kim olduğuna bakmadan, birlikte yaşamanın ruhudur Çanakkale. 15 Temmuz’da tankın tüfeğin karşısında duranlar işte böyledir. Devletin içerisinde çöreklenenlere karşı. Çanakkale’yi çok iyi anlamalıyız” dedi.
Ülgür’ün ardından Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Tayyar Ertem ve Çanakkale Valisi Orhan Tavlı da konuşma yaptı. Törende Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen şehit yakınları ve gaziler de bulundu.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN KÜRSÜYE ÇIKTI
Törende son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kürsüye çıktı. Tribünleri selamlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasına şehitleri ve gazileri rahmetle yad edip başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yıllar gelip geçiyor ama şehitlere tepesi boş kalmıyor. Annelerimiz dün çocuklarını Çanakkale’ye gönderiyorlardı. Bugün terör örgütlerinin üzerine gönderiyorlar. Suriye’ye gönderiyor. Türk milleti böyle bir millettir. Vatanı, bayrağı, ezanı, istiklali ve istikbali söz konusu olduğu zaman gözü hiçbir şey görmez. 15 Temmuz’da meydanlara inip aslanlar gibi direnen bu milletin önünde kim durabilir. Korkaklar zafer anıtı dikemez diyoruz. Milletimiz cesaretini 15 Temmuz’da F 16’lara, tanklara, helikopterlere, silahlara karşı gösterdi. ‘Yurduma alçakları uğratma sakın. Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana vaat ettiğimiz günler, yakın. Kim bilir belki yarın. Belki yarında da yakın’ işte bu millete, bu gerçeği sunan milletimize, şükran borcumuzu ödemek için 14 yıldır gecemizi gündüzümüze katarak çalıştık. Türkiye’ye dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi haline getirmek için çalıştık” dedi.
“SİSTEM TERCÜME DEĞİL, YERLİDİR”
Gelinen noktada mevcut sistemde daha fazla ileri gitme imkanının olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “En yenilikçi reformlara, projelere imza atmış kadro olarak milletimize tarihi bir değişim sistemi teklif ediyoruz. 16 Nisan’da halk oylamasına sunulacak anayasa değişikliğiyle, Türkiye yönetim sistemini değiştiriyor” dedi. Bunda amaçlarının istikrar ortamını sağlamak olduğu görünüşünü savunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Madem en büyük 10 ekonomi arasına girmeyi hedefliyoruz, öyleyse bu ülkelerle rekabet etmemize imkan sağlayacak yönetim sitemine ihtiyaç var. Darbelerin, krizlerin, kaosların sebebi olan mevcut sistem yerine dünyanın en gelişmiş ülkelerindeki yönetim sistemine geçiyoruz. Bunun adını da Cumhurbaşkanlığı sistemi olarak koyduk. Milletimizin önüne getirdik. Bu sistem öyle tercüme değil, yerlidir, millidir. Cumhurbaşkanlığı sistemini, milli, yerli demokrat olan herkes sahiplenmiştir” dedi.
“BÖYLE KİŞİLER HEP OLDU”
Görevlerinin Çanakkale’de yedi düvele meydan okuyan dönemin en modern ordularını dize getiren ecdada layık olmak olduğunu da ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şunları söyledi:
“Çanakkale savaşları nedeniyle oradaki ruhu, heyecanı, azmi kararlılığı kalbinde hissetmeyen hiç kimsenin yüreği bu millet için çarpmaz. Ülkemizde böyle bir kesim hep oldu. Bundan bir asır önce askerlerimiz düşmana burayı dar ettiği sırada birileri, bu savaşa ne gerek vardı havasındaydı. Tıpkı bugün ‘Suriye’de ne işimiz var. Irak’ta ne işimiz var. Afrika’da ne işimiz var’ diyenler gibi. O zaman da milletimizin verdiği mücadeleyi sorguluyorlardı ama milletimiz Çanakkale’yi de kazandı, Kurtuluş Savaşı’nı da kazandı. Kendisine yeni bir devlet kurdu. Türkiye Cumhuriyeti bizim ilk değil son devletimizdir. Osmanlı da bizimdir, Selçuklu da bizimdir. Binlerce yıllık tarihimizde gelmiş geçmiş tüm devletler bizimdir.”
“MİLLİ GELİR DAHA FAZLA OLURDU”
Devleti yaşatmanın insanı yaşatmaktan, insanı yaşatmanın yolunun da onu huzur içinde yaşatmaktan geçtiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sadece 1991 yılından bu yana Türkiye kesintisizi bir istikrar içinde yaşasaydı bugün nerede olacaktık biliyor musunuz? Şu anki yerimizin iki kat ilerisinde olacaktık. Milli gelirimizi göreve geldiğimiz zaman 3 bin 400 dolardan aldık. Şu anda 11 bin dolardayız. Fakat o dediğim yıldan itibaren 22 bin dolar olacaktı. 2023 hedeflerimize çoktan ulaşmıştık. Ülkemizi götürebileceğimiz kadar ileriye götürdük ama ne yaparsak yapalım iş geliyor bir yerde tıkanıyor. 2007 yılında Türkiye ilerlerken birden karşımıza olmadık engel çıkardılar. 2007 yılında Meclis’te bize cumhurbaşkanı seçtirmek istemediler. 367 gibi bahaneyle Meclisi kilitlediler. Biz de çözümü millete gitmekte bulduk. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi o zaman çözüm olan reformdu. Sonra partimize kapatma davası açtılar. 2013 yılından itibarin yaşadığımız her olay, artık köklü bir değişikliğin habercisiydi. 17 – 25 Aralıkta emniyet yargı darbesinde, gücü milleten almayan bir çetenin ürünüydü. Milletin desteğiyle darbecileri tasfiye ettik. Güvenlik güçlerimiz çukurlara ülkeyi böleceğini sananları o çukurlara gömdü. Güvenlik güçlerimize teşekkür ediyorum. Onlar, o çukur kazanları, kazdıkları çukurlara onları gömüyor. Sınır ötemizdeki teröristlere ise Fırat Kalkanı operasyonuyla gittik. Bulundukları yerde imha ettik. Bu ülkenin, ne teröristlere ne de onların arkasındakilere vereceği tek bir karış toprağı, feda edeceği tek bir insanı yoktur. İşte bunun içini her fırsatta ne diyoruz tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. İşte bu bizim Rabia’mızdır. Bölünmeyeceğiz, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız. Kardeş olacağız. Hep birlikte Türkiye olacağız. Gücümüzü buradan alıyoruz. Bu şekilde almaya devam edeceğiz.”
“15 TEMMUZ’DA HEDEFLERİNE ULAŞMAK İSTEDİLER”
Türkiye’ye tüm saldırıları boşa çıkanların 15 Temmuz’da kanlı girişimle hedeflerine ulaşmak istediklerini de söyleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu millet, tankı, topu silahı görünce kaçar, evlerine saklanırlar, onlarda ellerini kollarını sallayıp gelip ülkeyi teslim alır sandılar. Tabii öyle olmadı. Halkım, FETÖ ihanet çetesini derdest etti. Şimdi mahkemelerde hesap veriyorlar. Yakalandıklarında itiraf ettikleri ne varsa şimdi inkar ediyorlar. İstedikleri kadar inkar etsinler. Ortada 249 şehidimizin şehadeti var. Gazilerimiz var. Ortada işgal edilmek istenen bir ülke var. O gece dökülen kanın sorumlusu kim? Vatandaşlarımızın üzerine tankla, topla saldıran, Meclisimizi, Külliyemizi, Özel Harekat Merkezi’ni bombalayan kimdi? Hepsi de suçüstü yakalandı. Milletimiz müsterih olsun. O katiller, onları destekleyen kim varsa hak ettikleri cezayı alacaklar. Karşımda şehit ve gazi aileleri var. Hiç merak etmeyin 16 Nisan’dan sonra parlamento inanıyorum ki, onlarla ilgili idam talebinizin de gereğini yapacaktır. Bu bana geldiği zamana tereddütsüz onaylarım. Hans ne diyecek, şu ne diyecek, bu ne diyecek bunlarını hiçbirisi bizi ilgilendirmez. Halkım ne diyeceke bizi bu ilgilendirir” diye konuştu.
“AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE”
15 Temmuz’un değişimi kaçınılmaz kıldığını da vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “15 Temmuz musibeti, bize artık değişimin kaçınılmaz olduğunu gösterdi. Bir daha bu olaylarla karşılaşmamak için 2023 hedeflerine ulaşmak için ihtiyacımız olan yeni yönetim sisteminin startını verdik. Ak Parti ve MHP bu konuda müşterek hareket etme kararı aldı. Siyasi partilerimiz üzerine düşeni yaptı, Meclis üzerine düşeni yaptı. Şimdi sıra milletimizde. Bu değişiklikleri yurt dışında anlatmaya çalıştığımızda karşımızda garip bir tablo bulduk. Terör örgütlerinin hepsi bir olmuş karşı çıkıyor. Ana muhalefet partisi de karşı çıkıyor” dedi.
Son günlerde Avrupa’da yaşanan gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şöyle devam etti:
“Avrupa ülkeleri benim Dışişleri Bakanımın uçağına iniş izni vermiyor. Hollanda da, atlarını itlerini benim oradaki vatandaşlarımın üzerine salıyor. Almanya’nın şansölyesi de onun yanında yer aldığını söylüyor. Yazıklar olsun size. Bunların birbirinden farkı yok. Al birini vur ötekine. Ne yaparsanız yapın bu milleti yolundan çeviremeyeceksiniz. 16 Nisan’da benim milletim batının bu yanlış tavırlarına karşı en güzele cevabı inşallah sandıklarda demokratik şekilde verecektir. Bütün bu olanlar, herkesi biri yere doğru sevk ediyor. ”
YARASALAR İSTEMİYOR DİYE GÜNEŞ DOĞMAKTAN VAZGEÇMEZ
Yurt dışında 3 milyon seçmen bulunduğunu belirten Erdoğan, bunlara ulaşmalarının engellendiğini söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kim olursa olsun, biliniz ki Cumhurbaşkanınız her zaman dik durdu, bundan sonra da dik duracak. Hayır diyenlere sonuna kadar açtıkları kapıları, evet için gelenlere sık sıkıya kapattıklar. Bakanlarımız sürekli salonlarını iptaliyle sudan bahanelerle dışlandılar. Kendi konsolosluk binamıza giremedik. Siz bakana kapıları kapatamazsınız. Uluslararası hukukta yeri yok. Ha böyle gidersiniz bunun karşılığını Türkiye’de bulacaksınız. Onlar da bu değişimin ne anlama geldiğini iyi biliyor. Bir asır önce hasta adam diye taziyesine gelenler, Çanakkale’de uğradığı bozgunu unutamamışlar. Yeni Çanakkale zaferlerinin yolunu açacağını iyi biliyorlar. Beyhude uğraşıyorlar. Yarasalar istemiyor diye güneş doğmaktan vazgeçmez. Onlar istese de istemede Türk milletinin yeniden dirilişi olacaktır. Çanakkale 16 Nisan’da büyük güçlü Türkiye için evet diyor mu? Çanakkale 16 Nisan’da istikrar için evet diyor mu?”
1915 ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ’NÜN TEMELİNİ CANLI YAYINDA ATTI
Anayasa değişikliklerini gittiği illerde tek tek izah ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gittiğim illerde, yalancıların iftiracıların ağızlarını kapatmak için değişikleri teker teker izah ediyordum. Çanakkale’de bunu yapmayacağım. Eşek ölür kalır semeri insan ölür kalır eseri. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü yapıldığında birileri ona hayır diyordu. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapıldığını hayır dediler. Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapıldığında hayır dediler. Osmangazi Köprüsü yapıldığında hayır dediler. Marmaray yapıldığında hayır dediler. Avrasya tüneli yapıldığında hayır dediler. Şimdi bugün Çanakkale Köprüsü’nün temelini atıyoruz. Hayır mı evet mi? İnanın onlara yine hayır der” dedi.
Erdoğan, 5 yıl sonra köprünün açılışına geleceklerini belirterek, şunları söyledi:
“Burada cumhurbaşkanlığı sistemini mutlu edecek, istemeyenlerin ise huzurunu kaçıracak bir müjde 102 yıl önce düşmanlarımızı derin sularına gömen Çanakkale yeni biri dönemin başlangıcı anlamına geliyor. Bu köprü dünyanın bir numarası oluyor. Asya’yı Avrupa’ya bağlıyoruz. Çanakkale Boğazı üzerine öyle bir köprü yapıyoruz. Hem ecdada, hem de gelecek nesillere layık eser olacak. Bedeli 10 milyar 500 milyon Türk Lirası. Ve bu 17 yıl işletilecek ondan sonra devlete bırakılacak. Böyle bir eser. İş bilenin kılıç kuşananın. Ve köprüyle İstanbul İzmir’e farklı bir şekilde bağlanmış olacak.”
Konuşmadan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lapseki’de bulunan tören alanına canlı olarak bağlandı. 1915 Çanakkale Köprüsü’nün temelini canlı yayında attı.
BAŞBAKAN DA HAYIRLI OLMASINI DİLEDİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telekonferansla katıldığı Lapseki’deki 1915 Çanakkale Köprüsü’nün temel atma töreninde Başbakan Binali Yıldırım da şunları söyledi:
“Sayın Cumhurbaşkanım, Çanakkale bugün tarihi bir gününü yaşıyor. Çanakkale geçilmez diyen ecdadımızdan aldığımız güçle Çanakkale’yi Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına taşıyacak o büyük eserin, 1915 Çanakkale Köprüsü’nün temelini sizlerin huzurunda atıyoruz. Ülkemize, Çanakkale’ye, milletimize hayırlı olsun.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet butonlara basıyorsunuz galiba! Ya Allah bismillah” demesiyle Başbakan Yıldırım, Bakanlar, Güney Koreli ortaklar ile butona bastı. 1915 Çanakkale Köprüsü’nün temeli atıldı. Ardından dualar edildi.
TEMELE GÖMÜLECEK TÜPE 1’ER LİRA KONULDU
Başta Başbakan Binali Yıldırım olmak üzere protokol üyeleri, temele gömülecek tüpün içine 1’er lira koydu. Başbakan Yıldırım, “Köprünün parasının yarısı çıktı” diyerek espri yaptı. Tüpe konan mektubun ise geleceğe yönelik olduğu belirtildi. Tüp daha sonra Başbakan Binali Yıldırım tarafından yüklenici firma yetkililerine verildi. Tören, harç dökülmesiyle sonra erdi.
TÖRENLERDE GENİŞ GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINDI
Çanakkale Zaferi kutlamalarının yapıldığı kentte polis ve jandarma da geniş güvenlik önlemleri aldı. Kentte, birçok ilden takviye polis ekipleri gönderildi. Kutlamaların yapıldığı stadyum çevresindeki güzergahlar trafiğe kapatıldı. Polisin hemen tüm alanlarda, geniş önlemler aldığı gözlendi. Basın mensupları da, tören alanlarına girdikleri sırada sıkı aramalardan geçirildi.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

10Bakan Ağbal: 16 Nisan Türkiye düşmanlarına karşı ders vereceğimiz gündür

DHA
18 Mart 2017 – 15:05Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 15:05

Coşkun MENEK/BAYBURT, (DHA) – MALİYE Bakanı Naci Ağbal, 16 Nisan’ın Türkiye için önemine değindi, “16 Nisan vesayet odaklarına, demokrasi karşıtı güçlere, Türkiye düşmanlarına karşı ders vereceğimiz gündür” dedi.
Memleketi Bayburt’ta çeşitli temaslarda bulanan Maliye Bakanı Naci Ağbal, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile kahvaltıda buluştu. AK Parti iktidarına yönelik saldırı ve oyunları hatırlatan Bakan Ağbal, 2002’de başlayan kalkınma hamlesine 16 Nisan’da yeni bir ivme kazandıracaklarını kaydetti. Bakan Ağbal şöyle konuştu:
TÜRKİYE’Yİ HUKUK DEVLETİNE DÖNÜŞTÜRÜYORUZ
“Türkiye’yi bir hukuk devletine dönüştürüyoruz. Bütün vesayet odaklarını ortadan kaldırıyoruz ve ekonomide olağanüstü başarılar elde ediyoruz. Bütün bunları önümüze koyduğumuz zaman 16 Nisan’da önümüze konan Anayasa değişikliğine ‘evet’ mi diyeceğiz, ‘hayır’ mı? Bütün mesele burada düğümleniyor. Bu gelişmeleri, bütün tarihsel hadiseleri, Türkiye’nin gittiği istikameti hatırlamadan, bunları zihnimizde tekrar yoğurmadan, tek başına Anayasa değişikliği maddelerine bakmanın yeterli olmadığını düşünüyorum. Bunların hepsini bu ülke olarak, millet olarak birlikte yaşadık. Bütün bu zorlukların üzerinden beraberce geldik. 16 Nisan, 2002 yılında başlayan bütün bu değişimin ve dönüşümün yepyeni bir merhaleye taşınacağı günün adıdır. 16 Nisan vesayet odaklarına, demokrasi karşıtı güçlere, Türkiye düşmanlarına karşı ders vereceğimiz gündür. Türkiye’nin 2002 yılında başlattığı bu kalkınma hamlesine, büyüme hamlesine yepyeni bir ivme kazandıracağımız, gün olacaktır. 2002’de başladığımız  uluslararası alanda sözü dinlenen Türkiye fotoğrafını daha da ileriye taşıyacağımız bir gün olacaktır.”
AVRUPA’NIN TAVRINA ŞAŞIRMAYIN
Avrupa’da Türk siyasetçilere yönelik yaptırımları da eleştiren Bakan Ağbal, şöyle devam etti:
“Son 14 yılda yaşananlardan sonra Avrupa’nın Türkiye’ye bakışı değişti. Artık her söylenene başını eğip, ‘emredersiniz’ diyen bir Türkiye yok. Tam tersine, ‘Ey Batı, ey Avrupa. Şunları yapacaksınız’ diyen bir Türkiye var. Ülke olarak, devlet olarak, millet olarak uluslararası siyasette söz sahibi oluyorsak, sayın Cumhurbaşkanımızın, ‘Dünya beşten büyüktür’ sözü her yerde dikkatle takip ediliyorsa, bu milletin verdiği destekle, milletin verdiği güçle oluşturuluyor. Avrupa’nın referandum karşısındaki tavrına sakın şaşırmayın. Bu, artık gizleyemedikleri yüzlerinin ortaya çıkarılmasından başka bir şey değildir. 16 Nisan’dan sonra, ‘evet’ çıkarsa Türkiye’nin önü daha da açılacaktır. Avrupa’nın gördüğü bu. Türkiye güçleniyor, büyüyor. Her bakımdan Türkiye artık söz sahibi oluyor. Onun için 16 Nisan’ı iki kural, iki madde olarak görmeyin. 16 Nisan Türkiye’nin dünyada daha fazla sözünün dinleneceği dönemin başlangıcı olacak.”
AVRUPA’DA DERSİNİ ALACAK
Avrupalıların gizlemeden, saklamadan, açıktan ‘hayır’ kampanyası yürüttüğünü ifade eden Maliye Bakanı Naci Ağbal, “Gerek oradaki vatandaşlarımıza yönelik kampanya yürütüyorlar, gerekse Türkiye’deki bir takım sivil toplum kuruluşlarını kullanarak bunu yapmaya çalışıyorlar. PKK terör örgütünün, FETÖ terör örgütünün tüm yandaşları Avrupa ülkelerinde salon salon dolaşıyor ‘hayır’ kampanyası için. İş Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanlarına gelince, siyasetçilerine gelince bin bir türlü bahane uyduruyorlar. Bu yapılanlar bizim kendimize olan inancımızı daha da geliştirsin. Bu korkan Avrupa’nın yüzüdür. 16 Nisan geldiğinde inşallah Türkiye öyle bir destan yazacak ki, Avrupa’da buradan kendi dersini alacak” diyerek açıklamalarını noktaladı.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

9Bahçeli’den ilk miting: 16 Nisan’dan sonra Avrupa’da tahtlar sallanacak

Hürriyet Haber
18 Mart 2017 – 14:58Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 16:01

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, referandum çalışmaları kapsamında 9 ilde yapılması planlanan mitinglerin ilkini Elazığ’da gerçekleştirdi. Bahçeli burada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “Türkiye kuşatma altındadır. Bin yıllık kardeşliğimizden rahatsız olan mihraklar içimizde kanlı nöbettedir. PKK saldırmaktadır. Maalesef şehadet haberleri alınmaktadır. Artık hailerin kökü kazınmalı. saklandıkları inleri yerle bir edilmelidir. Kahraman Mehmetçiğin El Bab’ta DEAŞ’ın kökünü söküp attığını gördük. Menbiç teröristlerin tutsağıdır.

İBLİSİN YERYÜZÜ GARNİZONU

İblisin yeryüzü garnizonu olan DEAŞ kan dökmektedir. Kahraman Türk askerinin DEAŞ’ı söküp attığına Türk milleti şahittir. Bu cinayet şebekelerin en sinsisi FETÖ ise 15 Temmuz’da silaha saldırmıştır.

15 TEMMUZ HAÇLI OPERASYONUYDU

15 Temmuz bir haçlı operasyonuydu, planlaması ise Pensilvanya’daki hoca kılıklı haini kumanda eden güçler tarafından yapılmıştı. Elbette Türk milleti istiklaline sahip çıktı. Türkiye uçurumdan el birliğiyle kurtarıldı. Türkiye’yi devleti ve vatanı kaybedebiliriz dedik ve uzlaşma çağrısı yaptık. Sorumluluktan kaçmadık. Yenikapı ruhuna bağlılığımızı gösterdik.

‘ÖLÜME KAFA TUTUMUŞ EVLATLAR…’

FETÖ silaha sarılmıştır. FETÖ din ve diyanet istismarıyla küfrün yanında yer aldılar. Türkiye böylesi bir ihaneti görmedi. Genelkurmay teslim alınmış, Polis Özel Harekat saldırıya uğtamıştı. MHP, zalime haine meydan okuyarak görevinin başındaydı. o geceyi hepimiz yaşadık. Şehadete inanmış, ölüme kafa tutmuş evlatlar onlara kafa tutmuştur. Türk milleti vatanına sahip çıktı. Türkiye uçurumdan el birliği ile kurtarıldı. Devleti ve vatanı kaybedebiliriz dedik. Tıkanıklığı açalım istedik. Önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben ilkesi ile hareket ettik. AK Partili ile 18 maddelik anayasa değişikliği konusunda anlaştık. İlkelerimizden taviz vermedik. Ülkülerimizden ayrılmadık.

’16 NİSAN’DAN SONRA…’

Hollanda yönetimi bu ülkede varlık mücadelesi sürdüren vatandaşlarımızın üstüne atlarını sürdü, itlerini saldı.Yürüyüşümüzün önüne taş koymak isteyenler 16 Nisan’da kaybedecektir. Hazmedemeyenler dağılacak 16 Nisan’da Türkiye kazanacaktır. Türk milleti muhteşem iradesi ile geleceğini şekillendirecektir. Biliniz ki 16 Nisan’da sistem değişecek Avrupa’da ise tahtlar sallanıp rejim değişikliklerinin ilk kıvıcımı çakılacaktır. Hükümetler şaşkın ve şuursuz. Avrupa’nın demokratikleşmesi yakındır. 16 Nisan’dan sonra gündeme gelecektir. Hollanda seçimleri ırkçılara okkalı bir ders vermiştir. İnanıyorum ki yürüyüşümüze taş koymak isteyenler 16 Nisan’da kaybedecektir. 16 Nisan’da Türkiye kazanacaktır, Türk milleti onun bunun ağzına bakmayarak iradesiyle geleceği şekillendirecektir.

‘TEK ADAM YÖNETİMİ OLACAK DİYENLER CAHİL’

Bu ‘evet’ler hayırcı kafile içindeki PKK, FETÖ, DEAŞ ve Türk düşmanlarını tehdit edecektir. Bu EVET’ler Türk düşmanlarına kapak olacak alayını silindir gibi ezecektir. Tek adam yönetimi olacak diyorlar. Bunu söyleyenler tarih cahilidir. Yaşanan sistem tartışmalarını bitirmek için evet diyoruz. Oturup konuşmassak ayırıp çatıştıracak. Devletin süratli karar aldığı TBMM’nin aktif ve etkin olduğu bir sistemi kurmazsak 15 Temmuz’da harekete geçenler tekrar varlığımıza suikast yapacaklardır.”
Kaynak: Hürriyet

8Bir kriz bitmeden diğerini başlatıyorlar…

Hürriyet Haber
18 Mart 2017 – 14:46Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 14:53

Alman İstihbarat Servisi (BND) Şefi Bruno Kahl, darbe girişiminin arkasında Fethullah Gülen’in bulunduğuna dair kanıt olmadığını ileri sürdü.

“SİVİL BİR CEMAAT”

BND şefi ayrıca, FETÖ’nün Türkiye’de iddia edildiği gibi radikal İslamcı ve hatta terörist bir örgüt olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, örgütü ‘dini ve seküler eğitim için çalışan sivil bir cemaat’ olarak nitelendirdi.
Kaynak: Hürriyet

7Sivas’ta FETÖ’den 10 öğretmen tutuklandı

DHA
18 Mart 2017 – 14:20Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 14:20

Gökhan CEYLAN/SİVAS, (DHA)- SİVAS’ta Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik yapılan operasyonda gözaltına alınan 15 öğretmenden 10’u tutuklandı.
Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY’ye yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde, örgüt üyesi ve örgütün şifreli haberleşme programı ByLock kullanıcısı oldukları iddiasıyla gözaltına alınan ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile meslekten ihraç edilen 15 öğretmen gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 5’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 10’u ise tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kaynak: Hürriyet

6Bakan Özhaseki: 15 Temmuz’da bedenini siper eden şehitlerimiz de var

DHA
18 Mart 2017 – 13:52Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 13:52

Oktay ENSARİ-Yasin DALKILIÇ/KAYSERİ, (DHA)- ÇEVRE ve Şehircilik bakanı Mehmet Özhaseki, Türk milletinin özgür yaşamasının bedelini ödediği için şehitler verdiğini söyledi. Özhaseki, “Bu coğrafya da bağımsız olarak özgür olarak yaşamanın bir bedeli var. Biz bu bedeli ödüyoruz. Geçtiğimiz yıllarda yakın ve uzak zamanlarda bu vatanın bölünmez bütünlüğü için şehit düşen onlarca evladımız vardı. 15 Temmuz’da da bedenini siper eden şehitlerimiz de var” dedi.
Valilik tarafından 18 Mart Şehitleri Anma ve 18 Mart Çanakkale  Deniz Savaşının 102’nci yıldönümü nedeniyle Hilton Oteli’nde şehit aileleri ve gaziler için verilen ögle yemeğine Bakan Mehmet Özhaseki, Vali Süleyman Kamçı, AK Parti milletvekilleri İsmail Tamer, Hülya Nergis Atçı, Garnizon Komutanı Tuggeneral Ercan Teke, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, il protokol mensupları katıldı. Şehit aileleriyle el sıkışan ve onların sorunlarını dinleyen Çevre ve Şehircilik bakanı Mehmet Özhaseki, şunları söyledi :
“FETÖ’CÜLER, ÜMMET-İ MUHAMMED’İ ALDATTI”
Cenab-ı Allah’tan bütün şehitlerimize rahmet diliyorum. Allah’tan dileğimiz, bir daha bu topraklara şehit bedeni düşmesin. Bu coğrafya da bağımsız olarak özgür olarak yaşamanın bir bedeli var. Biz bu bedeli ödüyoruz. Geçtiğimiz yıllarda yakın ve uzak zamanda bu vatanın bölünmez bütünlüğü için şehit düşen onlarca evladımız vardı .15 Temmuz’ da da bedenini vatanı için, milleti için bayrağı için ezanı için siper eden şehitlerimiz de var. Bizler, bağımsızlığına düşkün milletiniz. Bunun için ölümü hiçe sayarız. Son günlerce canımız ciğerimiz yanıyor. Geriye baktığımızda diğer zamanlarda bundan çok fark değildi. Devlet olarak PKK ve FETÖ ile mücadele ediliyoruz. Bu mücadele’yi de kararlılıkla sürdüreceğiz. PKK şehir merkezlerinden ve dağlardan temizlendi. İçimizden çıkarak, senelerce bizi aldatıp, haince bir planlarla kendini saklayara,k gizleyerek müslüman gibi gözükerek, Ümmeti Muhammedi aldatıp, bir gece insanları kandıranlar, kendi insanına kurşun sıkan adi kahpelere gereken dersi verdik.”

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

5Erdemli’de FETÖ/PDY operasyonu: 13 gözaltı

DHA
18 Mart 2017 – 13:51Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 13:51

Mehmet DOĞANER/ERDEMLİ (Mersin), (DHA) – MERSİN’in Erdemli İlçesi’nde Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) yönelik gerçekleştirilen operasyonda, aralarında ablaların da bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı.
Erdemli İlçesi merkezli 13 ilde 18 adrese eş zamanlı FETÖ/PDY operasyonu düzenlendi. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Yıldırımhan Okulları’nda görev yapan ve örgütün eğitim kadrosunda olduğu belirlenen 9’u kadın 13 kişi gözaltına alındı.
Erdemli İlçesi’ne getirilen şüpheliler, sorgulamalarının ardından yoğun güvenlik önlemleri adliyeye sevk edildi.

FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet

4İhraç edilen 20 hakim ve savcıya gözaltı

DHA
18 Mart 2017 – 13:31Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 13:31

Bahri KARATAŞ/İZMİR, (DHA) – HAKİMLER ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından meslekten ihraç edilen hakim ve savcılardan 23’ü hakkında İzmir’de gözaltı kararı verildi. Operasyon yapan polis 20 hakim ve savcıyı gözaltına aldı.
17 Mart 2017 tarihinde HSYK tarafından meslekten ihraç edilen hakim ve savcılardan 23’ü için İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gözaltı kararı verildi. Bunun üzerine İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, sabah erken saatlerde eş zamanlı operasyonla 23 hakim ve savcıdan 20’sini gözaltına aldı. Hakim ve savcılar sağlık kontrollerinin ardından İzmir Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltına alınan hakim ve savcıların telefonlarında FETÖ/PDY’nin kullandığı kriptolu haberleşme programı ‘ByLock’un bulunduğu iddia edildi. Diğer 3 kişinin de yakalaması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.
Kaynak: Hürriyet

3Son dakika: Tekmeci saldırganı bırakan hakime gözaltı

Hürriyet Haber
18 Mart 2017 – 13:25Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 13:53

HSYK’nın ihraç ettiği ve hakkında gözaltı kararı verilen 56 hakim arasında ilginç bir isim de bulunuyor.

Habertürk’ün haberine göre, metrobüste şort giydiği için hemşire Ayşegül Terzi’ye tekme ile saldıran Abdullah Çakıroğlu’nun ilk celsede serbest bırakan Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi İbrahim Uyanık da ilk etapta hakkında gözaltı kararı verilen isimler arasında yer alıyor.
Kaynak: Hürriyet

2FETÖ şüphelisi 17 sağlık memuru tutuklandı

DHA
18 Mart 2017 – 13:18Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 13:18

KAYSERİ, (DHA) – KAYSERİ’de, FETÖ/PDY soruşturmasında gözaltına alınan 24 sağlık personelinden 17’si tutuklandı.
FETÖ/PDY soruşturması kapsamında ByLock kullandıkları iddiası ile 14 Mart Tıp Bayramı’nda gözaltına alındıktan sonra dün mahkemeye çıkarılan 24 sağlık memurundan 17’si tutuklanarak cezaevine konuldu. 7 sağlık memuru ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.
Kaynak: Hürriyet

1Erdoğan: Al birini vur ötekine…

Hürriyet Haber
18 Mart 2017 – 12:53Son Güncelleme : 18 Mart 2017 – 14:24

Çanakkale Deniz Zaferi’nin 102’nci yıldönümü, kentte coşku ve heyecanla kutlanmaya başladı. Törenlerde ilk olarak, Cumhuriyet Meydanı’ndaki Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Atatürk Anıtı’na çelenk konuldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, törende yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “15 Temmuz’da darbecilerin karşısına aslanlar gibi dikilen bu milletin önünde kim durabilir? Şahadeti göze almış insanların elde edemeyeceği hiçbir başarı yoktur. Milletimize şükran borcumuzu ödemek için 14 yıldır çalıştık çalışıyoruz. Şimdi hedefimiz Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirmektir. 16 Nisan’daki referandumla tarihi bie yönetim değişikliği teklif ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi tercüme falan değildir, yerlidir, millidir. Bizim gayemiz Çanakkale’de yedi düvele meydan okuyan dönemin en modern ordyuların dize getiren tarihin akışını değiştiren ecdadımıza layık olabilmektir. Türkiye Cumhuriyeti bizim ilk değil son devletimizdir.

“BU MİLLETİ KAÇAR SANDILAR!”

Sınırlarımız dışından bize saldıran teröristleri de Fırat Kalkanı ile imha ettik. Bu ülkenin teröristlere ve arkalarındaki güçlere verecek tek bir karış toprağı yoktur. İşte bunun için her fırsatta Rabia diyoruz. Gençler tek millet, tek bayrak,tek vatan, tek devlet. İşte bu bizim Rabia’mızdır. Bölünmeyeceğiz, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. İşte gücümüzü buradan alıyoruz. Bu şekilde de olmaya devam edeceğiz. 15 Temmuz’da kanlı bir darbe girişimiyle hedeflerine ulaşmaya çalıştılar. Bu milleti kaçar sandılar. Ellerini kollarını sallayarak ülkeyi teslim alacaklar sandılar. Milletimiz o gece FETÖ ihanet çetesi mensuplarını derdest etti. Şimdi hepsi mahkemelerde. Her şeyi inkar ediyorlar. İstedikleri kadar inkar etsinler. Ortada 2193 gazimiz, 249 şehidimiz, işgal edilmek istenen bir devlet var.

İDAM TALEBİ

O gece dökülen kanın sorumlusu, silah arkadaşlarına kurşun sıkan kim? O katiller ve destekçileri hakettikleri cezayı alacaklar. Merak etmeyin, 16 nisan’dan sonra parlamento inşallah onlarla ilgili idam talebinizin de gereğini yapacaktır. George, Hans ne diyecek? Bunların hiçbirisi bizi ilgilendirmez. Halk ne diyecek, hak ne diyecek bizi bu ilgilendirir.

“YAZIKLAR OLSUN SİZE! AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE”

Terör örgütlleri ve ana muhalefet partisi yeni sisteme karşı çıkıyor.Hollanda yönetimi Dışişleri Bakanımın uçuş iznini iptal ediyor. Bayan Bakanımı Hollanda’ya sokmuyor. Atlarını, itlerini benim oradaki vatandaşlarımın üstüne sürüyor. Almanya Şansölye’si de onun yanında yer aldığını söylüyor. Yazıklar olsun sizlere! Al birini vur ötekine. Ne yaparsanız yapın, bu milleti yolundan çeviremeyeceksiniz. 16 Nisan’da benim milletim en güzel cevabı sandıklarda demokratik bir şekilde verecektir. Biliniz ki Cumhurbaşkanınız her zaman dik durdu ve öyle durmaya devam edecektir. Evet diyenlere kapılarını kapatıp hayır diyenlere açtılar. Eğer böyle giderseniz, bunun karşılığını Türkiye’den göreceksiniz. Türkiye’deki halk oylamasının ne anlama geldiğini onlar çok iyi biliyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi her alanda yeni Çanakkale zaferlerinin yolunu açacağını biliyorlar. Yarasalar istemiyor diye güneş doğmaktan vazgeçmez.”
Kaynak: Hürriyet

CEVAP VER